Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1252 E. 2024/859 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1252
- Karar No
- 2024/859
- Karar Tarihi
T.C. BURSA BAM 13. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1252 - 2024/859 T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A 13. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : 2023/1252 KARAR NO : 2024/859 BAŞKAN : MUHİTTİN PARLAK 41410 ÜYE : SEMİH DOĞAN 151521 ÜYE : ASİYE ŞULE GÖKDEMİR 120941 KATİP : NURSEL BAL 292428 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/465 KARAR NO : 2021/1034 KARAR TARİHİ : 08/12/2021 İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : 10/01/2022 Davacı 11/01/2022 Davalı Allianz Sigorta 21/01/2022 Davalı Ada Kauçuk Plas... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1-... VEKİLİ : Av. ... : 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI(MÜTEVEFFA) : 3 -... MİRASÇILARI : ...
: ... : ...
İHBAR OLUNAN : ... İLİŞİKLİ KİŞİ : ... VEKİLİ : Av. .... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan ) B.A.M. KARAR TARİHİ : 22/04/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/04/2024
Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 14/07/2014 tarihinde bisikleti ile evine gittiği sırada davalılardan ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ...plakalı aracın müvekkiline çarptığını, davalının kusurlu olduğunu, müvekkilinin birçok riskli ameliyat geçirmek zorunda kaldığını, davalı hakkında Bursa 26.Asliye Ceza Mahkemesinin... E. Sayılı dosyası ile dava açıldığını, ayrıca Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin...Esas sayılı dosyası ile manevi tazminat davası açtıklarını, davalılardan... İnşaat Turizm San. Ve Tic. Ltd. Şirketinin araç maliki olarak kusursuz sorumlu olduğunu, diğer davalı Mapfre Genel Sigorta A.Ş.'nin zorunlu mali sorumluluk sigortası sebebiyle sorumlu olduğunu belirterek şimdilik geçici işgöremezlik için şimdilik 3.000,00.-TL, iş gücü kaybı yönünden ise 10.000,00.-TL olmak üzere toplam 13.000,00.-TL tazminatın davalılardan ... A.Ş. için sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere, tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 03/09/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 12.684,00TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 508.711,00 TL sürekli iş göremezlik (maddi tazminat) alacağının,.. mirasçıları ile .. İnşaat Turizm San.Tic.Ltd.Şti. için haksız fiil tarihi olan 14/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı .. A.Ş yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiğini bildirmiştir. Davalı... Plastik Deri Kimya Otomotiv Tekstil Gıda İnşaat Turizm San. Ve Tic. Ltd. Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davadaki taleplerin zamanaşımına ve hak düşürücü süreye uğradığını, husumet itirazları olduğunu, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğinden davanın görevsiz mahkemede açıldığını, dava dilekçesinin HMK hükümlerine uygun olmadığını, davanın Ak Sigorta Anonim Şirketi'ne ihbar edilmesi gerektiğini beyan etmiş, esasa ilişkin itirazlarında da davalı sürücünün herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek her iki davalı müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Sigorta vekili cevap dilekçesinde; davanın görevli mahkemede açılmadığını, Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği için öncelikle görevsizlik kararı verilmesini, kazaya karışan araçta müvekkilin sigorta şirketi arasında poliçenin tespit edilemediğini, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı...Sigorta vekili cevap dilekçesinde; 12.12.2019 tarihli mahkemece verilen davaya taraf olarak eklenmelerine dair karar yerinde olmadığını, davaya taraf olarak eklenmeyi kabul etmediklerini, davacının davayı açmadan önce sigorta şirketine başvuru yapmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, poliçe ve teminat limitinin belirtilmesi gerektiğini, sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, tazminat hesaplaması aktüer sıfatına sahip bilirkişiler tarafından zmms genel şartları çerçevesinde