İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/256 E. 2026/338 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/256
Karar No
2026/338
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

T.C. " TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2025/256 (Birleşen dosya dahil) KARAR NO : 2026/338

DAVA :FSEK' dayalı Maddi-Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 11/01/2021 KARAR TARİHİ : 13/07/2026 Yazım Tarihi:17/07/2026 (ASIL DAVA) İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin .... öğretim üyesi olarak görev yaptığını, davalı ... tarafından ... yılında "...." isimli, toplam 359 sayfalık ... bir kitap yayımlandığını, kitabın iç sayfasında 1.000 adet basıldığının not edildiğini, kitabın Haziran 2020'de tesadüfen müvekkilininin eline ulaştığını, kitabın incelenmesi sonucu toplamda 30 sayfa civarında ".. ..." isimli kitabının (İngilizceye çevrilerek) atıf yapmadan intihali suretiyle oluşturulduğunu - tespit ettiğini, davalının müvekkilinin 8 bölümden oluşan “.....” kitabının 7 bölüm başlığını aynen kopyaladığını, bu bölümlerin içerisinde konuların anlatıldığı 157 başlıktan S8 başlığın aynen - kopyalandığını, davalının anılan kitabının içindekiler kısmının ilk üç sayfası ve 3-140 sayfaları arasında ... gerçekleştirildiğini, davalı ...'ın "...”" isimli, 400 sayfalık, ... yazılmış ikinci kitabının ... tarafından 2011 yılında basıldığını, bu kitabın .... üzerinde 30 TL fiyata satıldığını, kitabın üzerinde kaç adet basıldığına dair bilgi bulunmadığını, davalının bu kitabının da içindekiler kısmının ilk üç sayfası, 3-140 sayfaları arasında müvekkilinin ...” isimli kitabından ... yapılarak oluşturulduğunu, davalı ...'ın “....” isimli .... sayfalık ... yazılmış üçüncü kitabının ... tarafından 2020 yılında basıldığını, kitabın .... - sitesi üzerinden 55 TL fiyata satıldığını, kitap arkasında .... bandrol numarası bulunduunu, kitabın içindekiler kısmının ilk üç sayfası, 3-140 sayfaları arasında müvekkilinin “.....” isimli kitabından ... yapılarak oluşturulduğunu, davalı ..., ... ve ...'ın FSEK'in 34. ve 35. maddesini ihlal ederek müvekkilinin eserini izinsiz bir şekilde kullandığını, FSEK'in 21, 22, 23 maddelerinde sayılan işleme, çoğaltma ve yayma haklarının ihlal edildiğini, aynı şekilde müvekkilinin eserinden izinsiz olarak aldığı bölümleri yine izinsiz olarak kamuya sunarak FSEK'in 14. maddesini, müvekkilinin adını belirtmeyerek 15. maddedeki ismin belirtilmesi hakkını ve 16. maddedeki eserin bütünlüğünü koruma hakkının ihlal edildiğini, FSEK'in 68/1. madesi uyarınca davalının fiilinden dolayı, müvekkilinin uğramış olduğu şimdilik 1.000 TL maddi tazminat ve 70/1 maddesi uyarınca da 6.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 7.000 TL tazminatın tahsiline , ayrıca davalı Tecavüzünün önlenmesi, ürün toplatma ve gazetede ilan kararı verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA: Davalı ... vekili dilekçesinde " Davacı tarafından arabulucuya başvurulmaksızın müvekkile karşı huzurdaki dava ikame edildiğinden, öncelikle davacının tazminat taleplerinin dava şartı yokluğundan reddi gerekir. Müvekkilin davaya konu kitaplarının tüm baskılarında yer alan önsözlerinde de açıkça belirtmiş olduğu üzere, ... alanında yeni bir eser ortaya koyma iddiası ve bu eserden maddi bir çıkar sağlama amacı bulunmamaktadır. Müvekkilin tek amacı, ... alanında ortaya konulmuş türkçe çalışmaların derlenerek İngilizceye kazandırılması ve bu şekilde kamunun istifadesine sunulmasıdır. Bu kapsamda müvekkil, dava konusu kitapların ¼'lük kısmını atıf yapmak ve kaynakçasında yer vermek suretiyle mevcut türkçe akademik çalışmalara, kalan ¾'lük kısmını ise doğrudan yürürlükteki mevzuata dayandırmıştır. Kaldı ki bugün itibariyle ...’de, ... olarak anlatan başka bir eser mevcut değildir. Tek başına bu husus dahi benzerliği büyük oranda ortadan kaldırmaktadır. Nitekim müvekkil tarafından da bu sebeple, ... eğitim veren üniversitelerin çokluğu ve bu şekilde bir kaynağa ihtiyacın olması karşısında, gerek akademisyenlere kaynak olarak gerekse öğrencilere ders notu olarak faydalı olması amacıyla dava konusu eser meydana getirilerek, ilk baskısı kamu kurumlarına ve üniversite kütüphanelerine ücretsiz olarak dağıtılmıştır. Davalı müvekkil dava konusu kitapların ilk baskısı için yalnızca tek seferlik bir telif hakkı ödemesi almış, sonraki baskıları içinse tarafına herhangi bir telif hakkı ödemesi yapılmadığı gibi, ilk baskısı ücretsiz olarak dağıtıldığından ve son baskısı da henüz yeni tarihli olduğundan davalı müvekkil halihazırda dava konusu kitapların satışından herhangi bir maddi yarar sağlamış değildir. Özetle müvekkil, maddi menfaat sağlama amacı gütmeden bir eser meydana getirmiş ve nitekim herhangi bir maddi kazancı da olmamıştır. ... alanında alenileşmiş ve ilgili mevzuatında yer alan herhangi bir konu başlığı, sistematiği veya işleniş sırası/biçiminin davacı tarafın kendi düşüncesi veyahut da fikri ürünü olduğu söylenemez. Bununla birlikte müvekkil, dava konusu eseri meydana getirirken davacı tarafın herhangi bir eserinden doğrudan yararlanmamış olup, doğrudan yararlandığı eserlerin davacı tarafa ait eserlere yapmış olduğu atıfları kendi eserine aynen aktarmış ve eserlerinin gerek metin kısımlarında gerekse kaynakçalarında bu atıflara yer vermiştir. Dolayısıyla, davalı müvekkilin doğrudan yararlandığı kaynaklarda davacı taraftan alıntılanmasına rağmen atıf yapılmayan bölümler olduğu düşünülse dahi müvekkilin bunu bilmesi mümkün değildir. Diğer taraftan davalı müvekkilin meydana getirdiği eserler ... dilinde olup, davacı tarafın türkçe dilindeki eserinden aynen kopyalanmak suretiyle ... oluşturulması mümkün değildir. Zira yabancı dilden çeviri, çeviri yapanın akademik dil bilgisine göre değişkenlik gösterdiğinden, davalı müvekkile ait kitaplarda yer alan bazı bölümlerin birebir davacı tarafa ait eserden alındığı hususu ispata muhtaç olup, ispat yükü davacı tarafın üzerindedir. Bu nedenle davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu ... raporu da delil niteliği arz etmemektedir. Davacı taraf huzurdaki davayı kötüniyetle ikame etmiş olup, davalı müvekkilin eserinden haksız bir şekilde yarar sağlamayı amaçlamaktadır. Zira davayı henüz açmadan önce 19.06.2020 tarihinde davalı müvekkil ile iletişime geçerek, “100.000 TL verirsen dava açmaktan vazgeçerim!” demiş, o sırada davalı müvekkilin yanında bulunan çalışma arkadaşları da bu konuşmaya tanık olmuşlardır. Bunun yanı sıra davacı tarafın, dava konusu kitaplardan "..." isimli kitabın 2011 yılında basımını gerçekleştiren ve kendisinin de 2003 yılında birlikte çalıştığı ... Yayınevini davaya dahil etmemiş olması da kötüniyetini açıkça ortaya koymaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı müvekkilin dava konusu kitaplarında davacı tarafa ait eserlerden ... mevcut olmadığından huzurdaki kötüniyetli ve haksız kazanç elde etmeye yönelik açılan DAVANIN REDDİNE karar verilmesi gerekmektedir. " şeklinde beyanda bulunulmuştur. Davalı ... Vekili dilekçesinde " USUL BAKIMINDAN; 1-Öncelikle ZAMANAŞIMI, HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE, YETKİ, GÖREV VE HUSUMET İTİRAZLARIMIZ DÂHİL OLMAK ÜZERE HER TÜRLÜ İTİRAZIMIZI yasal süresi içinde bildiriyoruz. 2-10.07.2020 tarihli dava dilekçesinde ihtilafın niteliğine ilişkin davacı tarafın açıklamaları tamamen yetersiz olup, açıklayıcı – net olmayan, muğlak ifadelerle açılan davada bu durum, savunma hakkımızı da kısıtlamaktadır. 3-İlk olarak; ...nın hasım olarak görülmesine ilişkin dava dilekçesinde hiçbir açıklayıcı ibare-ifade yer almamaktadır. Dava konusu olayda herhangi bir dahli ve müdahalesi bulunmayan Müvekkil ... yönünden pasif husumet itirazında bulunuyoruz. ... aleyhine açılan iş bu davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Müvekkil İdarenin, intihale ilişkin ihtilafın neresinde – hangi aşamasında taraf olarak görüldüğü gerçekten anlaşılamamıştır. Zira, dava konusu kitapların satışı aşamasında vergi hukuk ve yasalarından kaynaklanan vergisel uygulamalar ile fiş, fatura kesme işlemleri sebebiyle Müvekkile karşı ihtilaf yöneltilmiş ise, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla- bu durumda ihtilafın, .... yöneltilmesi gerekmektedir. Çünkü ... ayrı tüzel kişiliğine sahip olup, taraf ehliyetine haizdir. Ancak, yine de belirtmekte fayda görüyoruz ki, Davalı Müvekkil ..., satılan emtialarda mükelleflerin vergi sorumluluklarını, vergi kaçakçılığını araştırmakla sorumlu ve yükümlü olmakla birlikte, dava konusu kitaplarda ... var olup olmadığı hususunu – kitapların içeriğine girmesinin mümkün olamayacağı düşünüldüğünde – bilmesi, araştırması, böyle bir sorumluluğun İdareye yüklenmesi düşünülemez. Zaten, ne FSEK’de ne de mali mevzuatta Bakanlığa böyle bir sorumluluğun yüklendiğine dair herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Yukarıda açıkladığımız sebeplerle ... aleyhine açılan iş bu davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini talep ediyoruz. 4-Ayrıca, basım-yayım tarihleri ... ile 2011 yılına ilişkin dava konusu kitaplarla ilgili talebin zamanaşımına uğradığı kanısındayız. Bu yönüyle, davacının sunacağı delillere göre hak düşürücü süre ve zamanaşımı hususlarının Mahkemece re’sen nazarı itibare alınarak davanın süre açısından da reddini talep ediyoruz. 