Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/884 E. 2026/1212 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/884
- Karar No
- 2026/1212
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/884 - 2026/1212 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I)
ESAS NO : 2021/884 KARAR NO : 2026/1212
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 03.03.2021 ESAS-KARAR NUMARASI : 2015/423 E., 2021/145 K.
DAVA : Tespit KARAR TARİHİ : 21.05.2026 YAZIM TARİHİ : 21.05.2026
Davacı tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı özetle: 22.07.1992 tarihinde ortak ...'nın hissesini devir alarak ortak olduğunu, ortağı olduğu kooperatifte konutlar tamamlanmadan kuraların çekildiğini, bu arada site kooperatifi kurulduğunu, konutların kullanılmadan ortaklar adına site gideri tahakkuk ettirilip bu giderlerin yapı kooperatifi bilançosuna aktarılarak zararların yapı kooperatifinden karşılandığını, genel kurulda, konutundaki eksikleri tamamlamayan ortakların ortaklıktan ihraç edilmesinin kararlaştırıldığını, kendisinin de konutundaki kapı pencere gibi bazı eksikleri gidermediği nedeniyle ortaklıktan ihraç edildiğini, ihraç kararının Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından iptal edildiğini, 2003 yılında kooperatif ile müteahhit arasında devam eden davanın kooperatif aleyhine sonuçlandığını, bunun üzerine ortaklara ek ödeme tahakkuk ettirildiğini, adına tahakkuk eden borcu ödediğini, aylık taksitleri öderken bir aylık gecikme sonucu aylık %10 oranında gecikme faizi tahakkuk ettirildiğini, kendisinden haksız yere site işletme gideri ve yüksek faiz alınmasının yasal dayanağı olmadığı nedeniyle yapılan işlemlerin iptali için dava açtığını, davaların ret edildiğini, kooperatifin kendisine teslim ettiği konutun ayıplı ve eksik olduğunu, konutun kullanmaya elverişli olmadığını, kooperatifin arazinin toplamda 165.000 m² olduğunu, yapılan imar çalışması sonucu bunun 60.224,05 m²'lik kısmının konut dışı bırakıldığını, bu arsanın kooperatif uhdesinde kaldığını, yönetimin hazırladığı 05.09.2003 tarihli yönetim planının kendisince onaylanmadığı için hukuken geçersiz olduğunu, kooperatife borcunun olmadığının davalı tarafça kabul edilmiş olmasına rağmen daha sonra adına borç tahakkuku yapıldığını ileri sürerek, bazı ortaklarca kullanılan site için yapılan ödemelerin tüm ortaklardan tahsil edilmesi nedeniyle eşitlik ilkesine aykırı davranıldığını ve bu hususun tespit edilmesine, tapuya şerh edilen yönetim planının hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesine, davalıya borcunun olmadığının tespit edilmesine, halen kooperatif uhdesinde bulunan gayrimenkuller üzerinde kooperatif ortağı 250 kişinin mülkiyet hakkının bulunduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili özetle: Ortada derdest durumda sadece Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/394 E., 2003/310 K. sayılı dosyası ile görülmesi gereken genel kurul kararının butlan olduğunun tespiti talebine ilişkin bir dava kaldığını, süreç içerisinde davacı tarafından Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilen ve 2005/324 E. sayısını alan davaya ilişkin dilekçe verildiğini, bu dilekçeninde de genel kurul kararının butlan olduğunun tespitine ilişkin talebinin kesinleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002/641 E., 2004/151 K. sayılı dosyası ile birlikte değerlendirilmesini talep ettiğini, mahkeme tarafından davacının genel kurul kararının butlanının tespiti talebine ilişkin ilk talebi olan Ankara 7. Ticaret Mahkemesi'nin 2003/349 E., 2003/310 K. sayılı dosyasının yeni esas alması beklendiğini, bu dosyanın yeni esasının ise Ankara 7. Ticaret Mahkemesi'nin 2006/281 E. olduğunu, mahkeme tarafından 13.07.2006 tarihinde Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/281 E. sayılı dosyası ile Ankara 7. Ticaret Mahkemesi'nin 2005/324 E. sayılı dosyasının birleştirilmesine karar verildiğini, bu birleşme