Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/5426 E. 2026/2252 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5426
Karar No
2026/2252
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1432 E., 2025/311 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/434 E., 2021/371 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili, birleştirilen davada davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, davanın niteliği gereği tarafların duruşma taleplerinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ağabeyi olan mirasbırakanı ...’ın 27.05.2018 tarihinde öldüğünü, mirasbırakanın Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/4 81... /445 Karar sayılı 10.05.2018 tarihli resmî vasiyetname .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı 28.09.2016 tarihli düzenleme şeklinde vasiyetnamesiyle iki adet vasiyetname düzenlediğini, vasiyetnamelerin şekil şartına aykırı olduğunu, mirasbırakanın iradesinin sakatlanarak ve ehliyetsiz olduğu tarihlerde vasiyetnamelerin düzenlendiğini ileri sürerek vasiyetnamenin iptaline olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ağabeyi olan mirasbırakanı ...’ın 27.05.2018 tarihinde öldüğünü, mirasbırakanın Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/481 Esas, 2018/445 Karar sayılı 10.05.2018 tarihli resmî vasiyetname ve .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı 28.09.2016 tarihli düzenleme şeklinde vasiyetnamesiyle iki adet vasiyetname düzenlediğini, vasiyetnamelerin şekil şartına aykırı olduğunu, mirasbırakanın iradesinin sakatlanarak ve ehliyetsiz olduğu tarihlerde vasiyetnamelerin düzenlendiğini ileri sürerek vasiyetnamenin iptaline, karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; vasiyetnamelerin şekil şartını uygun ve geçerli olarak düzenlendiğini, mirasbırakanın KOAH ve kalp rahatsızlığı nedeniyle hastanede bulunduğunu, vasiyetnameye engel bir hâl bulunmadığını, mirasbırakanın fiil ehliyetinin yerinde olduğunu sırada vasiyetnamenin düzenlendiğini, tedavisi gereği ağzına takılan aparatlar nedeniyle rahat konuşmaması ayırtme gücünün olmadığı anlamına gelmediğini, hukuki itilafların önüne geçebilmek için vasiyetnamenin Mahkeme tarafından düzenlendiğini, davacıların mirasbırakanın kardeşleri olmaları nedeniyle saklı paylarının bulunmadığını ve tenkis talep edemeyeceklerini ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılamada tanık beyanları ve Adli Tıp Kurulu raporuna göre mirasbırakanın dava konusu vasiyetnamelerin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetinin yerinde olduğunun anlaşılması nedeniyle ehliyetsizlik nedenine dayalı vasiyetnamenin iptali talebinin yerinde bulunmadığı, dosya kapsamında iptali istenen vasiyetnamelerin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda düzenlemediğine kanaat edildiğini, dava konusu vasiyetnamelerin şekle aykırı düzenlendiği yönündeki talepler yönünden yapılan incelemede ise .... Noterliğinin 28.09.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı vasiyetnamesinin şekil şartına uygun olarak düzenlediğini, Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 10.05.2018 tarih ve 2018/481 Esas, 2018/445 Karar sayılı vasiyetnamenin şekil şartına aykırı düzenlendiği iddiası yönünden yapılan incelemede ise vasiyetnamenin ... Üniversitesi Kardiyoloji Servisinde Sulh Hukuk Hâkimi tarafından düzenlendiği, mirasbırakanın nefes yetmezliği yaşadığı, solunum destek cihazına bağlı olduğu, hastalığı sebebiyle konuşamadığından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 535. maddesine göre vasiyetname düzenlenmesinin talep edildiği, mirasbırakana dosya içerisindeki taslak vasiyetname sulh hâkimince okunduğu, mirasbırakanın ise ''doğrudur okudum, kabul ediyorum, yazılanların gerçek ve son arzularıma uygun olduğunu kabul ve beyan ederim'' şeklinde beyanda bulunduğu, dinlenen tanıklardan resmî vasiyetnameyi yazan kâtip olan tanık ...'