5-Kaldı ki basım-yayım tarihleri ... ve 2011 yılları olan kitapların yayınevleri farklı kişiler olmasına rağmen, söz konusu yayınevlerinin davada taraf olarak gösterilmemiş olmasının sebebi anlaşılamamıştır. ESAS BAKIMINDAN : Esas yönünden ise daha önce belirttiğimiz gibi, dava dilekçesinde ihtilafın niteliğine ilişkin davacının açıklamaları tamamen yetersizdir, bu durum savunma hakkımızı da kısıtlamaktadır. Daha önce belirttiğimiz gibi; zorunlu arabuluculuk dava şartı (anlaşmaya varılamadığına dair son tutanak) yerine getirilmediğinden bu kısım yönünden dosya asıl dosyadan (.... esas) tefrik edilerek, Mahkemenizce 15/09/2020 Tarih ve .... sayılı karar ile Usulden reddine kararı verilmiş ise de , Hazinenin hak ve menfaatleri açısından, davacının ilerde açması muhtemel maddi-manevi tazminat istemli davasına yönelik yanıt ve delil sunma hakkımızı saklı tutuyoruz. Diğer taraftan, davacının “... Genel Kısım ...” isimli kitabından diğer davalı ... tarafından, müvekkilinin kitabını kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi göstererek ... teşkil eden yolsuz iktisap yapmak suretiyle ve iddiasıyla; davalının, İlki ... yılında “....” isimli İkincisi 2011 yılında “....” isimli ve Üçüncüsü 2020 yılında “....” isimli yazmış olduğu kitapların toplatılması, tecavüzün önlenmesi ve gazetede ilan istemleriyle açılan söz konusu iş bu davada ve bu davanın hiçbir aşamasında ...nın bir dahlinin-etkisinin ve müdahalesinin olduğu düşünülemez ve kabul edilemez. Müvekkil ... aleyhine usul ve yasalara aykırı olarak açılan davanın reddini talep ediyoruz. Açıkladığımız nedenlerle, Müvekkil İdare aleyhine haksız ve yersiz olarak açılan söz konusu davanın reddini talep ediyoruz. " şeklinde beyanda bulunulmuştur. Davalı ... vekilinin USUL itirazları reddedilmiştir. ASIL DOSYADA ; Asıl dosyada davalı gösterilen ... Ticaret Ltd. Şirketi hakkında Davacı vekilinin 21/07/2020 tarihli dilekçesinde açılan davadan feragat ettiğini beyan ettiğinden asıl dosyadan tefriki ile ayrı esasa kayıt edilmiş ve 15/09/2020 tarih ve .... sayı ile bu firma yönünden Feragat nedeniyle RED kararı verilmiştir. İstinaf yoluna gidilmediğinden 19/10/2020 tarihinde kesinleşmiştir. Yine asıl dosyada davalılar hakkında açılan Maddi ve Manevi Tazminat talebi ile ilgili davacı vekilinin dava açılmadan önceki tarihi kapsayan arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğini ihtarın tebliğinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde sunmadığından Maddi ve Manevi Tazminat yönünden dosya tefrik edilerek ayrı esasa kaydı yapılmış, 15/09/2020 tarih ve .... sayı ile USULDEN RED kararı verilmiştir. İstinaf yoluna gidilmediğinden 20/10/2020 tarihinde bu karar kesinleşmiştir. (BİRLEŞEN DAVA) İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davalı ... müvekkilinin "... " isimli kitabından ... yaparak ".... kitabını oluşturduğunu, ... yılında "...." isimli, toplam 359 sayfalık ... bir kitap yayımladığını, bu kitabın Haziran 2020'de tesadüfen müvekkilinin eline ulaştığını ve bu kitabı incelediği vakit; toplamda 30 sayfa civarında, içindekiler kısmının ilk üç sayfası ile 3-140 sayfaları arasında ... gerçekleştirildiğini, bu kitapta davalı müvekkilinin 8 bölümden oluşan ". ..., isimli kitabının 7 bölüm başlığını aynen kopyalandığını, bu bölümlerin içerisinde konuların anlatıldığı 157 başlıktan 58 başlığın aynen kopyalandığını, sistematik konu başlıkları, konu başlıklarının sırası ve konunun işlenme tarzının aynen müvekkilinin eserinden kopyalandığını, aynı intihali aynı kitabın "..." (....) ve .... baskılarında da tekrarladığını ifade ederek, davalı ...'ın müvekkilinin kitabından ... suretiyle "..., ...." kitabını oluşturduğundan, ardından aynı kitabın "...." ve "...." baskılarını yaptığından, 5864 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundan kaynaklanan fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 1.000 TL maddi ve 6.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 7.000 TL telif tazminatının davalılardan .../2011/2020 tarihlerinden itibaren kademeli şekilde işletilecek reeskont faizi ile beraber müteselsilen tahsiline karar verilmesini; müdahalenin meni yönünden ....E. sayılı dosyasında yargılamaya devam edildiğini,.... E. sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA ; Davalı ... vekili dilekçesinde " Müvekkilin davaya konu kitaplarının tüm baskılarında yer alan önsözlerinde de açıkça belirtmiş olduğu üzere, ... alanında yeni bir eser ortaya koyma iddiası ve bu eserden maddi bir çıkar sağlama amacı bulunmamaktadır. Müvekkilin tek amacı, ... alanında ortaya konulmuş türkçe çalışmaların derlenerek İngilizceye kazandırılması ve bu şekilde kamunun istifadesine sunulmasıdır. Bu kapsamda müvekkil, dava konusu kitapların ¼'lük kısmını atıf yapmak ve kaynakçasında yer vermek suretiyle mevcut türkçe akademik çalışmalara, kalan ¾'lük kısmını ise doğrudan yürürlükteki mevzuata dayandırmıştır. Bu noktada önemle belirtmek gerekir ki, davacı yan ile davalı müvekkile ait kitapların her ikisinde de konu başlıkları, sistematiği, sırası ve işleniş biçimi yürürlükteki ... Mevzuatını esas almaktadır. Dolayısıyla, davacı tarafın iddia ettiği şekilde bahsedilen hususlar bakımından ... iddiası bu nedenle yerinde değildir. Zira ... alanında alenileşmiş ve ilgili mevzuatında yer alan herhangi bir konu başlığı, sistematiği veya işleniş sırası/biçiminin davacı tarafın kendi düşüncesi veyahut da fikri ürünü olduğu söylenemez. Bununla birlikte müvekkil, dava konusu eseri meydana getirirken davacı tarafın herhangi bir eserinden doğrudan yararlanmamış olup, doğrudan yararlandığı eserlerin davacı tarafa ait eserlere yapmış olduğu atıfları kendi eserine aynen aktarmış ve eserlerinin gerek metin kısımlarında gerekse kaynakçalarında bu atıflara yer vermiştir. Dolayısıyla, davalı müvekkilin doğrudan yararlandığı kaynaklarda davacı taraftan alıntılanmasına rağmen atıf yapılmayan bölümler olduğu düşünülse dahi müvekkilin bunu bilmesi mümkün değildir. Diğer taraftan davalı müvekkilin meydana getirdiği eserler ... dilinde olup, davacı tarafın türkçe dilindeki eserinden aynen kopyalanmak suretiyle ... oluşturulması mümkün değildir. Zira yabancı dilden çeviri, çeviri yapanın akademik dil bilgisine göre değişkenlik gösterdiğinden, davalı müvekkile ait kitaplarda yer alan bazı bölümlerin birebir davacı tarafa ait eserden alındığı hususu ispata muhtaç olup, ispat yükü davacı tarafın üzerindedir. Bu nedenle davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu ... raporu da delil niteliği arzetmemektedir. Davacı taraf huzurdaki davayı kötüniyetle ikame etmiş olup, davalı müvekkilin eserinden haksız bir şekilde yarar sağlamayı amaçlamaktadır. Zira davayı henüz açmadan önce 19.06.2020 tarihinde davalı müvekkil ile iletişime geçerek, “100.000 TL verirsen dava açmaktan vazgeçerim!” demiş, o sırada davalı müvekkilin yanında bulunan çalışma arkadaşları da bu konuşmaya tanık olmuşlardır. Bunun yanı sıra davacı tarafın, dava konusu kitaplardan "..." isimli kitabın 2011 yılında basımını gerçekleştiren ve kendisinin de 2003 yılında birlikte çalıştığı ... Yayınevini davaya dahil etmemiş olması da kötüniyetini açıkça ortaya koymaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı müvekkilin dava konusu kitaplarında davacı tarafa ait eserlerden ... mevcut olmadığından huzurdaki kötüniyetli ve haksız kazanç elde etmeye yönelik açılan DAVANIN REDDİNE karar verilmesi gerekmektedir. " şeklinde beyanda bulunulmuştur. BİRLEŞEN DOSYADA; .... Esas sayılı birleşen dava dosyasında davalı olarak gösterilen ... Tic.Ltd.Şti. açısından ....esas sayılı dosyaya davacı şahıs ( diğer davacı firmanın da aynı zamanda temsile yetkilisi olan ) adına sunulan 21/07/2020 tarihli feragat dilekçesinde " sadece bu davalı (... Tic.Ltd.Şti.) yönünden tazminat,ve tecavüzün önlenmesi,ürün toplatma,,ilan hak ve taleplerimizden feragat ettiğini bildiririz" şeklinde açılmış olan maddi ve manevi tazminatı da kapsar şekilde dilekçe verildiği, mahkemece maddi ve manevi tazminat açısından da feragat nedeniyle reddi kararı daha önce verilmese de (sadece arabuluculuk dava şartı eksikliği yönünden değerlendirme yapılsa da) davalı firma açısından 21/07/2020 tarihli feragat dilekçesi USULÜ KAZANILMIŞ HAK olduğu kanaatiyle birleşen dosyadan tefrik edilerek 14/06/2021 tarih ve .... sayı ile bu firma yönünden Feragat nedeniyle RED kararı verilmiştir. İstinaf yoluna gidilmediği tespit edilmiştir. 5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU : Madde 1/B-a) Eser: "Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini, b) Eser sahibi : Eseri meydana getiren kişi, FSEK 14-17.nci maddelerde MANEVİ HAKLAR ( Umuma arz -Adın belirtilmesi Eserde değişiklik yapılmasını menetmek yetkileri - zilyed ve malike karşı hakları (bazı hallerde asıllarından geçici bir süre için yararlanmayı talep etme, eserin bozulmasını-,yok olmasını engelleme, eser tek ve özgün ise kendisine ait tüm dönemleri kapsayan çalışma ve sergilerde kullanmak amacıyla, koruma şartlarını yerine getirerek iade edilmek üzere eseri isteyebilme hakkı) ). 21-25.nci maddede ve 45.nci maddede ise MALİ HAKLAR (İşleme - Çoğaltma - Yayma - Temsil - Umuma İletim Hakkı ve Pay Alma Hakkı.) sayılmıştır. Madde 52 "Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır." , Madde 66 " Manevi ve mali hakları tecavüze uğrıyan kimse tecavüz edene karşı tecavüzün ref'ini dava edebilir. Tecavüz, hizmetlerini ifa ettikleri sırada bir işletmenin temsilcisi veya müstahdemleri tarafından yapılmışsa işletme sahibi hakkında da dava açılabilir. Tecavüz edenin veya ikinci fıkrada yazılı kimselerin kusuru şart değildir. Mahkeme, eser sahibinin manevi ve mali haklarını, tecavüzün şümulünu, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını ve tecavüzün ref'i halinde tecavüz edenin düçar olması muhtemel zararları takdir ederek halin icabına göre tecavüzün ref'i için lüzumlu göreceği tedbirlerin tatbikına karar verir. Eser sahibi, ikamet ettiği yerde de tecavüzün ref'i ve men davası açabilir. " , Madde 68/1 " Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan,çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya hertürlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir." , Madde 69 (Tecavüzün men'i) " Mali veya manevi haklarında tecavüz tehlikesine maruz kalan eser sahibi muhtemel tecavüzün önlenmesini dava edebilir. Vakı olan tecavüzün devam veya tekrarı muhtemel görülen hallerde de aynı hüküm caridir. 66 ncı maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarının hükümleri burada da uygulanır.", Madde 70 "Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir. Mali hakları haleldar edilen kimse, tecavüz edenin kusuru varsa haksız fiillere mütaallik hükümler dairesinde tazminat talep edebilir. Birinci ve ikinci fıkralardaki hallerde, tecavüze uğrayan kimse tazminattan başka temin edilen karın kendisine verilmesini de istiyebilir. Bu halde 68 inci madde uyarınca talep edilen bedel indirilir." hükmü yer almaktadır.

