Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/547 E. 2025/1583 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/547
- Karar No
- 2025/1583
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/547
KARAR NO : 2025/1583
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/05/2021
NUMARASI : 2017/570 Esas - 2021/375 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/04/2015 tarihinde davalı şirketin müvekkiline toplam 18.795,86 USD karşılığında çeşitli ebatlarda değişik kapı ve pencere PVC doğramalık malzeme sattığını, malzemelerin bozuk ve ayıplı olması nedeniyle davalı şirket ile görüşüldüğünü, işi halledeceğiz diyerek oyalandıklarını, malın parasının peşin olarak ödendiğini, malların bozuk olduğuna dair bilirkişiden rapor alındığını, İstanbul 30. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının yetkiye itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu, borçlunun kötü niyetli olduğunu, şirket merkezinin İstanbul olduğunu, davalının ayıplı malları geri almasının zorunlu olduğunu, yahut almış olduğu parayı iade etme zorunluluğu olduğunu, aksi halde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalının haksız kazanç elde edeceğini belirterek borçlunun yetki itirazının reddini, takibin İstanbul 30. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası üzerinden devamını, borçlunun borca itirazının iptalini, takibin devamını, haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibinde borca faize ferilerine ve yetkiye itiraz edildiğini, müvekkil şirketin adresinin Beylikdüzü olduğunu, yetkili yerin Beylikdüzü Adliyesi icra daireleri olduğunu, anılan raporun geçerliliğinin olmadığını, satılan ürünlerde ayıp bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte ilgili ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin süresi içerisinde herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, ilgili ihtarnamenin 03/06/2016 tarihinde tebliğ edildiğini, 17/06/2016 tarihinde ihtarnameye cevap verildiğini, ilgili ürünlerde ayıp olmamasına rağmen davacının kötü niyetli olarak ilgili takibi başlattığını belirterek davanın reddin karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Mahkememizin 28/10/2019 tarihli duruşmasında dava konusu uyuşmazlığın ayıplı mal tesliminden kaynaklandığı davacı tarafın beyanlarında ayıplı malların Avusturya 'da olduğu anlaşıldığından ayıplı mal olup olmadığının tespiti için dava konusu ürünler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılacağından malların Türkiye 'ye getirilmesi için davacı vekiline gelecek celseye kadar süre verilmesine karar verilmiş, davacı vekili beyan dilekçesinde; davalı tarafından müvekkile gönderilen malların bilirkişi raporunda belirtildiği gibi hatalı olup malların iadesi konusunda davalı tarafça defalarca görüşüldüğünü ve davalının malları iade almaya yanaşmadığını, davalı tarafındandavacıya gönderilen malların ayıplı olup, malların ayıplı olduğu hususunun yurt dışında mahkemece belirlenmiş yeminli bilirkişi tarafından saptandığını, ayıplı malların aradan uzun zaman geçmesi sebebi ile Türkiye 'ye getirilip getirilemeyeceği ya da ne getirilmesinin ne tür bir prosedüre tabi olduğu hususunun bilinmediğini, mahkemece bu yönde karar verilmesi durumunda yasal prosedürün müsait olması ve masrafı davalı tarafından karşılanması durumunda malların Türkiye 'ye gönderilmesi konusunda müvekkille gerekli bağlantı yapılabileceğini bildirmiş, ancak davalı vekilinin son celsedeki beyanlarında; sattıkları ürünlerin nerede olduğunun belli olmadığı, Avusturya dan alınan raporu kabul etmedikleri, bilirkişi raporu hükmünde bulunmadığı beyanları, bedel iadesi yapıldığından kendi ürünlerinin iade edilmesi gerektiği, ayıp olsa dahi süresinde yapılmış bir ayıp ihbarının bulunmadığından davanın reddini talep ettikleri, davacı vekilinin de; malların yurt dışından gelmesi masraflı olduğundan davalıya iadesinin mümkün olmadığı, masrafı fazla olduğu için iade almasının da bir anlamı kalmadığına dair beyanları göz önüne alındığında davacı tarafından yurt dışında bulunan dava konusu mallar Türkiye 'ye getirilip ayıplı olup olmadığı tespit edilemediğinden ve davalı taraf yurtdışından alınan raporu kabul etmediğinden ayrıca ayıp ihbarı bulunmadığından davanın reddine , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının yurt dışında ikamet etmekte olup ticari faaliyetini yurt dışında sürdürdüğünü, davalı firmadan ölçülerini belirtmek