Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/12 E. 2026/2 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/12
- Karar No
- 2026/2
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
69. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/12
KARAR NO : 2026/2
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYETİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/11/2022
NUMARASI : 2021/176 Esas- 2022/981 Karar
DAVA: SIRA CETVELİNE İTİRAZ
KARAR TARİHİ: 17/09/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun .... A.Ş.'den 7 adet senetten kaynaklı olarak toplamda 1.285.000,00 USD tutarında alacaklı olduğunu, .... A.Ş. hakkında iflas kararı verildiğini, müvekkilinin müflis şirket iflas masasına alacak kayıt talebinde bulunduğunu, müvekkili tarafından yapılan alacak kayıt talebinin müflis şirket iflas masası tarafından reddedildiğini, müflis şirket iflas masası tarafından ret gerekçesi olarak dava dışı ... tarafından yapılan alacak kayıt başvurusunun gösterildiğini, müflis şirket iflas masası tarafından verilen kararın hukuka uygun olmadığını, dava dışı ... ile müflis şirket arasında yapılan uzlaşmaya konu edilen senetler ile müvekkilinin alacak kayıt talebine konu ettiği senetler arasında bir bağlantı olmadığını, müvekkili tarafından alacak kayıt talebine konu edilen senetlerin dava dışı ...'nun uzlaşmaya konu ettiği senetlerden farklı senetler olduğunu, müvekkilinin alacak kayıt talebinin dayanağı olan senetlerin uzlaşma tarihinde henüz vadelerinin gelmemiş olmasının bu senetlerin uzlaşmaya konu edilen senetlerden farklı senetler olduğunu gösterdiğini, müflis borçlu hakkında iflas kararı verilmesiyle tüm borçları muaccel hale gelse de diğer borçlular yönünden verilen bir iflas kararı olmadığından müflis borçlunun iflas masası kapanıncaya kadar alacak kaydı yapılması önünde yasal bir engel bulunmadığını, müvekkilinin diğer borçlular yönünden senedin vade tarihini bekleyerek buna göre masaya müracaat ettiğini, alacak kayıt talebine konu edilen senetlerin;
24.07.2008 tanzim tarihli, 16.11.2020 vadeli 125.000,00 USD tutarlı,
24.07.2008 tanzim tarihli 16.11.2020 vadeli 60.000,00 USD tutarlı,
06.11.2006 tanzim tarihli 01.10.2020 vadeli 150.000,00 USD tutarlı.,
06.11.2006 tanzim tarihli 01.10.2020 vadeli 150.000,00 USD tutarlı,
06.11.2006 tanzim tarihli 01.09.2020 vadeli 500.000 USD tutarlı,
06.11.2006 tanzim tarihli, 01.10.2020 vadeli, 150.000,00 USD tutarlı
06.11.2006 tanzim tarihli, 01.10.2020 vadeli, 150.000,00 USD tutarlı senetler olduğunu, müvekkilinin kayıt kabul davasına konu senetleri ciro yoluyla elde ettiğini, kambiyo senetlerinin asıl ilişkiden bağımsız borç alacak ilişkisi doğurduğunu, söz konusu alacak kambiyo senedine dayalı ve asıl ilişkiden bağımsız olduğundan alacak kaydı talebinin kabul edilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu alacağın mükerrer olduğu gerekçesiyle kayıt talebinin reddine karar verilmesinin haksız olduğunu belirterek, müvekkilinin alacak kayıt talebi hakkında müflis şirket iflas masası tarafından verilen 02.03.2021 tarihli ret kararının kaldırılarak müvekkilinin alacağının müflis şirket iflas masasına kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı iflas idaresine usulüne uygun tebligat yapılmış, davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, sıra cetveline itiraz ve neticelerini düzenleyen İİK'nun 235. maddesi hükmüne dayalı kayıt kabul davasıdır.... Davacı tarafça alacağın dayanağı olarak; bonolar gösterilmiştir. Bonolar incelendiğinde; bonoların ... tarafından ... lehine tanzim edildiği ve müflis ... Şirketinin ise bonolarda kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu senet arka yüzleri incelendiğinde; senedin lehtarı ...'nun cirosu sonrasında davacı ... ...'nun senedin hamili haline geldiği tespit edilmiş, müflis şirketin ticari defterlerinde dava konusu senetlere ilişkin herhangi bir kayda rastlanamamıştır. Davacının 5'i yaklaşık 14 yıl, 2'si ise yaklaşık 12 yıl vadeli olarak düzenlenen bonoların geçerli bir hukuki ilişkiye istinaden düzenlendiğini, yine bonoların üzerindeki müflis ...'