Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/862 E. 2025/1822 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/862
Karar No
2025/1822
Karar Tarihi
Konu
Alacak

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/862

KARAR NO : 2025/1822

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/12/2021

NUMARASI: 2019/229 Esas - 2021/924 Karar

DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari satımdan kaynaklı)

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, Adana ... Projesi kapsamında çocuk oyun park alanı zemininde uygulanmak üzere, davalı şirketten 21.05.2018 tarihinde 40x40 karo kauçuk sipariş ettiğini, satın alınmış olan karo kauçukların zemine uygulandığını ve uygulama sonrasında karo kauçukların deforme olduğunu, yüzeylerinde beyaz lekeler oluştuğunu, kenarlarında kırılmalar meydana geldiğini, satın alınmış olan kare kauçukların değiştirilmesi yada iadesi için davalı şirkete bildirim yapıldığını, davalı şirket tarafından dönüş yapılmadığını, TBK m. 219 vd. maddelerinde; "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı alan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olacağının" denildiğini, satıcının ayıptan sorumlu olacağına hükmedildiğini, TBK'nın 223. maddesinin ikinci fıkrasında, "satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak, bir ayıp bulunması halinde, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, ayıbın hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği düzenlendiğini, "Yani olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp için 8 günlük inceleme ve ihbar süresi söz konusu olmayacağını, "işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz, uygun bir süre içinde" bildirim öngörüldüğünü, bu kapsamda ticari satışa konu olan karo kauçukların ancak zemine uygulandıktan sonra ortaya çıkabilecek bir ayıp olması nedeniyle, ayıp ortaya çıkar çıkmaz satıcı şirkete bildirim yapıldığını, ancak şirket tarafından dönüş yapılmadığını, bu kapsamda bildirim yükümlülüğü yerine getirilmediğini, bilirkişi marifetiyle Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/90 D.İş dosyasında delil tespiti yapıldığını, bilirkişi raporunda da görüleceği üzere keşif mahalline gidildiğini, karo kauçuklarının kaplama işinin 28.05.2018 tarihinde yapıldığını, 3-4 ay gibi kısa bir süre içerisinde kauçukların yer yer deforme olduğunu, beyaz lekeler oluştuğunu, kenarlarında kırılmalar meydana geldiğinin tespit edildiğini, karo kauçuklarının -40 ile +50 "C arasındaki hava koşullarına dayanaklı olduğu, renk değişimleri ile kabarmaların, hava koşullarından kaynaklandığını söylemenin mümkün olmadığının bilirkişinin yapmış olduğu incelemeler sonucunda tespit edildiğini, bilirkişinin yapmış olduğu incelemeler sonucunda bahsi geçen karo kauçuklarının deformasyon, kabarma ve renk değişimine uğramasının nedeninin imalatında yani kompozisyonunda kullanılan katkı maddelerinin uygun oranda ve uygun kalitede olmamasından kaynaklandığını, karo kauçuklarının üzerinde oluşan beyaz lekeler ve renk değişiminin ise; boyar madde olarak kullanılan kimyasal katkıların uygun oran ve kalitede olmamasından kaynaklandığının tespit edildiğini, davalı şirket tarafından imal edilmiş olan ürünlerin ayıplı çıkması nedeniyle ürünün satışından elde ettiği parayı faizi ile beraber iadesini ve yapılan harcamalar olmak üzere şimdilik 25.221,78 TL (Fazlaya dair haklarımız saklı kalmak üzere) davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafın, dava konusu iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafın dava konusu taleplerinin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı sebebiyle huzurda görülen