Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/866 E. 2026/1821 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/866
Karar No
2026/1821
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/866 - 2026/1821 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/866 KARAR NO : 2026/1821

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/11/2020 NUMARASI : 2018/422 Esas, 2020/969 Karar

DAVACILAR : 1- ... VEKİLLERİ : Av.

DAVALILAR : 1- .. VEKİLİ : Av. DAVALI : 3- VEKİLİ : Av.

Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/150 E. 2019/309 K. sayılı dosyası

DAVACILAR : 1- ... VEKİLLERİ : Av. DAVALILAR : 1- ... VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat

KARAR TARİHİ : 09/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/11/2020 tarih ve 2018/422 Esas, 2020/969 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'nün 10.03.2018 tarihinde çift taraflı trafik kazasında hayatını yitirdiğini, kazada ağır kusurun karşı tarafta olduğunu, murisin nohutçu olduğunu ve emekli maaşının bulunduğunu, emekli maaşının 1.800,00 TL olduğunu nohuttan kazandığı 1.800,00 TL geliriyle ayda net 3.600,00 TL net geliri olduğunu, bu durumun kredi kartı ekstrelerindende anlaşıldığını, ayrıca anne ve babasınada baktığını onlarında destekten yoksun kaldıklarını, eş, çocuk, anne ve babayla beraber murisin kardeşlerininde manevi tazminat talebinin bulunduğunu toplamda 12.000,00 TL destekten yoksunluk tazminatının araç maliki, araç sürücüsü ve sigorta şirketinden müteselsilen tahsili ile toplamda 100.000,00 TL manevi tazminatın ise araç maliki ve sürücüsü tarafından müteselsilen ödemesini ve araca ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.

CEVAP: Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olaya ilişkin karayolları heyetinden veya adli tıp kurumundan kusur raporu alınmasını talep ettiklerini, müteveffanın kask takmamasından ötürü %20 müterafik kusurun bulunduğunu, davacı yanın müteveffanın geliri konusundaki soyut beyanlarının kabul edilemeyeceğini, aracın ticari araç olmamasından ötürü kendilerinden ticari faiz istenemeyeceğini neticede davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın asıl dava olan maddi tazminat talebi açısından davacılar yönünden kısmen kabulü ile; ... için 19.310,88 TL, ... için 968,83 TL, ... için 2.061, 58 TL, ... için 8.870,33 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davanın asıl dava olan maddi tazminat talebi açısından ... yönünden reddine, davanın birleşen dava olan manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile; ... için 12.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 3.000,00 TL, ... için 3.000,00 TL ve ... için 3.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 10/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle avalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin işbu kararına karşı davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekili vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 01.11.2022 günlü 2021/1359 Esas, 2022/2049 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; dairemizce davacıların maddi tazminata ilişkin taleplerinin bu kapsamda maddi zararlarının doğru bir şekide tespit edilebilmesi bakımından aktüer bilirkişiden hesap raporu alınmış ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına uyumlu şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ile prograsif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacıların gerçek zararının belirlenmesi istenilmiştir. Aktüer bilirkişi tarafından dairemizin ara kararı doğrultusunda yapılan hesaplama neticesinde davacıların gerçek zararı belirlenmiş ve dairemizce bu rapora uygun şekilde karar verilerek davacıların fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ölümlü trafik kazası nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece maddi ve manevi tazminatlar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. Taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine dairemizce verilen karara karşı davacılar vekili, davalılar ... ve ... vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından süresi içerisinde temyiz yasa yoluna başvurusu yapılmış olup, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 19.11.2025 tarih ve 2023/614 Esas, 2025/15515 Karar sayılı ilamı ile; "1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacıların tüm, davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; davacılar vekili tarafından