Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/161 E. 2026/764 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/161
- Karar No
- 2026/764
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/161
KARAR NO:2026/764
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:08/09/2021
NUMARASI:2018/305 Esas, 2021/605 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:04/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili; Davalı şirketin ...Eğitim Müdürlüğü ile yapmış olduğu 15.03.2012 Tarihli 13/12 Protokol ile bağışçı olarak mülkiyeti ... Belediyesine ait İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah. bulunan, tapunun ...Pafta, 1188 Parselinde kayıtlı arsada ... Lisesinin yapım işini üstlendiğini, müvekkili şirket ile Beyoğlu .. Noterliği'nce düzenlenen 04.11.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı giydirme cephe yapım sözleşmesi imzaladığını, sözleşmenin eki olan özel idare Şartname'nin Kesin Teminat başlıklı 7. Maddesine istinaden ihale bedelinin %10'u tutarında (98.000,00 TL) gayrikabili rücu, ... Bankası A.Ş. den alınmış 27.06.2016 Tarihli ... Numaralı 100.000,00 TL bedelli teminat mektubunun süresinin bitmesi üzerine davalının talebi ile; 31.03.2016, 02.05.2016 ve 27.06.2016 tarihlerinde 3 kez uzatıldığını, müvekkili şirketin ana bina olan A Blok işinin büyük kısmını tamamladığını, kalan işe ilişkin ise (B ve C Blok) tüm malzeme tedariğini de yaptığını ve malzemeleri inşaat mahaline koyduğunu, buna rağmen davalının hiçbir şekilde müvekkiline haber vermeksizin, teminat amacı ile verilmiş olan teminat mektubunu paraya çevirdiğini, durumun bankanın müvekkiline bildirmesi üzerine öğrenildiğini, hesapta olmayan teminatın banka tarafından davalıya ödendiğini, tahsili için müvekkiline dava açıldığını, davalı 26.02.2016 tarihinde inşaata devam etmeyeceğini resmi makamlara bildirmesine rağmen bu iradesini kötüniyetli olarak müvekkilinden gizlediğini, inşaat devam ediyormuş gibi hareket ettiğini, teminat mektubunun suresinin uzatılmasını istediğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin davalının inşaata devam etmeme kararı üzerine durdurulduğunu, müvekkilinin o ana kadar tüm üzerine düşen sorumlulukları yaptığını, davalının ise durumu davacıdan gizlediğini, müvekkili tarafından verilen teminat mektubunun haksız ve sözleşmeye aykırı olarak paraya çevrildiğini, müvekkilinin inşaat mahaline yığdığı tüm malzeme ve araç gereçlere el konduğunu, davalının taraflar arasında akdedilen sözleşmeye aykırı davrandığını, müvekkili tarafından B ve C Blok işlerinin yapımı için listelenen cephe malzemeleri inşaata getirilip şantiye sorumlularına teslim edilmesine rağmen bunların bedellerinin ödenmediğini, inşaatın durdurulmasından sonra bu malzemelerin değerinin altında 3. kişilere satılarak paraya çevrildiğini, müvekkili şirket davalının ...'da bulanan merkez binalarının tamirat ve onarım işlerini de yaptığını, teslim edilen bu işin bedeli olarak kesilmiş olan 6.790,00 USD tutarındaki faturanın bedelinin de bugüne kadar müvekkiline ödenmediğini, tüm bu durumların müvekkili tarafından Beyoğlu ... Noterliğinden keşide edilmiş 31.03.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalıya bildirildiğini ve tüm ödemelerin yapılmasının istendiğini, bu ihtarname davalıya 21.02.2017 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, yapılan sözlü görüşmelerin sonuç getirmediğini belirterek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik sözleşmeye aykırı olarak paraya çevrilen Teminat Mektubu nedeniyle 20.000,00 TL bedelin paraya çevrildiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, Çatalcada bulunan Merkez binalarının tamirat ve onarım işi nedeniyle kesilen 6.790,00 USD karşılığı 27.051,00 TL'nin ise fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte olmak