ın beyanında mirasbırakanın hâkimin dediklerinin vücut dilini kullanarak başıyla onayladığını beyan ettiği, aynı yönde resmî vasiyetname düzenlenirken tanıklık yapan ..., o an hastane resmî vasiyetnameyi yazan tanık mahkeme katibi ..., mahkeme mübaşiri tanık ... aynı yönde mirasbırakanın konuşmadan vücut hareketleri ile hâkimin okuduklarını onayladığını beyan ettikleri, resmî vasiyetnamenin düzenlenmesinde hazır bulanan tanık ...'nun ise mirasbırakanın açıkça ''Onaylıyorum.'' dediğini beyan ettiği, tanıklar önünde hâkimce sesli şekilde vasiyet okunduktan sonra mirasbırakanın başını sallamak suretiyle vücut dilini kullanarak okunan vasiyete onay verdiği Mahkemece anlaşıldığı ve olayın bu şekilde olduğu kabul edildiğini, mirasbırakanın sağlık durumunun konuşmaya el vermediği, hatta beyanlarını yazı ile yazacak kadar gücünün olmadığı, bu sebeple resmî vasiyetnameye imza atmak yerine parmak basabildiği, mirasbırakanın hastalığı sebebiyle şekle uygun bir irade beyanında bulunamayacağı kabul edilip vasiyetnamenin iptaline karar verilebilse de, mirasbırakan ile yasal mirasçıları arasındaki beşeri ilişkiler, mirasbırakanın son arzularının yerine getirilmesinin önemi, tanık anlatımlarından mirasbırakanın başını onay vermek şeklinde salladığının açık olduğu ve adli tıp raporu da birlikte değerlendirildiğinde mirasbırakanın başını sallamak şeklindeki fiilinin bilinçli bir iradeye dayandığını, mirasbırakanın belirli bir hukuki sonucu doğurma iradesine sahip olduğunu, murisin vasiyet etme iradesini bir fiille dış dünyaya yansıtma ve sulh hâkimi olan resmî memura bildirme amacına yönelik yapıldığının kabulünün gerekmesi nedeniyke Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/481 Esas, 2018/445 Karar sayılı ve 10.05.2018 tarihli resmî vasiyetnamenin şekil şartına uygun olduğundan asıl ve birleştirilen davalardaki vasiyetnamenin iptaline yönelik talebin yerinde bulunmadığı, asıl dava davacısının terditli tenkis talebi yönünden ise davacının mirasbırakanın saklı paylı mirasçısı olmaması nedeniyle talebin reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili, birleştirilen davada davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında dava konusu vasiyetnamelerin ehliyetsizlik iddiası ile iptali talebi yönünden yapılan değerlendirmede Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu 28.10.2019 tarihli raporunda mirasbırakan ...’ın 28.09.20 16... .05.2018 tarihlerinde fiili ehliyetini haiz olduğunun bildirildiği, davacı tarafın ehliyetsizlik iddialarının yerinde olmadığı, davacı tarafın vasiyetnamelerin şekil şartına aykırılık iddiası yönünden yapılan değerlendirmede ise mirasbırakanın vekilinin Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak müvekkilinin resmî vasiyetname düzenlemek istediğini, akıl sağlığının yerinde olduğunu, ancak hastaneden çıkıp hâkim huzuruna gelebilecek durumda olmadığını bildirerek hastanede resmî vasiyetname düzenlenmesini talep ettiği, mahkemenin 10.05.2018 tarihli tensip kararı ile "vasiyetname düzenlemesini talep eden ... ve tanıklar ... ile ... huzurunda beyanları alınıp vasiyetname düzenlemek üzere 10/05/2018 günü saat 10.00'dan itibaren ... Üniversitesi Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Servisine mahkeme heyeti ile birlikte gidilmesine karar verildiği, mahkemece 10/05/20 18... /4 81... /445 Karar sayılı resmi vasiyetnamenin düzenlediği, vasiyetnamede mahallinde vasiyetname düzenleyicisi vekili Av. ..., vasiyetname düzenleyicisi ..., tanıklar ..., ... ve Doç. Dr. ...'un hazır olduklarının görüldüğü, Doç. Dr. ... ...'nun