Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1548 E. 2026/679 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1548
- Karar No
- 2026/679
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1548
KARAR NO: 2026/679
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/05/2022
NUMARASI: 2020/6 Esas - 2022/282 Karar
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/04/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 13/04/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A. Ş.'nin ...Şubesi ile dava dışı ... Limited Şirketi arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedilmiş olup davalı ... tarafından işbu sözleşme müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, borçlu şirket tarafından kredi borcunun zamanında geri ödenmemesi sebebiyle kredi hesaplarının kat edildiğini ve davalıya .... Noterliği'nin 04.07.2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini, ihtarnamenin gereklerini yerine getirmeyen borçlu hakkında.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından icra takibi başlatılması üzerine davalı tarafından borca, faize ve ferilerine itiraz edildiğini, devamla taraflarınca zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak ...numaralı arabuluculuk dosyasından anlaşma sağlanamadığını, dolayısıyla, borçlu aleyhine itirazın iptali davası ikame etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, müvekkili banka tarafından .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borç kat edildiğini ve davalıya tebliğ edildiğini, ihtarnamedeki nakit alacak toplamının 294.910,67 TL olduğunu, bunun yanında, müvekkili bankaya iade edilmediğini, bulunan 7 çek yaprağının sorumluluk bedeli olan 14.210,00 TL gayrinakdi alacak mevcut olduğunu, ihtarname sonrası davalı tarafından 05.08.2019 tarihinde 39.916.00 TL kredi geri ödemesi yapıldığını, dolayısıyla, her ne kadar davalı tarafından işbu ihtarnamede yer alan alacak kalemlerine .... Noterliği'nin 11.07.2019 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz edilmiş olsa da, itirazdan sonraki bir tarihte ödeme yapılarak borcun kabul edildiğini, devamla borçluların ödemiş olduğu miktar düşülerek 272.409,66 TL nakdi, 14.210,00 TL gayrinakdi alacak için takip başlatıldığını, takip sonrası davalı borçlular tarafından hiçbir ödeme yapılmadığı gibi müvekkili banka tarafından borçluya verilmiş olan çek yapraklarının da iade edilmediğini, bakiye alacak için her ne kadar davalılarla görüşme sağlanmaya çalışılsa da çabaların sonuçsuz kaldığını, buradan da anlaşıldığı üzere yapılan itirazın haksız ve kötü niyetle yapılmış olup müvekkilinin alacağını tahsil etmesini geciktirerek müvekkilini zarara uğratma kastıyla yapıldığını, müvekkili banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan ve davalının kefil olduğu Genel Kredi Sözleşmesi'nin 6.1 Delil başlıklı maddesine göre; taraflar arasında çıkan her türlü uyuşmazlıkta banka defter ve kayıtları yegane geçerli, bağlayıcı ve kesin delil olacağını, dolayısıyla yaptırılacak olan bilirkişi incelemesinde banka defter ve kayıtlarının esas alınması gerektiğini, davalı tarafından.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına yapılmış olan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, dolayısıyla; davalının %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, görüldüğü üzere; müvekkili banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan ve davalının kefil olduğu Genel Kredi Sözleşmesi'nin geri ödemelerinin zamanında yapılmamış olmasından kaynaklanan borca ilişkin olarak.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına yapılmış olan itiraz haksız ve kötü niyetli olduğunu, dolayısıyla, davanın kabulü ile itirazın iptalini ve takibin 272.409,66 TL nakdi, 14.210,00 TL gayrinakdi alacak üzerinden devam etmesine karar verilmesini, davalıların icra takibine yaptığı haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin 272.409,66 TL nakdi, 14.210,00 TL gayrinakdi alacak üzerinden devamını, haksız ve kötü niyetli itirazdan dolayı, davalı borçluların %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacaklısı ... A.