ile ortada tek dosya olarak Ankara 7. Ticaret Mahkemesi'nin 2005/324 Esas sayılı dosyası kaldığını, bu dosyada verilen kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine yeni esasının 2009/514 E. olarak belirlendiğini, akabinde dosyanın Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/665 E. sayılı dosya olarak ve bu mahkemece yapılan yargılama sonrasında davanın da reddine karar verildiğini, davacının bu davasının halen Yargıtay aşamasında olduğunu, davacının sürekli olarak benzer taleplerle davalar açtığı hususunun derdest ve karar verilmiş dosyalar ile sabit olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Davacı asil, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002/641 sayılı doyasında kesinleşen kararla ortaklıktan çıkarılma kararının iptal edildiğini, kooperatif aleyhine açtığı davalar olduğunu, yapılan bir kısım harcamaların kooperatif aidatından karşılanmasının doğru olmadığını, Tapuya şerh edilen 5.9.2003 tarihli Yönetim Planı hakkında bilgi ve onayının olmadığını, bütün paydaşların kabulü olmadığından Yönetim Planının yolsuz olduğunu, kooperatife borcunun olmadığını , kooperatif taşınmazları üzerinde 250 ortağın 1/250 payının olması gerektiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı Kooperatif vekili, davacının sürekli bu tür davalar açtığını, açtığı davaların bir kısmının birleştirildiğini, en son Ankara Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/665 sayılı dosyasının olduğunu, davacının taleplerinin tam olarak anlaşılamadığını, bir kısım taleplerinin daha önce açtığı davada değerlendirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Ankara 3. Asliye Ticaret mahkemesinin 2014/ 665 sayılı dosyası celp edilmiş, davadan önce karara çıktığı , daha önce asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen hükmün bir talep yönünden değerlendirme yapılmadığı gerekçesi ile bozulduğu, bozmaya uygun olarak bozma dışındaki talebin de yeniden değerlendirilerek davacı taleplerinin reddine karar verildiği görülmüş, Kooperatif Ana sözleşmesi ,ilgili tüm dosya ve belgeler celp edilmiş;uzman bilirkişi heyetine inceleme yaptırılmıştır. Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemmesinin 2014/665 sayılı dosyasında davacının bu dosyadaki ilk talebi ile ilgili kesinleşmiş kararın olduğu, site içinde yapılan ödemelerin tüm ortaklardan tahsil edilmesi nedeniyle eşitlik ilkesine aykırı davranıldığına ilişkin iddiasının incelenip reddedildiği, bu yöne ilişkin temyizin Yargıtaydan onanarak kesinleştiği, Yönetim Planının yasaya aykırı olduğu iddiası için Tapudan celp edilen Yönetim Planının Kat Mülkiyeti Kanununa göre düzenlenmiş maktu bir Yönetim Planı olduğu,5.9.2003 tarihinde kooperatifi temsilen ... tarafından sunulduğu, bu konuda yetkilendirilmiş olmamamsı halinde tapuda işlem yapılmasının mümkün olmadığı gibi, mülkiyet kısıtlayıcı hükümlerin olmadığı, ayrıca herne kadar sadece yolsuz olduğunun tespiti istenmiş olup iptali istenmemiş olduğundan Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi için tefrik ve görevsizlik kararı verilmesine yer olmadığı değerlendirilip, davacının bu konuda talebi varsa Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açmasında muhtariyetinin olduğu görülmüş, kooperatif kayıt ve belgeleri üzerinde yapılan incelemede davacının kooperatife borcunun olmadığı, 150 TL alacağının olduğu tespit edilmiş, davalı kooperatifin konutların yapımı bittikten ve ortaklara devir sağlandıktan sonra tasfiyeye girmeyip ana sözleşmede değişiklik yaparak Site İşletme Kooperatifine dönüştüğü, ancak tüm ortakların hak ve borçlarının aynen korunduğu,kooperatifin tüm mal varlığının tüm ortaklara ait olup Kooperatif tüzel kişiliği adına tapuda tescilli olan taşınmazların ayrıca ortaklar adına tapuya tescili için; ya Tasfiyenin yapılması, ya da Genel kurulda bu yönde bir karar alınması gerektiği görülmüş, mahkemece bu yönde bir karar verilmesinin yasal dayanağının