Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/749 E. 2026/1033 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/749
Karar No
2026/1033
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/749

KARAR NO:2026/1033

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:03/12/2021

NUMARASI:2018/226 Esas, 2021/881 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:16/07/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.Davacı vekili, davalının cari hesaptan kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine aleyhine Bakırköy 8. İcra Md. .... sayılı dosyası ile başlatıldığını, davalı borçluya 23.06.2016 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine 28.06.2016 tarihinde itiraz edildiği, itirazda müvekkili şirkete borcunun olmadığı iddia edilerek borca, faize, işleyecek faiz, faiz oranlarına ve icra takibinde gözüken alacak miktarına bağlı tüm ferilere itiraz edilerek takibin durdurulmasına karar verilmesinin talep edildiği, davalı/borçlunun itirazının yerinde olmadığı ve itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi ile müvekkilin davalıdan 2015 yılı sonu itibariyle takipte görünen miktar kadar alacaklı oluğunun anlaşılacağı, yaptırılacak bilirkişi incelemesiyle müvekkilin takip tutarı kadar alacaklı olduğunun tespit edilebileceği, işbu sebeple icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin tüm ferileri le birlikte devamına, borçlunun haksız ve hukuka aykırı itirazları nedeniyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, arz ve izah edilen sebeplerle borçlunun yapmış olduğu, itirazların iptaline 173.028.70 TL üzerinden takibin devamına, borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri, ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep edilmiştir.Davalı vekili, davacının müvekkilinin ...-... Mekanik İşlerinin teşoronu olduğunu, davacıya henüz kesin hakediş hesabı çıkarılmadığını, ancak taraflar arasında imzalanan 04.01.2014 tarihli... Ait Mekanik Tesisat İmalatları Yüklenici Sözleşmesinin 31.b maddesi gereğince Kesin Kabul yapılmadığından sözleşmenin 11.md gereğince hakedişlerden yapılan 410 teminat kesintisinin (106.000 TL) davacıya iade edilmediğini, dolayısıyla davacının bu tutarda bir alacağı bulunmadığını, diğer yandan 13.03.2015 tarihinde malzeme deposunda vuku bulan ve sözleşmenin 14.6 maddesi gereğince mülkiyeti müvekkile ait ancak korunma yükümlülüğü davacıda olan toplam 61.367.25 TL değerinde malzeme çalındığını ve davacı tarafından bu malzemelerin tazmin edilmediğini (77.03.2015 tarihli .... Karakolu tarafından hazırlanan müşteki ifade tutanağı), davacının koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi çalınan malların bedelininin de tazmin edilmediğini, sözleşme yok sayılarak 05.05.2015 tarih ... nolu 7.930.56 TL, 05.05.2015 tarih ... nolu 27.815.11 TL olmak üzere toplam 35.745.67 TL faturalar talep edildiğini, buna karşılık Büyükçekmece ... Noterliğinin 03.06.2015 tarih ... yevmiyeli ihtarname ile faturaların iade edilerek 20.05.2015 tarih ... seri nolu 23.393.74 TL bedelli fatura için yasal yollara başvurulacağı ihtar edildiğini, daha sonrasında haklı olarak hakedişten kesinti yapılarak tahsil edildiğini, davacının işbu kalemi de haksız olarak müvekkilden tahsil etmek istediğini, bu nedenle de Eyüp ...Noterliğinin 05.06.2015 tarih ... yevmiyeli ihtarname gönderildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 14.6 maddesi gereğince işverenin izni olmadan malzemelerin şantiye dışına çıkarılamayacağını, malzemelerin korunması yüklenicinin sorumluluğunda olduğunu, sözleşmenin işin süresi başlıklı 7. maddesinde işin 15.10.2014 tarihinde sona ereceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 31.b maddesine göre kesin kabulden sonra kesin kabule hazır gelinmesi ve 12 aylık garanti süresinin dolmasından itibaren 6 aydan fazla gecikmesi halinde yüklenicinin biten işlerinin kesin kabulünün işveren tarafından yapılacağının hükme bağlandığını, henüz kesin kabul