davanın reddini talep ettiklerini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ticari nitelikte olduğunu, davacı tarafın basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü altında olduğunu, davacının hukuka uygun bir ayıp ihbarı olmadığını, davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, dava dilekçesinde dava konusu emtiayı 21.05.2018 tarihinde satın ve teslim aldığını iddia ettiğini, davacı tarafın müvekkiline 14.09.2018 tarihinde mail ilettiğini, bir kısım sorunlardan bahsettiğini, 09.11.2018 tarihinde ilgili ikinci kez mail ilettiğini, kanaatlerince yaz aylarındaki sıcak hava koşulları dolayısıyla biçimsel olarak bozulmalar yaşandığını, ürünün iade yada mahalle daha uygun bir ürünle değiştirilmesini talep ettiğini," davacı tarafın muayene külfetine uygun davranmadığını, süresinde ve hukuka uygun ayıp ihbarında bulunmadığını, müvekkili şirketin -40 ile +150 derece sıcaklılara karşı dayanıklılık garantisi ve taahhüdü olmadığını, dava konusu emtianın davacı tarafından İstanbul’dan alınıp Adana’ya götürüldüğünü, Adana’da montajı davacı tarafından yapıldığını, montajın pürüzsüz, temiz ve düz bir zemine, yeterince yapışkan kullanılarak yapılması gerektiğini, yapışkanın tüm yüzeye yayılması gerektiğini, davacı tarafın, montajın doğru yapılmamasının sonuçlarını ve sorumluluğunu müvekkili şirkete yüklemeye çalışmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın tüketici olmadığını, ayıp iddiasını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının müvekkile süresinde ve usulüne uygun bir biçimde ayıp ihbarında bulunduğuna dair herhangi bir delil mevcut olmadığını savunarak, davanın usulden olmadığı taktirde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda "...Tarafların ticari şirket olduğu anlaşıldığından aradaki ilişki ticari satım olduğu bu nedenle TTK madde 23 uygulama olanağı bulunmaktadır. TTK madde 23 ; ... Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir.Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa , haklarını korumak için durumu nu süre içerisinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.Diğer durumlarda Türk Borçlar Kanunun 223. Maddesi ikinci fıkra uygulanır'' . TBK 223/2 . Madde ;''.... Alıcı gözden geçirmeyi ve bildiirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır.Ancak satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hüküm uygulanmazçBu tür ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa , hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirmezse satılan ayıpla birlikte kabul etmiş sayılır:'' hükümlerini içermektedir.Davaya konu üründeki ayıbın niteliğinin ne olduğu tespiti gereklidir. Adana 4. Sulh Hukuk mahkemesinden alınan değişik iş raporuna davalının itirazları olması nedeni ile ayıp ve ayıbın niteliği hususunda dosya Bilirkişi ... 'a verilmiş , ... raporunu sunmuş ve raporun Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesi raporu ile çelişki içerdiği için dosya yeniden mahkememizce iki rapor arasındaki çelişkinin ve uyuşmazlık konularındaki teknik hususların incelenmesi için Üçlü Heyet oluşturulmak suretiyle bilirkişiler Kimya Yüksek Mühendisi ... , Kimya Mühendisi ..., Kimya Yüksek Mühendisi ...'e verilerek rapor alınmıştır. Bilirkişi Heyetinin sunduğu kök rapora davalı tarafça itiraz edildiği ve itirazların giderilmesi için ek rapor alınmış ve bilirkişi kök ve ek raporu hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır. Davaya konu ürünlerdeki ayıbın niteliği bilirkişi raporunda yer alan hususlar itibariyle olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp olduğu , ayıbın ortaya çıktığı anda davacının davalıya ilk ayıp bildirimi 