hastanın zihninin açık olduğunu, akli dengesinin yerinde olduğunu, vasiyetname düzenlenmesinde herhangi bir engel durumunun olmadığını, nefes yetmezliği nedeniyle ... cihazına bağlı olduğunu, mevcut sağlık durumu itibariyle konuşmalarının yakınları anlayabilirse de dışarıdan dinlenildiğinde tam olarak anlaşılamayabileceğini çok uzun cümle kurmasının zor görüldüğünü, destek cihazından ayrılırsa sıkıntı olacağını bildirdiği" vasiyetname düzenleyicisi ve tanıkların kimlik tespitinin yapıldığı, ... ile yapılan konuşmada isim ve soy ismini söyleyebildiği, doğum yılını söyleyebildiği, bunun dışında söylediklerinin tam olarak anlaşılamadığı ve tam olarak cümle kurmakta zorluk çektiği ve söylediklerinin tam olarak ve net bir şekilde anlaşılamadığının gözlemlendiği, bu hâli ile 4721 sayılı Kanun'un 530. maddesine göre mirasbırakanın son arzularını resmî memura bildirir hükmü karşısında miras bırakanın arzularını taraflarına bildiremediğinin görüldüğünün gözlem olarak tespit edildiği, bu arada vasiyetname düzenleyicisi vekilinin söz alarak müvekkilinin konuşamadığını, dolayısıyla taleplerini 4721 sayılı Kanun'un 535. maddesine göre ıslah ettiklerini, bu maddeye göre vasiyetname düzenlenmesini talep edildiği, mahkeme hâkiminin vasiyetname düzenleyicisine vekili Doktor ... ve tanıklar huzurunda dosyaya sunulmuş olan taslağı yüksek sesle okuduğunu, ...'ın vasiyetname taslağının tamamına "doğrudur, okudum, kabul ediyorum, yazılanların gerçek ve son arzularıma uygun olduğunu kabul ve beyan ederim," demesi üzerine tanık beyanları da alınarak vasiyetnamenin birlikte imzalandığının belirtildiği, ancak vasiyetname düzenlenmesi sırasında alınan doktor beyanına göre vasiyetname düzenleyenin çok uzun cümle kurmasının zor olduğunun bildirildiği, mahkeme gözlemine göre mirasbırakanın arzularını taraflarına bildiremediğinin tespit edildiği, vasiyet düzenleyicisi vekilinin müvekkilinin konuşamadığını bildirdiği, yine duruşmada dinlenilen vasiyetname tanıklarının beyanlarında vasiyetname düzenleyenin okunan vasiyetname taslağına ayrı ayrı kafasıyla konuşmadan onay verdiğini bildirdikleri, her ne kadar vasiyetnamede "doğrudur, okudum, kabul ediyorum, yazılanların gerçek ve son arzularıma uygun olduğunu kabul ve beyan ederim," şeklinde beyan bulunsa da 4721 sayılı Kanun'un 535. maddesi gereğince "...mirasbırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder". hükmü karşısında vasiyetçinin solunum cihazına bağlı olduğu, vasiyetname düzenlenme tarihinde konuşamadığı gerek vasiyetname düzenlenme anında hazır bulunan doktor beyanı, gerek vasiyetçi vekili, gerek mahkeme gözlemi ve gerekse yargılama sırasında dinlenen tanık beyanlarından konuşamayan vasiyetçinin son arzularını resmî memura sözlü olarak takrir etmiş gibi vasiyetname düzenlenmesinin vasiyetnamenin şekil eksikliğine neden olması nedeniyle iptaline karar verilmesi gerekirken davaların tümden reddine karar verilmesi isabetli bulunmadığı, davacıların tenkis talebi yönünden ise davacıların saklı pay sahibi mirasçı olmaması nedeniyle bu talep hakkında davanın reddine karar verilmesinde ise bir isabetsizlik bulunmadığı, davalılar vekilinin istinaf talebi yönünden ise; davaların terditli olarak açıldığı, davadaki asıl talebin vasiyetnamenin iptali istemine ilişkin olduğu, terditli davalarda davanın kabulüne dair karar verilmemesi halinde, asıl talebe göre yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, asıl talebin vasiyetnamenin iptali istemine ilişkin olup, maktu harç ve vekâlet ücretine tâbi olduğu, İlk Derece Mahkemesince ise belirlenen dava değeri üzerinden harç tamamlanmadığından davalı taraf lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl dava davacısı ve birleştirilen dava