Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1601 E. 2026/660 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1601
- Karar No
- 2026/660
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1601
KARAR NO: 2026/660
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/06/2022
NUMARASI: 2019/123 Esas - 2022/411 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/04/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında süregelen ticaretin ...A.Ş. tarafından çeşitli kredi poliçeleri vasıtasıyla teminatlandırılmış olarak süregeldiğini, 17.11.2016 tarihinde taraflar arasında imzalanan protokol ile birlikte ... ..., ... tarafından sigorta poliçesi kapsamına girmeyen ticari faaliyetlerin başladığını, ... ile ... Arasında... tarafından teminatlandırılmamış olmakla birlikte... tarafından izin verilmiş toplam 6.000.000,00 TL'lik üst limite kadar ticaret yapılabileceğinin kararlaştırıldığını ve...'in bu ticaretin bilgisi dahilinde olduğunu kabul ettiğini, bu protokol doğrultusunda... ...'e ... ile ticaret yapabilmesi için sigorta poliçe kapsamına girmeyen ilk olarak 4.200.000 TL'lik ve sonrasında ise 1.800.00TL'lik alışveriş miktarına izin ve onay verdiğini, ...'nın Indakes lehine ipotekler verdiğini, ...'e verilen toplam teminatların 5.670.000,00-TL olduğunu, banka teminat mektuplarını 3.680.000,00 TL bedel ile nakde çeviren davalının o tarih itibariyle cari borç olan 1.847.408,36 TL'yi tahsil ettikten sonra bakiye alacak olan 1.832.591,64 TL'yi ...'ya iade etmesi gerekirken davacı şirkete herhangi bir geri ödemede bulunmadığını ve herhangi bir iade işlemi gerçekleştirmediğini, davalı tarafın 10.07.2019 tarihinde gönderdiği ihtarnamede talep ettiği üzere 1.491.496,45 TL alacaklı olmadığı hatta haksız yere nakde çevirdiği banka teminat mektupları bedellerinden 1.847.408,36 TL'yi davacı şirkete geri ödemek borç altında bulunduğunun sabit olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle davacı şirketin davalıya 1.491.496,45-TL borçlu olmadığının tespitine, davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğu 1.847.408,36 TL'nin iadesine, davacı ve davalı şirketin arasındaki ticari ilişkiye teminaden verilmiş olan ipoteklerin ticari ilişkinin devam etmesi ve herhangi bir borcun bulunmaması nedeniyle fekkini, açılmış olan icra takiplerinin İcra İflas Kanunun 72. maddesine göre teyit edilen öncelikle teminatsız yahut mahkemece teyit edilecek teminat karşılığında tedbiren durdurulmasını, yargılama masraf ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin bilişim ürünlerinin satış, ithalat ve dağıtımını yaptığını, bu kapsamda davacı ile uzun yıllar süren bir ticari ilişki içinde olup davalı şirketin davacıya ürün sattığını, davacının ise apple markalı ürünlerin satışını yaptığını ve ... isimli mağazalar zincirine sahip olup davalı şirketten ürün satın alarak ve son kullanıcılara satış ve teknik servis hizmeti verdiğini, davalı şirket ...A.Ş tarafından düzenlenen sigorta poliçesi kapsamında, davacı dahil birçok bayiden olan alacaklarını sigortalattığını, son olarak 17.11.2016 tarihinde bir protokol imzalandığını, dosyada mübrez bu protokolden görüleceği üzere davacının 13.519.722 TL tutarında borcu olduğunu yıllık %12 oran üzerinden vade farkı ödeyeceklerini, alacak sigortası kapsamındaki daha önce yapılandıran fatura borçlarını da ödemediğini, mağazalarını devretmesi halinde ve bu devirden elde ettiği gelirle de borcun tamamını ödeyeceğini kabul ve beyan ettiğini, protokolün 7. maddesinde ise davalı alacaklı lehine gayrimenkul ipoteği tesis edeceğini kabul beyan ve taahhüt ettiğini, davalı şirket ve sigortacı arasındaki anlaşma ve poliçe şartları gereğince, sigortacı tarafından alacak tutarının %90'nı olan 11.172.487 TL tutarın davalı şirkete ödendiğini ve sigortacının davalı şirketin haklarına halef olarak yasal takibe geçtiğini, davalı şirket de tahsil edemediği %10'luk kısım ve bu