14.09.2018 tarihi olduğu ve mail yazışmalarından anlaşılmaktadır. Daha sonraki yazışmalardan anlaşıldığı üzere Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi raporunun mail üzerinden 09 Kasım 2018 tarihinde gönderildiği anlaşılmaktadır. Davalının ayıp ihbarının süresinde olmadığı iddiası yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Zamanaşımı yönünden yapılan incelemede TBK madde 231 . ....''satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl içinde zamanaşımına uğrar '' hükmü uyarınca davaya konu alacağın 24.09.2019 tarihinde dava edildiği, davaya konu ürünlerin teslim tarihinin 21.05.2018 tarihinden sonra olduğu aradan iki yıl geçmeden davanın açıldığı anlaşıldığından alacağın zamanaşımına uğramadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi heyet raporundan anlaşıldığı üzere çocuk parkı zemin döşemesinde kullanılan ... Karo kauçuk karolarda meydana gelen deformasyon ile renk bozulmaları ve düzensizlikler tamamıyla ürünün üretimden kaynaklı olduğu ve dış mekan uygulamaları için uygun olmadığı, davacının seçimlik hakkının kullanmasının haklı olduğu, satıcının sözleşmeden dönme ve ödediği satış bedelinin iadesi ve diğer zararlarının karşılanması talebinde bulunduğu, TBK 227/1 TBK 229 maddeleri uyarınca Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesi değişik iş raporunda belirlenen KDV dahil...." gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı şirket tarafından imal edilmiş olan ürünlerin ayıplı çıkması nedeniyle ödemiş olduğu satış bedeli ve harcamaların bedeli karşılığı 25.221,78 TL'nin, dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;

Davacı tarafın karo kauçuk alım satımından kaynaklı sözleşme ilişkisi gerçekleştiği ve sözleşmeye konu emtianın ayıplı olduğu iddiasıyla alacak davası açmış olduğunu, mahkeme tarafından bilirkişi raporu kapsamında davanın kabulüne karar verildiğini, dosya içerisindeki mevcut 18.02.2021 tarihli bilirkişi raporuna itirazların giderilmeden hüküm kurulduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, halbuki bilirkişi raporunda müvekkili tarafından davacıya satılan ürünün orjinal olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafın şikayetlerini bu dayanaklı maddenin deformasyonu ile ilgili olduğunu, bilirkişi raporunda uygulamadan kaynaklandığı tespitinde bulunurken en son alınan bila tarihli raporda ürün kalitesinden kaynaklandığını açık bir çelişki olduğunu, sektörel bilirkişi eklenmeden alınan raporların eksik olduğunu, kimyacı bilirkişinin sektör ve uygulama bakımından bilgisinin bulunmayacağının açık olduğunu, uygulama yöntemlerini bilen bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekir iken üç kimyacı bilirkişiden rapor alınmasınında hatalı değerlendirme yapılmasına sebep olduğunu, her iki bilirkişi raporunun birbiri ile çelişki arz ettiğini, her ne kadar raporda ürün kalitesinden kaynaklı deformasyon olduğu ifade edilmiş ise de satılan ürünlerin birinci kalite malzemeden imal edildiğini, kullanılan malzemenin ... kauçuğun ana maddeleri etilen, propilen, dien monomenleri olduğunu, üçünün reaksiyona girerek ...'yi oluşturduklarını, deformasyonun uygulama ve kullanma hatasından kaynaklandığını, satılan ürünün ana maddesinin niteliği gözetildiğinde fiziksel bir takım müdahaleler bulunması halinde değişikliğe uğrayacağı ve uygulama esnasında yapıştırmak için ateş kullanılması halinde fiziksel değişikliklerin kaçınılmaz olduğunun aşikar olduğunu, örnek olarak Adana ilinde yapılan bir zemin kaplama uygulamasının İstanbul'da uygulanmasının uygun olmayacağını, karara esas alınan bilirkişi raporundaki ayıp tespitinin kauçuk içerisindeki katkı maddelerinin