Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/1542 E. 2010/6497 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/1542
Karar No
2010/6497
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1450 Esas KARAR NO : 2025/1357 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/490 Esas - 2025/529 Karar TARİH: 11/06/2025 DAVA: Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalı arasında ...'nin %30 hissesi için 413.000,00 USD, ...-G'nin %30 hissesi için 330.000,00 USD'nin taraflarına ödenmesi konusunda anlaşıldığını ve akabinde gemi ziyareti tertip edildiğini, 16.02.2023 ve 15.03.2023 tarihlerinde yaptıkları toplantılar neticesinde, taraflarına ödeme planı sunulacağı ve bu işe kesinlikle talip olunduğu defalarca söylenerek güven oluşturulduğunu, ödemelerin nasıl yapılacağı ve gecikmelerin nedeni hususunda davalı vekili ...'nın müvekkilini bilgilendirdiğini ve müvekkilinde güven oluşturarak borçlarını bir yıla yakın ödemediklerini, yine aynı şekilde davalı tarafın muhasebecileri ...'in de olduğu 11 Eylül 2023 tarihinde toplantı yapıldığını akabinde müvekkili tarafından kendilerine ekte yer alan bilgi maili gönderildiğini, yine davalıların teknik denetçileri ...'İN kontrolünde sürecin ilerlediğini, sözleşmelere istinaden taraflarına yüklenen tüm sorumluluklar eksiksiz yerine getirilmesine, tüm bilgi ve belgeler paylaşılmasına rağmen sözleşmeye konu olan ...-G için kısmi ödeme yapılmışsa dahi neticeten ...-G ve ...-G'ye konu sözleşmelere ilişkin alacaklarının halen ödenmediğini, müvekkilinin davalı taraf ile yaptığı işler nedeni ile çeşitli yatırımlar yaptığını ancak vade tarihi gelmesine rağmen alacaklarına ulaşamadığı için yüklü miktarda faizli kredi çekmek zorunda kaldığını, bu anlamda edimini gereği gibi ifa etmeyen, müvekkilleri bu kapsamda zarara uğratan davalının müvekkili şirketin zararını tazmin etmesi gerektiğini ileri sürerek, müvekkillerin uğradığı zararın tazmini ve davalıdan tahsilini, kur ve döviz artışı ile fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydı ile daha sonra arttırılmak üzere şimdilik 3.000,00 USD dava tarihinden itibaren işleyecek Kamu bankalarınca 1 yıla kadar vadeli mevduatlara fiilen uygulanan azami faiz ile tahsiline haklı davanın kabulü neticesinde alacağı güvence altına almak için davalının taşınır ve taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına teminatsız ihtiyadi tedbir uygulanmasına, yargılama gideri ve avukatlık ücretimin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/06/2025 tarih ve 2025/490 Esas - 2025/529 Karar sayılı kararında; "Dava, taraflar arasında ki gemi paylarının devrine ilişkin sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesi sebebiyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)’nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. TTK'nın 5/1. Maddesine göre de, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalara asliye ticaret mahkemesi bakmakla görevlidir. Ancak TTK'nın 5/2. Maddesinde ise, bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebileceği düzenlenmiştir. 6103 Sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince HSK'ca İstanbul İlinde 6102 Sayılı TTK'nun Denizcilik Kitabından kaynaklanan uyuşmazlıkları görmek üzere görevli özel yetkili İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi belirlenmiştir. Bu durumda, 01.07.2012 tarihinden sonra 6102 Sayılı Kanunun Deniz Ticaret Kitabından doğan uyuşmazlıklar ticari dava sayılacak, ticari davalar ise 6102 sayılı TTK'nun 5. maddesi gereğince ihtisas mahkemesi olan Denizcilik İhtisas Mahkemesince görülecektir. Yargıtay 11. HD. 2009/586 E,2010/6497 K. Sayılı ilamında"....Somut olayda dava konusu taşıma, deniz yoluyla gerçekleştirilmiştir. Uyuşmazlık, TTK.'nun “Deniz Ticareti” başlıklı 4 ncü kitabındaki 893 ve onu izleyen maddelerde düzenlenen hükümler dikkate alınarak çözümlenecektir. Dolayısıyla görevli mahkeme, Denizcilik İhtisas Mahkemesidir." bu tür davalarda görevli mahkemenin deniz ihtisas mahkemesi olduğunu belirtmiştir. ( Bkz. Yargıtay 11. HD. 2016/9739E, 2018/3157 K., 2018/1529 E, 2019/7095 K.,Yargıtay 11. HD. 2015/14508 E, 2016/2738 K. Sayılı ilamı, 11. HD. 2012/12133 E, 2013/11552 K. Sayılı ilamı,)Dava, davalının gemi paylarının satım sözleşmesine aykırı davranışı sebebiyle uğranılan zarardan dolayı açılmış olup bu haliyle uyuşmazlık deniz alacağından kaynaklı deniz ticaretine ilişkindir. Dolayısıyla deniz ticaretine