Ş olan.... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında müvekkili aleyhine icra takibine geçildiğini, 16/09/2019 tarihinde ödeme emrine karşı yaptıkları itiraz ile takibin durdurulduğunu, açılan işbu itirazın iptali davasını kabul etmediklerini, icra dosyasındaki itirazlarını tekrarla müvekkilinin davacı tarafça açılan takibine konu hiçbir borcu bulunmadığını, sözleşmenin müteselsil kefil kısmındaki yazının müvekkiline ait olmadığını, başkası tarafından doldurulduğunu, müvekkilinin .... Şti.’ye hiçbir surette kefilliği bulunmadığını, zira kendisinin 30.07.2015 tarihinde şirkette mevcut 400.000,00 TL hissesini .... Noterliğinden 29.07.2015 tarih ve ... tasdikli hisse devir ve temlik sözleşmesi ile ...’e devrederek ortaklıktan ayrıldığını, daha sonra bankanın asıl borçlu .... Şti. ile yeniden kredi sözleşmesi yaptığını, bu sözleşmede müvekkilinin kefil olmadığını, davacı tarafın kötü niyetli olarak ilk sözleşmede geçen ve yazısı kendisine ait olmayan kefilliği kullanmak istediğini, ayrıca takip talebine temerrüt faizinin %90 olduğunun belirtildiğini, borcun esasına olan itirazlar ile birlikte işbu faiz oranını da kabul etmediklerini, bu nedenlerden dolayı; haksız ve mesnetsiz işbu davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Çek depo bedeli yönünden yapılan incelemede; Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5.17.6 maddesi,” Banka bu Sözleşme'de yazılı temerrüt hallerinden herhangi biri vuku bulduğu takdirde; çek yapraklarının iade edilmesini veya iptalinin muhatabınca resmen bildirilmesinin teminini veya karşılığının komisyon ve masraflar ile birlikte faiz getirmeyen rehinli bir hesapta tutulmak üzere nakden tediye veya Banka'ya depo edilmesini isteyebilir. Müşteri ve kefiller, Banka'nın yukarıda yazılı bulunan taleplerini süresi içinde yerine getirmemesi veya bu süre içinde ilgili çek yapraklarının asıllarını iade etmemesi ve alakalı hesabı tasfiye etmemesi halinde, Bankanın, aleyhinde depo taahhüdünü teminen kanuni yollara başvurmaya ve bu yüzden karşılaşacağı her nevi masraf, vekalet ücretini de talep etmeye hakkı olduğunu kabul eder.”hükmünde olup, yine taraflar arasında imzalanan sözleşmenin” Kredinin Kefalet Karşılığı Kullandırılması ve Kefillerin Sorumluluğu”başlıklı 3.5.1 maddesi,”......... bu sözleşmenin 4.maddesindeki koşullar gerçekleştiğinde nakdi kredilerin ödenmesinin , gayri nakdi kredilerin depo edilmesinin talep edilebileceğini kabul ve taahhüt ederler. “hükmünde olup , 2019 yılı için her bir çek karnesi sorumluluk bedellerinin 2.030.00.TL olduğu, davacı bankanın takip tarihi itibarı ile 7 adet çek yaprağı için sözleşme şartlarına göre davalı kefilden 14.210.00 TL çek depo talebinde bulunabileceği kabul edilmiştir. Her ne kadar davalı kefil, asıl borçlu şirket ortaklığından ayrıldığını, daha sonra sözleşme yapıldığını iddia etmekte ise de; davalı, dava dışı borçlu ile davacı banka arasındaki süresiz kredi sözleşmesinde müteselsil kefil durumunda olup, ortada cari hesap şeklinde yürüyen bir borç ilişkisi bulunduğundan, davacının şirket ortaklığından ayrılmasının kefaleti sonlandırmayacağı, şirket ortağı olarak değil müşterek müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladığından kefalet limiti dahilinde sorumluluğunun devam edeceği kanaatine varılmıştır., Borçluya yeni bir kredi kullandırılması, yeni bir borç ilişkisi niteliğinde değildir. Dolayısıyla, kefilin başlangıçtaki feragati, bu yeni kredi açısından da geçerlidir; kefilin sorumluluğu bu yeni kredi açısından da sürecektir. Sonuç itibari ile; davanın kısmen kabulüne karar verilerek .