uygun oran ve kalitede olmadığından bahsedilmesinin çelişkili, teknik olmaktan uzak olduğunu, bilirkişi raporunun eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayandığını, karo kauçuk malzemesinin zeminden kalkmış olmasının davacının uygulama hatasından kaynaklandığını gösterdiğini, malzemede kaynaklanan renk değişimi ve deformasyonun malzeme asit yağmuru yahut kuyu suyuna maruz bırakıldığını ve ilk uygulamanın hatalı yapıldığını açıkça ortaya koyduğunu, ayrıca müvekkili şirketin kimyasal etkilere karşı garanti taahhüdünün olmadığını, tespit edilen malzeme ve uygulama bedelinin fahiş ve hukuka aykırı olduğunu, malzeme seçimini ve uygulamayı kendisi yapan davacının oluşan deformasyon ile ilgili müvekkiline kusur atfedilmesinin hukuken olanaksız olduğunu, müvekkilinin davacıya anahtar teslim proje hizmeti vermediğini, raporlar arasında çelişki giderilmeden karar verildiğini, müvekkilinin ayıplı teslimatı olmadığı gibi süresinde ve yasal olarak ayıp ihbarı yapılmadığını, ayıp ihbarında hataya düşüldüğünü ayrıca ayıbın gizli ayıp olduğunun tespit edilmediğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını, mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesini, yeni bir rapor alınarak neticede davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ticari satım konusu satılanın ayıplı olması nedeniyle, TBK'nın 227.maddesi uyarınca, satış bedeli ile birlikte yapılan harcamaların tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, karo kauçuk ticari alış verişinin gerçekleştirildiği, alıcının davacı şirket, satıcının davalı şirket olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalının satışını gerçekleştirdiği karo kauçuk ürünün ayıplı olup olmadığı, ayıplı olması durumunda söz konusu ayıbın ürünün uygun olmayan şekilde kullanıcıdan kaynaklı olarak mı yoksa üretimden kaynaklı olarak mı ayıplı olduğu, bilirkişi raporları arasında çelişki olup olmadığı, hesaplanan zararın fahiş olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ile kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindirDosya kapsamından, davalı şirket tarafından davacı şirket adına 28.05.2018 tarihli fatura düzenlendiği, faturanın 40 x 40 x 2 cm ...'li karo kauçuk ve ... ... ... ...'dan ibaret olduğu, toplam fatura tutarının 24.159,77 TL olduğu, davacı şirket tarafından tarihsiz düzenlenen tutanakta, konunun ... Projesinde çocuk oyun parkı zemin döşemesi için iki ustanın günlük 150,00 TL yevmiyeden üç günde tamamlandığı, toplam 900,00 TL ödeme yapıldığının belirtildiği, davacı tarafça alınan ürüne dair Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/90 D.İş sayılı dosyasında tespit talebinde bulunduğu, tespit dilekçesinde Adana ili Yüreğir ilçesinde davacı şirket tarafından inşa edilmiş olan Adana Seyhan Park Rezidence kapsamında oyun parkı alanı zeminin karo kauçuk kaplanması amacıyla davalı şirketten 28.05.2018 tarihinde karo kauçuk satın alındığı, karo kauçukların zemine uygulandığı ve uygulama sonrasında hava koşullarına bağlı olarak deforma olduğu, yüzeylerinde beyaz lekelerinde oluştuğu, kenarlarında kırılmalar meydana geldiğinin belirtildiği, söz konusu kauçuk karoların kullanım kılavuzunda ve reklamında yer alan özelliklerin taşımadığının görüldüğü, satın alınan karo kauçukların açık hava şartlarına ve bölgeye uygun olmadığı görüldüğünden değiştirilmesi ya da iadesinin talep edilmesine rağmen satıcı tarafından dönüş sağlanmadığı belirtilerek tespit talep edildiği, 03.12.2018 tarihli ara karar ile tespit yapılmasına karar verildiği, 28.12.2018 tarihli tespit bilirkişi raporunda sonuç olarak dava konusu çocuk oyun parkı alanı zeminin kaplamasında