İlk Derece Mahkemesi kararına karşı desteğin gelirinin hatalı belirlendiği ve hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu gerekçesi ile istinaf dilekçesi sunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince hesaplamaya ilişkin bilirkişi raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılmasının hatalı olduğu, TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılması doğru ise de progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılması gerektiği gerekçesi ile yeni hesap raporu aldırılarak sonuca gidilmiştir. Davacıların hesaplama yöntemine ilişkin istinaf itirazları olmamasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince TRH 2010 Yaşam Tablosu ile progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılması hatalı olup bozma nedenidir. " gerekçesi ile dairemizin kararı bozulmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 19.11.2025 tarih ve 2023/614 Esas, 2025/15515 Karar sayılı bozma kararından sonra Dairemizce tensip zaptı hazırlanmış ve bozma kararı taraf vekillerine usulünce tebliğ edilmiştir. Verilen duruşma gününde davacı vekili dairemizin önceki kararında direnilmesini talep etmiş, davalı ... ve ... vekili ise bozma ilamına uyulmasını talep etmiştir. Dairemizce yapılan 09.06.2026 tarihli duruşma ara kararı ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 19.11.2025 tarih ve 2023/614 Esas, 2025/15515 Karar sayılı bozma ilamı yerinde görülmediğinden dairemizin 01.11.2022 tarihli 2021/1359 Esas, 2022/2049 Karar sayılı kararında direnilmesine karar verilmiştir. Dairemizce verilen 01.11.2022 tarihli 2021/1359 Esas, 2022/2049 Karar sayılı karar, 19.11.2025 tarih ve 2023/614 Esas, 2025/15515 Karar sayılı bozma ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Her ne kadar Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 19.11.2025 tarih ve 2023/614 Esas, 2025/15515 Karar sayılı bozma ilamı ile dairemizin kararına yönelik olarak alınan aktüer bilirkişi raporunda davacının herhangi bir talebinin olmamasına rağmen TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemine göre hesaplama yaptırılması ve buna göre karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilmiş ise de, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/17196 Esas ve 2023/8908 Karar sayılı 11.09.2023 günlü bozma kararında Dairemizce verilen 06.04.2021 gün ve 2020/698 Esas 2021/655 Karar sayılı kararına yönelik olarak "Ancak; davacının hak kazanabileceği işgücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan ve karara esas kabul edilen aktüer bilirkişi raporunda; 01.06.2015 tarihli ZMSS Genel Şartları dahilinde, TRH 2010 Yaşam Tablosu' na göre ve %1,8 teknik faiz uygulanarak tazminat hesabı yapılmıştır. Tazminat hesaplamasında, yeni ZMSSGŞ ve ekindeki cetvellere göre hesaplama yapılmış ise de, Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan yapılması gereklidir ki, ilk derece mahkemesince esas alınan rapor bu yönüyle yeterli bir rapor değildir." şeklindeki gerekçe bozma kararı verilmiştir. Dairemizin bozmaya konu anılan dosyasında da davacının hesaplama yöntemine ilişkin olarak herhangi bir itirazının bulunmadığı görülmektedir. Zira ilk derece mahkemesinin karar tarihi olan 12/11/2019 günü itibari ile Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı henüz yayınlamamıştır. Buna göre Dairemizin 06.04.2021 gün ve 2020/698 Esas 2021/655 karar sayılı dosyasında Yargıtay 4 Hukuk Dairesince yapılan bozma kararı sonrasında Dairemizce yapılan tüm istinaf incelemelerinde 4. Hukuk Dairesi 2021/17196 Esas ve 2023/8908 Karar sayılı 11.09.2023 günlü bozma kararına uygun şekilde hesaplama yöntemine ilişkin istinaf olduğunda yada maddi tazminat miktarına ilişkin istinaflarda içthata uygun şekilde inceleme ve değerlendirme yapılmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı, yine Yargıtay 4 Hukuk Dairesinin 2021/17196 Esas ve 2023/8908 Karar sayılı 11.09.2023 günlü kararlarının da benzer şekilde hesaplama yöntemine ilişkin olarak inceleme ve değerlendirmeler yapılmış ve yerleşik içtihat bu şekilde oluşmuştur. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı iptal kararlarından sonra Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından verilen ve yukarıda anılan yerleşik içtihatlarda Anayasa Mahkemesinin iptali kararı gereğince ZMMS genel şartlarında yer alan hesaplama yöntemlerinin kullanılması imkanını kalmadığı, bu kapsamda talep edilen cismani zarara ilişkin olarak kişilerin gerçek zararının TRH 2010 yaşam tablosu kullanılmak sureti ile prograsif rant yöntemi ile zarar hesabının yapılması gerektiği belirtilmiştir. Hatta, benzer bir dosyada dairemizce davacıların gerçek zararının PMF 1931 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılmak sureti ile belirlenen zarara ilişkin olarak yukarıda açıklandığı üzere dairemizce verilen karar Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından gerçek zararın TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılmak sureti ile berilenmesi gerektiği sureti ile bozulmasına karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptali kararı sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin tüm yerleşik içtihatlarında anılan hesaplama yönteminin kullanılması gerektiğine işaret edilmiştir. Bu noktada, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin tüm yerleşik içtihatlarında bu şekilde hesaplama yöntemi kullanılması gerektiği belirtilmiş olduğundan dairemizce de istinafa konu dosyada hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda hesaplama yönteminin hatalı olduğu kabul edilerek yeniden hesap raporu alınmasına karar verilmiş ve Yargıtay içtihatlarına uygun şekilde davacıların gerçek zararı belirlenmiştir. Dairemiz kararına yönelik olarak davalı sigorta şirketi tarafından davacıların hesaplama yöntemine ilişkin herhangi bir itirazlarının bulunmadığı, bu nedenle yeniden hesap raporu alınarak karar verilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmüş ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından aynı gerekçe ile davacının hesaplama yöntemine ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığı halde, yeni hesap raporu alınmasının doğru olmadığı gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir. Bu noktada davacılar vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesi incelendiğinde davacılar vekilinin açık bir şekilde "Maddi tazminatın yeniden belirlenmesini talep ettikleri, " yine dilekçe içeriğinde açık bir şekilde "Maddi tazminatın eksik tahkikat ile ve eksik hesaplama sonucu belirlendiği" açıklanarak bu hususta istinaf başvurusunda bulunduğu görülmüştür. Davacılar vekilinin davacıların destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi zararlarının hatalı ve eksik olarak belirlendiğini belirtmiş olması nedeni ile hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporu denetlenmiş ve bilirkişi raporunda kullanılan hesaplama yönteminin Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında oluşan Yargıtay 4. Hukuk dairesinin yerleşik içtihatlarına aykırı olduğu belirlendiğinden dairemizce davacıların gerçek zararının tespiti bakımından yeniden aktüer raporu alınmıştır. Alınan hesap raporu sonrasında gerçekten davacıların maddi zararlarının hatalı ve eksik hesaplandığı tespit edilmiş ve davacıların gerçek zarar miktarları tespit edilerek Bölge Adliye Mahkemesinde davacıların ıslah imkanının bulunmaması nedeni ile ilk derece mahkemesi kararında belirtilen maddi tazminat miktarları aynen kabul edilerek davacıların tespit edilen maddi zararlarından fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir. Bu şekilde, davacıların açık bir şekilde maddi tazminatın hatalı ve eksik belirlendiğine ilişkin istinaf başvurusunun bulunması ve bu istinaf başvurusunun dairemizce kabul edilerek davacıların gerçek zararının doğru yöntem ile belirlenmiş olması nedeni ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bozma kararında belirtilen ve davacıların maddi tazminatın belirlenmesinde hesaplama yöntemine ilişkin itirazlarının olmadığı yönündeki tespite dairemiz katılmadığından dairemizin önceki kararında direnilmesine karar vermek gerekmiştir. Dairemizin 01.11.2022 günlü kararında davacılar lehine hükmolunan manevi tazminat miktarına ilişkin olarak davacılar vekili ile davalılar vekili tarafından yapılan temyiz başvurusunun Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 19.11.2025 tarih ve 2023/614 Esas, 2025/15515 Karar sayılı kısmen onama kararında tarafların manevi tazminata ilişkin temyiz başvurularının reddine karar verilmiş olması nedeni ile dairemizin manevi tazminata dair kararının kesinleştiği kanaatine varılmakla yeniden kurulan hükümde birleşen dosyaya ilişkin manevi tazminat davası yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin karar verilmiştir. Zira, dairemizin direnme kararına konu bozma sadece davacıların maddi tazminatına ilişkin bozma olup dairemizce de anılan bozma