yapılması gerektiğini, dosyaya sunulan maluliyet raporuna itirazları bulunduğunu, davacının hasar başvurusunda ve davayı açarken zorunlu evrakları sunmamış olduğunu, geçici iş görmezlik gideri tazminatı poliçe kapsamında olmadığını, tazminat sorumluluğunu kabul etmek anlamına gelmemekle beraber müterafik kusur araştırması yapılması gerektiğini, ceza dosyası evraklarının sunulması gerektiğini, faiz talebinin reddi gerektiğini, davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddi gerektiğini açıklanan nedenlerle, davanın taraf yokluğu sebebi ile reddine, müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığından aleyhine hüküm tesis edilmemesine, davanın KTK 97 uyarınca müvekkil şirkete başvuru yapılmamış olması nedeniyle usulden reddine, geçici iş göremezlik gideri tazminatının zmms poliçe teminat kapsamı dışında olması nedeniyle reddine, davacının maluliyetinin tespiti amacıyla ATK'ya sevkine, dosyada kusur tespiti yapılmasına, kazazedenin maluliyet durumunun tespiti amacıyla adli tıp kurumuna sevkine, müterafik kusur araştırması yapılamasına, müvekkil şirketin temerrüde düşmemiş olması ve diğer anılan gerekçelerle faiz talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; kaza tespit tutanağında sigortacının hatalı yazılması sebebiyle ... A.Ş' nın sehven gösterildiğini .. A Ş' nin davaya dahil edilmesinin talep edildiği anlaşılmakla, kaza tespit tutanağı belgeler incelendiğinde, davalı tarafın yanlış gösterilmesinin HMK m.124/4 kapsamında kabul edilebilir bir hataya dayandığı ve dürüstlük kuralına aykırı olmayan tarafta iradi değişiklik talebinin kabulü ile HMK'nın 124.Maddesi uyarınca davalı ... A.Ş'nin davada taraf olmaktan çıkarılmasına, davaya yerine ... A.Ş nin ikame ile davalı olarak uyaba kayıt edilmesine karar verildiği, davacının kaza nedeniyle geçici iş göremezlik tazminat zararının 12.684,46 TL, sürekli iş gücü kaybının 508.711,95 TL olmak üzere toplam zararın 521.396,41 -TL olduğu, kazanın meydana gelişinde davacının kusursuz, davalı sürücü müteveffa ..'nın ise %100 kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü müteveffa ... haksız fiil, ...Tic.Ltd.Şti. malik sıfatıyla, Allıanz Sigorta A.Ş ise sigortacı olması nedeniyle oluşan zarardan sorumlu bulunduğu kabul edilerek aleyhine dava açılan ...A.Ş. Ara karar ile davalı taraf olmaktan çıkarıldığından ve kendisine vekalet ücreti hükmedildiğinden, bu ilgili hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacının ıslah talepli davasının kabulü ile; 12.684,00-TL geçici iş göremezlik, 508.710,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 521.395,00-TL'nin davalı...Sigorta A.Ş. 12/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla, diğer davalılar ise 14/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verildiği görülmüştür. Davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; hesaplanan tazminat miktarının yeterli olmadığını, PMF 1931 yaşam tablosuna göre hesaplama yapılması gerekirken TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, 2022 yılı asgari ücreti artışına göre rapor alınıp karar verilmesi gerektiğini ve bilirkişi raporundaki hesaplamaların yanlış olduğunu beyanla kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; müvekkilinin HMK 124 maddesi uyarınca taraf olarak eklenmesinin hatalı olduğunu zira bu yanılgının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının dava açmadan evvel sigorta şirketine müracaat etmesi halinde ve tramer kaydını sorgulaması halinde doğru sigorta şirketini tespit etmesinin ve mümkün olduğunu, dava açılmadan evvel müvekkili şirkete başvuru yapmadığını, sigortalı araç sürücüsüne yüklenen kusuru kabul etmediklerini, geçici iş görmezlik ve bakıcı giderinden müvekkilinin sorumlu olmadığını SGK nın sorumlu olduğunu, tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, müterafik kusur araştırması yapılması gerektiğini, müvekkili şirkete usulüne uygun müracaat bulunmadığından faiz talebinin reddine aksi kabul edilse dahi ıslah edilen miktar için ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ..... İstinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığını, ceza