Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/381 E. 2026/767 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/381
- Karar No
- 2026/767
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/381
KARAR NO:2026/767
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:01/06/2021
NUMARASI:2019/646 Esas, 2021/441 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:04/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili; Müvekkili ... ... ile davalı arasında imzalanan 21.01.2019 tarihli sözleşme ile "müvekkillerinin mobil uygulamalarının yazılımının ve tasarımının davalı tarafından yürütülmesinin" kararlaştırıldığını, sözleşmenin 5.2 maddesi gereğice müvekkilleri tarafından davalıya (... hesabına) muhtelif tarihlerde toplam 116.130,00 TL ödeme gerçekleştirildiğini, müvekkillerinin istediği uygulama özellikleri gereği gibi yerine getirilmeden istenilen ve oluşturulan uygulamada büyük farklılar, uyumsuzluklar olması ve tamamıyla baştan sona özensiz, yüksek kaliteden uzak bir basitlikte, tamamlanmamış bir uygulama yapıldığını, uygulamanın ... (... mobil uygulama indirme yeri) ile anlaşılmasına rağmen herhangi bir yayın da mevcut olmadığını, müvekkilleri ile davalı arasında ... adlı bir uygulama yapılacağı konusunda da irade beyanları gerçekleştirilmiş olup, davalının bu uygulama için hiçbir çalışmada bulunmadığını, bunun için 15.400,00 TL ödeme yapıldığını, herhangi bir uygulama da yapılmadığını, aynı zamanda sözleşmeyi tek nüsha hazırlayarak hileli bir davranışta bulunduklarını, bu eksikliklerin müvekkilinin maddi zararına yol açtığını, bu maddi zararların yanında davalı ile yapılan sözleşmeye güvenerek bir kira sözleşmesi kurduğunu, yapılan kira sözleşmesinin de müvekkillerinin maddi zararına yol açtığını, yine bunun yanında facebook, instagram gibi sosyal medya platformları üzerinde markanın reklamı animasyon için 15.000,00 TL ödendiğini, fakat bu reklamlarla davalı tarafından yapılan uygulamanın farklılık göstermesinden dolayı ve bu reklamlara yapılan harcamalardan dolayı maddi zarar mevcut olduğunu, müvekkillerinin oluşturulmasını istediği mobil uygulamaya bakılacak olursa gelecek zamanda yüksek miktarlarda kazanç elde edeceğinin açıkça görüldüğünü, müvekkilinin gelecekte elde edeceği maddi kazançtan da mahrum bırakıldığını, ayrıca bu olaylar nedeniyle manevi zarara da uğradığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, sözleşmede bulunmasına rağmen yerine getirilmeyen eksiklerin tespitine, söz konusu sözleşmeye aykırılıktan doğan şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat, 50.000,00 TL manevi tazminat ve 1.000,00 TL kazanç kaybı bedelinin davalıdan tazminine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davacılar vekili 08/03/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat yönünden 1.000,00 TL olan değerini 132.481,35 TL arttırarak toplam 133.481,35 TL'ye çıkartmıştır.Davalı tarafça, davaya cevap verilmemiş ve duruşmalara katılınmamıştır.Mahkemece; Davacı ... Sayın Yönünden; Dosyaya sunulan sözleşmenin davacı ... ... ile davalı ... arasında imzalandığı, sözleşmenin nisbiliği ilkesi gereği sözleşmenin taraflar arasında bağlayıcı olacağı anlaşılmakla, sözleşmede taraf olmayan davacı ... Sayın'ın sözleşmeye dayalı olarak davalıdan zarar talep edemeyeceği, husumetinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı ... Sayın tarafından davalı aleyhine açılan sözleşmeden kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, Davacı ... ... Yönünden; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, sözleşme hükümleri, mail yazışmaları, dosyaya sunulan flash bellek, tanık beyanı, dosyaya sunulan dekontlar, düzenlenen bilirkişi raporu, toplanıp değerlendirilen delillere göre; davacı ... ... ile davalı arasında sözleşme imzalandığı, sözleşme konusu mobil uygulamaların yazılımının ve tasarımının davalı tarafından üstlenildiği, dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, yapılan