üzere toplam 47.051,00TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 15/06/2021 havale tarihli ıslah dilekçesiyle, talep miktarlarını, sözleşmeye aykırı olarak paraya çevrilen teminat mektubu nedeniyle 95.504,29 TL ve ödenmeyen faturalar nedeniyle 13.500,16 TL olmak üzere toplam 109.004,45 TL'ye yükselttiklerini belirterek, bu miktarın, ihtarın tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; Müvekkili şirkette uzun yıllar görev alan dava dışı ..., ... (...) ve ... isimli şahısların ... Lisesi okulu inşaat işlerini kendi tanıdıkları ve hususi ilişkileri de bulunan şahısların şirketlerine piyasadan hiçbir teklif almadan, rayiç bedellerinin üzerinde fiyatlar ile sözleşme yapmadan elden açıklaması olmayan paralar ödeyerek usulsüz işlemler yapıldığını, davacı şirket ana bina olan A Blok işinin büyük bir kısmını tamamladığını iddia etmiş ise de, bu iddiasını ispata yönelik olarak dosyaya herhangi bir belge yahut evrak sunmadığını, davacı şirketin B ve C Blok yapımı için şantiyeye cephe malzemesi getirdiğine yahut müvekkili şirketin merkez binalarının bakım ve onarımının gerçekleştirildiğine dair de herhangi bir delil yahut emare dosyaya sunmadığını, davacı tarafından ibraz edilen faturalardaki imzaların davalıya ve davalının mal teslim almaya yetkili elemanına ait olup olmadığının araştırması gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece; Kök ve ek bilirkişi heyet raporları doğrultusunda;
A-Davalının dava konusu faturaları BA formu ile vergi dairesine bildirdiği, davalının ticari kayıtlarına bu faturaları işlediği, diğer faturanın kayıtlara işlenmediği, teknik heyet tarafından da bu fatura içeriği işin yapılmadığının tespit edilmesi nedeniyle 13.500,16 TL'nin dava tarihinden itibaren (çekilen ihtarnamede işin bitim tarihi denilmiş ise de iş bitmediğinden dava tarihi esas alınmıştır.) işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği,
B-Davalı tarafından davacıya ait 100.000,00 TL teminat mektubunun 04.10.2016 tarihinde tazmin edildiği, bu kapsamda davalı kayıtları kapsamında davacının tazmin edilen teminat mektubundan 95.504,29 TL alacağı kaldığının mevcut olduğu, 10.07.2013 tarihli fiyat teklifi sonrasında davacı şirket ile davalı şirket arasında Beyoğlu ... Noterliği’nce düzenlenen 04.11.2013 tarihli ... yevmiye numaralı Giydirme Cephe Yapım Sözleşmesi imzalandığı ancak davalı şirketin kaşesi üzerinde bulunan imzaların davacı yetkilisinin diğer belgelerde mevcut bulunan imzalarla benzerlik arz ettiği, sözleşmenin 3.1. Maddesinde birim fiyat esasına göre taahhüdün anahtar teslim tutarının 980.259,00 TL + KDV olduğu, ancak sözleşmede fiyat teklifinde yer alan birim fiyat ve metrajlarının uygulanacağı belirtilmişse de sözleşmede metrajların teklifle eşdeğer/örtüşmüş olmasına rağmen birim fiyatlarda sözleşmede teklife göre artış olduğunun tespit edildiği, fiyat teklifinde belirlenen birim fiyatların, Fiyat Teklifi'nin tanzim edildiği 10.07.2013 tarihi itibariyle serbest piyasa rayiçlerine göre uygun olmakla beraber sözleşme ekinde yapılacak imalat listesindeki birim fiyatlarının yüksek belirlendiği, ancak bu farkın 10.07.2013 tarihli Fiyat Teklifi'nin, iş tanımları ve keşif özeti teklif şartlarından; sözleşme aşamasında "dünya cam ve alüminyum fiyatları geçerli olacaktır" maddesi dikkate alındığında, sözleşme tarihindeki Anahtar Teslim Tutarının 779.180,97 TL olarak hesap edildiği, Teklif Şartlarında yer alan diğer maddeler ile İlave Maddeler başlığı altında mevcut maddeler çerçevesinde fiyatlarda artış olabileceği, Sözleşmenin eki olan ''Özel İdari Şartname''nin 7.1. maddesinde; "Müteahhit tarafından, kesin teminat olarak ihale bedelinin %10'u tutarında (98.000,00 TL) Banka Teminat Mektubu verileceği" şeklindeki hüküm dikkate alındığında, 10.07.2013 tarihli fiyat teklifinin, iş tanımları