zaman aşımı süresinin müvekkili yönünden uygulanmaması gerektiğini, davacıya SGK tarafından davacıya geçici ve sürekli iş görmezlik tazminatı ödenip ödenmesinin sorulması gerektiğini, TRH 2010 yaşam tablosu ve teknik faizin uygulanması gerektiğini, geçici iş görmezlik tazminatının SGK nın sorumluluğunda olduğunu, müvekkilinin geçici iş görmezlik tazminatından sorumluluğu bulunmadığını, davacının kazanın oluşumunda koruyucu tertibat kullanmadığından müterafik kusuru bulunduğunu, kusur raporlara arasındaki çelişkinin giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkiline usulüne uygun müracaat bulunmadığından faiz talebinin reddi ile ıslah edilen miktar için ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, kararda yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinde hata yapıldığını, davalı ...sigortanın sorumluluk kapsamının hatalı belirlendiğini, yargılama giderinin tamamından sigorta şirketinin sorumlu tutulması gerektiğini ve mahkeme kararının gerekçe içermediğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava; trafik kazası nedeniyle cismani zarardan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık kazadaki kusur durumu, davacının zararın artmasında müterafik kusuru bulunup bulunmadığı, maddi tazminat hesabı ve davacının HMK 124 maddesi uyarınca taraf değişikliği talebinin dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı hususudur. Davalı ... vekili müvekkilinin HMK 124 maddesi uyarınca davaya dahil edilmesinin ve hakkında hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının dava açmadan evvel sigorta şirketine müracaat dava şartını yerine getirmediğini, müracaat etmiş ya da tramer kaydını sorgulamış olsaydı kaza tarihinde geçerli trafik sigortasının hangi sigorta şirketine ati olduğunu öğrenebileceğinin bu nedenle HMK 124 maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinden bahsedilemeyeceğinden bahisle istinaf isteminde bulunmuştur. HMK'nın 124. maddesinde; “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hakim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” düzenlemesi yer almaktadır. Dava, kaza tespit tutanağına göre karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu iddiası ile davalı... A.Ş. aleyhine açılmıştır. Anılan aracın kaza tarihini kapsayan trafik sigortacısının davalı ... A.Ş değil dava dışı .. A.Ş olduğu anlaşıldıktan sonra davacı tarafça HMK 124 maddesi uyarınca davalı..Sigortanın davaya dahil edilmesi talep edilmiş ve mahkeme tarafından kaza tespit tutanağına aracın sigorta şirketinin Mapfre Sigorta A.Ş olarak yazılması nedeniyle davacının davayı .. Sigortaya yönetmesinin HMK 124 madde gereğince bu durumun kabul edilebilir yanılgı olarak değerlendirilerek yasal hasmın söz konusu sigorta şirketi olduğunun tespitine ve davalı olarak eklenmesine karar verilmiş olup davacının husumette yanılgısının kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin bu husustaki takdirinde isabetsizlik bulunmadığından davalı ... vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Zaman aşımı bir defi olup, defiler HMK 141. Maddesine göre cevap ve ikinci cevap dilekçesi ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile ileri sürülebilir. Ön inceleme duruşmasına davacı mazeretsiz olarak gelmezse, davalı taraf onun muvafakati aranmadan defilerini ileri sürebilir. Ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra defiler ileri sürülemez. 6100 Sayılı HMK'nın 142. maddesinde ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra hakimin tahkikata başlamadan önce hak düşürücü süre ve zaman aşımı hakkındaki itirazlar ile defileri inceleyerek karar bağlayacağı hükmü düzenleme altına alınmıştır. Somut olayda davalı Ada Plastik...A.Ş.'nin cevap süresi içerisinde zaman aşımı itirazında bulunduğu, mahkeme tarafından bu hususta bir olumlu olumsuz bir değerlendirme yapmadan davanın esasına geçilerek karar verilmiştir. Mahkemece, ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra tahkikat aşamasına geçmeden evvel zaman aşımı itirazı hakkında karar verilmesi gerekirken karar verilmemesi doğru değildir. 