Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1515 E. 2024/1790 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/1515
Karar No
2024/1790
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1515

KARAR NO: 2024/1790

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 11/02/2021

NUMARASI: 2016/35 Esas - 2021/104 Karar

DAVA: Onarım bedeli ve kazanç kaybı nedeniyle tazminat (ticari satımdan kaynaklanan)

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı, asıl ve birleşen davalarda davacı ve asıl ve birleşen davalarda davalıların vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalıların indiriminden yararlanmak için ... San ve Ti c. Ltd.Şti. aracılığıyla toplu araç satın aldığını, 31.03.2015 tarihli 221.178,08 TL bedelli fatura ile davalı ... A.Ş'den aralarında ... marka ... plakalı aracın da bulunduğu bir kısım araçların toplu olarak satın alındığını, müvekkilinin bu araçları 10.04.2015 tarihinde aracıdan satın alarak kendi adına kaydettirdiğini, satımdan kısa süre sonra 09.09.2015 tarihinde aracın motor mekaniğinden gelen sesten dolayı yetkili servise götürüldüğünü, sorunu giderildiği ifade edilen aracın 08.10.2015 teslim alındığını, aracın 14.10.2015 tarihinde yeniden motordaki yağ kaçağı nedeniyle yetkili servise gönderildiğini ve halan tamir edilmediğini, motor mekaniği arızalı olan aracın ilk seferde 30 gün serviste kalması nedeniyle müvekkilinin ticari kazancından mahrum kaldığını, daha sonra tekrar arızalanan aracın 14.10.2015 tarihinden bu yana yetkili serviste bekletildiğini, müvekkilinin günlük 500,00 TL kazançtan yoksun kaldığını, aracın gizli ayıplı olduğunu, garanti süresi dolmayan aracın morunun değiştirilmesinin istendiğini, ancak davalıların sorunun yakıt kaynaklı olduğunu belirterek talebi karşılamadıklarını, aracının yakıt tankından alınan numune ile yakıtın alındığı ... Petrol firmasının deposundan alınan yakıt numunesi analiz sonuçlarının standarda uygun olduğunu ileri sürerek, ayıplı motorun yenisi ile ücretsiz değiştirilmesine ve aracın kullanılmadığı süre için şimdilik 10.000 TL kazanç kaybının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı ...AŞ vekili, savunmasında özetl ini savunarak, davanın reddini istemiştir. Asıl davada davalı ... - ... AŞ vekili, savunmasında özetle; aracın diğer davalı ... A.Ş. tarafından 31.03.2015 tarihli fatura ile dava dışı ... İnşaat Şirketine satıldığını, davacı ile ... A.Ş ve müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığından davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının standartlara uygun yakıt kullanmaması nedeniyle arıza meydana geldiğini, imalattan kaynaklanan bir arız veya ayıp bulunmadığını, talep edilen tazminat talebinin hukuki dayanağı bulunmadığını, ayıp ihbar ve muayene sürelerine uyulmadığını, satım sözleşmesinden uzun süre sonra talepte bulunulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalıların yaptığı toplu indirimden yararlanmak üzere dava dışı ... İnşaat Şirketi aracılığı ile satın alınan araçlardan ... plakalı aracın satıcısının ... AŞ, ithalatçısının ise ... A.Ş olduğunu, aracın sürekli şekilde arızalanması nedeniyle ticari işlerde kullanılamadığını, araçta ilk arızanın oluşması üzerine 09.09.2015 tarihinde servise götürülen aracın 08.10.2015 tarihinde teslim alındığını, aracın motor mekaniğindeki arızanın tekrarı üzerine 14.10.2015 tarihinde yeniden servise gidildiğini, arızanın yakıttan kaynaklandığının belirtilmesine rağmen, alınan yakıt numunelerinden sorun bulunmadığını, uzun süre tamirde kalan aracın teslim edilmemesi üzerine, aracın motorunun ücretsiz değişimi ile tazminat talepli dava açıldığını, ilk davanın açılmasından sonra da aracın yaklaşık 4 ay serviste kaldığını, arızanın üretimden kaynaklandığının kabul edilmemesi nedeniyle zararların artmaması için müvekkilinin aracı ücretli şekilde onardığını, 21.04.2016 tarihinde teslim edilen aracın motor tamiri için 25.214,52 TL ödendiğini, teslim sonrası 01.07.2015 tarihinde aracın yeniden arıza yaptığını, fan kayışı kopan aracın parçasının değiştirildiğini, ancak ertesi gün aracın motorunun kitlendiğini ve çekici ile servise götürülen aracın arızasının garanti kapsamında olmadığının belirtilmesi nedeniyle 27.110,56 TL ödenerek tamir edilen aracın 01.12.2016 tarihinde teslim alındığını, aracın tekrar yolda kaldığını ve 06.12.2016 tarihinde çekici ile servise götürüldüğünü, satılanda ayıp bulunması halinde TBK'nın 227.maddesine göre ücretsiz onarım hakkı bulunduğunu, hafriyat işinde kullanılan aracın günde yaklaşık 500 TL net karı bulunduğunu ve arıza nedeniyle kardan mahrum kalındığını, önceki dava tarihine kadarki kâr kayıplarının asıl davada istendiğini, ancak bu davadan sonra yaşanan arızalar nedeniyle aracın uzun süre tamirde kalması nedeniyle yeniden 11.01.2016 ile 21.04.2016, 02.07.2016 ile 01.12.2016 ve 06.12.2016 ile 14.12.2016 tarihleri arasındaki kâr kayıplarının istendiğini ileri sürerek, onarım bedeli olan 27.855,00 TL'nin ödeme tarihi olan 01.12.2016 tarihinden, onarım bedeli olan 25.214,00 TL'nin ödeme