Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/975 E. 2026/1052 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/975
- Karar No
- 2026/1052
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/975
KARAR NO:2026/1052
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:23/11/2021
NUMARASI:2020/590 Esas, 2021/1275 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:16/07/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye iş bedeli alacağı için başlatılan icra takibine itirazın iptali davası olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı tarafça istinaf edilmiştir.Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacı ile ...-... arasında 19/02/2020 tarihinde imzalanan sözleşmeyle, ... Uygulaması yapılması konusunda tarafların anlaştıklarını, sözleşmenin 3. sayfasında, “sözleşmeye istinaden hem madde siparişi için ön avans olarak 5.000TL nakit hesaba havale kalan tutar iş teslimi faturasına istinaden 7 iş günü içerisinde nakit olarak tahsil edilecektir” şeklinde ödeme konusunda taraflarca madde eklendiğini, 20.02.2020 tarihinde ... tarafından müvekkili şirketin hesabına “polyurea yapımı” açıklamasıyla 5.000 TL EFT yapıldığını, davacının işi bitirip teslim ettiğini ve 27.02.2020 tarihli faturayı düzenleyerek e-fatura olarak karşı tarafa ilettiğini ancak ödeme yapılmadığını, fatura bedelinden 5.000,00-TL avans düşülerek 334,97-TL takip açılış tarihine kadar işleyen faiziyle birlikte toplam 12.046,13-TL üzerinden İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, borçlunun itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline ve takibin devamına, borçlunun kötü niyetli olması nedeniyle takip alacağının %20'sinden az olmamak üzer icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı .... Şti. arasında imzalanan 13.02.2020 tarihli sözleşmeye göre dava dışı şirketin “... adresinde yer alanı ... adlı geminin yakıt tanklarındaki kumlama yöntemiyle terhislenmesine müteakiben poliürea kaplanmasına” yönelik hizmet sözleşmesi imzalandığını, akabinde bahse konu işi üstlenen müvekkili ile davacı arasında imzalanan 19.02.2020 tarihli sözleşmeye işin yapılmasının davacı tarafa yüklendiğini, sözleşmenin 2.maddesinde işin teknik özellikleri tanımlanmış olup yapılacak poliürea uygulamasının “...” marka olması ve uygulama şeklinin kararlaştırıldığını, 3.4.maddesinde yapılacak poliürea uygulamasının sözleşmede kararlaştırılan koşullara uygun olarak yapılacağının, 3.5.maddesinde yapılacak poliürea uygulamasının 5 yıl sızdırmazlık ve deformasyona karşı garanti altında olacağının, 4.1.maddesinde yapılacak poliürea uygulamasının KDV dahil 22 EURO/m2 birim fiyatı üzerinden yapılacağının, 4.3.madesinde kesin hakedişin ölçümle yapılacağının, hakedişe esas ölçümde izolasyon yapılmış alan metrajın baz alınacağının, kesin hakediş metrajı tabloda verilen m2 birim fiyatı ile çarpılıp kesin hakediş tutarının hesaplanacağının, 5.1.maddesinde sözleşmeye istinaden ham madde siparisi icin ön avans 5.000 TL nakit hesaba havale, kalan tutarın ise iş teslimi faturaya istinaden 7 iş günü içinde nakit olarak tahsil edileceğinin kararlaştırıldığını, fakat davacının anlaşmaya göre işi yapmadığını, müvekkilince peşinat ödemesinin de yapıldığını, ayrıca kararlaştırılan “...” marka saf poliürea marka kullanması gerekirken başka bir marka kullandığının davacının temsilci çalışanı olan ... vasıtasıyla tutanakla tespit edildiğini, davacının yaptığı ayıplı iş sonucu geminin havuza indirilmesiyle birlikte su almaya başladığının yine tutanakla tespit edildiğini, ayrıca faturanın tek başına bir alacak nitelendiremeyeceğini, faturaya konu işin veya hizmetin de yerine getirilmiş olmasının da gerekli olduğunu belirterek davanın reddine, davacı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davanın, ticari eser sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğu, ticari ilişkinin her iki tarafın kabulünde olduğu, uyuşmazlık noktasının dava konusu faturaya ilişkin yapılan işin ayıplı olup olmadığı ve bu ayıptan davacının sorumlu olup olmadığına ilişkin olduğu, yüklenicinin eserdeki ayıptan sorumlu olduğu, ancak bu sorumluluğun doğması için TTK ve TBK’da ayıp ihbar süreleri düzenlendiği, yapılan işin açıkça ayıplı olması halinde teslimden itibaren 2 gün, açıkça ayıp olduğu belli değil ise 8 gün, ayıp gizli ayıp niteliğinde ise ayıbın ortaya çıktığı andan itibaren makul sürede satıcıya ayıp ihbarında bulunulması gerektiği, somut olayda davalının yapılan işin eksik ve ayıplı olduğunu, kullanılan ürünün sözleşmede kararlaştırılan üründen farklı olduğunu iddia ettiği, süresinden sonra sunulan cevap dilekçesinde ve ekindeki fotoğraflar dikkate alındığında dava konusu işin bir kısmının ayıplı olduğu teslim anında fark edilebilecek nitelikte açık ayıp olduğu, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığının anlaşıldığı, yapılan işlemin