ÖNCEKİ YARGILAMA ; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Asıl dava yönünden; davacı tarafa ait ". ..." isimli kitabından izin alınmadan davalı şahıs tarafından ... yapıldığı iddiasıyla ... yılında yazılıp bastırılan, (.... yılı basımının .... yaptırıldığı) ... yayınlanan 3 ayrı kitaptan dolayı FSEK'ten kaynaklı mali ve manevi hakkın ihlal edilip edilmediği ve buna bağlı olarak tecavüzün önlenmesi, ürün toplatılması, ilan isteminin yerinde ve doğru olup olmadığı; Birleşen dava yönünden; davacı şahsın yazarı olduğu, davacı firmanın ise mali hak sahibi olduğu belirtilen "..." isimli kitabından izin alınmadan davalı şahıs tarafından ... yapıldığı iddiasıyla .... yılında yazılıp bastırılan, (.... yılı basımının .... yaptırıldığı) ... yayınlanan 3 ayrı kitaptan dolayı FSEK'ten kaynaklı mali ve manevi hakların ihlal edilip edilmediği ve buna bağlı olarak FSEK 68 nci maddesine göre telif tazminatı, FSEK 70 nci maddesine göre de manevi tazminat isteminin yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu tespit edilmiştir. Buna göre; Asıl dosyada davacının eser sahibi olmasından kaynaklı davalı şahsın ... suretiyle yazıp ... yılında bastırdığı (... yılı basımının .... yapıldığı) ... yayınlanan 3 ayrı kitap dolayısıyla FSEK'ten kaynaklı hakkının ihlal edildiğinden tecavüzün önlenmesi, ürün toplatılması, ilan isteminde bulunulduğu; Birleşen davada ise davacının eser sahibi olmasından kaynaklı davalı şahsın ... suretiyle yazıp ... yılında bastırdığı ... yayınlanan 3 ayrı kitap dolayısıyla FSEK'ten kaynaklı hakkının ihlal edildiğinden telif tazminatı ile manevi tazminat talebinde bulunulmuştur. Birleşen davada (28 Eylül 2020 tarihli ... ile yazarı ... olan "..." adlı kitabın .... Baskısının telif hakkını ... Ltd. Şti.'ne devrettiği anlaşılmaktadır.) davacı vekili 18/06/2021 tarihli dilekçe ile belirsiz alacak şeklinde talep ettiği 1000 TL tazminatın 1/3 oranını davacı şirket adına, 2/3 oranının ise davacı şahıs adına talep edildiğini açıklamıştır. .... davaya konu eserler hakkında basım adedi açısından bandrol talep formları celbedilmiştir Dosyaya taraflarca sunulan ve ilgili yerlerden temin edilen delil ve belgeler kapsamında ihtilaf teknik bir konuyu da içerdiğinden asıl ve birleşen dosyalarda bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. ASIL DOSYA'da Bilirkişi heyetinden alınan 20.09.2021 tarihli raporda ÖZETLE " Davacının da beyanlarında belirtildiği üzere Davalıya ait “....”, “...” ve “....” isimli k itaplar, isim olarak farklı olsalar da, ufak farklılıklar dışında içerik olarak birbirinin devam baskıları olarak değerlendirilebilecek olmakla birlikte her kitap için birlikte yaklaşık sayfa sayısı ve benzerlik oranı ayrı ayrı tayin edilmiştir; - ....: Davacının ... isimli kitabından yapılan alıntının yaklaşık 30 sayfaya tekabül ettiği, kaynakça hariç olmak üzere kitabın sayfa sayısına oranlandığında ; ... oranının yaklaşık %10 'a tekabül ettiğinin kabul edilebileceği; - ...: Kitap içeriğinin .... isimli kitapla birebir aynı olduğu, sayfa sayısı farklılığının yazı karakteri/puntosundan kaynaklandığı, bu nedenle davacının ... isimli kitabından yapılan alıntının yaklaşık 30 sayfaya tekabül ettiği, kaynakça hariç olmak üzere kitabın sayfa sayısına oranlandığında ... oranının yaklaşık %10’a tekabül ettiğinin kabul edilebileceği, - ....:Kitap içeriğinin .... isimli kitapla bazı ifade ediliş farklılıkları dışında birebir aynı olduğu, sayfa sayısı farklılığının yazı karakteri/puntosundan kaynaklandığı, bu nedenle davacının ... isimli kitabından yapılan alıntının yaklaşık 30 sayfaya tekabül ettiği, kaynakça hariç olmak üzere kitabın sayfa sayısına oranlandığında ... oranının yaklaşık %10’a tekabül ettiğinin kabul edilebileceğideğerlendirilmiştir. SONUÇ; 1- “...” isimli kitabın FSEK md.2/1 kapsamında ilim ve edebiyat eseri olarak korunacağı, 2- “...” isimli eser üzerinde ...’nin eser sahibi olarak manevi ve mali haklarının bulunduğu, 3- ... suretiyle davacı tarafın; FSEK 14, 15 ve 16. maddelerinden kaynaklanan manevi haklarından “umuma arz salahiyeti”, “adın belirtilmesi salahiyeti” ve “eserde değişiklik yapılmasını men salahiyeti” ile FSEK 22 ve 23. maddelerinde tanımlanan “çoğaltma” ve “yayma” mali haklarının ihlal edildiğinin kabul edilebileceği, 4- Tecavüzün ref’i koşullarının gerçekleşmiş olabileceği, 5- ... fiili sonucu gazete ilanının talep edilebileceği, 6- Ürün toplatılması talebi doğrultusunda FSEK m.68 kapsamında davacının seçimlik haklarından birini kullanabileceği, 7- Tecavüzün men’i koşullarının gerçekleşmiş olabileceği, " şeklinde ; BİRLEŞEN DOSYA'da Bilirkişi heyetinden alınan 20.09.2021 tarihli raporda ÖZETLE " Davacının da beyanlarında belirtildiği üzere Davalıya ait “....”, “...” ve “.... isimli k itaplar, isim olarak farklı olsalar da, ufak farklılıklar dışında içerik olarak birbirinin devam baskıları olarak değerlendirilebilecek olmakla birlikte her kitap için birlikte yaklaşık sayfa sayısı ve benzerlik oranı ayrı ayrı tayin edilmiştir; - ....: Davacının ... isimli kitabından yapılan alıntının yaklaşık 30 sayfaya tekabül ettiği, kaynakça hariç olmak üzere kitabın sayfa sayısına oranlandığında ; ... oranının yaklaşık %10 'a tekabül ettiğinin kabul edilebileceği; - ...: Kitap içeriğinin .... isimli kitapla birebir aynı olduğu, sayfa sayısı farklılığının yazı karakteri/puntosundan kaynaklandığı, bu nedenle davacının ... isimli kitabından yapılan alıntının yaklaşık 30 sayfaya tekabül ettiği, kaynakça hariç olmak üzere kitabın sayfa sayısına oranlandığında ... oranının yaklaşık %10’a tekabül ettiğinin kabul edilebileceği, - ....:Kitap içeriğinin .... isimli kitapla bazı ifade ediliş farklılıkları dışında birebir aynı olduğu, sayfa sayısı farklılığının yazı karakteri/puntosundan kaynaklandığı, bu nedenle davacının ... isimli kitabından yapılan alıntının yaklaşık 30 sayfaya tekabül ettiği, kaynakça hariç olmak üzere kitabın sayfa sayısına oranlandığında ... oranının yaklaşık %10’a tekabül ettiğinin kabul edilebileceğideğerlendirilmiştir. SONUÇ; 1- “...” isimli kitabın FSEK md.2/1 kapsamında ilim ve edebiyat eseri olarak korunacağı, 2- “...” isimli eser üzerinde ...’nin eser sahibi olarak manevi ve mali haklarının bulunduğu, 3- ... suretiyle davacı tarafın; FSEK 14, 15 ve 16. maddelerinden kaynaklanan manevi haklarından “umuma arz salahiyeti”, “adın belirtilmesi salahiyeti” ve “eserde değişiklik yapılmasını men salahiyeti” ile FSEK 22 ve 23. maddelerinde tanımlanan “çoğaltma” ve “yayma” mali haklarının ihlal edildiğinin kabul edilebileceği, 4- .... isimli kitap için 2.169,12 TL telif tazminatı talebinde bulunabileceği, 5- ... isimli kitap için 1.620,00 TL telif tazminatı talebinde bulunabileceği, 6- .... isimli kitap için 1.237,... TL telif tazminatı talebinde bulunabileceği, 7- Manevi tazminatın nihai takdirinin ve miktarının Sayın Mahkemeye ait olduğu, " şeklinde ifade edilmiştir. Asıl ve birleşen dosyalarda sunulan raporlara her iki taraf vekilleri ayrı ayrı itirazda bulunduklarından bu kez heyete ... alanında bir uzman akademisyen (....) ilavesi yapılarak tarafların itirazlarını da kapsar şekilde EK rapor alınması yoluna gidilmiştir. ASIL ve BİRLEŞEN DOSYA'da Bilirkişi heyetinden alınan 16/03/2022 Tarihli EK 1 raporda ÖZETLE " ... Açısından İnceleme; Davacı tarafa ait "Vergi Hukula Genel Kısım Tük Vergi Sistemi" isimli kitaptan, izin alınmadan davalı şahıs tarafından ... yapıldığı iddiasıyla ...,20ll ve 2020 yıllarında bastırılarak ... yayrılanan Üç ayrı kitaptan dolayı FSEK'ten kaynaklı maddi ve manevi hakkın ihlal edilip edilmediği yönünde davacı tarafin iddiaları ve davalı tarafin savunması birlikte incelenerek, dosya içeriğnde yer alan bilgi ve belgeler ve de bilirkişi heyetinin kök raporu dikkate alınarak, uyuşmazlık konusu eserler ... sistematiği açısından değerlendirilmiştir. ... kendine has özellikleri ve sistematiği bulunan bir hukuk dalıdır. Hukuk bütünü içinde kamu hukukunun bir alt dalı olarak işlev görürken aynı zamanda maliye biliminin de bir alt disiplini olarak karşımıza çıkar. Bu anlamda hukuk ve maliye bilim alanlarının önemli bir bileşenidir. Kendine özgü yapısının yanı sıra kanunilik ilkesinin katı biçimde uygulanmasının bir yansıması olarak, konu alanı ve sınırlarının kesin hatlarla çizilmiş olması , ... literatüründe gerek içerik gerekse ifade açısından birbirine benzeyen eserlerin ortaya çıkmasını kaçınılmaz biçimde zorunlu kılmaktadır. Özellikle mevzuatm yoğunluğu ve esnek olmayışı bu durumu daha da pekiştirmektedir. Bu gerçeklik dikkate alınarak uyuşmazlğa konu eserler FSEK kapsamında değerlendirildiğinde aşağıdaki hususlara dikkat çekilmiştir. 1. ... literatüründe genel nitelikteki kitapların içindekiler kısımlarının vergi sistematiği çerçevesinde benzerlik oluşturması söz konusudur. Bu açıdan uyuşmazlık konusu eserlerin içindekiler kısmının benzerlikler içermesi doğal kabul edilebilir. Keza, literatür incelendiğınde diğer kitaplarda da böyle bir duruma rastlamak mümkündür. Şayet bir eserde kullanılan bir başlık veya başlık grubu daha önce hiçbir eserde yer almamışsa eseri oluşturanın telif hakkı doğabilecektir. 2, Davaya konu eserlerin birisinin Türkçe diğerlerinin ise ... olması her iki dilin yapısından ve ... kelime ve kavramlarının farklı anlam ve kullanımlarının bulunmasından dolayı ... tespitini ve de iddiasını zorlaştırmakta ve çoğu ifade açısından kesinlik kazanmasının önüne geçmektedir. 3. Davacının iddia ettiği kısımlar incelendiğinde ortaya çıkan bazı benzerlikler, mevzuatın aktarılmasından ötürü makul karşılanabilir . Öreğin, verginin Anayasal temelleri , mükellef ödevleri, tarhiyat türleri, zamanaşımı halleri vb. hususlar ifade edilirken, şayet daha önce hiçbir eserde bulunmayan bir tespit ya da yorum söz konusu değilse, çoğu eserde benzer ifadeler kullanılrnaktadır. Kaldı ki benzer ifadelere, gerek davacının gerekse davalının eserlerinden daha önce yayınlanmış Örneğin ... 'a (... ) eserIerde de rastlanmaktadır. Öyle ki vergi hukukunda yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenlerden ötürü birçok ifade kanımızca zamanla anonim hale gelmiştir. Sonuç olarak uyuşmazlığa konu eserler incelendiğinde, salt davacıya ait olan/ olabilecek bir yorum, buluş, tespit , literatüre ilk katkı gibi bir durum olmuş olsaydı, kanaatimizce açık bir intihalden bahsetmek mümkün olabilirdi. Bu nedenle davalıya ait ".... " ' ve "...." isimli kitaplarda, davacının eser sahibi olduğu "....." isimli eserden ... yapılmadığı kanaatine varılmıştır. Asıl ve birleşen dava yönünden ; 1-"..." isimli kitabın FSEK md.2/1 kapsamında ilim ve edebiyat eseri olarak korunacağı, 2- "... " isimli eser üzerinde ...'nin eser sahibi olarak manevi ve mali haklarının bulunduğu, 3- ... söz konusu olmadığından davacı tarafın; manevi ve mali haklarının ihlal edilmediği, 4- Tecavüzün ref i koşullarının gerçekleşmediği, 5- Gazete ilanı talep edilemeyeceği, 6- Ürün toplatılması talep edilemeyeceği, 7- Tecavüzün men'i koşullarının gerçekleşmediği, 8-Telif tazminatı ve manevi tazminat talebinde bulunulamayacağı, " şeklinde ifade edilmiştir. Kök raporda %10 oaranında ... olduğu, ek raporda da ... yoktur şeklinde çelişkili raporlar sunulduğundan bu çelişkinin aynı heyette giderilmesi ( yeni heyet seçimi yargılamayı gereksiz uzatacağından) yönüne gidilerek EK 2 rapor alınmıştır. İlave kişinin de dahil olduğu bilirkişi heyetinin sunduğu 13.06.2022 tarihli EK 2 RAPOR'da ÖZETLE " Her ne kadar kök raporumuzun (5) numaralı bölümünde ek ve kök rapor arasındaki kanaat farkı; "Her ne kadar sayın Mahkemenin ek görevlendirmesinden önce heyetimizce kök raporumuzda salt tarallarca sunulan kitapların karşılaştırılması suretiyle yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucu taraflara ait eserler arasındaki benzerliğin takdiri sayın Mahkemeye ait olmak üzere ... olarak değerlendirilebileceği kanaatine varılmış ise de, heyetimizde sonradan dahil edilen ve Sayın Mahkemenin ek görevlendirmesi kapsamında iş bu ek raporumuzun (4) numaralı bölümünde ... uzmanınca yapılan değerlendirmeler doğrultusunda, asıl ve birleşen dava yönünden; ... " şeklinde izah edilmişse de tekraren ifade etmek gerekirse; Kök raporumuzda varılan kanaatte; heyetin, telif hakları uzmanı ve mütercim ünvanlarına sahip heyet üyelerinin yalnızca taraflarca dosyaya sunulan kitapların birebir karşılaştrılması suretiyle teknik bir inceleme ve değerlendirme yapılmıştır. Zira heyet üyelerinin uzmanlıkları itibariyle ... literatürüne hakim olmamaları nedeniyle başkaca bir değerlendirme yapabilmeleri mümkün değildir. Kök rapor akabinde sayın Mahkemece görevlendirilen ... uzmanı heyet üyesi dosya üzerinde yeniden bir inceleme yaptığından, değerlendirmelerine ek raporumuzun (4) numaralı bölününde ayrıca yer verilmiştir. ... uzmanı heyet üyesince 16.03.2022 tarihti ek raporumuzda yer verilen değerlendirmeler doğrultusun& ... yapılmadığı yönünde değerlendirme yapıldığından, tüm heyet olarak aynı yönde görüş bildirilmiştir. Zira ... uzmanı dışındaki diğer heyet üyelerinin ... alanında bir uzmanlıkları bulunmamaktadır. Uzmanlığın bulunmadığı bir hususta aksi yönde kanaat bildirilmesi de mümkün olamayacağından, kök ve ek rapor arasında görüş değiştirilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. 16.03.2022 tarihli ek raporumuzda yer verilen değerendirmelerin dayanağı olan kitapların ilgili sayfalarına iş bu ek raporumuzun ekinde yer verilmiştir. Sonuç; 16.03.2022 tarihli ek raporumuzdaki kanaatimizi değiştirir bir hususun ortaya çıkmadığı " şeklinde ifade edildiği görülmüştür.

Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 14/09/2022 tarih ve .... sayı ile " iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından, "..." isimli kitabın FSEK md.2/1 kapsamında ilim ve edebiyat eseri olarak korunacağı, "... " isimli eser üzerinde ...'nin eser sahibi olarak manevi ve mali haklarının bulunduğu, ... söz konusu olmadığından davacı tarafın manevi ve mali haklarının ihlal edilmediği, tecavüzün ref i ve men'i koşullarının gerçekleşmediği, telif tazminatı ve manevi tazminat talebinde bulunulamayacağı, mahkemece atanan üç kişilik heyetin sunduğu kök rapora nispeten 4.ncü kişi olarak ... alanında bilirkişinin de eklendiği heyetten alınan ek .... sayılı raporlara daha çok itibar edildiği, davalı eyleminin ... olmadığına kanaat getirildiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine, " şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna gidilmiş olup ..... HD.nin 05/05/2025 tarih ve .... sayı ile " Davacı, davalı ...'ın ... yılında yayımladığı "....", 2011 yılında yayımladığı "..." ve 2020 yılında yayımladığı “....” isimli kitapların bazı kısımlarının, " ..." isimli kitabının (İngilizceye çevrilerek) atıf yapılmadan intihali suretiyle oluşturulduğunu iddia etmiş, davalı taraf dava konusu kitapların konu başlıkları, sistematik, sıra ve işleniş biçimlerinin yürürlükteki vergi mevzuatını esas aldığını, intihalin söz konusu olmadığını savunmuş, sonuçta mahkemece benzerliğin vergi mevzuatının sistematiğinden kaynaklandığı, intihalin bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki dosya kapsamında telif hakları uzmanı ve mütercim bilirkişiler tarafından düzenlenen 20/09/2021 tarihli ilk bilirkişi heyet raporunda ... suretiyle davacı tarafın FSEK 14, 15 ve 16. maddelerinden kaynaklanan manevi haklarından “umuma arz salahiyeti”, “adın belirtilmesi salahiyeti” ve “eserde değişiklik yapılmasını men salahiyeti” ile FSEK 22 ve 23. maddelerinde tanımlanan “çoğaltma” ve “yayma” mali haklarının ihlal edildiğinin bildirildiği, aynı heyete .... 'da dahil edildikten sonra alınan 16/03/2022 tarihli raporda, karşılaştırılan eserlerdeki benzerliklerin mevzuatın aktarılmasından kaynaklandığının, benzer ifadelere davacının ve davalının eserlerinden daha önce yayınlanmış birçok eserde de rastlandığının, vergi hukukunda benzer ifadelerin anonim hale geldiğinin, davalının dava konusu kitaplarında ... bulunmadığının rapor edildiği, yine aynı heyet tarafından düzenlenen 2.ek raporda da görüşün değişmediği anlaşılmaktadır. Şu halde, dosya kapsamında, bir maliye uzmanı bilirkişi eklenmesi dışında aynı heyet tarafından düzenlenen bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmaktadır. Kaldı ki davacı vekili aynı olay nedeniyle davalı ... hakkında .... Ceza Mahkemesi'nde görülen .... sayılı ceza davasında alınan son bilirkişi raporunda intihalin gerçekleştiği yönünde görüş açıklandığını bildirmiş, nitekim sanık ... hakkında FSEK'in 71/1.maddesi uyarınca eserden kaynaklanan mali ve manevi haklara tecavüz suçunun oluştuğu kabul edilerek 04/07/2023 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve karar 06/09/2023 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda, anılan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı hukuk mahkemesi yönünden bağlayıcı değilse de, ... kararına esas alınan bilirkişi raporu ve mahkemece işbu dosya kapsamında alınan raporlar arasında çelişki bulunduğu ve anılan çelişki yöntemince giderilmeden karar verilemeyeceği gözetilerek, yeni bir bilirkişi heyetinden çelişkinin kaynağını ve benzerliğin mevzuatın sistematiğinden ve bunun aktarılmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığını, benzer ifadelerin davacının eserinden önce vergi hukukunda kullanılıp kullanılmadığını, dava konusu kitapların davacının eserinden ... suretiyle oluşturulup oluşturulmadığını, ... bulunması halinde talep edilebilecek maddi tazminat miktarını delilleri ile açıklayan, denetime elverişli bir bilirkişi raporu alınıp, varsa tarafların rapora itirazları da değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, FSEK.'nın 48. maddesine göre, eser sahibi mali haklarını süre, yer ve muhteva itibariyle sınırlı veya sınırsız, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devir edebileceği gibi (devir), bu hakların sadece kullanma yetkisini de diğer bir kimseye bırakabilir (ruhsat). Aynı Yasanın .... maddesi uyarınca 48 ve 49. maddelerde sayılan tasarruf muamelelerine dair taahhütler eser henüz vücuda getirilmeden önce yapılmış olsa dahi geçerlidir. Yine FSEK.'nın 52. maddesi uyarınca, mali hakları dahil sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır. Somut olayda, davacı ...'nin dava konusu eser üzerindeki mali haklarını FSEK.'nın 48 vd. maddelerine uygun şekilde diğer davacı ... Ltd. Şti.'ye devir edip etmediğinin, bunun sonucu olarak da ihlal edilen mali haklar ve buna bağlı maddi tazminat talebi yönünden aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığının tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken, birleşen davada davacıların taraf sıfatı yönünden hiçbir araştırma ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülebilmesi, dosyanın birleşen davada davacıların aktif husumet ehliyetlerinin değerlendirilmesi ve bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi gideren yeni bir bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile .... Hukuk Mahkemesi 14/09/2022 gün ve .... sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE " şeklinde İADE kararı ile dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir. YENİDEN DEĞERLENDİRME; Duruşmaya gelen taraf vekillerinin beyanları alındıktan sonra ... iade kararında geçtiği şekilde "Bilirkişi heyetinden 14/06/2021 tarihli ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık , tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları , önceki raporlara yönelik itirazlar , ... iade kararında geçen çelişkinin kaynağı , benzerliğin mevzuatın sistematiğinden ve bunun aktarılmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, benzer ifadelerin davacının eserinden önce vergi hukukunda kullanılıp kullanılmadığı, dava konusu kitapların davacının eserinden ... suretiyle oluşturulup oluşturulmadığı, ... söz konusu ise bunun oranı , talep edilebilecek maddi tazminat miktarı ne olduğu konusunda tereddüt oluşturmadan rapor alınmasına " ara kararı oluşturulmuştur. ASIL ve BİRLEŞEN DOSYA'da Bilirkişi heyetinden (....) alınan 20/04/2026 tarihli raporda ÖZETLE " .... Davaya konu biri ... (....), diğeri Türkçe her iki kitap incelendiğinde, her iki kitabın da Lisans düzeyinde Fakültelerde "...", " ..." ve "..." derslerinde öğrencilere yardımcı ders kitabı olarak tavsiye edilen kitaplar olduğu anlaşılmaktadır. ... iddialarına konu edilmiş ve ... olarak kaleme alınmış olan kitabın (....) ülkemizde az sayıdaki ... dilinin zorunlu olduğu (....) derslerinde yardımcı ders kitabı olarak tavsiye edildiği düşünülmektedir. Davacı tarafın “ ...” adlı eserinden davalı taraf tarafından yapılan alıntılar ve benzerlikler tekrar incelenmiştir. ... alanı uzmanında oluşan kanaatler şöyledir; ..., belirli bir yasal çerçeveye dayanan disiplinler arası bir alan olması nedeniyle, bu alanda kaleme alınan kitapların içerikleri, planı ve içindekiler kısımları, ana başlıklar ve alt başlıklar arasında doğal olarak benzerlikler görülmesi kaçınılmazdır. Çoğu "..." kitabında ana başlıklar ve alt başlıklar birebir aynı olabilir. Bu durum, hem konunun kendine has yapısından hem de mevzuatın standartlaşmış içeriğinden kaynaklanmaktadır. ..., ... kitapları, temel olarak .... sayılı Vergi Usul Kanunu, .... sayılı ... Kanunu, .... sayılı ... Kanunu gibi ana kanunlara ve ilgili yönetmeliklere dayanır. Bu kanunlarda yer alan düzenlemeler, tüm kitaplarda benzer başlıklar ve alt başlıklar olarak yer almak zorundadır. Örneğin: Vergi hukukunun konusu, kapsamı, diğer hukuk dalları ile ilişkisi, Vergi hukukunda yorum Vergi mükellefi, vergi sorumlusu kavramları Mükelleflerin hak ve yükümlülükleri Vergi tarhı, tahsili ve cezai hükümler Zamanaşımı ve vergi denetimi Vergi türleri (..., ..., Katma Değer Vergisi vb.) Bu başlıkların sıralaması ve sunuluş biçimi, her yazarın bireysel üslubuna göre değişiklik gösterse de temel içerik çoğunlukla aynıdır. ... kitapları hem öğrencilere hem de uygulayıcılara yol göstermek amacıyla belirli bir mantıksal sırayı takip eder. Bu nedenle, içindekiler kısmında, başlık ve alt başlıklarda benzer bir yapı görülmesi normaldir. Çoğu yazar, bu mantıksal akışı izleyerek okuyucunun konuyu daha kolay kavramasını sağlar. Bu durum, içerik benzerliğinin teknik ve pedagojik bir nedeni olarak açıklanabilir. Yapılan değerlendirmede, davacı eserinde yer alan vergi hukukunun tanımı kapsamı, kaynakları, anayasal temelleri, mükelleflerin ödevleri, tarhiyat türleri, vergi borcunun sona ermesi vb. temel kavram ve bilgiler çoğunlukla mevzuattan kaynaklanmakta olduğu ve "..." alanında genel kabul görmüş konular olarak nitelendirilmesi gerektiği kanaati oluşmuştur. Bu nedenle, benzer ifadelerin farklı eserlerde de yer alması, bazen aynı kelimeler kullanılarak ifade edilmesi normal ve makul karşılanması gereken bir durumdur. Yapılan incelemede davacı yanın Türkçe kitabı ile davalı yanın ... kitabının bire bir aynı olmadığı, ... iddiası olan ... kitabın bir çeviri kitap olmadığı, sadece bazı paragraflarda mevzuatı açıklayıcı yöndeki ifadelerin benzer olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda zikredilen gerekçeler doğrulusunda bu benzerliklerin "..." olarak değerlendirilmemesi gerektiği kanaati oluşmuştur. Ayrıca, söz konusu ifadelerin davacı ... davalı eserlerinden daha önce yayınlanmış olan, ....'ın ortaklaşa yazdıkları "..., ...." kitabı ve ...'ın "..., ...." eserlerde de görüldüğü tespit edilmiştir. Bu durum, ... literatüründe belli başlı ifadelerin zaman içinde anonimleştiğini ve bir tek yazara ait olmaktan çıktığını göstermektedir. Davacı iddialarının ... olarak kabul edilebilmesi için davalı eserlerinde davacıya özgü, özgün yorum, buluş, tespit veya literatüre ilk katkı niteliğinde bir içerik bulunması, ... iddiasını destekleyecek faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılan incelemede, davalıya ait .... kitaplarında, davacının eserinde yer alan özgün bir yorum veya tespitin kopyalandığına dair herhangi bir delil bulunmamıştır. Sonuç olarak, davalı eserlerinde yer alan benzerlikler, temel mevzuatın aktarılması ve genel kabul görmüş ... bilgilerinden kaynaklandığından, ... niteliği taşıdığını söylemek zorlayıcı bir yorum olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca Davalının, davacının eserini (....) olarak "..." bölümünde yazdığı, yani kaynakçaya eklediği de tespit edilmiştir. Kitabın bazı sayfalarında paragraf sonu dipnot olarak da kullandığı görülmektedir (.... gibi). Bu nedenle, ... uzmanı Davalıya ait söz konusu üç kitapta davacı eserinden ... yapılmadığı kanaatine varmıştır. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, sahibinin hususiyetini taşıyan eserler için telif hakkı koruması öngörmektedir. Bir eserde hususiyetin bulunduğunun kabul edebilmesi için; öncelikle eserin diğer eserlerden bağımsız bir fikri faaliyet ürünü olması, diğer eserler veya rutin olan şeylerin tekrarı niteliğinde olmaması gerekir. Ayrıca, bir çalışmanın eser kabul edilmesi için müellifin bir serbest biçimlendirme alanına sahip olması gerekir. Eser sahibinin, fikirlerini serbest bir şekilde ifade edebilmesini kısıtlayan tüm unsurlar eser korumasını da sınırlar. Herkesin aynı şekilde yaptığı çalışmalar hususiyet kapsamında değerlendirilmez, hususiyet bunların dışında aranır. Örneğin, lise müfredatına uygun bir ders kitabı veya belli bir mevzuata uygun bir rehber çalışması bakımından biçimlendirme alanı oldukça sınırlı iken, şiir ve romanlar bakımından bu oldukça geniştir. Alışılagelmiş bilgileri tekrar eden çalışmalar fikir ve sanat eserleri hukuku anlamında “eser” olarak korunmaz. Özellikle, topluma mal olmuş veya anonim nitelik taşıyan çalışmalar veya bunların aynı nitelikteki münferit unsurlarında (ifadeler, yazılar, şekiller vb.) sahibinin hususiyeti bulunmayacağından eser olarak korunmazlar. Hususiyetin elbette ki bir çalışmanın bütününe yaygın olması gerekmez. Örneğin romanlar her ne kadar hususiyet yoğun çalışmalar olarak kabul edilse de içinde anonim ifade biçimleri de yer alabilir. Keza bir ders kitabında da genel bilgiler ağırlıklı olsa da içinde müellifin özgün bir şekilde ifade ettiği kısımlar yer alabilir. Bu nedenle telif hakkı ihlalleri bakımından; davacıya ait çalışmanın öncelikle bir eser olup olmadığı, sahibinin hususiyetini taşıyıp taşımadığı, taşıyorsa bunun eserin hangi kısımlarında görüldüğünün tespit edilmesi için hususiyet analizi yapılması gerekir. Bu analizin de ancak ilgili eserler konusundaki alan uzmanları tarafından yapılması gerekir. Somut olayda ise heyetin ... alanında uzman akademisyen, iddia konusu örnekler üzerinde yaptığı incelemeler sonucu davalıya ait söz konusu üç kitapta davacı eserinden ... yapılmadığı, davalı eserlerinde (davacı eserine kıyasla) görülen benzerliklerin, her iki taraf eserinin de temel mevzuatın aktarılması ve genel kabul görmüş ... bilgilerinden kaynaklandığını, ... niteliği taşıdığını söylemenin zorlayıcı bir yorum olacağı kanaati belirtilmiştir. Bu açıdan, davalı tarafından davacıya ait eserden kaynaklanan mali ve manevi hakların ihlalinden söz etmek mümkün olmayacaktır. Öte yandan, Dosya kapsamında alınan 20.09.2021 tarihli kök bilirkişi raporunda özetle, davalıya ait dava konusu üç kitabın isimleri farklı olsa da içerik itibarıyla büyük ölçüde birbirinin devamı niteliğinde olduğu, her üç kitapta da davacıya ait “...” kitabından yaklaşık 30 sayfa civarında alıntı bulunduğu, bu miktarın kitapların toplam hacmine oranlandığında yaklaşık %10 düzeyinde bir benzerliğe (... oranına) karşılık geldiği değerlendirilmiştir. Kök raporda, davacıya ait “...” kitabının FSEK kapsamında korunması gereken bir ilim ve edebiyat eseri olduğu, eser sahibi olarak davacının manevi ve mali haklarının bulunduğu, söz konusu alıntılar nedeniyle davacının hem manevi haklarının (umuma arz, adın belirtilmesi, eserin bütünlüğünün korunması) hem de mali haklarının (çoğaltma ve yayma) ihlal edildiğinin kabul edilebileceği belirtilmiştir. Bununla birlikte kök raporda bir bütün olarak eser kabul edilen davacı eserinin, davalı eserinde yer alan kısımlarla benzer kabul edilen ilgili yaklaşık %10'luk kısmında yer alan bilgilerin vergi hukuku bilim dalı bakımından, eser sahibine ait bir hususiyet ifade edip etmediği, özgün ve orijinal olup olmadığı, bu kısımlarda kanun ve mevzuat alıntıları, yahut alanda yaygınlaşmış genel bilgi ve ifadelerin yer alıp almadığına değinilmemiştir. Bu hali ile kök raporun 1) %10 benzerliği "..." olarak niteleyen, 2) davacının ihlal edilen mali ve manevi hakları bakımından belirtilen kanaatler denetime elverişli görülmemektedir. Kök raporu hazırlayan heyete bir ... uzmanı eklenerek alınan 16.03.2022 tarihli 1. ek raporda, uyuşmazlık yalnızca metin benzerliği açısından değil, ... disiplininin yapısı ve sistematiği çerçevesinde ele alınmış, buna göre, raporda belirtilen gerekçelerle, bu alanda yazılan eserlerde konu başlıkları, sistematik yapı ve anlatım biçimlerinin büyük ölçüde benzerlik göstermesinin kaçınılmaz olduğu içindekiler bölümleri arasındaki benzerliklerin de bu çerçevede doğal olduğu, benzer birçok ifadenin mevzuat kaynaklı olduğu ve literatürde zamanla anonim hale geldiği değerlendirilmiş ve sonuç olarak 1. ek raporda, davalı eserlerinde davacıya ait eserden kaynaklanan açık ve özgün bir fikrin, yorumun veya katkının izinsiz şekilde alınmadığı ve ... bulunmadığı, buna bağlı olarak da davacının manevi ve mali haklarının ihlal edilmediği, tecavüzün ref’i ve men’i şartlarının oluşmadığı, ürün toplatma, ilan ve tazminat taleplerinin de yerinde olmadığı kanaati bildirilmiştir. Bu hali ile ilk ve ikinci raporlar arasında aslında bir çelişki olmadığı, sadece ek raporda dosya uzmanı tarafından ... açısından da incelendiğinden, farklılıklar olduğu halde aynı heyetten yeniden ek rapor alındığı görülmektedir. 13.06.2022 tarihli bu 2. ek raporda aynı heyetin (1. Ek rapor heyeti), kök rapordaki değerlendirmelerinin yalnızca teknik bir metin karşılaştırmasına dayandığını, o aşamada ... alanında uzman bulunmadığı için literatür ve disiplin özellikleri dikkate alınmadan inceleme yapıldığını, sonradan heyete dahil edilen ... uzmanının değerlendirmeleri doğrultusunda yapılan incelemenin ise daha kapsamlı ve alanın özelliklerine uygun olduğunu belirtitiği ve 1. ek raporda ulaşılan görüşün korunduğu ifade edilmiştir. .... .HD'nin 05/05/2025 tarih ve .... sayılı kararında ise; I - ... kararına esas alınan bilirkişi raporu ve mahkemece işbu dosya kapsamında alınan raporlar arasında çelişki bulunduğu ve anılan çelişki yöntemince giderilmeden karar verilemeyeceği gözetilerek, yeni bir bilirkişi heyetinden çelişkinin kaynağını ve benzerliğin mevzuatın sistematiğinden ve bunun aktarılmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığını, benzer ifadelerin davacının eserinden önce vergi hukukunda kullanılıp kullanılmadığını, dava konusu kitapların davacının eserinden ... suretiyle oluşturulup oluşturulmadığının, II - Somut olayda, davacı ...'nin dava konusu eser üzerindeki mali haklarını FSEK.'nın 48 vd. maddelerine uygun şekilde diğer davacı ... Ltd. Şti.'ye devir edip etmediğinin, bunun sonucu olarak da ihlal edilen mali haklar ve buna bağlı maddi tazminat talebi yönünden aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığının tartışılıp değerlendirilmesinin istendiği anlaşılmaktadır. Aşağıda bu iki madde kapsamında değerlendirmelere yer verilecektir. I - .... kararına esas alınan 05/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda (....) sonuç olarak "katılana ait kitaptan alıntı yapıldığı" kanaati bildirilmiştir. Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, söz konusu raporun sonuç kısmında yer alan bu tespit bir hüküm kurmaya tek başına maddi dayanak oluşturmaktan uzak görülmektedir. Zira kaynak eserdeki metnin hukuki mahiyeti, alıntılama usulü ve metinler arasındaki benzer ve farklı yönlerin irdelenmediği görülmektedir. Söz konusu rapor incelendiğinde ise; bazı kısımlarında, davalıya ait ... eser ve bunun bilirkişilerce yapılan Türkçe çevirilerinin katılana ait eserdeki bazı kısımlar açısından ... oluşturduğu görüşüne yer verildiği, ancak bu görüşün sonuç kısmına alınmadığı, bu hali ile rapor metni ve sonuç arasında kanaatimizce bir farklılık oluştuğu görülmektedir. 05/03/2023 tarihli bilirkişi raporu s.17, s.18-19 ve s.22-23’de yer alan ve ... olarak nitelenen örnekler aşağıya alınarak heyetimizce mali hukuk, telif hukuku ve çeviri açısından değerlendirilmiştir. Aynı bilirkişi raporuna göre, ... literatüründe farklı kitaplarda da aynı ifadelerin yer alması nedeniyle intihalin belirsiz olduğunda beyan edilen görüş ile uyumlu olarak raporda incelenen diğer örnekler bakımından davalının ... eyleminde bulunduğuna karar verilemeyeceği kanaatine varılmıştır: A. 05/03/2023 tarihli Bilirkişi Raporu s.17: Davalı kitabında yer alan ifadeler: "....". Bilirkişi heyeti tarafından verilen Türkçe karşılık: "Örneğin ... Kanununun 32. Maddesine göre, mükellef kanuni ve ek süreler geçtiği halde beyanname vermemişse, vergi bu Kanun hükümlerine göre idarece tarh edilmektedir". Davacı eserinde yer alan ifadeler: "İdarece tarh emlak vergisinde de söz konusu olabilmektedir. ... kanununun 32. maddesine göre, mükellef kanuni ve ek süreler geçtiği halde beyanname vermemişse, vergiyi bu Kanun hükümlerine göre idarece tarh edilmektedir." 05/03/2023 tarihli Bilirkişi raporunda yapılan değerlendirme: "Aynı başlığın altında farklı bir örnek verilmiş olsaydı intihalden söz etmek mümkün olamazdı, ancak burada örnekte bile aynı usulün takip edildiği görülmektedir." Heyetimiz tarafından yapılan değerlendirme ve kanaatimiz: Bilirkişi heyeti, idarece tarh konusunda davalının davacı gibi ... Kanunu 32. maddeyi örnek vermesini intihale gerekçe kabul etmiştir. ... Kanunu’nun 32. maddesinde yer alan ifade "Bildirimin süresinde verilmemesi halinde, vergi idarece tarh edilir" şeklindedir. Davalı çalışması doğrudan söz konusu hükmün açıklaması, davacı eserinde yer alan ifade ise "idarece tarhın" açıklanması mahiyetinde görülmektedir. Davacı eserinde kanun hükmünde yer alan "süreler" yerine "kanuni ve ek süreler" ifadesinin kullanılması veya davacının idarece tarh konusunda ... Kanunu'nun 32. maddesinde de açık bir şekilde belirtilen hususa yer verilmesi, davacı eserinde yer alan ifadelere telif hukuku anlamında bir hususiyet katmamakta, "kanuni ve ek süreler" ifadesi veya örnek üzerinde davacı bir telif hakkına sahip olmamaktadır. Sonuç itibariyle, herhangi bir yorum içermeyen ve aynı kanun maddesi ile ilgili olan cümleleri nedeniyle davacıya ait herhangi bir hususiyetin bulunmadığı, bu ifade ile ilgili bir intihalin de söz konusu olmadığı kanaatine varılmıştır. B. 05/03/2023 tarihli Bilirkişi Raporu s.18: Bilirkişi raporunun bu sayfasında incelenen davalı eserindeki ifadelerden birincisi şudur: "...." Bilirkişi raporunda verilen Türkçe karşılık: "Verginin tebliği, tarh eden verginin veya vergilendirmeyi ilgilendiren olayın yetkili makamlar tarafından mükellefe veya diğer bazı kişilere bildirilmesidir. Kısaca, mükellefi idarece tarh işleminden bilgilendirmektir" Davacı eserinde yer alan ilgili ifade: "Verginin tebliği, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya diğer bazı kişilere yazı ile bildirilmesi şeklinde tanımlanabilir (VUK, m.21)". Heyetimiz tarafından yapılan değerlendirme ve kanaatimiz: Bilirkişiler, davacı eserinde yer alan ... ifadenin, davacı eserinde geçen ifade ile "ifade biçimi, üslup ve kapsam itibariyle benzeşme" olduğu gerekçesiyle ... oluşturduğu kanaatini bildirmişlerdir. Davacı eserinde atıf yapılan VUK 21. madde aşağıdaki gibidir: "Tebliğ, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesidir". Davalı eserinde geçen "..." ibaresine, doğru karşılığı olan "vergiyle ilgili konular/hususlar/sorunlar" ibaresi yerine bilirkişiler tarafından "vergilendirmeyi ilgilendiren olay" şeklinde bir karşılık verilmiş, böylece bu kısmın mukayeseye esas alınan Türkçesi, dil açısından orjinal metinden uzaklaşarak davacı eserinde yer alan ifadeye yakınlaşmıştır. Ayrıca, hem davalıya ait orijinal metin ve hem de davacı eserinde atıf yapılan VUK 21. maddede "sorumlu" (...) kavramı geçtiği halde bilirkişi heyetinin bunun ... karşılığı olan "..." kavramı yerine, davacı eserinde de geçen ve dil açısından bu ifadenin karşılığı olmayan "diğer bazı kişiler" kavramının kullanıldıkları görülmektedir. Diğer taraftan, gerek VUK 21 ve gerekse davacı eserinde "yazı ile bildirim" ifadesi yer almakta iken, davalıya ait orijinal metinde sadece "informing" (bildirilme), keza bilirkişi çevirisinde de yine sadece "bilgilendirmek" ifadesi kullanılmakta, bu haliyle davacı çalışmasında bildirimin yazılı olması kanuni gereğine değinilmemektedir. Sonuç olarak, bilirkişi heyeti tarafından ... olarak nitelenen bu cümle ile ilgili olarak, temelde VUK 21. maddede yer alan kanuni bir ifadenin davacı tarafından neredeyse aynen alındığı, davalının ise aynı maddede ifade edilen hususu, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı metnine değil, kanunda yer alan ifadeye sadık kalarak kendine göre ifade ettiği görülmekle herhangi bir ... bulgusuna rastlanmadığı kanaatine varılmıştır. C. 05/03/2023 tarihli Bilirkişi Raporu s. 18-19: Davacı eserinde yer alan ifade şu şekildedir (paragraf numaraları takip açısından eklenmiştir): 1- "..... 