Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/638 E. 2026/888 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/638
- Karar No
- 2026/888
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 4. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/638 - 2026/888 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/638 KARAR NO : 2026/888
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/05/2025 NUMARASI : 2025/193 E. 2025/397 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 02/07/2026 KARARIN YAZIM TARİH : 02/07/2026
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece verilen karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, taraflar arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile "görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin HMK 114/1-c,115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine" dair verilen karara karşı davalı tarafından; 6502 sayılı Kanun'un, satıcının ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında sunduğu mal veya hizmetlerin alıcı tarafından ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinilmesini kafi gördüğü, taşınmazların dükkan vasfında olması veya birden fazla olmasının, davacının bu işlemi ticari bir organizasyon içinde yürüttüğünü göstermeyeceği, davacının bu işleminin tüketici işlemi içerisinde sayılması gerektiği, mahkemece verilen görevsizlik kararının hatalı olduğu ileri sürülerek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Gerek istinaf sebebi yapılan ve gerekse HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni nedeniyle resen dikkate alınması gereken hususların incelenmesinde; 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5'inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun'un 5'inci maddesinde ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir. Öte yandan, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 3/1 maddesi ile, “Sağlayıcı, kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, satıcı, kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilebilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davalı tacir olsa da davacının tacir olmadığı, olayda mutlak ya da nispi nitelikteki ticari davanın bulunmadığı, yine satım konusunun bir adet konutun yanında iki adet dükkan olması nedeniyle davacının "tüketici" sıfatının bulunmadığı, davada görevli mahkemenin, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle mahkemece verilen görevsizlik kararında bir isabetsizlik bulunmadığı ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davalının istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1/b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf karar ve ilam harcı peşin olarak yatırıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf yoluna başvuran davalı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf kararının yerel mahkemece taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip