Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1890 E. 2026/1104 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1890
- Karar No
- 2026/1104
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1890
KARAR NO: 2026/1104
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/06/2022
NUMARASI: 2018/1209 Esas - 2022/503 Karar
DAVA: İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/05/2026
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının 2008 yılından beri davacı şirketin hissedarı olduğunu, 31.12.2017 tarihinde davacı şirketin bilançosunda davalının borçlu olduğu, davacı şirketin nakit akışında sıkıntı olduğu, davacı şirketin ciddi bir kredi yükünün olduğu bu sebepten dolayı 14.06.2018 tarihinde 2018/55 sayılı YMM raporu ile şirket hissedarları tarafından çekilen nakit varlıkların şirkete iadesini istediklerini, 2017 yılı için davacı şirket, ortaklarından 2.992.426,65.-TL alacaklı olduğunu, davalının davacı şirkete borcunun 1.760.466,00-TL olduğu, ... ve davalı ... Amsterdam ... ortak hesabından 215.000 USD, ... şubesinde ortak hesaba aktarıldığını bu hesaptan da davacı şirketin hesabına aktırıldığını bu sebepten dolayı mahsuplaşıldığını ve davalının cari hesap borcunun 1.284.211,00.-TL olduğunu ve bu tutar üzerinden itirazın iptali davası açıldığını, davacı şirketin ticari defter ve belgeleri incelendiğinde davalının borcunun görüleceği, davacı şirketin davalıya borcun ödenmesi için .... Noterliği 24.07.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname gönderdiğini daha sonrada iİcra takibinde geçildiğini, davalının icra takibine kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, İstanbul .... İcra Müd. ...E sayılı dosyasına yapmış bulunduğu haksız ve yersiz ihtirazların iptalini ve 1.284.211,0TL ana para üzerinden takibin devam etmesini, davalı şirket aleyhine alacağın% 20'sinden az olmamak üzere; icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından davalı aleyhine 1.760.466.-TL üzerinden ilamsız takip başlatıldığını, bu takibin haksız ve dayanaksız olduğunu, itirazda bulunduklarını ve takibin durdurulduğunu, davalının davacı şirkette herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı şirketin yetkilisi ...'un davalının eşi olduğunu, aralarında boşanma davası olduğunu, davalının davacı şirketten alacaklı olduğunu, davacı şirket yetkilisi ..., davalı ile aralarındaki ailevi ihtilafı kötü niyetli olarak ticari hayatlarına taşıdığı, muvazaalı hisse devirleri yaptığı, davalının davacı şirketteki hak ve yetkilerini kısıtladığını, el yazısı ile hazırlanmış olan davacı şirkete ait kredi dökümü ile gelir gider tablosunun hiçbir geçerliliğinin bulunmadığını, takibe dayanak gösterilen Özel amaçlı raporunda tamamen geçersiz ve dayanaksız olduğunu, davacı şirketin 21.06.2018 tarihili ... karar nolu kararının hukuka aykırı olduğunu, haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı açılan davanın reddine, kötü niyetli davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa Tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...mahkemece bilirkişi teknik heyeti tarafından davalı şirketin ticari kayıtları incelenmiş, 2016-2017 ve 2018 tarihli ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin tam olduğu, usulüne uygun olduğu, davacı şirket lehine delil kabiliyeti bulunduğu tespit edilmekle davalı ...isimli ortak hakkında 27/08/2018 takip tarihi itibariyle ... sıra numarası ile toplamda 91.149,98 TL borcunun olduğu, buna karşılık herhangi bir ödemenin olmadığı tespit edilmiştir. Yargılamanın devam ettiği sırada 7. Celsede davalı borçlu vekili tarafından sunulan bir kısım makbuzlardaki imzaların ve yazıların davalı borçluya ait olmadığı belirtilmiştir. Ancak cevap dilekçesi incelenmesi sonucu davalının borçlu tarafından cevap dilekçesinde herhangi bir şekilde imza ve yazı inkarı olmadığı, yargılamanın devam sırasında davalı tarafın savunmasını genişlettiği tespit edilmekle 9. Celsede alınan ara karar ile yazı ve imza incelemesi örneklerinden rücu edilmiştir. Usulüne uygun olarak tutulan davacı şirket defterleri uyarınca davacı