tarihi olan 27.04.2016 tarihinden, 10.000 TL kazanç kaybının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekilleri, birleşen davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Asıl dava;Ayıp nedeni ile motorun ayıpsız misli ile değişimi ile kazanç kaybı, birleşen dava hasar nedeni ile ödenen fatura bedeli ile kazanç kaybı talebine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu aracın 31/03/2015 tarihli ve ... seri numaralı fatura ile davalı ... tarafından dava dışı ... Harfiyat Sanayi Şirketine satımının gerçekleştirildiği ancak dava dışı şirket tarafından aracın trafiğe çıkma tarihi bulunan 10/04/2015 tarihinde davacıya satıldığı davacı tarafından da sıfır km bulunan aracın aracın motorunun ayıplı bulunması nedeni ile motorun ücretsiz olarak yenisi ile değiştirilmesinden ve kazanç kaybının tahsili istemi ile eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. TBK 227. maddesine göre 'Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1- Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, 2-Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, 3- Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, 4- İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır' şeklindedir. Alıcıya garanti belgesi düzenleyip vermiş olan davalı/ithalatçı .... A.Ş , aracın ayıplı olmasından dolayı, davacı/alıcıyaya karşı ayıp sorumluluğu altına girmekte olduğundan davacı/alıcı ile davalı arasında satım akdi ilişkisi bulunmamasının sonuca etkili olmadığı davalının husumet itirazının bu nedenle dinlenilebilir bulunmadığı anlaşılmıştır. Diğer davalı ... şirketin ise uyuşmazlık konusu aracı davalıya satmadığını dava dışı şirkete aracın satıldığını bu nedenle davacıya karşı sorumluluğunun bulunmadığı ve aracın ikinci el olduğu yönündeki savunarak davanın husumetten reddine karar verilmesini talep etmiş ise de; davacı tarafından aracın temsil ilişkisi kapsamında dava dışı şirket vasıtası ile alındığının uyuşmazlık konusu aracın iddia ediş gibi davacıya satımı ile trafiğe çıktığı, dava dışı şirket tarafından satın alınmasının sonrasında tertip edilen aynı bedelli fatura akabinde davacıya satışın gerçekleştirildiği değerlendirildiğinde uyuşmazlık konusu aracın dava dışı şirket tarafından davalıdan davacının temsilcisi sıfatı ile satın alındığı yönünde tam bir kanaate varılmış ve davalıların husumet itirazlarının dinlenebilir bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu şekilde Somut olayda da davalılardan ... A.Ş nin garantör, davalı ... şirketinin satıcı bulunduğu ve davalıların müteselsilen sorumlu olduğu gözetilerek davada tahkikat icrasına başlanılmıştır. Yapılan tahkikat yargılamasında da davacı tarafından yetkili servis olan ... Otomotiv A.Ş' ye aracın satın alınması sonrasında garanti süresi içersinde çok sık aralıklar ile (7 kez servise) getirildiği, aracın aynı arızayı 4-5 kez verdiği tamir yönünde kullanılan tercih hakkından davacının sonuç alamadığı anlaşılmıştır. Davanın devamında da davalılar tarafından motor tamir ücretinin garanti kapsamında davalılar tarafından ayıp hükümleri gereğince karşılandığı taraflarca mahkememize bildirildiğinden asıl dava da motorun ayıpsız misli değişimi talebi yönünden uyuşmazlığın giderildiği ancak asıl ve birleşen davada davacı tarafından 27/04/2016 tarihinde 25.214,00 TL ve 01/12/2016 tarihinde ödenen 27.855,00 TL ile süreçlerdeki kazanç kaybı yönünden uyuşmazlığın devam ettiği anlaşılmıştır. Dava dosyasına rapor ibraz eden Prof Dr. ... tarafından ibraz edilen 22/12/2016 tarihli kök raporda davacının iddia eylediği ayıbın bulunduğu,ayıbın gizli ayıp olarak nitelendirildiği,davalı vekillerinin itirazı üzerine bilirkişiden ek rapor ibrazı cihetine gidildiği ve bilirkişinin 24/03/2017 tarihli ek raporunda kök raporundaki görüşü mufaza eylediği,bilahare mahkememizce bilirkişinin raporunun hükme elverişli olmaması nedeni ile otomotiv alanında uzman Doç.Dr. ...’dan rapor cihetine gidildiği, bilirkişi tarafından ibraz edilen raporda araç üzerindeki ayıbın üretim kaynaklı bulunduğunun ve kullanımdan veya yakıttan kaynaklanmadığının rapor edildiği ve ayıbın gizli ayıp olarak nitelendirildiği, taraf vekillerinin itirazları gereğince mezkur bilirkişiden mahkememizce ek rapor cihetine gidildiği, bilirkişinin ibraz eylediği 23/05/2018 tarihli ek raporda ayıp konusundaki aynı görüşün muhafaza edildiği,12/09/2019 tarihli celse de ibraz edilen ek rapora karşı karşı taraf vekillerinin ayrı ayrı itirazlarını bildirmesi üzerine raporun kapsam ve mahiyeti itibari ile taraf vekillerinin itirazlarını karşılar nitelikte bulunmadığının anlaşılmasına göre dava dosyasının yeni bir makine mühendisine tevdine karar verildiği,bu kapsamda dava dosyasının Prof.Dr. ...’a tevdi edildiği, bu bilirkişi tarafından ibraz edilen raporda ise araç üzerindeki hataların kullanım hatasından kaynaklandığının rapor edildiği bu şekilde önceki raporlar ile mevcut rapor arasında tayin ve tespit olunan maddi vakıalar itibari ile mübayenetin oluştuğu,bu mübayenetin varlığının da dosya kapsamında tespit olunan maddi vakıların değerlendirilmesine dayandığı anlaşılmakla dava dosyasının otomotiv alanında üniversiteler nezdinde akademisyen bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen kök ve ek raporun denetimi ile de; Aracın 13.05.2015 tarihli iş emrine dayanarak yağ, yakıt kaçağı ve su kaçağı tespit edildiğini bu sebeple araçtaki motor şikayetinin çok erken dönemde başladığını ve şikayetin yağlama problemi kaynaklı olarak ortaya çıktığı, 25.214,00 TL. Onarım bedelinin garanti kapsamında ödenmesi gerektiği, Yine aracın 03.07.2016 tarihinde motordan yağ kaçağı şikayeti ile servise girilmiş olmasının, yapılan servis işleminin yetersiz olmasından kaynaklandığı, bu ikinci defa oluşan motor arızasının fan kayışının kopması ile başlamış olmasına rağmen davacı tarafından araçtaki soğutma zaafiyeti zamanında fark edilip motor durdurularak tedbir alınmayıp aracın kullanılmaya devam edilmesinin arızanın büyümesine neden olduğu, bu nedenle 27.855,00 TL. Olan hasar onarım bedelinin yarısından davacının sorumlu olacağı, Davacı tarafın onarım süresi içindeki kazanç kaybı talebinin değerlendirildiği, onarım nedeni ile davacının 6 günlük net kazanç kaybının olacağı, günlük 500,00 TL. Olduğunun takdiri ile toplam kazanç kaybının 3.000,00 TL. olduğu son bilir kişi heyetinin nihai ek raporunda bildirilmiştir. Son bilirkişi heyetin ibraz eylediği raporun denetimi ile davalıların verilen servis hizmetindeki ayıp nedeni ile zararlardan satıcı ve garantör sıfatı ile sorumlu bulunduğundan ve araçtaki gizli ayıbın davalı yanın yetkili servisi eliyle yapılan tamir esnasında öğrenildiği için somut olay açısından ayrı bir ayıp ihbarına gerek bulunmamaktadır.Bu nedenle de davalıalrın aksi yöndeki savunmalarının dinlenebilir bulunmadığı ve uyuşmazlık konusu aracın kazanç kaybının günlük 500,00 TL bulunması nedeni ile son bilirkişi heyeti ile pek çok nokta da aynı görüşleri ihtiva eden 30/12/2018 tarihli bilirkişi raporun da 2015 yılındaki motordaki üretim ayıbı giderimi için makul onarım süresinin 7 gün olarak belirlenmesi yönü itibari ile rapor mahkememizce hükme esas alınmış ve 7*500=3.500,00 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Ancak son heyetin somut olaya ve dosya kapsamına göre son hasardan davalıların %50 oranda sorumlu bulunduğu ve bu hasar için kazanç kaybının 6 gün olarak belirlendiğinden 3.000,00 TL'nin 1/2 si olan 1.500,00 TL' nin mahkememizce hüküm altına alınmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından ikame edilen asıl davada ıslah sonrası 29.000,00 TL kazanç kaybı, birleşen davada da 64.500,00 TL talep edilmiş bu da 21/09/2017 tarihinde ıslah edilmiş bu şekilde toplam 83.500,00 TL olarak kazanç kaybı açıklanmış ise de; Dava dosyası kapsamı, faturalar, fotoğraflar ve diğer deliller incelenerek aracın yaşı, modeli, km'si gibi özelliklerde dikkate alınarak meydana gelen hasar miktarına göre aracın onarımı uygunsa, ayrıntılı şekilde hasar kalemleri ve bedelinin tespiti ile aracın normal şartlarda kaç günde tamir edilebileceği hususlarında ayrıntılı, açıklamalı, denetime elverişli rapor alınarak kazanç kaybının hesaplanmasının yasal zorunluluk arz etmesine göre davacının aracın fiilen serviste kaldığı tarihe göre kazanç kaybının belirlenmesi ve bu tutarın davalılar satıcı ve garantörden tahsili yönündeki iddialarının dinlenebilir bulunmadığı... "gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile araç motorunun ayıpsız misli ile değişimi talebi yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 3.5000,00 TL kazanç kaybının 27.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan tahsiline; birleşen davanın kısmen kabulü ile 25.214,52 TL tamir bedelinin 27.04.2016 tarihinden itibaren, 13.055,28 TL tamir bedelinin 01.12.2016 tarihinden, 1.500,00 TL kazanç kaybının 27.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl ve birleşen davada taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... plakalı aracı 31.03.2015 tarihinde davalı ... A.Ş.'den satın aldığını, motor mekaniğinden gelen ses sebebiyle 09.09.2015 tarihinde aracın yetkili servise teslim edildiğini, sorun giderildiği belirtilerek 08.10.2015 tarihinde teslim edilen araçta 14.10.2015 tarihinde yağ kaçağı ve yağ kaybı sorunu çıktığını, yetkili servise götürülen araçtaki arızanın yakıt kaynaklı olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin de yakıt ile ilgili rapor aldığını ve yakıttan kaynaklanan sorun bulunmadığını belirlediğini, Arızalı motorun ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebinin reddedildiğini, ancak zararın artmaması için müvekkilinin onarım bedeli olan 25.214,52 TL'yi 27.04.2016 tarihinde ödeyerek aracı teslim aldığını, 01.07.2016 tarihinde aracın fan kayışının kopması üzerinde yetkili servisçe yerinde değişim yapıldığını, ancak ertesi gün aracın motorunun kitlenmesi nedeniyle aracın yolda kaldığını, arızanın üretimden kaynaklanmadığının belirtilerek motor değişim talebinin reddedildiğini ve müvekkilince 27.110,56 TL tamir bedeli ödendiğini, bu arıza sebebiyle aracın 02.07.2016 