ın kefaletinin geçerli bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlaması gerektiği, ancak davacının bunu kanıtlayamadığı, davacının dosyaya sunduğu ...Bankasına ait iki adet dekontun davacı tarafından lehtar ...'nun eşi...'nun banka hesabına havale edilen toplam 1.158.017,50 USD'ye ilişkin olduğu, dekontlarda açıklama bulunmadığı, dava konusu çeklere karşılık yapılan ödeme olduğunun kanıtı olmadığının belirlendiği " gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun, müflis ... .... A.Ş'den olan toplamda yedi adet senede dayalı 1.285.000,00- USD alacağına ilişkin olarak İstanbul Anadolu 3. İcra ve İflas Müdürlüğü'ne başvuruda bulunulmuş olup söz konusu alacağın masaya kaydının yapılmasının talep edildiğini, İflas müdürlüğünün alacak kayıt taleplerine karşılık ret gerekçesi olarak ileri sürdüğü uzlaşma talebinin içeriği incelendiğinde, müvekkili ..., ...'ndan sadece 51 sıra no'da kayıtlı ve İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/391 Esas sayılı kayıt kabul davası dosyasına konu olan alacağı temlik aldığının anlaşılacağını, uzlaşma talebinde sözü edilen 8 adet sıralı senetlerin ciro yada temlik suretiyle müvekkili ...'ye geçmiş olmadığını, müvekkili ...'nin söz konusu uzlaşma için sunulan 8 adet senetle ilgili tasarruf yetkisi olmadığı gibi ibra etme hak ve yetkisi de bulunmadığını, bu konudaki yetkinin sadece senedin lehtarı ve senede dayalı hakkın sahibi olan ...'nda olduğunu, nitekim senetleri ibraz edenin de ... olduğunu, dolayısıyla müvekkili...'nin uzlaşması ve ibrasının sadece temlik almış olduğu dava dosyasına (İstanbul Anadolu 9. ATM 2013/391 E) konu alacak ile sınırlı olduğunu, bilindiği üzere kambiyo senetlerinin asıl ilişkiden bağımsız borç ve alacak ilişkisi doğurduğunu, dolayısıyla söz konusu alacak kambiyo senedine dayalı ve asıl ilişkiden bağımsız olduğundan, alacak kaydı talebinin kabul edilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu alacağın mükerrer olduğu gerekçesiyle kayıt talebinin reddine karar verilmesinin haksız ve müvekkilinin alacağına kavuşmasını engelleyici nitelikte olduğunu, müvekkili ...'nin söz konusu senetleri ciro yoluyla ve lehtara bedeli ödenmek suretiyle sahip olmasına rağmen ve keşideci ile hamil arasındaki ilişki mevcudiyetinin gerekli olmamasına rağmen yerel mahkemenin yanlış değerlendirme yaparak bu ilişkiyi inceleme ve irdeleme yoluna gittiğini, oysa Kambiyo ilişkisinde yasal bir silsile sırası mevcut olup keşideci ile lehtar arasındaki ve lehtar ile ciro ettiği ciranta arasındaki ilişki ile kendi aralarında ciroyu gerçekleştiren cirantalar arasındaki ilişkinin ancak incelenebileceğini, dolayısıyla mahkemenin belirttikleri silsileye aykırı incelemesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, mahkeme kararında ''Davacının 5 i yaklaşık 14 yıl, 2 si ise yaklaşık 12 yıl vadeli olarak düzenlenen bonoların geçerli bir hukuki ilişkiye istinaden düzenlendiğini, yine bonoların üzerindeki müflis meksanın kefaletinin geçerli bir hukuki ilişkiye dayandığını, sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlanması gerektiği, ancak davacının bunu kanıtlayamadığı, davacının dosyaya sunduğu ...Bankasına ait 2 adet dekontun davacı tarafından lehtar ...'nun eşi...'nun banka hesabına havale edilen toplam 1. 158.017,50 USD'ye ilişkin olduğu, dekontlarda açıklama bulunmadığı, dava konusu bonolara karşılık yapılan ödeme olduğunun kanıtı olmadığı belirlenmekle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği" şeklindeki gerekçesinin aslında tam da mahkeme kararının doğru bir gerekçeye dayanmadığını ve olguları yanlış değerlendirdiğini gösterdiğini, çünkü... ile parayı gönderenler arasında sözü edilen bonolar dışında herhangi bir hukuki ya da ticari ilişki söz konusu olmadığından, yapılan ödemenin bonolara karşılık yapılan ödeme olduğunu, ancak yerel mahkemenin yeni bilirkişi incelemesi taleplerini kabul etmiş olsa idi bu hususun da açık bir şekilde ortaya çıkacacağını, kararın eksik incelemeye dayalı olarak verilmiş olduğunu beyan ederek, kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne ve yargılama giderleri, vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının mükerrer talep olduğu gerekçesi ile alacak talebini reddeden İflas müdürlüğünün 2.3.2021 tarihli kararına itiraz ederek, 1.9.2014 tarihli alacaklılar toplantısına konu uzlaşma talebinin içeriğini sadece 51. sırada kayıtlı ve İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/391 E. Sayılı davasına konu alacağın temlik talebinin oluşturduğu ve temlik alınan alacaklarda ise uzlaşma talebi ile ileri sürülen 8 adet senedin konu olmadığını belirttiğini, bu senetlerin kendisine ciro edilmediği içinde ibra etme hak ve yetkisinin olmadığı, bunu ibra etme yetkisinin ise sadece ... olduğu, uzlaşma ve ibrasının sadece İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/391 E. Sayılı davasına konu alacak ile sınırlı olduğunu belirttiğini, davacının, uzlaşmaya tabi bonoları temlik aldığını kabul etmemekte ancak bu bonoların, alacak kayıt talep ettikleri ve nakit karşılığı verilmiş borç için düzenlendiğini iddia ettiği dava konusu bonolar ile temel ilişki varlığının bulunduğunu iddia etmekte ve kendisi ile çelişmekte olduğunu, bununla birlikte uzlaşmaya tabi bonolar üzerinde tasarruf yetkisinin bulunmadığı ve bu senetleri ibra etme hak ve yetkisinin olmadığını iddia etse de 25.9.2013 tarihinde" 51 no'da ...adına kayıtlı alacak tarafımca temlik alınmıştır. Buna İlişkin alacağın temliki sözleşmesini ilişikte sunuyor ve kayıtlarınızın adıma düzeltilerek bundan sonra tebligatların tarafıma yapılmasını talep ediyorum" şeklinde beyanda bulunduğu dilekçesi ile çelişmekte olduğunu, zaten tüm işlemlerin bundan sonra davacının adına yapılmış ve temlik aldığı alacağı da iflas masası tarafından kendisine ödenmiş olduğunu, davacının ...'nun 51 nolu alacağını temlik almasına ve bu konuda iflas masasında bir kısım taleplerde bulunmasına, uzlaşma sonucu davasından feragat etmesine ve alacağını tahsil etmesine rağmen senetler üzerinde ibra hak ve yetkisinin olmadığını iddia etmesinin hukuki anlamda haksız olup davacının mükerrer talebinin bariz ispatı olduğunu, ayrıca davacının elindeki bu bonoları muaccel hale geldiği için iflas masasına sunması gerekirken, sunmayıp 14 yıl sonra alacak kayda sokması ve iflas masası ile uzlaşmada tüm hak ve alacaklarından vazgeçmişken böyle bir alacak iddiası ile ortaya çıkmasının, iflas masasına eksik ve hatalı bilgi verildiği ve hukuka aykırı, iflas masasının ve müflis şirketin bile bile zararına hareket edildiğini gösterdiğini, davacının ileri sürdüğü senetlerin vade tarihleri sonradan oluşturulabilir olduğundan ve böyle bir alacağın varlığını destekleyen herhangi bir delil bulunmadığından ilk derece mahkemesince davacının haksız davasının reddine karar verilmesinin doğru olduğunu, uzlaşma tutanağında belirtilen alacak ödenmiş olmakla birlikte Gürol Boroncelli Sağıroğlu ve ...’nun herhangi bir alacağı kalmamış ve aynı zamanda doğacak tüm hak ve alacaklarından ferileri ile birlikte feragat etmiş olmakla masaya herhangi bir alacak kayıt talebinde bulunamayacağının da aşikâr olduğunu, müvekkili şirket defterlerinde davacının dava konusu senetlere ilişkin herhangi bir kaydı olmadığını, rapor ile bu durum sabit olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca kayıt kabul davalarında alacağın sadece kambiyo senedine bağlanmış olmasının yeterli olmadığı, temel hukuki ilişkinin doğrulayıcı delillerle ispatlanması gerektiğini, ayrıca 2006 tanzim tarihli senetlerin 12-14 yıl sonraki vadelerle doldurularak yıllar sonra iflas masasına sunulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve sonradan sunulan dekontların da şirketle geçerli bir ticari ilişkiyi kanıtlamadığını beyan ederek, istinaf başvurusunun reddi ve ilk derece mahkemesi kararının onaylanmasını, karşı vekalet ücreti ve yasal her türlü masraf ve harçların davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Senetler ,bilirkişi raporları dosya kapsamındaki diğer tüm delil ve belgeler.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, İİK nun 235. maddede düzenlenen sıra cetveline itiraz (kayıt kabul )davasıdır.
İİK 235. maddede,sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur olduğu düzenlenmiştir. Yasada belirtilen süre, hak düşürücü süre olup, taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece re’sen gözetilmesi gerekir. İİK m.235 hükmünün mahfuz tuttuğu İİK m. 223'e göre, talepte bulunan, elverişli adres gösterir ve gerekli masrafı avans olarak yatırırsa, süre kendisine yapılan tebliğden itibaren hesanlanır. Dosya kapsamında yapılan incelemelerde, davacının alacak kaydına ilişkin sıra cetvelinin 04.03.2021 tarihli gazetede ilan edildiği, huzurdaki davanın 12.03.2021 tarihinde İİK m.235'te öngörülen 15 günlük süre içinde açıldığı anlaşılmaktadır.
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır.
Davacının iflas müdürlüğüne başvurusu üzerine İstanbul Anadolu 3. İcra ve İflas Müdürlüğünün 02/03/2021 tarihli kararında; ''...'nun 07/04/2011 tarihinde iflas masasına 51 kayıt başvuru sıra numarası ile vekalet ücretine ilişkin alacak kaydı talebinde bulunduğunu, söz konusu talepte alacağın; 3.285.000,00 USD karşılığı 5.071.054,50 TL net ücret alacağı, 2.736.529,06 TL vergiler olmak üzere toplamda 7.807.583,56 TL olarak kaydedildiğini, alacak kaydı talebinin söz konusu tarihte iflas idaresinde düzenlenen sıra cetvelinde reddedilmiş olduğunu, devamında ... tarafından İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/391 Esas sayılı dosyasında kayıt kabul davasının açıldığını akabinde ...'nun uzlaşma talebi doğrultusunda 01/09/2014 tarihli alacaklılar toplantısında alınan karar ve iflas idaresinin 02/09/2014 tarihli kararı ile ...'nun alacağı temliken alacaklı bulunan ...'na 5.000.000,00 TL, ...'a 2.800.000,00 TL olmak üzere toplamda 7.800.000,00 TL ödeme yapıldığını, ...ve ... dosyaya sunmuş oldukları 01/09/2014 tarihli dilekçe ile masayı ibra edeceklerini, kayıt kabul davasından feragat edeceklerini, masadan hiçbir alacaklarının kalmadıklarını beyan edeceklerini taahhüt ettiklerinden ötürü alacak kaydı talebinin mükerrer olduğunu, bu sebeple alacak kaydının reddine'' karar verilmiştir.
Bilirkişi heyet raporunda özetle; müflis şirketin ticari defterlerinde dava konusu senetlere ilişkin olarak herhangi bir kayda rastlanmadığı, davacı vekili tarafından sunulan senet arka yüzleri incelendiğinde, senedin lehtarı ...'un cirosu sonrasında davacı ...'nun senedin hamili haline geldiğinin tespit edildiği, davacının dosyaya sunduğu dekontların, davacı hamil ile senedin lehtarı ... arasındaki ilişkiyi göstermeye yönelik olduğu, fakat somut olayda müflis ...'ın kefaletinin geçerli bir ticari ilişkiden kaynaklanıp kaynaklanmadığının çözümlenmesi gerektiği beyan edilmiştir.