ve keşif özeti teklif şartlarında yer alan koşulların oluştuğu, teminat mektubunun sözleşme bedeli üzerinden alındığı, yani sözleşme bedeli olarak davalı tarafça 980.259,00 TL+KDV'nin kabul edildiği, Sözleşme Eki, Özel İdari Şartnamenin 6.1. maddesi ve 6.3. maddesi dikkate alındığında dosya kapsamında mevcut olmayan hakedişlerin tanzimi için davalının kontrol için tam yetkili kılındığı, hakedişlerin ödenmesiyle ilgili olarak davalı işverenin onay vereceği, onay verilmeyen hakedişlerin ödenmeyeceği dikkate alındığında, sözleşme bedeli çerçevesinde ödemelerin yapıldığı, keşif mahallinde dava konusu A- B - C Bloklarda yapılan incelemede; A Blokta pencere doğramalarının olmadığı, diğer iki bloğa ait cephe malzemelerinin inşaat mahallinde mevcut olmadığı, pencere doğramalarının montajının yapıldığını kanıtlayan dosya kapsamında bir belgenin olmadığı, B ve C Blok inşaatlarının cephe malzemelerinin şantiye sorumlusuna teslim edildiği ile ilgili dosya kapsamında bir belgenin mevcut olmadığı, keşif sonrasında Mahkeme kalemine davacı vekili tarafından bırakılan belgeler içinde yer alan fotoğrafların incelenmesinde; fotoğrafların dava konusu taşınmaza ait olmadığı, sözleşmenin 5.1. maddesi çerçevesinde yapılan incelemede; Yer Teslim Belgesi dosya kapsamına sunulmamakla beraber işin sözleşme tarihinin 04.11.2013 olduğu dikkate alındığında, Beyoğlu... Noterliği'nin 26.02.2016 Tarih ve ... Yevmiye nolu ihtarnamesi ile ... Belediyesi ile yapılan protokolün fesih tarihine kadar 120 takvim günü içinde işin bitirilemediği, sözleşmenin 6.1 ve 6.3. maddeleri çerçevesinde davalı tarafından davacıya sözleşmede yazılı vecibelerden herhangi birine kısmen veya tamamen riayet edilmediği ile ilgili ihtar çekilerek sözleşme feshedilmeden kesin teminat mektubunun nakte çevrildiği anlaşılmakla, 95.504,29 TL'nin, 20.000,00 TL'sine 04/10/2016 tarihinden itibaren ve 75.504,29 TL'sine ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği gerekçesiyle,
1-)95.504,29 TL'nin 20.000 TL'sine 04/10/2016 tarihinden itibaren ve 75.504,29 TL'sine ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-)13.500,16 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
Davalı vekili istinafında;
1-)İlk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden yetersiz olduğunu, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının yalnızca özetlenmekle yetinildiğini, uyuşmazlığın esasına ilişkin yeterli hukuki değerlendirme yapılmadığını,gerekçeli kararın HMK’nın 27 ve 297. maddeleri ile Anayasa’nın 141. maddesine aykırı olduğunu, kararın neden-sonuç ilişkisini ortaya koyacak açıklıkta olmadığını, bilirkişi raporlarının tekrarından ibaret kaldığını ve bu sebeple kararın kaldırılması gerektiğini,
2-)Dosya kapsamında alınan 04/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirket tarafından başlangıçta 750.541,00 TL + KDV tutarında teklif verilmiş olmasına rağmen, metrajlarda ve yapılacak işlerde herhangi bir değişiklik bulunmamasına karşın sözleşme bedelinin 980.259,00 TL’ye yükseltildiğinin tespit edildiğinin belirtildiğini, davalı vekilinin bu artışın davacı şirket ile davalı şirketin eski yöneticileri arasındaki usulsüz ilişki nedeniyle gerçekleştiğini ileri sürdüğünü,Teklif metni ile sözleşme eki karşılaştırıldığında metrajların aynı kalmasına rağmen birim fiyatların artırıldığını, bu suretle sözleşme bedelinin sebepsiz şekilde yükseltildiğini, bilirkişi raporunda da teklif bedeli ile sözleşme bedeli arasındaki farkın yaklaşık 229.718,00 TL olarak tespit edildiğini, yerel mahkemenin bu tespiti göz ardı ettiğini,Yerel mahkemenin söz konusu fiyat artışını dünya cam ve alüminyum fiyatları ile açıklamaya çalışmasının çelişkili ve varsayıma dayalı olduğunu, fiyat artışının nedeninin davacı tarafça somut delillerle ispatlanamadığını, bu nedenle eksik ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğunu,Davacı şirket yetkilileri ile davalı şirketin eski yöneticileri arasında usulsüz ilişkiler bulunduğunu, özellikle dava dışı ..., ... ve ...’