Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/524 E. 2026/921 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/524
Karar No
2026/921
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/524

KARAR NO: 2026/921

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/11/2021

NUMARASI: 2020/923 Esas - 2021/880 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 24/06/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili şirketin, turizm alanında uluslararası faaliyet gösteren bir organizasyon şirketi olduğunu, davalı borçlu şirketin ... Eylül 2017- 01 Ekim 2017 tarihlerinde “"......" yurt dışına yapılacak geziye ait tüm organizasyon hizmetlerinin yapılması hususunda müvekkili şirket ile anlaştığını, geziye ilişkin hususların borçlu şirketin taleplerine göre hazırlandığını, tüm organizasyon ve masraflar borçlu şirketin menfaatine olacak şekilde müvekkili şirket tarafından ayarlanmış olduğunu, gerek söz konusu organizasyondan önce gerekse sonraki süreçte müvekkili şirketin üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini, karşılıklı mutabakat sonucu borçlu şirketin talepleri doğrultusunda belirlenen organizasyonun satın alma bütçesinin ....935,27 € olarak ortaya çıktığını, ancak işbu satın alma bütçesinin belirlenmesinden sonra davalı/borçlu şirketin İstanbul dışından gelen katılımcılarının organizasyon tarihine kadar mecburi İstanbul konaklamaları ve uçak-vize hizmetleri, yemeklerde limitsiz içkili menü seçimleri ve gezi esnasında talep ettikleri ekstralar olduğunu, hepsinin müvekkili davacı şirketçe karşılandığını, ilk belirlenen satın alma bütçesinin daha sonra borçlu şirketin kendi istek ve talepleri üzerine artmış olup söz dahil edilen her ekstrada borçlu şirket yetkililerinin sözlü ve yazılı rızalarının alındığını ve borçlu şirketin istekleri üzerine sonradan ortaya çıkan maliyetlerin ekstra olarak ortaya çıkması sebebiyle organizasyon sonrası oluşan bütçenin 41.366,64 € olduğunu, ancak bu yazılı onaylara rağmen ödeme ile ilgili aşamada aradaki 12.431,37 € olan farkı inkâr etmeyen borçlu şirketin borcun ödenmesi konusunda herhangı bir girişimde bulunmadığı gibi ödeme de yapmadığını, bu nedenle hizmet bedeli alacağının tahsili arnacıyla davalı şirket aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyadan İcra takibine başlandığını, borçlu şirketin icra takibine haksız, yersiz ve mesnetsiz olarak itirazda bulunarak takibin durdurulmasına ve müvekkilinin mağduriyetinin katlanarak artmasına sebebiyet verdiğini, yapılan arabuluculuk görüşmelerinin de sonuçsuz kaldığını beyanla, fazlaya dair her türlü faiz, talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalarının kabulü ile, davalı borçlunun vaki itirazının iptali ve takibin devamına, davalı aleyhine %20' den az olmamak üzere icra inkâr tazminatı mahkumiyetine, yargılara giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; tarafların yurt dışı gezi organizasyonu kapsamında anlaştıklarını ancak müvekkili şirketin gerekli ödemeleri yapmadığı iddialarının tamamıyla yersiz olduğunu, taraflar arasında 24.04.2017 tarihinde konaklama hizmet sözleşmesi, 10.05.2017 tarihinde ise yurt dışı tur hizmet sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasında yapılan görüşmeler neticesinde organizasyon bütçesinin ....935,27 Euro olarak belirlendiğini, nitekim bu bedel, taraflar arasında yapılan hizmet sözleşmesinde de belirtilmiş olduğunu, söz konusu sözleşme bedelinin müvekkili şirket tarafından davacıya ödenmiş olduğunu, nitekim davacı taraf da dava dilekçesinde “ilk baştaki anlaşmanın ....935,27 Euro olduğunu, daha sonra bu bütçenin 41.366,64 Euro” ya çıkarlıldığını, davacının aradaki fark olan 12.431,37 Euro ödemeyi yapmadığını” ifade ederek sadece 12.431,37 Euro üzerinden icra takibi başlatmış olduğunu, haliyle taraflar arasında sözleşme bedeli olan ....935,27 Euro'nun ödendiğine ilişkin bir ihtilaf bulunmamakta olduğunu, davacı tarafın hangi gerekçe ile “sözleşme bedelinin taraflar arasındaki mutabakat ile artırıldığı, bu nedenle davalının 12.431,37 Euro borcunun olduğunu" iddia etmesinin taraflarınca da merak konusu olup, nitekim taraflar, arasında bu yönde bir mutabakat bulunmamakta olduğunu ve müvekkili şirket tarafından bütçe artırımına ilişkin yazılı bir rıza veva onay verilmediğini, haliyle iddialar tümü ile mesnetsiz olduğunu beyanla, davanın reddine, davacı taraf aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, "Somut olayda davaya konu sözleşmenin davacının grup şirketi olan .... Şti. Arasında imzalandığı, davacının ticari defterlerinde davalı ile ticari ilişkisinin bulunmadığı, söz konusu faturaları grup şirketi olan .... Şti.'ye kestiği, ve bu şirket adına borç kaydettiği görülmüştür. Her ne kadar dava ile dava dışı .... Şti.'nin grup şirket olduğu tüzel kişilik perdesinin aralanması ile davalının sorumlu olacağı bilirkişi raporunda bir seçenek olarak sunulmuş ve davacı tarafından da mail yazışmalarının davalı tarafından yapıldığı iddia edilmiş ise de şirketler arasında organik bağ olduğu kanıtlanmamıştır.