davacısının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulü ile Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/481 Esas, 2018/445 Karar sayılı resmî vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; iptaline karar verilen Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/481 Esas, 2018/445 Karar sayılı resmî vasiyetnamenin şekil şartına uygun olarak vasiyetçinin beyanları dikkate alınarak titizlikle düzenlendiğini, vasiyetçinin fiziki engelinin olmasının ölümden sonra malvarlığı hakkında karar verebilmesini 4721 sayılı Kanun'un 535. maddesinin teminat altına aldığını, mirasbırakanın çok daha sağlıklı olduğu .... Noterliğinin 28.09.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı vasiyetnamesi ile iptaline karar verilen Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/481 Esas, 2018/445 Karar sayılı resmî vasiyetnamedeki iradelerin aynı yönde olduğu, mirasbırakanın malvarlığını kime bırakacağı yönünde yıllarca kararlı bir tutum sergilediğini, vasiyetçinin iradesinin korunması gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince lafzı bir tutumla vasiyetnamenin iptaline karar verdiğini, her iki vasiyetname arasında çelişki bulunmadığı gibi ortak bir iradeyi yansıttığını, Adli Tıp Kurulu raporu ile de sabit olduğu üzere vasiyetçinin fiil ehliyetinin de yerinde olduğunun tespit edildiğini, mirasbırakanın konuşamamasının gerekçe gösterilmek suretiyle 4721 sayılı Kanun'un 533. maddesi kapsamında şekil eksikliği olduğunun ileri sürülmesi kanunun amacına ve uygulamadaki örneklere aykırı bulunduğunu, vasiyetçinin hem vasiyet içeriğine bilinçli bir şekilde onay verdiği, hem de vasiyetnamenin hem şekil şartına aykırı olduğu gerekçesinin kendi içerisinde çelişki içerdiğini, Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/481 Esas, 2018/445 Karar sayılı resmî vasiyetnamesinin şekil şartına uygun olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkilleri lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mirasbırakanın iradesinin sakatlanması nedeniyle dava konusu noterde düzenlenen .... Noterliğinin 28.09.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı vasiyetnamenin de iptalinin gerektiğini, davalıların mirasbırakanın hastalığından yararlandıklarını, mirasbırakana maddi ve manevi baskı kurmak suretiyle vasiyetname düzenlettirdiklerini, 4721 sayılı Kanun'un 557. maddesindeki korkutma ve zorlamaya yönelik manevi baskının gerçekleşmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesince bu hususa yönelik hiç bir değerlendirmede bulunulmadığını, ayrıca .... Noterliğinin 28.09.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı vasiyetnamenin şekle aykırı olarak düzenlendiğini, bu hususa ilişkin uzman görüşü sunmalarına rağmen değerlendirmeye alınmadığını, vasiyetnamede katılma yasağı olan kişilerin vasiyetnamede bulunup bulunmadığına yönelik hiç bir araştırma yapılmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi .... Noterliğinin 28.09.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı vasiyetnamesinin iptaline yönelik talebin reddine yönelik kararının kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 3. Birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/481 Esas, 2018/445 Karar sayılı resmî vasiyetnamenin iptaline ilişkin kararın onanması gerektiğini, tanık beyanları ve dosya kapsamına göre .... Noterliğinde düzenlenen vasiyetnamenin mirassbırakanın iradesinin sakatlanarak düzenlendiğini, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte mirasbırakanın 69 yaşında olup fiili ehliyetinin olmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi .... Noterliğinin 28.09.