Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2028 E. 2026/738 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2028
- Karar No
- 2026/738
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2028
KARAR NO: 2026/738
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/05/2022
NUMARASI: 2019/608 Esas, 2022/409 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 21/05/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin, dava dışı .... A.Ş.'ye ait olup... Bölgesi içinde bulunan taşınmaz üzerinde inşa edilen yapıda, mimari ince işler imalat ve montajını üstlenen alt yüklenicilerden biri olduğunu, işin asıl yüklenicisi davalı ... A.Ş olup müvekkili şirket ile sözleşme imzalandığını, sözleşme dışı da başka işler yapmış nihayetinde 5 numaralı hak edişe bağlanan toplam işle ilgili dava dışı ...'a rapor sunduğunu, asıl yüklenici ... ile teslimden sonra geçici kabul tutanağı tanzim edildiğini ve eksik yahut yanlış işler tespit edildiğini ve karşılığı bedeller de belirlendiğini, geçici kabul tutanağındaki eksikliklerin tamamlandığını, 23.10.2017 tarihinde ... numaralı son fatura kesildiğini, kalan son ufak tefek tadilatlar da tamamlanarak 25.10.2017 tarihinde şantiyeden ayrılındığını, işin tamamlanma tarihi 25.10.2017 olduğunu, bu tarihten sonra asıl yüklenici olan davalının ödeme yapmamak için çeşitli bahaneler üretme yoluna gittiğini ve müvekkili şirket ile aralarında noter üzerinden ihtarnameler ve cevapları teatisine başlandığını, bu bağlamda bakiye 436.605,00 TL'yi talep eden ilk ihtarnamenin .... Noterliği'nin 28.11.2017 tarih ... yevmiye numarası ile gönderildiğini, davalının bu ihtarnameye, ... Noterliği'nin 18.12.2017 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verdiğini ve o ana kadar telaffuz etmediği 119.03,12 TL eksik/kusurlu iş iddiasında bulunduğunu, bu ihtarnameye karşı vekil olarak taraflarınca .... Noterliği'nin 26.12.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle cevap verildiğini, keşide ettikleri bu ihtarnamenin muhataplarından birinin de .... A.Ş.olduğunu, müvekkili şirketin eser sözleşmesi kaynaklı işbu alacağın tahsili amacıyla Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurulduğunu ve 2018/173 D.İş ve karar no 2018/180 D. İş sayılı kararıyla tüm alacakları yönünden değil kısmi olarak 317.591,88 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verildiğini, .... İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyasıyla hem ihtiyati haciz kararı icra edildiğini hem de esas yönünden asıl alacak ve işlemiş faiz kalemi toplamı olan 464.804,90 TL üzerinden takibe geçildiğini, ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu vekilinin 06.07.2018 tarihli dilekçesinde ihtiyati haciz kararında yazılı 317.591,88 TL'yi icra dosyasına yatıracağını, yazılan 89/1 ve haciz müzekkerelerinin fekkini ve yatırdığı tutarın da ödenmesine muvafakat ettiğini belirttiğini, bu işlemden sonra ihtiyati haczin durduğunu ve tutarı kadar tahsilatın dosyada beklemeye başladığını, borçlu vekilinin itiraz süresinin son günü olduğunu tahmin ettikleri 13.07.2018 günü yetkiye itiraz ettiğini, kısmi kabulde bulunduğunu ve bakiye kısım için ise itiraz ettiğini, yapılan kısmi kabulün kapsamı incelendiğinde 172.180,17 TL.+takip tarihinden itibaren işleyecek faiz + masraflar + bu rakama isabet edecek vekalet ücreti ilavelerini içerdiğini, borçlunun başta yetki olmak üzere 264.424,83 TL'lik kısmi itirazı ve muacceliyet tarihi ile takibe kadar geçen sürede işlemiş olan faize yönelik itirazlarının öncelikle yetki yönünden iptaline, ana para itiraz tutarı olan 264,424,83 TL'nin takip tarihinden başlayacak Merkez Bankası kısa vadeli kredilere uygulanan avans faizi işleyecek şekilde, muacceliyet tarihi ile takip tarihi arasındaki döneme ilişkin işlemiş faize itirazın da Merkez Bankası Avans Faizi hesabı olan 23.325,47 TL olarak iptaline, takipteki işlemiş faiz kısmının bu bedel üzerinden devamına, icra dosyasındaki kısmi kabul çıkartıldığında iptali istenen itiraz bedeli yukarıdaki kalemlerin toplamı 287.750,30 TL olup bu bedel üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı ile yapılan 13/03/2017 tarihli sözleşmenin 41. maddesinde taraflar arasında özel yetki anlaşması mevcut olduğunu, taraflar arasında vuku bulabilecek her türlü ihtilafta İstanbul Mahkemeleri ve icra müdürlüklerinin yetkili olduğunu, bu nedenle öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, esas hakkında ise davacının sözleşme gereği yapmayı taahhüt ettiği işleri gereği gibi ifa etmediğini, müvekkilinin sözleşmeyi ihlal eden ve eksik kusurlu iş ifa eden davacı taraftan alacaklı olduğunu, davacının icra takibinin kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davanın reddine, alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle, alınan bilirkişi raporunun dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğu, verilen kararda dikkate alındığı, icra dosyasına yapılan ödemenin de dava tarihinden önce olduğu dikkate alınarak takibin kısmen devamı yönünde karar verildiği, ayrıca davacı tarafça, davalının itirazının iptali ile takibin devamı yanı sıra davalının haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğinden bahisle takip konusu asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalının.... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 105.423,24TL yönünden iptaline, takibin bu alacak yönünden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20 si olan 21.084,64TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilinin, dava dışı .... A.Ş.'ye ait olup... Bölgesi içinde bulunan taşınmaz üzerinde inşa edilen yapıda, mimari ince işler imalat ve montajını üstlenen alt yüklenicilerden biridir. İşin asıl yüklenicisi ise davalı ... A.Ş olduğu, davanın 264.424,83 TL'lik kısmi itirazı ve muacceliyet tarihi ile takibe kadar geçen sürede işlemiş olan faize yönelik itirazlarının iptali için işbu dava ikame edildiği, yargılama esnasında mahkemenin Gebze Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazarak, icra dosyasına yapılan ödeme de dikkate alınarak aynı bilirkişi heyetinden ek rapor istediği, davalı taraf, takip açıldıktan sonra dosyaya yapmış oldukları ancak ödenmeyen 318.171,88-TL'nin nazara alınmasını talep etse de bu talep davanın kapsamı içinde olmadığından ek bilirkişi raporuna dahi ihtiyaç yokken bu ek bilirkişi raporunun hükme esas alınması hukuka aykırı olduğu, ikame edilen davada iptali istenen kısmi itiraz bedeli 287.750,30TL olduğu, bu bedelin 264.424,83 TL si bakiye ana para hakediş alacağı, 23.325,47TL'si ise takip tarihine kadar işlemiş faiz olduğu, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda bir karar verilecekse davanın 264.424,83 TL olan ana para hakediş talebinden eksik ve hatalı imalat bedeli olan 77.290,00 TL çıkartılarak ana para 187.134,83 TL yönünden ve takip tarihine kadar işlemiş faiz kısmı olarak 19.810,55 TL olarak, toplamda 206.945,38 TL olarak devamına, yapılan kısmi itirazın bu bedel üzerinden iptaline karar verilmesi, bundan başka takip dosyasında daha evvelden Gebze 1. İcra Hukuk Mahkemesinde (2019/182 E. 2020/76 K.) ve devamındaki Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 18/12/2020 tarih, 2020/846 Esas ve 2020/1333 Karar sayılı ilamıyla kaldırılan itirazın işbu davanın konusu olmadığı, ayrıca kesinleşip ödemesinin yapıldığı, yapılan ödemenin takibin devamında nazara alınmamasının kararda muhakkak belirtilerek karışıklığın önlenmesi gerektiği iddialarıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, açıklanan şekilde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, eksik işlerin yanlış hesaplandığı, sözleşmeye göre eksik işler nedeniyle %20 oranında fazla fatura etme haklarının bulunduğu, buna göre fatura düzenlendiği ancak bu durumun bilirkişilerce değerlendirilmediği, müvekkili tarafından yapılan ödemelerin icra müdürlüğü tarafından nazara alınmasına karar verilemeyeceği, mahkeme dosyasına usulüne uygun olarak sunulan SGK borç tahakkuk fişi ve ödeme dekontu incelenmeden yargılama sırasında yapılan ödemelerin doğrudan icra dosyası üzerinden hesaplanmasına karar verilmesinin, taraflar arasındaki ihtilafı sona erdirmek yerine yargılamayı daha karmaşık hale getirdiği gibi, icra müdürlüğü tarafından yapılan işlemin mahkeme erkinin üzerine geçmesine sebep olduğu, mahkeme tarafından verilen kararın, müvekkil tarafından mükerrer ödeme yapılmasına ve icra müdürlüğü kararının mahkeme kararının üzerinde insiyatif verilmesi hukuka aykırı olduğu, mahkeme kararının gerekçesiz olduğu iddialarıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
