Diğer ·

2025/334 E. 2025/334 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/334
Karar No
2025/334
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/334 Esas - 2026/330

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2025/334 KARAR NO : 2026/330

DAVA : Marka Tecavüzü ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurma, Önleme, Kaldırma, Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 20/06/2022 KARAR TARİHİ : 13/07/2026 Yazım Tarihi: 14/07/2026

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: " Davacının “...” markasını, 1992 yılından bu yana, yurt içi ve yurt dışında, aralıksız ve etkin bir biçimde mobilya, dekorasyon ve ev aksesuarları sektöründe kullanmak ve bu markaya önemli miktarlarda yatırımlar yapmak suretiyle Türkiye genelinde oluşturduğu bayilikler, yurt genelinde faal mağazaları ve sürekli yaptığı reklam kampanyaları vasıtasıyla tanınmış hale getirdiğini, bu tanınmışlığın ... tarafından da kabul edilerek ... sayı ile ilgili sicile şerh edilmiş olduğunu, bu tanınmışlık esas etken olarak davacının markalarının davacının izni olmaksızın kötü niyetli üçüncü kişiler tarafından sıklıkla kullanıldığını ve davacının marka haklarının bu şekilde ihlal edildiğini, nitekim davalı şahsın da.... uzantılı web sitesinde ve “...” isimli .... ve .... hesaplarında “...” ibareli markayı davacının markalarının tescilli olduğu ve davacının faaliyet gösterdiği mobilya, minder, dekorasyon ürünleri, kumaş ve benzeri emtialarda kullanıyor olduğununun tespit edildiğini, davacının bu tespit üzerine davalı şahısa bu tür markasal kullanımlarına son verilmesi için 04.12.2020 tarihinde noter marifetiyle bir ihtarname gönderdiğini, davalının bu ihtarnameye cevap vermediği gibi, markasal kullanımlarına da devam ettiğini, ayrıca ... nezdinde .... sayılı “...”ibareli bir marka başvurusunda bulunduğunu, bunun üzerine davacının 16.07.2021 tarihinde arabulucuya başvurduğunu, arabuluculuk sürecinde de davalı tarafın uzlaşmaz tavrını devam ettirerek marka başvurusunun sonucunu bekleyeceğini belirttiğini, halbuki davalı tarafça gerçekleştirilen “...” şeklindeki kullanımlarda davacının tescilli ve tanınmış “...” markasının birebir yer aldığını, bahse konu markasal kullanımlarda yer alan “...” ibaresinin markasal kullanımlara herhangi bir ayırt edicilik ve/veya farklılık katmadığını, nitekim bu tür markalar arasında benzerlik olduğu ve bu anlamda davacı adına tescilli ve tanınmış “...” markasına bir tecavüz durumunun mevcut olduğu hususuna somut uyuşmazlığa emsal teşkil eden pek çok kesinleşmiş Mahkeme kararının bulunduğunu, davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının davacının “...” tanınmış markasından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, hal bu iken bu markaya çok benzeyen bir ibareyi kendisine marka olarak seçmesinin davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu, davacının davalının ... sayılı marka başvurusuna karşı dosyaladığı itirazların ... tarafından nihai olarak reddedilmesi üzerine davacının bu kararın iptali için bir dava açmış olduğunu, .... Esas sayılı dosyası kapsamında bu davanın halen derdest olduğunu, bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde somut uyuşmazlıkta davacının tescilli ve tanınmış “...” markasına tecavüz teşkil eden eylemlerin vâki olduğunun kabulünün gerektiğini iddia ederek, davalının eylemlerinin SMK kapsamında “marka hakkına tecavüz” ve ... kapsamında “haksız rekabet” teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine, giderilmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 100,000.