2- ..... 3- .... 4- (.....)” Bu cümle bilirkişi raporunda şu şekilde çevrilmiştir: 1- “Vergilendirme ile ilgili tahakkuk fişi dışındaki tüm belgeler ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta ile, adresi bilinmeyenler için ilan ile yapılır. 2- İlgilinin kabul etmesi şartıyla, tebliğin daire veya komisyonda yapılabilmesi mümkündür. 3- Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine ve umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılabilmektedir. 4- (Kendisine tebliğ yapılacak kişinin görünüşe göre 18 yaşından aşağı olmaması ve mümeyyiz olması gereklidir).” Davacı eserinde yer alan ifade aşağıdaki şekildedir: 1- "Vergilendirme ile ilgili tahakkuk fişi dışındaki tüm belgeler ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta ile yapılır. Bilinen adresler de mükelleflerin bulunamaması ve adresleri bilinmeyen mükelleflere ise tebligatın ilan yoluyla yapılacağı öngörülmüştür. 2- Ayrıca ilgilinin kabul etmesi şartıyla tebliğin daire veya komisyonda yapılabileceği düzenlemesine yer verilmiştir (VUK, m.93). 3- Tebliğ, mükellefin yanında bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere de yapılabilmektedir. Tüzel kişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine yapılır (VUK m.96). Yabancı memleketlerde bulunanlara yapılacak tebliğlerde, ... ve tebliğ yapılacak kişinin bulunduğu ülkedeki Türk elçilik veya konsolosluklara yardımcı olmaktadır (VUK m.97). (Bu iki cümle, davacı eseri ile ilgili olarak başlığında “....” ibaresi yer alan sütuna alınmış olmakla birlikte, Bilirkişiler tarafından davalı eserinden alınmış benzerlik mukayesesi yapılan herhangi bir metne yer verilmemiştir). 4- Kendisine tebliğ yapılacak kişinin görünüşüne göre 18 yaşından aşağı olmaması ve mümeyyiz olması gereklidir (VUK m.94). .... numaralı alıntılar VUK 93 ile ilgilidir. Söz konusu hüküm aşağıdaki şekildedir: "Tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmiyenlere ilan yolu ile tebliğ edilir". Heyetimiz tarafından yapılan değerlendirme ve kanaatimiz: Davacı eserinde yer alan ilgili ifade, sonunda da belirtildiği üzere VUK 93'in tekrarı mahiyetinde olup davacıya ait herhangi bir hususiyet içermemektedir. Davacı eserinde "Vergilendirme ile ilgili tahakkuk fişi dışındaki tüm belgeler ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta ile yapılır" ifadesi yer almaktadır. İfade "belgeler ve yazılar....yapılır" şeklinde bir ifade bozukluğu içermektedir. Davalı eserinde ise "…" şeklindedir. Bu ifadenin heyetimizce yapılan çevirisi "sertifika ve belgeler, …bildirilir" şeklindedir. Ancak aynı ifadeye bilirkişiler tarafından, davacı eserinde olduğu gibi ifade bozukluğu içerecek şekilde "belgeler ve yazılar....yapılır" şeklinde bir karşılık verilmiş olup, kanaatimizce hatalıdır. Davalı eserinin ilgili kısmı bilirkişiler tarafından "adresi bilinmeyenler için ilan ile yapılır" şeklinde çevrilmiştir. Buna karşı davacı eserinde yer alan ifade "Bilinen adreslerde mükelleflerin bulunamaması ve adresleri bilinmeyen mükelleflere ise tebligatın ilan yoluyla yapılacağı öngörülmüştür" şeklinde olup bundan çok farklıdır. VUK 93/2'de "ilgilinin kabul etmesi şartiyle, tebliğin daire veya komisyonda yapılması caizdir" hükmü yer almakta, bu doğrultuda davacı eserinde de "Ayrıca ilgilinin kabul etmesi şartıyla tebliğin daire veya komisyonda yapılabileceği düzenlemesine yer verilmiştir" denilmektedir. Bu haliyle, davacı eserinde yer alan ilgili paragraf, hem kanunda yer alan düzenlemenin ifadesi mahiyetinde olduğu, ham de davalı tarafından farklı şekilde ifade edildiği için heyetimizce ... oluşturmadığı değerlendirilmiştir. Davacı eserindeki ifade heyetimiz tarafından “Bildirimi, muhatap yerine alan kişinin 18yaşından küçük görünmemesi ve eylem ehliyetine sahip olması gerekmektedir” şeklinde çevrilirken, önceki Bilirkişi raporunda buna, davacı eserinde geçen ifade ile daha çok örtüşen “Kendisine tebliğ yapılacak kişinin görünüşe göre 18 yaşından aşağı olmaması ve mümeyyiz olması gereklidir” şeklinde bir karşılık verildiği, bunun ise ... değerlendirmesine dayanak oluşturduğu görülmüştür. Nitekim davacı eserinde yer alan “Kendisine tebliğ yapılacak kişinin görünüşüne göre 18 yaşından aşağı olmaması ve mümeyyiz olması gereklidir (VUK m.94)” ifadesine karşılık VUK m. 94’de “Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir” ifadesinin geçtiği, bu itibarla davacının, ... iddiasına dayanak kabul edilen ifadeleri üzerinde herhangi bir telif hakkı bulunmadığı kanaatine varılmıştır.. D. 05/03/2023 tarihli Bilirkişi Raporu s. 22: Davacı eserinde yer alan cümle: 1- "..... 2- ....". Bilirkişi çevirisi: 1- “Vergi davalarının görülmesinde kural olarak yazılı yargılama usulü uygulanmaktadır. Diğer bir ifadeyle taraflar hâkim karşısına çıkmamakta, inceleme onların verdikleri dilekçeler üzerinde yapılmaktadır. 2- Taraflardan birinin istemesi halinde hâkim, konusu 1,000 TL'nin üzerinde olan davalar için duruşma yapılmasına karar verebilir. Bu şekilde, hâkim davacının avukatını veya vergi inceleme elemanını dinleme imkanına sahip olmaktadır.” Davacı eserinde yer alan ifade: 1- "Davanın görülmesinde kural olarak yazılı yargılama usulü uygulanmaktadır (..., m.14-16). Yani, taraflar hâkim karşısına çıkmamakta, onların verdikleri dilekçeler ve savunmalar dikkate alınarak karar verilmektedir. Hakim dava açan mükellefin dava dilekçesini ilgili idareye göndermekte, idare bununla ilgili savunmasını yapmaktadır. Arkasından bu savunma mükellefe gönderilmekte, mükellef savunmaya cevap vermektedir. Son olarak, vergi idaresi de bir kez daha savunma yapmakta (cevaba cevap) ve süreç bu şekilde tamamlanmaktadır. Bu savunmaların ve cevaplarını tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yapılması (veya verilmesi) gerekir (IYUK, m.16/b.3). Mahkeme de bu dilekçe ve savunmalar ışığında kararını vermektedir. 2- İstisnaen, miktarı 1 milyar lirayı aşan (zam ve cezalarla birlikte) vergi davalarında taraflardan birinin istemesi halinde duruşma yapılması yolu da açık tutulmuştur (... ). Duruşma yapılması ile örneğin incelemeyi yapan vergi inceleme elemanının veya mükellefin muhasebecisi dinlenmesine imkan sağlanmış olmaktadır" Heyetimiz tarafından yapılan değerlendirme ve kanaatimiz: Davalı eserindeki "..." ifadesi "...kural olarak yazılı yargılama usulü uygulanmaktadır" şeklinde çevrilmiş olmakla birlikte, heyetimiz çevirisi "...kural olarak yazılı yargılama usulü uygulanır" olmuştur. Bilirkişi heyeti çevirisinde, kuralı ifade eden "uygulanır" yerine "uygulanmaktadır" ibaresi tercih edilmekle davalı eserindeki ifade, herhangi bir hususiyet içermeyen davacı eserindeki ifadeye daha da yaklaşmıştır. Vergi davalarının da kural olarak yazılı yargılama usulü ile görüldüğü hususu bir yasal kuraldır. Davacının ...'a atıfla kullandığı bu ifade üzerinde herhangi bir telif hakkı bulunmamaktadır. Davacı eserinde yer alan "Yani, taraflar hakim karşısına çıkmamakta, onların verdikleri dilekçeler ve savunmalar dikkate alınarak karar verilmektedir" ifadesine karşılık davalı eserinde "Başka bir deyişle, analiz/inceleme dosyalar üzerinden yapılır ve taraflar hakim huzuruna çıkmazlar" ifadesi yer almaktadır. Buna karşı aynı konuda Bilirkişi heyeti tarafından yapılan çeviride, davalıya ait ... metnin orijinal ifadesinde yer almadığı halde “onların verdikleri” şeklinde bir ifade kullanılarak davacı metnine yaklaşmış olmaktadır. Söz konusu cümleye heyetimiz tarafından verilen karşılık “Başka bir deyişle, inceleme dosyalar üzerinden yapılır ve taraflar hakimin huzuruna çıkmazlar” şeklinde olup, davacı eserinde yer alan “Yani, taraflar hâkim karşısına çıkmamakta, onların verdikleri dilekçeler ve savunmalar dikkate alınarak karar verilmektedir” ifadesine karşı ... oluşturmamaktadır. Hukuk ve ceza davası kapsamında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi İş bu dava kapsamında istinaf aşamasında alınan 20.09.2021 tarihli kök bilirkişi raporu ile 16.03.2022 tarihli Ek 1 ve 13.06.2022 tarihli Ek 2 (çelişkinin giderilmesi) bilirkişi raporları davacı kullanımlarının ... oluşturmadığı sonucuna varılmışken, .... E. kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi heyeti raporlarında sonuç olarak yukarıda .... numaralarında irdelenen kısımlar ile ilgili ..., kök raporda ... olarak bildirilen bazı hususların ise ek raporda yapılan incelemeler sonucu ... oluşturup oluşturmadığının belirsiz olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Heyetimiz, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda gerek bu hukuk dava dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporundaki “intihalin olmadığı” ile ceza dava dosyasında alınan rapordaki “intihalin belirsiz” olduğu (... sonucuna varılamayacağı) yönündeki kanaatlere iştirak etmektedir. Hukuk ve ceza bilirkişi raporları arasında çelişki oluşturan ve yukarıda dört madde halinde ele alınan hususların ise, yaptığımız incelemeler sonucu herhangi bir ... niteliği taşımadığı kanaatine varılmıştır. II - Dosya kapsamında yer alan 28 Eylül 2020 tarihli ...'nden, yazarı ... olan "..." adlı kitabın ..... Baskısının telif hakkını ... Ltd. Şti.'ne devrettiği anlaşılmaktadır. Sözleşme her ne kadar devreden yazar ve devralan şirket adına imzalanmış olsa da FSEK 52. maddesindeki “Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır” şeklinde öngörülen emredici şekle uygun değildir. Zira sözleşmede hangi mali hakların sözleşme konusu olduğuna dair bir açıklık bulunmamaktadır. Buna göre, yazılı şekil, sıhhat şartı olup, somut örnekte ... şirketinin, yazarı ... olan ... adlı kitabın .... Baskısı ile ilgili bu sözleşmeye dayanarak herhangi bir telif hakkını iktisap etmediği sonucuna varılmaktadır (....). “FSEK 52. maddesine göre mali haklara ilişkin sözleşmede hangi hakları devredildiğinin açıkça gösterilmesi zorunludur” (....). “...FSEK’nun 52. maddesi hükmü karşısında geçersiz olan bu sözleşmenin, açıkça zikredilmeyen ve esasen eser sahibinde kalan hak ve menfaatlerin devrine yönelik olarak değerlendirilemeyeceği...” (....). Kaldı ki, davanın, herhangi bir baskı sıra numarası belirtilmeksizin "2020 baskısı için" kaydıyla açıldığı, 1) Davacıların 11.01.2021 tarihli dava dilekçesinde, telif hakkında dayanak oluşturan kitap ve baskı numarasını yeterince açıklamadığı, 10.07.2020 tarihli dava dilekçelerinde ise, telif hakkına dayandıkları çalışma için sadece davacının "... Genel Kısım ... kitabı" şeklinde bir dayanak belirttikleri görülmektedir. Bu nedenle, davacı ... şirketi açısından, davaya esas olan kitabın, sözleşmede sadece “...” adıyla belirtilen kitap olup olmadığı konusunda da tereddüt ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, Davacı ...'nin eser sahipliğinden doğan manevi haklarının herhangi bir sözleşmeye konu edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, Davacıya ait manevi haklar bakımından da ... şirketinin "davacı" sıfatı bakımından yeterli bir maddi dayanağın bulunması mümkün gözükmemektedir. SONUÇ Yaptığımız inceleme ve değerlendirmeler sonucu; I - Heyetimizin, iş bu hukuk davası kapsamında alınan önceki bilirkişi raporlarında yer alan, davacı kullanımlarının ... oluşturmadığı tespiti ile aynı sonuca, .... E. kapsamında alınan bilirkişi heyeti raporlarında yer alan ve; - İntihalin oluşmadığı/belirsiz olduğu (... tespit edilmediği) kanaati ile aynı sonuca, - ... olarak bildirilen hususlar konusunda ise, yukarıda .... numaralı paragraflarda yapılan incelemeler sonucu intihalin mevcut olmadığı kanaatine varılmış olup, özetle, davalı eserinde yer alan dava konusu alıntıların, davacı eseri açısından ... niteliği taşımadığı, II – FSEK 52 karşısında; - Davacı ... Ltd. Şti.'nin sözleşmeye göre sahip olduğu herhangi bir mali hakkın tespit edilemediği, -Davacı ... Ltd. Şti.'nin eser sahipliğinden doğan herhangi bir manevi hakkının ise bulunmadığı görüş ve kanaatine varılmış olup, " şeklinde ifade edilmiştir. Davacı taraf vekilinin ek rapor alınması ve ... müzekkere yazılması yönündeki talepleri HMK 30. Maddesi kapsamında ele alınıp değerlendirilerek reddine karar verilmiştir. GEREKÇE: (ASIL DOSYADA) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, karşılıklı sunulan ve celbedilen delil ve belgeler , gerek ... iade kararından önceki bilirkişi raporu , ek rapor, ... iade kararı , gerekse ... iade kararı sonrası oluşturulan yeni bilirkişi heyet raporu ve dosya bütünü ile birlikte ele değerlendirildiğinde; Davacı taraf yazarı davacı şahıs olan "... " isimli kitabından izin alınmadan davalı şahıs tarafından izinsiz ... yapılarak ... yılında yazılıp bastırılan, (... yılı basımının ise diğer davalı ...-.... yaptırıldığı) ... yayınlanan 3 ayrı kitaptan dolayı FSEK'ten kaynaklı mali ve manevi hakkının ( FSEK'in 21, 22, 23 maddelerinde sayılan işleme, çoğaltma ve yayma haklarının ihlal edildiğini, aynı şekilde müvekkilinin eserinden izinsiz olarak aldığı bölümleri yine izinsiz olarak kamuya sunarak FSEK'in 14. maddesini, müvekkilinin adını belirtmeyerek 15. maddedeki ismin belirtilmesi hakkını ve 16. maddedeki eserin bütünlüğünü koruma hakkının ihlal edildiğini, ) ihlal edildiğini ileri sürerek tecavüzün önlenmesi , ürünlerin toplatılması , kararın ilanı isteminde bulunmuştur. ... iade kararından sonra alınan ve sonucu aynen benimsenen bilirkişi heyetinin 20/04/2026 tarihli raporunda ÖZETLE " .... Davaya konu biri .... (... baskıları), diğeri Türkçe her iki kitap incelendiğinde, her iki kitabın da Lisans düzeyinde Fakültelerde "...", " ..." ve "..." derslerinde öğrencilere yardımcı ders kitabı olarak tavsiye edilen kitaplar olduğu anlaşılmaktadır. ... iddialarına konu edilmiş ve ... olarak kaleme alınmış olan kitabın (....) ülkemizde az sayıdaki ... dilinin zorunlu olduğu (....) derslerinde yardımcı ders kitabı olarak tavsiye edildiği düşünülmektedir. Davacı tarafın “... Genel Kısım ...” adlı eserinden davalı taraf tarafından yapılan alıntılar ve benzerlikler tekrar incelenmiştir. ..., belirli bir yasal çerçeveye dayanan disiplinler arası bir alan olması nedeniyle, bu alanda kaleme alınan kitapların içerikleri, planı ve içindekiler kısımları, ana başlıklar ve alt başlıklar arasında doğal olarak benzerlikler görülmesi kaçınılmazdır. Çoğu "..." kitabında ana başlıklar ve alt başlıklar birebir aynı olabilir. Bu durum, hem konunun kendine has yapısından hem de mevzuatın standartlaşmış içeriğinden kaynaklanmaktadır. ..., ... kitapları, temel olarak .... sayılı Vergi Usul Kanunu, .... sayılı ... Kanunu, .... sayılı ... Kanunu gibi ana kanunlara ve ilgili yönetmeliklere dayanır. Bu kanunlarda yer alan düzenlemeler, tüm kitaplarda benzer başlıklar ve alt başlıklar olarak yer almak zorundadır. Bu başlıkların sıralaması ve sunuluş biçimi, her yazarın bireysel üslubuna göre değişiklik gösterse de temel içerik çoğunlukla aynıdır. ... kitapları hem öğrencilere hem de uygulayıcılara yol göstermek amacıyla belirli bir mantıksal sırayı takip eder. Bu nedenle, içindekiler kısmında, başlık ve alt başlıklarda benzer bir yapı görülmesi normaldir. Çoğu yazar, bu mantıksal akışı izleyerek okuyucunun konuyu daha kolay kavramasını sağlar. Bu durum, içerik benzerliğinin teknik ve pedagojik bir nedeni olarak açıklanabilir. Yapılan değerlendirmede, davacı eserinde yer alan vergi hukukunun tanımı kapsamı, kaynakları, anayasal temelleri, mükelleflerin ödevleri, tarhiyat türleri, vergi borcunun sona ermesi vb. temel kavram ve bilgiler çoğunlukla mevzuattan kaynaklanmakta olduğu ve "..." alanında genel kabul görmüş konular olarak nitelendirilmesi gerektiği kanaati oluşmuştur. Bu nedenle, benzer ifadelerin farklı eserlerde de yer alması, bazen aynı kelimeler kullanılarak ifade edilmesi normal ve makul karşılanması gereken bir durumdur. Yapılan incelemede davacı yanın Türkçe kitabı ile davalı yanın ... kitabının bire bir aynı olmadığı, ... iddiası olan ... kitabın bir çeviri kitap olmadığı, sadece bazı paragraflarda mevzuatı açıklayıcı yöndeki ifadelerin benzer olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda zikredilen gerekçeler doğrulusunda bu benzerliklerin "..." olarak değerlendirilmemesi gerektiği kanaati oluşmuştur. Ayrıca, söz konusu ifadelerin davacı ... davalı eserlerinden daha önce yayınlanmış olan, ....'ın ortaklaşa yazdıkları "...." kitabı ve ...'ın "...." eserlerde de görüldüğü tespit edilmiştir. Bu durum, ... literatüründe belli başlı ifadelerin zaman içinde anonimleştiğini ve bir tek yazara ait olmaktan çıktığını göstermektedir. Davacı iddialarının ... olarak kabul edilebilmesi için davalı eserlerinde davacıya özgü, özgün yorum, buluş, tespit veya literatüre ilk katkı niteliğinde bir içerik bulunması, ... iddiasını destekleyecek faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılan incelemede, davalıya ait .... kitaplarında, davacının eserinde yer alan özgün bir yorum veya tespitin kopyalandığına dair herhangi bir delil bulunmamıştır. Sonuç olarak, davalı eserlerinde yer alan benzerlikler, temel mevzuatın aktarılması ve genel kabul görmüş ... bilgilerinden kaynaklandığından, ... niteliği taşıdığını söylemek zorlayıcı bir yorum olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca Davalının, davacının eserini (....) olarak "..." bölümünde yazdığı, yani kaynakçaya eklediği de tespit edilmiştir. Kitabın bazı sayfalarında paragraf sonu dipnot olarak da kullandığı görülmektedir (.... gibi). Bu nedenle, ... uzmanı Davalıya ait söz konusu üç kitapta davacı eserinden ... yapılmadığı kanaatine varmıştır. Bu nedenle telif hakkı ihlalleri bakımından; davacıya ait çalışmanın öncelikle bir eser olup olmadığı, sahibinin hususiyetini taşıyıp taşımadığı, taşıyorsa bunun eserin hangi kısımlarında görüldüğünün tespit edilmesi için hususiyet analizi yapılması gerekir. Bu analizin de ancak ilgili eserler konusundaki alan uzmanları tarafından yapılması gerekir. Somut olayda ise heyetin ... alanında uzman akademisyen, iddia konusu örnekler üzerinde yaptığı incelemeler sonucu davalıya ait söz konusu üç kitapta davacı eserinden ... yapılmadığı, davalı eserlerinde (davacı eserine kıyasla) görülen benzerliklerin, her iki taraf eserinin de temel mevzuatın aktarılması ve genel kabul görmüş ... bilgilerinden kaynaklandığını, ... niteliği taşıdığını söylemenin zorlayıcı bir yorum olacağı kanaati belirtilmiştir. Bu açıdan, davalı tarafından davacıya ait eserden kaynaklanan mali ve manevi hakların ihlalinden söz etmek mümkün olmayacaktır. Öte yandan, Dosya kapsamında alınan 20.09.2021 tarihli kök bilirkişi raporunda ... bir bütün olarak eser kabul edilen davacı eserinin, davalı eserinde yer alan kısımlarla benzer kabul edilen ilgili yaklaşık %10'luk kısmında yer alan bilgilerin vergi hukuku bilim dalı bakımından, eser sahibine ait bir hususiyet ifade edip etmediği, özgün ve orijinal olup olmadığı, bu kısımlarda kanun ve mevzuat alıntıları, yahut alanda yaygınlaşmış genel bilgi ve ifadelerin yer alıp almadığına değinilmemiştir. Bu hali ile kök raporun 1) %10 benzerliği "..." olarak niteleyen, 2) davacının ihlal edilen mali ve manevi hakları bakımından belirtilen kanaatler denetime elverişli görülmemektedir. Kök raporu hazırlayan heyete bir ... uzmanı eklenerek alınan 16.03.2022 tarihli 1. ek raporda, uyuşmazlık yalnızca metin benzerliği açısından değil, ... disiplininin yapısı ve sistematiği çerçevesinde ele alınmış, buna göre, raporda belirtilen gerekçelerle, bu alanda yazılan eserlerde konu başlıkları, sistematik yapı ve anlatım biçimlerinin büyük ölçüde benzerlik göstermesinin kaçınılmaz olduğu içindekiler bölümleri arasındaki benzerliklerin de bu çerçevede doğal olduğu, benzer birçok ifadenin mevzuat kaynaklı olduğu ve literatürde zamanla anonim hale geldiği değerlendirilmiş ve sonuç olarak 1. ek raporda, davalı eserlerinde davacıya ait eserden kaynaklanan açık ve özgün bir fikrin, yorumun veya katkının izinsiz şekilde alınmadığı ve ... bulunmadığı, buna bağlı olarak da davacının manevi ve mali haklarının ihlal edilmediği, tecavüzün ref’i ve men’i şartlarının oluşmadığı, ürün toplatma, ilan ve tazminat taleplerinin de yerinde olmadığı kanaati bildirilmiştir. Bu hali ile ilk ve ikinci raporlar arasında aslında bir çelişki olmadığı, sadece ek raporda dosya uzmanı tarafından ... açısından da incelendiğinden, farklılıklar olduğu halde aynı heyetten yeniden ek rapor alındığı görülmektedir. 13.06.2022 tarihli bu 2. ek raporda aynı heyetin (1. Ek rapor heyeti), kök rapordaki değerlendirmelerinin yalnızca teknik bir metin karşılaştırmasına dayandığını, o aşamada ... alanında uzman bulunmadığı için literatür ve disiplin özellikleri dikkate alınmadan inceleme yapıldığını, sonradan heyete dahil edilen ... uzmanının değerlendirmeleri doğrultusunda yapılan incelemenin ise daha kapsamlı ve alanın özelliklerine uygun olduğunu belirtitiği ve 1. ek raporda ulaşılan görüşün korunduğu ifade edilmiştir. .... .HD'nin 05/05/2025 tarih ve .... sayılı kararında ise; I - .... kararına esas alınan 05/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda (....) sonuç olarak "katılana ait kitaptan alıntı yapıldığı" kanaati bildirilmiştir. Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, söz konusu raporun sonuç kısmında yer alan bu tespit bir hüküm kurmaya tek başına maddi dayanak oluşturmaktan uzak görülmektedir. Zira kaynak eserdeki metnin hukuki mahiyeti, alıntılama usulü ve metinler arasındaki benzer ve farklı yönlerin irdelenmediği görülmektedir. Söz konusu rapor incelendiğinde ise; bazı kısımlarında, davalıya ait ... eser ve bunun bilirkişilerce yapılan Türkçe çevirilerinin katılana ait eserdeki bazı kısımlar açısından ... oluşturduğu görüşüne yer verildiği, ancak bu görüşün sonuç kısmına alınmadığı, bu hali ile rapor metni ve sonuç arasında kanaatimizce bir farklılık oluştuğu görülmektedir. 