Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1896 E. 2026/821 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1896
- Karar No
- 2026/821
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2022/1896
KARAR NO : 2026/821
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 23/06/2022
NUMARASI : 2021/409 Esas - 2022/489 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 04/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 17/08/2019 tarihinde ... ... firmasına ait, ...'u idaresindeki ... plakalı otobüste yolcu olarak bulunan, ...'ün gerçekleşen tek taraflı kaza sonucunda vefat ettiğini, ... plakalı aracın işleteni davalı.... Ltd. Şti. olarak görüldüğünü, belirterek ...'ün vefatı sebebiyle; baba ... ve anne ... için 200.000'er TL kardeşleri ... ve ... için 100.000'er TL manevi tazminat ile 5.000 TL ferdi kaza teminat bedelinin, 500.000 TL'sinin davalılardan ... AŞ'den olmak üzere ... ... Ltd. Şti. ve .... Ltd. Şti'nden; ... AŞ, için temerrüt tarihi olan 12/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, diğer davalılardan ise haksız flilin meydana geldiği tarih olan 17/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, 5.000 TL ferdi kaza teminat bedelinin davalı ... AŞ'den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... ...Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde, arabuluculuğa sadece ... AŞ adına başvurulduğunu, müvekkili ... ...Ltd. Şti. adına başvurulmadığını, bu nedenle dava şartı yokluğundan dolayı davanın reddini istemiştir.
Davalı .... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davaya konu kaza sonrası açılan emsal davalarda müvekkili şirket hakkında davaların reddedildiğini, müteveffanın uğramış olduğu zararlardan müvekkilinin sorumlu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince: Davacıların ferdi kaza teminatına ilişkin maddi tazminat davasının HMK'nin 150/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; davacı ... için 100.000 TL, davacı ... için 100.000 TL, davacı ... için 50.000 TL ve davacı ... için 50.000 TL olmak üzere toplam 300.000 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi açısından 12/05/2021 tarihinden itibaren diğer davalılar açısından kaza tarihi olan 17/08/2019 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalılardan (davalı sigorta şirketinin sigorta poliçe limitleri ile sınırlı olarak sorumlu olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili: Tarafların ekonomik durumları, araç sürücüsünün asli kusuru göz önüne alındığında manevi tazminat miktarlarının çok az olduğunu, ferdi kaza teminatına ilişkin açılmamış sayılmasına karar verilen dava ile ilgili olarak davalı sigorta şirketi lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, her bir davacı için hükmedilen tazminat bakımından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini;
Davalı ... Limited Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle: ... plakalı otobüsün Çanakkale 3. Noterliğinin 17/01/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı "Taşıt Kira (Taşıma) Sözleşmesi" uyarınca davalılardan ... .... Ltd. Şti.'ne kiralandığını, mahkemece sözleşme hükümleri yanlış yorumlanarak müvekkili şirketin sorumluluğuna karar verdiğini, ... .... Ltd. Şti.'nin sorumsuzluğuna dair yapılan anlaşmaların kanunun emredici hükümleri gereği geçersiz olduğunu, geçersiz anlaşma hükümlerine göre müvekkilinin işleten kabul edilmesinin de mümkün olmadığını, tarafların kusur oranına ilişkin bir inceleme yapılmaksızın karar verildiğini;
Davalı ... .... Ltd. Şti. vekili özetle: Müvekkili firmanın dava konusu olayla ilgili bir sorumluğunun bulunmadığını, dosya kapsamındaki kusur raporunda, kaza mahallindeki su birikintisinin etkisinin tartışılmadığını, yol durumundaki sorun ile meydana gelen kaza arasında illiyet bağının irdelenmediğini, emniyet kemeri kullanmayan müteveffanın, dava konusu trafik kazası hadisesinin ölümle sonuçlanmasında kusuru bulunduğunu, mahkemece sosyal ve ekonomik durum araştırması yapılmaksızın hükmedilen tazminat miktarlarının hukuka ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, hükmedilen tazminat miktarlarının fahiş nitelikte olup manevi tazminatın genel prensipleri ile bağdaşmayarak, zenginleşme amacına olanak tanıdığını;
Davalı ... AŞ vekili ise: Müvekkilinin sorumluluğun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, manevi tazminat talebinin poliçe kapsamında olmadığını, bu sebeple müvekkilinin manevi tazminata ilişkin sorumluğu bulunmadığını belirtmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas alınan kusura ilişkin ATK raporunda dava dışı otobüs sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Kaza tespit tutanağı ile uyumlu, olayın meydana gelmesine neden olan kusur durumları dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279. maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında, davalının kusuru oranında sorumlu olduğundan verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun hükümlerine göre, trafik sicil kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işleten sıfatının 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir kanun hükmü yoktur. Nitekim aynı Kanunun 3. maddesinde işleten, " ... araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." biçiminde tanımlanmıştır. Anılan Kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek öğretide, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Diğer yandan; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85/1. maddesi: "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmünü içermektedir. Taraflar arasındaki Çanakkale 3. Noterliğinin 17/01/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı "Taşıt Kira (Taşıma) Sözleşmesi" yukarıda açıklanan uzun süreli kira sözleşmesi niteliğinde değildir. Sözleşme, taşıma belgesi (D1 yetki belgesi) sahibi olan davalı ... ...şirketi ile araç (... plakalı) maliki davalı Isokal ...Şirketi arasında, davalı araç maliki Isokal ...şirketine ait aracın, taşıma belgesi sahibi ... ... ...şirketinin ünvanı/işletme adıyla işletilmesi, bunun karşılığında, davalı ... ...şirketinin kestiği biletlerden belirli oranda pay alarak, geriye kalanını da davalı araç maliki Isokal ...şirketine ödemesi üzerine kuruludur. Bu durumda, 2918 sayılı Kanun'un 85/1. maddesine göre, davalı taşıma belgesi sahibi şirket ile davalı araç maliki şirket, trafik kazası sonucu doğan zarardan üçüncü kişilere karşı müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Taraflar arasındaki sözleşmenin zarardan sorumluğa ilişkin hükümleri, zarar gören üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyecek ve bağlayıcı olmayacaktır. Bu hükümler ancak, tarafların iç ilişkisinde birbirlerine karşı ileri sürülebilecektir. Dolayısıyla, davalılar Isokal ...şirketinin ve ... ...şirketinin vekillerinin bu konudaki itirazları kabul edilmemiştir.
