İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/455 E. 2025/48 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/455
Karar No
2025/48
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/455 Esas KARAR NO : 2025/48 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/05/2022 KARAR TARİHİ : 16/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/01/2025 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: davacı vekili özetle; davalı ....'ın, davacının amcasının oğlu olduğunu, hile ile ele geçirerek, müvekkiline de teslim etmeden yırtıp attığını beyan ettiği senedi hukuka aykırı şekilde doldurduğunu, senedin zaman aşımına uğramasına rağmen, icraya koymaya elverişli olacak şekilde düzenleme ve vade tarihi eklediğini, miktarı sonradan yazdığını ve davacı aleyhine Büyükçekmece .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını bildirmiş, Büyükçekmece ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... E dosyası, Büyükçekmece ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...E sayılı dosyası, Büyükçekmece .... İcra Mahkemesi'nin ... E sayılı dosyası, Büyükçekmece .... İcra Mahkemesi'nin ... E sayılı dosyası, müvekkili tarafından yapılan Av. ... hakkındaki CİMER başvurusunun, Av. ... hakkındaki bağlı bulunduğu Kayseri Barosuna yapılan şikayetin, Av. ... ve eşi Cumhuiyet Savcısı .... hakkında yaptığı başvurunun, Büyükçekmece .... İcra Mahkemesi'nin ... E sayılı dosyası, Büyükçekmece .... İcra Mahkemesi'nin ... E sayılı dosyası, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyası ve .... hakkında şikayette Av. ... tarafından kendi adına Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .... soruşturma numaralı dosyalarının durumlarını dilekçelerinde açıklamış, dava açılmadan önce Bakırköy Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın ... numaralı dosyası ile zorunlu arabuluculuk yolunu tükettiklerini, ...'ın eşi ve çocukları olmak üzere 3 tane mirasçısı olmasına rağmen iki erkek çocuğunun Büyükçekmece ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile mirası reddetmiş ve mirasçı olarak sadece ... kaldığını, mirası reddeden iki çocuğa karşı her türlü dava, şikayet, itiraz haklarını saklı tuttuklarını, mirasın reddi sonrasında Kayseri .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... E ... K sayılı ilamı ile ...'a ait ve tek mirasçısı ... olarak belirlenen veraset belgesinin alındığını, vefat eden ... tarafından davacı hakkında Büyükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile ana para borcu 2.500.000,00 TL, işlemiş faiz tutarı 457.397,26 TL, komisyon bedeli 7.500,00 TL olmak üzere toplam 2.964.897,26 TL tutarlı takip başlatıldığını, alacaklı olduğunu beyan eden davalının, davacının amcasının oğlu olduğunu, borcun dayanağı olarak bir adet bono ibraz ettiğini, bahse konu senedin, vade tarihi kısmında 01.04.2019, bedel kısmında 2.500.000,00 TL, alacaklı kısmında .., borçlu kısmında ..., ödeme yeri kısmında ... Mah. ... İş Merkezi B.çekmece İstanbul, (okunabildiği kadarıyla), düzenleme tarihi 01.11.2018, Düzenleme yeri İstanbul yazdığının görüldüğünü, her ne kadar ödeme yerindeki adres tam olarak anlaşılmıyor olsa da davacıya ait iken düzenleme ve vade tarihinden senelerce önce kapatılan ... Salonun (İlk olarak işletmenin bu isimle açıldığını akabinde ... olarak değiştirildiğini) adresi ... İş Merkezinde bulunduğu için bu adresin yazıldığının aşikar olduğunu, takip dayanağı bono davacı tarafça, alacaklı olduğunu beyan eden tarafa, senet üzerindeki adres, "..." ve "..." ismi davacı tarafından yazıldığını, alt kısmı imzalanarak 30 Haziran 2015 tarihinden önceki bir tarihte .... isimli restaurant faal olarak çalışırken verildiğini, senedin verilmesinden en az 6 yıl gibi bir süre geçtiğini, davalıya bahse konu senedin, miktar, düzenleme, vade tarihi olmaksızın davalıya kredi kartını kullanırken, kredi kartını kullandığı süre için verdiğini, davacının o tarihte restaurant için nakte ihtiyacı olunca davalının kredi kartını kullandığını ve kullandığı kısımları da ödediğini, müvekkilim vefat eden ...'