-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline" karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı Şahıs Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: "Dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, davalının huzurdaki davada yetki itirazını sunduğunu, yetkili mahkemenin davalının dava tarihindeki yerleşim yerine uygun olarak ... mahkemeleri olduğunu, davalının "..." ibareli markasının ... nezdinde 160148 sayı ile tescilli bir marka olduğunu, davacının bu markanın tesciline karşı dosyaladığı itirazların ... tarafından haksız bulunarak reddedildiğini, davacının bu kararın iptali ve markanın hükümsüzlüğü için açtığı davanın .... Esas sayılı dosya tahtında halihazırda derdest olduğunu, dolayısıyla söz konusu dava sonuçlanmaksızın huzurdaki davanın ileri sürülmesinde davacının hukuki yararının bulunmadığını, kaldı ki taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan herhangi bir benzerlik bulunmadığını, davalının “...” markasının parçalara bölünerek içinden sadece “...” ibaresi alınarak benzerlik karşılaştırması yapılmasının marka hukukunun genel kaidelerine uygun düşmediğini, ayrıca markaların başlangıç kısmının en çok dikkat çeken kısım olduğunu, halbuki somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların başlangıç kısımlarının da farklı olduğunu, davacının davasına mesnet aldığı tescilli markalarının kullanımının SMK m. 29/2 hükmü gereğince ispatlanmasının gerektiğini, davacının davasına mesnet aldığı markalarının hangileri olduğunun dava dilekçesinden anlaşılamadığını, davacının markalarında geçen “...” ibaresinin Türkiye’deki tüketici tarafından bilindiği şekliyle “ev” anlamına geldiğini ve markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davalının markasında geçen “...” ibaresinin ise bir anlamının olmadığını, davalı tarafından yaratılmış orijinal bir ibare olduğunu, ayrıca davacının tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiği iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, zira davalının geleneksel teknikler ve sürdürülebilirlik açısından her biri el yapımı olan özel işçilikli, kaliteli ve uzun ömürlü pouffynoc'lar (yer minderi), sedirler, özel tasarım koltuklar, dekoratif yastıklar, daybedler mobilya grubu vb. ürünlerini ürettiğini, ayrıca da yüksek fiyatlı olan bu emtiaların hitap ettiği alıcı kesiminin dikkat ve özen seviyelerinin yüksek olduğunu, davacının markalarının tanınmışlığına dayanabilmesi için bu hususun ve dahi davacının markalarının kullanıldığının ispat edilmesi gerektiğini, zira tanınmışlık özelliğinin sabit bir olgu olmadığının yeni tarihli Yargıtay kararında da belirtildiğini, bu nedenlerle davadaki taleplerinin reddinin gerektiğini savunmuştur" davanın reddini talep etmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10.01.2017 yürürlük); Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları) "(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması." Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır." şeklindeki hüküm , Hukuka uygunluk sebepleri Hak sahibinin rızası,-izni ya da muvafakati- (29.m.) Temel başvuru eserlerinde jenerik olarak kullanma (8.m.) Dürüst ticari uygulamalarda tanımlayıcı olarak kullanma , aksesuar,yedek parça ve eşdeğer parça üretiminde kullanım amacını belirtilmesi (7/5 m.) Marka Hakkının Tüketilmesi (152.m.) Önceye dayalı kullanım hakkı (6/3 m.) Müktesep hak (6/6 m.) Dürüstlük Kuralı-Sessiz Kalma (M.K. 2.m.) sayılabilecektir. Madde 149/1 de Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi mahkemeden ; "Tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini , Araçlara elkonulması, Elkonulan araçlarda kendisine mülkiyet hakkının tanınması, araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya imhası, kararın ilanı " şeklinde talepte bulunabilir. 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan); Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak; d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; e) İş şartlarına uymamak; f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.;" Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini,c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)... manevi tazminat verilmesini, isteyebilir.

"hükmü yer almaktadır.

