Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1539 E. 2026/744 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1539
- Karar No
- 2026/744
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1539
KARAR NO: 2026/744
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/06/2022
NUMARASI: 2020/760 Esas - 2022/670 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/04/2026
Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davalı tarafa ürün sattığını, bu nedenle 29/03/2019 tarihli, ... nolu ve 31/05/2019 tarihli, ... nolu irsaliyeli faturalar tanzim edilerek ürünleri teslim ettiğini, fatura bedelinin ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden faturalara dayalı takibe girişildiğini, davalının takibe ve borca itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamını, davalı tarafın % 20 oranından az olmamak üzere icra/inkâr tazminatı ile mahkumiyetini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile müvekkilİ şirket arasında bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, ticari ilişkide para biriminin Türk Lirası olduğunu, ancak davacı taraf bu piyasa koşullarında takibin yabancı para kurunun yüksek olması sebebiyle kötü niyetli olarak hareket ettiğini, davacı taraf müvekkili şirketin ihracat yaptığı ürünlerin teminini gerçekleştirmekte olup davacı taraftan kaynaklanan aksamalardan dolayı kendilerine 11.04.2019 tarihli ... numaralı ve 03.05.2019 tarihli...numaralı faturaları düzenlediğini ve davacı şirkete tebliğ ettiğini, davacı tarafın faturalara her hangi bir itirazı olmamış bu durum taraflar arasında yapılan yazışma ve maillerlede sabit olduğunu, ancak davacı tarafın huzruda görülen bu davada tarafına düzenlenmiş faturaya itiraz etmemiş olmalarına rağmen beyan etmediklerini, müvekkilinden hakkı olmayan bedeli tahsil etmeyi amaçladığını, icra inkar tazminatından bahsedilebilmesi için likit bir alacağın olması gerektiğini beyanla davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerine bırakılmasını, davacının kötü niyetli olması sebebiyle % 20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davacının başlattığı takip talebi 2.182,90 euro ve 1798 euro bedelli faturalara dayanmaktadır. Takibe konu faturaların her iki tarafın defterinde yer alması davalının kendi kayıtlarında bile davacıya 139.451, 42 tl borçlu görünmesi davacının düzenlediği faturalara itiraz olmaksızın davalı kayıtlarına işlenmesi, davalının davacıya düzenlediği ve davacı kayıtlarında yer almayan faturaların davacı borcu olduğunun davalı tarafça ispatının gerektiği ancak bunlar düşülse bile davalının kendi kayıtlarına göre davalının davacıya borçlu olduğunun anlaşılması, davalının kendi kayıtlarına işlediği takip konusu fatura bedellerini ödediğine dair delil sunmaması karşısında davalının takibe itirazda haksız olduğu kabul edilmiş takip öncesi temerrüt ispat edilemediğinden işlemiş faiz talebi kabul edilmemiş davalının sadece takip konusu fatura miktarı kadar alacaklı olduğu kabul edilmiş, bilirkişi tarafından davalının envanter defteri sunulmadığı beyan edilmiş, davalı taraf ise sunduğunu beyan etmiş ancak yevmiye defterinin incelenmesi karşısında envanter defterinin incelenmesinin sonucu değiştirmeyeceği anlaşıldığından bu husus dikkate alınmamış, takip tarihindeki kur üzerinden icra inkar tazminatı hesaplanmış ve davanın kısmen kabulüne, davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 3.980,09 Euro asıl alacak yönünden iptaline, takip tarihinden itibaren devlet bankalarının aynı yabancı paraya uyguladıkları 1 yıllık en yüksek mevduat faizi oranı ile birlikte takibin devamına, ödeme tarihindeki Merkez Bankası kuru üzerinden Türk parasına çevrilerek davacıya ödenmesine, toplam alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 4.924,96 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine
" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf defterleri incelendiğinde iki taraf da yabancı para birimi cinsinden kayıt tutmadığını, davacı tarafın hatalı ve eksik üretimine ilişkin 19.07.2019 tarihli e-posta kayıtlarının dikkate alınmadığını, müvekkili tarafından davacı tarafa kesilen, davacı tarafa tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen iade faturaları dikkate alınmadığını, taraflar arasındaki cari hesabı gösteren cari hesap ekstresi değerlendirmeye alınmadığını, davacı taraf ile müvekkili şirket arasında ticari ilişkide para birimi Türk Lirası olduğunu ancak takibin Euro alacağı üzerinden başlattığını, davacı tarafın düzenlemiş olduğu faturaların Euro olarak belirlenmesinin malların ihraç edilecek olması sebebiyle olduğunu, kaldı ki kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafından düzenlenen faturalarda kur belirlenmiş olup, bu kur üzerinden tahsili yapılması gerektiğini, taraflar arasında yabancı para birimi üzerinden