Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2497 E. 2026/1799 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/2497
- Karar No
- 2026/1799
- Karar Tarihi
T.c. ADANA Bam 3. HUKUK DAİRESİ Esas-karar No: 2024/2497 - 2026/1799 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/2497 KARAR NO : 2026/1799
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
Başkan : Üye : Üye : Katip :
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 09.07.2024 NUMARASI : 2022/... Esas, 2024/... Karar
DAVACI : ... -... VEKİLİ : Av. . DAVALI : ... Sigorta A.Ş. - [.. VEKİLİ : Av. . DAVA : Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat) KARAR TARİHİ : 09.06.2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09.06.2026
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.07.2024 tarih ve 2022/... Esas, 2024/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; olay günü olan 27/07/2020 tarihinde, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracıyla Kadirli 1 nolu sağlık ocağı üzerinde seyir halindeyken yolun kenarında simit satmak için yürüyen ...'in ayağının üzerinden geçmesi sonucu yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini, söz konusu kaza sebebiyle her ne kadar kaza tespit tutanağı tutulmamış olsa da davalı sigorta şirketinin sigortalı sürücüsü ...'ın 2918 Sayılı KTK ve bağlı yönetmelik hükümlerini ihlal etmesi sebebi ile kazanın oluşumunda %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle meydana gelen her türlü maddi zararın davalı ... Sigorta A.Ş.'den karşılanması amacıyla davalı ... Sigorta A.Ş.'ye talepleri üzerine Covid19 sebebi ile 10/08/2020 tarihinde mail üzerinden yazılı başvuruda bulunulmuş olup davalı kuruma 15 gün içerisinde cevap verilmediği takdirde dava yoluna başvurulacağı başvuru dilekçesinde ihtaren bildirildiğini, kazaya sebebiyet veren ... plaka sayılı araç kaza tarihinde 19381790 poliçe numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk (trafik) sigorta poliçesi ile ... Sigorta A.Ş.'ye sigortalı bulunduğunu, davacıya ödenmesi gereken işgücü kaybından doğan 70,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 10,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 10,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı ve 10,00 TL karşılanmayan tedavi ve ilaç gideri tazminatı olarak toplamda 100,00 TL tazminatın davalı kuruma başvuru tarihi olan 10/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ISLAH : Davacı vekili 22.05.2024 tarihli dilekçesi ile dava değerini 192.301,96 TL'ye ıslah etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının HMK’nın yetki kurallarına aykırı olarak yetkisiz mahkemede huzurdaki davayı açtığını, davacı tarafından sunulan raporun yürürlükten kalkan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik göre düzenlendiğini, ancak söz konusu raporun hükme esas alınamayacağı, uyuşmazlığa konu kazaya ilişkin sigortalı araç sürücüsü kusursuz olduğundan, müvekkili olan sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini beyan eder, her halükarda yer alan hüküm uyarınca davacının başvuru tarihinden itibaren faiz taleplerinin reddini talep ettiklerini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 23.637,16 TL geçici iş görmezlik tazminatı, 166.374,80 TL kalıcı iş görmezlik tazminatı ve 2.290,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 192.301,96 TL' nin 26/08/2020 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı vekilinin geçici bakıcı gideri tazminat talebinin reddine karar verildiği görüldü. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlığa konu kaza ve davacının maluliyeti arasında illiyet bağı bulunmadığından, eksik inceleme ile müvekkili şirket aleyhine hükmedilen davacının haksız taleplerin reddinin gerektiğini, kaza anlatımları ve olaya ilişkin tespitlere bakıldığında; olay mahallinde yer gösterme ve keşif yapılmadığını, olay yeri krokisi bulunmadığını, iddiaların ve çelişkinin giderilmesi amacıyla çalışma yapılmamış ve bilirkişi raporunun yetersiz bilgi eşliğinde davacı taraf ifadesi esas alınmak suretiyle düzenlenilmiş olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün, davacıya