kısma ilişkin vade farkı davalı tarafından ödeneceği açıkça kabul edilen oran üzerinden alacağının tahsili için de ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlattığını, dosyada mübrez cari hesap ekstresinde görüleceği üzere davacının davalı şirkete 1.491.496,45 TL tutarında borçlu olduğunu bu borcun faturaya dayandığını, protokol uyarınca düzenlenen vade farkı faturalarına ilişkin hesap tablosunun ekte mahkememize sunulduğunu, davacı ürünleri teslim aldığını faturaları kabul ettiğini ve yazılı sözleşme ile açıkça vade farkı ödeyeceğini de taahhüt ettiğini davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Davacı tarafça davalı şirket aleyhine aralarındaki ticari ilişki kapsamında banka teminat mektupları ve ipotekler verildiğini, aralarındaki ticaretin %90'lık kısmının sigortalandığını, davalı tarafça borcun ödenmesi hususunda ihtar çekildiğini ancak davalının banka teminat mektuplarını nakde çevirmesi sonucu kendilerinin davalıdan alacaklı olduğunu, bu nedenle ihtarla talep edilen miktar yönünden borçlu olmadıklarının tespitine, banka teminat mektuplarının nakde çevrilmesi sonrası fazla ödenen bedelin istirdadı talep edilmiş, davalı tarafça davacının borçlu olduğu yönünde savunmada bulunulmuş olup, taraflara arasında ticari alım satımdan kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, davacı ve davalı arasındaki ticari ilişkinin %90'lık kısmının ihbar olunan tarafından sigortalandığı ve bu kapsamda ihbar olunan tarafından davacı şirket adına davalıya ödeme yapıldığı, davacı tarafça aynı zamanda davalıya banka teminat mektubu ve ipotekten oluşan teminatlar verildiği, taraflar arasında 17/11/2016 tarihli protokol düzenlendiği, davalı şirket tarafından davacıya gönderilen .... Noterliğinin 10/07/2019 tarihli ihtarname ile 1.491.496,45-TL borcun ödenmesi aksi halde ipoteklerin paraya çevrileceğinin ihtar edildiği, tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosya kapsamındaki deliller üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile; taraflar arasında akdedilen 17.11.2016 tarihli protokole göre davacı yanın toplam borcunun 13.512.722,00 TL olduğu, ihbar olunan sigorta şirket vekilinin 14.12.2020 tarihli dilekçesinde ifade ettiği üzere davacı yan tarafından söz konusu borcun 1.105.845,81 TL'sinin ödendiği, bu durumda bakiye kalan borç (13.512.722,00 TL - 1.105.845,81 TL=) 12.406.876,00 TL olup bakiye borcun %90 kısmının ise 11.172.488,40 TL olduğu, iş bu tutar hasar bildirim tarihi kuruna göre 11.172.488,40/2.9209 USD=3.824.943,60 USD olarak hesap edilmiş olup bu tutar sigorta şirketi tarafından davalı tarafa ödendiği, 12.406.876,20 TL'lik bakiye alacağın %10'luk kısmı olan 1.241.388,00 TL tutarın ise sigorta teminatı kapsamında olmadığı için sigorta şirketi tarafından ödenmediği, ihbar olunan sigorta şirket vekili 14.12.2020 tarihli dilekçesinde “17.11.2016 tarihinden önceki ticaret ile ilgili olarak yapılan tahsilatların öncelikle sigorta şirketinin alacağından düşülmesi gerektiğinden hasar ödeme tarihi olan 17.05.2017'den sonraki tüm tahsilatların sigorta şirketinin alacağın düşüldüğünü” ifade ettiği, bu duruma göre 17.05.2017 tarihinden sonra davacı şirketin yapmış olduğu ödemelerin sigorta şirketi tarafından 11.172.488,40 TL tutardan düşüldüğü ve geriye kalan bakiye alacağın 7.408.683,19 TL kaldığı, taraflar arasında akdedilen protokolün 3. maddesine göre hasar ödeme tarihleri arasında yıllık %12 faiz oranı üzerinden vade farkının ödeneceği, yine aynı maddede vade farkının anapara borcunun ödenmesinden sonra davacı şirket tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı açık olup, dosya kapsamındaki deliller ve davacı, davalı ile ihbar olunan şirketlerin ticari kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen bilirkişi heyet raporunun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunması nedeniyle, davalı şirketin dava dışı ihbar olunan sigorta şirketinden tahsil edemediği bakiye alacağın %10'luk kısmına tekabül eden 1.241.388,00 TL alacağın sigorta şirketinden tahsil edilen 11.172.488,40 TL'nin içinde olmadığından sigorta şirketinin davacı şirketten talep ettiği 7.408.683,19 TL'nin içine dahil edilemeyeceği, yine davalı şirketin keşide ettiği 886.905,36 TL tutarındaki vade farkı faturasının protokolün 3. maddesinde tarafların serbest iradesi ile belirlendiği şekilde davacı şirket kayıtlarına alınması gerektiği açık olduğundan dolayı netice olarak davalı şirketin davacıdan 17.11.2016 tarihli protokol sonrasında sürdürülen ticari ilişkiye dayalı olarak 1.491.496,45 TL alacaklı olduğu sabit olduğundan dolayı davacı tarafça davalı ya borçlu olmadığı, borcun ödendiği, teminat mektuplarının nakde çevrilmesinden dolayı fazla ödendiği iddia edilen bedelin istirdadına yönelik iddiaların ispata elverişli delillerle ispatlanamamasından dolayı davacı tarafça davalı aleyhine açılan menfi tespit ve istirdada yönelik davaların ayrı ayrı reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosyaya sunulan kök 27.11.2020 Tarihli Bilirkişi Raporu ile de işbu davada ileri sürdüğü iddialar ve haklılığının sabit olmuşken Mahkemenin kararına mesnet olarak sadece ek raporu baz aldığını, hükme mesnet alınan Ek Bilirkişi Raporu eksik inceleme ile hazırlanmış olup itiraz edilerek raporlar arasındaki çekişknin giderilmesi talep edilmişse de çelişki giderilmeksizin ek rapor kapsamında karar verildiğini, her iki rapor arasındaki çelişkinin de giderilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davacı şirketin kendi e-ticari defter ve dayanağı belgelerinde Davalı şirketten 1.536.814,42 TL alacaklı olduğu, Davalı şirketin ise kendi e-ticari defter ve dayanağı belgelerinde ise Davacı şirketten 1.491.496,45 TL alacaklı olduğu, buna göre tarafların cari hesapları arasında 3.028.310,87 TL fark olduğu, bu farklarla ilgili olarak raporun 3.6 nolu inceleme bölümünde detaylı olarak arz edilen hususlar çerçevesinde davacının davalıya borçlu olmadığının kanaatine varıldığı rapor edilmiş, ...’e verilen toplam teminatlar 5.760.000,00 tl olduğunu, sağlanan teminatlarla 5.760.000-tl’lik bir ticaret kapasitesine ulaşıldığından, ... ile olan ticari faaliyet 6.000.000 tl’lik üst limite kadar değil, ancak 5.760.000-tl’lik limite kadar sürdürüldüğünü, 20 mayıs 2019 tarihinde, davalı... teminat olarak elinde bulundurduğu banka teminat mektuplarının tamamını 3.680.000 TL bedel ile nakde çevirdiğini, 20 Mayıs 2019 tarihinde taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğan borcun 1.847.408,36 TL olduğunu, banka teminat mektuplarını 3.680.000 TL bedel ile nakde çeviren...’in o tarih itibariyle cari borç olan 1.847.408,36 TL’yi tahsil ettikten sonra bakiye alacak olan 1.832.591,64 TL’yi ...’ya iade etmesi gerekirken, davacı şirkete herhangi bir geri ödemede bulunmamış ve herhangi bir iade işlemi gerçekleşmemiş olduğunu, tüm bu mali veriler ışığında davalı tarafın 10 Temmuz 2019 tarihinde gönderdiği ihtarnamede talep ettiği üzere 1.491.496,45-TL alacaklı olmadığı hatta haksız yere nakde çevirdiği banka teminat mektupları bedellerinden 1.847.408,36-TL’yi davacı şirkete geri ödemek borcu altında bulunduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı olarak talep edilen alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) ve fazla ödenen tutarın istirdatı, davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, cari hesap(açık hesap) nedeniyle borç bulunup bulunmadığı ve teminat mektuplarının nakde çevrilmesi ile borcu aşan tutar olup olmadığı noktasındadır.
Taraflar arasında ihbar olunan sigorta şirketinin katılımı ile 17/11/2016 tarihli protokol imzalanmıştır.
Davalı tarafından davacı muhatabına çekilen .... Noterliğinin 10/07/2019 tarih ve ...'lu ihtarnamesi ile cari hesaptan kaynaklanan ve muaccel olan 1.491.496,45 TL alacağın 7 gün içinde ödenmesi ihtar edilmiştir.