ortağın takip tarihini itibariyle makbuzları uyarınca kendisine verilen borçların geri ödenmediği tespit edilmekle açılan davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemek kaydıyla, her ne kadar mahkeme gerekçeli kararında cevap dilekçelerinde herhangi bir şekilde imza ve yazı inkarı olmadığı, savunmalarının genişletildiği yönündeki sözde gerekçeleri ile 9. celsede ara karar ile yazı ve imza incelemesinden rücu ettikten sonra aynı celsede iş bu hukuka aykırı kararı vermiş ise de; ilk olarak takip talebinde dahi söz konusu makbuzlara dayanılmadığını, icra takip dosyasına sunulmadığını, ödeme emri ekinde takip dayanağı belgelerin müvekkiline tebliğ edilmediğini, kaldı ki takip talebinde takibin dayanağının alacaklı tarafından sadece " ihtarname ", ödeme emrinde " adi alacak" olarak gösterildiğini, açılan iş bu itirazın iptali dava dilekçesinde de söz konusu makbuzların bahsinin dahi geçmediğini, davacı tarafın delil listesinde dahi yer almadığını, dosyaya da sunulmadığının açık olduğunu, taraflarınca açıkça imza ve yazı inkarında bulunulduğunu, savunmanın genişletilmesi söz konusu olmayıp, mahkeme gerekçesinin ve kararının da ne denli hatalı olduğunun açıkça ortada olduğunu, 15.11.2019 tarihli kök bilirkişi raporunda her ne kadar; "şirket defter ve belgelerinin usulüne uygun şekilde tutulduğunu, müvekkilinin 27.08.2018 takip tarihi itibariyle şirkete 91.149,98 TL borçlu olduğunu, ortakların şirkete borçlanma yasağı kapsamında borçlanma işleminin genel kabul gereği butlanla sakat olacağı belirtilmiş ve mahkeme işbu hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda karar vermişse de şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığını, müvekkilinin davacı şirkete borcu bulunmadığı gibi, kabul anlamına gelmemek kaydıyla raporda da çelişkili biçimde belirtildiği gibi "ortakların şirkete borçlanma yasağı kapsamında borçlanma işleminin butlanla sakat olduğu" da muhakkak olduğunu, müvekkilinin davacı şirkete hiçbir borcu bulunmadığı gibi davacının müvekkilinden olan alacak miktarının 1.760.466 TL şeklindeki rakamlardan, önce davacı şirket tarafından sözde bir kısım mahsuplaşmalar neticesinde dava tarihinde, kendi kayıtlarında, 1.284.211 TL'ye düşürülmesi, akabinde bu alacak miktarının düzenlenen bilirkişi raporu ile 40.220 TL gibi rakamlara kadar düşmesi de davacı şirketin yasal defter kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulmadığını, keyfi tutulduğunu göstermekle birlikte, belgelerinin davacı şirket ile yetkilisi ...'un keyfi uygulamalar ile müvekkili şirkete borçlu göstererek kendilerine haksız menfaat temin etmeye çalıştığını, dolayısıyla ne denli kötü niyetli olduğunu alenen ispatladığını, İİK 58/3 maddesine göre 'alacak bir belgeye dayanmakta ise aslının ya da onaylı suretinin bir fazlasıyla takip talebi anında İcra Dairesine tevdinin mecburi olduğunu, yine, aynı kanunun 61/1 maddesine göre de takip belgeye dayanıyor ise, belgenin onaylı bir örneğinin ödeme emri ile birlikte borçluya gönderilmesi gerektiğini, alacaklı takibe konu alacağı için senet, senet yoksa sebep göstermek zorunda olduğu gibi dayanak olarak senedi gösteriyor ise bu senedi de takibe eklemek zorunda olduğunu, aksi halde icra memurunun borçluya ödeme emri gönderemeyeceğini, müvekkiline tebligat ekinde gönderilen herhangi bir belge olmadığı gibi, icra dosyasına da ibraz edilmiş, hatta takip talebinde borcun dayanağının dahi gösterilmediğini, borcun dayanağı kısmında sadece "ihtarname" yazılı olduğunu, ödeme emrinde ise borcun dayanağı kısmında sadece "27.08.2018 tarihli adi alacak 1.760.466,00 TL" yazılı olduğunu, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2022 tarihli, 2018/1209 E. ve 2022/503 K. sayılı davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve davanın tümden reddine, davacı şirket aleyhine haksız alacağın tamamı üzerinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları, istinaf giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı-borçlu yanın İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğundan, itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirket 1988 yılından beri faaliyet göstermekte olup, davalı ...'un 2008 yılından beri şirketin hissedarları arasında yer aldığını, 31.12.2017 tarihinde oluşturulan şirket bilançosunda davalının müvekkili şirkete borçlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirkette yapılan genel kurul toplantısı neticesinde 21.06.2018 tarih, 2018-03 sayılı Karar ile; 2017 yılı bilanço kayıtlarında açıkça görüldüğü üzere davalının 31.12.2017 tarihi itibariyle müvekkili şirkete 1.760.466,00-TL borcu bulunduğu tespit edilerek bu borcun müvekkili şirkete geri ödenmesi hususunun karara bağlandığını, davalı tarafa, mali müşavir raporunun alınması ve şirket genel kurulunda yapılan toplantı neticesinde birçok kez borcunu ifa etmesi konusunda talepte bulunulmuş olup; ayrıca 24.07.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalının müvekkili şirkete olan 1.760.466,00TL borcunu ivedilikle ödemesinin ihtar edildiğini, ancak, davalının kötü niyetli şirketi finansal bakımdan güç durumda bırakma amaçlı tutumu nedeniyle aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas numaralı dosyası ile 1.771.752,28 TL borç için icra takibi başlatıldığını, Mahkeme kararının gerekçesinde şirket defter ve kayıtlarına göre Bilirkişi Raporu'nda tespit edilen borç miktarının 91.149,98 TL olduğu değerlendirmesi yapıldığını, taraflarınca Bilirkişi Raporu'na karşı itiraz dilekçesi sunularak incelenmesi için şirket kayıt ve belgelerinin ibraz edildiğini, buna rağmen tanzim edilen Bilirkişi Ek Raporu'nda yeterli inceleme yapılmamış ve taraflarınca dosyaya sunulan belgeler incelenmemiş olduğundan, yalnızca aynı görüşün tekrar sunulduğu eksik ek raporun hükme esas alınması hatalı olup, kararın kaldırılmasını gerektiğini, ayrıca Mahkeme'ye 18.10.2021 tarihli dilekçeleri ekinde sunulmuş olan tediye makbuzları da hükme esas alınmamış olup, Mahkeme tarafından delillerin değerlendirilmesinde açıkça hataya düşüldüğünü, açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.06.2022 Tarih, 2018/1209 E, 2022/503 K. Sayılı haksız ve hukuka aykırı kararının yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, haklı davalarının kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana bırakılmasına, karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, davacı şirketin ortağı olan davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla başlattığı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekillerince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyası ile "adi alacak" nedeniyle 1.760.466 TL asıl alacak, 11.286,28 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.771.752,28 TL alacağın tahsili istemiyle 27.08.2018 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, davalının itirazı üzerine takip durmuştur.
Davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre şirketin 6 ortaklı olup, davalının ortaklardan biri olduğu ve 17.03.2008 tarih ve 2008/1 sayılı genel kurul kararı ile 15 yıllığına davacı şirkete müdür olarak atandığı, 21.03.2018 tarih ve 2018/01 sayılı genel kurul kararı ile müdürlük görevine son verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça, davalının davacı şirkete borcunun 1.760.466 TL olduğu, dava dışı ortak ... ve davalının ..... ... ortak hesabından 215.000 USD'nin ortak hesaba aktarıldığı, bu hesaptan da davacı şirketin hesabına aktırıldığı, bu sebepten dolayı mahsuplaşılması üzerine davalının cari hesap borcunun 1.284.211 TL olduğu beyan edilerek 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarıncan 1.284.211 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Davalı tarafça, davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığı , davacı şirketin yetkilisi ...'un davalının eşi olup, aralarında boşanma davası olduğu , davalının davacı şirketten alacaklı olduğu, el yazısı ile hazırlanmış olan davacı şirkete ait kredi dökümü ile gelir gider tablosunun hiçbir geçerliliğinin bulunmadığı , takibe dayanak gösterilen özel amaçlı raporunda tamamen geçersiz ve dayanaksız olduğu beyan edilerek davanın reddi gerektiği savunmuştur.