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı vasiyetnamesinin iptaline yönelik talebin reddine yönelik kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali ve tenkis istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl davada davacı vekili ile birleştirilen davada davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davalılar vekilinin Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/481 Esas, 2018/445 Karar sayılı resmî vasiyetnamenin iptaline ilişkin temyiz itirazlarının değerlendirilmesinde ise; Bölge Adliye Mahkemesi, dava konusu resmî vasiyetnamenin 4721 sayılı Kanun'un 535. maddesi kapsamında şekil eksikliği içerdiğini kabul etmiş; vasiyetçinin solunum cihazına bağlı olması ve konuşamaması nedeniyle son arzularını sözlü olarak takrir edemediği gerekçesiyle vasiyetnamenin iptaline hükmetmiştir. İptaline karar verilen vasiyetname ise Sulh Hâkimi tarafından 4721 sayılı Kanun'un 532/Son hükmü kapsamında düzenlenen bir vasiyetname niteliğindedir. Resmî memur tarafından düzenlenen vasiyetname, 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesi uyarınca resmî senet niteliğini haizdir. Anılan madde; ilâmlar ile düzenleme şeklindeki noter senetlerinin sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılacağını, yetkili memurların görevleri dâhilinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgelerin ise aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılacağını düzenlemiştir. Nitekim 6100 sayılı Kanun'un 204. maddesinin gerekçesinde "mahkeme huzurunda yapılan sulhler, resmi vasiyetname düzenlenmesi ve tereke tespiti gibi resmi belgeler de resmi senet kuvvetine sahiptir" ifadesine açıkça yer verilmiştir. 3. 6100 sayılı Kanun'un 208. maddesi ise resmî bir senetteki yazı veya imzanın ancak ilgili evraka resmîyet kazandıran kişi de taraf gösterilerek açılacak ayrı bir davada incelenip karara bağlanabileceğini düzenlemektedir. Bu düzenlemenin zorunlu sonucu olarak 6100 sayılı Kanun'un 209/2 hükmü; resmî senetlerin ... uyandırmasının bir gereği olarak, sahteliği iddia edilince değil, ancak bir mahkeme kararıyla sabit olunca herhangi bir işleme esas alınamayacağını öngörmüştür. Başka bir deyişle resmî senedin içeriği, sahteliği bir mahkeme kararıyla saptanmadıkça bağlayıcılığını korur; resmî senedin içeriğine yönelik itiraz ise soyut bir iptal davası gerekçesi olarak ileri sürülemez. Somut olayda Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi hâkimi tarafından iki tanık huzurunda düzenlenen ve vasiyetname metninde "doğrudur, okudum, kabul ediyorum, yazılanların gerçek ve son arzularıma uygun olduğunu kabul ve beyan ederim" ibaresinin yer aldığı resmî vasiyetname, 6100 sayılı Kanun'un 204. maddesi kapsamında resmî senet kuvvetini haizdir. Bu vasiyetnamenin içeriğine, özellikle mirasbırakanın beyanının vasiyetnameye aktarılması biçimine yönelik itiraz, ancak sahtelik iddiasıyla ilgili resmî memur da taraf gösterilerek açılacak ayrı bir dava yoluyla ve bir mahkeme kararıyla sabit kılınmak suretiyle ileri sürülebilir. Böyle bir dava açılmadığı ve vasiyetnamenin sahteliği mahkeme kararıyla ispat edilmediği sürece resmi vasiyetname, içerdiği beyanlar itibarıyla kesin delil niteliğini korur. Diğer taraftan Kanun'un aradığı resmî şeklin gerçekleşmesi için aranan şartlar ise doğrudan doğruya vasiyetnamenin metninden anlaşılması gerekir, sonradan vasiyetname dışı olguları ithal ederek şekil şartının gerçekleşmediğini tespit etmek de caiz değildir. (Kocayusufpaşaoğlu/Develioğlu, Miras Hukuku, Vedat Kitapçılık, 5. Bası, İstanbul 2026, syf 138) Vasiyetnamelerin hükümsüzlükten kurtaran çağdaş yaklaşımın değişik görünümlerinden biri de şekilciliğin törpülenmesi yoluyla vasiyetnameyi hükümsüzlükten kurtarmaktadır. (Serozan/Engin, Miras Hukuku ve Uygulama Çalışmaları, Seçkin Yayınevi, 6. Baskı, Ankara, 2019, syf 