Davacı tarafın, dava dışı .... AŞ.'ye ait olup... Bölgesi içinde bulunan taşınmaz üzerinde inşa edilen yapıda, mimari ince işler imalat ve montajını üstlenen alt yüklenicilerden biri olduğu, üstlendiği işi bitirmesine rağmen bedelinin ödenmediği iddiasıyla davalı aleyhine icra takibi başlattığını ve davalı tarafından takibe kısmen itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu iddia ederek, itiraz edilen kısım yönünden itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiği, davalı tarafın davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Mahkeme kararı belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır. Kararın nasıl yazılacağı konusundaki şekil 6100 Sayılı HMK'nın 297. maddesinde gösterilmiş olup, bunlar arasında en önemlilerinden biri de kararların gerekçeli olmasıdır. Kararın açık ve gerekçeli olması hukuki dinlenilme hakkının sağlanması açısından önemlidir. Tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmalar, bunların dayandıkları deliller, kararda tartışılıp gerekçeleri açıklandığı ölçüde karar, hukuki dinlenilme hakkına uygun bir karar olacaktır. İddia ve savunmaların kararda tartışılması, gösterilen delillerin incelenmesi, neden bir kısmının diğerine üstün tutulduğunun belirtilmesi ancak gerekçeyle mümkün olacaktır.
Mahkeme kararının gerekçeli olması hususu 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde belirtildiği gibi aynı zamanda Anayasa'nın 141. maddesinin de amir hükmü gereğidir. Bu nedenlerle; mahkeme kararları tarafların iddia ve savunmalarının özetini, tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri mutlaka kapsamalıdır. Gerekçe sayesinde kararların doğru olup olmadığı denetlenebilir. Gerekçesiz bir kararın Dairemizce ve Yargıtay tarafından denetlenmesi de mümkün değildir. Gerekçe, doyurucu olmalı, kararın neden, nasıl, hangi hukuki gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarını içermelidir. Bu hususları içermeyen kararların gerekçeli olduğundan bahsedilemez. Ayrıca kararda maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiği, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığı ortaya konulmalı, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantı açıklanmalıdır. Tarafların o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı ya da haksız olduğunu anlayıp değerlendirilebilmeleri ve maddi ve hukuka uygunluk denetiminin yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçenin bulunması bu yasal ve Anayasal düzenleme karşısında zorunludur. Aksi halde, kararın gerekçeli olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Yeri gelmişken maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı açıklamayan sadece yapılan yargılamayı özetleyen gerekçenin de yeterli olmadığı ve doktrinde zahiri gerekçe (görünürde gerekçe) olarak adlandırıldığı unutulmamalıdır. (Yargıtay kapatılan 15.Hukuk Dairesi 2019/3804 E., 2020/2032 K. sayılı kararı ve 2019/1322 E., 2019/3318 K. sayılı kararı)
Bu anlatımlar ışığında somut uyuşmazlık ve ilk derece mahkemesi kararı incelendiğinde, kararın gerekçe bölümünde, bilirkişi raporunun içeriği aynen yazılmak ve iş bu raporun usul ve yasaya uygun olduğu belirtilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmış olup, bu gerekçenin az yukarıda bahsedilen niteliklerde olduğundan söz edilemez. Bu nedenle kanunun emredici düzenlemesine uygun biçimde, yeterli unsurları ve görünürde değil gerçek gerekçe içeren, böylece tarafların adil yargılanma hakkını ihlâl etmeyen, istinaf denetimine elverişli bir karar verilmek üzere, kararın kaldırılması gerekmiştir.
Bununla birlikte, bilirkişi raporuna teknik itirazlarda bulunulduğu halde itirazları karşılar şekilde ek rapor alınmadan, bilirkişi raporu hiçbir değerlendirmeye tabi tutulmadan, aynen alıntılanarak gerekçeye yazılarak, hangi ödemelerin kabul edildiği ve hangi ödemelerin infazda nazara alınacağı belirtilmeden ve ayrıca davalı borçlu tarafından kabul edilen ve icra dairesine ödenen miktardan sadece kısmi itirazla kabul edilen asıl alacağın asıl alacaktan mahsubu gerekirken, kapak hesabı ile bulunan miktarın tamamı asıl alacaktan mahsup edilerek yapılan hesaplama sonucu hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE,
2-.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ..../05/2022 tarih, 2019/.... Esas, 2022/...... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Taraflar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davacı ve davalı yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 21/05/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.