Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1738 E. 2026/581 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1738
Karar No
2026/581
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :2022/1738

KARAR NO :2026/581

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:23/11/2021

NUMARASI:2014/1772 Esas, 2021/1259 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:30/04/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili; Müvekkili şirket ile davalı arasında ... iş makinesi için 2,7 m3 ... (13.5 m boom ve 6,5 m arm) ataşman üretimi konusunda 12.02.2014 tarihinde sözleşme imzalandığını ve bu sözleşmeye göre ataşmanın ölçüsü alındıktan 2 ay sonra davalıya teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, davalı şirketin 360.000,00 TL sözleşme bedelinin 70.00,00 TL'lik peşinatını 03.03.2014 tarihinde ödendiğini, sözleşme konusu emtianın 02.06.2014 tarihi ve ... sıra numaralı sevk irsaliyesi ile sevk edilerek 05.06.2014 tarihinde kurulumunu tamamlanıp çalışır vaziyette imza karşılığında teslim edildiğini, müvekkili şirket 290.000,00 TL tutarındaki bakiyesini tahsil etmeyi beklerken davalı şirketin Aliağa ... Noterliği'nin 04.07.2104 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarı ile sözleşme konusu emtianın tesliminde anlaşmadaki süreye uyulmadığını ve emtianın kullanım için gerekli koşulları sağlamadığını iddia ederek 02.06.2014 tarih ve ...no'lu 360.000,00 TL'lik faturayı iade ettiğini, cihazın imalat sözleşme koşullarına uygun yapılıp teslim edildiğini belirterek, söz konusu bakiye iş bedeli alacağı ve işlemiş faizi toplamı 299.148,90 TL'nin davalıdan tahsili için İstanbul 26. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasından başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile davalı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkat tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; müvekkilinin böyle bir borcunun bulunmadığını, davaya konu edilen faturanın davacıya iade edildiğini, bu nedenle fatura bedeli kesinleşmediğinden alacak olarak kaydedilemeyeceğini, ticari defterler incelendiğinde bu hususun daha net anlaşılacağını, davacının yapmış olduğu imalatın gereği gibi yapılmadığını, üstelik müvekkili tarafından yapılacak işe yönelik peşinatın da ödendiğini, davacının sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece;Tüm dosya kapsamı ve denetime elverişli hükme esas alınan bilirkişi rapor içeriklerine göre; taraflar arasında ... iş makinesi için 2,7 m3 ... (13.5 m boom ve 6,5 m arm) ataşman üretimi konusunda 12.02.2014 tarihinde 360.000,00 TL bedelli sözleşme imzalandığı ve bu sözleşmeye göre ataşmanın ölçüsü alındıktan 2 ay sonra davalıya teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, davalı şirketçe 360.000,00 TL sözleşme bedelinin 70.00,00 TL'lik peşinatının 03.03.2014 tarihinde ödendiği, 02.06.2014 tarihli ve ... sıra numaralı sevk irsaliyesi ile sevk edilerek makinanın imza karşılığında teslim edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın ürünün ayıplı ve sözleşmeye aykırı olarak teslim edilip edilmediği noktasında olduğu, davacı tarafın takip dayanağı faturayı davalı tarafa göndermesi akabinde davalı tarafça Aliağa ... Noterliği'nin 04.07.2014 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarı ile ... iş makinesi için 2,7 m3 ... yapılan anlaşmaya dair verilen süre ve ürünün kullanımı için gereken koşulları sağlamadığının tespit edilmesi gerekçesiyle faturanın iade edildiği, ... 2,7 m3 ... iş makinesi ile ilgili bilirkişi raporlarında tespit edilen üç ana problemin olduğu, bunların denge (devrilme), kaynak atmaları ve hidrolik hortumların patlaması olduğu, davacı tarafça ürünün deniz uygulamasında kullanılacağı gerekçesiyle eksik olarak görülen ağırlığın yapılmadığı ileri sürülmüş ise de alınan tüm raporlarda, Resmi Gazetede yayımlanan Makine Yönetmeliği (2006/42/AT) 4. Maddesi ve 4703 sayılı kanunun 3. Maddesi (g) bendi uyarınca davacı .... A.Ş.'nin dava konusu makine üzerinde 13,5 m bom ve 6,5 m ... tasarımı ve ekskavatör üzerine montajını yapmış olsa dahi ürünün tamamının güvenliği konusunda sorumlu olduğu, konu ile ilgili kanun, yönetmelik ve standartların deniz - kara uygulaması ayrımı yapmadığı, ekskavatörün devrilmeye karşı koruyucu yapı ile donatılması hususunun davacı tarafından değerlendirilerek gerekli tedbirlerin alınması gerektiği bildirilmiş olup, bu hususta davalının iddiasında haklı olduğu kanaatine varıldığı, kaynak atmaları ve hidrolik hortumların patlamasına ilişkin şikayetlerin ise, çatlamalar olduğu ve bu kısımların yeniden kaynak yapıldığı, ancak kaynakda meydana gelen atmaların her ne kadar kaynağın yapılış şekli ile doğru orantılı olsada kullanım şekil ve şartlarının da belirleyici olduğundan direkt üretim hatası olarak değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, makinenin davalı tarafından tadil edilerek kullanılmış olduğu, bu nedenle hidrolik hortumların patlak ve kaçırmalarının ne zaman ve hangi şartlarda meydana geldiği hususlarında netlik bulunmadığı, söz konusu malzemelerin kullanım ömürlü malzemeler olduğu kullanıma bağlı olarak düzenli olarak değişimlerinin yapılması gerektiği, bu değişimlerin ve bakımların yapılmaması durumunda patlak ve kaçırmaların kaçınılmaz olduğu, bu nedenle davacının sorumlu tutulamayacağı kanaatine varıldığı, bahse konu ürünün 28/05/2014 tarihinde teslim edileceğine dair uyuşmazlık bulunmadığı, davalı tarafın, ürünün anlaşmada belirtilen sürede yani 28/05/2014'de teslim edilmediğini, hem geç teslim hem de ürünün istenilen durumda teslim edilmemesi nedeniyle işin devamı amacıyla başka bir firmadan kiralama yaptığını, bu sebeple iş kaybına yönelik maddi zararlarının ortaya çıktığını iddia ettiği, dosya kapsamında davalının 3. Şirketten kiralama yaptığına ilişkin faturaların mevcut olduğu, davacı taraf ayıp- eksikliklerin süresinde bildirilmediğini iddia etmiş ise de ürün 05/06/2014 tarihinde teslim edilmiş, davalı taraf yaklaşık bir ay sonra şikayet ve talepleri ile ilgili mail göndermiş, bunun üzerine davacı tarafça eksikliklerin giderilmesi için çalışmalar yapılmış ve 06/07/2014 tarihinde arka ağırlığın takılacağı bildirilmiş olup, süresinde bildirim olmadığı şeklinde cevap vermeyip aksine şikayet konusu işlemlerin yapılacağı beyan ve ayıp ihbarı kabul edildiğinden bu iddiaya itibar edilmediği, ürünün teslim tarihi ile eksikliğin tamamlanacağı vaat edilen süre aralığında davalının 40 günlük iş kaybının olduğu, açıklanan gerekçelerle davacının 290.000,00 TL bakiye alacağından davalının 3. firmalardan yaptığı kiralama ve ilave arka askılık bedelinin düşümü neticesinde 170.000,00 TL asıl alacağının bulunduğu, takip öncesi davacı ihtarnamede 02/06/2014 tarihinden itibaren 75 gün vadeli çek ile ödeme yapılmasını talep ettiğinden taraflarca ödeme günü kararlaştırıldığından (16/08/2014) davalının temerrüdünün söz konusu olduğu (TBK m. 117/2), tarafların tacir olması nedeniyle 3095 sayılı yasa gereği 16/08/2014 - 08/09/2014 (takip tarihi) arası davacının 1.258,70 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulü ile; İstanbul 26. İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı icra dosyasına davalının 170.000,00 TL asıl alacak, 1.258,70 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 171.258,70 TL alacağa yönelik yaptığı itirazın iptaline; takibin bu miktar üzerinden aynen devamına, fazlaya dair talebin reddine, koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.Davacı vekilince istinaf dilekçesinde;