ile 01.12.2016 tarih arasında serviste kaldığını ve kar kaybı oluştuğunu, 01.12.2016 tarihinde teslim edilen araçta 06.12.2016 tarihinde arıza oluşması nedeniyle yeniden servise götürüldüğünü ve davalıların arızanın üretimden kaynaklandığını kabul ederek motoru ücretsiz değiştirerek 14.12.2016 tarihinde aracı teslim ettiklerini, Asıl davada aracın serviste kaldığı 09.09.2015 ile 08.10.2015 arası günlerin ve aracın ikinci kez servise teslim edildiği 14.10.2015 tarihinden dava tarihi olan 11.01.2016'ne kadar olan aracı kullanamadığı süredeki kar kaybı ile motorun değişiminin istendiğini, dava tarihinde aracın henüz teslim edilmediğini ve 21.04.2016 tarihinde müvekkiline teslim edildiğini, Müvekkilinin aracı kullanamaması nedeniyle 02.07.2016 ile 01.12.2016 tarihleri arasında ve 06.12.2016 ile 14.12.2016 tarih aralığında serviste kalması nedeniyle kazanç kaybına uğradığını, satıcı ve garanti verenin arızalardan sorumlu olduğundan birleşen davanın açıldığını, bu dava ile 11.01.2016 ile 21.04.2016 tarihi arası, 02.07.2016 ile 01.12.2016 tarihi arası, 06.12.2016 ile 14.12.2016 tarih arasındaki aracın serviste olması sebebiyle oluşan kazanç kaybının ve tamir için ödenen 25.214,52 TL ve 27.110,56 TL'nin tahsilinin istendiğini, İkinci hasar için ödenen miktarın yarısı olan 13.055,28 TL'nin kabul edilerek bakiye kısmın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, oysa motorun zamanında değiştirilmesi halinde bu arızanın oluşmayacağını ve davalıların tam kusurlu olduğunu, aracın uzun süre serviste kalmasına rağmen makul onarım süresinin 7 gün olarak kabul edilerek karar verildiğini, oysa Yargıtay içtihatları gereğince zarar gören tarafın kusuru halinde kusur oranında indirim yapılması, makul onarım süresi üzerindeki tamir süresi ise zarar görene kusur olarak yüklendiğini, ancak bu tür kusurın karşılıklı trafik kazalarında (haksız fiil sorumluluğunda) uygulandığını, ayıplı teslim sebebiyle oluşan zararda makul tamir süresinin tespiti ile buna ilişkin zararın giderilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenle kar kaybından indirim yapılamayacağını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kazanç kaybı yönünden de kabulüne karar verilmesini istemiştir. Asıl ve birleşen davada davalı .... - ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, alınan raporların içeriklerine yer verilerek sözde bir gerekçe belirtildiğini, ancak karara esas teşkil eden ret ve üstün tutulma sebeplerinin belirtilmediğini, mahkemece zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının dikkate alınmadığını, TBK'nın 231. maddesine göre iki yıllık zamanaşımı süresi bulunduğunu, aracın 31.03.2015 tarihinde satın alınmasına karşın davanın 11.01.2016 arihinde açıldığını, 21.09.2017 tarihinde ıslah edildiğini, süresinde muayene ve ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle TTK'nın 23. maddesine göre satılanın ayıpsız olarak kabul edildiğinin anlaşılması gerektiğini, bu itirazın gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, davacı ile davalı ... Ticaret A.Ş. arasında herhangi bir ticari satış ilişki bulunmadığını, ıslah tarihi itibariyle garanti süresinin bitmesi nedeniyle müvekkilinin de sorumlu tutulamayacağını, garanti belgesin getirtilip incelenmeden müvekkiline sorumluluk yüklendiğini, diğer davalının husumet itirazının reddine ilişkin gerekçe ve temsil ilişkisi kurallarının huzurdaki ilişki ile uyumlu olmadığını, Birleşen davadaki tamir hizmetinin ... tarafından verildiğini ve davanın bu şirkete ihbarı isteminin mahkemece kabul edilmediğini, bilirkişi raporlarının soyut olup denetime elverişli olmadığını, davada sonra yapılan delil tespiti mahiyetindeki bilirkişi incelemesinin müvekkiline haber verilmediğini ve yokluklarında yapılan inceleme ile dosyanın bilirkişi ...'e teslim edildiğini, yoklukta yapılan işlemin yoklukla sakat olduğunu, buna rağmen bu raporun sadece içeriklerine itirazlarının değerlendirilerek dosyanın Prof Dr. ...'a tevdi edildiğini, anılan bilirkişinin de arızanın yakıttan kaynaklandığını belirlediğini, mahkemece bu kez de Doç. Dr. ... 'dan rapor alındığını ve bilirkişinin üretim hatasından söz ettiğini, mahkemece dosyanın bu kez oluşturulan bilirkişi kuruluna verildiği ve bu raporun esas alınarak karar verildiğini, ancak hangi gerekçe ile raporun üstün tutulduğunun açıklanmadığını, iş emrindeki kayıtların araca servis hizmeti veren yetkili servisin bir tespitinde ziyade müşterinin şikayete ilişkin beyanlarından ibaret olduğunu ve yapılan tespitlerde iddia edilen şikayete ve yakıt sisteminde sızdırma olduğuna dair herhangi bir bulguya rastlanmadığını, buna rağmen müşteri beyanlarına itibar edilerek rapor düzenlendiğini, oysa arızanın standart dışı yakıt kullanımından kaynaklandığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Asıl ve birleşen davada davalı ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı şirket arasında bugüne kadar hiçbir hukuki ve ticari ilişki kurulmadığının göz ardı edildiğini, taraflar arasında gerçekte var olmayan bir alım satım ilişkisinin