kullanılan ...'li karo kauçuklarda oluşan deformasyon, kabarma ve renk değişimlerinin hava koşullarına bağlı olmadığı, malzemenin hatalı, ayıplı üretimden kaynaklandığı, çocuk oyun parkı alanının 160 m2 olduğu, kullanılan ...'li karo kauçuk ve yapıştırıcısının bedelinin KDV hariç 20.474,39 TL ve işçilik bedelinin ise 900,00 TL olduğu, toplam maliyetin 21.374,39 TL olduğu, karo kauçukların değiştirilmesi durumunda maliyetin tespiti de talep edilmekte ise de bu isteğin seçilecek malzemenin cinsine ve kalitesine bağlı olduğundan maliyet hesaplamanın mümkün olmadığının belirtildiği, davacı vekili tarafından 160 m2 kauçuk bedeli 18.996,85 TL, 160 kg yapıştırıcı 1.447,54 TL ile işçilik bedeli 900,00 TL olmak üzere KDV hariç 21.474,39 TL'nin KDV'si ile birlikte tahsili istemi için iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi ile birlikte bilirkişi raporları alınmıştır. 18.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davalı ... Firmasının başlıca faaliyet alanları, çocuk oyun parkı zemin, hayvan yatakları, fitness zeminleri, yürüyüş yolları ve spor sahaları olduğu, ancak özellikle karao kauçuk vb. zemin kaplama malzemelerinin uygulamasında bir nevi ustalık ve uzmanlık isteyen yapıştırıcı kimyasallarının kullanılması ile kauçuk ürünlerin uygulandığı ortamın hava sıcaklığın adapte olmasında sorun yaşanabileceği, örnek olarak Adana ilinde yapılan bir zemin kaplama uygulamasının İstanbul'da uygulanmasının doğru olmadığı, uygulandığı zaman ürünün çok süratli bir şekilde kirlenebileceği ve eskiyebileceği, ürünlerin kullanıldığı alana en iyi şekilde uyum sağlaması hesaplanıp test edilerek gerekli değişiklikler yapılarak kullanılması gerektiği, hatanın önüne geçme ve kalitede ki en büyük sırında bu olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından davalı şirketten kauçuk ürünlerinin siparişi yapılırken sipariş formunda teslim yerinin Adana olduğunun belirtildiğini, ürünlerin Adana'da uygulamaya uygun olmasının tamamen davalının sorumluluğunda olduğunu, bu işin uzmanının hangi ürünlerin hangi ortamı uygun olduğunu bilebilecek durumda olan davalı şirket olduğunu, davalının sipariş verilecek ürünleri niteliği göstermek ve ürünler hakkında bilgi vermek amacı ile mail ile bazı referans projelerini sunduğunu, müvekkiline teslim edilen ürünlerin ise bir kaç ay içinde deforma olduğunu, yüzeyinde beyaz lekeler meydana geldiğini, ürünün tanıtımının kullanım kılavuzu, reklam ve ilanlarında yer alan özelliklere sahip olmadığı, hatalı ürün gönderildiğinin açıkça belli olduğunu, müvekkili şirketin davalıdan aldığı ürünlerin ayıplı çıkması neticesinde zararın doğmasını ve zaman kaybını engellemek adına sözleşmeyi feshettiğini, delil tespitinde görüleceği üzere karo kauçuk üzerinde oluşan beyaz lekeler ve renk değişiminin boyar madde olarak kullanılan kimyasal katkıların uygun oranda kalitede olmamasından meydana geldiğinin açıkça belli olduğunu belirterek, bilirkişi raporuna itirazların kabulü ile hükme esas alınmaması ve yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep etmiştir. 17.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda; dosya içeriği itibariyle davalı tarafından davacıya teslim edilen ürünler 28,05,2018 tarihli fatura ile 160,- m2 ...'li Karo ve 160 kg ... ... ... ..., 06,08.2018 tarihli futura ile 4,8 m2 ...'li Karo Kauçuk, 20,06,2018 tarihli fatura ile 160, kg Çift Komp. Tutkal, dosya içeriğinde her iki ürün hakkında da bir teknik döküman, bir kullanım talimatının yer almadığı, yalnız 19,06.2018 tarihli Sipariş Onay Formu Sözleşme Şartlarında “malzeme sarfiyat miktarları, 21 gün beklemiş helikopter perdahlı zeminler, kürünü almış