05/03/2023 tarihli bilirkişi raporu s.17, s.18-19 ve s.22-23’de yer alan ve ... olarak nitelenen örnekler aşağıya alınarak heyetimizce mali hukuk, telif hukuku ve çeviri açısından değerlendirilmiştir. A. 05/03/2023 tarihli Bilirkişi Raporu s.17: Heyetimiz tarafından yapılan değerlendirme ve kanaatimiz: Bilirkişi heyeti, idarece tarh konusunda davalının davacı gibi ... Kanunu 32. maddeyi örnek vermesini intihale gerekçe kabul etmiştir. ... Kanunu’nun 32. maddesinde yer alan ifade "Bildirimin süresinde verilmemesi halinde, vergi idarece tarh edilir" şeklindedir. Davalı çalışması doğrudan söz konusu hükmün açıklaması, davacı eserinde yer alan ifade ise "idarece tarhın" açıklanması mahiyetinde görülmektedir. Davacı eserinde kanun hükmünde yer alan "süreler" yerine "kanuni ve ek süreler" ifadesinin kullanılması veya davacının idarece tarh konusunda ... Kanunu'nun 32. maddesinde de açık bir şekilde belirtilen hususa yer verilmesi, davacı eserinde yer alan ifadelere telif hukuku anlamında bir hususiyet katmamakta, "kanuni ve ek süreler" ifadesi veya örnek üzerinde davacı bir telif hakkına sahip olmamaktadır. Sonuç itibariyle, herhangi bir yorum içermeyen ve aynı kanun maddesi ile ilgili olan cümleleri nedeniyle davacıya ait herhangi bir hususiyetin bulunmadığı, bu ifade ile ilgili bir intihalin de söz konusu olmadığı kanaatine varılmıştır. B. 05/03/2023 tarihli Bilirkişi Raporu s.18: Heyetimiz tarafından yapılan değerlendirme ve kanaatimiz: Sonuç olarak, bilirkişi heyeti tarafından ... olarak nitelenen bu cümle ile ilgili olarak, temelde VUK 21. maddede yer alan kanuni bir ifadenin davacı tarafından neredeyse aynen alındığı, davalının ise aynı maddede ifade edilen hususu, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı metnine değil, kanunda yer alan ifadeye sadık kalarak kendine göre ifade ettiği görülmekle herhangi bir ... bulgusuna rastlanmadığı kanaatine varılmıştır. C. 05/03/2023 tarihli Bilirkişi Raporu s. 18-19: Heyetimiz tarafından yapılan değerlendirme ve kanaatimiz: Davacı eserinde yer alan ilgili ifade, sonunda da belirtildiği üzere VUK 93'in tekrarı mahiyetinde olup davacıya ait herhangi bir hususiyet içermemektedir. Davacı eserinde "Vergilendirme ile ilgili tahakkuk fişi dışındaki tüm belgeler ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta ile yapılır" ifadesi yer almaktadır. İfade "belgeler ve yazılar....yapılır" şeklinde bir ifade bozukluğu içermektedir. Davalı eserinde ise "…" şeklindedir. Bu ifadenin heyetimizce yapılan çevirisi "sertifika ve belgeler, …bildirilir" şeklindedir. Ancak aynı ifadeye bilirkişiler tarafından, davacı eserinde olduğu gibi ifade bozukluğu içerecek şekilde "belgeler ve yazılar....yapılır" şeklinde bir karşılık verilmiş olup, kanaatimizce hatalıdır. Davalı eserinin ilgili kısmı bilirkişiler tarafından "adresi bilinmeyenler için ilan ile yapılır" şeklinde çevrilmiştir. Buna karşı davacı eserinde yer alan ifade "Bilinen adreslerde mükelleflerin bulunamaması ve adresleri bilinmeyen mükelleflere ise tebligatın ilan yoluyla yapılacağı öngörülmüştür" şeklinde olup bundan çok farklıdır. VUK 93/2'de "ilgilinin kabul etmesi şartiyle, tebliğin daire veya komisyonda yapılması caizdir" hükmü yer almakta, bu doğrultuda davacı eserinde de "Ayrıca ilgilinin kabul etmesi şartıyla tebliğin daire veya komisyonda yapılabileceği düzenlemesine yer verilmiştir" denilmektedir. Bu haliyle, davacı eserinde yer alan ilgili paragraf, hem kanunda yer alan düzenlemenin ifadesi mahiyetinde olduğu, ham de davalı tarafından farklı şekilde ifade edildiği için heyetimizce ... oluşturmadığı değerlendirilmiştir. Davacı eserindeki ifade heyetimiz tarafından “Bildirimi, muhatap yerine alan kişinin 18yaşından küçük görünmemesi ve eylem ehliyetine sahip olması gerekmektedir” şeklinde çevrilirken, önceki Bilirkişi raporunda buna, davacı eserinde geçen ifade ile daha çok örtüşen “Kendisine tebliğ yapılacak kişinin görünüşe göre 18 yaşından aşağı olmaması ve mümeyyiz olması gereklidir” şeklinde bir karşılık verildiği, bunun ise ... değerlendirmesine dayanak oluşturduğu görülmüştür. Nitekim davacı eserinde yer alan “Kendisine tebliğ yapılacak kişinin görünüşüne göre 18 yaşından aşağı olmaması ve mümeyyiz olması gereklidir (VUK m.94)” ifadesine karşılık VUK m. 94’de “Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir” ifadesinin geçtiği, bu itibarla davacının, ... iddiasına dayanak kabul edilen ifadeleri üzerinde herhangi bir telif hakkı bulunmadığı kanaatine varılmıştır. D. 05/03/2023 tarihli Bilirkişi Raporu s. 22: Heyetimiz tarafından yapılan değerlendirme ve kanaatimiz: Davalı eserindeki "..." ifadesi "...kural olarak yazılı yargılama usulü uygulanmaktadır" şeklinde çevrilmiş olmakla birlikte, heyetimiz çevirisi "...kural olarak yazılı yargılama usulü uygulanır" olmuştur. Bilirkişi heyeti çevirisinde, kuralı ifade eden "uygulanır" yerine "uygulanmaktadır" ibaresi tercih edilmekle davalı eserindeki ifade, herhangi bir hususiyet içermeyen davacı eserindeki ifadeye daha da yaklaşmıştır. Vergi davalarının da kural olarak yazılı yargılama usulü ile görüldüğü hususu bir yasal kuraldır. Davacının ...'a atıfla kullandığı bu ifade üzerinde herhangi bir telif hakkı bulunmamaktadır. Davacı eserinde yer alan "Yani, taraflar hakim karşısına çıkmamakta, onların verdikleri dilekçeler ve savunmalar dikkate alınarak karar verilmektedir" ifadesine karşılık davalı eserinde "Başka bir deyişle, analiz/inceleme dosyalar üzerinden yapılır ve taraflar hakim huzuruna çıkmazlar" ifadesi yer almaktadır. Buna karşı aynı konuda Bilirkişi heyeti tarafından yapılan çeviride, davalıya ait ... metnin orijinal ifadesinde yer almadığı halde “onların verdikleri” şeklinde bir ifade kullanılarak davacı metnine yaklaşmış olmaktadır. Söz konusu cümleye heyetimiz tarafından verilen karşılık “Başka bir deyişle, inceleme dosyalar üzerinden yapılır ve taraflar hakimin huzuruna çıkmazlar” şeklinde olup, davacı eserinde yer alan “Yani, taraflar hâkim karşısına çıkmamakta, onların verdikleri dilekçeler ve savunmalar dikkate alınarak karar verilmektedir” ifadesine karşı ... oluşturmamaktadır. Hukuk ve ceza davası kapsamında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi İş bu dava kapsamında istinaf aşamasında alınan 20.09.2021 tarihli kök bilirkişi raporu ile 16.03.2022 tarihli Ek 1 ve 13.06.2022 tarihli Ek 2 (çelişkinin giderilmesi) bilirkişi raporları davacı kullanımlarının ... oluşturmadığı sonucuna varılmışken, .... E. kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi heyeti raporlarında sonuç olarak yukarıda .... numaralarında irdelenen kısımlar ile ilgili ..., kök raporda ... olarak bildirilen bazı hususların ise ek raporda yapılan incelemeler sonucu ... oluşturup oluşturmadığının belirsiz olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Heyetimiz, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda gerek bu hukuk dava dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporundaki “intihalin olmadığı” ile ceza dava dosyasında alınan rapordaki “intihalin belirsiz” olduğu (... sonucuna varılamayacağı) yönündeki kanaatlere iştirak etmektedir. Hukuk ve ceza bilirkişi raporları arasında çelişki oluşturan ve yukarıda dört madde halinde ele alınan hususların ise, yaptığımız incelemeler sonucu herhangi bir ... niteliği taşımadığı kanaatine varılmıştır. " şeklinde tespit ve değerlendirmelere mahkememizce aynı gerekçelerle iştirak edilerek; Davalı taraf eyleminin davacıya ait eserlerden alıntı yapılmadığına kanaat getirildiğinden asıl davanın reddine karar vermek gerekmiştir. (BİRLEŞEN DOSYADA) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, karşılıklı sunulan ve celbedilen delil ve belgeler , gerek ... iade kararından önceki bilirkişi raporu , ek rapor, ... iade kararı , gerekse ... iade kararı sonrası oluşturulan yeni bilirkişi heyet raporu ve dosya bütünü ile birlikte ele değerlendirildiğinde; Davacı şahsın yazar olarak; diğer davacı firmanın ise mali hakkın devri alınarak (28 Eylül 2020 tarihli ... ile yazarı ... olan "..." adlı kitabın ... Baskısının telif hakkını ... Ltd. Şti.'ne devrettiği ) "...." isimli kitabından izin alınmadan davalı şahıs tarafından izinsiz ... yapılarak ... yılında yazılıp bastırılan, (... yılı basımının ise .... yaptırıldığı) ... yayınlanan 3 ayrı kitaptan dolayı FSEK'ten kaynaklı mali ve manevi hakkının ( FSEK'in 21, 22, 23 maddelerinde sayılan işleme, çoğaltma ve yayma haklarının ihlal edildiğini, aynı şekilde müvekkilinin eserinden izinsiz olarak aldığı bölümleri yine izinsiz olarak kamuya sunarak FSEK'in 14. maddesini, müvekkilinin adını belirtmeyerek 15. maddedeki ismin belirtilmesi hakkını ve 16. maddedeki eserin bütünlüğünü koruma hakkının ihlal edildiğini, ) ihlal edildiğini ileri sürerek FSEK 68 nci maddesine göre telif tazminatı (her iki davacı için) ( belirsiz alacak olarak şimdilik 1.000 TL maddi tazminat ) , FSEK 70 nci maddesine göre de manevi tazminat (sadece davacı şahıs için) ( 6.000 TL manevi tazminat ) isteminde bulunulmuştur. (Husumet konusu) Birleşen davada (28 Eylül 2020 tarihli ... ile yazarı ... olan "..." adlı kitabın .... Baskısının telif hakkını ... Ltd. Şti.'ne devrettiği anlaşılmaktadır.) davacı vekili 18/06/2021 tarihli dilekçe ile belirsiz alacak şeklinde talep ettiği 1000 TL tazminatın 1/3 oranını davacı şirket adına, 2/3 oranının ise davacı şahıs adına talep edildiğini açıkladığından telif tazminatında davacı şirketinde de aktif husumet ehliyeti olduğu değerlendirilmiştir. ... iade kararından sonra alınan ve sonucu aynen benimsenen bilirkişi heyetinin 20/04/2026 tarihli raporunda ÖZETLE " (tekrardan kaçınılıp yukarıda izah edildiği üzere asıl davadaki bilirkişi raporundaki tespit ve kanaatlerde açıklandığı şekilde ) önceki bilirkişi raporlarında yer alan, davacı kullanımlarının ... oluşturmadığı tespiti ile aynı sonuca, .... E. kapsamında alınan bilirkişi heyeti raporlarında yer alan ve; - İntihalin oluşmadığı/belirsiz olduğu (... tespit edilmediği) kanaati ile aynı sonuca, - ... olarak bildirilen hususlar konusunda ise, yukarıda .... numaralı paragraflarda yapılan incelemeler sonucu intihalin mevcut olmadığı kanaatine varılmış olup, özetle, davalı eserinde yer alan dava konusu alıntıların, davacı eseri açısından ... niteliği taşımadığı, " şeklinde tespit ve değerlendirmelere mahkememizce aynı gerekçelerle iştirak edilerek; Davacıların "...." isimli kitabının davalı şahıs tarafından ... yılında yazılıp bastırılan, (... yılı basımının .... yapıldığı) ... yayınlanan 3 ayrı kitap ile ilgili davacılara ait eserlerden alıntı yapılmadığına kanaat getirildiğinden bu şekilde mali ve manevi hak ihlali oluşmadığından birleşen davanın da reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Asıl davanın REDDİNE, 2-Birleşen davanın REDDİNE, 3-Asıl Dava Yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 54,4 TL'nin düşümü ile bakiye 677,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 4-AAÜT uyarınca 55.000.00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit şekilde verilmesine, 5- Birleşen Dava Yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 119,55 TL'nin düşümü ile bakiye 612,45 TL'nin davacılardan tahsiliyle hazineye gelir kaydına, 6-AAÜT uyarınca 55.000.00 TL vekalet ücretinin davacılardan eşit tahsiliyle davalıya verilmesine, 7- Davalı ...'ın yaptığı 470,00 TL yargılama giderinin davacılardan eşit tahsiliyle davalı ...'a verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar asıl ve birleşen dosyanın davacı taraf vekili ile davalılardan ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 13/07/2026

Katip ... e-imzalı

Hakim ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/256, K. 2026/338, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-256-e-2026-338-k-66d7d6fdf340