449) Mirasbırakanın dosya kapsamında hem vasiyetnamenin düzenlendiği sırada yanında bulunan doktorun beyanı, hem Mahkemece alınan Adli Tıp Kurulu raporuna göre fiil ehliyetinin bulunduğu sabit iken, irade sakatlığının ispatlanamaması yanında, mirasbırakanın noterde düzenlediği vasiyetname ile iptaline karar verilen vasiyetnamelerin ortak bir iradeyi yansıttığı hususları birlikte değerlendirildiğinde ise mirasbırakanın geçerli ve sağlıklı olduğu tartışmasız irade beyanın ayakta tutulması gerekirken, katı şekil şartları ile artık irade beyanında bulunamayacak vasiyetçinin, iradesinin yok sayılması Kanun'un amaçladığı sonucu yerine getirmeyecektir. Bölge Adliye Mahkemesinin, bu hususlar düşünülmeksizin vasiyetname metnindeki beyan kaydını sanki gerçeği yansıtmıyormuş gibi değerlendirmek suretiyle vasiyetnamenin içeriğine dayalı biçimde şekle aykırılık sonucuna ulaşması, 6100 sayılı Kanun'un 204, 2 08... . maddelerindeki düzenlemelerine ve favor testamanti ilkesinin görünümlerinden biri olan vasiyetçinin iradesinin şekil şartına feda edilmemesine yönelik çağdaş yaklaşımlara da aykırılık teşkil etmektedir. 4. Öte yandan, 4721 sayılı Kanun'un 535. maddesi; mirasbırakanın vasiyetnameyi bizzat okuyamadığı veya imzalayamadığı hâllere özgü olup bu durumda resmi memurun vasiyetnameyi iki tanık huzurunda mirasbırakana okuması ve mirasbırakanın vasiyetnamenin "son arzularını içerdiğini beyan etmesi" koşulunu aramaktadır. Kanun metninde ise beyanın hangi araçla dışa vurulacağına ilişkin herhangi bir sınırlama getirilmemiştir. İrade beyanı teorisi bakımından da bir irade açıklamasının geçerlilik kazanabilmesi için belirli bir hukuki sonucu doğurma iradesinin dış dünyaya yansıtılmış olması yeterli olup, bu yansımanın yalnızca sözlü söylem yoluyla da gerçekleştirilmesi zorunlu değildir. Kanun'un metninde de beyanın sözlü olarak verileceğine dair açık bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bu bakımdan Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.05.1992 tarihli ve 2363/5457 Esas-Karar sayılı kararında da sağır ve dilsizlerin işaret dili anlayan tercüman vasıtasıyla vasiyetname yapabileceğine karar vererek zımnen sözlü beyanın şekil koşulu olarak aranmadığına hükmetmiştir. Nitekim doktrinde de irade beyanının sözlü olmak zorunda bulunmadığı, belirli koşullar altında zımni ya da davranışla gerçekleştirilen açıklamaların da hukuki geçerlilik taşıyacağı kabul görmektedir. (Dural/Öz, Türk Özel Hukuku Cilt IV Miras Hukuku, Filiz Kitabevi, onaltıncı bası, İstanbul 2021, syf 77) Somut olayda ise, vasiyetname tutanağında "doğrudur, okudum, kabul ediyorum, yazılanların gerçek ve son arzularıma uygun olduğunu kabul ve beyan ederim" şeklindeki ifade resmî memur tarafından kayıt altına alınmıştır. Bu kayıt, 4721 sayılı Kanun'un 535. maddesinde aradığı beyan unsurunun yerine getirildiğini göstermektedir. Bölge Adliye Mahkemesince ise bu kayıt, vasiyetname tanıklarının "mirasbırakan kafasını salladı, konuşmadı" yönündeki vasiyetname dışı beyanları esas almak suretiyle fiilen hükümsüz sayılarak, vasiyetname içeriği ve resmî memur tutanağı dikkate alınmaksızın sonuca gidilmiştir. Oysa yukarıda açıklandığı üzere bir resmi senette yer alan beyan kaydına, o senedin sahteliği mahkeme kararıyla ispat edilmeden itibar edilmemesi mümkün değildir. 5. Yukarıda açıklananlar ışığında, Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/481 Esas, 2018/445 Karar sayılı resmî vasiyetnamenin metni içeriğinden şekil şartına uygun olarak düzenlendiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince şekle aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/5426, K. 2026/2252, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-5426-e-2026-2252-k-26c571b4bc39