Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/842 E. 2026/1101 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/842
Karar No
2026/1101
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/842

KARAR NO : 2026/1101

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2019/463

KARAR NO : 2022/47

DAVA TARİHİ: 30/07/2019

KARAR TARİHİ: 07/02/2022

DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)

KARAR TARİHİ: 16/09/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin uluslararası nakliye alanında faaliyet gösterdiğini, davacı şirket çalışanlarından dava dışı ...'a 20.08.2018 tarihinde davacı tarafından seyahat sağlık sigortası yaptırıldığını ve 30.000,00-Euro sigorta bedeli belirlendiğini, dava dışı sigortalı ...'ın tır şoförü olarak iş başındayken Sırbistan'ta hastalanması üzerine hastaneye kaldırıldığı ve Sırbistan ... Hastanesi'nde tedavi gördüğünü, sigorta masraflarının 525.092,84 sırp dinarı tuttuğunu, seyahat sağlık sigortasının euro üzerinden belirlenmesi ile Euro karşılığı ödeme günü belirlenen kur üzerinden 4.435,1-Euro tedavi masrafı ödendiğini, 16.01.2019 olan ödeme tarihi itibari ile 28.861,16-TL tedavi masrafı yapıldığını, tedavi sonrası sigortalının 16.01.2019 tarihinde yurda dönerek Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi'ne giriş yaptığı burada kalp krizi teşhisi konulduğunu, davalı ... firmasından yapılan ödemelerin iadesi talep edilmiş ise de davalı tarafından kalp krizinin kronik hastalık olduğu gerekçesiyle poliçe kapsamında ödeme yapmayı reddettiğini, dava dışı sigortalının kalp hastası olmayıp evvelce bu riski taşıdığına dair teşhis ve tedavisi de bulunmadığını, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 28.861,16-TL rücuen tazminat alacağının davalıya müracaat tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı sigortalı ...'a davalı şirket nezdinde ... nolu Seyahat Sağlık Sigorta Poliçesi yapıldığını, bu sigorta ile sigortalının önceden mevcut olmayan poliçe dönemi içerisinde seyahat esnasında oluşabilecek ciddi kaza, beklenmedik ve ani rahatsızlıklara ilişkin harcamaların poliçe özel ve genel şartları gereği teminat altına alındığını, somut olayda sigortalının davaya konu edilen rahatsızlığı "Kronik Myokard İnfarktüsü (...)" olup anılan rahatsızlığın poliçe tarihinden evvel, uzunca yıllardır sigortalıda mevcut kronik bir hastalık olduğu anlaşıldığından poliçe özel ve genel şartlarına göre teminat dışı olduğunu, bu nedenle talebin reddedildiğini, görev ve husumet itirazlarının olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; "...davacı şirkette tır şoförü olarak çalışan dava dışı ... 14.01.2019 tarihinde Sırbistan'da iş başındayken kalp krizi geçirmesi nedeniyle hastaneye kaldırılmış, tedavi giderleri işvereni olan davacı şirket tarafından karşılanmıştır. Davacı şirket ile davalı sigortacı arasında akdedilen dava dışı sigortalı ... için 20.08.2018-20.08.2019 tarihleri arasında yapacağı ABD, Kanada, Japonya hariç tüm dünya ülkelerini seyahati sırasında geçerli olmak üzere ... nolu ...Sağlık Sigorta Poliçesine istinaden davacı şirket tedavi giderlerini davalı sigortadan talep etmiş ise de kronik hastalıkların poliçe teminatı kapsamında olmadığından bahisle taleplerinin reddedildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce doktor bilirkişiden meydana gelen kalp krizinin kronik olup olmadığı hususunda rapor alınmış, kronik rahatsızlık kapsamında bulunmadığı tespit edilmiştir. Davalı dava dışı üçüncü kişinin kronik rahatsızlığı bulunduğu iddiası ile itiraz etmekle ...'ya müzekkere yazılarak ...'ın poliçe tarihinden önceki tüm kayıtları sorulmuş, ...'nın 25.12.2020 tarihli yazı cevabı doğrultusunda ilgili hastanelerden tüm hasta evrak ve kayıtları celp edilmiştir. Bu kapsamda davalının itirazları doğrultusunda aynı hususta ATK'dan rapor alınmıştır. ATK raporunda mevcut dosyalar kapsamında dava dışı 3. kişide koroner arter hastalığı olduğunu gösteren ileri tetkiklerin bulunmadığı belirtilmiş, poliçe tarihinden önce dava dışı üçüncü kişide kroner anjiyografi var ise gönderilmesi istenilmiştir.