yapılmadığını, sözleşmenin anlaşmazlık hallerine ilişkin 34. maddesine göre yetkili mahkemelerin İstanbul Ticaret Mahkemenleri olduğundan yetki itirazında bulunulduğunu, açıklanan nedenlerle 106.000 TL + 35.745.67 TL+ 23.393.74 TL 'den oluşan takip dosyasından haksız olarak icraya konulması nedeniyle % 20 icra inkar tazminatıyla HMK 329 md gereğince 5.000 TL para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi talep edildiğini, arz ve izah edilen nedenlerle, öncelikle Mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın yetkili İstanbul Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, davanın reddine, kötü niyetli açılan takip ve dava nedeniyle %20 kötü niyet tazminatına, HMK 329 md gereğince 5.000 TL para cezasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.Mahkemece, Davacı tarafından taahhüt edilen işin İstanbul İli, Bağcılar ilçesi, 2086 ada 6 parsel... ... adresinde yapılacak olan ... adlı konut ve otopark inşaatının mekanik tesisat işi olduğu, madde 5.1'de sözkonusu işin bedelinin 835.358,00 TL + KDV olmak üzere toplam 985.722,44 TL olduğu, madde 5.4'te her hakedişten %10 teminat kesintisi yapılacağının belirtildiği, dava konusu inşaatın tamamlanmasına binaen 27.07.2016 tarih ve ... sayı ile İş Bitirme tutanağı ve ... sayı ile Yapı Kullanma İzin Belgesi düzenlendiği, dolayısıyla sözkonusu inşaatın tamamlanmış olduğu, taraflar arasında işin yapımı süresinde 6 adet onaylanmış hak ediş düzenlenmesinin olduğu, sözleşme gereği belirlenen işlerin yapıldığı ancak kesin kabulün henüz yapılmamış olması sebebiyle davalı tarafından hak edişlerden kesilen toplam 106.022,50-TL teminat kesintilerinin davacıya ödenmemiş olduğu, davacı hak ediş bedellerini mahsup ettiği, kesin hak ediş hesabı sonrasında söz konusu kesintilerden dolayı davalının davacıya borçlu olacağı ve teminat kesintilerinden kaynaklı 106.022,50-TL bedel yönünden davacının alacaklı olduğu, bu bedelin davacıya ödenmediği beyanının bulunduğu hak ediş faturalarından bakiye 23.419,79-TL tutarın davalı tarafından ödenmemiş olduğu, Sözleşmenin “İşveren yetkililerinin izni olmadan bu malzemeler şantiye dışına çıkarılamaz, ancak bu malzemelerin korunması Yüklenicinin sorumluluğundadır. Bu Sorumluluk işin sonuna kadar devam eder” şeklindeki 14.6 hükmü dikkate alındığında, şantiyedeki malların korunmasından davacının sorumlu olduğu, dolayısıyla yaşanan hırsızlık olayı nedeniyle oluşan zararların davacı tarafından tazmin edilmesi gerektiği,Davacı tarafından, sigorta yükümlülüğünün davalıda olduğu, oluşan zararın sigorta poliçesi kapsamında tazmin edilmesi gerektiğinin ileri sürüldüğü, dosya kapsamından inşaat alanının all risk sigorta poliçesiyle sigortalandığı, mali sorumluluk sigorta payının davacının hak edişlerinden 31.03.2014, 20.05.2014, 09.07.2014, 22.09.2014, 29.4.2014 ve 17.09.2014 tarihli faturalar ile kesildiği, ancak sözleşmenin 29. maddesinin “işveren, kendi yükümlülüğündeki işlerin tamamına şamil olmak üzere inşaat ve/veya montaj bütün rizikolar, üçüncü şahıs Mali sorumluluk sigortası Sigortası ve İşveren Mali sorumluluk sigortası yaptırmıştır. İşverenin mevcut sigortasına dahil olmasına Yüklenici mecburdur. Katılım halinde sigorta prim bedellerinin Yüklenicinin payına düşen bölümü işveren tarafından ödenecek ve yüklenicin hakedişlerinden ve/veya teminatlarından kesilecektir” şeklinde olduğu, sözleşmede kararlaştırılan sigorta yükümlülüğünün “inşaat ve montaj ile ilgili bütün rizokolar”a ilişkin olduğu, kastedilen sigorta türünün hırsızlık rizikosunu kapsamadığı, dolayısıyla davacı tarafından sunulan “sigorta yükümlülüğünün davalıda olduğu, oluşan zararın sigorta poliçesi kapsamında tazmin edilmesi gerektiği” yönündeki savunmanın kabulüne olarak bulunmadığı, bu bakımdan hırsızlık olayı nedeniyle oluşan davalının zararının davacı tarafından tazmin edilmesi gerektiği, bu durumda davacının takip tarihi itibariyle talep edebileceği alacak tutarının (106.022.50 TL Teminat Kesintisi + 23.419.76 