İİK'nın "Takip talebi ve muhtevası" başlıklı 58. maddesinin 2. Fıkra 4 bendi "4. Senet, senet yoksa borcun sebebi;" nin takip talebinde gösterilmesi gerektiğini, 2. Fıkrası ise "Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii mecburidir" düzenlemesini içermektedir. İİK'nın "Ödeme emri ve muhtevası" başlıklı 60. maddesinin 2 fıkrası "Emir: 1. (Değişik: 2/7/2012-6352/10 md.) Alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58 inci maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtları," içereceği düzenlemesini içermektedir.
Ayrıca aynı kanunun 61/1 maddesi 2. Cümlesine göre de, takip belgeye dayanıyor ise, belgenin onaylı bir örneğinin ödeme emri ile birlikte borçluya gönderilmesi gerekir. Takip borçlusu sözü edilen ödeme emrine bu nedenle karşı çıkarsa İİK'nun 16. Md. Doğrultusunda merciiye şikayet yolu ile başvurabilir. Ödeme emrine şikayet yoluyla karşı çıkılmaması halinde, bu şikayet itirazın kaldırılması aşamasında değerlendirilemez. (HGK 2001/12 - 428 E. - 2001/226 K.) Eş söyleyişle ödeme emrine takip dayanağı belgenin eklenmemiş olması takip hukukunu ilgilendirir.
Alacaklı itirazın kaldırılması yolunu seçtiği taktirde İİK 68. Maddede sayılan belgelerden birisine sahip olması gerekir.Alacaklı, dar yetkili icra hukuk mahkemesi yerine doğrudan genel mahkeme de itirazın iptali davası açtığı taktirde alacaklının elinde İİK 68-68a maddelerinde belirtilen belgelerden birisi olabilir ya da olmayabilir. İtirazın iptali davası genel mahkemelerde açılan ,maddi hukuk ilişkisinin inceleyen ve yargılama sonunda verilen kararın maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiği ve uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır.
İtirazın iptali davasının yasal dayanağı İİK 67. Maddesidir. 2004 sayılı Kanun'un 58 inci ve 60. maddesi gereğince borcun sebebinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.03.2022 tarihli ve 2019/(19)11-718 E., 2022/274 K. sayılı ilamı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.02.2020 tarihli ve 2017/19-2076 E., 2020/117 K. sayılı ilamında itirazın iptali davasının takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olduğu ve takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olduğu vurgulanmıştır. Davada toplanacak ve ispata ilişkin deliller de takibe konu alacağın niteliği ve niceliğine göre belirlenecektir. Mahkemece delillerin değerlendirilebilmesi için bu delile iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına kadar dayanılması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlığın itirazın iptali istemine ilişkin olup, takibe konu alacağa ilişkin kayıtların takip talebine eklenmemiş olması takip hukukunu ilgilendiren bir husustur. İcra takibinde borcun sebebi olarak gösterilen ihtarname içeriğinde yeminli mali müşavirlik şirketi tarafından hazırlanan 14.06.2018 tarih ve 2018/55 sayılı rapor ile firma ortakları tarafından işletmeden çekilen nakit varlıkların firmaya çağrılması gerektiği hususları yazılıdır. Davacı tarafça dava dilekçesinde borcun sebebi açıklanarak dayanak belgeler delil olarak sunulmuş ve takip talebinde borcun sebebi ihtarname olarak belirtilmiş olmakla bu yönüyle takipte bir eksiklik bulunmadığının, genel hükümlere göre görülmekte olan itirazın iptali davasında borç ve borcun sebebini değiştirmemek şartıyla, delil bildirme sürecinde takip talebine eklenmeyen belgelere dayanılarak ibrazının mümkün olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle davalının aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 644/1-b maddesi uyarınca şirkete karşı borçlanma yasağına ilişkin 358. madde, limited şirketler hakkında da uygulanacak olup, TTK'nın 358. maddesine göre, pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamaz.