suretiyle sipariş suretiyle mal almış ve bedelini ödediğini, davacının vermiş olduğu siparişler ile davalı firmanın gönderdiği mallar arasında farklılıklar bulununca durumu firmaya bildirdiğini ancak firmanın davacıyı sürekli olarak oyaladığını ve davacının yurt dışında mallardaki ayıbı bilirkişi vasıtasıyla tespit ettirdiğini, sonrasında davaya konu icra takibinde bulunduğunu ve dava açıldığını, Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasına ve yurt dışında yapılan bilirkişi incelemesi Türkçe'ye çevrilmesine rağmen gerekli ayıp ihbarının yapılmadığı bahisle dava reddedilmiş, mahkemenin ayıplı ihbarı yapılmadığından dolayı davanın reddi yönündeki kararı hatalı olup usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı firmaya gerekli ihbarlarda bulunulduğunu, firmanın durumdan haberi olduğunu, ama malların yurt dışından getirtilip bilirkişi incelemesi yapılması fiziken ve madden mümkün olmadığını, Yurt dışında bu konuda inceleme yapıldığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan ürün bedelinin iadesi istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince süresinde istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, satılan ürünlerin ayıplı olup olmadığı, bedel iadesinin koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, ''29.04.2015 tarih ve 15.616,42 USD meblağ ile 30.04.2015 tarihli 2 adet fatura bedeli (54.320,03 TL)" sebebine dayalı olarak 54.320,03 TL(18.795,86 USD Doları), 4.888,80 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 59.208,83 TL alacağın tahsili istemiyle 10.05.2016 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davacı davalıdan 29.04.2015 tarihinde 15.616,42 Usd, 30.04.2015 tarihinde 3.179,44 Usd olmak üzere toplam 18.795,86 Usd tutarında çeşitli ebatlara değişik kapı ve pencere PVC doğrama malzemesi satın alarak Avusturya'ya göndermiş, söz konusu WBC profillerin ayıplı olduğunu tespit ederek Avusturya da 08.06.2015 tarihinde bilirkişi raporu almış, bilirkişi raporunda, ürünlerde toplam 2.257,44 Euro zarar olduğu tespit edilmiştir.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. maddesi ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır, şeklindedir. Ancak, ticari satımlarda satılanı incelemek veya inceletmekle, adi satışlarda ise satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Dönmenin sonuçları ise TBK'nın 229. maddesinde düzenlenmiştir. Davacı tarafından, davalıdan satın alınan emtianın kendisine tesliminden sonra muayene ve ihbar süresi içerisinde satıma konu ürünün muayenesinin yapıldığına ilişkin bir iddia ileri sürülmemiş veya buna ilişkin bir belge de sunulmamıştır.Satılanın başka yerden gönderilmesi halinde TBK'nın 226/2. maddesi uyanırca alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer.İlk derece mahkemesince satılan üründe ayıp olup olmadığına ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmişse de, davacının, malların ayıplı olduğu yurt dışında mahkemece belirlenmiş yeminli bilirkişi tarafından saptandığını, aradan uzun zaman geçmesi sebebi ile malların Türkiye'ye getirilip getirilmeyeceği, yada getirtilmesinin ne gibi prosüdürlere tabi olduğu bilinmediğinden Mahkeme bu yönde karar verirse yasal prosüdürün müsait olması masrafı davalı karşılaması halinde gerekli bağlantının yapılacağı bildirilerek, karar duruşmasında, malların yurt dışından gelmesi masraflı olduğundan davalıya iadesinin mümkün olmadığı, masrafı fazla olduğu için iade almasınında bir anlamı kalmadığını beyan ettiği görülerek, ürünler bilirkişi incelemesine sunulmadığında, bu ürünlerin ayıplı olup olmadığına ilişkin tarafsız bilirkişi tarafından tespit yapılamamıştır.Somut olayda, davacı dava dilekçesinde, davalının malları geri almasını, malların ayıplı olmayanlarının teslimini yahut almış olduğu bedelin iade edilmesini talep etmiş, ancak yargılama sırasında dava konusu ürünlerin Avusturya'da bulunması nedeniyle iade de edilemeyeceğinin beyan etmiştir. Taraflar arasında malların satımı ve teslimi ihtilafsız olup, ürünlerdeki ayıpların açık ayıp olduğu, davacı, Avusturya da alınan 08.06.2015 tarihli bilirkişi raporu ile ürünlerin ayıplı olduğunu öğrendikten sonra süresi içinde ayıp ihbarında bulunduğunu ve davalının kendisini oyaladığını ve dava konusu, PVC lerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ne kadarının ayıplı olduğunu ispatlayamamış olduğundan Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2025