2918 sayılı KTK'nun 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi), fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Somut olayda, yaralamalı trafik kazası 14/07/2014 tarihinde meydana gelmiş olup davanın 18/12/2021 tarihinde açılmış olması karşısında ceza zaman aşımı süresi dolmadığından ve davalının işleten olarak sorumluluğu KTK 85 maddesine dayandığından ceza zaman aşımı süresi işleten davalı açısından da geçerli olduğundan davalı ...Ltd .Şti.'nin zaman aşımına ilişkin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ......Ltd .Şti. İle Allianz Sigorta vekili işleteni ve sigortalısı bulundukları aracın sürücüsünün kusuru bulunmadığını ve davacının müterafik kusuru bulunduğunu beyanla istinaf isteminde bulunmuştur. Olayla ilgili tanzim edilen kaza tespit tutanağında kazanın oluşumunda davalı sürücünün manevra kurallarına aykırı hareket ettiğinden kusurlu olduğunun tespit edildiği ancak davacı bisiklet sürücüsünün kusuru ile ilgili değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Ceza yargılaması sırasında trafik bilirkişiden alınan raporda kazanının oluşumunda davalının asli kusurlu olduğu, bisiklet sürücüsünün de tali kusurlu olduğunun bildirildiği ancak ATK' dan alınan raporda kazanın meydana gelmesinde tek kusurun davalıya ait olduğunun ve davacının kusuru bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. Bursa 26.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/174 esas 2016/166 karar sayılı ilamı ile ATK' dan tazmin edilen kusur raporu ile kazanın oluşumunda tüm kusurun davalıya ait olduğu ve davacının kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığı kabul edilerek davalının erteli hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür. Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19.Ceza Dairesinin 2017/610 E-2017/573 K sayılı ilamı ile yapılan incelemede mahkeme kararını yerinde olması nedeniyle istinaf isteminin kesin olmak üzere esastan reddine karar verildiği görülmüştür. 6098 sayılı TBK 74 maddesi gereği hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Hukuk hakimi ancak ceza mahkemesinde tespit edilen maddi vakıa ile bağlı olup, zarar verenin kusurunun bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı hukuk hakimini bağlamayacaktır. Somut olayda, kazanın meydana gelmesinde tam kusurun davalı araç sürücüsü ...'ya ait olduğu ve dosyanın davacısının kusurunun bulunmadığına ilişkin değerlendirme yapan ATK raporu hükme esas alınmış olup, ceza yargılamasında ceza mahkemesinin kusura yönelik değerlendirmesi hukuk mahkemesini bağlamayacak ise de, olayın meydana gelmesine davalı araç sürücü ...'nın eyleminin neden olduğunu ilişkin ceza mahkemesince tespit edilen ve istinaf incelemesi ile kesinleşen maddi vakıa bağlayıcı olduğundan ilk derece mahkemesince kazanın oluşumunda davacının kusuru bulunmadığına ilişkin alınan ATK raporuna itibar edilerek davalının kazanın oluşumunda tam kusurlu kabul edilerek karar verilmesine ilişkin mahkemenin takdirinde isabetsizlik bulunmadığından davalı ... Ltd .Şti. Ve ... A.ş vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur, Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde "belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir" düzenlemesi yapılmıştır. Koruyucu tertibatlar bakımından yollama yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/2-a maddesinde "üç tekerlekli yük motosikletleri hariç, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı takması zorunludur" düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda; kaza tespit tutanağında, davacının idaresindeki bisikletle seyir halindeyken kazaya karıştığı tespiti yapıldığı, “kask tespit edilemedi” kısmının işaretli olduğu görülmektedir. Kaza sonucu davacının kafadan yaralandığı, maluliyetinin de anılan yaralanmadan kaynaklı olduğu dosya kapsamından anlaşılmakta ise de yukarıdaki açıklamalar ışığından KTK 78 maddesi ile Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/2-a maddesi uyarınca bisiklette kask takma zorunluluğu bulunmadığından davacının mütarafik kusurundan bahsedilemeyeceğinden davalı .... A.