Mevcut dosya kapsamında dava dışı 3. kişinin tüm hastane evrakları toplanmış bulunmakla, dava dışı üçüncü kişinin rahatsızlığının poliçe kapsamında olmadığı davalı tarafından ispatlanamamıştır. Bu halde ATK raporu ile mahkememizce alınan ilk bilirkişi raporu birbirini doğrulamaktadır.

Sonuç itibari ile mahkememizce alınan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporları ve Adli Tıp Kurumu raporu nazara alınarak dava dışı sigortalının hastaneye kaldırıldığı tarihten önce teşhisi konulmuş bir kalp hastalığı bulunmadığı sabit olmakla, bu hali ile davalı ... şirketinden yapılan tedavi gideri ödemelerinin talep edilebileceği, bu doğrultuda tedavi evrakları ile fatura miktarılarının tedavi ile uyuşup uyuşmadığı konusunda alınan raporun hükme esas alındığı, davacının ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebileceği, ancak faiz talebinin davalıya başvuru tarihi olduğu, dosyanın incelenmesinde davalının talebin reddine ilişkin verdiği yazı cevabında davacının başvuru tarihinin 06.02.2019 olduğunun anlaşıldığı, bu tarihten itibaren avans faizi talep edebileceği, dava dosyasında dekontların incelenmesinde 16.01.2019 tarihinde 3.660,00 ve 545 Euro tedavi gideri ödemesi yapıldığı, ödeme tarihi itibari ile Euro efektif satışın 6,25-TL olduğu, bu halde davacının talep edebileceği miktarın 4.205*6,25 = 26.281,25-TL olduğu kanaatiyle davanın kısmen kabulüne..." karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dosyada alınan ATK raporunun ön rapor niteliğinde olduğunu, eksik belgelerin iletilmesi akabinde yeniden değerlendirme yapılacağının ifade edildiğini, mahkemece eksikliklerin ikmal edilmediğini, bunun yerine pratisyen doktordan alınan son rapora göre karar verdiğini, tıp uzmanı olmayan bilirkişinin düzenlediği raporun hükme esas alınamayacağı, eksik inceleme ile karar verildiğini beyan ederek usulü itirazlarını yinelemiş kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, davacının sigorta ettiren olduğu, sigortalı aynı zamanda davacı şirket çalışanı ...'ın yurt dışında (Sırbistan) hastalanması nedeniyle uygulanan tedavi işlemlerinden kaynaklı olarak davacı şirket tarafından yapılan masrafların seyahat sağlık sigortası kapsamında davalı ... tarafından tahsili istemine ilişkindir.

Dava konusu ihtilaf; davacının, poliçenin tanzim tarihi öncesinde kalp hastalığı olup olmadığı ve tedavi giderlerinin poliçe teminatı kapsamında kalıp kalmadığı hususlarında toplanmaktadır.

6102 sayılı TTK'nın 1519.maddesinin 2.fıkrasında; sigortalının uğradığı hastalık, ilaç ve tedavi giderleri için harcama yapılması gibi gerçek zararların sigortacı tarafından karşılanması öngörülen sağlık sigortalarında, genel hükümlerin, zarar sigortalarına ilişkin hükümlerin ayrıca TTK'nın 1500 ila 1502. madde hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir.