1-)Yerel mahkeme kararında ekskavatörün devrilmeye karşı koruyucu yapı (DKKY) ile donatılmaması hususunun davacı kusuru olarak değerlendirilmesine itiraz ettikleri, dava konusu ataşmanın taraflar arasındaki sözleşme kapsamında deniz uygulamasına uygun şekilde üretildiği, sözleşmede paslanmaz çelik kullanımı ve marine boya gibi hususların açıkça düzenlendiği, bu nedenle ürünün deniz kullanımına uygun olduğunun tartışmasız olduğu, dava konusu makinenin deniz uygulamasına özel olarak üretildiği, bu tür kullanımda makinenin hareket ve dengesinin kendi mekanizmasıyla değil üzerine yerleştirildiği duba aracılığıyla sağlandığı, bu nedenle arka ağırlık gereksinimi bulunmadığı, deniz uygulamalarında makinelerin sabit şekilde çalıştığı, kara uygulamasından farklı olarak denge ve hareketin ayrı sistemlerle sağlandığı, bu nedenle arka ağırlık gerekliliği yönündeki bilirkişi değerlendirmelerinin hatalı olduğu, dava konusu sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, davacı şirketin iş makinesi üreticisi olmadığı, yalnızca davalının talebine göre ataşman üretimi yaptığı, sözleşmede arka ağırlık yükümlülüğüne ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, dosyaya sunulan deliller ve önceki bilirkişi raporlarında ataşmanın arka ağırlık olmaksızın çalıştığının ortaya konulduğu, buna rağmen bu hususun değerlendirilmediği ve teknik inceleme yapılmadığı, yerel mahkemenin arka ağırlık bulunmamasını ayıp olarak kabul etmesinin hatalı olduğu, bu durumun sözleşmeye göre eksiklik teşkil etmediği ve davalının talebinin sözleşme dışı olduğu, davalının ürünü deniz uygulaması yerine kara uygulamasında kullandığı, bu kullanım değişikliğinden doğan ihtiyaçların davacıya yüklenemeyeceği,

