Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/702 E. 2026/1168 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/702
- Karar No
- 2026/1168
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/702 KARAR NO : 2026/1168
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11.03.2026 NUMARASI : 2025/1222 E . - 2026/281 K. DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket KARAR TARİHİ : 03.07.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 03.07.2026
İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.03.2026 tarih 2025/1222 E . - 2026/281 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı ... dava dilekçesinde özetle; ...nün Born-101... sicil numarasına kayıtlı .... Şti. hakkında ...’nın İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/153 Esas 2024/421 Karar sayılı kararı ile şirket ortaklıktan çıkmasına dair karar verildiğini, müdürlük kayıtlarının incelenmesiyle ... .. Şti.’nin 27.03.1998 tarihinde müdürlüğe tescil edildiğini, ....’ın kuruluşta şirketin ortağı olduğu, 01.08.2019 tarihli tescil işlemi ile yetki ataması yapıldığı ve bu tarihten sonra herhangi bir tescil işlemi gerçekleştirilmediğini, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/153 Esas 2024/421 Karar sayılı kararı ile şirket ortağı olan ....’ın ortaklığından çıkmasına karar verildiğini ve bu kararın 31.12.2024 tarihinde kesinleştiğini, bu kararda resen tescile ilişkin herhangi bir hüküm tesis edilmemiş olması nedeniyle söz konusu kararın tescili için TSY m. 26 gereği yetkili kişiler tarafından tescil talebinde bulunulmaması nedeniyle TSY m. 36 gereği tescile davet işlemlerinin yürütüldüğünü, davalı şirkete ve yetkilisine gerekli evraklar ile veya tescilden kaçınma için haklı bir sebebi var ise ispata elverişli delillerle 30 gün içinde tescile davet işlemlerinin uygulanması için müdürlüğe başvurulmasının ihtar edildiğini, ilgililerin süresi içerisinde tescilden kaçınma sebeplerine ilişkin herhangi bir bildirimde bulunulmadığı ve başvuru yapılmadığını belirterek ....nün Born-10... sicil numarasına kayıtlı ... Şti. hakkında İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/153 Esas 2024/421 Karar sayılı 23.05.2024 tarihli kararı ile dava dışı ....’ın ortaklıktan çıkmasına dair kararın Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından resen tesciline, yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı şirketin davaya cevap vermediği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın dilekçesinde ortaklıktan çıkmaya dair kararın tescilinin taraflarca yerine getirilmediğini, Ticaret Sicil Yönetmeliği m. 26/2’e göre mahkeme tarafından tescile ilişkin bir karar verilmediği takdirde taraflara tescile başvuru yapması istendiği ve m. 36’nın uygulandığı, bu kapsamda ilgililerin tescille ilgili işlemlerine yerine getirmediği, başvuruda bulunmadıkları belirtilerek kararın tescili için başvuru yapıldığı, davacının bu talebinde mahkemenin inceleme konusu yapacağı hususun ancak İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/153 Esas – 2024/421 Karar sayılı 23.05.2024 tarihli kararında yer alan davacı ortağın şirketten bedelsiz olarak çıkmasına ilişkin karar olduğu, bu kararda mahkeme birleşen dosyada ....’ın davalı.... Şti.’in den TTK m. 638/2 uyarınca çıkmasına, ayrılma akçesi talebinin reddine ve ortağın % 20’lik payının şirket adına tesciline ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, karar kesinleştikten sonra Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine karar verildiği, kararın açıklanması ya da kanun yararına bozulmasına talep etme hakkı taraflara ilişkin olup, görülen davada mahkemenin bu konuda yetkisinin bulunmadığı, ayrıca İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen kararın 8. Sayfasında kararın bir örneğinin uygulanmak üzere Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderildiğinin belirtildiği, bu halde kararın uygulanıp uygulanmayacağı konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, kararın 31.12.2024 tarihinde kesinleştiğine göre uygulanması gerektiği, Ticaret Sicil yönetmeliği m. 26/2’d eyer alan hükmün somut olayda uygulanamayacağı, mahkeme tarafından verilen karar Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmekle bu kararın ihdasi nitelikte bir karar olması nedeniyle uygulanmasının gerektiği, bu kararın Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesinin ihbari bir nitelik taşımadığı, Ticaret Sicil Müdürlüğü verilen kararı uygulamakla mükellef olduğu, bunun için ayrıca bir karar olmasına gerek bulunmadığı, ....nün 15.09.2025 tarihli İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesine verdiği dilekçede de bu kararın resen tescil edilip edilmeyeceği konusunda da yazdığı müzekkereye mahkeme tarafından Ticaret sicil Yönetmeliği m. 29 ve m. 36’a göre işlem yapılması için karar verdiği, davacının talebinde davalı... Şti.’nin bu değişikliği bildirmediğinden dava açıldığının belirtildiği, TTK 31 ve 32.maddelerinde sicil müdürünün sicile ilişkin şartların olup olmadığını araştırma görevi verdiği, bu işlemin yapılması için TTK m. 33’de ilgilileri tescile davet için çağrılması gerektiği, somut olayda zaten bu bildirim Ticaret Sicil Müdürlüğüne yapılmış olduğu ve bildirimin amacı da durumun tescil edilmesine ilişkin olduğu, ayrıca ilgililerin bildirim yapmasının istenmesinin gerekli olmadığı, ilgili olarak ....'