varlığının kabul edildiğini, tüm servis işlemlerinin, dava dışı yetkili servis ... San. Ve Tic. AŞ tarafından yapıldığı hususunun dikkate alınmadığını, taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunmadığından satımdan kaynaklı ayıplardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, aracın 31.03.2015 tarih ve ... seri numaralı fatura ile dava dışı ... İnşaat Taahhüt Hafriyat San. Tic. Ltd. Şti. tarafından satın alındığını, bu hususun davacının da kabulünde olduğunu, aracın ikinci el olarak başka bir kişiden satın alınması nedeniyle husumet itirazının dikkate alınması gerektiğini, mahkemece varsayıma dayalı bir kararla müvekkili ile davacı şirket arasında asla var olmayan bir ticari ilişki ihdas edildiğini, Mahkemece, davaya konu aracın, müvekkilinden servis hizmeti almadığının da göz ardı edildiğini, iş emirlerinin dava dışı ... San. Ve Tic. AŞ tarafından düzenlendiği göz ardı edilerek, servis hizmeti vermeyen müvekkilinin servis hizmetlerinden dolayı sorumluluğunun doğmasına yol açabilecek şekilde maddi hata yapıldığını, kararın gerekçesiz olduğunu, hak düşürücü süre ile zamanaşımı sürelerinin dikkate alınmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, satım konusu ... plakalı aracın üretimden kaynaklanan motor arızası nedeniyle motorun ücretsiz onarımı ile aracın tamirde kaldığı sürelere ilişkin kazanç kaybının tahsili; birleşen dava ise aracın tamiri için ödenen onarım ücretlerinin tahsili ile aracın tamir için serviste kaldığı sürelere ilişkin kazanç kaybının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda tüm taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, müvekkilinin, davalıların indirimlerinden faydalanmak amacıyla dava dışı ... İnşaat Taahhüt Hafriyat San ve Tic A.Ş. aracılığıyla aralarında ... plakalı aracın da bulunduğu araçları 31.03.2015 tarihinde davalı . A.Ş.'den satın aldığını, müvekkilinin daha sonra bu aracı 10.04.2015 tarihli fatura ile anılan şirketten satın alarak kendi adına tescil ettirdiğini, aracın esasen müvekkilince satın alındığını ve müvekkiline ait iş yerinde teslim edildiğini, bir süre sonra aracın motorunda meydana gelen arızadan dolayı aracın ticari faaliyette kullanılamadığını belirterek, araç motorunun ücretsiz misli ile değiştirilmesini ve kazanç kaybının tahsilini talep etmiştir. Birleşen davada ise garanti kapsamında yapılması gereken onarımların, müvekkilince parası ödenerek yapıldığını belirterek, ödenen servis bedelleri ile ilk dava tarihinden sonraki kazanç kayıplarının tahsili istenmiştir. Davalı ... Tic. Türk AŞ vekili husumet itirazında bulunmuş ve taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığını savunmuştur. Davacı bu beyana karşı sunduğu 05.05.2016 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin sıfır araç satın alması nedeniyle aracın kimden satın alındığından bağımsız olarak sıfır aracı piyasa ile buluşturanın davalı şirket olması nedeniyle, ayıplardan sorumlu olduğunu, faturada alıcı olarak ... İnşaat Taahhüt Hafriyat San ve Tic AŞ'nin görünmesine rağmen müvekkilinin indirimden yararlanmak amacıyla anılan firma aracılığıyla araçları satın aldığını, satım faturasının 31.03.2015 tarihli olduğunu, araçların hiç kullanılmadan 10.04.2015 tarihinde müvekkili adına kayıt edildiğini ileri sürerek, araçları ilk defa dava dışı ... İnşaat Taahhüt Hafriyat San ve Tic AŞ'ne satan davalı ... Tic. Türk AŞ'nin de sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Davadaki talep, satım sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Satım sözlemesi TBK'nın 207 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, davacı ile davalı arasında doğrudan bir satım sözleşmesinin bulunmadığı açıktır. Davacı, indirimden faydalanmak amacıyla ... İnşaat Taahhüt Hafriyat San ve Tic AŞ aracılığılya araç aldığını iddia etmiştir. Mahkemece davacı ile ... İnşaat Taahhüt Hafriyat San ve Tic AŞ arasında temsil ilişkisi bulunduğu bu nedenle davacının satım sözleşmesinin tarafı olduğu kabul edilmiştir. Oysa davacı ile ... arasında bir satım sözleşmesi bulunmadığı gibi, ... İnşaat Taahhüt Hafriyat San ve Tic AŞ ile ... arasında temsil veya vekalet ilişkisi bulunduğu konusunda da bir kanıt bulunmamaktadır. Satım sözleşmesine dayalı bir talep ancak satıcıya karşı ileri sürülebilecektir. Satım sözleşmesi olmaksızın sözleşmenin nispiliği ilkesine aykırı şekilde, dava konusu aracı ilk kez sattığı gerekçesiyle, bu kişinin sorumlu tutulması yerinde görülmemiştir. TBK'nın 219. maddesine göre, "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. " Buna göre maldaki ayıp; satıcının beyan ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi satıcı sorumludur. Ayıp, maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir. Bunlardan yola çıkılarak; satıcı ve dolayısıyla teselsül ilişkisi nedeniyle ithalatçıyı maldaki ayıptan sorumlu tutmanın maddi koşulları; ortada ayıp sayılan bir eksikliğin olması, ardından maldaki eksikliğin önemli olması ve ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya geçtiği anda varolması, tüketicinin ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olması, olarak sayılabilir. Görüldüğü gibi, davacı yasanın bu hükmündeki düzenleme nedeniyle tazminat talep etmiş ve TBK'nın 227. maddesine göre seçimlik hakkını kullanmıştır. Bu durumda taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi, ya da garanti ilişkisi bulunması gerekmektedir. Bir satım ya da garanti ilişkisinin varlığı kanıtlanmadan farazi bir şekilde, aracı ilk olarak piyasaya satan kişinin, bundan sonraki tüm ihtimallerde imalatçı ve ithalatçı gibi sorumlu tutulması mümkün görülmemektedir. Bu nedenle ... AŞ yönünden, davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden, bu davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, davalı ... AŞ yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Davacı ile davalı ... AŞ vekillerinin istinaf başvurularının incelenmesinde: Dosyadaki garanti belgesine göre, dava konusu aracın davalı şirketin garantisi ile ithal edildiği, garanti süresinin teslim tarihinden itibaren iki yıl olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar mahkemece zamanaşımı defi açıkça reddedilmemiş ise de yapılan yargılama ile talebin eylemli olarak reddedildiği açıktır. Dava tarihi, aracın satım tarihi ve garanti süresi dikkate alındığında, tüm eylemlerin garanti süresi içinde gerçekleşmesi nedeniyle zamanaşımı def'inin reddine ilişkin mahkeme kabulü isabetlidir. Davacı, davalının ithalatçı ve garantörü olarak sorumlu olduğu dava konusu aracı, dava dışı ... İnşaat Taahhüt Hafriyat San ve Tic AŞ'den satın almıştır. Yukarıda belirtilen gerekçeyle, diğer davalının satıcı olmamasına karşın, davalı ithalatçı ve garantörün satılan emtiadaki ayıplar nedeniyle sorumlu tutulması gerekmektedir. Bu durumda araçtaki ayıbın, üretimden kaynaklı olup olmadığı, davalı savunması gibi yakıt veya başka bir kullanıcı hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve bu duruma göre talep edilen alacak kalemlerinin hangilerinden davalının sorumlu tutulması gerektiği değerlendirilmelidir. Davalı vekili, ilk derece mahkemesince davalının yokluğunda yapılan tespit ile düzenlenen 22.12.2016 tarihli raporun dikkate alınmayacağını savunmuştur. Anılan raporda araç üzerinde inceleme yapılarak, araçtaki arızanın üretimden kaynaklandığı belirlenmiştir. Dosyanın bulunduğu aşama itibariyle bu rapora itibar edilmeyerek kararın kaldırılmasının, gelinen aşama itibariyle yargılamaya katkı sağlamayacaktır. Tespit raporu dikkate alınmaksızın da dosyanın hüküm vermek için yeterince aydınlandığı anlaşılmıştır. Anılan rapordan sonra dosyanın tevdi edildiği bilirkişi ..., araçtaki arızanın yakıttan kaynaklandığını bildirmiştir. İki rapor arasında çelişki oluşması üzerine mahkemece görevlendirilen bilirkişi ..., araçtaki ayıbın yağlanma yetersizliğinden kaynaklanması nedeniyle kullanımdan bağımsız ve üretimden kaynaklı bir hata bulunduğunu belirlemiştir. Bu tespitten sonra mahkemece otomotiv konusunda uzman bilirkişi kurulu oluşturularak 16.07.2020 tarihli kök rapor ile 18.01.2021 tarihli ek rapor düzenlenmiştir. Anılan raporun hasar yönünden teknik değerlendirme başlıklı 13. sayfasında, arızanın yakıttan kaynaklanmadığı, 30.12.2018 tarihli raporda tespit edildiği üzere yağlanma yetersizliğinden kaynaklandığı belirlenmiştir. Bu durumda araçtaki ayıbın üretimden kaynaklanan gizli ayıp niteliğinde olduğu dosya kapsamındaki raporla ve özellikle önceki raporları değerlendiren 16.07.2020 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile 18.01.2021 tarihli ek raporundan anlaşılmıştır. HMK'nın 282. maddesine göre hâkim, bilirkişi raporuyla bağlı olmayıp, bilirkişi raporları diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Dosya kapsamındaki delillere göre hazırlanan bilirkişi raporunun ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunun denetime elverişli ve hüküm vermeye yeterli olduğu, ayıbın nedenine ilişkin somut tespitler yapıldığı, mahkemece bu raporların değerlendirilerek karar verildiği görülmüştür. Diğer yandan, ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinin yeterli olduğu, denetime elverişli bilirkişi raporuna atıfla yetinilmeyerek bilirkişi raporlarının değerlendirilmesi ve diğer davalının satıcı olarak sorumlu tutulmasına yönelik gerekçesinin açıklanması nedeniyle, davalı .... AŞ vekilinin zamanaşımı, bilirkişi raporu ve mahkeme gerekçesine ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Alınan raporda, 02.07.2016 tarihinde meydana gelen arızada fan kayışının koptuğu, bu arızanın fan kayışının kopması ile başlamasına rağmen davacının araçtaki soğutma zaafiyetini zamanında fark edip motoru durdurarak tedbir almaması nedeniyle oluşan zararlardan davacının da sorumlu tutulması yerindedir. Esasen bu tür bir kabul tarzı TBK'nın 114/son maddesi gereğince sözleşmeye aykırılık hakkında da uygulama yeri bulunan zararın belirlenmesine ilişkin TBK'nın 50 ve zararın indirilmesine ilişkin 52. maddelerindeki düzenlemelere uygundur. Bu durumda ilk arızanın üretimden kaynaklanması nedeniyle, davacı tarafından ödenen 25.718,38 TL onarım bedelinin tahsiline, sonraki arızada ise oluşan zararın davacının eylemleri nedeniyle artması karşısında mahkeme takdirine göre tarafların yarı oranda sorumlu tutulması yerinde olduğundan, davacı ile davalı ... A.