standart betonlar içindir” denildiği, fakat sarfiyat miktarının ne olduğu dosya içeriğinde mevcut olmadığı, dava konusu olan Çoçuk Oyun Parkında oluşan deformasyona konu olabilecek 2 ürünün mevcut olduğu, ...'li karolar ve çift bileşenli yapıştırıcı davalı vekili beyanında belirtilen ... kauçuk karolara ilişkin -40 ila + 150 çalışma veya malzeme dayanıklılık aralığı davalı- üretici firmanın bir garantisi olmadığı, bu ... esaslı kauçuk malzemeye has bir fiziksel özellik olduğu, malzeme ile ilgili her bilimsel literatür bilgisinde yer aldığı, bu sebeple Dış Mekan Uygulamalar için ...'li Karo seçiminin doğru bir tercih olduğu ve bütünlüğünü uzun yıllar koruması bekleneceği, davalı firmanın referansları da zaten bu yönde olduğu, dış mekân olan çocuk parkı için üretilmesi gereken ... bileşimli kauçuk karoların çevre koşullarından etkilenmeyecek ve güneş ışınları altında dayanıklılık gösterip başlangıç kalitesini uzun zaman muhafaza edecek kimyasal kompozisyona haiz olması gerektiği, hâlbuki delil tespiti raporunda yer alan fotoğraflarda ürünlerde ciddi şekil ve renk değişimleri gözlemlendiği ve bu değişimler karolarda yer yer değil geneli kapsayan bir düzen içerisinde olduğunun görüldüğü, bu durumda ürünlerin davalı firmanın teferanslarıyla desteklediği bir ürün kalitesinden çok uzakta olduğunu gösterdiği, ...'li Dış Mekan Zemin Karolarının sahip olması gereken dış ortam koşullarına ve güneş ışığına direnç özelliklerini sağlayamayacak ve görselde ortaya çıkan renk ve şekil düzensizlikleriyle ürünün üretim sıkıntıları içerdiğinin anlaşıldığı, ürün yüzeylerinde renk dağılımındaki görülen düzensizlik ve yapısal formunu muhafaza edememesindeki sebep üretim süreci ve kaliteden kaynaklı olduğu, davalı tarafın bildiriminde; alıcının aldığı makul süre içinde muayene ettirerek ayıp varsa bildirmekle yükümlü olduğunun ifade edildiği, dava konusu ürünlerin muayene edilerek kabulü pratikte uygulanan bir yöntem olmadığı, bu çeşit ürünler üreticinin kalite standartlarında deklare ettiği ve üretim aşamasında yaptığı testlerle sınırlı olduğu, zira nihai ürünün gerek renklendiricilerin gerekse diğer katkıların atmosferik şartlara uygunluğu alıcının yaptırabileceği veya yapabileceği bir test ya da muayene yöntemi olmadığı, kalite standartları çerçevesinde izlenebilir bir ürün ile ilgili müşteri şikâyetinin incelenip değerlendirilmesinin de üretici firmanın bir çeşit taahhüdü altında izlenebilir ürün kalitesi.” ISO Kalite Belgesine” haiz firmaların sorumluluğunda olduğu, davalı firmanın referanslarıyla desteklediği ürün kalitesinin 4 ay olmayacağının da çok açık olduğu, ... ... ... ... açısından değerlendirildiğinde, 18.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği gibi davacı tarafın yüzey uygulamalarını uzman ekibe yaptırmadığı, zemin temizliğinin dikkatli yapılmamış olabileceği ve pürmüz ateşi ile yakılarak hazırlanıp sıcak ortamda karo döşemesinin muhtemelen uygun olmayan bir yapıştırıcı ile yapılmış olabileceğinin ifade edildiği, böyle bir uygulama ile yapıştırıcı kompozisyonun sıcaktan bozularak yapıştırma fonksiyonunu yerine getirmeyeceği belirtilerek hem karoların sıcak uygulama ile deforme olabileceği hem de yapıştırma ve yapışma kusuru ile yağmur sularının karoların altlarına kadar işleyerek boya yapısında akma, bozulma ve değişimlere sebep olacağı tezinin işlendiği, zeminin pürmüz alevi ile dağlanarak temizliği yapılmış olsa bile bu ancak eski yapıştırıcı kalıntılarını yüzeyden temizlemek amaçlı olacağından (eğer daha önceden aynı şekilde zemin uygulaması yapılan bir bölgeye tekrar uygulama yapılacaksa) geçerli olabileceği, dosya içeriğinde böyle bir uygulama olduğunu gösterir bir belge bulunmadığı, ancak bu durumda bile yüzeyin çok iyi temizlenmesi, zaten istenen bir durum olduğu, bu işlem sonrası yüzeyin sıcaklığı muhafazası söz konusu olmadığı, ... ... ... ... yapışlırıcı ile ilgili ürün teknik bilgi formu veya kullanım talimatı dosya içeriğinde mevcut olmadığı, 2 ayrı larihte 160,- kg dan 2 faturanın mevcut olduğu, davalı vekilleri iliraz dilekçelerinde m2 başına 1 kg kullanılması gerektiğinin belirtildiği, bu durumda 2. 