UND Vize Syahat Sağlık Sigorta Poliçesinde; davacı ... ettiren, da dışı ... sigortalıdır. Poliçe 20/08/2018-2019 tarihlerini kapsar şekilde tanzim edilmiş, yatarak tedavi teminatı 30.000,00 EURO olarak belirlenmiştir.

Poliçede, Seyahat Sağlık Sigortası Genel Şartlarında belirtilmiş olan teminat dışı kalan hallerden başka, maddeler halinde sıralanan hallerin de poliçe kapsamı dışında olduğu belirtilmiştir. Poliçede yer verilen teminat dışı kalan hallerden birisi de "hiç tedavi edilmemiş olsa dahi, başvuru tarihinde varolan ve/veya sigorta başlangıç tarihi öncesine dayanan tüm hastalıklar, kronik zeminde gelişen akut hastalık hecmeleri ve komplikasyonlara ait ortaya çıkan masraflar (hastalık sonucu ölüm ve bu nedenle cenazenin yurda getirilmesi ve defin masrafları dahil)" şeklindedir.

Seyahat Sağlık Sigortası Genel Şartlarının "Sigortanın Kapsamı" başlıklı 1.maddesi; "Seyahat sağlık sigortası ulaşım yollarından herhangi birisini kullanarak yurt içinde, yurt dışına veya yurt dışından ülkemize seyahat edenleri, seyahatleri esnasında karşılaşabilecekleri sağlık risklerine karşı koruyan bir özel sigorta türüdür.

Sigortacı, seyahat sırasında poliçenin geçerlilik tarihleri arasında meydana gelen bir kaza veya önceden mevcut bir duruma bağlı olmayan hastalık hali sonucunda, planlanan seyahat süresi dışında meydana gelmemesi kaydıyla, sigortalıya, poliçede belirtilen teminatları sağlar."

"Sigortanın Süresi" başlıklı 2.maddesinde; "Sigortanın süresi yurt dışına yapılan seyahatler için ülkemiz sınırlarından çıkıldığının pasaportla tespit edildiği an başlar, ülkemiz sınırlarına girildiğinin pasaportla tespit edildiği an sona erer. Yurt dışından yapılan seyahatler için sigorta süresi ülkemiz sınırlarına girildiğinin pasaportla tespit edildiği an başlar yine ülke sınırları dışına çıkıldığının pasaportla tespit edildiği an sona erer."

"Sunulacak Asgari Teminatlar" başlıklı 5.maddesinin "Ani rahatsızlık ve hastalıklara ilişkin tıbbi tedavi teminatı" alt başlıklı maddesinde; "Sigortalı'nın, bu poliçe kapsamında aniden hastalanması veya yaralanması durumunda, Şirket; hastane, ameliyat ve tedavi masrafları ile, ilgili doktorun yazdığı ilaçların masraflarını poliçe limitleri dahilinde öder." düzenlemesine yer verilmiştir.

"Genel İstisnalar" başlıklı 9.maddesinin j bendine göre ise; "Poliçenin geçerlilik tarihleri arasında, poliçe başlangıç tarihinden önce var olduğu, yetkili bir doktor tarafından tespit edilen tıbbi bir durum veya bu duruma bağlı olarak ortaya çıkan akut kriz" sigorta kapsamı dışında olduğu belirtilmiştir.

Sigortalı ...'ın tır şoförü olduğu ve Sırbistan'da iken 14/01/2019 tarihinde aniden hastalandığı, akut myokard infarktüsü (kalp krizi) geçirdiği, Sırbistan ... Genel Hastanesi'nde tedavi gördüğü, bu tedavisine ilişkin 16/01/2019 tarihinde 525.092,84 Sırp Dinarı ödediği, davacının ise bu tutarı 4.205,00 Euro olarak Western Union yoluyla gönderdiği, dosya kapsamında yer alan kayıtlar, fatura ve ödeme belgeleriyle anlaşılmıştır.

