İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/380 E. 2024/920 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/380
- Karar No
- 2024/920
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/380 Esas KARAR NO : 2024/920 DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 30/06/2020 KARAR TARİHİ : 26/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/10/2024 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: davacı vekili özetle; davacı vekilinin şirket ortakları arasında güven unsurunun ortadan kaldıran haklı sebeplerin bulunması nedeniyle şirket ortaklarından ... ile ... ’nun temsil yetkilerinin TTK 235. maddesi uyarınca tedbiren kaldırılmasını, mahkemece resen belirlenecek bir kayyıma verilmesini, şirketin tescilli tescilsiz tüm taşınır ve taşınmaz eşyaları ile banka hesaplarına tasfiye işlemleri sonuna kadar tedbir konulmasına, şirket defterlerinin incelenerek yöneticilerin şirkete verdiği zararların tespitine, tespit edilecek zararların zarar verildiği tarihten itibaren işletilecek ticari faizle birlikte yöneticilerden alınarak şirkete iadesine, müvekkillerinin alamadığı kar paylarının müvekkillerinin şirkete ortak olduğu tarihten dava tarihine kadar tespit edilip ödenmesine, şirketin feshine ait talebin kabul edilmemesi halinde müvekkillerinin şirketten çıkarılmasına hükmedilmesine, Müteveffa ...’nun 21.12.1988 tarihinde merkezi ... Mahallesinde bulunan ... Kollektif Şirketi ... ve ortakları ünvanlı şirket kurduğunu, 10.000 TL sermayeli şirketin diğer ortaklarının ... ile ... olduğunu, iştigal konusunun akaryakıt alım satımı olduğunu, şirketin merkezinin Büyükçekmece E-5 Karayolu Güzelce mevkiine taşındığını, şirketin ana sözleşmesine başkaca iştigal konularının eklendiğini, sermayesinin 21.000 TL’ ye çıkartıldığını, idare ve temsilin, ....’na ait iken ... ve .... ’nun ayrı ayrı tek başlarına temsil ve ilzama yetkili kılındığını, 2004 yılında sermayenin 150.000 TL’ ye çıkarıldığını, 2004 yılında ...’na ait ... ada ... parsel ile .... ada ... parsel numaralı taşınmazların 200.000 TL ile 140.000 TL’ye şirkete satıldığını, taşınmazların tapuda şirket adına tescilinden sonra 2010 yılında şirket iştigal konularının genişletildiğini, ipotek tesisi, fekki, şirket borçlarını ve alacaklarını temin için ipotek ve rehin verme ve ipotek ve rehin alma işlemleri yapma konusunda değişiklik yapıldığını, taşınmazlar üzerinde 28.09.2010 tarihinde ... A.Ş. adına FBK’lı 1. Dereceden 100.000 TL borç için ipotek kurulduğunu, 16.01.2013 tarihinde FBK’lı değişken faizli 400.000 TL borç için ipotek kurulduğunu, 30.12.2014 tarihinde FBK’lı % 90 değişken faizli .... bank A.Ş. lehine 7.000.000 TL ipotek kurulduğunu, 17.04.2017 tarihinde FBK’lı faizsiz .... Dağıtım A.Ş. lehine 4.000.000 TL borç için ipotek tesis edildiğini, Şirket ortaklarından ......’nun 29.07.2011 tarihinde vefat ettiğini, ......’nun payının varisleri arasında miras payları oranında dağıtımının yapıldığını, şirketin ünvanının değiştiğini, müteveffa hariç mevcut ortaklara iki mirasçı olan ... ile ...’nun şirket ortağı olduklarını, Hisse durumlarının ise ... % 8,34, ... % 8,34, ... % 41,66 ve ...’nun % 41,66 şeklinde olduğunu, Şirketin ... ile ....’nun yönetimine geçtiği 1998 yılından beri ekonomik olarak herhangi bir ilerleme gösteremediğini, şirketin kötü yönetilmesinden dolayı 8.564.736,89 TL tutarında yüklü vergi borcu çıkmasına sebep olduklarını, muvazaalı olarak şirkete geçen taşınmazlara ait tapu kayıtlarına bulunan 13.04.2018 tarih ... sayılı haciz şerhlerinden anlaşıldığını, Şirket yöneticilerinin son olarak şirkete ait akaryakıt istasyonunu .... Akaryakıt Dağıtımı A.Ş.’ye yıllık 20.000 TL gibi çok düşük bir bedel karşılığında kiraya verildiğini bu durumunda tapu kayıtlarından anlaşıldığını, Meskur taşınmazları kiraya vererek kira parası ile şirketi çalıştırdıklarını, Muris ....’nun vefatı üzerine şirketteki %33 hissesini, 4 mirasçısına eşit şekilde bölünerek mirasçılara noterde yapılan sözleşme ile intikal ettirildiğini, müvekkillerinin kendilerine veraseten intikal eden paylar üzerinden şirkete ortak olduklarını, müvekkillerinin noterde yapılan intikal işlemini muristen kalan dairelerin bölüşülmesi olarak anladıklarını tecrübesiz olduklarından neye imza attıklarını bilmeden ve kendilerine şirkete ortak olmayı kabul edip etmediklerinin dahi sorulmadığını, müvekkilinin şirkette hissesinin olduğunu 2017 yılında abisi ...’ndan öğrendiğini, müvekkilinin şirkette hissedar olduklarını haricen öğrendiklerini, Müvekkillere herhangi bir danışmanlık alma fırsatı tanınmadığını, nasıl bir sorumluluk yüklediklerinin anlatılmadığını, önceden oluşturulan ortaklık yapısına dâhil edildiğini, TTK 253. Maddesi uyarınca veraseten intikal eden paydan dolayı şirkete ortak olma hakkında sahip müvekkillerine ortaklığın bu şekilde devam etmesine muvafakat etmediklerini, tüm ortakların şirketin yeni ortaklık yapısı ile devam etmesine yönelik kararlarının olmadığını, tadil metnine ....’ndan kalan hissenin mirasçılara bölüşmesi ilgili olduğu bilgisini var olduğunu, şirketin mirasçı ortaklar ile devamına yönelik alınmış bir karar olmadığını, yeni bir karar almadan tecrübesiz müvekkillere gerekli bilgilendirme yapmadan oluşturulan şirketin münfesih olunduğunun tespitinin gerektiğini, Şirketin borçlarından şahsen sorumlu olan müvekkillerinin şirketin işleyişi ve hesapları ile ilgili bilgi alamadıklarını, şirkete yapılan ihtarlara rağmen şirketin finansal durumu hakkında hiçbir şekilde bilgi alamadıklarını, yönetime müdahale edemediklerini, bu sebeple borçlarından sınırsız ve şahsen sorumlu oldukları şirketin haklı olarak feshini istediklerini, Davalı şirketin .... ile ... yönetimine geçtiği 1998 yılından beri ekonomik olarak herhangi bir ilerleme gösteremediklerini, şirketin kötü yönetilmesinden dolayı 8.564.736,89 TL tutarında yüklü vergi borcu çıkmasına sebep olunduğunu, şirkete ait taşınmazlara ilişkin tapu kayıtlarında bulunan 13.04.2018 tarih ... sayılı haciz şerhinden anlaşıldığını, 30.12.2014 tarihinde FBK’li %90 değişken faizli .... bank A.Ş. lehine 7.000.000 TL ipotek kurulduğunu, şirkete ait tek akaryakıt istasyonunun yıllık 20.000 TL gibi düşük bedel karşılığında kiraya verildiğini, ayrıca devasa akaryakıt istasyonunu yıllık 20.000 TL kiraya veren şirketin taşınmaz üzerinde bulunan .... Lokantası ile depodan ne kadar kira aldıklarının da meçhul olduğunu, şirketin yöneticilerinin şirket adına düzenledikleri çeki ödemeyip karşılıksız çek düzenlemesi suçu işleyerek hem kendileri hem de yönetimde dahli olmayan müvekkili ortakların yargılanmalarına sebep olduklarını, şirketin kötü yönetildiğinin bir diğer örneğinin ise müvekkillerine ... ELEKTRİK A.