ın kartını kullanınca bir süre sonra kart boşa çıksın diye kredi çekildiğini, ... adına çekilen kredinin davacı tarafından ödendiğini, bu borcun tamamını kendisi ve kredi kartının davacı tarafından kullanılan kısmı ödemiştir hatta davalıya borcuna karşılık ...'a zaman zaman para vererek ... adına yatırmasını istediğini, üzerinden çok uzun zaman geçtiği için tamamı davacının elinde bulunsa da davalı adına ... tarafından yatırılan dekont olduğunu, dekontlardan bir tanesi 1.470,00 TL tutarında olduğunu, dekontla birlikte paranın ... tarafından ...'ın ... Bank hesabına yatırıldığının anlaşıldığını, ilgili bankaya müzekkere yazılmasını ve .. tarafından yatırılan tüm paraların dosya kapsamına alınmasını talep ettiklerini, dekontun açıklama kısmında ...'ın 19.09.2014 tarihinde işlem türü para yatırma - 3. Şahıs olarak belirtildiğinin görüldüğünü, davacının davalıya olan tüm borcunu ödeyince davaya konu senedi istemiş ancak ...'ın hileli hareketleri ile davacıyı kandırdığını, senedi yırttığını beyan ederek bedelsiz kalan senedi yıllarca sakladığını, senedin gerçeğe aykırı olarak davalı tarafından zamanaşımı dolmamış gibi göstermek için düzenleme ve vade tarihini ekleyerek takibe koyduğunu, davacının akrabalık ilişkisine güvenerek ...'ın kendisine senedi yırttığını beyan ettiği için bu tarihe kadar herhangi bir işlem yapmadığını, ... Kebap şirketinin davacı tarafından 30.06.2015 tarihinde kapatıldığını, buna dair delillerini sunduklarını, senet üzerinde yazan 01.11.2018 tarihinde, ödeme yeri olarak belirtilen adresle davacının hukuki ve fiili hiçbir bağı kalmadığını, düzenleme tarihinde bahse konu adreste ... isimli kişinin .... Börekçisinin faaliyet gösterdiğini, ... Börekçinin de davacı ile hiçbir alakası olmadığını, o dönemde bu adresin mülk sahibinin de ... olduğunu, aranacak borç olan bonoya dayalı bir borcun, vadesi geldiğinde ödeme için gidilecek bono da yazılı adresin, düzenleme tarihinde aslında hiç var olmaması, sahte şekilde yazıldığını, düzenleme tarihinde adı geçen işletmenin kapanalı 4 sene olduğunu, bu durumun günlük hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu senet, .... Kebap isimli işyerine güvenilerek davacı tarafından verilmişse, verilme tarihinin en son 29.06.2015 tarihinden önceki bir tarih olması gerektiğini, vade tarihi görüldüğünde vadeli olarak en geç 1 sene sonrası olacağından bilahare zamanaşımı süresinin de 3 sene sonra dolacağından, senedin takibe konulduğu 14.04.2021 tarihinde zamanaşımı süresinin çoktan dolduğunu, senedin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının bilimsel olarak tespiti noktasında, .... Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Belge Kimyası Laboratuvarına söz konusu belgenin, mürekkep yaşının tespiti için gönderilmesini talep ettiklerini, bu noktada dava dilekçesine ekledikleri Prof. Dr. .... tarafından işbu dosya için alınmış bilimsel mütalaa okunduğunda, söz konusu senet üzerinde özel optik inceleme ile çok basit bir şekilde mürekkep yaşının tespit edilebileceğini, takibe konu senet sahte bir şekilde ve dolandırıcılık amacıyla zamanaşımına uğramış olmasına rağmen takibe konulduğundan dolayı iptali gerektiğini, senedin kriminal incelemesinin yapılmasını, hangi yazının kimin elinden çıktığının, hangi yazının/yazıların farklı kalemlerle yazıldığının bilirkişi