Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/444 E. 2026/753 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/444
- Karar No
- 2026/753
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2022/444
KARAR NO: 2026/753
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/21
KARAR NO: 2021/582
DAVA TARİHİ : 26/06/2019
KARAR TARİHİ: 15/09/2021
DAVA: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 20/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 20/05/2026
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 23.10.2018 tarihinde müvekkili şirkete işyeri poliçesi ile sigortalı .... Şti.'nin faaliyet gösterdiği iş yerine ait deponun bulunduğu bina dışında davalı kurum sorumluluğunda bulunan temiz su borusu patladığını ve bunun neticesinde akan/sızan sular sonucunda sigortalı işyerindeki muhtelif emtialar hasar gördüğünü, olay mahallinde ...tarafından yapılan çalışmaların fotoğraflandığını, anılan bölgede ...... tarafından kapama/kazıma yapıldığı görüldüğünü, sigortalısına 16.384,87 TL hasar tazminatı ödenmesi yapıldığını, halefiyet ilkesi gereği.... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, aktif dava ehliyeti ile ilgili resen inceleme yapılmasını ve eksiklik varsa bu hususa da itiraz ettiklerini, ....... Bölge Abone İşleri Dairesi Başkanlığı'nın 19.07.2019 tarihli yazısından da anlaşılacağı gibi dava konusu hasarın kat maliklerinin sorumluluğunda bulunan iç tesisatta meydana gelen arızadan kaynaklandığını, hasar gören eşyalarla ilgili ayrıntılı ve belirli bir eşya listesi sunulmadığı gibi tam veya kısmen hasar gördüğü ileri sürülen eşyalarla birlikte tekrar kullanılabilirtik durumu açıkça belirtilmediğini, diğer taraftan esas hakkındaki itirazlarımız tekrarla birlikte sigortalının sigorta şirketine ödediği toplam prim tutarının da zarar miktarından tenzili ile toplam zararın tespiti gerektiğini, toplam hasar miktarına da itiraz ettiklerini, zarara sebep olan arıza ile müvekkili idarenin sorumluluğu arasında illiyet bağı olmadığını, hasar miktarına ve feri faiz taleplerine itiraz ettiklerini, likit bir alacak olmadığından icra ve inkar tazminatının koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, iş yeri sigorta poliçesi kapsamında, sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına ödediği sigorta tazminatının davalıdan tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin davada, hasarın ve zararın kaynağı konusunda yapılan bilimsel açıklamaların doyurucu olması, uyuşmazlığı gideri mahiyette bulunması, yasal geciktirici nedenlerin raporda detaylı olarak gösterilmesi, raporun kapsam ve içerik itibariyle denetime açık olması karşısında, Mahkememizce 04.05.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporuna itibar edildiği, davalı vekili bilirkişi raporuna karşı her ne kadar itiraz dilekçesi sunmuş ve binadaki bakım eksikliği, söz gelimi izolasyonun yeterli olmadığı ve binanın imara uygun şekilde inşa edilip edilmediği yönünde araştırma yapılmasına yönelik yeni vakıalar ileri sürmüş ise de; öncelikle bu yeni vakıaların savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğu, zira bu yeni vakıaların cevap dilekçesinde savunma sebebi olarak dile getirilmediği açık olduğunu, bununla birlikte tekraren ifade etmek gerekirse, bilirkişi kurulu raporunda mevcut arızanın şube yolu arızası olduğu, bina ile ilgili bir durumun hasara neden olmadığı, hasar ve zarardan davalı kurumun sorumlu olduğu konusunda duraksama bulunmadığını, kaldı ki bir an için aksi düşünüldüğünde; sigortalının iş yerinin bulunduğu binada gerçekten bakım eksikliği (yetersiz izolasyon) varsa, davaya konu hasardan önce şiddetli sağanak ve yağışlarda aynı şekilde depoyu su basması bu suretle aynı zararın meydana gelmesi beklenir ki, böyle bir durum dava dosyasında ispat edilemediği gibi söz konusu da olmadığı,o halde, davalının iç tesisattaki arızanın ya da binanın hasara neden olduğu yönündeki savunmaları ispat edilemediğden mahkememizce yerinde de görülmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda piyasa rayiçleri ile uyumlu ve kadri maruf olduğu belirtilen zarar tutarından davalı kurumun sorumlu olduğu, davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına hasar tazminatını ödediği tarih itibariyle davalının temerrüte düşeceği, ödeme tarihinden takip tarihine kadar istenen yasal faizin hem faiz türü hem de miktarı itibariyle takip talebinde doğru şekilde hesaplandığının anlaşılması karşısında davanın tümden kabulüne karar vermek gerektiği, ancak icra inkar tazminatı talebi bakımından İİK'nın 67. maddesindeki yasal koşullar bulunmadığından alacağın likit ve muayyen olmaması sebebiyle davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile; Davalının.... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZININ İPTALİ ile takibin kaldığı yerden aynı koşullar altında aynen DEVAMINA, Davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal koşullar oluşmadığından REDDİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava dosyasına görevsizlik kararından sonra sunulan beyan dilekçesinde ileri sürülen hususlar arasında izolasyon tedbiri alınmamış olması açıkça yazılı bulunduğundan ayrıca sayın mahkemenin dava konusu haksız fiil iddiası olduğundan davanın aydınlatılması görevi kapsamında vakıaya etki eden tüm sebepleri araştırması gerektiğinden mahkemenin karar gerekçesi dosya kapsamına aykırı olduğunu, beyan dilekçesi ile ileri sürülen ve bilirkişi raporuna itirazlarda belirtilen hususlar, davacı açısından yenilik doğurucu olmadığından usuli müktesep hak oluşturacak nitelikte olmadığı gibi davaya yenilik katanacak, genişletme ve değiştirme yasağı kapsamında ele alınacak bir husus da olmadığını, hasarın arızalanan şube yolundan çıkan suyun yüzeysel akışı ile hasar gören yere dolması sonucu ortaya çıkmadığı, aksine hasar gören işyerindeki binanın bodrum katlarındaki bir izolasyan yetersizliği sonucu gerçekleştiğini, dava konusu hasarın hasar gören binanın usulüne uygun şekilde inşa edilmemiş olması sebebiyle gerçekleştiğini, karara dayanak olarak gösterilen bilirkişi raporunun mevzuat, Yargıtay uygulaması nazara alınmadan hazırlandığını, mahkemenin karar gerekçesinde hasara maruz kalan binanın inşaat tekniğine aykırı yapılmış olmasına yönelik itiraz ve savunmalarının hiç değerlendirilmediğini, arızanın mülk sahiplerinin sorumlu olduğu alanda meydana geldiğini, hasarın gerçekleştiği yere ilişkin başkaca arıza bildirimlerinin olmadığını, hasar miktar ve meblağının hesaplanmasında da mahkeme kararına dayanak bilirkişi raporu hatalı olduğunu, ekspertiz raporundan hareketle davacı tarafça talep edilen hasar bedeli belirlenemeyeceğini, hasara uğradığı belirtilen ticari emtianın cins ve nevi, ne kadar hasara uğradığı tekrar kullanma kabiliyeti eğer hurdaya çıkartılmışsa hurda bedeline ilişin bir değerlendirme yapılmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
Dava, işyeri sigorta poliçesi kapsamında yapılan ödemenin rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davaya konu.... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ...A.Ş., borçlunun ise ..... İdaresi olduğu, 16.146,00 TL asıl alacak ve 238,87 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.384,87 TL üzerinden 18.02.2019 tarihinde başlatılan icra takibinde borcun sebebi olarak" 23.10.2018 tarihinde müvekkil şirkette işyeri sigortası bulunan .... Şti.'nni faaliyet gösterdiği ... Mah. ... Cad. Dış Kapı No:...... İST adresinde kurumunuza ait tesisat borusunun patlaması neticesinde sızan sular sonucu sigortalı işyerinde meydana gelen hasarın tarafınızdan rucuen tazminidir." şeklinde gösterildiği, 05.03.2019 tarihinde borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir.
Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalı .... Şti.'ye ait ''... Mah. ... Cad. Dış Kapı No:..../ İSTANBUL'' riziko adresindeki işyeri için ... nolu 19.03.2018-19.03.2019 başlangıç ve bitiş tarihli işyerim paket sigorta poliçesinin düzenlendiğini, teminat limitinin emtea için 850.000,00 TL olduğu, dahili su ve sel/ su baskınının ek teminat olarak kapsam dahiline alındığı, sel/su baskını için sigorta bedelinin %2 oranında muafiyet öngörüldüğü, 23.10.2018 tarihli su baskını olayı nedeniyle sigortalıya 17.12.2018 tarihinde 16.146,00 TL ödeme yapıldığı, davada davacı sigorta şirketinin haklarına halef olduğu sigortalı ile davalının ticari işletmesinde kaynaklı nispi ticari dava olması nedeniyle TTK'nın 4/1. maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu, davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalıya ödemesi nedeniyle TTK'nın 1472. maddesindeki halefiyet ilkesi gereği aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır.
10.12.2018 tarihli ekspertiz raporunun hasarın oluş şekli ve ekspertiz bulguları kısmı:"Teminat konusu iş yeri (...marka beyaz eşya) deposu olarak kullanılmaktadır. Teminat konusu deponun bulunduğu sokak yol kısmındaki ...' ye ait tesisatın patlaması sonucu sızan suların sigortalı iş yeri içerisine sirayet etmesi neticesinde hasarın meydana geldiği anlaşılmıştır. Ekspertiz çalışmaları esnasında bina yol üzerinde kazı yapıldığı ve toprak ile kapatıldığı görülmüştür. Yanı sıra sigortalı yetkilisi ...ekiplerinin yaptığı çalışma esnasında çekilmiş olduğu beyan edilen fotoğrafları tarafımıza ibraz etmiş, fotoğraflar incelendiğinde de; tarafımızca yapılan ekspertiz esnasında kazıma ve kapatılma yapıldığı anlaşılan bölgede ...ekiplerinin çalışma yaptığı görülmüştür.