Yine, dosya içeriğinde yer alan genişletilmiş kasko poliçesinde "ARTAN MALİ MESULİYET TEMİNATI ÖZEL ŞARTI" başlığı altında açıkça " Manevi tazminat talepleri poliçe toplam teminat limiti içinde değerlendirilmek şartıyla teminat kapsamına dahil edilmiştir." şeklindeki düzenleme karşısında, davalı sigorta şirketinin manevi tazminat talebi yönünden poliçe limiti olan 500.000 TL ile sınırlı sorumluluğuna karar verilmesinde isabetsizlik bulunmayıp davalı sigorta şirketinin, manevi tazminat isteminin teminat dışı olduğu yönündeki itirazının reddine karar verilmiştir.
TBK'nin "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Bu hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta; olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ve tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, davacıların henüz 18 yaşındaki evlatlarını/kardeşlerini davalıların sorumluluğundaki aracın sürücüsünün kusurlu araç sevk etmesi nedeniyle kaybetmeleri nedeniyle yaşadıkları acı ve ızdırap, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uymadığı, bu nedenle davalılar vekillerinin tazminatın fahiş olduğuna yönelik itirazlarının reddine; davacılar vekilinin ise tazminatın yetersiz olduğuna ilişkin itirazının kabulüne karar verilmiştir.
Son olarak, ferdi kaza sigortası kapsamındaki tazminat davasında, tarafların sulh olması nedeniyle davanın davacılar tarafından takip edilmediğinin bildirildiği, protokolde vekalet ücreti talep edilmeyeceğinin belirtildiği ve buna göre davacılar ile davalı sigorta şirketi arasındaki davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmakla, davalı sigorta şirketi lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, davacılar vekilinin bu konudaki istinaf itirazının da kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I.Davalılar vekillerinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,
II.Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile,
Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına,
Buna göre:
1.Davacıların ferdi kaza teminatına ilişkin maddi tazminat davasının HMK'nin 150/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına,
2.Davacıların manevi tazminat davalarının kabulü ile;
-Davacı ... için 200.000 TL,
-Davacı ... için 200.000 TL,
-Davacı ... için 100.000 TL ve
-Davacı ... için 100.000 TL manevi tazminatın, [davalı sigorta şirketi açısından toplamda 500.000 TL poliçe limitiyle (davacılar ... ve ...'e karşı ayrı ayrı 166.666 TL ile; davacılar ... ve ...'e karşı ayrı ayrı 83.333 TL ile) sınırlı müteselsil sorumlu olmak üzere ve 12/05/2021 tarihinden itibaren]; diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 17/08/2019 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre, manevi tazminat açısından alınması gereken 40.986 TL harçtan, peşin alınan 2.066,38 TL'nin mahsubu ile bakiye 38.979,62 TL karar ve ilam harcının (davalı sigorta şirketi 34.155 TL ile sınırlı müteselsil sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
4.Davacılar tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı ve 2.066,38 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.125,68 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
5.1.Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince manevi tazminat yönünden; 45.000 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
5.2.Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince manevi tazminat yönünden; 45.000 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
5.3.Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince manevi tazminat yönünden; 45.000 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
5.3.Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince manevi tazminat yönünden; 45.000 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
6.Davacılar tarafından yapılan 234,20 TL tebligat-müzekkere giderinden oluşan yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
7.6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
8.Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
III.İstinaf İncelemesi Bakımından;
1.Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istem halinde ilk derece mahkemesi tarafından iadesine,
2.Harçlar Kanunu uyarınca davalılardan alınması gereken 20.493 TL harçtan, davalılarca peşin yatırılan toplam 15.470,65 TL'nin mahsubuyla bakiye 5.022,35 TL istinaf karar ve ilam harcının davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
3.İstinaf kanun yolu aşamasında davacılar tarafından sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ile 99,5 TL posta gideri olmak üzere toplam 320,20 TL yargılama giderinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacılara verilmesine,
4.İstinaf kanun yolu aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6.İstinaf için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/06/2026