marifeti ile tespitini, senet bedelinin, düzenleme ve vade tarihinin mürekkep yaşı ile; borçlunun, ödeme yerinin ve alacaklı isminin mürekkep yaşının kıyaslanmasını, kanunlarımızda iradeyi bozan sebeplerin yanılma, aldatma ve korkutma olarak hüküm altına alındığını, ayrıca irade bozukluğunun tek taraflı hukuki işlemler için de geçerli olduğunu, TBK 39/1 uyarınca iradesi sakatlananın hata veya hileyi öğrendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde bildirimde veya geri istemede bulunmasının zorunlu olduğunu, davacının senetten icra takibinde ödeme emri ile haberdar olduğunu ve 1 yıl dolmadan davanın açıldığını, taraflar arasında bu denli bir ticaret ve hukuki ilişki bulunmadığını, 2.5 milyon TL'nin müteveffa ...'a elden verildiği iddiasının, bu paranın 200 TL'Lik banknotlar halinde verilse bile, müteveffanın sağlık durumu ve yaşı göz önüne alındığında, tek başına taşıyamayacağını, ...'ın emniyet ifadesinde belirttiği gibi bir el çantası ile taşınmayacak kadar yüksek bir meblağ söz konusu olduğunu, hukuki ilişkinin varlığının ispatının davalıda olduğunu, senedin icraya konulması ile eş zamanlı bir şekilde davacının kovit nedeniyle hastanede olduğunu, savcılık ifadesinde ifade tarihinde vefat etmiş kişilere bilerek yer verildiğini, kasten bu dosyada tanıklık yapamayacak iki kişinin ismine yer verildiğini, davacının samimi akrabası olan ...'ın kredi kartını 2012/2014 yılları arasında kullandığını, borcunu da günü gününe ödediğini, buna ilişkin detaylı bilgileri sunduklarını, davada esasen vefat eden ...'ın eşi ve iki erkek çocuğunun mirasçı olması gerekirken kanunu dolanmak amacıyla, bu davanın kaybedilmesi halinde erkek çocukların mal varlığına bir zarar gelmemesi adına, erkek çocukların böyle bir borç olmadığına emin olmaları nedeniyle, ...'ın terekesi borca batık değilken ve hatta evraklar üzerinde halihazırda 2,5 milyonluk bir alacağı var gözüküyor iken iki erkek çocuğunun mirası reddetmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mirası reddetmeyen ...'ın üzerine bir mal varlığı olmadığı için kazanırsam alırım, kaybedersem zaten benden alınacak bir mal varlığı yok düşüncesi ile davaya devam ettiğini, Av. ... tarafından .... Restaurantında henüz ... vefat etmeden önce, müvekkilinin mal varlığı olmadığının ve kaybedecek birşey olmadığının ifade edildiğini beyanla davanın kabulü ile Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... E sayılı kambiyo senetlerine mahsus icra takibine konu 01.11.2018 düzenleme tarihli, 01.04.2019 vade tarihli, 2.500.000,00 TL tutarlı, borçlusu ..., alacaklısı mütevafa ... olan senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, zamanaşımı nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesini, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davanın zorunlu arabulucuğa tabi olduğunu, arabuluculuk tutanağında müteveffa ile ... üzerinden irtibata geçildiği ve aranarak toplantıya davet edildiğinin iddia edildiğini, kendisine yapılan resmi bir tebligat olmadığı gibi, arabulucunun kiminle irtibata geçtiğinin dahi belirsiz olduğunu, arabuluculuğun usulüne uygun şekilde tamamlanmadığını, tutanağa ve sürece itiraz ettiklerini, bu nedenle davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacının takip çıktısı üzerinden harç yatırması gerekirken eksik harç ile davayı ikame ettiğini, bu nedenle eksik harcın ikmali için davacıya ihtarat yapılması gerektiğini, davaya konu bononun teminat amaçlı olarak verildiği iddia edilmiş ise de, davacının soyut beyanından ibaret bir iddia olduğunu, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğunu, taraflar arasındaki borç ilişkinin varlığının da kısmi olarak kabul edildiğini, bononun teminat