...Teminat konusu iş yerinde bulunan ve hasara maruz kalan kıymetlerimn hasar durumları göz önünde bulundurulduğunda %40 oranında sovtaj değerinin olduğu görüş ve kanaatine varılmış, sovtaj değeri mallar sigortalı üzerinde kalmak suretiyle tazminat hesaplamasına tatbik edilmiştir." şeklindedir.
.... Bölge Abone İşleri Daire Başkanlığı'nın 19.07.2019 tarihli yazısı:"Söz konusu davada, zarara neden olan su arızasının bina içinde bulunan içme suyu borularında (iç tesisatta) meydana geldiği, kat maliklerinin sorumluluğunda bulunan iç tesisat arızası nedeniyle oluşan zararla İdaremizin eylemleri arasında illiyet bağı olmadığı için İdaremize yüklenebilecek herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı 07/02/2019 tarih ...sayılı yazı, 18/04/2019 tarih ... sayılı yazı ve ekleri ile tarafınıza bildirilmiştir." şeklindedir.
İlk Derece Mahkemesince sigorta uzmanı, makine mühendisi ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 04.05.2021 tarihli raporda:"...Buna göre dava dışı sigortalının işyerine öncesinde bulunduğu ... Mah. ... Cad. Üzerinde ...tarafından başlatılan arıza giderim çalışmasının sonucu hasar değil, su baskını oluştuktan ve bu durum sigortalı .... Şti. Tarafından tespit edilmesinden sonra ...'ye yapılan bildirim üzerine ....... Bölge Abone İşleri Dairesi tarafından giderilmiş arıza kaynaklı olduğu görülmüştür.
......A. Ş.'nin dava dışı sigortalısı nezdinde 23.10.2018 tarihinde meydana gelen zararın muhatabı olarak .....'nin zarardan sorumluluğu bulunduğu , 23.10.2018 tarihli kanal çalışması sırasında oluşan 16,146.00 TL. hasar tutarının riziko tarihi itibariyle piyasa rayiçlerine uygun bulunduğu ve hasar tarihinin poliçe vadesi içinde kaldığı, davalıların.... İcra Müdürlüğü ' nün ... Esas sayılı icra dosyasına asıl alacak, işlemiş faiz ve feriler yönünden yapılan itirazın haksız olduğu" şeklinde kanaat bildirilmiştir.
2560 sayılı ...... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 2. maddesinde....'nin görev ve yetkileri düzenlenmiş, a bendinde "İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", b bendinde "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", d bendinde ise "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" ......'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
6098 sayılı TBK'nın 69. maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın 69.maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin (somut olayda davalı ...'nin) kusurunu kanıtlamak zorunda değildir.
Yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir.
Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Söz konusu olayda patlayan ve hasara sebebiyet veren boru, davalının sorumluluğunda olan ve maddede açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahildir, davalı ise bu boruların kötü yapılmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan kusursuz sorumlu olup sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/2031 Esas, 2019/10321 Karar sayılı ve 2018/5489 Esas, 2020/3698 Karar ilamları).Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.04.2012 tarih ve 2010/15601 E., 2012/6395 K. sayılı ilamı:"Dava, işyeri sigorta sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, sigortalı işyerine ait mimari projede bağımsız bölüm olması mümkün olmayan ve ısıtma alanı olarak gösterilen bodrum katın projeye aykırı bir şekilde depolama alanı olarak kullanıldığı ve buraya dolan sulardan dolayı emtia hasarının artmasında sigortalı işyeri sahibinin de kusurlu olduğu kabul edilerek tazminattan indirim yapılmış ise de, davalıya ait ana şebeke su borusundaki patlama sonucu meydana gelen selin ve oluşturduğu hasarın büyüklüğü gözönüne alındığında sigortalı işyeri sahibine kusur verilmesi doğru olmaz.
Bu itibarla, mahkemece, sigortalı işyerinde meydana gelen tüm zararın davalıya ait ana şebeke su borusunun patlamasından kaynaklandığının, dolayısı ile tüm kusurun davalıda olduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir..."şeklindedir.
Somut olayda; davalı .....'nin sorumluluğunda olan temiz su şebeke hattındaki borunun 23.10.2018 tarihinde patlayarak davacı sigortalısının depo olarak kullandığı işyerini su basması nedeniyle hasarın meydana geldiği, davalının sorumluluğundaki şebeke hattının patlaması nedeniyle kusurun tamamen davalı tarafa ait olduğu, sigortalının kusurunun bulunmadığı, davalının eylemi ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunduğu, davalının savunmasının aksine yargısal uygulamalara göre iş yerinin bulunduğu binanın iskan ruhsatının olmaması, uygun illiyet bağını kesmeyeceği gibi izolasyon eksikliği bulunması halinde dahi illiyet bağını kesecek bir olgunun olmadığı, hasarın poliçe teminatı kapsamında kaldığı, bilirkişi raporuna göre sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin kadri maruf olduğu sovtaj bedelinin zarar bedelinden düşülerek sigortalıya ödeme yapıldığı anlaşılmakla davalının kusur, illiyet bağı ve zarar miktarına yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 280,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 452,00 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.20/05/2026