ın birlikte hareket ederek davalı şirketi piyasa rayicinin üzerinde faturalar düzenleyerek zarara uğrattıklarını, buna ilişkin olarak çeşitli hukuk ve ceza soruşturmalarının bulunduğu, İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2019/218 Esas sayılı dosyasında bazı kişiler hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan ceza yargılamasının sürdüğünü, ceza dosyasındaki maddi vakıa tespitleri hukuk yargılamasını etkileyeceğinden bu ceza yargılamasının eldeki dava bakımından bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı şirket hakkında da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/220499 soruşturma sayılı dosyası kapsamında soruşturma yürütüldüğünü,Bağımsız denetim şirketi tarafından hazırlanan “...”na göre, davacı şirket ile davalı şirket eski yöneticileri arasında muvazaalı ve usulsüz işlemler gerçekleştirildiğini, davacı şirket lehine haksız kazanç sağlandığını, sözleşme bedelinin yapay şekilde artırıldığını ve davalı şirketin zarara uğratıldığını,Teknik inceleme raporlarında, davacı şirket tarafından gerçekleştirildiği belirtilen bazı imalatların gerçekte yapılmadığı halde faturalandırıldığının, yapılan incelemelerde teklif bedelinden daha yüksek tutarla sözleşme imzalandığının tespit edildiğini, buna rağmen yerel mahkemenin bu hususları dikkate almaksızın karar verdiğini,
3-)Dosyada alınan bilirkişi raporlarının eksik incelemeye dayandığını, raporlarda piyasa rayiç araştırmasının yeterince yapılmadığını, özellikle fiyat farklarının kur farkından kaynaklandığı yönündeki değerlendirmenin teknik ve ekonomik gerçeklikten uzak olduğunu, bu kapsamda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birim fiyatları, meslek kuruluşlarının rayiçleri ve sektörde faaliyet gösteren uzman kuruluşlardan bilgi alınması gerektiği halde bunların yapılmadığını,
4-)Dosyada alınan bilirkişi raporlarında dövize bağlı iş kalemleri bakımından yapılan hesaplamaların da hatalı olduğunu, fiyat teklifinde yer alan revize şartına göre fiyat güncellemesi yapılabilmesi için döviz kurunda %10’dan fazla artış meydana gelmesi gerektiğini, ancak teklif tarihi ile sözleşme tarihi arasındaki USD kuru değişiminin bu orana ulaşmadığını, bu nedenle sözleşme bedelindeki artışın döviz kuru gerekçesiyle açıklanamayacağını, bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı incelemeye dayandığını, yerel mahkemece yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulması gerekirken mevcut raporlara dayanılarak hüküm kurulduğunu,
5-)Davacı tarafça müvekkili şirket merkezinde güneş paneli tamiri yapıldığı iddiasıyla düzenlenen faturaların gerçeği yansıtmadığını, keşif ve yerinde inceleme sırasında panellerde herhangi bir tamirat izine rastlanmadığını, gözle yapılan basit incelemede dahi tamirat yapılmadığının anlaşılabildiğini, davacının tamirat yapıldığına ilişkin iddiasını somut delillerle ispatlayamadığını,
6-)Müvekkili şirket bünyesinde gerçekleştirildiği ileri sürülen usulsüzlüklere ilişkin olarak Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/635 Esas sayılı dosyasında alınan 03/05/2021 tarihli bilirkişi raporunun eldeki dava bakımından önemli delil niteliğinde olduğunu, ancak yerel mahkemece bu raporun değerlendirilmediğini, söz konusu bilirkişi raporunda davacı şirketin yürüttüğü işlerde fahiş fiyatlandırma yapıldığının, yapılmayan işler için ödeme alındığının ve davalı şirketin zarara uğratıldığının tespit edildiğini, yerel mahkemenin bu hususları hiç değerlendirmeden karar verdiğini,