olarak verildiğine ilişkin davacı tarafından yazılı bir belge sunulmadığı gibi senet üzerinde de buna dair bir bilgi olmadığını, ödemeye ilişkin de bir evrak sunulmadığını, bonoda düzenleme tarihinin 01/11/2018, vade tarihinin 01/04/2019 olduğunu, bononun borçlu tarafından ilgili borcun ödenmemesi üzerine süresi içerisinde takibe konulduğunu, takip için öngörülen 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolmamış olduğunun sabit olduğunu, kabul manasına gelmemek kaydı ile TTK hükümleri uyarınca doldurulmadan bono düzenlenmesinin mümkün olduğunu, emsal Yargıtay kararlarının mevcut olduğunu, bonoda yazılı adresin bononun geçerliliğini etkilemediğini, davacının kendisi tarafından kötü niyetli olarak da düzenlenmiş olabileceğini, adresin bizzat davacı tarafından yazıldığı halinin ikrar edildiğini, alacaklının bonodaki adresi araştırmak gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığını, davacının hile iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, bonodaki imzanın, yazıların büyük bir bölümünün kendisi tarafından yazıldığının davacı ikrarı olduğunu, imza yönünden bir itirazın bulunmadığını, davacının senedi kendi isteğiyle verdiğini, ticaretle uğraştığını, açtığı restoran için nakde ihtiyaç duyduğunu, bu ihtiyacını gidermek için müteveffanın kredi kartını ödünç aldığını ve bu kartın limiti için teminat amaçlı olarak bonoyu verdiğini söylemiş ise de soyut iddialarını destekler bir yazılı delil de sunmadığını, davacı tarafından her zaman düzenlenebilecek nitelikteki belgelerin de davanın konusu itibariyle delil niteliği olmadığını ve taraflarınca kabul edilmediğini, TTK 645. Maddesi gereği kıymetli evrakın içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemeyeceği ve HMK 201 gereği senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin tanıkla ispatlanamayacağını, ispat yükü kendine düşen davacının borcun olmadığı yönündeki iddiasını ancak yazılı bir delil ile kanıtlayabileceğini, dava dilekçesinde sunulan Yargıtay kararlarının tamamında takibe konu bonoların keşidecisinin bilgisi haricinde elinden çıktığını, davalının iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müteveffanın bono düzenlenmesi hususunda kasten yanlış bir kanaat uyandırmadığı veya esasen mevcut olan yanlış kanaatin korunması yada sürdürülmesi niteliğinde bir davranışının olmadığını ve davacının yazılı bir delil sunmadığı da gözetildiğinde davacının hile iddiasının da soyut bir iddiadan öteye geçmediğini, iddiasında mevcut haliyle dahi hile olgusunun oluşmadığını, sunulan Genel Kurul Kararının bir bütün halinde okunduğunda yine bir dolandırıcılık suçunun olduğunu ve alacaklı davalı tarafın bonodaki "malen" ibaresinin geçersiz olduğunu kabul ettiğinin görüldüğünü, Yargıtay kararlarının kesit kesit alınarak sayın mahkemeyi yanıltmaya yönelik beyanların kabulünün mümkün olmadığını, müteveffanın emniyet ifadesinde de belirttiği üzere müteveffa tarafından davacı ve babasına bonoya konu miktar teslim edildiğini, karşılığında ise bizzat davacı tarafından icra takibine konu edilen bononun müteveffaya teslim edildiğini, takibe konu bononun davacı borçlu tarafından müteveffaya verildiğini, davacı ile babası arasındaki ilişkinin davanın konusu olmadığını, müteveffanın borç verecek ekonomik güce sahip olmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, yapılacak aktif ve pasif mal varlığı araştırması sonucunda müteveffanın ilgili miktarı verebilecek gücü olduğunun görüleceğini, müteveffanın geçmiş dönemde otobüs işletme hattı olduğunu ve hiç bir zaman maddi bir sorun yaşamadığını, ayrıca müteveffa vefat ettiğinde evinden yüksek miktarda TL, döviz ve altın çıktığını, müteveffanın yaşı itibariyle