Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1007 E. 2025/144 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1007
Karar No
2025/144
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/830 Esas KARAR NO: 2025/933 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2024/1007 Esas - 2025/144 Karar TARİH: 12/02/2025 DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 29/05/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin kurye hizmeti verdiğini, müvekkilinin davalı kurye şirketinin acentası olarak Erzincan ili genelinde kurye dağıtım işlerini yaptığını, 2019 yılı başından 2024 yılı mart sonuna kadar ki dönem içerisinde davalı şirketin Erzincan ili genelinde kurye dağıtımlarını gerçekleştirdiğini, davalı şirketin müvekkilinin yapmış olduğu dağıtım hizmeti gereği aylık hak edişini hesaplayıp müvekkiline ...net isimli program üzerinden bildirdiğini, davalının bildirdiği hak edişler üzerinden fatura kesildiğini, 31.03.2024 tarihli 41.529,74 TL tutarında ki son faturayı davalı şirketin ödemediğini, önceki ayların fatura bedellerini de gecikmeli ödediğini, ödenmeyen fatura alacağının tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafından takibe haksız olarak itiraz edildiğini, takibin durduğunu beyanla anılan nedenlerle itirazın iptalini, takibin devamını, davalı aleyhine %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin adresinin ... Mah. ... Sok. No:... Sancaktepe/İstanbul olduğunu, huzurdaki davanın yetkili mahkemede ikame edilmediğini, yetkili Mahkemenin müvekkil şirketin adresinin bulunduğu yer olan İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, davacının müvekkilinin dağıtım, nakliye ve taşımacılık hizmetini yapan acente olduğunu, davacı tarafından iddia edildiğinin aksine müvekkili şirketin davalıya muaccel ödenmemiş herhangi bir borcunun bulunmadığını beyanla anılan nedenlerle yetki itirazının kabulünü, davanın reddini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 12/02/2025 tarih ve 2024/1007 Esas - 2025/144 Karar sayılı kararında; "Dava, davacının fatura alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine giriştiği Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67. maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı asilin davalı aleyhinde 41.529,74 TL asıl alacağın tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesi ile mahkememizin yetkisine itiraz ederek yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu beyan etmiştir. Davacını yerleşim yerinin Erzincan olduğu yine sözleşmenin ifa yerinin de Erzincan olduğu görülmüştür. Dosya kapsamından; huzurdaki davanın 12/12/2024 tarihinde açıldığı, davalı şirketin dava dilekçesinde adresi Bahçelievler olarak belirtilmişse de Türkiye Ticaret Sicil gazetesinin 27/06/2024 tarihli adres değişikliği ile davalı şirketin adresinin "... Mah. ... Sok. No:... Sancaktepe/İstanbul" adresine taşındığı görülmekle, davalının yerleşim yerinin mahkememiz yargı çevresinde olmadığı, davalının yerleşim yeri itibariyle İstanbul Anadolu Adliyesine bağlı olduğu, icra dairesinin yetkisine itiraz edilmediği anlaşılmakla davalı tarafın yetki ilk itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesi ile, '' 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin yetkili olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(ç) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE; 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin yetkisizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen yetkisizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yetkisizlik kararının usul ve yasaya aykırı olup karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunduklarını, Davalı şirketin kurye hizmeti vermekte olduğunu; davacı, davalı kurye Şirketinin acentası olarak Erzincan ili genelinde kurye dağıtım işlerini yaptığını; Davalı Şirkette ki alacağından dolayı Davalı aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlattığnıı; Davalının süresi içerisinde borcun ve ferilerin tamamına itiraz ettiğini, icra takibinin durduğunu; davalının yalnızca borca itiraz etmiş olup icra dairesinin yetkisine itiraz etmediğini, dolayısıyla icra dairesinin yetkisinin kesinleştiğini; davalının icra takibine vaki itirazının iptali için görülmekte olan itirazın iptali davası açıldığını; Davalı tarafın cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunduğunu, yerel mahkeme huzurdaki davanın 12/12/2024 tarihinde açıldığı, davalı şirketin dava dilekçesinde adresi Bahçelievler olarak belirtilmişse de Türkiye Ticaret Sicil gazetesinin 27/06/2024 tarihli adres değişikliği ile davalı şirketin adresinin "... Mah. ... Sok. No:... Sancaktepe/İstanbul" adresine taşındığından bahisle yetkisizlik kararı verildiğini, Davalı aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, Davalının süresi içerisinde borcun ve ferilerin tamamına itiraz ettiğini, icra takibinin durduğunu; davalının borca itiraz ettiğini, icra dairesinin yetkisine itiraz etmediğini, dolayısıyla icra dairesinin yetkisinin kesinleştiğini; davanın yetkili mahkemede açıldığını; ayrıca Davalının süresi içerisinde de cevap dilekçesi sunmamış yetki itirazında bulunmadığını, Görülmekte olan dava itirazın iptali davası olup kesin yetki kuralının geçerli olduğu bir dava olmadığını; Yerel mahkeme HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(ç) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE karar verilmesinin hatalı olduğunu, HMK 114. Maddesinde dava şartları düzenlenmiş olup 114/1-ç maddesi "Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması" halinde dava şartıdır. Görülmekte olan dava alacaktan kaynaklı itirazın iptali davası olup kesin yetki kuralının geçerli olduğu bir dava türü olmadığını; dolayısıyla görülmekte olan dava kesin yetki kuralına tabi bir dava olmadığından yetki hususu dava şartı kapsamında bulunmamakt olduğunu; yerel mahkemenin davanın kesin yetkiye tabi olduğundan bahisle dava şartı noksanlığından dolayı davanın usulden reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, usul ve yasaya aykırı olduğunu, HMK 166/1-a maddesinde kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazı ilk itiraz kapsamında düzenlendiğini; davalının yetki itirazının ilk itiraz mahiyetinde olduğunu; İlk itirazların ise ön sorunlar gibi incelendiğini ve karara bağlandığını ( HMK 117/3) bir an için yetki itirazı doğru kabul edilecek davanın yetkisiz mahkemede açıldığı düşünülecek olunsa dahi yetki itirazının ilk itiraz olarak incelenmesi ve bu kapsamda yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini; oysa ki yerel mahkemenin görülmekte olan davanın kesin yetki kuralı kapsamında yer alan bir dava olduğundan bahisle ve bundan hareketle dava şartı noksanlığından davanın usulden red kararı usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu; iş bu nedenle istinaf talebinde bulunma zaruretinin hasıl olduğunu, İleri sürerek, Yukarıda açıklanan ve resen göz önüne alınacak sebeplerle; isinaf başvurularının kabulüne, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1007 E. 2025/144 K. Nolu 12/02/2025 tarihli kararının kaldırılmasına hükmün bozulmasına, hükmün düzeltilerek yeni hüküm kurulmasına; yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taşıma sözleşmesinden doğan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davalının yetki ilk itirazının kabulüne, HMK'nun 114/1-ç ve 115/2 fıkraları uyarınca davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Somut olayda dava; taşıma sözleşmesinden doğan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın istemine ilişkin olup, mahkemenin yetkisine ilişkin herhangi bir kesin yetki kuralı söz konusu değildir. Dava, HMK'nun 6 maddesi uyarınca davalının yerleşim yerinde açılabileceği gibi, HMK'nun 10 maddesi atfı ile TBK'nun 89 maddesi uyarınca alacaklı davacının yerleşim yerinde de açılabilir. Davalı şirketin sicil kayıtları incelendiğinde takip tarihinden sonra ve dava tarihinden önce şirket adresinin değiştirildiği görülmüştür.Yetkinin kesin olmadığı ve dava şartı mahiyetinde bulunmadığı hallerde yetki itirazı HMK'nun 19/2 fıkrası uyarınca ilk itiraz mahiyetinde olup, basit usule tabi davalarda yasal süre içerisinde sunulacak cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi zorunludur. Aksi halde davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir. Eldeki dava basit yargılama usulüne tabi olup, dava dilekçesi ve eklerinin davalı şirkete 16/12/2024 tarihinde tebliğe çıkarıldığı 21/12/2024 tarihinde tebliğ edildiği, HMK'nun 317/2 fıkrası uyarınca davaya cevap süresinin iki hafta olduğu ve bu sürenin HMK'nun 92/2 fıkrası uyarınca 04/01/2025 tarihinde dolduğu, ancak bu tarih cumartesiye denk geldiğinden HMK'nun 93 maddesi uyarınca cevap süresinin 06/01/2025 tarihi mesai bitimi ile son bulduğu, davalı vekili tarafından henüz dava dilekçesi şirkete tebliğ edilmeden önce 19/12/2024 tarihli dilekçe ile süre uzatım talebinde bulunulduğu, mahkemece 19/12/2024 tarihli ara karar ile davalı vekiline, tebliğe çıkartılmış olan dava dilekçesinin şirkete henüz tebliğ edilmemiş olması nedeniyle cevap süresinin bitimi tarihi olan itibaren iki haftalık ek cevap süresi verildiği, buna göre 06/01/2025 tarihinde biten cevap süresinden itibaren işlemeye başlayan iki haftalık ek cevap süresinin HMK'nun 92/2 maddesi uyarınca 20/01/2025 günü mesai bitimi ile dolduğu, davalının iki haftalık ek cevap süresinin son günü olan 20/01/2025 tarihinde ve süresinde cevap dilekçesini sunduğu ve yetki ilk itirazında bulunduğu, davacının yetki ilk itirazının süresinde ileri sürülmediğine yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı şirketin sicil kayıtları incelendiğinde, 20/06/2024 tarihli yönetim kurulu kararı ile Yenibosna ... Mah. ... Sk. No:... Bahçelievler/ STANBUL adresinden, ... Mah. ... Sk. No: ... Sancaktepe/İSTANBUL adresine taşıdığı, bu hususun 27/06/2024 tarihinde sicile tescil edildiği ve aynı tarihli sicil gazetesinde ilan edildiği, dava tarihinin ise 12/12/2024 olduğu, dava tarihi itibariyle davalının yerleşim yeri itibariyle yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, mahkemece davalı yanın yetki ilk itirazının kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı tarafından itirazın iptali davasına konu icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olmasının, mahkemenin yetkisine itiraz etme hakkına etkisinin bulunmadığı, aksi yöndeki davacı istinafının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece, kararın gerekçe kısmında, davalının yetkiye yönelik itirazının ilk itiraz olduğu ve yetki ilk itirazının yerinde bulunduğu belirtilmesine rağmen, yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliğine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, hüküm fıkrasının birinci bendinde, kesin yetkinin söz konusu olmamasına rağmen, davada davanın HMK'nun 114/1-ç ve 115/2 fıkrası uyarınca dava şartı noksanlığından reddine karar verilerek kısa karar ile gerekçe arasında çelişki oluşturulması yerinde olmamış ise de, yetkisizlik kararı üzerine izlenecek usul bakımından HMK'nun 20 maddesinde, yetkinin kesin olup olmaması bakımından bir ayrım yapılmamış bulunmasına göre ve usul ekonomisi de gözetilerek, sonuca etkili olmayan bu yanılgı eleştirilmekle yetinilmiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/1007, K. 2025/144, T. 31.03.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1007-e-2025-144-k-b809d4bd7d0d