ÖNCEKİ YARGILAMA Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacı tarafın iddiasına göre ... ve ... sayılı tescilli ve tanınmış olduğu belirtilen marka hakkının davalı tarafça iltibas oluşturacak ve kötü niyetli şekilde markasal kullanımı bulunup bulunmadığı, marka tecavüzü ve haksız rekabet iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın ... sayılı " ..." ibareli 2006 tarihli tanınmış markası olduğu; Davacı tarafın 22/07/2022 tarihinde tescil edilen mobilya sınıfı dahil muhtelif sınıflarda kayıtlı ... sayılı " ..." ibareli tescilli markası olduğu; Davacı tarafın 15/03/2016 tarihinde tescil edilen mobilya sınıfı dahil muhtelif sınıflarda kayıtlı ... sayılı " ... +... ..." ibareli tescilli markası olduğu; Davalı tarafın ise 28/06/2022 tarihinde tescil edilen mobilya sınıfı dahil muhtelif sınıflarda kayıtlı ... sayılı " ..." ibareli tescilli markası olduğu; ... kayıtları ile tespit edilmiştir. Tahkikat aşamasında dosya kapsamındaki iddia ve savunmalar ,sunulan ve celbedilen deliller açısından bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyetince sunulan 24/01/2023 tarihli raporda ÖZETLE; "Dava konusu edilen markasal kullanımlara konu mal ve hizmetler, davacının tescilli markalarının kapsamına giren; “Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar. Yatak şilteleri, yastıklar, tıbbi amaçlı olmayan havalı yataklar ve yastıklar. Ahşap veya sentetik malzemeden mamul panolar, resimler,tablolar için çerçeveler. Tahta, mum, balmumu, plastik veya alçıdan mamul bu sınıfa dahil süs ve dekorasyon eşyaları” emtiaları ve bunların satışı hizmetleri ile aynı/benzer/ türdeş emtialardır; zira bu mal ve hizmetler benzer alıcı çevresine hitap ederler, benzer ihtiyaçları giderirler, hedeflenen alıcı profilleri aynıdır, aynı kaynaklar tarafından sağlanırlar, birbirlerini tamamlayıcı nitelikleri bulunur ve benzer markaları bu mal ve hizmetler üzerinde gören alıcıların markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurma ihtimali yüksektir. Bu yüzden de; dava konusu edilen markasal kullanımlara muhatap mal ve hizmetlerin tamamı açısından, somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu kanaatine varılmıştır. Taraf markalarında/markasal kullanımlarında geçen “...” ve “...” ibareleri arasındaki harflerin/harf dizinlerinin ayniyetinin, karşılaştırılan markaları/işaretleri görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine yakınlaştırdığı, işaretlerin ihtiva ettiği diğer unsurların bu yakınlaşmanın önüne geçmekteki katkısının çok düşük olduğu, dolayısıyla davalının dava konusu edilen markasal kullanımlarının, davacının “...”lı markalarının serisinin bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu ve alt marka algısı yaratmaya uygun nitelikte olduğu düşünülmektedir. Bu benzerliğin; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davacının “...”lı markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...” ibaresini içeren markasal kullanımlarıyla karşılaştığında bu markaları/işaretleri “benzer bulması” ihtimalini doğuracağı değerlendirilmiştir. Ayrıca, davalının markasal kullanımlarının gerçekleştiği ürün ve hizmetlerin, davacının tescilli markaları kapsamına giren emtialar ile aynı/benzer/türdeş olduğu tespit edildiğinden, her ne kadar bu emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen seviyeleri düşük olmasa da, ilgili tüketicilerin/alıcıların bu markalar/işaretler altında sunulan bu ürünler ve bu ürünlerin satışı hizmetlerinin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma/yanılma ihtimalinin bulunduğu, tüketicilerin/alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayamayabilecekleri, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu veya ortak bir çalışma içine girdiklerini düşünmelerinin ihtimal dahilinde olduğu değerlendirilmiştir. Somut olayda; davacının tescilli markaları ile dava konusu edilen markasal kullanımların iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin bulunduğu ve bu nedenle de dava konusu edilen markasal kullanımların, davacının tescilli markalarından doğan haklarının ihlali fiili ile örtüştüğü sonuç ve kanaatine varılmıştır. ...’nın 54. Maddesinin 2. Fıkrasında; “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” 55. Maddesinin 4. Fıkrasına göre de; “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” örnek babından bir haksız rekabet hali olarak düzenlenmiştir. Bunlara göre; Somut olayda, öncelikle, davalının “...”lı