Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2013/1941 E. 2024/281 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2013/1941
Karar No
2024/281
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/325 Esas KARAR NO: 2025/512 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/01/2025 NUMARASI: 2024/703 Esas, 2025/14 Karar DAVANIN KONUSU:Kambiyo Senetlerine Mahsus Takipten Doğan İflas (İİK 173) KARAR TARİHİ: 27/03/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, borçlulara ödeme emri gönderildiğini, ödeme emrinin her iki davalı yönünden de kesinleştiğini, borçlulardan ... 'in diğer borçlu ... Anonim Şirketinin hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, bu nedenle iflasa tabi olduğunu belirterek her iki davalı hakkında da iflas kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılara usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmadıkları anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; somut olayda İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davacının, davalılar aleyhine kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takip başlattığı, takip talebinde 100.000,00 Euro alacağın fiili ödeme tarihindeki döviz alış kuru karşılığının tahsilinin talep edildiği, takip talebinde yabancı para cinsinden olan alacağın takip tarihindeki Türk Lirası karşılığının gösterilmediği, davalılara tebliğ edilen ödeme emirlerinde ise yabancı para cinsinden alacağın Türk Lirası karşılığının gösterildiği, ödeme emrinin, takip talebine uygun düzenlenmediği, Hukuk Genel Kurulunun 2023/12-957 Esas, 2024/281 K. sayılı emsal kararında da aynı ilkelerin benimsendiği, İcra Müdürlüğünün takip talebine uygun şekilde ödeme emri düzenlemesi gerektiği, yabancı para alacağı üzerinden ödeme emri düzenlenemeyeceği, bu hususun kamu düzeni ve devletin hükümranlık haklarıyla ilgili olduğu, takibin her safhasında resen göz önünde tutularak ödeme emrinin iptalini gerektirdiği, davacı tarafından başlatılan iflas takibinin usulüne uygun bir takip olmadığı, usulüne uygun şekilde kesinleşmiş iflas takibinin iş bu dava yönünden özel dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK 114/2 ve HMK 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; sistem arızası nedeniyle takip talebinin sonradan usulüne uygun olarak düzenlendiğini ve iik 43/2 gereğince başlatılan iflas takibi tamamen yeni bir takip olduğundan iflas ödeme emrinin de usul ve yasaya uygun olarak düzenlendiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, kambiyo senedine istinaden başlatılan iflas yoluyla takibin itirazsız kesinleştiği gerekçesi ile davalılara depo emri gönderilmesi ve alacağın ödenmemesi halinde davalıların iflaslarına karar verilmesi istemine ilişkin takipli iflas davasıdır. Uyuşmazlık, İİK'nın 173/2 maddesi ve İİK'nın 158. maddesi uyarınca iflas koşullarının oluşup oluşmadığı, takip talebinin ve ödeme emrinin İİK'nın 58. maddesinde belirtilen şartları taşıyıp taşımadığı, özel dava şartının mevcut olup olmadığı konularında toplanmıştır. İİK. m. 43 hükmü "İflas yolu ile takip, ancak Ticaret Kanunu gereğince tacir sayılan veya tacirler hakkındaki hükümlere tabi bulunanlar ile özel kanunlarına göre tacir olmadıkları halde iflasa tabi bulundukları bildirilen hakiki veya hükmi şahıslar hakkında yapılır. Şu kadar ki, alacaklı bu kimseler hakkında haciz yolu ile de takipte bulunabilir. Bu yollardan birini seçen alacaklı bir defaya mahsus olmak üzere o yolu bırakıp harç ödemeksizin diğerine yeni baştan müracaat edebilir." şeklindedir. İİK. 173/1. maddesinde, iflas yoluyla yapılan takipte ödeme emrine borçlu tarafından itiraz edilmemesi halinde alacaklının takip borçlusunun iflasını isteyebileceği belirtilmiştir ve İİK 158. maddesinde de, iflas takibinin kesinleşmesi halinde açılan iflas davasında İİK 166/2. maddesindeki usulle ilanların yapılacağı açıklanmıştır. Davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı olduğu adres ile davalı gerçek şahsın mernis adresinin mahkeme yargı çevresinde bulunduğu görülmekle bu davaya bakma konusunda mahkemenin kesin yetkili olduğu, İİK 176 m. atfı ile İİK 173 ve 156/4. maddesi uyarınca, iflas ödeme emrinin tebliğinden (28/10/2024) itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde (11/11/2024) iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. "İİK’nın 43. maddesine göre, iflasa tabi borçlu