Ş ve ... A.Ş vekilinin nin bu husustaki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir. Ayrıca aynı kaza ile ilgili davacı tarafından davalı işleten ....Ltd .Şti. İle sürücüye karşı açılan manevi tazminat davasının yapılan yargılaması ile Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen karanın istinaf incelemesinin Dairemizce yapıldığı ve davalı....A.Ş.'nin kararı kusur ve müterafik kusur hususunda istinaf ettiği ve bu hususların incelenmesi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği görülmüştür. Mahkemenin kararında taraflar arasındaki uyuşmazlığın tespit edilerek, meydana gelen olayda davalıların sorumlu olduğu kanuni hükümlerin belirlenerek ayrıca sorumluluk miktarlarının tartışıldığı ve bu yönüyle HMK 297 maddesi uyarınca kararda gerekçe bulunduğu anlaşılmakla davalı ....Ltd .Şti. nin bu husustaki istinaf istemin de reddi gerekmiştir. Davalı ...Ltd .Şti. istinaf dilekçesi ile davacıya tazminat ödemesi yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini beyanla istinaf isteminde bulunmuş olup davacıya SGK tarafından davacıya geçici ve sürekli iş görmezlik tazminatı ödenip ödenmediğinin sorulmuş ve verilen cevap ile herhangi bir ödeme yapılmadığı bildirilmiş olduğu anlaşılmakla davalı ...Şti. nin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Geçici iş görmezlik tazminatı, uğranılan kaza nedeniyle günlük işlerini yapamayan veya yapmakta zorlanan (daha fazla güç sarfeden) kişilerin talep edebileceği (efor tazminatı) tazminat türüdür. Geçici iş göremezlik zararı; kazanç getiren bir işte çalışması yahut çalışma imkanı bulunmakla beraber, yaralanması nedeniyle iyileşme süresi içerisinde çalışamaması nedeniyle uğranılan zararlara karşı talep edilebilecektir. 6098 Sayılı TBK 54 maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybı, bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, geçici iş görmezlik zararları da bu kapsamdadır. Sürücü ve işletenin, zarar görenin geçici iş görmezlik zararlarından sorumlu olması nedeniyle davalı ...Ltd .Şti nin geçici iş görmezlik tazminatından sorumlu olmadıklarına ilişkin istinaf isteminin reddi gerektiği gibi, davalı tarafça 2918 Sayılı KTK 98 maddesi gereğince geçici iş görmezlik zararlarının tedavi giderleri kapsamında olduğundan bahisle, SGK'nın sorumluluğunda olduğu ileri sürülmüş ise de, genel şartlara atıf yapan kanuni düzenleme Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildiği gibi, geçici iş göremezlik zararı tedavi gideri olmayıp, 2918 Sayılı KTK 98 maddesinde geçici iş göremezlik zararlarının SGK'nın sorumluluğunda olduğuna ilişkin düzenleme de yer almadığı, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemede; trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin karşılanacağı belirtilmiş olup, geçici iş göremezlik ödemeleri yasa kapsamı içerisinde bulunmadığından ve geçici iş görmezlik tazminatının poliçe kapsamında olduğundan işleten ve sigorta şirketinin geçici iş görmezlik tazminatından sorumlulukları bulunduğundan davalı A....Ltd .Şti ve... A.Ş vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir. (Yargıtay 17 HD 2020/11295 E- 2021/780 K sayılı ilam). Tazminat hesabı yapılırken hüküm tarihine en yakın güne kadar yürürlüğe giren asgari ücretin uygulanması gerekir. Yargılamanın her aşamasında asgari ücret artışı resen dikkate alınacaktır. Asgari ücret kamu düzenine ilişkin olduğundan davacı bilirkişi raporuna itiraz etmemiş dahi olsa tazminat hesabı, sonradan yürürlüğe giren asgari ücrete göre belirlenmelidir (Yargıtay HGK 2016/21-1528 E-2019/1169 K sayılı ilam). Davacı vekili tazminat hesaplamasında hata olduğunu ve müvekkili hakkında 2022 yılı asgari ücrete göre tazminat hesaplaması yapılması gerektiğinden bahisle istinaf isteminde bulunmuş ise de, alınan raporun 16/06/2021 tarihli olduğu ve mahkemenin kararını 18/12/2021 tarihinde verdiği dikkat alındığında karar tarihinde 2022 yılı asgari ücretin yürürlüğe girmediği anlaşılmakla davacı vekilinin 2022 yılı asgari ücretine göre hesaplama yapılmasına ilişkin istinaf