2-)Yerel mahkemece davalı lehine yapılan iş kaybı, kiralama ve arka ağırlık giderlerine ilişkin indirimlerin somut ve bilimsel verilere dayanmadığı, bu nedenle hukuka aykırı olduğu, davalı tarafından ileri sürülen iş kaybı ve zarar kalemlerinin dayanağının bulunmadığı, bu yönde usulüne uygun bir talep olmadığı halde mahsup yapılmasının hatalı olduğu,Bilirkişi raporlarının teknik ve bilimsel dayanaktan yoksun olduğu, itiraza uğramış raporların esas alındığı ve bu nedenle davacı alacağından haksız indirim yapıldığı,

3-)Davalının ayıp iddiasını süresinde ileri sürmediği, bu nedenle TBK ile TTK hükümleri gereği zamanaşımına uğradığı ve bu iddialara itibar edilemeyeceği, dava konusu ürünün sözleşmeye uygun şekilde üretildiği ve 05.06.2014 tarihinde çalışır vaziyette teslim edildiği ve davalı tarafından kullanılmaya devam edildiği, bu durumun ayıp iddialarıyla çeliştiği, davalının faturaya yasal süresi içinde itiraz etmediği, buna rağmen daha sonra ayıp iddiasıyla faturayı iade ettiği, bu durumun hukuken geçersiz olduğu, uyuşmazlığın eser sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekirken hatalı şekilde farklı hükümlerin uygulandığı, dava konusu üründe açık veya gizli ayıp bulunmadığı, davalının kullanım amacını değiştirdiği ve bundan doğan sonuçların davacıya yüklenemeyeceği, davalının ayıp ihbarını süresinde yapmadığı, TBK m.474 ve ilgili hükümler gereği ayıp iddiasında bulunma hakkını kaybettiği, davalının ürünü kullanmaya devam etmesinin eserin kabul edildiğini gösterdiği,

4-)Alacağın likit olduğu, buna rağmen icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesinin hatalı olduğu,

5-)Faiz hesabının hatalı olduğu ve temerrüt tarihinin yanlış belirlendiği belirtilerek,

kararının kaldırılması ve davanın kabulü ile davalının icra inkar tazminata mahkum edilmesi talep edilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava, davacı yüklenici tarafından, taraflar arasındaki "iş makinesi için ataşman üretimine" ilişkin 12.02.2014 tarihli sözleşme kapsamında düzenlenen 02/06/2014 tarihli, ... sıra numaralı, 360.000,00 TL bedelli faturaya istinaden, bakiye iş bedeli 290.000,00 TL ve işlemiş faizi 9.148,90 TL toplamı 299.148,90 TL'nin davalı iş sahibinden tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Mahkemece, davaya konu uyuşmazlığın çözümü için önce talimat mahkemesi aracılığı ile mahallinde inceleme yaptırılarak makine Mühendisi bilirkişiden 16.02.2016 tarihli raporun alındığı, daha sonra İTÜ Makine Mühendisi Fakültesi Öğretim Üyeleri olan 2 Makine Mühendisi ve 1 Fizik Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetinden 15.07.2016 tarihli kök ve 10.09.2017 tarihli ek raporların alındığı, daha sonra Makine Mühendisi, Gemi İnşatı-Deniz Mühendisi ve Hukukçu bilirkişilerden oluşan heyetten 09.12.2019 tarihli raporun alındığı, daha sonra bu heyete Mali Müşavir bilirkişi de eklenerek oluşturulan heyetten 30.06.2021 tarihli ek raporun alındığı ve tüm bu raporların içeriklerine dayalı olarak, yukarıda özetlenen mevcut gerekçe doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, gerek söz konusu raporların içerikleri gerekse gerekçeli karardaki değerlendirmeler dikkate alındığında, mahkemece, davalının her bir mahsup itirazına ilişkin yapılan değerlendirmelerin ve bu değerlendirmeler neticesinde belirlenen davacının bakiye alacak miktarının dosya kapsamına uygun olduğu, davacı tarafın "davalı tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığına" ilişkin itirazının da gerekçeli karardaki doğru değerlendirmeye göre (süresinden sonra da olsa davalının ayıp bildirimi üzerine eksiklikleri gidermeye çalışmış olması nedeniyle) yerinde olmadığı, davacı tarafça takip öncesi gönderilen 18.07.2014 tarihli ihtarnamede davalıdan ödeme için 02.06.2014 tarihinden itibaren 75 gün vadeli (16.08.2014 keşide tarihli) çek istenmiş olması karşısında mahkemenin belirlediği temerrüt tarihi ve işlemiş faiz miktarının da yerinde olduğu, davalının mahsup itirazları kısmen kabul edilmekle alacak likit kabul edilemeyeceğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesinin de yerinde olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 23/11/2021 tarih ve 2014/1772 Esas, 2021/1259 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 30/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1738, K. 2026/581, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1738-e-2026-581-k-cc1c94652cc7