banka ile çalışmayı genel anlamda tercih etmediğini, davacının konuyu manipüle etmeye yönelik davanın özü ile alakası olmayan diğer soyut iddialarını da kabul etmediklerini, davacı, dilekçesinde iddialarını daha ileri götürerek müteveffanın amacının dolandırıcılık olduğu gibi bir isnatta bulunduğunu, . söz konusu isnat hakkında suç duyurusunda bulunma hakklarının saklı olduğunu, davacının Büyükçekmece ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile açmış olduğu borca itiraz davasının da reddolunduğunu, davacının tedbir talebinin de reddi gerektiğini, icra dosyasında vekil olarak davalı vekili tarafından yetkilendirilen meslektaş Av. ... hakkında asılsız iddialarla savcılık ve baro şikayetleri yapıldığını, davacının bu iddialarının işbu dava konusu ile hiçbir ilgisi olmadığını ve bu iddiaların dilekçelerinde yer almasının tek sebebinin kötü niyetli bir şekilde algı yaratmak olduğunu, kaldı ki dosya içerikleri incelendiğinde davacının soyut itham ve iddiaları dışında hiçbir temellerinin olmadığı da görüleceğini, Kayseri Barosu tarafından ilgili şikayet neticesinde meslektaşı Av. ... hakkında disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair karar da verdiğini beyanla davacının kötü niyetli, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi ile müvekkili lehine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Ticaret Sicil Kayıtları, Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dava dosyası, Kayseri ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası, Büyükçekmece .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası, Büyükçekmece ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas, ... esas ve ... Esas sayılı dava dosyası, Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası, Büyükçekmece .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyası, Reddi Hakim Başvurusuna ilişkin Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... değişik iş sayılı dosyası, .... Üniversitesi Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü'nün mürekkep/yazı yaşı ile ilgili yapılan başvuruların geri çevrildiğini bildiren yazı cevabı, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava davacı hakkında başlatılan Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı kambiyo senetlerine mahsus icra takibine konu 01/11/2018 düzenleme tarihli 01/04/2019 vade tarihli 2.500.000,00 TL tutarlı borçlusu ..., alacaklısı Müteveffa ... olan senet nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti isteminden ibarettir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmıştır. Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 779/1). Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Kambiyo senetlerine dayalı davada ise ispat yükü davacı borçludadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve 2003/19-781 E., 2003/768 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir. Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Davacılar, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir. 6100 Sayılı HMK m. 201 gereğince; yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen hususların yazılı delillerle ispatlanması gerekir. Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 Sayılı YİBK ). Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK'nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-821 E. 2019/58 K. ) 6102 sayılı TTK'nın 776/f maddesi uyarınca bonolarda tanzim edildiği gün ve yerin yazılması zorunludur. Yine aynı Kanun'un 778. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun'un 703/c maddesi gereğince bononun vade tarihinin "keşide gününden muayyen bir müddet sonraya" ait bulunması zorunludur. Aksi takdirde dayanak belge kambiyo senedi vasfını taşımaz. Öte yandan takip dayanağı bononun tanzim ve vade tarihinde tahrifat yapılması kambiyo vasfını etkilemiyorsa takibin iptalini gerektirmez. Ancak, tahrifat öncesi tanzim tarihinin, bononun vade tarihinden sonrası olduğunun belirlenmesi ya da çift vade oluşması yahut lehdar ve cirantalara karşı takipte senedin yasal sürede protesto edilmeme sonucunun doğduğu hallerinde (bu kişiler bakımından) ise senet kambiyo vasfını kaybedeceğinden İİK'nın 170/a maddesi uyarınca takibin iptali gerekir. Senedin kambiyo vasfını haiz olmaması ya da alacaklının yetkili hamil olmaması nedeniyle takibin iptaline karar verilmesi halinde ise İİK'nın 170/a-2. maddesinde tazminat öngörülmediğinden alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesine olanak yoktur. Sebepten mücerret olan kambiyo senetlerinde borçlu, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamadığı için kambiyo yükleniminden kaynaklanan borcunu ödemekten kaçınma hakkı olduğunu (bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası) ileri sürebilir. Bir kambiyo senedinin temel alacağı geçersizse, ya da sona ermişse, o kambiyo senedi bedelsiz - karşılıksız demektir. Bu durum diğer imzaların geçerliliğini etkilemez. Bedelsizlik iddiası Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesi anlamında bir “doğrudan doğruya defi”, kişisel defidir. Burada, kambiyo senedinden doğan kambiyo ilişkisi dışındaki nedenlere (temel borç ilişkisine) dayanılmaktadır. Bedelsizlik, bir kişisel defi olduğundan keşideci tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. (TTK, m. 687, 659.1, 825, I). Çünkü Keşidecinin sadece lehtarla arasında bir temel borç ilişkisi vardır. Fakat borçlu, senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak koşuluyla hamile karşı da bedelsizlik def ini ileri sürebilir. Kambiyo senedinin bedelsizliğine dayalı menfi tespit davasında davacı, senet temel borç ilişkisindeki bir nedenden dolayı bedelsiz kaldığı için kambiyo borcunu ödemek zorunda olmadığını ileri sürmektedir. Bu durumda bir kambiyo ilişkisinin varlığı esasen davacı tarafından kabul edilmektedir. Davalının kambiyo alacağını ayrıca başka delillerle ispat etmesine gerek yoktur. Bedelsizlik davacının öne sürdüğü bir vakıa olduğuna göre bunu ispat yükü de davacıya aittir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası açan borçlu temel alacağın mevcut olmadığını, karinenin aksini öne sürmektedir. Davacı, hem temel ilişkiyi, hem de temel ilişkideki bir nedenle senedin bedelsiz olduğunu ispat edecektir. Yerleşik Yargıtay kararlarına göre, bonodaki “teminat” ibaresi, neyin teminatı olduğu belirtilmediğinde senedin mücerretlik vasfını ortadan kaldırmaz. Bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge ile kanıtlanması gerekir. Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklısının davalı borçlusunun şikayetçi olup, 2.500.000,00 TL bedelli bonoya istinaden 2.500.000,00 TL bono alacağı 457.397,26 TL işlemiş yasal faizi, 7500 TL komisyon olmak üzere toplam 2.964.897,26 TL için yapılan kambiyo senetlerine mahsus takip sonrasında ödeme emrinin borçluya çıkan ilk tebligat iade geldiği için mernis adresine TK 21/2 mad gereği 20/05/2021 tarihinde tebliğ edildiği şikayetin 24/05/2021 tarihinde süresinde yapıldığı, bunun üzerine mahkememizin 26/05/2021 tarih ve ... - .... EK sayılı kararı ile ödeme emrinin iptaline karar verildiği bunun üzerine borçluya 28/05/2021 tarihinde tebligat yapıldığı için davanın 29/05/2021 tarihinde süresinde görülmüştür. Davacı vekilinin mürekkep yaşı belirlenmesi talebine ilişkin .... Üniversitesi Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü'ne görüş sorulmuş, mürekkep/yazı yaşı ile ilgili yapılan başvuruların geri çevrildiğini bildirildiği görülmüştür. dosyaya celp edilen Büyükçekmece .