kararına karşı direnme kararı verilmiştir. Diğer yandan, ilk derece mahkemesinin 2018/422 - 2020/969 Esas Karar sayılı 03.11.2020 günlü kararına yönelik olarak davalılar ... ve ... ile davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş ve dairemizce davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce yeniden kurulan karara yönelik olarak ise bu kez davalı sigorta şirketi vekili tarafından temyiz yasa yoluna başvurulmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 19.11.2025 günlü bozma kararı incelendiğinde bu davalı vekilinin de temyiz başvurusunun kabulü ile dairemiz kararının bozulmasına karar verildiği görülmüştür. Halbuki, ilk derece mahkemesinin 03.11.2020 günlü kararına yönelik olarak davalı Türkiye Sigorta şirketi vekili tarafından süresi içerisinde bir istinaf başvurusu yapılmamış, dolayısıyla bu davalı yönünden artık karar miktar olarak kesinleşmiştir. Dairemizce verilen direnme kararında ilk derece mahkemesinin 03.11.2020 günlü kararına yönelik davalı Türkiye Sigorta vekilinin istinaf başvurusu bulunmadığından direnme kararında bu davalının istinaf başvurusu hakkında olumlu olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Zira, direnme kararına konu dairemiz kararında belirtildiği gibi bu davalının bir istinaf başvurusu bulunmamaktadır. Bu nedenle direnme kararı tesis edilirken sadece davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne şeklinde hüküm tesis edilmek gerekmiştir. Dairemizin 01.11.2022 tarihli 2021/1359 Esas, 2022/2049 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun görülmekle Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 19.11.2025 tarih ve 2023/614 Esas, 2025/15515 Karar sayılı bozma ilamı yerinde görülmediğinden önceki hükümde direnilmesine, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2. Maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dairemizin 01.11.2022 tarihli 2021/1359 Esas, 2022/2049 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olmakla Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 19.11.2025 tarih ve 2023/614 Esas, 2025/15515 Karar sayılı bozma ilamı yerinde görülmediğinden dairemizin 01.11.2022 tarihli 2021/1359 Esas, 2022/2049 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE, 2-Davalılar ... ve ... istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 3-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE; 4-HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/11/2020 tarih ve 2018/422 Esas, 2020/969 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere KALDIRILMASINA, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; 5-ASIL DAVA YÖNÜNDEN AÇILAN MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE; 5-a)-Davacı ... tarafından açılan davanın REDDİNE, 5-b)-Davacı ... tarafından açılan davanın Kabulü ile; 31.674,71 TL tazminatın dava tarihi olan 25.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak bu davacıya verilmesine, DAVACININ FAZLAYA İLİŞKİN HAKLARININ SAKLI TUTULMASINA, 5-c)-Davacı ... tarafından açılan davanın Kabulü İle; 12.723,88 TL tazminatın dava tarihi olan 25.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak bu davacıya verilmesine, DAVACININ FAZLAYA İLİŞKİN HAKLARININ SAKLI TUTULMASINA, 5-ç)-Davacı ... tarafından açılan davanın Kabulü İle; 3.401,12 TL tazminatın dava tarihi olan 25.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak bu davacıya verilmesine, DAVACININ FAZLAYA İLİŞKİN HAKLARININ SAKLI TUTULMASINA, 5-d)-Davacı ... tarafından açılan davanın Kabulü İle; 1.235,20 TL tazminatın dava tarihi olan 25.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak bu davacıya verilmesine, DAVACININ FAZLAYA İLİŞKİN HAKLARININ SAKLI TUTULMASINA, 6-a)-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 3.349,57 TL karar ve ilam harcından ıslah harcı ile birlikte peşin alınan 675,17 TL harcın mahsubu ile bakiye, 2.674,4‬0 TL karar ve ilam harcının davalılardan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 6-b)-Davacılar tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı, 40,99 TL peşin harç, 634,18 TL ıslah harcı, 40 tebligat gideri 510,00 TL, 9 müzekkere gideri 58,50 TL, istinaf posta masrafı 31,00 TL, adli tıp masrafı 353,50 TL (atk fatura ücreti 314,50 TL, posta masrafı 39,00 TL), 2 bilirkişi ücreti 1.150,00 TL olmak üzere toplam 2.814,07 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, 6-c)-(İlk derece Mahkemesince tüm davacılar için tek bir vekalet ücretine karar