7-)Davacının ... borçları nedeniyle davalı şirkete karşı borçlu durumda olduğunu, teminat mektubunun da bu borçların tahsili amacıyla nakde çevrildiğini, 04/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının ... borcu bulunduğunun tespit edildiğini, bu nedenle teminat mektubunun haksız şekilde bozdurulduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, 5510 sayılı Kanun hükümleri gereğince ... ilişiksizlik belgesi sunulmadan kesin teminat mektubunun iade edilemeyeceğini, davacının böyle bir belge ibraz etmediğini, dolayısıyla teminat mektubunun nakde çevrilmesinin hukuka uygun olduğunu,
8-)Mahallinde yapılan keşif sırasında davacının okul inşaatındaki imalatların tamamlandığına ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığının ortaya çıktığını, keşif ve bilirkişi incelemesinde A blokta pencere doğramalarının bulunmadığının, B ve C bloklara ait cephe malzemelerinin ise mahalde mevcut olmadığının tespit edildiğini, keşif sırasında çekilen fotoğraflarda binanın oldukça bakımsız ve tamamlanmamış halde olduğunun görüldüğünü, dış cephe giydirme, sıva, boya ve cam montajı gibi işlerin yapılmadığının açıkça anlaşıldığını, dolayısıyla davacının sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmediğini, gerekçeli kararda da keşif sırasında elde edilen tespitlerin açıkça yer aldığını, buna rağmen davacı lehine hüküm kurulmasının çelişkili olduğunu,Davacı tarafça sonradan dosyaya sunulan fotoğrafların dava konusu taşınmaza ait olmadığının bilirkişi heyetince değerlendirildiğini, davacının sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesine rağmen işin tamamlandığı izlenimi verecek şekilde başka taşınmazlara ait fotoğrafları dosyaya sunduğunu,
9-)Müvekkili şirketin sözleşmeyi usulüne uygun şekilde feshettiğini ve sözleşme hükümlerine dayanarak kesin teminat mektubunu nakde çevirdiğini, sözleşmenin “fesih” başlıklı maddelerine göre yüklenicinin sözleşme hükümlerine aykırı davranması halinde işverenin tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebileceğini ve kesin teminatı irat kaydedebileceğini,Yerel mahkemenin yalnızca davacıya ihtar gönderilip gönderilmediği hususuna dayanarak sözleşmenin feshedilmediği ve teminat mektubunun haksız şekilde nakde çevrildiği sonucuna ulaşmasının hatalı olduğunu, sözleşme hükümlerine göre fesih sebeplerinin sınırlı olmadığını, müvekkili şirketin farklı sebeplerle de sözleşmeyi feshedebileceğini,
10-)Özel İdari Şartnamenin “kesin teminat” başlıklı maddesinde işverenin uğradığı zararların teminat mektubundan doğrudan veya dolaylı şekilde tahsil edilebileceğinin düzenlendiğini, bu hususa davacı tarafça sözleşme aşamasında herhangi bir itiraz ileri sürülmediğini, bu nedenle teminat mektubunun nakde çevrilmesinin sözleşmeye uygun olduğunu ve yerel mahkemenin teminat mektubundan davacının bakiye alacağı bulunduğu yönündeki değerlendirmesinin yerinde olmadığını,
11-)Özetle; Yerel mahkeme kararının eksik inceleme ve hatalı bilirkişi değerlendirmesine dayandığını, gerekçe yönünden yetersiz olduğunu, yerel mahkemenin, usulsüzlük, muvazaa, fazla ödeme, ... borcu ve eksik imalat iddialarını gereği gibi değerlendirmediğini, sözleşmenin feshi ile teminat mektubunun nakde çevrilmesinin hukuka uygun olduğunu, davacının iddialarını somut delillerle ispatlayamadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının öncelikle usulden, aksi halde esastan kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı tarafça, davalı şirket ile Beyoğlu ...Noterliği’nin 04/11/2013 tarih ve ... yevmiye numaralı “Giydirme Cephe Yapım Sözleşmesi” imzalandığı, sözleşme kapsamında ... Lisesi’ne ilişkin giydirme cephe imalat ve uygulama işinin üstlenildiği, bu sözleşme gereği davalıya teminat mektubu verildiği, işin büyük kısmı tamamlanmasına rağmen davalı tarafından teminat mektubunun haksız ve sözleşmeye aykırı biçimde nakde çevrildiği, ayrıca ...’daki merkez binada yapılan tamirat ve onarım işlerine