Kalp ve iç hastalıkları uzmanı bilirkişi 13/02/2020 tarihli raporda özetle; sigortalı ...'ın kalp krizi geçirdiği, kalp krizinin altta yatan sebebinin sigortalıda da olduğu gibi damar sertliği olduğu, damar sertliğinin ise ancak komplikasyon ortaya çıktığında teşhisi konabilen bir durum olduğu, komplikasyon olmadıkça kişide damar sertliği durumu bulunsa bile bunun fark edilemeyeceği, sigortalının da kalp krizi geçirene kadar hiçbir şikayeti bulunmadığı bu nedenle de teşhis ve tedavi görmediği, tedavisi gerekmeyen bir durumun hastalık olarak nitelendirilmesinin yanlış olduğu, neticeten davalı şirketin damar sertliğini kronik bir hastalık olarak kabul etmesinin tıbbi sebeplerle doğru bir tutum olmadığı belirtilmiştir.

Adli Tıp Kurumu'nun 25/05/2021 karar tarihli raporunda; "...Akut myokard enfarktüsünün (kalp krizi) koroner arter hastalığı zemininde koroner aterosklerotik plakların akut rüptürü, erozyonu veya kalbi besleyen koroner arterlerin ani spazmı (daralması) sonucu gelişen akut bir klinik tablo olduğu, diyabetes mellitus, hipertansiyon, dislipidemi, koroner arter hastalığı gibi hastalıkların risk faktörü olmakla birlikte bu hastalıkları taşıyan kişilerde kalp krizi gelişme ihtimalinin de kesin olmadığının tıbben bilindiği dosyadaki tıbbi belgelerde kişi için diyabetes mellitus, hipertansiyon, dislipidemi, koroner arter hastalığı tanı kayıtları mevcut olmakla birlikte kişide kesin olarak Koroner Arter Hastalığı olduğunu gösteren koroner anjiyografi gibi ileri tetkiklerle desteklenmemiş olduğu birlikte değerlendirildiğinde Mevcut belgelere göre kişide poliçe tarihinden önce koroner arter hastalığı olup olmadığının bilinemediği, ek tetkik ve belge (özellikle 14/01/2019 tarihinden önce yapılmış koroner anjiyografi var ise) gönderilmesi halinde yeniden değerlendirilebileceği..." mütalaa olunmuştur.

ATK raporunun ardından sigortalının 14/01/2019 tarihinden önce koroner anjiyografi yada ek tedavi evrakı olduğuna dair bir kayıt sunulmamıştır.

Doktor-nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi 26/12/2021 tarihli raporda özetle; Seyahat Sağlık Sigortası Sözleşmesi kapsamında sigortalı olan dava dışı ...'ın 14/01/2019 tarihinde geçirdiği Myokard İnfarktüs (Kalp Krizi) sonucu kaldırıldığı Sırbistan ... Genel Hastanesi'nde tedavi gördüğü, bu tedavi karşılığında ilgili hastaneye 16/01/2019 tarihinde 525.092,84 Sırp Dinarı ödeme yapıldığı, tedavi gideri olarak faturaya yansıyan bedellerin hastaya yapılan tedaviye göre makul olduğu, ödeme tarihi olan 16/01/2019 tarihinde Sırp Dinarı TL karşılığının 0,05200 olduğu ve bu durumda ödenen tutarın 525.092,84 Sırp Dinarı x 0,05200 = 27.304,82 TL'ye karşılık geldiği, dava dışı sigortalı ...'ın 14/01/2019 tarihinde Sırbistan ülkesinde geçirdiği Akut Myokard İnfarktüsü'nün ivedilikle tıbbi müdahaleyi gerektiren acil hal kapsamında olduğu, yapılan tetkik ve tedavilerin myokard infarktüsü (kalp krizi) ile illiyet bağı bulunduğu, tedavi giderleri olarak faturaya yansıyan bedellerin yapılan tedaviye göre makul olduğu belirtilmiştir.