teknik incelemede söz konusu sözleşme konusu mobil uygulamanın sözleşmede belirtilen özellikleri karşılamadığı, uygulamanın açılmadığı, böylece davalının sözleşme gereğini yerine getirmediği, netice itibariyle davacının davalı ile akdetmiş olduğu sözleşme gereği davacı tarafça sözleşmenin gerçekleşmesine güvenilerek davalı yana toplamda 110.730,00 TL ödeme yapıldığı, dava dışı üçüncü şahıs ile akdettiği kira sözleşmesi gereği 1 yıl için 14.400,00 TL kira bedeli ve dosyaya sunulu makbuzlara göre 1.161,00 TL tutarlı işyeri masrafı ile 7.190,35 TL Reklam (Facebook ve ınstagram) giderine katlanmış olduğu, böylece sözleşme gereğinin davalı tarafça yerine getirilmemesi nedeniyle yapmış olduğu ödemeleri ve müspet zararını davalıdan talep edebileceği anlaşılmakla, davacı ... ... tarafından davalı aleyhine açılan sözleşmeden kaynaklı maddi tazminat davasının 133.481,35 TL üzerinden kısmen kabulüne, kar kaybına ilişkin olarak maddi zararı ispat edilemediğinden buna yönelik talebinin reddine, gereken koşullar oluşmadığından manevi tazminat talebinin de reddine karar verildiği gerekçesiyle,
1-)Davacı ... Sayın tarafından davalı aleyhine açılan sözleşmeden kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2-)Davacı ... ... tarafından davalı aleyhine açılan sözleşmeden kaynaklı maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren, 132.481,35 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-)Davacı ... ... tarafından davalı aleyhine açılan sözleşmeden kaynaklı manevi tazminat davasının reddine, karar verilmiştir.
Davalı vekili istinafında;
1-)Davacı tarafın sözleşme kapsamında yer almayan ek özellikler talebinde bulunduğunu (yeni bir sunucu sistemine geçilmesi, yazılımın tamamen değiştirilmesi gibi), sözleşmeye göre işin tanımı içerisinde bulunanların ücretsiz, ek istek ve özelliklerin ise ücrete tabi olduğunu, sözleşmenin 3. Maddesine istinaden yapılan ek özellikler için herhangi bir ücret ödemesi yapılmadığını,
2-)Dava dilekçesindeki; "Müşterinin ihtiyaç duyduğu mobil uygulamanın yazılımı ve tasarım hizmetini vermekle yükümlüdür. Müşteriye sağlanmakta olan hizmetlerle ilgili oluşabilecek hataları ve sorunların tespitinden itibaren ve yazılı olarak bildiriminden itibaren 4 iş günü içerisinde düzeltmekle yükümlüdür. Veri tabanı kodlarındaki ve yazılımsal düzeltmeler 5 iş günü içerisinde yapılacaktır. İşbu sözleşmesi kapsamına giren işlerle ilgili müşteri tarafından talep edilen ekleme ve düzenlemeleri ücretsiz bir şekilde gerçekleştirecektir. Oluşabilecek her türlü sistemsel sorunda iş bitiminden itibaren 12 ay ücretsiz hizmet ve destek sağlayacaktır." iddiasının gerçeği yansıtmadığını, sözleşmede bahsedilen özelliklerin hiçbirinin bulunmadığını,
3-)Dava dilekçesinin 6 numaralı bendinde bir takın eksiklikliklerden bahsedilmiş ise de davacının "uygulamayı eksiksiz teslim aldım herhangi bir borç alacak yoktur" diye ıslak imza attığını,
4-)Sözleşmenin 6,2 maddesinde; "Bu sözleşmenin uygulanmasında, taraflardan birinin, yüklendiği asli edimlerden veyahut sözleşmenin esaslı unsurlarından birini, zamanında ve/veya eksik ve/veya hiç ifa etmemesi halinde, diğer taraf, yazılı düzeltme bildiriminde bulunarak, ihlal eden tarafa, aykırılığın giderilmesi için, 15 işgünü süre tanır. Tanınan süre içinde sözleşmeye aykırılık giderilmediği takdirde, ihlale uğrayan taraf, sözleşmeyi tek taraflı olarak, yazılı bir ihtara gerek olmaksızın feshedebilir. İhlal eden taraf, ihlale uğrayan tarafın bu sebeple uğradığı her türlü zararı tazmin eder. ."düzenlemesi bulunduğunu, davacı taraftan müvekkiline uygulama ile alakalı herhangi bir yazılı bildirimde bulunulmadığını, bir bildirimde bulunulsaydı müvekkilinin hemen gerekli düzeltmeleri yapabileceğini, davacı tarafın istemiş oldukları yatırımları alamadıkları için bitmiş projenin bedelini talep ettiğini,