istemi yerinde değil ise de, hükme esas alınan aktüerya raporunun tanzim tarihinin 16/06/2021 tarihi olduğu, asgari ücretin yılda iki kez olmak üzere ocak ve temmuz ayında değiştiği bu yönüyle raporun tanzim tarihinde yılın ilk yarısı için geçerli olan asgari ücrete göre hesaplama yapıldığı anlaşılmakla davacı vekilinin asgari ücrete ilişkin istinaf isteminin bu yönüyle kabulü gerekmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; tazminat hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, TRH 2010 yaşam tablosu, Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak, bilinmeyen devirdeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle, teknik faiz dikkate alınmaksızın, tazminatın hesaplanması gerekecektir. (Yargıtay 17 HD. 2019/3292 E. - 2021/1848 K. sayılı ilam). Somut olayda alınan raporun TRH 2010 tablosuna göre ve prograsif rant yönetimine göre yapıldığı anlaşılmakla davalı Allianz Sigorta vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Her ne kadar bilirkişi tarafından TRH 2010 tablosuna göre ve prograsif rant yönetimine göre yapılan hesaplama Anayasa Mahkemesi kararına ve Yargıtay uygulamalarına uygun ve bakiye yaşam süresi bakımından davacının lehine ise de davacı vekilinin istinaf dilekçesinde açıkça hesaplamanın daha az bakiye ömür içeren PMF yaşam tablosuna göre yapılmasını talep etmesi karşısında taleple bağlılık ilkesi ve davalı sigorta şirketinin kazanılmış hakkı dikkate alındığında tazminat hesabının PMF yaşam tablosu ve prograsif yönteme göre belirlenmesi ve sonucuna göre tazminata hükmedilmesi gerekmekte olduğundan davacı vekilinin istinaf isteminin bu yönüyle kabulü gerekmiştir. Haksız fiilden doğan tazminat alacaklarında kural olarak sigorta şirketi dışındaki için faiz başlangıcı olay tarihidir. Sigorta şirketi yönünden 2918 sayılı KTK 99/1 maddesi ve Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları B.2 maddesi gereği, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılıp 8 iş günü içinde ödeme yapılmazsa temerrüt tarihinden, doğrudan dava açılmışsa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekmektedir. Hükmedilen maddi tazminatın tamamı için işleten ve sürücü yönünden olay tarihi, davadan evvel müracaat edilmemiş ise sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekmekte olup mahkemenin bu husustaki takdirinde isabetsizlik bulunmadığından davalı ......Ltd .Şti ve Allianz Sigorta A.Ş vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Kabule göre de; mahkemece verilen hükümde, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti uyarınca sorumlu olacağı miktarın açıkça belirtilmeden sadece poliçe limiti ile sorumlu olduğunun belirtilmesi de doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ....Ltd .Şti ve... A.Ş vekilinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi gereğince esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (a-6) bendi gereğince kararın kaldırılmasına, dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ....Ltd .Şti ve Allianz Sigorta A.Ş vekilinin Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/12/2021 tarih ve 2019/465 - 2021/1034 sayılı kararına yönelik istinaf kanun yolu başvurusunun HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, a) Davalı bb.Ltd .Şti'nden alınması gerekli 35.616,49.-TL istinaf karar harcının yatırılan 3.882,00.-TL'den mahsubu ile bakiye 31.734,49.-TL'nin bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, b) Davalı ... A.Ş 'den alınması gerekli 35.616,49.-TL istinaf karar harcının yatırılan 4.576,77.-TL'den mahsubu ile bakiye 31.039,72.-TL'nin bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, c) Davalı ....Ltd .Şti ve ..A.Ş vekilinin istinaf aşamasında yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 2-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/12/2021 tarih ve 2019/465 - 2021/1034 sayılı kararının KALDIRILMASINA, Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, a)İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere 22/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
... Üye ...
... Üye ...
... Katip ...