ilişkin 6.790,00 USD tutarındaki faturanın da ödenmediği iddiasıyla, teminat mektubu nedeniyle 20.000,00 TL ve ...'da bulunan Merkez binalarının tamirat ve onarım işine ilişkin 6.790,00 USD karşılığı 27.051,00 TL olmak üzere toplam 47.051,00 TL'nin davalıdan tahsili talep edilmiş, ıslahla, teminat mektubu nedeniyle 95.504,29 TL ve ödenmeyen faturalar nedeniyle 13.500,16 TL olmak üzere toplam 109.004,45 TL'nin tahsili talep edilmiştir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dosya kapsamı, taraf beyanları, kök ve ek bilirkişi raporları, mahallinde yapılan keşif, ... uzmanı, mimar, inşaat mühendisi ve mali müşavir bilirkişilerden oluşan heyet raporları, ticari kayıtlar, BA formları, sözleşme hükümleri, ihtarnameler, banka kayıtları ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;Davalı şirketin ...Eğitim Müdürlüğü ile yaptığı protokol kapsamında ... Lisesi yapım işini üstlendiği ve davacı şirket ile arasında 04.11.2013 tarihli giydirme cephe yapım sözleşmesinin imzalandığı,Davanın, taraflar arasında imzalanan 04/11/2013 tarihli giydirme cephe yapım sözleşmesi kapsamında verilen kesin teminat mektubunun haksız şekilde nakde çevrildiği ve davacı tarafından ayrıca ...’daki merkez binada yapılan tamirat ve onarım işlerine ilişkin düzenlenen faturaların ödenmediği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olduğu,İlk derece mahkemesince alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında, dava konusu sözleşmeye ilişkin teklif, sözleşme, keşif özeti ve ek belgelerin birlikte incelendiği, tarafların ticari kayıtları ile faturalarının karşılaştırıldığı, mahallinde keşif yapıldığı ve teknik inceleme gerçekleştirildiği ve davalı tarafın savunduğu şekilde sözleşme ilişkisinin tamamen muvazaalı veya gerçeğe aykırı olduğuna dair kesin ve somut nitelikte teknik bir delil bulunmadığının, aksine dava konusu faturaların önemli kısmının davalının ticari kayıtlarında yer aldığının, BA formları ile vergi idaresine bildirildiğinin, taraf kayıtları arasında uyum bulunduğunun ve bazı ödemelerin çek ile gerçekleştirildiğinin belirtildiği,... uzmanı bilirkişi tarafından yapılan incelemede, dava konusu 1.868 USD ve 4.500 USD bedelli faturalar üzerindeki imzaların ve teslim alan kısımlarındaki imzaların, şirket yetkilisine ait diğer belgelerdeki imzalarla benzerlik arz ettiğinin, ayrıca bu faturaların ticari kayıtlarda mevcut olduğunun, buna karşılık 422 USD bedelli fatura yönünden düzenleyene ilişkin yeterli tespit yapılamadığının ve bu faturanın ticari kayıtlarda yer almadığının belirlendiği, mahkemece de bu husus gözetilerek yalnızca ispatlanan faturalar yönünden hüküm kurulduğu,Mali müşavir bilirkişinin incelemesinde, davacı tarafından düzenlenen faturaların önemli bölümünün her iki taraf ticari kayıtlarında mevcut olduğunun, davalı tarafça bu faturalara ilişkin kayıt oluşturulduğunun, BA formu ile vergi dairesine bildirildiğinin ve bazı ödemelerin yapıldığının tespit edildiği, bu yönüyle davalı tarafın “faturaların tamamen gerçeğe aykırı olduğu” savunmasının dosya kapsamıyla doğrulanmadığı,Mahallinde yapılan keşif ve teknik incelemede, işin tamamen bitirilmediği, bazı imalat eksikliklerinin bulunduğu, A blokta pencere doğramalarının mevcut olmadığı, B ve C bloklara ilişkin bazı cephe malzemelerinin sahada tespit edilemediği belirlenmiş ise de, mahkemece davacının sözleşme bedelinin tamamına hak kazandığının kabul edilmediği, yalnızca ispatlanan alacak kalemleri bakımından hüküm kurulduğu, buna göre davalı tarafın eksik imalat iddialarının değerlendirildiği ve mahkemece dikkate alındığı,Davalı vekilinin, sözleşme bedelinin usulsüz biçimde artırıldığı yönündeki istinaf sebebine gelince; bilirkişi heyetince, ilk fiyat teklifinin 750.541,00 TL + KDV olduğu, sonrasında sözleşme bedelinin 980.259 TL + KDV