markasal/tanıtma vasıtası kullanımlarının, davacının tescilli markaları ve bu markalar altında yürüttüğü ticari faaliyetleri gözetildiğinde, “başkasının iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklinde bir “aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı bir davranış” olup olmadığının tespiti gerekmektedir.Davalının bu kullanımlarda “...” ibaresinin tanıtıcı vasıtanın esas unsuru olarak ön planda olduğu yani söz konusu kullanımların, davacının “...”lı tescilli markaları ve bu markalar altında yürüttüğü, davalının markasal kullanımlarının gerçekleştiği ürün ve hizmetleri kapsayan ticari faaliyetleri ile “karıştırılacak” hüviyette kullanımlar olduğu ve bu yüzden de haksız rekabet sayılabileceği değerlendirilmiştir. KANAAT ve SONUÇ;Davalının dava konusu edilen markasal kullanımlarının, davacının tescilli markalarından kaynaklanan haklarının ihlali niteliğini haiz olduğu ve davacı ile haksız rekabet sayılabileceği," şeklinde ifade edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 22/02/2023 tarih ve .... sayı ile " davalının iş yerinde ve internet ortamında mobilya, minder, dekorasyon ürünleri, kumaş ve benzeri emtialarda "... ibareli markasal kullanımı ile davacıya ait ... sayılı "..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunuyorsa da "..." ibareli markanın tescil başvurusunun 28/6/2022 ve ... sayılı "..." ibareli markanın da 22/07/2022 tarihinde gerçekleşmiş olması nedeniyle bu markanın tecavüz davasına dayanak olamayacağı, davacı tarafından davalının "..." markasının hükümsüzlüğü talebiyle .... Esas sayısı ile açılan dava derdest olduğu ve kimin lehine sonuçlanacağının belli olmadığı ve halihazırdaki tescile dayalı kullanımın korunması gerektiğinden bu dosyasının sonucunun beklenmesinin gerekmediği, davacının itirazına mesnet bir diğer markası olan ... sayılı " ... +... ..." ibareli marka ile davaya konu marka kapsamında bulunan emtialar benzer olsa da, markalar arasında biçim, düzenleme, tertip tarzı ve davacı markasının bütünselliği nazara alındığında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlikten söz edilemeyeceği, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, her iki taraf marka işaretini aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli markasal kullanımını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının ... sayılı markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, markalar arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağından SMK 6/1 maddesindeki iltibasın, tanınmışlık iddiası farklı mal/hizmet sınıfına ait bir koruma sağlayacağından tanınmışlığın koşullarının oluşmadığı, kötü niyet varlığının kanıtlanmadığı ve ayrıca davalının 28/06/2022 tarihinde tescil edilen mobilya sınıfı dahil muhtelif sınıflarda kayıtlı ... sayılı " ..." ibareli tescilli markası bulunduğundan davalının eyleminin haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesi ile davanın reddine " şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından İSTİNAF yoluna gidilmiş olup ..... HD.nin 08/07/2025 tarih ve .... karar sayı ile " Davacı vekili, davalı eylemlerinin müvekkili adına tescilli "..." ibareli markalara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek işbu davayı açmış, Mahkemece, davacının markalarından ... sayılı "... " ibareli markanın tescil başvuru tarihi ile davaya dayanak olamayacağı, ... sayılı "... +... ..." ibareli markanın benzer mal ve hizmetleri içermesine rağmen benzer olmadığı, davalının ... sayılı " ..." ibareli markasının tescilli olması nedeniyle bu markanın kullanımının tecavüz ya da haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçeleriyle dava reddedilmiştir. Davacı tarafça yargılama aşamasında ve istinaf başvuru dilekçesinde davacının ... sayılı "..." markasının tescili başvurusuna yönelik iyirazın ... tarafından reddi sonrasında açılan ... kararının iptali ve hükümsüzlük davasında .... Hukuk M'ahkemesinin ....Esas sayılı dosyasında taraf markaları arasındaki benzerliğin sabit görülmesi ile davanın kabulüne ve ... kararının iptali ile birlikte markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini iddia etmiştir. 