İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/339 E. 2026/516 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/339
Karar No
2026/516
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/339 Esas KARAR NO : 2026/516

DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 25/04/2026 KARAR TARİHİ : 06/07/2026

Mahkememizde görülen davanın dosya üzerinden yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili davalı ... ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine açtığı dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, hasımsız olarak .... Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde 2025/... Esas sayılı dosya ile ipoteğin kaldırılması için dava açtığını, yapılan yargılama sürecinde ... İnş. ve Tic. A.Ş.'nin tasfiye olduğu ve ticaret sicil müdürlüğünden kaydının silindiğinin anlaşıldığını, şirketin son tasfiye memurunun ... olduğunu, .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından işbu davayı açmak için mehil verildiğini, ihyası istenen ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki adresi ... Mah. ... Sk. No:6A ... olduğunu, işbu şirketin ticaret sicilinden 15.02.2023 tarihinde genel kurul kararı ile silindiğini, mahkemece davalı şirketin ihyası yönünden dava açmak ve mahkemeye bildirmek üzere süre verildiğinden, devam eden davanın görülebilmesi ve taraf teşkilinin sağlanması için ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ticaret sicile yeniden tescili ile ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın, müvekkili ile yalnızca isim benzerliği olan ... İnşaat ve Ticaret A.Ş.' ye açılması gerekirken, müvekkili şirkete yönlendirildiğini, asıl davalı olan ... İnşaat ve Ticaret A.Ş.'nin MERSİS, İTO ve Türkiye Sicil Gazetesi kayıtlarında da görüleceği üzere şirketin; T.C. .... İflas Dairesi Müdürlüğü, ... kaydı ile kaydının bulunduğunu, bu şirketin de müvekkili şirket ile sadece isim benzerliğinin bulunduğunu ve organik hiçbir bağının bulunmadığını, müvekkili şirketin ...'nda herhangi bir dosyasının da bulunmadığını, müvekkili şirketin ticaret sicil dosya numarası ise ...-0 olduğunu, asıl davalı olması gereken ... İnşaat ve Ticaret A.Ş'den farklı olarak müvekkili şirketin ünvanının ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi olduğunu, müvekkilinin ... ilinde veya ... ilçesinde herhangi bir taşınmazı, işbirliği, ortaklığı veya yatırımının bulunmadığını, asıl davalı olması gereken ... İnşaat ve Ticaret A.Ş'nin, Türkiye'nin bir çok ilinde ve muhtelif ilçelerinde inşaat işi ile iştigal eden bir şirket olduğunu, şirketin yapmış, yaptırmış olduğu evlerin, yazlıkların, iş yeri ve dükkanların yoğunlukta olduğunu, uzun yıllardır bu taşınmazları sattığı kişilerin hukuki ihtilaflarında müvekkili şirketin hedef olarak gösterildiğini, müvekkili şirketin bu isim benzerliği sebebiyle yaşamakta olduğu sıkıntıların bulunduğunu belirterek, davanın öncelikle husumet yokluğundan reddine, davanın esastan ve usulden reddine, her türlü yargılama giderinin ve vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bunun üzerine davacı vekilince sunulan 04/06/2026 tarihli dilekçede; ihyası talep edilen şirketin ... İnşaat ve Ticaret A.Ş. olduğu, ünvan benzerliği nedeniyle maddi hata sonucu yanlış tüzel kişi olarak ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin gösterildiğini, bu nedenle ihyası talep edilen şirketin ... İnşaat ve Ticaret A.Ş. olarak düzeltilmesini talep etmesi üzerine mahkememizce 15/06/2026 tarihinde ara karar kurularak davacı vekilinin taraf değişikliği talebinin kabul edildiği, tasfiye memuru ...'ın davanın tarafı olmaktan çıkarılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, TTK'nın 32. maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34. maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirip sonuca bağladığını ve yargı merci gibi hareket etmediğini, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verdiğini, aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddettiğini, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK'nın 547/2 maddesi gereğince tasfiye memuru atanması gerektiğini, müvekkilinin, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, tasfiye sürecinde eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabının tasfiye memuru olduğunu, bu nedenle, yasal hasım konumunda bulunan müvekkilinin, yargılama masraflarından sorumlu tutulamayacağını, vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 15/06/2026 tarihli ara kararına istinaden davalı ... vekilince 22/06/2026 tarihinde dilekçe sunularak; dava konusu şirketin ticaret sicil dosyası incelendiğinde; ...-0 ticaret sicil numaralı ... İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi'nin iflasına karar verildiği, .... İflas Müdürlüğünün 05.01.2007 tarih ... iflas sayılı yazısıyla iflası bildirildiği ve şirketin sicil kaydının iflas sebebiyle aktif olduğu; şirketin re'sen terkin kapsamında olmadığı gibi herhangi bir işlem tesis edilmediğinin anlaşıldığı, bu itibarla, dava konusu şirketin tüzel kişiliği sona ermediğinden davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği hususu anlaşılmıştır. ... vekilince sunulan 22/06/2026 tarihli dilekçe üzerine .... İflas Dairesi'ne yazı yazılmış olup verilen yazı cevabında; ... İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi'nin tasfiye işlemlerinin devam ettiği, tasfiyenin İİK'nın 219. maddesi gereğince adi tasfiye usulünde yürütüldüğü bildirilmiştir. Davacı vekili 25/06/2026 tarihinde dilekçe sunarak; davalı ... tarafından sunulan cevap dilekçesinde, ihyası talep edilen ... İnşaat ve Ticaret A.