aleyhine haciz veya iflas yollarından birinin seçilmesi mümkündür. Bu yollardan birini seçen alacaklı, bir defaya mahsus olmak üzere takip yolunu değiştirebilir. Bu imkanı kullanmak isteyen alacaklının takip yolunu değiştirdiğine ilişkin dilekçe vermesi yeterlidir. Başvuruyu alan icra müdürü, önceki takip talebi ve ödeme emrine uygun olarak bir ödeme emri düzenleyip borçlu veya borçlulara göndermelidir. Somut olayda davacı, takip yolunu değiştirmişse de kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipteki ödeme emrindeki borç miktarı ile iflas ödeme emrindeki borç miktarı aynı değildir. Bu husus gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ve yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." (Y. 23. HD. 24.04.2013 T. 2013/1941 E. 2013/2626 K. sayılı ilamı) Somut olayda, davacının sistemsel hata nedeniyle döviz cinsinin TL karşılığının gösterilemediği gerekçesiyle takip tarihi ve takip harcının yatırıldığı tarih itibariyle kambiyo senetlerine özgü adi takipteki takip talebinin usulüne uygun olduğu (takip talebinde döviz cinsi alacağın TL karşılığı gösterildiğinden) ileri sürülmüş ise de düzeltilerek eklenen ikinci takip talebinin, takibin dayanağı belge olarak dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. İcra dosyasındaki her iki takip talebinin de aynı tarihli olduğu görülmüş ise de bakanlık cevabi yazısına göre, sistemsel bir arızanın takip tarihinde bulunmadığı belirtildiğinden hatanın davacı vekilinin kendisinden kaynaklandığı anlaşılmakla sonradan takibin dayanağı belge şeklinde icra dosyasına eklenen takip talebine itibar edilemeyecektir. Yani ortada döviz cinsinden TL karşılığı gösterilerek (İİK. 58, 171) usulüne uygun olarak düzenlenmiş bir takip talebi bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Kaldı ki kambiyo senetlerine özgü adi takipte borçluya gönderilen ödeme emrinde döviz cinsi alacağın TL karşılığının (İİK. 58, 171) gösterilmediği anlaşıldığından ortada usulüne uygun olarak düzenlenen bir ödeme emri de bulunmamaktadır. "İİK'nın 58/3. maddesinde; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun'un 60/1-1. maddesinde; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK'nın 12.05.1999 tarih ve 1999/12-271 E. - 99/301 K. sayılı kararı). Somut olayda, takip dosyalarının incelenmesinde; takip talebinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmeden takip başlatıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, takip talebinde yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı gösterilmesinin takip talebinde bulunması gerekli zorunlu unsur olduğu (Dairemizin 09.09.2024 tarihli ve 2021/8111 E., 2021/13025 K. sayılı ilamı ve 31.05.2022 tarihli ve 2021/5981 E., 2022/5251 K. sayılı ilamı ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 10.12.2024 tarihli ve 2024/6501 E., 2024/10385 K. sayılı ilamı ve 03.12.2024 tarihli ve 2024/5364 E., 2024/10157 K. sayılı ilamı), bu konuda Adalet Bakanlığının yazı cevabına göre sistemsel bir sorunun da olmadığı anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır." (Y. 3 HD. 24.02.2025 T. 2025/617 E. 2025/1082 K. sayılı ilamı) Davacı vekili, İİK 43/2 gereğince kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile takipte gönderilen ödeme emrinde döviz cinsi alacağın TL karşılığının gösterildiğini ve bu takibin tamamen yeni bir takip olması nedeniyle ortada usulüne uygun bir takip talebinin bulunduğunu ileri sürmüştür. Somut olayda, kambiyo senetlerine özgü adi takipte, ortada usul ve yasaya uygun bir takip talebi ve ödeme emri bulunmadığından yani ortada geçerli bir icra takibi bulunmadığından bu husus da kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen araştırılacağından geçerli olmayan bir takibin İİK. m.43/2 gereğince değiştirilmesi de mümkün olmadığından ortada usul ve yasaya uygun bir kambiyo senetlerine özgü iflas yolu takibi bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi yerindedir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/703 Esas, 2025/14 Karar sayılı ve 09/01/2025 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK’nun 293. maddesi yollaması ile İİK'nun 164. Maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/03/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2013/1941, K. 2024/281, T. 24.02.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2013-1941-e-2024-281-k-a951792461b9