Kaldı ki grup şirket olsa dahi her bir şirket ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olup, ayrı ayrı sözleşme yapma yetkisi bulunmaktadır ve bir şirketin yaptığı sözleşme grup şirketleri bağlamaz (Bursa BAM 5. HD. 2018/... E., 2018/429 K. Sayılı Kararı).

Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında tüzel kişilerle hukuki ilişkiye giren üçüncü kişilerin tüzel kişiden olan alacaklarını perdenin kalkmasıyla ortaya çıkan tüzel kişiyi oluşturan gerçek kişilerden talep ve tahsil edebilmektedir. Ancak davalı şirket dava dışı şirketin ortağı vs. olmadığından somut olayda tüzel kişilik perdesinin aralanmasına ilişkin hükümlerin uygulanması mümkün değildir.

Yukarıda yapılan açıklamalar, bilirkişi raporu ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dava dışı şirketten ayrı tüzel kişiliğe sahip davalının iddia olunan borçtan sorumluluğunun bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacının takipte kötü niyetli olduğunu ispat yükü; davalının üzerindedir. Davacının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine " karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; mahkeme gerekçesinde dayandığı davacının dava dışı şirketten ayrı tüzel kişiliğe sahip olması ve borçtan sorumluluğunun bulunmamasının sebebini açık ve ayrıntılı olarak gerekçelendirmediğini, bu sebeple kararının usulden bozulması gerektiğini, davalı taraf cevap dilekçesinde söz konusu sözleşmenin tarafı olduğunu ve sözleşmeyi ikrar ettiğini, husumet itirazında bulunmadığını, sözleşmenin ifasından önce ve sonraki dönemde müvekkil şirkete atılan maillerde davalının unvanı bulunduğunu, görüldüğü üzere yalnızca faturalaşma ... şirketi üzerinden yapıldığını, bu durum davalı şirketin borçlu olduğunun hususunu değiştirmediğini ve sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, Ticaret sicil kayıtlarından şirketlerin hakim sermaye ortakları ile diğer şirketin ortaklarının aynı olması, şirketlerin ticaret sicilinde kayıtlı adreslerinin aynı olması, aynı adreste faaliyet göstermeleri gibi davalı ile ... şirketi arasında organik bağının bulunduğu kesin ve net olup mahkeme kararı bu yönüyle bozulması gerektiğini, ayrıca yerel mahkeme tarafından davalı tarafa ...Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 20.199,26 -TL nispi vekalet ücreti takdir etmiş olup işbu vekalet ücreti fahiş miktarda olduğunu ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;

Dava, paket tur sözleşmesinden kaynaklanan bakiye hizmet bedeli alacağına istinaden başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı vekilinin istinaf başvurusu kapsamında dosya öncelikle 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzeninden olan görev hususunda incelendiğinde;

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.

6502 sayılı TKHK'nun 51/1. maddesinde" Paket tur sözleşmesi, paket tur düzenleyicileri veya aracıları tarafından aşağıdaki hizmetlerden en az ikisinin birlikte, her şeyin dâhil olduğu fiyatla satıldığı veya satımının vaat edildiği ve hizmetin yirmi dört saatten uzun bir süreyi kapsadığı veya gecelik konaklamayı içerdiği sözleşmelerdir:

a) Ulaştırma

b) Konaklama

c) Ulaştırma ve konaklama hizmetlerine bağlı olmayan başka turizm hizmetleri." şeklinde paket tur tanımlanmıştır.

Somut olayda; davacı tarafça, yurtdışı gezi hizmeti satın alan davalının, bakiye hizmet bedelini ödemediğinden bahisle davaya konu takip başlatılmış olup taraflar arasındaki uyuşmazlık paket tur sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. ....'nin paket tur sözleşmeleri başlıklı 51/9. maddesinde yer alan "Ticari veya mesleki faaliyetleri çerçevesinde paket tur hizmetinden faydalanan kişiler de tüketici olarak kabul edilir." düzenlemesi ile paket turdan yararlanan gerçek kişi tüketici dışındaki kişiler de tüketici olarak kabul edilmiştir. Paket tur katılımcısının ticari veya mesleki faaliyeti çerçevesinde hareket etmesi halinde dahi, bu tür kişilerin de tüketicilere sağlanan haklardan faydalanacağı yasal olarak düzenlenmiştir.

TKHK'nin tüketici mahkemeleri başlıklı 73/1-4. maddesinde ise, "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir". "Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Altıncı Kısım hükümlerine göre yürütülür" düzenlemesi bulunmaktadır.

Paket tur sözleşmesinin tarafı olan davalı şirket tüketici olarak kabul edildiğine göre, taraflar arasında paket tur satışından kaynaklanan hukuki işlemin tüketici işlemi niteliğinde (TKHK md. 3) olması nedeniyle davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesi'ne aittir.

Açıklanan nedenlerle, mahkemece, tüketici mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esası hakkında hüküm tesis edilmesi hatalı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin HMK 353/1.a.3 ve 355 maddeleri uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/... E. 2021/.... K. sayılı .../11/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,

3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına, davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talep halinde iadesine,

4-Davalı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Kanunun 362/1.c bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.24/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/524, K. 2026/921, T. 24.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-524-e-2026-921-k-bca854496068