Sigorta sözleşmesi, TTK'nın 1401. maddesinde "Sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta ettiren prim ödeme, doğru beyanda bulunma, ağırlaşan rizikoyu bildirme, rizikodan sonra zararı azaltma ve kurtarma yükümlülüğü, sigortacı ise poliçe hükümlerine uygun olarak riziko gerçekleştiğinde sigorta tazminatı ödeme yükümlülüğü altında olduğundan sigorta sözleşmesi riziko unsurunu ve menfaat unsurunu içinde barındırmaktadır. Sigorta sözleşmeleri, tarafların karşılıklı iyiniyeti ve güven esasına dayanan sözleşmeler olup, iyiniyet ve güvenin sözleşme görüşmelerinden başlayıp sözleşme kapsamında oluşan zararın giderimi anına kadar varlığını koruması gerekir. Sözleşmenin her iki tarafı da sözleşmenin diğer yanının hak ve menfaatlerini gözetip korumak ve bu konuda her türlü önleyici tedbiri almak zorundadır. TTK'nın "Sigortanın Kapsamı" başlıklı 1409.maddesinde; "(1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. (2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir." hükmüne yer verilmiştir.

Sigortalının tedavisine konu hastalığının, poliçe tarihinden evvel ve uzunca yıllardır mevcut olan kronik bir hastalık olduğu ve teminat kapsamı dışında kaldığı yönündeki savunmanın, davalı sigortacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Her ne kadar ATK Raporunda "...kişide kesin olarak Koroner Arter Hastalığı olduğunu gösteren koroner anjiyografi gibi ileri tetkiklerle desteklenmemiş olduğu birlikte değerlendirildiğinde Mevcut belgelere göre kişide poliçe tarihinden önce koroner arter hastalığı olup olmadığının bilinemediği, ek tetkik ve belge (özellikle 14/01/2019 tarihinden önce yapılmış koroner anjiyografi var ise) gönderilmesi halinde yeniden değerlendirilebileceği.." belirtilmiş ise de, mahkemece dosya ATK'ya gönderilmeden evvel sigortalıya ait tüm tedavi evrakları celp edilmiştir. Davacı taraf ATK raporu sunulması akabinde tüm tedavi evraklarının dosyada olduğunu, poliçe tarihi öncesinde sigortalının kalp rahatsızlığı olmaması nedeniyle raporda ifade edildiği gibi bir tetkik ve tedavi evrakı olmadığını beyan etmiştir. Davalı taraf ATK raporunda ifade edilen evrakların temin edilmesi ve yeniden rapor alınması talebinde bulunmuş ise de sigortalının dosya kapsamında mevcut olmayan ek tetkik tedavi evrakı olduğuna ve bulunduğu kuruma dair bir beyan sunamamıştır. Bu nedenle ATK raporunun ön rapor olduğu ve mahkemece eksik inceleme neticesinde karar verildiği yönündeki itirazları yerinde değildir. Zira ATK raporunda mevcut evraklar kapsamında sigortalıda poliçe tarihi öncesi koroner arter hastalığı olup olmadığının bilinemediği açıkça ifade edilmiştir. Poliçe öncesi başkaca bir tedavi evrakı olduğu aksini savunan davalı tarafından ispat edilemediğinden mahkemece gerek ATK raporu gerekse doktor bilirkişilerden alınan rapora dayalı olarak karar verilmesi yerindedir. Söz konusu hastalığın poliçe özel şartları ve genel şartlar gereği aniden gelişen bir hastalık olduğu, sigortalıda önceden mevcut olan bir hastalık olduğuna dair bir kayıt olmadığı, tarih ve coğrafi bölge itibariyle poliçe kapsamında kaldığı, ödenen tedavi masrafının uygulanan tedavi ile uyumlu olduğu anlaşıldığından mahkemece davacı tarafından ödenen 4.205,00 Euro'nun ödeme tarihi olan 16/01/2019 tarihindeki kur nazara alınarak TL karşılığı üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin usule dair ve sair itirazları yerinde görülmemiştir. İstinaf incelemesi HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı re'sen gözetilmiş, açıklanan nedenlerle davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,

3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 450,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 282,00‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,

5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/842, K. 2026/1101, T. 07.02.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-842-e-2026-1101-k-0b162ab6dd1a