İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/688 E. 2025/1109 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/688
- Karar No
- 2025/1109
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/688 Esas KARAR NO : 2025/1109
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/07/2025 KARAR TARİHİ : 25/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin çok eskiden beri hayalini kurduğu, ürünlerinin modellerini, renklerini, aksesuarlarını bizzat tek tek kendisinin seçerek tasarlayıp hazırlık yaptığı bu ürünleri satışa arz etmek, sırf bu işi hayata geçirebilmek için genç bir kadın girişimci olarak ticari hayata atılma kararı almış olduğunu, müvekkilinin bu yönde bir şahıs şirketi kurmuş, ürünleri çatısı altında toplayacağı markaya da "....." ünvanını vermiş olduğunu, satışa arz etmek istediği ürünlerin üretimi için firma arayışına girişen müvekkilinin, piyasada ..... firması olarak tanınırlığı ve tekstilde kökeni olan, kendisini ticari faaliyet alanında profesyonel olarak lanse eden davalı .... Tekstil Sanayi ve Dış Tic. A.Ş. ile iletişime geçmiş olduğunu, tarafların 8 Eylül 2022 tarihinde davalı'nın fabrikasında toplantı gerçekleştirmiş, bu toplantıya müvekkili ..... ve ......'ın, davalı adına firmayı temsilen yetkililerinin katılmış olduğunu, müvekkilinin, davalı tarafın yetkilileri ile bir araya gelerek gerçekleştirilen 25 Ekim 2022 tarihli toplantı akabinde, ticari satışa konu süreçte, kararlaştırılan üretim planı çerçevesinde, 3 farklı 4 farklı ürün modelinin kusursuz, eksiksiz ve ayıpsız şekilde, müvekkilinin talep ettiği siparişe uygun olarak üretimi hususunda anlaşmaya varılmış olduğunu, taraflar arasında hem eser hem de ticari taşınır satışı kapsamlı karma bir hukuki sözleşme bulunduğunu, davalı tarafın, tüm ticari satış bedelinin en baştan peşinen ödenmesini talep etmiş, ticari bilgi birikimi olmayan piyasada bu yöndeki örf ve adete hakim olmayan genç yaştaki kadın girişimci müvekkilinin, ticari teamülün bu şekilde ilerlediğini zannederek siparişe konu ürünlerin tüm satış bedelini davalı tarafa ödemeyi kabul etmek zorunda kalmış olduğunu, henüz hiçbir üretim yapılmadan, davalı tarafından ilk önce %8 KDV dahil toplam 77.310$ (Yetmişyedibinüçyüzon Amerikan Doları) bedelli 15.12.2022 tarihli proforma düzenlenmiş, müvekkili ..... 'in, davalı firma yetkilileri ile görüşerek bu bedel üzerinden indirim istemiş, bunun neticesinde davalının indirim yaparak kendisine 73.800 $ (Yetmişüçbinsekizyüz Amerikan Doları) tutarı bedelin ödenmesi hususunda yeni bir ödeme tutarı belirlemiş olduğunu, davalı firma yetkilisi ... tarafından gönderilen 26.12.2022 tarihli e-posta ekinde 15.12.2022 tarihli ve 73.800 $ (Yetmişüçbinsekizyüz Amerikan Doları) tutarlı proforma fatura gönderilmiş olduğunu, müvekkilinin, bu ticari satış bedelinin karşılanabilmesi için, varını yoğunu ortaya koyarak ..... Bankası ..... Şubesinden 26.12.2022 tarihinde ..... numaralı 1.400.000,00TL (Bir Milyon Dörtyüz Bin Türk Lirası) kredi kullanmış olduğunu, kredi kullanımına bağlı geri ödeme tutarının 1.537,347,00-TL (Birmilyonbeşyüzotuzyedibinüçyüzkırkyedi Türk Lirası) olarak belirlenmiş olduğunu, müvekkilinin .... Bankası'ndan kullanmış olduğu kredi neticesinde, davalının tanzim ettiği 15.12.2022 tarihli proformaya istinaden %8 KDV dahil toplam 73.800 $ karşılığı 1.390.000,00-TL tutarlı ödemeyi "..... ÜRETIM ÖDEME" açıklaması ile peşinen ..... Bankası .... Şubesinde bulunan TR..... iban numaralı banka hesabına 26.12.2022 tarihinde ödemiş olduğunu, ödeme akabinde başlayan üretim sürecinde, müvekkilinin şahitlerinin de tanıklık ettiği üzere, davalının öncelikle ürün numunelerini üretmeye başlamış, her numune üretimi akabinde müvekkilinin kendisinin siparişi ile örtüşmeyen, eksik, hatalı ve ayıplı işler hususunda davalı tarafa e-mail, sms, telefon ve ..... yolu ile yazılı olarak ihbarda bulunarak defalarca iyiniyetli olarak bu ticari satış sürecini yürütmeye çalışmış olduğunu, davacının siparişe konu kadın iç giyim ürünlerinin kendisinin taleplerine uygun nitelikte, kalitede, renk ve modelde, seçilen aksesuar kullanılarak, kusursuz ve ayıpsız üretilmemesi, siparişlerin bu eksiklikler giderilerek süresinde teslim edilmemesi sebebi ile karşı taraf ile sürekli iletişim kurmaya çalışmış ise de, davalı tarafın bu eksiklikleri düzeltmek yerine iletişimi azaltmış, davacının taleplerini karşılıksız bırakmış ve kendisinin basiretli bir tacir olarak asgari düzeyde dahi yerine getirmesi gerekli yükümlülüklerini yerine getirmemiş olduğunu, taraflarınca davalıya İstanbul ...... Noterliği'nin 08.07.2024 tarih ve ..... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile "Sözleşmeden dönme ve ticari satışa konu ayıplı ve eksik ürünlerin iadesi ihtarı ile Müvekkilin ihtarname konusu bedel iadesi taleplerinin ve zararlarının tazmini talebidir" konulu ihtarname gönderilmiş olduğunu, müvekkilinin bu ihtarname ile, menfi ve müspet zararları, ticari itibar kaybı, maddi ve manevi zararları, kar kaybı ve ayıplı ve eksik ifa sebebi ile uğradığı zararın tazmini hususunda yasal yollara başvurmadan evvel son olarak müvekkilinin TBK m. 229 uyarınca sözleşmeden dönme iradesini kullanmakta olduğunu ihtarname ile karşı tarafa bildiren müvekkilinin, satış sözleşmesinden döndüğünü ve kendisine ayıplı ve eksik olarak sevk edilen bir kısım numuneleri geri vermeye hazır olduğunu, buna karşılık da ilk etapta; 15.12.2022 tarihli proformaya istinaden 26.12.2022 tarihinde ödemiş olduğu bedelin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte kendisine iadesini, satılan için yapmış olduğu 207.361,75-TL tutarındaki harcamanın kendisine ödenmesini, ayıplı ve eksik mal ve iş sebebi ile doğan doğrudan zararının giderilmesini talep etmiş olduğunu, müvekkilinin süreç içindeki tüm iyi niyetli çabalarının davalı tarafça sonuçsuz bırakılmış, müvekkilinin alacağına kavuşamamış, müvekkilinin asıl alacağı, işlemiş ve işlemekte olan faizin yanı sıra, yabancı para kur artışı ve bu süreçte de alacağına kavuşamamasının aşkın zararın oluşmasına neden olmuş olduğunu, ihtarnamenin davalı tarafından tebliğ alındığını, ancak kötü niyetli davalının bu talebe de cevap vermemiş olduğunu, davacının "....." markası altında satışa sunacağı ürünler için bir e-ticaret sitesi kurmuş olduğunu, davalının gerçekleştirilen ticari işin kusursuz, eksiksiz, ayıpsız, süresinde ve tam olarak ifa edileceği inancı ile piyasada üst segment markalaşarak ürün satışına başlayacak olan müvekkilinin, bu taahhütler ve inanç doğrultusunda, davalının müvekkilini siparişe konu ürünlerin talebe uygun olarak teslim edileceği hususundaki iknası neticesinde, davalı tarafın da bilgisi çerçevesinde, 10.03.2023 tarihinde sektörün önde gelen fotoğrafçılarından ....., videographer ....., prodüksiyon amiri...... ’in ekibi ile, sayısız mankenin katılımı ile, kiralanan stüdyoda bir fotoğraf çekimi gerçekleştirmiş olduğunu, müvekkilinin, ürünlerinin satışa arz edileceği web sitesinde kullanılmak üzere gerçekleştirdiği bu fotoğraf çekimine istinaden hizmet alımlarına dair toplamda 207.361,75-TL harcama yapmış olduğunu, davalının vaad ettiği terminlere uygun olarak üretim ve teslim yapılacağına ikna edilen Müvekkilinin, fotoğraf çekiminde kullandığı ve web sitesine koyarak tüketicilerin satışına arz edeceği ürünleri elde edememiş olması sebebi ile davalı'nın ağır kusuru sebebi ile fotoğraf çekimi için boş yere 207.361,75-TL harcama yaptığının sabit olduğunu, sırf yeni bir fotoğraf çekimi için aynı ekipten aynı koşullarda alınan fiyat teklifinin dahi EKİM 2023 tarihinde 642,475.00-TL olduğu gözetildiğinde, müvekkili açısından doğan zarar boyutunun daha net anlaşılacak olduğunu, daha numune aşamasında dahi kısmi olarak üretilen yamalı, ayıplı ve hasarlı ürünleri müvekkiline teslim etmek konusunda ısrarcı olunması, üretim planına aykırı davranarak hem eksik hem de ayıplı üretim yapılarak müvekkiline bu ürünlerin düzeltilmiş gibi dayatılmaya çalışılması ve üretim sürecini iletişimsizlikle baltalayarak müvekkilinin maddi ve manevi kaybına sebebiyet vermeleri neticesinde müvekkilinin artır davalı firma ile gerçekleştirdiği bu ticari işten beklediği menfaati elde etme ve sürdürebilmesi imkanının ortadan kalkmış olduğunu, müvekkilinin kullanamayacağı ve hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde eksik, kötü ve ayıplı, taraflar arasında kararlaştırılan ticari işin mahiyeti ile uyuşmayan bu sürecin sonlandırılmasının zaruri olduğunu, somut olayda davalı yan'ın temerrüde düşürülmüş olup, müvekkilinin ifa etmiş olduğu edimlerin iadesini yani bir diğer anlatımla sözleşme kapsamında davalı yana yapmış olduğu ödemelerin iadesini talep etmekte olduğunu, müvekkilinin alacağının herhangi bir rehine de bağlanmış olmadığını, hal böyle iken artık müvekkilinin para alacağın muaccel hale geldiğinin kabulü gerektiğini, ayrıca haricen elde edilen bilgilere göre davalı tarafın mevcut işyerini kapatmış ve piyasadaki alacaklılarına haber vermeden ortadan kaybolmuş olduğunu, davalı yan'ın mallarını kaçırma eyleminin boyutlarının haksız menfaat elde etmek