verilmesi, davacılar vekilinin istinaf başvurusunda vekalet ücretine yönelik açık bir istinaf başvurusunun bulunmaması bu şekilde davalılar lehine oluşan usulü kazanılmış hak ilkesi uyarınca), Davacılar ..., ..., ... ve ... kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesap olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak bu davacılara verilmesine, 6-ç)-Davalılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiklerinden ve davacı ... yönünden davanın reddine karar verildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesap olunan 100,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalılara verilmesine, 6-d)-HMK'nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının ilgililerine iadesine, 7-Birleşen dava yönünden açılan manevi tazminat davası yönünden dairemizin 01.11.2022 tarihli 2021/1359 Esas, 2022/2049 Karar sayılı kararında hükmolunan manevi tazminatlara ilişkin davalılar ... ve ... vekili ile tüm davacılar vekilinin temyiz başvurusunun Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 19.11.2025 tarih ve 2023/614 Esas, 2025/15515 Karar sayılı kısmen onama kararı ile onanmak sureti ile kesinleşmiş olduğundan davacılar ... tarafından açılan ve işbu dosya ile birleşen manevi tazminat davasına ilişkin olarak YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE YER OLMADIĞINA, 8-a)-Asıl dava yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 3.349,57 TL karar ve ilam harcından ıslah harcı ile birlikte peşin alınan 675,17 TL harcın mahsubu ile bakiye, 2.674,4‬0 TL karar ve ilam harcının davalılardan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 8-b)-Davacılar tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı, 40,99 TL peşin harç, 634,18 TL ıslah harcı, 40 tebligat gideri 510,00 TL, 9 müzekkere gideri 58,50 TL, istinaf posta masrafı 31,00 TL, adli tıp masrafı 353,50 TL (atk fatura ücreti 314,50 TL, posta masrafı 39,00 TL), 2 bilirkişi ücreti 1.150,00 TL olmak üzere toplam 2.814,07 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, 8-c)-İlk derece Mahkemesince tüm davacılar için tek bir vekalet ücretine karar verilmesi, davacılar vekilinin istinaf başvurusunda vekalet ücretine yönelik açık bir istinaf başvurusunun bulunmaması bu şekilde davalılar lehine oluşan usulü kazanılmış hak ilkesi uyarınca), Davacılar ..., ..., ... ve ... kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesap olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak bu davacılara verilmesine, 8-ç)-Davalılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiklerinden ve davacı ... yönünden davanın reddine karar verildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesap olunan 100,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalılara verilmesine, 8-d)-HMK'nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının ilgililerine iadesine, İstinaf Giderleri Bakımından; 9-a)-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden ve tek duruşma yapıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T hükümleri uyarınca hesap olunan 22.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 9-b)-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 9-c)-Harçlar Kanunu gereğince davalılar ... ve ...'den alınması gereken (davalıların İlk derece Mahkemesinin asıl ve birleşen davada maddi ve manevi tazminatlar yönünden toplam 76.211,62 TL'lik miktara ilişkin istinaf başvurusun reddi nedeni ile bu miktara göre belirlenen) 5.206,02 TL istinaf karar harcından, davalılar tarafından peşin yatırılan 1.301,50 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 3.904,52‬ TL olarak hükmedilen harcın dairemizin 09.12.2022 tarihli harç tahsil müzekkeresi ile tahsil edildiği anlaşıldığından, harç hususunda yeniden işlem yapılmasına yer olmadığına, 9-ç)-Davalılar ... ve ... tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-d)-Davacılar tarafından istinaf aşamasında harcaması yapılan tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.207,00 TL istinaf yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, Dair, davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin yüzüne karşı diğer tarafların yokluğunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY İLGİLİ HUKUK DARİESİNDE TEMYİZ YASA YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.09.06.2026

Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/866, K. 2026/1821, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-866-e-2026-1821-k-24ce707ef665