6769 sayılı SMK'nın 27/1 maddesi uyarınca markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde, bu kararın sonuçları geçmişe etkili olacağından söz konusu hükümsüzlük davası sonucunda verilecek kararın bu davayı da etkileyeceğinin kabulü gerekir. Ayrıca davacı tarafından anılan davada davalıya ait "..." ibareli markalar ile davacıya ait "..." ibareli markalar arasında benzerlik bulunduğu yönünde bilirkişi tespitinin bulunduğu ve mahkemece bu tespitin hükme esas alındığı savunması yargılama ve istinaf aşamasında ileri sürülmüş, davacı vekili tarafından buna ilişkin duruşma tutanağı örneği dosya kapsamına sunulmuştur. Bu halde söz konusu kararın kesinleşmesi halinde anılan tespitin işbu davanın esasını etkileyecek mahiyette olduğu da muhakkaktır. O halde ilk derece mahkemesince anılan davada verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, kesinleşmemişse kararın kesinleşmesinin beklenilmesi ve sonucuna göre işbu davadaki talebin değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu itibarla, somut uyuşmazlığın çözümünde .... Mahkemesi'nin .... esasında görülen dava sonunda verilecek olan kararın etkili olması nedeniyle kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiğinden ve sonucunun beklenilmesi gereken dava dosyası, işbu dava yönünden esasa etkili bir delil niteliğinde bulunduğundan, anılan dava dosyasında verilen kararın kesinleşmesinden sonra delillerin yeniden değerlendirilerek yeni bir karar verilmesi zorunludur. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile .... Hukuk Mahkemesi 22/02/2023 gün ve .... sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE," şeklinde İADE kararı ile dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir. YENİDEN DEĞERLENDİRME; Duruşmaya gelen taraf vekillerinin beyanları alındıktan sonra ... iade kararında geçen .... Mahkemesi'nin.... esasında görülen dava dosyasının sonucunun kesinleşmesinin beklenilmesine karar verilmiştir. Daha sonra anılan .... sayılı dosyasının Yargıtay denetiminden geçerek 13.05.2026 tarihinde kesinleştiği ," 1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının İPTALİNE, 2-Dava konusu ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, " şeklinde verilen kesinleşmiş karar örneğinin kesinleşme şerhi ile birlikte mahkememize gönderildiği, ... sayılı markanın hükümsüzlüğünün kesinleştiği görülmüş, tahkikat bitirilerek tarafların son sözleri de alınarak duruşma bitirilmiştir. GEREKÇE; 1-Haksız rekabet davası; Her ne kadar davacı taraf vekili , davalı eyleminin aynı zamanda ... anlamında haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüş ise de; .... H.D.nin .... sayılı emsal kararında "Davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka hakkı ... nezdinde tescilli olup SMK ile getirilen özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiştir. Davacı bu özel hükümlere de dayanmış olduğundan markanın koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olup, özel hükmün yanında haksız rekabetin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, Dairemizin daha önceki bazı kararlarında da benimsediği üzere (..... Hukuk Dairesinin 14.03.2022 gün ve .... sayılı, yine 22.04.2021 gün ve .... sayılı kararları) somut olay bakımından, SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek talebin, haksız rekabetin tespiti ve men'ine dair kısmı yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, " şeklinde geçtiği üzere davacı taraf marka ihlaline dayandığı durumda artık haksız rekabete dayanamayacağından haksız rekabete bağlı açılan davanın reddi gerekmiştir. 2-Marka Tecavüzü davası; SMK 7.nci madde kapsamında marka tesciline sahip olanların hakları belirtilmiş ve buna aykırı davrananların eylemi ise SMK 29.ncu maddede marka tecavüzü olarak nitelendirilmiştir. Davacı vekili, davalı eylemlerinin müvekkili adına tescilli "..." ibareli markalarına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürmektedir. Davacı tarafın ... sayılı " ..." ibareli 2006 tarihli tanınmış markası; 22/07/2022 tarihinde tescil edilen mobilya sınıfı dahil muhtelif sınıflarda kayıtlı ... sayılı " ..." ibareli tescilli markası ; 15/03/2016 tarihinde tescil edilen mobilya sınıfı dahil muhtelif sınıflarda kayıtlı ... sayılı " ... +... ..." ibareli tescilli markası olduğu ... kayıtları ile tespit edilmiştir. Bütün bunlardan sonra ; Davalı tarafın işyerinde ve internet ortamında mobilya, minder, dekorasyon ürünleri, kumaş ve benzeri emtialarda " ... " ibareli markasal kullanımı ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Diğer yönden davalının işyerinde ve internet ortamında mobilya, minder, dekorasyon ürünleri, kumaş ve benzeri emtialarda " ... " ibareli markasal kullanımlarının davacı markasının kapsamındaki emtialarla