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile; takibin ticari kredi yönünden; 237.912,48TL asıl alacak, 4.123,82TL işlemiş faiz olmak üzere takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %39 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5 BSMV'sinin uygulanmasına,; kredi kartı yönünden 17.708,37TL asıl alacak 246,85TL işlemiş faiz, 267,82TL BSMV üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %28,80 ve TCMB tarafından deklare edilen değişen oranlarda temürrüt faizi ile bu faizin %5 BSMV'sinin uygulanmasına; gayri nakdi alacak yönünden takibin 14.210,00TL üzerinden devamına, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosyada mübrez bilirkişi raporlarına itirazlarında da belirtildiği üzere; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 144 ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Kanun’un 26. maddeleri uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 2020/3 sayılı “Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları Hakkında Tebliğ” ile (m. 4) bankalara, Merkez Bankası kaynaklı reeskont ve avans kredileri dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları serbestçe belirleme yetkisi vermiş bulunduğunu, Bankaların da bahse konu yetkiye dayanarak ticari işlerde uygulanacak faiz oranlarını serbestçe belirlediğini, yargılama sırasında dosyaya sunmuş olduğumuz evrakta da görüleceği üzere; davacı banka tarafından T. C. Merkez Bankası'na bildirilmiş olan temerrüt faiz oranı, ticari kredilerde 2018 ve 2019 yılı için %60'tır. Genel Kredi Sözleşmesi'nde yer alan temerrüt halinde uygulanacak faiz oranlarına ilişkin maddede ise, banka tarafından bildirilmiş olan temerrüt faiz oranının %50 fazlası olarak faiz talep edilebileceği yer aldığını, huzurdaki dosyada müvekkil bankanın talep edebileceği temerrüt faizi oranı %90 olmakta, dosyada mübrez bilirkişi ek raporunda, beyanları doğrultusunda %90 faiz oranı üzerinden hesaplama yapıldığını, ancak, mahkeme tarafından banka ile davalı arasında imzalanmış olan sözleşmenin temerrüt hükümleri dikkate alınmaksızın %39 faiz oranı üzerinden yapılan hesaplama kabul edilerek kısmen kabul kararı verildiğini, bu hususun, açıkça sözleşme serbestisi ilkesine aykırılık taşıdığını, basiretli tacir olan davalılar tarafından faiz oranı kabul edilmiş ve sözleşmeye şerh düşülmemiş, bu noktada, uygulanacak temerrüt faizi oranının %90 olacağını, aksi durumun kabulü mümkün olmayıp mahkemece alacağının kabul edilmeyen kısmı yönünden yeniden inceleme yapılması ve davalının davacı bankaya olan borcu yönünden uygulanacak temerrüt faiz oranının %90 olarak kabul edilmesi gerektiğini, diğer yandan, her ne kadar alacak hesabı seçenekli olarak %90 faiz üzerinden yapılmışsa da; bu oran üzerinden yapılan hesaplamada bilirkişi tarafından kat ihtarı tarihindeki alacak da hesaplandığından talebinden düşük bir rakam tespit edildiğini, temerrüt tarihi de talebinden farklı olarak belirlenmiş olup kural olarak davalı hesaplarının kat edildiği tarihte temerrütün gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Cevap dilekçemizde zikrettiğimiz üzere müvekkilimin .... Şti.’ye hiçbir surette kefilliği bulunmamaktadır. Zira kendisi 30.07.2015 tarihinde şirkette mevcut 400.000,00 TL hissesini .... Noterliğinden 29.07.2015 tarih ve ... tasdikli hisse devir ve temlik sözleşmesi ile ...’e devrederek ortaklıktan ayrılmıştır. Daha sonra banka asıl borçlu .... Şti. ile yeniden kredi sözleşmesi yapmıştır. Bu sözleşmede müvekkilim kefil değildir. Davacı taraf kötü niyetli olarak ilk sözleşmede geçen ve yazısı kendisine ait olmayan kefilliği kullanmak istemiştir.müvekkilin huzurda yazı ve imza örnekleri alınıp, sözleşme tarihine yakın tarihli (öncesi ve sonrası) samimi yazı ve imza örnekleri asılları dosyaya getirtilerek sözleşme aslı üzerinde yer alan ve yukarıya metni alınan hüküm uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerliliğine etki eden yazıların müvekkile ait olup olmadığının Yargıtay denetimine elverişli bir bilirkişi kurulu raporu ile saptanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmekte iken mahkeme bu hususu hiçbir surette değerlendirmemiş, tartışmamış ve araştırmamıştır. Kefalet sözleşmesinin geçerliliğine etki eden yazıların müvekkile ait olup olmadığının Yargıtay denetimine elverişli bir bilirkişi kurulu raporu alınmaksızın hüküm kurulması hukuka aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmektedir.
beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, geçerli bir kefaletin bulunup bulunmadığı, temerrüt tarihi ve faiz oranı noktasındadır.