Dosya kapsamında incelenen ve davacı tarafından alacak kayıt talebine konu edilen senetlerin;
24.07.2008 tanzim tarihli, 16.11.2020 vadeli 125.000,00 USD tutarlı,
24.07.2008 tanzim tarihli 16.11.2020 vadeli 60.000,00 USD tutarlı,
06.11.2006 tanzim tarihli 01.10.2020 vadeli 150.000,00 USD tutarlı.,
06.11.2006 tanzim tarihli 01.10.2020 vadeli 150.000,00 USD tutarlı,
06.11.2006 tanzim tarihli 01.09.2020 vadeli 500.000 USD tutarlı,
06.11.2006 tanzim tarihli, 01.10.2020 vadeli, 150.000,00 USD tutarlı
06.11.2006 tanzim tarihli, 01.10.2020 vadeli, 150.000,00 USD tutarlı senetler olduğu, davacı vekilince kayıt kabul davasına konu senetlerin ciro yoluyla elde edildiği, kambiyo senetlerinin asıl ilişkiden bağımsız borç alacak ilişkisi doğurduğu, söz konusu alacak kambiyo senedine dayalı ve asıl ilişkiden bağımsız olduğundan alacak kaydı talebinin kabul edilmesi gerektiği iddia edilmiş olup bono suretleri incelendiğinde, bonoların ... tarafından ... lehine tanzim edildiği ve müflis ... şirketinin ise bonolarda kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu görülmektedir. Müflis şirketin ticari defterlerinde dava konusu senetlere ilişkin olarak her hangi bir kayda rastlanmadığı ve davacı vekili tarafından sunulan senet arka yüzleri incelendiğinde senedin lehtarı ... 'nun cirosu sonrasında davacı ...'nun senedin hamili haline geldiğinin bilirkişi raporunda beyan edildiği anlaşılmıştır.
Konuyla ilgili Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/12/2014 tarihli 2014/10328 E. 2014/7923 K. sayılı ilamında; "...kayıt kabul davalarında, ispat yükü kural olarak, hakkının tanınmasını isteyen davacı alacaklıda olup, davacı alacağının mevcudiyetini gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlaması gerekir. Kambiyo senetleri kural olarak illetten mücerret sayılsalar da, bunlar tek başına alacağın varlığını ispat yeterli olmayıp, bunlara dayalı olarak iflas masasına kayıt isteyen alacaklının alacağını, yukarıdaki ilkelere göre ispatlaması gerekir. Çeklerin ve bonoların hangi alacak nedeniyle verildiği dayanağı davacı yanca kanıtlanmalıdır. 818 sayılı BK'nın 182. maddesine göre aksine sözleşme ya da örf yoksa satım sözleşmesinde taraflar edimlerini aynı anda ifa ederler. Çek de bir ödeme vasıtası olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacı ile verilir. Davacının davalıya iflasından önce satıp teslim ettiğini bildirdiği mallara ait belgeler sunulmalıdır. Bu durumda kayıt başvurusunda bulunulan çeklerin ve bonoların hangi hukuki ilişkiye dayanarak elinde bulundurulduğuna dair delillerinin ibrazı için süre verilmek ve varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulmak gerekir..." hükmüne yer verilmiştir.
Dava, kayıt kabul istemine ilişkin olduğundan, ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı taraf üzerindedir. İlk derece mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tanzim olunan ek ve kök raporda, davalının ticari defter ve kayıtlarında, davaya konu bonoların kaydına rastlanmadığı tespit edilmiştir. Somut olaya göre, davacının dayandığı bonoların geçerli bir hukuki ilişkiye istinaden düzenlendiğini, yine bonoların üzerindeki müflis ...'ın kefaletinin geçerli bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlaması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, dosyada mevcut bilgi ve belgeler, ibraz olunan bilirkişi raporları nazara alındığında davacının usulüne uygun delillerle masaya kaydını talep ettiği alacak iddiasını mevcut delillere göre ispat etmiş olduğu kabul edilemeyeceğinden ilk derece mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-(Kapatılan) İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2022 tarihli 2021/176 Esas, 2022/981 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Duruşma açılmadığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa geri verilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/09/2026