ticari faaliyette bulunulacağına dair yazılı bir sözleşme bulunmadığını, bu halde alacağı bulunmayan davacının, defter kayıtları Türk Lirası'na dayanmaktayken takibi Euro cisinden yapması kötü niyetli olup; usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı yargılama sonucu toplanan deliller ve bilirkişi raporu alınarak yapılan hesaplamalar sonucu saptanması sebebiyle dava konusu alacağın likit olmadığını, bilirkişiden yardım almadan hesap yapmanın mümkün olmadığını, alacak likid olmadığından, müvekkilinin itirazında haklı olduğunu ve inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmemesi gerektiğini, 12.07.2022 tarihli bilirkişi yemin ve teslim tutanağında açıkça görüldüğü üzere envanter defteri bilirkişiye teslim edildiğini, her ne kadar yargılama aşamasında bu konuda itirazları sunulmuş olsa da 18.05.2022 tarihli ek raporda da hiç bir değişikliğin yapılmadığını, oysa ki cari hesap ekstresi sunulmuş olmasına; envanter defteri ibraz edilmiş olmasına rağmen yalnızca yevmiye defteri incelemesi ile rapor oluşturularak hükme esas alınmasının eksik inceleme nedeniyle hukuka uygun olmadığını, gerek envanter defterinin incelenmemesi gerek faturaların davalı tarafa tebliğ edildiğine dair hem bilirkişi tarafından hem de mahkeme tarafından inceleme yapılmadan hüküm oluşturulmasının 6100 SKnun 553. maddesi "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." hükmüne açıkça aykırılık oluşturduğunu beyanla Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/760 E. 2022/670 K. Sayılı, 20.06.2022 tarihli hukuka aykırı kararının, istinaf incelemesi ile kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini, davanın İstinaf Mahkemesince yeniden görülmesi mümkün değilse, kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karara bağlanmak üzere Yerel Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının alacaklı olup olmadığı noktasındadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında, "31/05/2019 tarihli ... nolu 2.182,90 Euro tutarlı ihraç kayıtlı fatura, 29/03/2019 tarihli ... nolu 29.531,40 Euro tutarlı ihraç kayıtlı faturanın bakiyesi " sebebine dayalı olarak 2.182,90 Euro ve 1.798 Euro asıl alacak, 25,14 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.006,04 Euro alacağın tahsili istemiyle 01.10.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
İncelenen taraf ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, takip talebine konu 31.05.2019 tarihli ... nolu 2.182,90 Euro bedelli fatura ile 29.03.2019 tarihli ... nolu 29.531,40 Euro bedelli faturanın davacı ve davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafın süresinde faturalara itirazı bulunmadığı, davalının davacı hakkında düzenlediği 11.04.2019 tarih ve ... nolu KDV dahil 615,61 USD bedelli iade faturasının davacı ve davalı defterlerinde kayıtlı olduğu ancak 03.05.2019 tarihli...numaralı KDV dahil 179,28 Euro bedelli eksik yüklenen adet iadesi açıklamalı faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacının 31.03.2019 tarihli kur farkı geliri açıklamalı 4.521,14 TL ve 30.08.2018 tarihli kur farkı açıklamalı 16.718,69 TL borç kaydının davalı ticari defterlerinde kayıtlı bulunmadığı ancak bu tarihten sonra davalının ödemelerde bulunduğu tespit edilmiştir.
Usulüne uygun tutulan taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık, kur farklı kayıtlarından kaynaklı tutarsızlıklardan, kur geliri açıklamalı faturalardan ve iade faturasından kaynaklanmaktadır.
Dosyaya ibraz edilen dava ve takibe konu faturaların yabancı para cinsinden gösterildiği ve Vergi Usul Kanunu'ndaki zorunluluk nedeniyle ticari defterler Türk Lirası üzerinden kaydedildiği anlaşılmaktadır. Davalının bu faturalara itiraz ettiğine yönelik bir savunmasına rastlanılmadığı gibi davalı tarafından düzenlenen iade faturalarının dahi Euro üzerinden düzenlendiği gözetildiğinde taraflar arasında akdi ilişkinin yabancı para cinsinden kurulduğunun kabulü gerekir.
Davalının düzenlediği iade faturalarından 11.04.2019 tarihli fatura davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmakla birlikte 03.05.2019 tarihli iade faturası davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi iade faturasının tebliğ edildiğine dair bir ispat da bulunmamaktadır. Davalı tarafça cevap dilekçesi ekinde sunulan cari hesap ekstresinde 19.07.2019 tarihinde 14.714,62 TL (2.376,66 Euro) tutarında "hatalı ürün sebebi ile müşteri tarafından yapılan kesinti" açıklamalı fatura kaydı görülmüş ise de anılan fatura davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmayıp, davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturalarının dayanağı davalı tarafça ispatlanmamıştır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 102. maddesi "Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır." düzenlemesini içermektedir.
Somut olayda davalı tarafından 21.06.2019 tarihinde yapılan ödemenin dava konusu takipten önce yapılmış olması karşısında, davalının açıklamasız olarak yaptığı bu ödemenin TBK'nun 102. Maddesi uyarınca ilk muaccel faturadan itibaren mevcut borcu söndürmeye başlayacağı açıktır. (Yargıtay 19.HD'sinin 2018/963 Esas ve 2019/3325 Karar sayılı kararı) Bu durumda yapılan ödemenin, takibe konu olmayan 22.03.2019 tarihli 19.173 Euro bedelli faturadan mahsup edilmesi gerekli olup, bu mahsup yapıldığında kalan ödemenin, davacı ticari defterlerinde kayıtlı davalının düzenlediği iade faturası düşülse dahi davacının bakiyesini icra takibine konu ettiği 29.03.2019 tarihli fatura bedelini karşılamaya yetmediği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak davalının ticari defterlerine göre davalının, takibe konu edilen fatura bedellerinin üzerinde davacıya borçlu bulunmasına göre mahkemece toplam 3.980,90 Euro fatura tutarı üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Davacının takibe konu ettiği faturaların davalının yevmiye defterinde kayıtlı olduğu, ayrıca davalının 2019/5 dönem Ba formunda davacıdan mal ve hizmet alımına dair KDV hariç 14.399 TL beyanda bulunduğu gözetildiğinde davalının envanter defterlerinin incelenmiş olmasının sonuca etkisi yoktur.
Davalı tarafça ayıplı, hatalı üretim yapıldığı iddia edilmiş ise de bu savunmasına yönelik somut bir delil sunulmadığı gibi usulüne uygun süresinde açılmış bir karşı dava ya da takas mahsup defi bulunmadığı anlaşılmakla davalının aksi yöndeki istinaf istemleri yerinde görülmemiştir.
İtirazın iptaline ilişkin davalarda uygulanması gereken İ.İ.K. 67/2 maddesi; "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemesini içermektedir. Somut olayda takip konusu alacak faturaya dayalı alacak olup, davacının alacağı likit, davalı da itirazında haksız olmakla mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Ancak yabancı para cinsinden alacaklara ilişkin itirazın iptali davalarında, karar harcına esas alınacak tutar, dava tarihi itibarıyla belirlenir. Buna göre eldeki davada, hükmedilen alacağın dava tarihindeki TL karşılığı üzerinden karar harcının, 2.605,16 TL olarak belirlenmesi gerekirken ilk derece mahkemesince takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden hesaplama yapılarak karar harcının 1.682,12 TL olarak belirlenmesinin hatalı olduğu anlaşılmakla kamu düzenine ilişkin olup, resen gözetilmesi gereken karar harcına yönelik olarak ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun resen gözetilmesi gereken kamu düzenine ilişkin sebeplerden dolayı kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-DAVANIN KISMEN KABULÜNE, Davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 3.980,09 Euro asıl alacak yönünden iptaline, takip tarihinden itibaren devlet bankalarının aynı yabancı paraya uyguladıkları 1 yıllık en yüksek mevduat faizi oranı ile birlikte TAKİBİN DEVAMINA, ödeme tarihindeki Merkez Bankası kuru üzerinden Türk parasına çevrilerek davacıya ödenmesine, Toplam alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 4.924,96 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2- Harçlar Kanunu gereğince tahsili gereken 2.605,16 TL karar ve ilam harcından mahkeme veznesine yatırılan 530,10 TL peşin/nispi harcın ve 123,94 TL icra harcının mahsubu sonucu bakiye 1.951,12 TL harcın davalıdan tahsil edilerek Hazine'ye irat kaydına, davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvuru harcı, 530,10 TL peşin nispi harç ve 7,80 TL vekalet harcından ibaret toplam 592,30 TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
3- Davacı tarafından sarf olunan (1.000,00 TL bilirkişi ücreti + 94,00 TL posta/tebligat/ müzek- kereden ibaret )1.094,90 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre 1.083,95 TL'sinin davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça sarf olunan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar tesisine yer olmadığına, sarf olunmayan gider/delil avansının karar kesinleştikten sonra ilgilisine iadesine,
4-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 330,00 TL x 2 saat= 660,00 TL) X 2 = 1.320,00 TL arabulucuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 1.306,80 TL'sinin davalıdan, 13,20 TL'sinin ise davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
5-a-Kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine hüküm altına alınan dava değerine göre yürürlükte bulunan Av. Kan. ve AAÜT gereğince takdir olunan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa ödenmesine,
b-Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine red olunan dava değerine göre hüküm tari- hinde yürürlükte bulunan Av. Kan. ve AAÜT gereğince takdir olunan 160,57 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalıya ödenmesine
6-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b- Davalı vekilinin istinaf başvurusu resen gözetilmesi gereken kamu düzenine ilişkin sebeplerden dolayı kabul edilmekle ve davanın kısmen kabulüne karar verilmesi nedeniyle istinaf başvuru harcının ve istinaf aşamasında yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/04/2026