Ş.vekilinin tazminat miktarına ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Kazanç kaybına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; yukarıda belirtildiği gibi satıma konu emtiada belirtilen vasıfların bulunmaması halinde satıcı ve bu kapsamda ithalatçı ile garanti veren ayıba karşı sorumluluk hükümlerine göre sorumlulukları bulunmaktadır. Dava konusu araç ticari bir araç olduğundan TBK'nın 23. maddesindeki hükümlere göre ayıp ihbarının değerlendirilmesi gerekir. Bu hükme göre satılan bir emtianın ayıbının teslim sırasında açıkça belli olması hâlinde iki gün içerisinde durum satıcıya ihbar edilmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda TBK'nın 223. maddesinin 2. fıkrası uygulanır. Davaya konu araçtaki ayıbın üretimden kaynaklı gizli ayıp niteliğinde olduğu ve ayıbın ortaya çıkması nedeniyle yetkili servise başvurulmuş olması dikkate alındığında, ayıp ihbarına ilişkin sürelere ve şekil şartlarına uyulduğu anlaşılmaktadır. Satılan emtiadaki ayıp nedeniyle, aracın motorunun ücretsiz onarım kapsamında onarılması istenmiş ve yargılama sırasında bu talebin kabul edilerek araç motorunun onarıldığı görülmüştür. Bu nedenle esasen garanti kapsamında olan önceki onarımlara ilişkin bedeller de tahsil edilmiştir. Motorun değiştirilmesi nedeniyle misli ile değiştirilme talebin konusuz kaldığı ve yargılama giderlerinin belirlenmesi açısında davacının talebinin başlangıçtaki haklılığı göz önüne alınması gerekmektedir. Satılan araçtaki ayıp nedeniyle, aracın uzun bir süre kullanılamadığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince esas olarak aracın onarımda geçirmesi gereken makul süre belirlenerek buna ilişkin olarak belirlenen kazanç kaybına hükmedilmiştir. Oysa tamir nedeniyle davacının yetkili servise başvurduğu, buna ilişkin tutanaklar düzenlendiği ve tamir edilen aracın daha sonra davacıya teslim edildiği kanıtlanmıştır. Bu durumda makul tamir süresine bağlı kalmaksızın, aracın kullanılmadığı tüm günlere ilişkin kazanç kaybının tahsili gerekir. Zira araçtaki gizli ayıp nedeniyle aracın uzun süre tamir görmesi karşısında, tamir süresine ilişkin kazanç kaybının da tahsili gerekmektedir. Aksi takdirde, yetkili servisinde aracı makul sürede tamir etmeyen davalının kendi kusurundan yararlanması söz konusu olacaktır. Yani makul sürede aracı tamir ettirmeyen davalı, fiilen aracın serviste kaldığı tüm süre için kazanç kaybını gidermekle yükümlüdür. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin makul süreyi esas alan kabulü isabetsiz olmuş, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Davacı vekili, ticari kazanç kaybını açıkladığı 21.09.2019 tarihli ıslah dilekçesinde, aracın servise ilk tesliminde 09.09.2015 ile 08.10.2015 tarihleri arasında 29 gün, 14.10.2015 ile 11.01.2016 tarihleri arasında 87 gün olmak üzere toplam 116 gün kalması nedeniyle günlüğü 500 TL'den 58.000,00 TL alacağı bulunduğu, ancak aracın hava muhalefeti ve benzeri nedenleri karşısında, bu miktarın %50'si olan 29.000,00 TL'nin talep edildiği, bu nedenle asıl davada talep edilen 10.000,00 TL'nin artırılarak 29.000,00 TL'ye yükseltildiği anlaşılmıştır.Birleşen dava 27.04.2017 tarihinde açılmıştır. Birleşen davada ise 11.01.2016 ile 24.04.2016 tarihleri arasında 100 gün, 02.07.2016 ile 01.10.2016 tarihleri arasındaki 150 gün, 06.12.2016 ile 14.12.2016 tarihleri arasındaki 8 gün olmak üzere toplam 258 gün için aynı şekilde 129.000,00 TL kazanç kaybı bulunduğu ve bu miktarın da yarı oranında hakkaniyet indirimi yapılarak 64.500,00 TL olarak kabul edilerek, her iki dava için toplam 83.500,00 TL talep edilmiştir. Dosyadaki belgelerden aracın belirtilen sürelerde çalışamadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle kural olarak çalışılmayan dönem için üretimden kaynaklı ayıplar nedeniyle davalı garantör sorumludur. Ancak yukarıdaki kabul şekline göre 02.07.2016 tarihinden sonraki arızalar yönünden davacının yeterli önlemleri almaması nedeniyle kusurlu olduğu kabul edileceğinden, davacının talep ettiği miktar üzerinden TBK'nın 52. maddesi gereğince takdiren %50 oranında indirim yapılması gerekmiş ve birleşen davada 32.250,00 TL kazanç kaybının kabulüne karar verilmiştir. Asıl davada ise herhangi bir takdiri indirime gerek bulunmadığı, zira bu kazanç kaybının tamamen üretimden kaynaklı arıza nedeniyle meydana geldiği anlaşıldığından, asıl davada 29.000,00 TL'nin tahsiline karar vermek gerekmiştir. Mahkemece belirtilen şekilde bir inceleme yapılmaksızın hatalı değerlendirme ile makul tamir süresi yönünden tazminata hükmedilerek, üretimden kaynaklı bir arızanın bulunduğu ve bu arızanın tamirinin de garantörle ilişkisi bulunan servislerce yapıldığı gözardı edilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle davcı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü, davalı ... AŞ vekilinin tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine; davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;