Ş.'nin ticaret sicilinden terkin edilmediği, tüzel kişiliğinin devam ettiği ve iflas nedeniyle sicil kaydının aktif olduğunun bildirildiği, ayrıca .... İflas Dairesi'nin 18.06.2026 tarihli cevabi yazısında da; ... İnşaat ve Ticaret A.Ş.'nin iflas tasfiyesinin adi tasfiye usulüyle devam ettiği, şirket tüzel kişiliğinin sona ermediği ve tasfiye işlemlerinin halen sürdüğünün bildirildiği, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin taraf teşkilinin sağlanmasına ilişkin ara kararı doğrultusunda hareket ederek işbu davayı açtıklarını, şirketin halen aktif sicil kaydına sahip olduğu ve iflas tasfiyesinin devam ettiği hususlarının ancak işbu dava sırasında dosyaya sunulan resmi kayıt ve müzekkere cevaplarıyla öğrenildiğini, bu nedenle davacı tarafın dava açmakta kusuru veya kötü niyeti bulunmadığını, davalı Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün cevap dilekçesi ile .... İflas Dairesi'nin 18.06.2026 tarihli müzekkere cevabının dikkate alınmasına, ... İnşaat ve Ticaret A.Ş.'nin ticaret sicilinden terkin edilmediği ve tüzel kişiliğinin devam ettiğinin tespitine, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi halinde, davanın ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ara kararı doğrultusunda açıldığı ve davacı tarafın dava açmakta haklı nedene sahip olduğu gözetilerek davacı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, mahkemece ihya edilmesi için davacı tarafa verilen yetki ve süre uyarınca açılan şirketin 547/2 maddesi uyarınca tasfiyesi istemine ilişkindir. HMK'nın 115/1 maddesi gereğince mahkemeler dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK 114/1-h maddesindeki düzenlemeye göre; davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartı olarak belirlenmiştir. Hukuki yarar koşulu, tüm davalarda aranmaktadır. Bir hukuki ilişkinin, hemen tespitinde, hukuki yararın varlığının kabul edilebilmesi için, üç koşulun birlikte olması zorunludur. Sözü edilen üç koşulu hemen açıklamak gerekirse; a)Davacının bir hakkı veya hukuki durumunun halihazır bir tehlike ile ciddi biçimde tehdit edilmiş olması ve sözü edilen tehlikenin yakın ve tehdidin ciddi olması gerekir. b)Bu ciddi tehdit sebebiyle davacının hukuki durumunun tereddüt ya da belirsizlik içinde olması, bu hususun davacı için bir zararı meydana getirebilecek nitelikte bulunması gerekir. Tehdit, objektif olarak değerlendirildiğinde, bir zarar doğurabilecek nitelikte olmalıdır. c)Yalnızca koşulları usulün 237. maddesi hükmünde tanımlanan biçimde kesin hükmün sonuçlarını meydana getiren, cebri-icraya yetki vermeyen bir başka deyişle icra ve infaz kabiliyeti bulunmayan tesbit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldıracak nitelikte olması zorunlu olduğu gibi, davacının, hukuken korunma ihtiyacı da halihazırda bulunmalıdır. Özellikle hukuki yarar koşulu tespit davasının açıldığı günde mevcut olmalı ve hüküm verilene değin varlığını da sürdürmesi zorunludur. Açıklanan nedenle davacının, hukuki korunma (himaye) ihtiyacını, başka bir vasıta ile tamamen tatmin edebilmesinin mümkün olduğu hallerde, hukuki ilişkinin mücerret tespitinde, hukuki yararının bulunmadığı bu nedenle dava açamayacağı kuşkusuzdur. Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar, dava şartıdır. Hukuki yarar olumlu dava şartı olup, taraflarca öne sürülmese dahi mahkemece resen dikkate alınması zorunludur. Bu haliyle davacı tarafça .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından mahkemece verilen yetki ve süre uyarınca eldeki ihya davası açılmış ise de; gerek ...'nün gerekse .... İflas Dairesi'nin yazılarından; ...-0 ticaret sicil numaralı ... İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi'nin iflasına karar verildiği, .... İflas Müdürlüğünün 05.01.2007 tarih ... iflas sayılı yazısıyla iflası bildirildiği ve şirketin sicil kaydının iflas sebebiyle aktif olduğu; şirketin re'sen terkin kapsamında olmadığı gibi herhangi bir işlem tesis edilmediğinin anlaşıldığı, bu itibarla, dava konusu şirketin tüzel kişiliği sona ermediğinden davacının hukuki yararı bulunmadığında davacı tarafça açılan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş; davacının mahkemece kendisine verilen yetki ve süre nedeniyle eldeki davayı açtığı, davalı ...'nün yasal hasım olarak davada bulunması gerektiği, davacının davayı açmakta kusurunun bulunmadığı hususları gözetilerek davanın tarafı olmaktan çıkarılmasına karar verilen tasfiye memuru ... ve ... lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davanın HMK'nın 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Harç peşin ve yeterli alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf lehine vekalet ücreti takdirine yer olamdığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın, karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan ve karar kesinleştikten sonra ilgili tarafa resen iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 341. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/339, K. 2026/516, T. 06.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-339-e-2026-516-k-6452d9868dda