İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/220 E. 2017/17010 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/220
Karar No
2017/17010
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/1065 Esas KARAR NO : 2024/355 Karar DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/02/2024 KARAR TARİHİ : 19/12/2024 G. K. YAZILDIĞI TARİH : 19/12/2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının, davalı ..... Taşımacılık A.Ş.'ye sunmuş olduğu çeşitli danışmanlık hizmetleri kapsamında faturalar düzenlendiğini, ancak fatura bedellerinin ödenmemesi nedeniyle Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatılmışsa da ... tarafından gerekçe gösterilmeksizin, haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz edilmiş olması nedeniyle takibin durduğunu, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve ... dosya numaralı ve 07.12.2023 tarihli arabuluculuk son tutanağı ile anlaşmama şeklinde neticelendirildiğini, davacı ile davalı şirket arasında Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme uyarınca davalının davacıdan danışmanlık hizmetleri aldığını, ancak davalının fatura alacaklarını ödemediğini, oysa davalı şirkete gönderilen bu faturalara itiraz edilmediğini, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemelerde bağımsız denetim kuruluşları tarafından yapılan incelemelerde herhangi bir uyumsuzluk ve yolsuzluk tespit edilmediğini, sözleşmesel ilişki çerçevesinde her iki tarafın da kazanım sağladığını, davacı tarafından verilen hizmetler neticesinde davalı şirketin 2021 yılı Ocak ayından beri gelirlerinde artış olduğunu, davalı tarafından keşide edilen ihtarnamede, sözleşmede ön görülen danışmanlık hizmetleri kapsamında ödemeler gerçekleştirdiğini ve sözleşmeyi ikrar ettiğini, buna rağmen ödemelerin gerçekleştirilmediğini, faturalara itiraz etmeyen davalının bu faturaları da kabul ettiğine karine olduğunu, buna rağmen sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu beyanla, davalının Bakırköy ... İcra Dairesinin .... Esas sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibine yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, davalının, takip konusu alacağın %40'ından aşağı olmamak kaydıyla, icra ve inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafından açılan bu davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının faaliyetlerinin esnaf işletmesinin sınırının üzerinde olduğu ve devamlı/bağımsız suretle ticari faaliyetlere dayandığını, Türk vatandaşı olmayan davacının Türkiye'de serbest meslek icra eden yabancı vergi mükellefi konumunda olduğunu, davacı tarafından sağlık bakanlığının açık bir ihalesinin alınmasında davalı şirkete aracılık hizmete verilmediğini, yapılan sözleşme ve diğer protokollerinin aslının davalı şirkette bulunmadığını, zira davacının talebi üzerine sözleşme ve protokollerinin bazılarının taranıp kopyasının davalı şirkete verildiğini, davacının 4 ve 12 nolu protokoller çerçevesinde hizmet verdiğini ortaya koyacak hiçbir kaydın davalı şirket kayıtlarında bulunmadığını, davacının avukat olmadığı halde kendisini avukat olarak tanıttığını ve avukatlık hizmet sözleşmesine göre sözleşmeler yaptığını beyanla, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bakırköy ..... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas - .... Karar ve 07/11/2024 Tarihli görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize tevzi edilmiş olduğu anlaşıldı. Davacı ....'na ait Vergi Dairesi kayıtları Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce celp edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali isteminden ibarettir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı) Dosya içerisine celp edilen vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; Davacı ....'nun tacir olmadığı, serbest meslek erbabı olduğu ve serbest meslek defteri tutuğu, geçmiş tüm dönem beyanlarının Vergi Usul Kanunu' nun 177. maddesindeki hadleri aşmadığı görülmüştür. Bu nedenle uyuşmazlığın TTK da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde(Yargıtay 3. H.D.sinin 03.06.2020 gün ve 2020/220 E. - 2020/525 K. sayılı kararı) görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca TTK nun 4. ve 5. maddeleri kapsamında "ticari dava" olarak nitelendirilemeyeceği ve davaya bakmanın Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi kapsamında olduğu anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca, dava şartı olan bu husus, 6100 Sayılı HMK nın 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinde araştırılır, göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-GÖREVLİ MAHKEMENİN BAKIRKÖY .... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA, 3-Mahkememiz kararının kanun yoluna götürülmeksizin kesinleşmesi halinde daha öncede Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verildiğinden olumsuz görev uyuşmazlığının, halli merci tayini için dosyanın İSTANBUL BAM .... HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 19/12/2024 Başkan ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Katip ... ¸e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2020/220, K. 2017/17010, T. 03.06.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-220-e-2017-17010-k-e0c5a4b3622d