Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1958 E. 2026/804 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1958
- Karar No
- 2026/804
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1958
KARAR NO: 2026/804
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/06/2021
NUMARASI: 2019/635 Esas - 2021/571 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/04/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin davalıya beyaz et ve gıda ürünleri sattığını, davalı şirket tarafından ödenmeyen faturalara dayalı olarak cari hesap borcunun tahsili amacı ile icra takibine geçildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerininde sonuçsuz kaldığını beyanla, davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı cevap dilekçesi vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Her iki tarafça vergi dairesine bildirilen faturalar yönünden olaya emsal olan Yargıtay 19 HD nin 2018/2293 esas, 20194962 karar sayılı 4.11.2019 tarihli ilamında da açıklandığı üzere davalı, davaya dayanak faturaya ilişkin beyanname vermekle malları teslim almış sayılacağı değerlendirilmelidir.Buna göre davalının malları teslim aldığı,teslim aldığı malların da bedelini ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir. Vergi dairesine bildirilmeyen 8 adet fatura dışındaki faturalardan kaynaklanan mallar yönünden davacının mal teslimini gerçekleştirdiği kabul edilmiştir. 8 fatura yönünden de davalı şirket yetkilisi isticvap edilmiş, fatura ve irsaliyelerdeki kaşenin şirkete ait olduğu, imzanın kendisine veya şirket çalışanı ........ ait olabileceğini bildirdiği, davacının kestiği faturalardaki malları teslim ettiğini, ödenmeyen faturaları natırlamadığını beyan ettiği görülmekle davalı şirket yetkilisinin mal teslimi olmadığına ilişkin bir savunmasının olmadığı anlaşılmakla bu 8 fatura yönünden de mal teslimi yapıldığı kanaati oluştuğundan davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulmuştur. Dosya kapsamında davalıyı temerrüde düşürücü bir ihtar bulunmamaktadır. Takip öncesi temerrüt faizi talep edilebilmesi için davalının TBK. 117 (eski TBK. 101) maddesi uyarınca temerrüt ihtarnamesi ile temerrüde düşürülmesi ya da borcun ödeneceği günün tarafların anlaşmasıyla kesin olarak belirlenmesi (TBK. m. 117/2) şarttır. Takibe kadar işlemiş faize yönelik davalı itirazının haklı olduğu değerlendirilerek takibe kadar işlemiş faiz tutarı bakımından davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 2. fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın yasa ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yeniden yargılama (bilirkişi incelemesi) yapılarak davanın tüm talepleriyle birlikte reddine karar verilmesi gerektiğini, şöyle ki verilen kararda savunmalarının gereğince değerlendirilmemiş, yargılama aşamasında bilirkişi tarafından hatalı şekilde hazırlanan rapor hükme esas alınmış, rapora itirazlarımız gereği gibi irdelenmemiş, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler üzerine hüküm kurulduğunu, davacının açtığı dava yasal dayanaktan yoksun iddialarla davalı şirketten haksız kazanç sağlama amacını gütmekte olup, huzurdaki davanın tüm talepleriyle birlikte reddi gerektiğini, davalı şirket 1980 yılından beri toptan ve perakende gıda sektöründe faaliyet gösteren maruf bir şirket olup Sektörde uzun yıllardır edindiği tecrübe doğrultusunda ticari ahlaka ve teamüllere uygun olarak ticari ilişkilerini ilerlettiğini, piyasada yerini koruyan ve sahip olduğu deneyimlerle sektöre yön veren müvekkil şirketin davacı yanın haksız alacak iddialarının muhatabı olmasının söz konusu olmadığını, davacının haksız ve gerçeğe aykırı iddialarla davalı şirket üzerinden kazanç sağlamaya çalıştığını, davacının davalı şirketin marketlerine beyaz et ve gıda ürünleri satışı yaptığını iddia ettiğini ancak dosya kapsamında yapılan tüm incelemeler yalnızca ve yalnızca davacının kayıtları üzerinden gerçekleştirildiğini, bu konuda davalı şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ yapılmadığından davalı şirket kayıtları üzerinde inceleme gerçekleştirilemediğini, kaldı ki, dava dilekçesinde davacı tarafından iddia olunan beyaz et ve gıda ürünü satışlarının ne zaman ve hangi miktarda yapıldığı açıklanmamış, iddia edilen ticari ilişkinin süresi, -varsa- sözleşmesi, şartları vs. yönünde hiçbir bilgi verilmemiş asla kabul anlamına gelmemek üzere, bir an için davacının alacak iddiasının doğru olduğu düşünülse dahi davalı