5-)Bilirkişi raporunun özensiz ve bilirkişiye yanlış bilgiler verilerek hazırlandığını, bilirkişi tarafından incelenen uygulamanın müvekkili tarafından yapılan en son uygulama olmadığını, dolayısıyla bilirkişinin yanlış uygulamayı test etmeye yönlendirildiğini, davacı tarafın eski ve güncel olmayan uygulamayı bilerek test ettirerek bilirkişiyi yanılttığını belirterek,kararının kaldırılmasını ve davacının bütün taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı ... (...) ... iş sahibi, davalı yüklenicidir.Dava, davacı ... (...) ... ile davalı arasındaki "davacının mobil uygulamalarının yazılımının ve tasarımının davalı tarafından yürütülmesine" ilişkin 21.01.2019 tarihli eser sözleşmesine konu işin kabul edilemeyecek derecede eksik ve ayıplı olduğu iddiasıyla, bu sözleşme kapsamında davalıya ödenen bedelin iadesi, müspet (kazanç kaybı) ve menfi zararlar (ödenen kira ve reklam bedelleri) ile manevi zararın davalıdan tahsili taleplerine ilişkindir.Mahkemece davanın, davacı ... Sayın bakımından aktif husumet yokluğundan reddine, davacı ... (...) ... bakımından ise maddi tazminat talebi bakımından kabulüne, manevi tazminat talebi bakımından reddine dair verilen karara karşı sadece davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bu nedenle HMK'nın 355/1. Maddesi gereğince Dairemizce sadece davalı vekilinin kabul edilen maddi tazminata yönelik istinaf talebi bakımından bir inceleme ve değerlendirme yapılacak olup, davacı ... Sayın bakımından verilen aktif husumetten ret kararı ile davacı ... (...) ... bakımından kâr kaybı ve manevi tazminat taleplerinin reddine dair verilen hükümlere yönelik bir istinaf incelemesi yapılmayacaktır.Dosya kapsamı, taraflar arasında imzalanan 21/01/2019 tarihli sözleşme, taraf beyanları, mail yazışmaları, ödeme dekontları, tanık anlatımları ve özellikle denetime elverişli nitelikte düzenlenen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafından üstlenilen mobil uygulama yazılımı ve tasarım işinin sözleşmede kararlaştırılan şekilde ve işlevsellikte teslim edilmediği, uygulamanın çalışır halde bulunmadığı, teknik inceleme sonucunda programın yalnızca giriş ekranının görülebildiği ve esas fonksiyonlarını yerine getirmediğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi heyetince yapılan incelemede uygulamanın sözleşmede belirtilen özellikleri karşılamadığı açıkça ortaya konulmuş olup, mahkemece de bu rapor hükme esas alınarak karar verilmiştir.Davalı taraf, ilk derece yargılamasında davaya cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalara katılmamış ve bilirkişi raporuna itirazda bulunulmamıştır. Bu nedenle, HMK'nın 357/1. Maddesi gereğince, davalının ilk olarak istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü; uygulamanın sözleşmeye uygun teslim edildiği, davacının ek özellik taleplerinde bulunduğu, uygulamanın eksiksiz teslim alındığı, eksikliklere ilişkin bildirim yapılmadığı ve bilirkişi raporunun hatalı olduğu yönündeki esasa ilişkin savunma, delil ve itirazları dikkate alınmamıştır. Kaldı ki dosya kapsamındaki mevcut deliller, bilirkişi raporu ve teknik inceleme bulguları birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince varılan sonucun usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmaktadır.Davacı tarafça, davalıya toplam 110.730,00 TL ödeme yapıldığı, ayrıca sözleşmenin ifasına güvenilerek kira gideri, işyeri masrafı ve sosyal medya reklam giderleri kapsamında çeşitli harcamalarda bulunulduğu dosya kapsamındaki dekont ve belgeler ile sabittir. Mahkemece, davacının sözleşmenin gereği gibi yerine getirileceğine duyduğu güven nedeniyle yaptığı bu giderlerin müspet zarar kapsamında değerlendirilerek maddi tazminata hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 01/06/2021 tarih ve 2019/646 Esas, 2021/441 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 9.118,11 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 2.280,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.838,11 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.