A- ASIL DAVADA: 1-Davalı ... AŞ aleyhindeki davanın, pasif husumet ehliyeti (davalı sıfatı) yokluğu nedeniyle reddine, 2-Davalı ... AŞ bakımından, asıl davada konusuz kalan araç motorunun ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebi hakkında karar vermeye yer olmadığına, 3-Davalı ...AŞ aleyhindeki tazminat talebinin kabulü ile 29.000,00 TL alacağın, 10.000,00 TL'lik kısmına dava tarihi olan 11.01.2016 tarihinden itibaren, 19.000,00 TL'lik kısmına ıslah tarihi olan 21.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca avans esasına göre değişen oranlarda hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalı ... AŞ'den tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-Alınması gerekli 1.980,99 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin olarak ödenen 853,88 TL ve ıslah için asıl davada ödenen 495.00 TL olmak üzere toplam 1.348,88 TL'nin mahsubu ile bakiye 632,11 TL harcın, davalı ... AŞ'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafça sarf edilen 1.378,08 TL harç giderinin, davalı ... AŞ'den alınıp davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından harç dışında sarf edilen 6.172,10 yargılama giderinin davalı ... AŞ'den alınıp davacıya verilmesine,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 13/2. maddesine göre belirlenen 29.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... AŞ'den alınıp davacıya verilmesine, 8-Asıl davada davalı ... AŞ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT gereğince belirlenen 29.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine,

B-BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2017/489 ESAS SAYILI DAVASINDA:1-Davalı ... AŞ aleyhindeki davanın, pasif husumet ehliyeti (davalı sıfatı) yokluğu nedeniyle reddine, 2-Davalı ... AŞ aleyhindeki davanın kısmen kabulü ile; a-38.269,78 TL onarım bedeli alacağının, 25.214,50 TL'lik bölümüne 27.04.2016 tarihinden, 13.055,28 TL'lik bölümüne 01.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca avans esasına göre değişen oranlarda hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte, davalı ... AŞ'den alınıp davacıya verilmesine b- 32.250,00 TL kazanç kaybı alacağının, 10.000,00 TL'lik bölümüne dava tarihi olan 27.04.2017 tarihinden itibaren, 22.250,00 TL'lik bölümüne ise ıslah tarihi olan 21.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca avans esasına göre değişen oranlarda hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalı ... AŞ'den alınıp davacıya verilmsine, c-Fazlaya ilişkin tazminat taleplerinin reddine,3-Alınması gerekli 4.991,34 TL karar ve ilam harcından, dava açılırken ödenen 1.077,00 TL ve ıslah harcı olarak ödenen 1.101,47 TL olmak üzere toplam 2.177,47 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.813,87 TL karar ve ilam harcının, davalı ... AŞ'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından birleşen davada sarf edilen 2.843,70 TL harç giderinin, davalı ... AŞ'den tahsili ile davacıya verilmesine,5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinde, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 30.0000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...AŞ'den alınıp davacıya verilmesine, 6-... AŞ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince belirlenen 30.0000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp bu davalıya verilmesine, 7-Davalı ... AŞ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, tazminat talebinin reddedilen kısmı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğnice belirlenen 30.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp bu davalıya verilmesine, AŞAMASINDAKİ HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelin kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,2-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harç gideri ile 147,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 309,10 TL yargılama giderinin davalı ... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalı .. AŞ tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelin kaydına; bu davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince bu davalıya iadesine, 4-Davalı ... AŞ tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harç giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 5-Davalı ... AŞ tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelin kaydına; ilk derece mahkemesini kararı kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, bu davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince bu davalıya iadesine, 6-Davalı ... AŞ tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,8-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 05.12.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 05.12.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2021/1515, K. 2024/1790, T. 05.12.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-1515-e-2024-1790-k-e84554406160