takip öncesinde hiçbir surette ticari teamüllere uygun olarak temerrüde düşürülmemiş olduğundan takip öncesi talep olunan faize de itiraz edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer alan tüm aleyhe değerlendirme ve hesaplamalara şiddetle itiraz edildiğini, tarafsızlıktan uzak şekilde yalnızca davacı kayıtlarına göre tanzim olunan iş bu raporun hüküm tesisinde dikkate alınmaması gerektiğini, zira, her ne kadar raporda bilirkişi tarafından şirket adresine gelindiği beyan edilmiş ise de davalı şirketin adresine defter incelemesi talebiyle kimse gelmemiş olup, bu yöndeki değerlendirmenin kabulünün mümkün olmadığını, keza, bu yönde usulünce yapılmış bir tebligat da olmadığını, adil yargılama ilkesinin ihlali anlamına gelen bu karara itiraz zorunlu hale geldiğini, davalı şirket yönünden savunma hakkının kısıtlanmasına yol açan bu durum karşısında iş bu gerçeğe aykırı tanzim olunan rapora hukuki değer atfedilmemesi gerektiğini, davalı şirketin ticari defterleri eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmakla, delil niteliğine haiz olduğunu, HMK md.222/3 uyarınca davalı şirkete ait ticari defter kayıtlarının incelenmesiyle davacının iddialarının dayanaktan yoksun olduğunun istinaf aşamasında yapılacak bilirkişi incelemesi ile sübuta ereceğini, hükme esas alınan raporda borçlunun BK 101 uyarınca temerrüde düşürülmediği, bu nedenle alacaklının takip tarihine kadar işlemiş faizi (1.340,11 TL) talep edemeyeceği yönündeki görüşe iştirak edildiğini, zira, müvekkil takip öncesinde hiçbir surette ticari teamüllere uygun şekilde temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle davacının faiz talebi de alacak iddiası gibi haksız ve mesnetsiz olup haksız kazanç gayesi güttüğünü, yine raporda İcra inkar tazminatına ilişkin takdirin ise Mahkemeye ait olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de davacının alacak iddiasının yargılamayı gerektirir olduğu, takip konusu alacağın likit olmadığı son derece açık olup bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin de reddi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, cari hesabı oluşturan faturalara konu malların teslim edilip edilmediği ve davacı alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ..... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesaptan kaynaklanan alacak" sebebine dayalı olarak 12.236,19 TL asıl alacağın, 1.340,11 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 24/10/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.
Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2)
Davacının incelenen ticari defterlerine göre davalıdan 12.236,19 TL alacaklıdır. Davalı ise ticari defterlerini kabul edilebilir bir mazeret bildirmeksizin bilirkişi incelemesine sunulmak üzere ibraz etmemiştir. Ancak B/A bildirimlerine göre davacının 391 adet belge ile KDV hariç 131.786,00 TL olarak davalı tarafından vergi dairesine bildirilmiştir. Bilirkişi raporunda B/A beyan sınırına girmeyen 2.489,35 TL tutarındaki 8 adet faturanın sevk irsaliyelerinde davalı firmanın kaşe ve imzasının bulunduğu tespit edilmiştir. Ticari defterlere kaydedilmeyen faturaların B/A formu ile beyan edilmesi mümkün olmadığından, davalının B/A bildiriminde bulunduğu faturalar yönünden bunları ticari defterlerine kaydettiğinin kabulü gerekir. Bu halde davalının B/A formlarının aksini ispatlaması gereklidir. Ancak davalı tarafça B/A bildirimlerinin aksini ispata yarar bir delil sunulmamıştır.
B/A beyan sınırına girmeyen 2.489,35 TL tutarındaki 8 adet faturaya ilişkin sevk irsaliyelerinde davalı firmanın kaşe ve imzasının bulunması ve bu imzaların açık bir şekilde inkar edilmemesi karşısında anılan faturalara konu malların da davalı tarafa teslim edildiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın hükümde yazılı olduğu gibi kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Her ne kadar davalı tarafça kendilerine usulüne uygun olarak tebligat yapılmadığından şirket kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı iddia edilmiş ise de, ticari defter incelemesine ilişkin duruşma zaptı ekli ve ayrıca ticari defter incelemesine ilişkin şerh içeren tebligat davalı şirkete 24/11/2020 tarihinde tebliğ edilmiş olup, bu nedenle söz konusu itiraz yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 208,96 TL harcın, alınması gerekli olan 835,85 TL harçtan mahsubu ile bakiye 626,89 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 27/04/2026