Davacı tarafça, davalı tarafından teminat mektuplarının nakde çevrilmesi ile borcu aşan kısmın iade edilmediği ve ihtarname ile talep edilen borcun bulunmadığı iddiasıyla borçlu olmadığının tespitine ve fazla ödenen tutarın iadesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Taraflar arasında imzalanan 17/11/2016 tarihli protokolün 2. Maddesinde davacının 15/04/2015 ve 09/11/2015 tarihli poliçe dönemindeki ticari ilişkiden dolayı, davalıya 13.519.722,00 TL borçlu olduğu düzenlenmiştir. Protokolden sonra 1.105.845,81 TL ödeme yapıldığı ihtilaf konusu değildir. Bu ödemeden sonra 12.413.876,19 TL borç kalmış ve bu kalan borç üzerinden ihbar olunan sigorta şirketi tarafından da sigorta kapsamında %90(11.172.488,57 TL) teminat tutarı nispetinde ödeme yapılmıştır. Bu ödeme sonrasında kalan borç 1.241.387,61 TL'dir.
Tarafların imzasının bulunduğu 15/04/2019 tarihli cari hesap mutabakatına göre 31/03/2019 tarihi itibariyle davacının, davalıya 3.684.370,24 TL borçlu olduğu hususunda mutabık kalınmıştır. Buna göre 17/11/2016 tarihli protokolden sonra taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği anlaşılmaktadır.
Taraf defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre, teminat mektuplarının nakde çevrilmesi hususunun iki tarafında ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının teminat mektuplarının nakde çevrilmesinden sonra kendi ticari defterlerine göre 1.536.814,42 TL alacaklı hale geldiği, davalının ise teminat mektuplarının nakde çevrilmesinden sonra kendi ticari defterlerine göre 1.491.496,45 TL alacaklı göründüğü, taraf ticari defterleri arasında 3.028.311,17 TL fark bulunduğu tespit edilmiştir. 27/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda 675.000,00 TL tutarında üç adet senedin davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı ifade edilmiş ise de 20/04/2022 tarihli heyet raporunda söz konusu senetlerin vadelerinde ödenmediği ve davalı kayıtlarında senetlerin iadesinin yapıldığı ancak davacının kayıtlarında iade işlemine ilişkin kayda rastlanılmadığı, bunun yanı sıra 400.000,00 TL tutarlı 2 adet çekin davalı tarafın ikinci cari hesap ekstresinde kayıtlı olduğu, 600.000,00 TL tutarlı çek iade işleminin davalı tarafın ikinci cari hesap ekstresinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.
Cari hesap mutabakatında tarafların 3.684.370,24 TL alacak bakiyesi üzerinde mutabık olmalarına rağmen davacı ticari defterinde 3.484.370,54 TL kaydederek 200.000,00 TL tutarında eksik kayıt yapmıştır. Davalının ticari defterlerinde ise mutabakat tutarı kayıtlıdır.
Davalının ticari defterindeki "hesaplar arası virman" açıklamasıyla kaydı yapılan 1.242.406,18 TL ise bilirkişi heyet raporunda sigorta teminatı kapsamında olmayan davalı alacağı olarak tespit edilmiş olup bu miktarın davacı borcundan düşülmesi mümkün değildir.
Davalıya sigorta şirketi tarafından USD cinsinden ödeme yapılmasının davacının TL cinsinden olan borcuna bir etkisi bulunmamaktadır. Yani sigorta teminatı borcun %90'ı ile sınırlı olup ödemenin yapıldığı tarihteki kur oranlarına göre borcun sona erdiğinin kabulü mümkün değildir. Sigorta şirketinin fazla ödemesinin bulunması halinde bu durum sigortalısı ile arasındaki ilişki ile ilgili olup, bu miktara halef olması da mümkün değildir.
Bilirkişi heyeti tarafından, protokol hükümlerinin yerine getirilmemesi ve borcun vadesinde ödenmemesi nedeniyle 886.904,99 TL'lik vade farkı faturasının düzenlenme koşullarının oluştuğunu belirtmiştir.
Davacının ticari defterinde kayıtlı olmayan 1.241.406,18 TL davalı alacağı, ödenmeyen ve iade edilen ancak davacının ticari defterlerine iade kaydı işlenmeyen 3 adet senet bedeli 675.000,00 TL ve düzenleme koşulları bulunan 886.904,99 TL'lik vade farkı faturası davacının ticari defterlerinde kayda alındığında davacının alacağı bulunmamakta olup, bilirkişi heyet raporunda da tespit edildiği üzere 1.491.496,45 TL borcu bulunmaktadır. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince menfi tespit ve istirdat istemli davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekilince bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu iddia edilmiş ise de, 27/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda davalının ikinci cari hesap kayıtlarının incelenmemiş olması nedeniyle raporlar arasında çelişki bulunduğundan bahsedilemeyecek olup, anılan sebeple bu raporun hükme esas alınması da mümkün değildir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi 09/04/2026