ın ....ne dava dilekçesi ekinde bildirildiği üzere 17.05.2025 tarihinde başvuru yaptığı ve kararın sicile tescilini talep ettiği, bu halde Ticaret Sicil Müdürlüğünün yapması gerekenin kararı sicile tescil etmek olduğu, Ticaret Sicil Yönetmeliği madde 36/1 ve 2 fıkraya göre tescile davet hususunda ilgililerin tescil isteminde bulunulmaması veya kaçınma sebepleri bildirilmiş olmasına rağmen kaçınma sebeplerinin yeterli görülmemesi halinde Asliye Ticaret Mahkemesine Ticaret Sicil Müdürlüğünün başvurması gerektiği, bu hükmün somut olayda uygulanma imkânı bulunmadığı, Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmiş ve tescil edilecek bir değişiklik mahkeme kararı ile bildirilmiş olduğu, ayrıca Ticaret Sicil Müdürlüğünün tescile davet ve ceza hükümlerinin uygulanmasının gerekli olmadığı, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin Ticaret Sicil Müdürlüğüne verdiği 30.09.2025 tarihli ek kararda yönetmelik 29 ve 36’nın uygulanacağını belirtmiş ise de mahkemenin verdiği 23.05.2024 tarihli asıl kararda ....’ın ortaklıkta çıkmasına karar verildiği ve bu durumun karar kesinleştiğinde Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine karar verilmekle bu kararın uygulanması da istendiği sonucunu doğuracağı, Ticaret Sicil Yönetmeliği m.36’nın uygulanma imkânı bulunmadığı ve yapılması gerekenin kararı resen tescil edilmesi olduğunu, somut olayda davacının talep ettiği Ticaret Sicil Yönetmeliği m. 26/2 hükmünün yanlış anlaşıldığı ve maddeye dayanılarak talepte bulunulduğu, bu madde de mahkemenin tescile ilişkin herhangi bir hüküm kurmaması veya hükümde buna ilişkin bir ibarenin yer almaması hallerinde uygulanacağı, somut olayda zaten mahkeme bu kararı tescil edilmesi için gönderdiğini, sadece bildirim amacıyla yani ihbari nitelikte bir karar verilmesi gerekli olmadığı, mahkemenin kararları ya bir durumun tespiti ya eda, ya da inşai / yenilik doğuran davalar sonucunda verilen kararlar olduğu, somut olayda da inşai/ yenilik doğuran bir karar verildiğinden bu kararın uygulanması gerektiği gerekçeleriyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ...'nün Born-10.... sicil numarasında kayıtlı .... Şirketi'nin ortağı ....'ın İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/153 Esas – 2024/421 Karar sayılı kararıyla ortaklıktan çıkmasına karar verildiğini, söz konusu kararda, kararın sicil müdürlüğü tarafından resen tesciline ilişkin herhangi bir hüküm tesis edilmediğini, bu nedenle TTK 33. Maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 36.maddesi gereğince tescile davet süreci işletildiğini, söz konusu mahkeme kararının müdürlüğe iletilmesi sonrasında İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nden kararın resen tescili içerip içermediğinin sorulduğu, mahkeme tarafından gönderilen 03.10.2025 tarihli yazıda dava konusu kararda tescil yönünde bir hüküm bulunmadığının belirtildiğini, yasal mevzuat, yargısal uygulama ve görüşler doğrultusunda kararda tescile davet işlemlerinin yürütüldüğünü, mahkeme tarafından tescil talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Ticaret Sicili Yönetmeliği'ne göre müdürlüğün görülmekte olan davayı açtığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, TTK'nın 33/3. maddesi uyarınca ....nün mahkemeden tescil istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine dair karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, sicil müdürlüğünün davetine rağmen, davalı şirketin dava dışı ortağına ait şirket hisselerinin ortaklıktan çıkmaya yönelik mahkeme kararı doğrultusunda devri hususunun tescil edilmemesi nedeniyle mahkemece karar verilmesi istemine ilişkindir. Ticaret sicili 6100 sayılı TTK'nın 24. ve devamındaki maddelerde düzenlenmiştir. TTK'nın 32/3. maddesinde; "Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.", 31. maddesinde; "Tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişiklik de tescil olunur. Tescilin dayandığı olgu veya işlemler tamamen veya kısmen sona erer ya da ortadan kalkarsa sicildeki kayıt da kısmen yahut tamamen silinir.Her iki hâlde 27 ilâ 30 uncu madde hükümleri geçerlidir.", 33. maddesinde; "Tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş olan veya 32 nci maddenin