aynı/benzer/ilişkili ve bağlantılı olduğundan emtia benzerliği de gerçekleştiği; (nitekim benimsenen bilirkişi raporunda bu husus ""Dava konusu edilen markasal kullanımlara konu mal ve hizmetler, davacının tescilli markalarının kapsamına giren; “Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar. Yatak şilteleri, yastıklar, tıbbi amaçlı olmayan havalı yataklar ve yastıklar. Ahşap veya sentetik malzemeden mamul panolar, resimler,tablolar için çerçeveler. Tahta, mum, balmumu, plastik veya alçıdan mamul bu sınıfa dahil süs ve dekorasyon eşyaları” emtiaları ve bunların satışı hizmetleri ile aynı/benzer/ türdeş emtialardır; dava konusu edilen markasal kullanımlara muhatap mal ve hizmetlerin tamamı açısından, somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu " şeklinde de izah edildiği) İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, her iki işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı (hedef) kitlesinin, yargılama konusu mal ve hizmetlerde davalının " ... " ibareli markasal kullanımlarını gördüğünde bunun davacıya ait " ... " ibareli tescilli marka kapsamında olan bir mal/ hizmet olarak algı yaşayabileceği , yani yanılabileceği , her iki markalı mal ve hizmetin işletmesel kökenlerinin aynı olduğu, idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeye ait markalar olarak algılanabileceği yani markalar arasında karıştırılma ihtimalini yaşayabileceği kanaatiyle taraf markaları arasında SMK anlamında iltibas oluştuğundan davalı eyleminin SMK 7 ve 29.ncu madde kapsamında marka tecavüzü, oluşturduğu kanaatine varılarak marka tecavüzü sabit görüldüğü; Diğer yönden davacı taraf SMK 6/5 maddesine dayalı tanınmışlık iddiasında bulunmuş ise de davalı tarafın " ... " ibareli kullanımları nedeniyle davacıya ait ... sayılı " ..." ibareli tanınmış markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " hususları da kanıtlanmadığı kanaati oluştuğu; Ayrıca davalının kullanımlarının kötü niyetli kullanımlar olduğu iddia edilse de davalı kullanımların kötüniyetli kullanımlar olduğu da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar yukarıda açıklanan iltibası ve marka tecavüzü de ortadan kaldırmadığından dava kabul edilmiştir. Manevi tazminat konusu; Yukarıda izah edildiği şekli ile davalı eyleminin marka ihlali oluştuğundan "100.000,00TL manevi tazminatın 18.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, " ( bu oran belirlenirken davalı taraf eylemi nedeniyle davacının tesçilli markasının müşteri potansiyelinde yaratabileceği zararın davacı üzerindeki olumsuz etki / zarar dikkate alınıp takdiren tayin edilmiştir ) " şeklinde hüküm tesis edilmiştir. İhtiyati tedbir konusu; Dava açıldıktan sonra uzun bir süre geçmiş olup ihlalin devam ettiği/edeceği anlaşılamadığı gibi, Esasa yönelik nihai karar verildiğinden bu aşamada ihtiyati tedbir konusunda karar verilmesine yer olmadığına, ayrıca karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1- Haksız rekabet istemli açılan davanın REDDİNE 2- Marka ihlali istemli açılan davanın KABULÜNE 3- Davalı taraf eyleminin davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalı ihlalinin durdurulmasına, önlenmesine, kaldırılmasına, 4- Davacı tarafça talep edilen 100.000,00TL manevi tazminatın 18.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5- Esasa yönelik karar verildiğinden bu aşamada ihtiyati tedbir konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 6.831,00 TL karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin düşümü ile bakiye 6.750,30 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 7-Haksız Rekabet istemli açılan dava yönünden; AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 8-Marka İhlali istemli açılan dava yönünden; AAÜT uyarınca manevi tazminat yönünden; 55.000,00 TL vekalet ücreti ile diğer istemler yönünden 55.000,00 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 110.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 9-Davacının yaptığı; 2.400,00 TL bilirkişi ücreti, 1.430,20 TL tebligat ücreti, 80,70 TL harç masrafı olmak üzere toplam 3.910,90 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2'si olan 1.955,45 TL davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 10-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 13/07/2026

Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2025/334, K. 2025/334, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-334-e-2025-334-k-5f8d7599a0cb