su sızdırmazlığının tespiti gibi bir kısım ayıpların ise anında tespit edilmesinin mümkün olmadığı, zira bu tespit için yapılan ürünün denize indirilmesi gerektiği, bu tarz ayıpların ise gizli ayıp olduğu, ayıp gizli dahi olsa eser sahibinin makul süre içerisinde yükleniciye ayıp ihbarında bulunması gerektiği, ne var ki davalı eser sahibinin işin ayıplı olduğu hususunda davacı yükleniciye usulüne uygun şekilde ayıp ihbarında bulunmadığı, bilirkişi raporunda her ne kadar sadece davacı defterleri incelenmiş ise de, 30.03.2021 tarihli duruşmada davalıya defterlerini sunması için ihtar yapıldığı, ihtara rağmen davalının inceleme gününde defterleri sunmadığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, inceleme gününden sonra da bilirkişiye ulaştırılmadığı anlaşıldığından, HMK 222 maddesi gereğince davacının defterlerinin incelenmesi ile yetinildiği ve davacı defterlerindeki kayıtların esas alındığı, ayrıca dava konusu işin yapıldığının her iki tarafın kabulünde olup, taraflar arasındaki ihtilafın ayıplı ifa konusunda olduğu, davalının süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığı anlaşıldığından işin usulüne uygun şekilde teslim edildiğinin kabul edildiği, davacı her ne kadar takipten önce işlemiş faiz talebinde bulunmuş ise de, takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir delil olmadığından bu kısmın kabul edilmediği, dava konusu alacak likit olduğundan %20 icra inkar tazminatına hükmedildiği belirtilerek karar tesis edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkiline ait defter ve kayıtların incelenmediğini, herhangi bir hakediş yapılmadığını, eksik ve ayıplı olarak işin yapıldığını, yapılan işin 5 yıl garantisi olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Davacı vekili özetle, müvekkili ile davalı arasında akdedilen sözleşmeye göre, ... Uygulaması yapılması konusunda tarafların anlaştıklarını, müvekkili tarafından edimin ifa edildiğini, ancak peşinat olarak alınan 5.000 TL haricinde başkaca bir ödemenin yapılmadığını, bakiye iş bedeli alacağı için icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili özetle, davacının alt yüklenici olduğunu, dava dışı 3.kişi ile müvekkili arasında imzalanan sözleşmenin ifası için müvekkili ile davacı arasında sözleşme imzalandığını, ancak davacının işi sözleşmeye uygun kullanmadığını ve taahhüt edilenden farklı malzeme kullanıldığını, nitekim işin yapıldığı geminin suya inmesiyle beraber su almaya başladığını belirterek davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davalının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiş, alacak likit olduğunda icra inkar tazminatına hükmetmiştir.Dosyadaki mevcut deliller ele alındığında; İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı icra dosyası incelendiğinde, fatura alacağına dayalı olarak toplam 12.046,13 TL tutarlı ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun süresinde itiraz ettiği anlaşılmıştır.İstinaf konusu hususlar ele alındığında;Taraflar arasında eser sözleşmesi niteliğinde ... Uygulaması yapılması konusunda anlaşmaya varıldığı, iş bedelinden 5000 TL'nin avans olarak alındığı, kalan iş bedelinin ödenmediği hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı yüklenici, edimi ifa ederek kalan iş bedeline hak kazandığını iddia ederken, davalı işveren işin ayıplı yapıldığını iddia etmektedir. Şu halde öncelikle çözülmesi gereken husus, davacı yüklenici tarafından edimin ayıplı yapılıp yapılmadığının ve edim ayıplı ise iş bedelinden indirilmesi gereken tutarın tespitidir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada esrin ayıplı olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, bunun yerine sadece tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılması ile yetinilerek hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince, süresinde ayıp ihbarının yapılmadığı gerekçesiyle ayıp iddiasının dinlenmeyeceği belirtilmiştir. Ancak taraflar arasındaki sözleşme ele alındığında, davacı yüklenicinin yapılacak işle ilgili olarak garanti taahhüdünde bulunduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay yerleşik uygulamalarında da belirtildiği üzere, yüklenicinin garanti verdiği durumlarda süresinde ayıp ihbarında bulunulmasına gerek yoktur. Bu itibarla ilk derece mahkemesinin gerekçesi ve ulaştığı sonuç usul ve yasaya uygun görülmemiştir. Bu nedenlerle, davacı yüklenici tarafından edimin ayıplı yapılıp yapılmadığının ve edim ayıplı ise iş bedelinden indirilmesi gereken tutarın tespiti için bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre değerlendirme yapılarak hüküm kurulması için mahkeme kararının kaldırılmasının gerektiği anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 23/11/2021 tarih, 2020/590 Esas, 2021/1275 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 26/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.