TL Hak ediş faturalarından bakiye - 23.393.74 TL davalının hırsızlık olayı nedeniyle uğradığı zarar =) 106.048.52 TL olduğu hususu tespit ve rapor edildiği, bilirkişi raporunun denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, ileri sürdüğü bazı nedenlerin gerekçede tartışılmadığını ve bu nedenle gerekçenin yetersiz olduğunu, sözleşmenin 31.b. maddesinde "kesin kabul" şartlarının belirlendiğini, hırsızlık olayı nedeniyle kesin kabul şartlarının oluşmadığını, süre açısından da kesin kabulün şartlarının yerine gelmediğini, Sözleşmenin 5.4 maddesinde "teminat kesintileri ve hakediş şeklinin" açıkça kararlaştırıldığını, bu maddenin "Her hakedişten %10 teminat kesintisi yapılacaktır. İş bitiminde geçici kabul de %5'i ödenecektir. Diğer kalan %5'i teminat mektubu karşılığı verilecektir. Teminat mektubunun iadesi 1 yıl sonra yapılacaktır" şeklinde olduğu, söz konusu maddede açıkça teminat mektubu verileceğinin kararlaştırılmasına rağmen davacı tarafından müvekkil şirkete hiçbir teminat mektubu verilmediğini, bilirkişilerin kesin kabul şartlarının oluşup oluşmadığını incelemediğini, kök raporunun 3'üncü sayfasında davacının yevmiye defter kapanış tasdikine ilişkin tespit yapılamadığının belirtildiği, usulüne uygun şekilde tutulmayan, açılış ve kapanış kaydı eksik olan ticari defterlerin kişi lehine delil teşkil edemeyeceği, davacı tarafından düzenlenen 05.05.2015 tarihli, ... nolu, 7.930,56 TL bedelli ve 05.05.2015 tarihli, ... nolu, 27.815,11 TL olmak üzere toplam 35.745,67 TL iki adet faturanın müvekkil şirketin defterlerinde kayıtlı olmadığı, 35.745,67 TL'lik bu bedelin gerçekleşen hırsızlık olayında davacının da çalınan malzemelerinin bedelleri olduğu, müvekkil şirket ile davacı arasında yer alan sözleşme hükümlerine göre şantiyedeki malzemeleri koruma yükümlülüğünün davacı yüklenicide olmasına rağmen düzenlenen bu faturanın haksız ve hukuka aykırı olduğundan müvekkil şirket tarafından Büyükçekmece ... Noterliği'nin 03.06.2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davcıya iade edildiği, davacının alacağının likit ve kesin olmadığı, bu nedenle müvekkili aleyhine icra inkar hükmedilmesinin hatalı olduğu belirterek kararın kaldırılması talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, taraflar arasındaki sözleşmede şantiye alanının genel güvenliğinin sağlanması için bir madde bulunmadığı, taşeron olarak müvekkilin genel güvenliği sağlamasının mümkün olmadığı, şantiye alanındaki güvenlikten davalı işveren şirket sorumlu olmakla müvekkil şirketten güvenliği de içinde barındıran genel gider katılım payları adı altında kesinti yapıldığı, davalı şirketin genel güvenlik için müvekkil şirketten kesinti yapmasına rağmen hırsızlık olayından müvekkil şirketin sorumlu tutularak kesinti yapılmasının hakkaniyet ile bağdaşmadığını, davalı tarafça yaptırılan ve bedelleri müvekkilden kesilen all risk sigortasının hırsızlık rizikosunu kapsamadığı yönündeki bilirkişi raporunun hükme esas alınması mümkün olmadığını belirtilerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Davalı ... Şirketi ile davacı .... Şti. arasında 04/01/2014 tarihli sözleşme bulunmaktadır. Davacı vekili özetle, müvekkilinin sözleşme ilişkisinden kaynaklı olarak davalıdan alacaklı olduğunu, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili özetle, davacının müvekkilinin ...-... Mekanik İşlerinin teşoronu olduğunu, henüz kesin hakediş hesabı çıkarılmadığını, taraflar arasında imzalanan 04.01.2014 tarihli... Ait Mekanik Tesisat İmalatları Yüklenici Sözleşmesinin 31.b maddesi gereğince Kesin Kabul yapılmadığından sözleşmenin 11.md gereğince hakedişlerden yapılan teminat kesintilerinin (106.000 TL) davacıya iade edilmediğini, mülkiyeti müvekkiline ait ancak korunma yükümlülüğü davacıda olan toplam 61.367.25 TL değerinde malzeme çalındığını ve davacı tarafından bu malzemelerin tazmin edilmediğini, haklı olarak hakedişten kesinti yapılarak tahsil edildiğini, davacının işbu kalemi de