herhangi bir temasının bulunup bulunmadığının ispat edilememiş olup, müvekkili sigorta şirketinden tazminat talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunun izahtan vareste olduğunu, davanın reddini talep ettiklerini, aksi takdirde ise kusur oranının adli tıp kurumu marifetiyle şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespitinin gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davası olup, ilk derece mahkemesince davanın kısmen karar verilmiş ve verilen kararı davalı vekili istinaf etmiştir. Davalı vekilinin olayın gerçekleşme biçimi ve hükme esas alınan kusur oranı yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Türk Medeni Kanunun'un 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." 6098 sayılı TBK.nın zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. maddesinde, “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” düzenlemesi yapılmıştır. Bu hale göre haksız fiilini bir türü olan trafik kazası nedeniyle yaralanmadan kaynaklanan zararın tazmini için açılan davada iddia olunan trafik kazasının varlığının ve varsa diğer araç sürücüsünün kusurunun iddia eden tarafından ispat edilmesi gerekir. Davacı tarafından öncelikle maddi vakıanın ispatı ve kazaya neden olan bir aracın mevcudiyeti ve kazada kazaya karışan araçların kusur oranları gibi hususların ispatı gerekir. Davacı asılın olayın sıcağı sıcağı üzerine kolluk birimlerince alınan 28.07.2020 tarihli ifadesinde; açıkça ve tereddüte yer vermeyecek bir biçimde "....yolun kenarında yürürken plaka, marka ve modelini bilmediğim yolun kenarında yürürken ayağımın üzerinden geçti..." şeklindeki beyanında olayın bir trafik kazası olduğunu anlaşılmıştır. Keza kaza anında davacının kendisine çarpan aracın ve sürücünün bilgilerine sahip olmaması hayatın doğal akışı içinde normaldir. Bu bakımdan dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre; 27.07.2020 günü saat 11.00 -12.00 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili ile Kadirli ilçesi ... sokak üzerinde seyrettiği sırada İlçe Tarım Müdürlüğü civarı No: ... sayılı yer önüne geldiğinde aracının ön kısımları ile yol kenarında bulunan yaya davacı ...'e çarpması neticesi yayanın yaralanması ile sonuçlanan yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği tüm dosya tetkikinden anlaşılmıştır. Mevcut verilere ışığında, ... plakalı otomobil sürücüsü ...; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/1b (Araçların Hızını Görüş, Yol, Hava ve Trafik Durumunun Gerektirdiği Şartlara Uydurmamak) kuralını ihlal ettiği, sevk ve idare ettiği otomobili ile ... sokak üzerinde seyrettiği sırada yaya kaldırımı veya banket bulunmayan ve bu nedenle yayaların zorunlu olarak taşıt yolunu kullandığı yerleşke içi bu yolda taşıt yolundan faydalanan diğer unsurları da dikkate alarak aracını daha yavaş, dikkatli ve tedbirli sürmesi, gündüz vakti görüşün açık olduğu ve her tarafın rahatlıkla görüldüğü yolun kenarında yürümekte olan yaya davacı ...”e yaklaştığı sırada yayanın sol veya sağ kısmında bulunan yolun yeterli boş alanından yoluna devam etmesi gerekirken ...'ın yola dikkatini vermediği, dikkatsiz araç kullandığının değerlendirilip yol kenarında yürüyen yaya ...'e varlığına rağmen doğrudan yaya'ya çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiği kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Davalı vekilinin maluliyet ile kaza arasındaki illiyet bağına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir. Mahkemesinde hükme esas alınan 04.10.2023 tarihli ATK maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 27.07.2020 tarihinde yürürlükte bulunan 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile %5 oranında kalıcı bir maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13.136,15 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan toplamda 4.990,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 8.146,15 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi ve Anayasa Mahkemesinin 2026/49 esas ve 2026/48 karar sayılı ilamı gereği; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 09.06.2026
Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır