Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2352 E. 2026/1547 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2352
Karar No
2026/1547
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/2352

KARAR NO: 2026/1547

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : (KAPATILAN)İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 07/06/2022

NUMARASI: 2020/639 2022/525

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirkete ait ...no'lu ve yün iplik ve el örgü makinesi içerikli gönderinin ....e teslim edilmek üzere 27.06.2019'da davalıya teslim edildiğini, fakat müvekkilinin yaptığı ısrarlı sorgulamalara rağmen gönderinin alıcıya teslim edilmediğini, nihayetinde müvekkiline gönderinin imha edildiği bilgisi verildiğini, müvekkilince bu süreçte üzerine düşen kanuni ve sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirildiğini, davalının teslim yükümlülüğü sözleşmesi 11.1/I'de ki düzenlemeye göre sorumlu olduğunu, ... iki teslimat denemesi yaptığını ve buna karşılık müvekkilinden talimat alamadığını ispatlaması gerektiğini, müvekkiline doğru bilgi verilmediğini, TTK 875'e göre taşıyıcının eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde ziyanından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zarardan sorumlu olduğunu, hukuka aykırı imha işleminden dolayı davalı tarafa 7.162,7 EURO'luk bedelin ödenmesi için .... Noterliğinin ... yevmiye no'lu ve 08.07.2020 tarihli ihtarının l, davalı tarafin müvekkilinden alacak iddiasında olduğunu, .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile takip yaptıklarını, ancak müvekkilinin alacaklıdan olan alacağının talep edilen miktarını aşkın bir miktar olduğunu, borca itiraz edilerek takas mahsup defi ileri sürültüğünü, kabul anlamına gelmemekle davalının alacak iddiasında olduğu tutarı takas/mahsupla şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 4.097,92 Euro alacaktan tahsili gerektiğini belirterek tememmüt tarihinden itibaren işleyecek 4.095,00 Euro karşılığı 38.566,36 TL'nin devlet bankalarının bir yıl vadeli Euro hesaplanına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte zararlarının fiili ödeme günündeki kur üzerinden tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; Davacı tarafin tacir olduğunu ve basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü altında olduğunu, taraflar arasında taşıma ilişkisi kurulmuş olmasıyla birlikte müvekkili şirketin taşıma kural ve koşullarında açıkça belirtildiği üzere müşterilerin gönderilerini müvekkili şirkete teslim ettikten sonra konşimentoda ve intemet sitesinde yer alan koşulları kabul etmiş sayılacaklarını, davacı tarafin iddia ve taleplerini kabul etmemekle birlikte müvekkili şirket tarafından yapılan imha işleminin hukuka ve yasaya uygun olduğunu ve sözleşmede açıklandığı şekilde yapıldığını, ne davacı ne de alıcı tarafından gönderinin akibetine ilişkin herhangi bir talimat verilmemiş olması nedeniyle söz konusu gönderinin TTK ve ilgili mevzuat gereğince ... gümrüğü tarafından imha edildiğini, müvekkili şirketin taşıma kural ve koşulları uyarınca imha masraflarını davacıdan talep ettiğini, müvekkili şirketin davacının iddialarının aksine davacıdan alacaklı olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; Davacın, taşıma sözleşmesi kapsamında davalı taşıyıcıya teslim edilen ürünün alıcısına teslim edilmemesi nedeniyle hasar bedelinin tahsilini talep ettiği, davalının ise taraflara arasındaki taşıma ilişkisi uyarınca davacıdan teslim alınan gönderinin varış yeri gümrük işlemlerinin alıcı tarafından yapılması gerektiğini, alıcı tarafından gümrük işlemlerinin tamamlanmaması nedeniyle ve sözleşmenin 11. maddesi gereği 2 günlük süre içinde gönderinin akıbeti hakkında talimat verilmemiş olması nedeniyle gönderinin ... Gümrüğü tarafından imha edildiğini beyanla davanın reddini talep ettiği görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık taşıma sözleşmesi kapsamında dava dışı ... ...şirketine teslim edilmek üzere davalıya teslim edilen "Yün iplik ve el örgü" makinesinin alıcıya teslim edilmemesinden ve akabinde imha edilmesinden davalının kusurlu olup olmadığı, oluşan zarardan davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosyaya sunulan 27/06/2019 tarihli ve 4.205,08 Euro bedelli fatura ile ... firmasına ... kaydıyla yün iplik ve örgü makinasının satıldığı, bilirkişi raporlarından taşımanın ... (delivered duty paid- gümrük ve sair giderler ödenerek teslim) şeklinde varış ülkesinde gümrük işlemi tamamlanan mal alcının adresine teslim edilmesi gerektiği, alıcının gümrük işlemleri için POA adı verilen vekaletname vermesi gerektiği ancak dosyaya sunulu evraklardan, emtianın alıcısı tarafından gümrük işlemleri tamamlanmadığı için teslim edilemediği, ... teslim şekline göre de ... gümrük işlemlerinin tamamlanmasının davacının sorumluluğunda olduğu, 10-11/07/2019 tarihinde davacı tarafından gönderilen mail ile teslimatın neden yapılmadığı hususunun davalıya sorulduğu, davalı tarafından verilen cevabi mailde malın gümrük sürecinde olduğu ve alıcı tarafından işlemler yapılmadığı için teslim edilemediği cevabının verildiği, 17.09.2019 tarihinde malın imha edildiği, ürün imha edildikten sonra 27.09.2019 30.09.2019 tarihlerinde davalı tarafından gönderilen mail ile; "Konu gönderiniz için yurtdışı ofisimizden gelen bilgi aşağıdaki gibidir:

30.09.2019 tarihine kadar geri iadesi ya da imhası seçeneklerinden hangi yönde aksiyon almamızı talep ettiğinizi iletmediğiniz takdirde gönderiniz imha edilecektir." şeklinde mail gönderilmiş ise de 30.09.2017 tarihli mail ile ürünün 17.09.2019 tarihinde imha edildiğinin bildirildiği, imha işleminde davalının kusurlu olmadığı, davacıyı oyalamadığı, davalının sözleşmeden ve TTK’nın 869/3 maddesinden kaynaklanan hakkını kullanarak gönderiyi imha ettiği, davalının oluşan zarardan sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Kusursuzluğunu ispat yükünün TTK. m. 875 ve TBK m. 112 gereği davalıda olduğunun gözetilmediğini, Mahkeme açıkça gerekçesinde, 27.9.2019 tarihinde iade ya da imha seçeneklerinin müvekkile sorulup, ilk defa 30.9.2019 tarihinde 17.9.2019 tarihindeki imha konusunda mail atıldığını belirtmesine rağmen, delil üretmeye yönelik seçenek sorulması ve seçenek sorulmasından daha önceki imha konusunda da müvekkilin 30.9.2019 tarihinde bilgilendirilmiş olmasındaki; MK m. 2 / dürüslük kuralı ve çelişkili davranış yasağına aykırılığı; TTK m. 875 ve TBK m. 112 hükümlerindeki ispat yüklerini; basiretli tacir gibi davranma gereğini; imhadan sonra atılan mailin nasıl çelişkiyi giderici ve düzeltici bir işlevi olduğu kabul edilebileceği hususunu, hayatın olağan akışına göre haksızlığının açık olduğu hususunu; gözetmeden hüküm ittihaz ettiğini, dosyada tanık deliline başvurmalarına rağmen hukuki fiile yönelik tanık dinletmediğini, basiretli tacir olan davalının imha öncesi müvekkiline imha konusunda bildirimde bulunduğunu gösterir hiçbir delil olmamasına rağmen kusurlu bulunmadığı sonucuna ulaştığını, TTK m. 869 f. 3te, "Taşıyıcı, değerlendirilmesi imkânı bulunmayan eşyayı imha edebilir." hükmü bulunmakla, mahkemece bu yönde dahi hiçbir değerlendirmede bulunulmadığını, davalının imhayı da imha veya iade seçeneklerinin sorulmasından önce ve müvekkiline haber verilmeden gerçekleştirdiğini, POA belgesi uygulamada genel işleyiş içerisinde istenmeyen bir belge olduğunu ve müvekkilin de temin edeceği bir belge olmadığını, gerekse bile "POA yok" diye ürünün imha edilemeyeceğini, müvekkilinin açık teyit alınmadan imha ya da iade işlemi başlatılmamasını 27 Ağustos 2019 tarihli maille, "Biz teyit almadan lütfen imha ya da iade işlemleri başlatılmasın" şeklinde ifade ettiğini, hem müvekkiline 27 Eylülde seçenek sorulduğunun ileri sürüldüğünü hem de 17 Eylülde imha edildiği bilgisinin geçildiğini, davalının borca aykırı davrandığını, hatta imhayı dahi belgeleriyle ortaya koyamadığını, borca aykırılıkta kusursuz olduğunu davalı yanın ispat etmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, taşıma sözleşmesi kapsamında davalı taşıyıcıya teslim edilen ürünün alıcıya teslim edilmemesi nedeniyle hasar bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

6102 sayılı TTK'nın 875 ve 879. maddeleri uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan; kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. Yine TTK'nın 876. maddesi uyarınca ziya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur.