160,-kg ın ne için alındığı, başka bir proje mi olduğu ürün teknik bilgi formu olmaması sebebiyle belirsiz olduğu, yapıştırıcı kullanımının ...'li Karolarda gözlemlenen soruna yol açması da (ki olası değil) yine ...'li Karoların üretim kusurları ile ilgili sebepler olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; raporda yapıştırıcı kullanımının ... 'li karolarda gözlemlenen soruna yol açmasının mümkün olmadığı, oluşan sorunların üretim unsurları ile ilgili olduğunun açıkça tespit edildiğini, raporun haklılıklarını tespit eder nitelikte olduğunu belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 23.11.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda sonuç olarak; çocuk parkı zemin döşemesinde kullanılan ... esaslı kao kauçuk ürünlerde kök rapordaki ulaşılan tespitlerin devam ettiğini, meydana gelen deformasyon ile renk bozulmaları ve düzensizlikleri tamamıyla ürün kaynaklı olduğu, dış mekan uygulamaları için uygun olmadığı belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Tacirler arası satım sözleşmelerinde TTK’nın 23. maddesi ile bu madde yollamasıyla TBK’nın satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. TBK'nın 227. maddesinde alıcının seçimlik hakları düzenlenmiştir. Satıcının, satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcının, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa satılananın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik haklarından birini kullanabileceği, ayrıca alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu, alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullandığı durumlarda, durumun bunu haklı göstermesi hâlinde hâkimin, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceği, satılanın değerindeki eksikliğin satış bedeline çok yakın ise alıcının ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabileceği belirtilmiştir. Sözleşmeden dönmenin sonuçları ise aynı Kanun'un 229. maddesinde düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı şirket davalı şirketten dava konusu karo kauçuk alımından önce mail yazışmaları ile sipariş vermiştir. Davalı şirket ise 16 Mayıs 2018 tarihinde fiyat teklifi detayları ile birlikte referans projelerini göndermiştir. Davacı şirket 21.05.2018 tarihli mail ile sipariş formunun en kısa sürede ulaştırılacağı belirtilmiştir. 28.05.2018 tarihli fatura ile dava konusu ürünlerin satışı gerçekleştirilmiştir. Davacı şirket dava konusu ürünleri Adana Seyhan'da inşa edilmekte olan proje içerisinde çocuk oyun alanı parkında kullanılmıştır. Çocuk oyun park alanında kullanılan ürünlerde deformasyonların oluşması üzerine davacı şirket 14.09.2018 tarihli maili davalı şirkete göndererek fotoğrafların sahadan gönderildiği, ürünlerde deformasyonların olduğu, yağış sonrasında hem lekeli kaldığı hem de yerlerinden kalktığı, sıcaktan tüm karoların kenarlarında kıvrılmalar, şekil değişiklikleri oluştuğu belirtilerek, konu ile ilgili çözüm rica edilmiştir. 