haksız olarak müvekkilden tahsil etmek istediğini belirterek davanın reddi ile kötüniyet tazminatına ve HMK 329 gereğince para cezasına hükmedilmesini talep etmiştir.Mahkemece özetle, sözleşmeye göre iş yerindeki malların korunmasından davacının sorumlu olduğu, hırsızlık olayının yaşandığı, sigortanın hırsızlık riskini kapsamadığı, bu nedenle 23.393.74 TL tutarındaki zarardan davacının sorumlu olduğu, davalının davacıdan 106.000,00 TL teminat kesintisi yaptığı ve bunların davacıya ödenmediği, diğer yandan davacının bakiye hak ediş alacağının 23.419.76 TL olduğu, alacaklı olduğu bu tutardan hırsızlık olayından kaynaklı zarar miktarı mahsup edildiğinde davacının alacağının 106.048.52 TL olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne ve %20 icra inkar tazminatına hükmetmiştir.Dosyada mevcut deliller ele alındığında;Taraflar arasında bir taşeronluk sözleşmesi düzenlendiği, davalı tarafından herhangi bir ayıp ya da eksik ifa iddiasının ileri sürülmediği, sözleşmeye konu yerin iskanının alınarak oturuma açıldığı, işyerinde hırsızlık olayı meydana geldiği, bu olay nedeniyle tarafların bir takım mallarının çalındığı hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu hususlar, işyerinde meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle oluşan zararların davacıya yüklenmesinin mümkün olup olmadığı ve buna bağlı olarak teminat tutarının davalı tarafından iade edilmesi şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.Bakırköy 8. İcra Dairesi'nin .... sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklının ....Şti, borçlunun ....A.Ş. olduğu, 165.187,93 TL cari hesap alacağı, 7.840,77TL işlemiş faiz olmak üzere 173.028,70 TL üzerinden 20/06/2016 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı görülmüştür.06/12/2019 tarihli bilirkişi kök raporunuda özetle; Yaşanan hırsızlık olayı nedeniyle, taraflar arasındaki sözleşmenin 14.6 hükmü uyarınca davacının sorumlu olması gerektiği, sözleşmede kararlaştırılan sigorta yapma yükümlülüğünün hırsızlık olayını kapsamadığı, dolayısıyla davacının takip tarihi itibariyle talep edebileceği alacak tutarının (106.022.50 TL Teminat Kesintisi + 23.419.76 TL Hak ediş faturalarından bakiye -23.393.74 TL davalının hırsızlık olayı nedeniyle uğradığı zarar =) 106.048.52 TL olarak hesaplanabileceği, sayın Mahkemece, sözleşmede kararlaştırılan sigorta yapma yükümlülüğünün hırsızlık olayını da kapsadığının, dolayısıyla davacının hırsızlık olayı nedeniyle sorumlu olmadığının kabul edilmesi halinde, davacının talep edebileceği alacak tutarının (106.022.50 TL Teminat Kesintisi + 23.419.76 TL hak ediş faturalarından bakiye alacak =) 129.442.26 TL toplam alacak olarak hesaplanabileceği, takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, takipten itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca ticari temerrüt faiz talep edilebileceği hususu tespit edilmiştir.18/09/2020 tarihinde alınan bilirkişi ek raporunda özetle; Daha önce verilen 06/12/2019 tarihli kök raporundaki görüş ve kanaatinde herhangi bir değişiklik oluşmadığını beyan ve rapor etmişlerdir.01/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Tüm dosya kapsamının irdelenerek incelenmesi neticesinde; davalı ...'nin... mahallesi ... Caddesinde bulunan ... İnşaat şantiyesinde 17.03.2015 tarihinde meydana geldiği iddia edilen hırsızlık olayında, şantiye alanındaki malzemelerin korunmasındaki sorumluluğun Davacı ...nde olduğu, şantiyenin deposundaki malzemelerin korunmasına yönelik tedbirleri almadığı/aldırmadığı, hırsızlık olayına sebebiyet verdiği kanaatine varılmış olup, meydana gelen hırsızlık olayında taktiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacı ...’nin kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, daha önce sunulan kök ve ek raporda itirazlara geniş yer verilmiş olduğundan, önce sunulan ek rapordaki görüş ve kanaatimizde bir değişiklik oluşmadığını beyan ve rapor etmişlerdir.