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının, 14/10/2021 tarihli celsesinde dava konusu takibe dayanak, borçlu olmadığının tespiti istenilen bono kendisine gösterilerek, sorulmuş ve davacı ...'ın “...01/11/2018 düzenleme ve 01/04/2019 vade tarihi yazan bono aslındaki imzalar bana aittir, ayrıca bonodaki '' ... .... mah. .... İş Merkezi B. Çekmece/ İstanbul TCN ... '' yazısı ile lehdar kısmındaki ... yazıları bana aittir diğer tarihler ve meblağların yazıldığı kısım bana ait değildir.” şeklinde beyan verdiği görülmüştür. Mahkememizin 12/01/2023 tarihli tensip zaptının 5 no'lu ara kararı ile Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının kapak hesabına göre 3.858.138,78 TL dava değeri belirlenmiş, vekalet ücreti hesaplaması bu değer üzerinden yapılmıştır. Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen deliller ile tüm dosya münderecatına göre; somut olayda; Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı kambiyo senetlerine mahsus icra takibine konu 01/11/2018 düzenleme tarihli 01/04/2019 vade tarihli 2.500.000,00 TL tutarlı borçlusu ..., alacaklısı Müteveffa ... olan senet nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istenilmiş ise de; davacının takibe dayanak bononun, sonradan doldurulduğu, kendisi tarafından doldurulmadığı iddialarının araştılması ile ilgili olarak, ... Üniversitesi Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye olumsuz cevap geldiği, mürekkep/yazı yaşı ile ilgili rutin uygulamaya geçebilecek standart bir analiz yöntemi geliştirilemediğinin ve buna istinaden yapılan başvuruların geri çevrildiğinin bildirildiği, ayrıca Büyükçekmece .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının 14/10/2021 tarihli celsesindeki beyanında bonodaki imzaların, yazılan adres ile TC kimlik numarası ve lehdar isminin kendisi tarafından yazıldığını belirttiği, mahkemece bu ibarenin Büyükçekmece ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas, ... karar sayılı gerekçeli kararına da gerekçe yapıldığı, ayrıca imzaya itirazının da bulunmadığı, davaya konu bononun teminat senedi olduğu dair iddiasını yazılı bir belge ile ya da bono üzerine yazılan bir yazı ile ispatlayamadığı gibi TTK'nun 749.maddesinde yer alan vadenin geldiği tarihten itibaren 3 yıl geçmekle bononun zaman aşımına uğrayacağı hükmü gereği bononun vade tarihinin 01/04/2019 olması, 3 yıllık zaman aşımı süresi dolmadan takibin 14/04/2021 tarihinde başlatıldığı da nazara alındığında davacı tarafın zaman aşımı iddiası da yerinde görülmemiş, davacı tarafın İİK 169/a maddesinde belirtilen belgeler ile borcun ödendiğini ispat edemediği, ispat koşulları ve şekilleri nazara alınarak tarafların yemin deliline dayanamayacağından bu delillerinin hatırlatılmadığı, anlaşılmakla davanı reddine karar verilmiş, borcun var olup olmadığı yargılamayı gerektirdiğinden, kötü niyet tazminatı taleplerinin yasal şartları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, -Kötü niyet tazminat taleplerinin de yasal şartları oluşmadığından reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli ‭615,40 TL harcın, peşin ve tamamlama harcı olarak alınan ‭‭65.887,36‬ TL harcın mahsubu ile bakiye ‭‭65.271,96‬ TL harcın hükmün kesinleşmesine müteakip istem halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 452.651,10 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine, 7-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/01/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/455, K. 2025/48, T. 16.01.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-455-e-2025-48-k-65a6690bf533