09.11.2018 tarihli mailde talep yenilenmiştir. Mailde, 40x40 kauçuk ürünün uygulama sonucunda ciddi deformasyonlara uğradığı, kanaatlerince ürünün yaz aylarındaki sıcak hava koşullarından dolayı biçimsel olarak bozulmalar yaşandığı belirtilerek, ürünün iade ya da daha uygun bir ürünle değiştirilmesi talep edilmiştir. Taleple ilgili olumlu cevap alınmaması üzerine davacı şirket, Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/90 D.iş sayılı dosyasında delil tespiti talep etmiştir. 28.12.2018 tarihli delil tespiti raporu sonrasında iş bu davayı açmıştır. Dava öncesinde alınan ve mahallinde inceleme sonucunda düzenlenen tespit bilirkişi raporunda malzemenin hatalı, ayıplı olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme aşamasında alınan 18.02.2021 tarihli bilirkişi raporu, kimyager bilirkişi tarafından düzenlenmiş ve davalı firmanın kısmen kusurlu olduğu tespit edilmiştir. İtiraz üzerine alınan bilirkişi heyet raporunda, dava konusu ürünün ayıbı ile ilgili olarak ayrıntılı ve gerekçeli açıklamalara yer verilmiştir. Ayrıca heyet raporunda ürünün satın alınmasından sonra kontrol edilerek ayıbın tespitinin mümkün olmayacağı ifade edilmiştir. Üründeki ayıp davacı projesine bağlı olarak çocuk parkına uygulanması sonucunda ortaya çıkmıştır. Buna dair dosya içerisinde renkli fotoğraflardan satım konusu üründeki ayıbın tespiti mümkün olmaktadır. Davacı alıcı firma tarafından yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler kapsamında TBK 227. maddesinin 1.fıkrasının 1. bendi gereğince satış sözleşmesinden dönme iradesini açıklamıştır. TBK'nın 229. maddede dönmenin sonuçları düzenlenmiştir. Maddenin ilk fıkrasında, satış sözleşmesinden dönen alıcının satılanı ondan elde ettiği yararlarla birlikte geri vermekle yükümlü olduğu buna karşılık alıcınında ödemiş olduğu satış bedelini faizi ile birlikte geri verilmesini, ayıplı maldan doğan zararın giderilmesini isteyeceğine dair düzenlemelere yer verilmiştir. Davada satım konusu karo kauçukların kullanılamaz hâle gelmiş olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar sözleşmeden dönme durumunda satılanın geri verilmesi gerekse de davalının bu yönde açık bir talebinin bulunmaması ile dava konusu ürünlerin başka yerde kullanımının mümkün olmaması, ekonomik değerinin bulunmaması karşısında, satılanın iadesi konusunda bir karar verilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.TBK'nın 219. maddenin ilk fıkrasında; satıcının alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından sorumlu olacağına yer verilmiştir. Satım konusu karo kauçukların bildirilen nitelikte olmadığı, kullanımının imkânsız hâle geldiği sabittir. TBK'nın 223/2. maddede, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi hâlinde satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hükmün uygulanmayacağına yer verilmiştir. Somut olayda ayıp gözden geçirilerek tespit edilecek nitelikte değildir. Kullanım neticesinde ortaya çıkmıştır ve sonrasında e maille satıcıya ayıp bildirilmiştir. Ayıplı malın kabulü söz konusu olmayıp, ihbar, süresinde ve işin niteliğine uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. Ayrıca fatura tarihi 28.05.2018, dava tarihi ise 24.09.2019 'dur. Dava TBK'nın 231. madde gereğince iki yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporu ise dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçeli, tespit bilirkişi raporu ile uyumlu olmakla birlikte önceden alınan rapordaki tespiti de yer verilerek değerlendirilmiş olup, davalı vekilinin aksine iddiaları ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Açıklanan bu gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.292,18 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 20.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/862, K. 2025/1822, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-862-e-2025-1822-k-aa51195f4446