ilişkin bir uyuşmazlıktan kaynaklanan eldeki bu davada asliye ticaret mahkemesi değil, deniz ihtisas mahkemesi görevlidir. Asliye ticaret mahkemesi ile deniz ihtisas mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisi olup HMK'nın 114/1-c maddesine göre dava şartlarından olan mahkemenin görevli olması davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden(HMK m. 115/1)nazara alınır.Açıklanan gerekçe nedeni ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle; HMK 115-2 md uyarınca dava şartı noksanlığından usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli denizcilik ihtisas davalarına bakmaya görevli İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmek üzere Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, aksi taktirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,3-HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece KARAR VERİLMESİNE, 4-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına ALINMASINA,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olması sebebi ile taraflarınca istinaf etmek zaruretinin hasıl olduğunu, görülen davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, Yargıtay Onbirinci Hukuk Dairesi , 2019/1542 E., 2019/3323 K., 30.04.2019 Tarihli İlamında; "Dava, gemi işletmecisi ve taşıma şirketi ile davacı arasında akdedilen ve diğer davalı yabancı uyruklu ....’e ait yabancı bayraklı gemide ifa edildiği anlaşılan hizmet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat ve alacak istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlığa, mahkemenin de gerekçesinde belirttiği gibi aynı Kanunun 1. maddesi gereği 854 sayılı Deniz İş Kanunu uygulanamayacak olup, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Yasa'nın 2. kısım 6. bölümünde düzenlenen hizmet akdine ilişkin kuralların uygulanması gerekmektedir. Bu durumda, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK’da gemi adamlarının alacaklarına ilişkin hüküm bulunmaması ve somut olayda aynı Kanunun 4. maddesinin uygulanmasını gerektirir uyuşmazlık bulunmamasına göre, 6100 sayılı HMK gereği, uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemeleri görevli olup, mahkemece geminin ticaret gemisi olduğu gerekçesiyle denizcilik ihtisas mahkemelerinin görevli olduğuna dair hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. " denildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Onbeşinci Hukuk Dairesi 2022/27 E., 2022/46 K.12.01.2022 Tarihli İlamında; "Taraflar arasında davacının donatanı olduğu geminin tamir, bakım ve onarım işlerinin yapılması konusunda eser sözleşmesi bulunmaktadır. Olayda, davadaki her iki taraf da tacir olup, uyuşmazlık da ticari işletmeleri ile ilgili hususlardan doğduğundan davaya bakmakla asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Ancak, dava deniz ticaretinden kaynaklanmayıp, taraflar arasındaki davacının donatanı olduğu geminin tamir, bakım ve onarımının yapılmasına ilişkin eser sözleşmesinden kaynaklandığından, davaya bakma görevi denizcilik ihtisas mahkemesi sıfatıyla görevlendirilmiş asliye ticaret mahkemesine ait olmayıp, genel mahkeme olarak görevli asliye ticaret mahkemelerine aittir. Bu nedenle, mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken, denizcilik ihtisas mahkemesinin görevli olduğundan bahisle mahkemenin görevsizliğine ve dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının kaldırılarak, işin esasının incelenip sonucuna uygun bir karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir." denildiğini; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ondördüncü Hukuk Dairesi 2025/51 E.- 2025/80 K. - 28.01.2025 Tarihli İlamında; " Talep, alacaklı tarafından verilen romorkör hizmeti faturalarına dayalı, İİK'nın 257 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Somut olayda alacaklı, TTK'nın 1352 vd hükümleri uyarınca geminin haczini talep etmeyip, genel hükümlere göre borçlunun, alacağı karşılamaya yeter miktardaki diğer malları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiş olduğuna göre, ihtisas mahkemesinin görevli olduğundan söz edilemez. Kararı veren ilk derece mahkemesi görevli olduğu halde görevsizlik nedeniyle talebin usulden reddine karar verilmesi usule aykırı olmuş, bu nedenle kararın kaldırılması gerekmiştir." denildiğini; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Onikinci Hukuk Dairesi 2018/1953E.