Sınırlı sorumluluk halleri TTK'nın 882. maddesinde düzenlenmiş olup, gönderinin tamamının zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 ve 881. maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33...'nı karşılayan tutar ile sınırlıdır. TTK'nın 886. maddesi hükmüne göre; zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı, kanunda öngörülen sorumluluktan kurtulma hallerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz.

Hükme esas alınan 07.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davalı göndericinin gönderisinin varış noktasında göndericinin sorumluluğunda

olan gümrükleme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle, tarafların arasında var olan taşıma sözleşmesi uyarınca davalı taşıyıcının talimat talebine

davacı göndericinin cevap vermediği dosya kapsamında sübuta erdiği, davalının sözleşmeden ve TTK’nın 869/3 maddesinden kaynaklanan hakkını kullanarak gönderiyi imha ettiği, davalının kusurlu olamayacağı, oluşan zarardan sorumlu tutulamayacağı sonuç ve görüşlerine ulaşıldığı, davacının düzenlediği ve ihtilaf konusu olan yansıtma faturasının ve bundan kaynaklanan alacak iddiasının yerinde olamayacağından davacı kayıtlarındaki hatalı işlemin düzeltilmesiyle, tarafların ticari kayıtlarının birbirini teyit ettiği, davacının İstanbul ....İcra Dairesi nezdinde ...esas sayılı dosyası ile başlattığı takipte dayandığı asıl alacak tutarı olan 28.887,42TL’nın tarafların kayıtlarında davacı ... AŞ’nin davalı .... Şti.’ne aynı tutar olan 28.887,42TL borçlu olarak gözüktüğü, tespit edilmiştir.

İtiraz üzerine alınan bilirkişi raporunda da; ... alıcının en lehine satış şeklidir. Varış ülkesinde gümrük işlemi tamamlanan mal alıcının adresine teslim edilir. Alıcının -gümrük işlemleri için- ... adı verilen vekaletname vermek dışında bir yükümlülüğü yoktur. Fakat olayda bunun yapılmadığı görülmektedir.

Davalıya ait 03/07/2019 tarihli taşıma faturasına konu beş parti yükle ilgili olarak —dördü ... ...nolu ... ise ...'ya taşınmıştır- alıcı ... firmasından kaynaklanan çeşitli problemler yaşandığı, diğer yükler için bir şekilde çözüm bulunduğu anlaşılıyor ise de dava konusu yük için çözüm bulunamadığı görülmektedir.

Alıcının vekalet vermediği yerde taşıyıcının malı gümrükten çıkarıp taşımaya devam edebilmesi, malı alıcıya teslim edebilmesi beklenemez.

Gümrükteki beklemenin ise depolama ücreti gibi ek masraflara yol açacağı, belli süre içinde kanunda sayılan -ithal, iade, yeniden ihraç, vs.- işlemlerden biri yapılmadığı takdirde ağır sonuçlar çıkacağı tartışmadan uzaktır. Bu davalıdan kaynaklanan bir problem olmadığı gibi, yazışmalar incelendiğinde davalının süreçle ilgili bilgileri de verdiği görülmektedir.

Davacının 17/12/2021 tarihli itiraz dilekçesinde dayandığı ve ekinde sunduğu bazı e-postalar dava konusu yüke değil ... nolu ...'ye ilişkindir. Yük 17/09/2019 tarihinde imhaya gittiği halde bu tarihten sonra 27 ve 30 Eylül tarihli e-postalarda davalının çelişkili bilgiler verdiği görülüyor ise de yine 30 Eylül tarihli e-postada bu çelişkiyi giderdiği görülmektedir. Tarafların beş yüklemeye ilişkin problemleri topluca müzakere ettikleri, daha ziyade ... giden diğer yüklemeler üzerine yoğunlaşmışlar ise de dava konusu yükün durumunun 10-11 Temmuz tarihli yazışmalarda netleştiği ve değişmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle, davalının kusurlu olduğu ve davacıyı oyaladığına dair iddia doğru bulunmamıştır. Buna uygun olarak, 07/12/2021 tarihli bilirkişi raporuna yapılan itirazların yerinde olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.

Somut olayda; davalı şirket tarafından taşıması yapılan emtianın teslim şekli “...” (delivered duty paid) olarak belirlenmiştir. “...” teslim şartı “Gümrük Resmi Ödenmiş Olarak Teslim” anlamına gelmektedir. 27.09.2019 tarihinde davalı tarafından davacıya gönderilen e-mail ile 30.09.2019 tarihine kadar gönderinin geri iadesi ya da imhası seçeneklerinden hangi yönde aksiyon alınmasının talep edildiğinin bildirilmediği takdirde gönderinin imha edileceği davacıya bildirilmiştir.