İstinaf incelemesine tabi hususlar ele alındığında; Sözleşmenin 31.b. maddesinde "kesin kabul" şartları "Sözleşme konusu işlerin kesin kabulü tarihine kadar yüklenici tarafından yeteri kadar personel şantiyede daimi olarak bulundurulacaktır. Ancak işverenin işin tümü için yapacağı bu kabul işleminin, yüklenicinin işleri tamamlayıp kesin kabule hazır hale getirmesinden ve 12 aylık garanti süresinin dolmasından itibaren 6 (altı) aydan fazla gecikmesi halinde, işverenin yapacağı kabulden bağımsız olarak yüklenici yükleniminde biten işlerin kesin kabulü işveren tarafından yapılabilecektir. Kesin kabulün yapılabilmesi için yükleniciden kaynaklanan herhangi bir kusur ve hatanın bulunmaması, işlerin eksiksiz olarak tüm istenenlere uyularak ikmal edilmiş olması şarttır. Şayet böyle hata, noksan ve kusurlar tespit edilecek olursa, yukarıda geçici kabul bölümünde öngörülen ihtar, süre verilmesi, nam ve hesaba ikmal edilmesi işlemleri uygulanacaktır. Garanti süresinden bağımsız olarak, yüklenici, işin yapımındaki kusurlardan dolayı meydana gelecek zararlardan da sorumludur" şeklinde belirtilmiştir.Yine sözleşmenin 5.4 maddesi teminat kesintileri ve hakedişin şeklini düzenlemekte olup, buna göre "Her hakedişten %10 teminat kesintisi yapılacaktır. İş bitiminde geçici kabul de %5'i ödenecektir. Diğer kalan %5'i teminat mektubu karşılığı verilecektir. Teminat mektubunun iadesi 1 yıl sonra yapılacaktır".Buna göre, öncelikli olarak sözleşme hükümleri çerçevesinde kesin kabulün şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekirken bu hususun bilirkişi raporlarında ve mahkeme gerekçesinde ele alınmamış olması, bilirkişi raporlarında sadece kesin hakediş yapıldığının belirtilmesi ile yetinilmesi, ancak kesin hakediş ile kesin kabul kavramlarının farklı olduğu dikkate alınmaksızın, kesin kabulün şartlarının var olup olmadığı incelenmeksizin hüküm kurulmuş olması hatalı bulunmuştur.Öte yandan bilirkişi raporlarında, sadece taraflar arasındaki sözleşmedeki sigorta yapılmasına ilişkin hükümlerin ele alınarak işveren tarafından yaptırılan sigortanın hırsızlık olayını kapsamadığı değerlendirilmiştir. Oysa ki davalı işveren ile dava dışı sigorta şirketi arasında sigorta sözleşmesi düzenlendiği dava dosyasındaki beyanlardan anlaşılmaktadır. Bu itibarla söz konusu sigorta poliçesi getirtilerek, işyerinde meydana gelecek olan bir hırsızlığın sigorta kapsamında olup olmadığının somut sigorta sözleşmesinde düzenlenip düzenlenmediği incelenmeli, aynı zamanda dava dışı sigorta şirketine hırsızlık olayı nedeniyle davalıya bir ödeme yapıp yapmadığı sorulmalı, şayet sigorta sözleşmesinin iş yerinde hırsızlık olayını da kapsadığı ancak dava dışı sigorta şirketinin davalıya bir ödeme yapmadığı kabul edilirse bu durumda hırsızlık olayından kaynaklı zararın davacıdan mı yoksa dava dışı sigorta şirketinden mi talep edilmesi gerektiği ele alınmalıdır.Davalı, davacı tarafından düzenlenen 05.05.2015 tarihli, ... nolu, 7.930,56 TL bedelli ve 05.05.2015 tarihli, ... nolu, 27.815,11 TL olmak üzere toplam 35.745,67 TL iki adet faturanın müvekkil şirketin defterlerinde kayıtlı olmadığı, 35.745,67 TL'lik bu bedelin gerçekleşen hırsızlık olayında davacının da çalınan malzemelerinin bedelleri olduğunu iddia etmekte olup, bu hususta davacı tarafın ticari defter ve belgeleri incelenerek bahsi geçen faturaya konu eşyaların hırsızlık olayında çalınan eşyalar olup olmadığı, şayet çalınan eşyalar ise bunların bedelinin davalıdan istenip istenmeyeceği değerlendirilmelidir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2-İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 03/12/2021 tarih, 2018/226 Esas, 2021/881 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinafa başvuran taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,

5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16/07/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/749, K. 2026/1033, T. 16.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-749-e-2026-1033-k-86fc5ee5acd8