boyutuna taşınmış olduğunu, dolayısı ile yukarıda izah edildiği üzere davadaki yaklaşık ispatın sağlanmış olması gerekse davalı yanın mal kaçırma teşebbüslerine ilişkin eylemlerinin sabit olması karşısında; müvekkilinin davayı kazanması halinde alacağını tahsil etmesinin uzun süreç alacağı ve dahi tahsil edememe olasılığının çok yüksek olması karşısında, davalının menkul ve gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının üzerine iik madde 257 gereğince ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ediyor olduklarını beyanla; davanın kabulü ile, davalının ayıplı, kötü ve eksik ifa eylemleri sebebi ile, ayıba karşı tekeffül hükümleri ve genel düzenleme niteliğinde olan TBK m.112 kapsamında, davacının sözleşmeden dönmesinin haklı olduğunun tespitine, müvekkilinin taraflar arasındaki anlaşma kapsamında davalı yana ifa etmiş olduğu edimlerin iadesi kapsamında, belirsiz alacak talebi çerçevesinde fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak ve sonradan ıslah edilmek kaydıyla şimdilik; davacının 15.12.2022 tarihli proformaya istinaden 26.12.2022 tarihinde ödemiş olduğu %8 KDV dahil toplam 73.800 $ (Yetmişüçbinsekizyüz Amerikan Doları) tutarındaki bedelin şimdilik 50.000$ tutarındaki kısmının, 26.12.2022 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak faiziyle birlikte müvekkiline aynen ödenmesini veya mahkememiz aksi kanaatte ise fiili ödeme günündeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsiline, davacının uğramış olduğu menfi zararları, ticari itibar kaybı, maddi ve manevi zararları, kar kaybı ve ayıplı, kötü ve eksik ifa sebebi ile uğradığı tüm zararın; fotoğraf çekimi için ödediği bedellerin, web sitesi kurulum ücretlerinin, müvekkilinin sermayesini kullanamadığı dönemde mahrum kaldığı karın ve diğer zararlarının toplamının bilirkişi incelemesi ile tespiti ve tazmini hususunda şimdilik belirsiz alacak talebi çerçevesinde fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak ve sonradan ıslah edilmek kaydıyla şimdilik 100.000,00-TL (Yüzbin Türk Lirası) maddi zararın hesaplanacak ticari avans faizi ile davalıdan alınarak davacı'ya verilmesine, dava konusu edilen para alacağı bakımından tensip zaptı ile birlikte davalı yanın menkul ve gayrimenkulleri ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz kararı verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak davaya cevap verilmediği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalının ayıplı, kötü ve eksik ifa eylemleri sebebi ile sözleşmeden dönme ve alacak istemine ilişkindir. Davacı tarafın gerçek kişi olması ve dosyada mevcut müzekkere cevapları nedeniyle öncelikle dava şartları yönünden görev hususunun irdelenmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre görev hususunun belirlenmesinde bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulması gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 154 vd. maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan, iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Dosyada mevcut Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere; davacı gerçek kişinin 11/04/2022 mükellefiyet kayıt tarihi itibariyle işletme hesabı esasına göre ticari kazanca tabi olduğu , mükellefin 2022, 2023 ve 2024 (2025 yılı gelir vergisi beyannamesi verme süresi gelmediğinden) yıllarına ait gelir vergisi beyannamelerinde V.U.K. 177. maddesinde belirtilen nakit limitleri aşmadığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabından anlaşılacağı üzere; davacının gerçek kişi ve ticari işletme kaydının bulunmadığı görülmektedir. Yukarıda da ayrıntılarına yer verildiği üzere bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması gerekmektedir. Dosya mevcut vergi dairesine kayıtlarına göre tarafların yukarıda açıklanan nedenlerle işletme esasına göre defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinde yer alan hadleri aşmadığından tacir olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nisbi ticari dava niteliğinde olmadığından, uyuşmazlık Mahkememizin görev alanına girmemektedir. Uyuşmazlığın ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevli olduğundan, HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nın 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan reddine, mahkememizin görevsizliğine, 2-01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 3-6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine, Dair tarafların yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.25/11/2025
Katip ..... Hakim ......