Davacı tarafından cevap verilmediği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 11. Maddesinde ''Herhangi bir nedenle gönderinin teslimatını tamamlayamadığımız takdirde alıcının adresine teslimatın denenmiş olduğunu ve bulunduğu yeri belirten bir ihbar bırakmaya çalışacağız.

Şayet teslimat ikinci denemeden sonra tarafımızdan yapılamaz ise ya da alıcı gönderiyi reddederse sizinle irtibata geçmeye çalışacağız ve sonraki uygun eylem üzerinde anlaşacağız.

Alıcının gönderiyi almaktan imtina ettiği/ reddettiği ve gönderinin kabul edilmediği durumlarda süresi içinde gönderinin salahiyeti açısından sizden yukarıda da belirttiğimiz gibi yazılı talimat isteyeceğiz. Bu gibi durumların varlığında sizden gelen talimat gibi hareket edilecektir. Sizin tarafınızdan verilen talimat gibi hareket edildiğinde hizmet kusursuz tamamlanmış sayılacaktır.

Tarafınızca 2 günlük sürede yazılı talimat verilmemesi halinde taşıyıcı sıfatıyla gönderiyi gümrük sahası, depo veya antrepoya teslim etmek kaydıyla hizmet tamamlamış sayılacaktır ve bu işlemlerden kaynaklanan her türlü hizmet bedeli navlun ücretine yansıtılacak ve sizin tarafınızdan ödenecektir.

Gönderinin gönderilmesi, tasarrufu ya da iadesi ile maruz kalınan masrafları ve yapılan üçüncü ve fazlası teslimat denemesi ve kararlaştırılan uygun sonraki adım için (şayet olursa) masraflarımızı ödemeyi kabul edersiniz. talimatlarınızı gönderinin ikinci teslimat denemesini takiben makul bir süre içinde almadığımız takdirde gönderi içeriğinin size ya da diğer kişilere karşı herhangi bir sorumluluk olmaksızın imhasının ya da satışının tarafımızdan gerçekleştirilmesini kabul edersiniz. Satış halinde hizmet ücreti ve ilgili yönetsel masraflar düşüldükten sonra, satış ücreti bakiyesi gönderene iade edilecektir.” hükmünü içermektedir.

Taşıma ve teslim engellerini düzenleyen 6102 sayılı TTK’nın 869/1. maddesi “Eşyanın teslim edilmesi gereken yere ulaşmasından önce, taşımanın sözleşmeye uygun olarak yapılamayacağı anlaşılırsa veya eşyanın teslim edileceği yerde teslim engelleri çıkarsa, taşıyıcı, 868 inci madde uyarınca tasarruf hakkına sahip olan kişiden talimat almak zorundadır. Tasarruf hakkını gönderilen haizse ve bulunamıyorsa veya eşyayı teslim almaktan kaçınıyorsa, tasarruf hakkı birinci cümle uyarınca gönderen tarafından kullanılır.

Tasarruf hakkının kullanılması taşıma senedinin ibrazına bağlı tutulmuş olsa bile bu hâlde taşıma senedinin ibrazı gerekli değildir. Taşıyıcı, kendisine talimat verilen durumlarda, teslim engelinin taşıyıcının riziko alanına giren bir nedenden kaynaklanmamış olması şartıyla, 868 inci maddenin birinci fıkrasının üçüncü ve dördüncü cümlelerinde öngörülen istem haklarını ileri sürebilir.” hükmünü haizdir. Buna göre, eşyanın teslim edileceği yerde teslim engeli çıkması durumunda taşıyıcı, göndericiyi durumdan haberdar ederek talimat almalıdır.

Taraflar arasında imzalanan sözleşme ile davacı talimat verilmemesi halinde herhangi bir sorumluluk olmaksızın gönderinin imhasının ya da satışının

taşıyıcı tarafından gerçekleştirileceğini açıkça kabul etmiş olup, sözleşmede belirlenen sürede davacının herhangi bir talimat vermediği anlaşılmaktadır. Buna göre; İlk derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup davacının istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. Davacı vekili tanık dinlenmediğini ileri sürmüş ise de; sözleşme ve yazışmalar karşısında tanık dinlenmesinin sonuca etkili olmayacağı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararı usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun reddine dair karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2352, K. 2026/1547, T. 30.09.2019, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2352-e-2026-1547-k-f8c0a289c14d