- 2020/935 K. 06.10.2020 Tarihli İlamında; "Dava, taşıma sözleşmesi kapsamında emtianın zayi edilmesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı tarafından İngiltere'de bulunan alıcısına teslim edilmek üzere davalıya teslim edilen emtianın, fiili taşıyıcı tarafından kaybedilmek suretiyle zayi edildiği anlaşılmaktadır. Öncelikle taşıma işinin kara ve deniz yolu kullanılarak gerçekleştirilecek olması nedeniyle davalının mahkemenin görevine ilişkin itirazları yerinde olmayıp, ilk derece mahkemesi dava bakımından görevlidir. somut olayda, emtianın tamamen kaybı davalının ağır kusurundan kaynaklandığından, davalının CMR'nin 23. maddesindeki sınırlı sorumluluk hükmünden yararlanması mümkün değildir. Emtianın değeri 10.500,00 USD olup dava tarihi itibariyle TL karşılığı (kur 3,0242) 31.754,10 TL'dir. İlk derece mahkemesince her ne kadar olaya 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanmışsa da, kararın sonucu itibariyle isabetli olduğu anlaşılmakla; davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." denildiğini, Yukarıda yer alan Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları beraber değerlendirildiğinde somut olayda, davadaki her iki taraf da tacir olup, uyuşmazlığın da ticari işletmeleri ile ilgili hususlardan doğduğundan davaya bakmakla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğunu; taraflar arasındaki ilişki sözleşmeye dayalı alacaktan kaynaklandığından, davaya bakma görevinin Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla görevlendirilmiş Asliye Ticaret Mahkemesine ait olmayıp, genel mahkeme olarak görevli Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğunu; bu nedenle, mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken, Denizcilik İhtisas Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle mahkemenin görevsizliğine ve dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını ve kararın usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu; belirtilen sebeplerle istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/490 esas, 2025/529 karar sayılı kararı ile verilen Görevsizlik ve ve dosyanın görevli '' İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesine Gönderilmesine''' kararının kaldırılıp Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğuna dair karar verilerek, esas incelemeye geçilmesi için dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesine iadesine karar verilmesini talep ettiklerini, İleri sürerek yukarıda arz ve izah edilen ve re'sen nazara alınacak sebeplerle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılıp genel mahkeme olarak asliye ticaret mahkemesi'nin görevli olduğuna dair karar verilerek, esas incelemeye geçilmesi için dosyanın asliye ticaret mahkemesine iadesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; gemi satış sözleşmesinden doğan satış bedelinin ödenmemesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davaya bakma görevinin denizcilik ihtisas mahkemesine ait olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nun 5 maddesine göre; asliye ticaret mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevli olup, TTK’nun beşinci kitabında "Deniz Ticareti" başlığı altında yapılan düzenlemelere ilişkin davalar ise denizcilik ihtisas mahkemesinin görev alanına girer. 6102 Sayılı TTK'nun "Deniz Ticareti" başlıklı beşinci kitabının "Gemi" başlıklı birinci kısmının alt bölümlerinde geminin tanımı, gemi sicili, geminin mülkiyet ve devri, rehni ve gemi üzerindeki intifa hakları düzenlenmiş, yine "Cebri İcra İlişkin Özel Hükümler" başlıklı sekizinci kısmında yer alan 1352/1 fıkrasının alt bentlerinde " deniz alacakları" tanımlanmış olup, fıkranın (y) bendi uyarınca gemi satışına ilişkin bir sözleşmeden doğan her türlü uyuşmazlığın deniz alacağından doğan istem olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Somut olayda uyuşmazlık, davacılara ait gemi paylarının davalılara satışına ilişkin sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat istemine ilişkin olduğundan, yukarıda açıklanan düzenlemeler çerçevesinde, alacağın varlığı ve miktarı hususlarında yargılama yapma görevinin denizcilik ihtisas mahkemesine aittir. Mahkeme bu gerekçe ile davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesinde isabetsizlik yoktur. Aksi yöndeki davacı istinafı yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/1542, K. 2010/6497, T. 06.10.2020, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-1542-e-2010-6497-k-8fb19e791245