Somut olayda davalı şirket ortağına borç ödemesi yapıldığını ispat yükü, davacı şirket üzerindedir. Yapılan ödemelerin davacı şirket hesabına ve yararına yapılan masraflara ilişkin olduğunu ispat yükü ise davalı üzerindedir. Dava dışı şirket ortağı ile davalının eş olması nedeniyle davacı tarafça, yapılan harcamalara ilişkin tanık deliline dayanılmış ise de davacının şirket olduğu ve davalının, davacı şirkete borçlu olduğunun iddia edildiği gözetildiğinde mahkemece tanık dinletilmesi talebinin reddine karar verilmesi yerindedir. Bu nedenle davacının aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Davacı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davacı şirket ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalının borçlu olduğu tutarlar içerisinde tediye makbuzlara ilişkin kayıtların yer aldığı, davacı şirket defterlerine göre ortaklardan alacaklar hesabında davacı şirketin takip tarihi itibariyle davalıdan 397.115,11 TL, dava tarihi itibariyle davalıdan 368.592,83 TL alacaklı gözüktüğü tespit edilmiş; davacı şirket tarafından ... adına düzenlenen çekler , ...-...ortak hesabından ...için yapılan ödemeler , ... hesabından ...için yapılan ödemeler, ... hesabından ... için yapılan ödemeler , ... hesabından ... için yapılan ödemeler , herhangi bir dayanağı olmayan davacı tarafından ibraz edilemeyen kayıtlar toplamı olan 305.965,13 TL tutarının davacı şirket kayıtlarından çıkarılması gerektiği, bu durumda takip tarihi itibariyle davacı şirketin 91.149,98 TL, dava tarihi itibariyle ise 62.627,70 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.
Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
Somut olayda takibe konu alacağa dayanak teşkil eden ödemelerin bir kısmı tediye makbuzları ile yapılan ödemelere ilişkin olup, tediye makbuzu ile yapılan ödeme, kural olarak mevcut bir borcun ifası anlamına geldiğinden bu durumun aksini yani somut olayda davalı ortağa borç verildiği iddiasının davacı tarafından ispatlanması gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.02.2018 tarih ve 2015/843 Esas ve 2018/126 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere tacirler tarafından tutulan defterler, usulüne uygun tutulsun veya tutulmasın sahibi aleyhine delil olarak değerlendirilebilir. Buna göre davacı şirketin ticari defterlerinde davalı lehine bir kayıt bulunması halinde bu kaydın davalı lehine değerlendirilmesi gerekmekte olup, bu durumda davacı ticari defterlerinde "düzeltme fişi" açıklaması ile davalı lehine yapılan kayda ilişkin davalı itirazının değerlendirilmesi; takibe konu alacağın dayanaklarından olan tediye makbuzlarının niteliği ve ticari uygulamadaki yeri incelenerek ticari defterlerde ortağa borç verme olarak kayıtlı olup olmadığının tespiti amacıyla davacı şirketin ticari defterleri üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere alanında uzman bir mali müşavir bilirkişiye dosyanın tevdi ile belirtilen hususlarda rapor alınması ve itirazın iptali davasında alacağın takip tarihi itibarıyla belirleneceği gözetilerek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Diğer yandan bilirkişi raporu tanzim edildikten sonra davalı tarafça, davacı şirket kayıtlarında yer alan ve takibe konu alacağa dayanak teşkil eden tediye makbuzlarına karşı açıkça imza inkarında bulunulmuştur. İmza inkarı, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilecek olup, Yargıtay'ın yerleşik kararlarına göre imza inkarında bulunulması halinde, karşılaştırmaya esas ıslak imza bulunan belgelerin toplanarak imza incelemesi yapılması gerektiği ve imzanın davalıya ait olduğunu ispat külfetinin davacı üzerinde bulunduğu kuşkusuzdur. Mahkemece bu savunma üzerinde durularak, tediye makbuzlarının asıllarının ibrazı ve davalının imza örneklerinin toplanması yönünde ara karar kurulmuş, tediye makbuzları altındaki imzanın davalıya ait olup olmadığı yönünde dosya Adli Tıp Kurumu'na gönderilmiş ise de Adli Tıp Kurumu'nun "fotokopi belgeler üzerinde inceleme yapılması sakıncalı olup, inceleme konusu tediye makbuzlarının asıllarının ve davalının, inceleme konusu belgelerin düzenlenme tarihine yakın ve tercihen bu tarihten önce başka amaçlarla atmış olduğu bol ve samimi imzalarını içerir belgelerin temini gerektiği" yönündeki raporundan sonra davacı tarafa tediye makbuzlarının aslını sunması için kesin süre verilmesi, bu süre içinde belge asıllarının, sunulması halinde davalının imza örneklerine ilişkin eksiklik giderilerek belge asılları üzerinde imza incelemesi yapılması gerekirken mahkemece eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
4-İstinaf başvurusu bu aşamada incelenmediğinden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde kendisine iadesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi 22/05/2026