bulunmadığına..." karar verilmiştir. Davacı istinaf dilekçesinde özetle: Kooperatifin, kooperatif ana sözleşmedeki işleri tamamlaması ve ana sözleşme değişikliği yapması ön koşulu ile işletme kooperatifine dönüşebileceği, davalının ana sözleşmedeki işleri tamamlamadan, müteahhitle düştüğü anlaşmazlığı bahane ederek, yapıların kaba inşaat seviyesinde bırakıldığı dikkate alındığında, kendini tasfiye etmesi gerekirken, müteahhide yüklü miktarda tazminat ödeyerek, mevcut taşınmazların bazılarını müteahhide devredip, davalık olduğu müteahhide yeni ihale vermesinin iyiniyetle bağdaşmayacağı, kat mülkiyeti kanununun davada uygulanamayacağı, ortada kat mülkiyeti kütüğü, resmi bir senet, kat malikleri kurulu kararı olmadığı, bu durumda dar yetkili sulh hukuk mahkemelerinde davanın görülmesi gerektiği hususunun yanılgılı olduğu, mahkemenin yanılgılı ve eksik düzenlenmiş bir bilirkişi raporuna göre karar verdiği, kendisinin kooperatife borcunun olmadığı tespit edilirken, kooperatifin kendisine borcu olup olmadığının araştırılmadığı, kooperatifin bir grup ortak katılımıyla yaptığı ünvan değişikliğinin sonucunun ana sözleşme değişikliği yapılıp, bütün ortaklarca kabulü sağlanmadan, paydaşların kabule zorlanmasının hak ve yükümlülük eşitliğine aykırı olduğu, davalının davayı kazanan taraf olmadan lehine vekalet ücretine hükmedildiği nedenleriyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, bazı üyelerin site işletmesi adıyla yaptığı giderlerden doğan zararların yapı kooperatifi ortaklarının yapı amaçlı işler için ödediği aidattan karşılanmasının eşitlik kuralına aykırı olduğunun, yönetim planının taşınmaz üzerindeki mülkiyet ve tasarruf haklarını kısıtlaması nedeniyle Anayasaya ve kanuna aykırı ve yolsuz olduğunun, kooperatife borcu olmadığının ve kooperatif taşınmazlarında 1/250 pay sahibi olduğunun tespiti taleplidir. HMK'nın 297/2.maddesi "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmünü haizdir. Adil Yargılanma Hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasanın 141/3.maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK'nun 297. maddesine göre, kararda tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. HGK'nun 24.02.2010 Tarihli 2010/1-86 Esas, ve 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur." Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; İlk derece mahkemesince, hükmün birinci fıkrasında taleple ilgili kesin karar verildiği gözetilerek bunu ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş ise de talebin derdest mi yoksa taleple ilgili kesin hüküm var mı tam olarak belirlenip HMK'nın 114/ı ve i bendi ve HMK 115. maddesi gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken talebin esası hakkında ret kararı verilmesi yanlıştır. Mahkemenin hükmün 2. bendinde hüküm ve gerekçenin çeliştiği, davacının yönetim planının iptali talebi ile ilgili olarak Kat Mülkiyeti Kanunun çerçevesinde taleple ilgili olarak Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olup -olmadığı tartışılarak bir karar verilmesi gerekirken gerekçe ve hüküm fıkrası çeliştiği gibi hüküm fıkrasında Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtilmesine rağmen talebin esası hakkında reddine karar verilmekle, karar yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine açıkça aykırıdır. Davacı vekili istinaf başvurusunun, istinaf nedenleri incelenmeksizin kabulüne, HMK 297 ve HMK 353/1.a.4 madde uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacının istinaf başvurusunun HMK 297 ve HMK 353/1.a.4 gereğince kabulü ile: Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/423 E., 2021/145 K. sayılı 03.03.2021 tarihli kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-) Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 3-) İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 353/1.a ve 362/1.g gereğince KESİN olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 21.05.2026
Başkan Üye Üye Katip