olarak belirlendiği, metrajlarda önemli değişiklik bulunmamasına rağmen bazı birim fiyatlarda artış olduğu tespit edilmiş ise de; teklif şartlarında dünya cam ve alüminyum fiyatlarının geçerli olacağının, ithalat rejimi ve dövize bağlı değişikliklerin fiyatlara yansıtılacağının düzenlendiğinin, sözleşmenin döviz bazlı maliyet unsurlarına bağlı olduğunun, sektör uygulamaları ile serbest piyasa rayiçlerinin dikkate alındığının, ayrıca kesin teminat mektubunun da 980.259,00 TL üzerinden alınmış olduğunun belirlendiği, bilirkişi heyetinin dosya kapsamına ve sözleşmeye uygun bu tespit ve görüşlerine göre sözleşme bedelindeki artışın tamamen dayanaksız veya hayatın olağan akışına aykırı olduğu sonucuna ulaşılamayacağı, mahkemece de bu teknik değerlendirmenin esas alındığı, dosyada, taraf iradelerinin fesada uğratıldığına veya sözleşmenin sahte şekilde oluşturulduğuna ilişkin kesin delil bulunmadığından, davalı vekilinin bu yöndeki itirazlarının da yerinde olmadığı,Davalı vekilinin, davacı şirket ile eski yöneticiler arasında usulsüz ilişki bulunduğu, bazı kişiler hakkında ceza soruşturması yürütüldüğü ve ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiği yönündeki istinaf sebebinin de dosya kapsamına göre yerinde olmadığı, zira hukuk yargılamasında ileri sürülen muvazaa ve usulsüzlük iddiaları somut ve kesin delillerle ispatlanması gerektiği, dosyada bu iddiayı destekleyecek kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyeti bulunmadığı gibi, mevcut ceza soruşturmalarının eldeki uyuşmazlığın çözümünü zorunlu olarak etkileyeceğinin de ortaya konulamadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince ceza dosyasının bekletici mesele yapılmamasında da usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı,Davalı vekilinin, kesin teminat mektubunun haklı olarak nakde çevrildiği yönündeki istinaf sebebi yönünden ise; sözleşme hükümleri, ihtarnameler, fesih süreci ve taraf davranışları birlikte değerlendirildiğinde, davacının ... borcu bulunduğuna dair kayıt olsa da, davalı tarafın sözleşmede öngörülen fesih ve ihtar prosedürünü usulüne uygun biçimde işlettiğini ispatlayamadığı, dosya kapsamına göre, davalı tarafın projeyi fiilen durdurma iradesi ortaya çıktıktan sonra dahi teminat süresini uzattırmaya devam ettiği, buna rağmen davacıya sözleşme hükümleri çerçevesinde açık ve kesin nitelikte ihtar verilmediği, eksikliklerin giderilmesi için usulüne uygun süre tanındığının da kanıtlanamadığı,Kaldı ki bilirkişi raporlarında, davalı kayıtları kapsamında teminat mektubunun nakde çevrilmesi sonrasında dahi davacı lehine bakiye alacak bulunduğunun tespit edildiği, mahkemece de bu teknik hesaplamanın benimsendiği, bu nedenle teminat mektubunun tamamen haklı sebeple ve sözleşmeye uygun şekilde nakde çevrildiği yönündeki savunmanın dosya kapsamıyla doğrulanmadığı,İlk derece mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu yönündeki istinaf sebebinin de yerinde olmadığı, Mahkemece taraf iddia ve savunmalarının, bilirkişi raporlarının, keşif tespitlerinin, ticari kayıtlar ve teknik incelemelerin değerlendirildiği, hangi delile neden üstünlük tanındığı ve hangi alacak kalemlerinin hangi gerekçeyle kabul veya reddedildiğinin açıkça gösterildiği, bu yönüyle kararın HMK’nın 27. ve 297. maddelerine uygun yeterli gerekçeyi içerdiği,Netice itibarıyla, ilk derece mahkemesince toplanan delillerin değerlendirilmesinde, bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasında ve davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/09/2021 tarih ve 2018/305 Esas, 2021/605 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 7.446,09 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 1.802,22 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.643,87 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.