Davacı banka ile dava dışı .... Şti. arasında 04/04/2014 tarihinde 500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve davalı ...bu sözleşmeye 04/04/2014 tarihinde 500.000,00 TL limitle müteselsil kefil olmuştur.
Davacı banka tarafından, kredi borçlusu ve kefillere çekilen .... Noterliğinin 04/07/2019 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği; muaccel hale gelen v alacağının ödenmesi, çek sorumluluk tutarının depo edilmesi gerektiği ihtar edilmiştir.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ........ İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarı" sebebine dayalı olarak toplam 272.409,66 TL alacağın tahsili, 14.210,00 TL gayri nakdi alacağın depo edilmesi istemiyle 21/08/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı ise diğer savunmaları yanı sıra şirketteki hissesini devrettikten sonra imzalanan genel kredi sözleşmesine kefaletinin bulunmadığı ve ilk sözleşmedeki kefalete ilişkin yazıların kendisine ait olmadığını savunmuştur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 583/1. Maddesine gör, kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 208/1. Maddesine göre, taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. Maddenin üçüncü fıkrasına göre de, bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir. Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, mahkemece HMK'nın 211. Maddesinde düzenlenen usulde inceleme yapılmalıdır.
HMK'nın 211. Maddesi düzenlemesinden anlaşılacağı üzere takibe dayanak senedin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan yazı örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir.
İmza/yazı incelemesinde öncelikle inkar olunan belgenin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imza/yazıları taşıyan belgeler, düzenleme tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
Diğer taraftan adli bilimler disiplininin bir dalı olan kriminalistiğin özel bir sahası olan adli grafoloji ve belge sahteciliği dalı, el yazısı ve imzaların grafolojik açıdan kişinin samimi yazı ve imzalarının karakteristik yazım özelliklerinin tespitini ve belirlenen karakteristiklerin, araştırılan (incelemeye konu olan) yazı ve imzalarda da var olup olmadığının incelenmesini içerir. Bilirkişi inceleme sonucunda senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın/yazının borçluya ait olup olmadığına ilişkin bir kanaate ulaşır. Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir(Yargıtay HGK'nın 08.10.2019 tarihli ve 2017/(19)11-911 E. - 2020/736 K. sayılı kararı).
Somut olayda davalı tarafça cevap dilekçesinde ve sonrasında verilen dilekçe ve beyanlarda ilk sözleşmedeki kefalete ilişkin yazıların kendisine ait olmadığını savunmasına rağmen ilk derece mahkemesince bu savunma değerlendirilmemiştir. Sahteliği ileri sürülen bir belgenin delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından bu halde ilk derece mahkemesince usulünce kefalet sözleşmesindeki yazılar üzerinde yukarıda anılan usulde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususta inceleme yapılmadan karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Bunun yanı sıra davalının kefalet imzasını taşıyan 04/04/2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan borcun bir noktada ödenmiş olması davalı kefilin, kefalet sorumluluğunu; daha sonra aynı sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan krediler yönünden sona erdirmez ise de, banka tarafından yeni bir sözleşme düzenlenerek kredi kullandırılması halinde ise, şayet yeni sözleşmede ilk sözlemeye kefalet eden kefilin imzası bulunmaz ve ilk sözleşmede yeni imzalanan sözleşmeye atıfta bulunulmaması halinde, bu yeni kullandırılan krediden dolayı borcu ödenerek kapatılan ilk sözleşmeye kefalet eden davalının sorumluluğundan söz edilemez. İlk derece mahkemesince davalının savunduğu gibi ikinci bir genel kredi sözleşmesi bulunup bulunmadığı ve varsa kredi alacağının hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığı araştırılmadan karar verilmesi de yerinde olmamıştır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin istinaf başvurusu bu aşamada incelenmeksizin davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
4-İstinaf başvurusu bu aşamada incelenmediğinden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde kendisine iadesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 09/04/2026