üçüncü fıkrasındaki şartlara uymayan bir hususu haber alan sicil müdürü, ilgilileri, belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır. Sicil müdürünce verilen süre içinde tescil isteminde bulunmayan ve kaçınma sebeplerini de bildirmeyen kişi, sicil müdürünün teklifi üzerine mahallin en büyük mülki amiri tarafından bin Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır. Süresi içinde kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak tescili gerekli olan bir hususun bulunduğu sonucuna varırsa, bunun tescilini sicil müdürüne emreder, aksi takdirde tescil istemini reddeder. Süresi içinde tescil isteminde bulunmayan veya kaçınma sebeplerini bildirmeyen kişinin ikinci fıkradaki cezayla cezalandırılması bu fıkra hükmünün uygulanmasına engel oluşturmaz.", 34. maddesinde; "İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verilir." şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün TTK 33.maddesi uyarınca uygulayacağı tescil prosedüründe öncelikle hakkında tescili gerektiren bir değişiklik bulunan şirkete usulüne uygun olarak tescile davet yazısının tebliğ edilmesi gerekmektedir. Gerek kanun metninde gerekse Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 36. Maddesinde yer alan "tescil başvurusunda bulunmakla yükümlü kişileri, otuz gün içinde tescil başvurusunda bulunmaya veya tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır. Bu davette, kanuni dayanaklar gösterilmek suretiyle davetin gerekçesi, tescili gereken belgeler ve tescil yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin yaptırımları belirtilir." düzenlemesi uyarınca tescil yükümlüsü kişilere ihtarlı davetiye tebliğ edilmeksizin mahkemeden tescil talep edilmesi mümkün değildir. Somut uyuşmazlığın incelenmesinde, ilk derece mahkemesince ortaklıktan çıkma kararının verildiği İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/153 Esas – 2024/421 Karar sayılı kararıyla ayrıca ortaklıktan ayrılmanın tescili yönünde karar verildiği, mahkemenin kararın Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesine dair kararının tescili zorunlu kılan ve resen tescil gerektiren icrai nitelikte bir kararın varlığını gösterdiği belirtilerek görülmekte olan davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığı belirtilmiş ise de, bahse konu İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının "Davacının şirket ortaklığından çıkmasına yönelik davanın kabulü ile davacı ....'ın ... Born-10... sicil nosunda kayıtlı davalı .... Şti. şirket ortaklığından TTK 638/2 maddesi gereğince çıkmasına, Davacı tarafın ayrılma akçesine yönelik talebinin reddine, Davacı ortağın, davacı tarafın şirket ortaklığından çıkması üzerine payının şirkete aidiyetinin verilen kararın olağan sonucu olması nedeniyle davacının payının terkini ve %20 lik payın şirket adına tesciline veya şirket tasarrufuna bırakılmasına yönelik talebi hakkında ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, Karar kesinleştikten sonra bir örneğinin ....ne gönderilmesine," şeklinde olduğu, kararda davacının payının terkini ve %20'lik payın şirket adına tesciline veya şirket tasarrufuna bırakılmasına yönelik talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, her ne kadar kararda "davacı tarafın şirket ortaklığından çıkması üzerine payının şirkete aidiyetinin verilen kararın olağan sonucu olması nedeniyle" ibaresi kullanılmış ise de yerleşik yargısal içtihatlar uyarınca ortaklıktan çıkma kararının tek başına tescili zorunlu kılan icrai nitelikte bir karar olmadığı, kaldı ki bu yöndeki talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilip kararın kesinleştiği, mahkeme kararında yer alan ortaklıktan çıkma kararı üzerine payın şirkete aidiyetinin verilen kararın olağan bir sonucu olmadığı, ayrılan ortağın paylarının şirketçe iktisap edilip edilmeyeceği veya şirket tarafından üçüncü kişilere veya diğer şirket ortaklarına devredilip devredilmeyeceği, şirket genel kurulunun yetkisinde olduğu(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 18.06.2025 tarih 2024/6493 Esas 2025/4297 Karar sayılı ilamı) mahkemenin bu yöndeki hatalı değerlendirmesinin kararın, tescil hükmü içermeyen çıkma kararının resen tescili sonucunu doğurmayacağı anlaşıldığından görülmekte olan davada davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince işin esasına girilip tescile davet prosedürünün usulünce yerine getirilip getirilmediğine dair inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın usulden reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince verilen kararda, dava şartlarına aykırılık bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.03.2026 tarih 2025/1222 Esas - 2026/281 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere 03.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.