Ş.’ye olan borcundan dolayı MTS yolu ile ödeme emri gönderildiğini, diğer bir hususun ise yöneticiler ... ve .... davalı şirket adına ... bank A.Ş’den 2.000.000 TL tutarında çektikleri krediyi ödeyemeyip babalarından kalan davacı müvekkillerinde ortak olduğu Ataköy’de bulunan konutu piyasa değerinin altında sattırdıklarını, Yöneticilerin şirketi kötü yönetmelerinden ötürü davacı şirket ortaklarının yöneticilere güvenleri kalmadığını, şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerin şirket yönetiminde sürekli kendi çıkarlarını öncelediklerini, şirket borçlarını ödeyemeyecek kadar mali kriz içindeyken başka gelir kapısı olmayan yöneticilerin şahsi mal varlıklarının da sürekli arttığını, davacı müvekkillerinin şirketin hiçbir toplantı iş ve işlemlerine dahil edilmediklerini, şirket ile ilgili hesap verilmediğini, şirketin tek amacı olan kar payını dahi yıllarca alamadıklarını, ... ve ...’nun Büyükçekmece ... Asliye hukuk mahkemesinin .... esas sayılı dosyasında tedbir kararı alınmadan önce şirketin özüne ilişkin üretim aracı olan akaryakıt istasyonunu elden çıkarma kararı aldıklarını, bu istasyonu arsası ile birlikte satışa çıkardıklarını, akaryakıt istasyonu ve taşınmazlar üzerinde ipotek kurduklarını, davacı tarafların bu konu hakkında görüşlerinin alınmadığını, Açıklanana nedenler doğrultusunda müvekkillerinin kerhen ortak oldukları ve yönetimine müdahale edemedikleri şirketin gidişatı ile ilgili bilgi alamadıklarını nedenlerinden ötürü öncelikle şirketin feshine, mahkemenin aksi kanaati mevcut ise müvekkillerinin ortaklıktan çıkmasına, Şirketin yönetiminin müvekkillerini yok saymasından ötürü alınan herhangi bir kararın müvekkillerini onayına sunulmadığını, bu bağlamda alınan kararların batıl olduğunu, şirketin feshine karar verilmesi halinde hesaplanacak tasfiye payının müvekkillerine ödenmesine hükmedilmesini, müvekkillerin şirketten çıkmasına karar verilmesi halinde ise hesaplanacak ortaklık payının müvekkillere ödenmesinin hükmedilmesine, şirket defterlerinin incelenmesine, yöneticilerin şirkete verdikleri zararların tespitine, tespit edilen zararların zarar verildiği tarihten itibaren işletilecek ticari faiz ile birlikte yöneticilerden alınarak şirkete iadesine karar verilmesine, Şirket ortakları arasında güven unsurunun ortadan kaldıran haklı sebeplerin bulunması sebebi ile davalıların temsil yetkilerinin tedbiren kaldırılmasına, şirkete temsil yetkisini mahkemece resen belirlenecek bir kayyım atanmasına, Şirketin tescilli tescilsiz tüm taşınır ve taşınmaz eşyaları ile banka hesaplarına tasfiye işlemleri sonuna kadar tedbir konulmasına, Şirket defterlerinin incelenmesine, yöneticilerin şirkete verdiği zararların tespitine, tespit edilen zararların zarar verildiği tarihten itibaren işletilecek ticari faiz ile birlikte yöneticilerden alınarak şirkete iadesine karar verilmesine, şimdiye kadar alamadıkları kar paylarının alanında uzman bilirkişilerce müvekkillerin şirkete ortak olduğu tarihten dava tarihine kadar her yıl için finansal tabloların ticari defterlere ilişkin 64 ila 88. Maddeleri hükümlerine uygun bir şekilde hazırlanması ve bu finansal tablolara göre kar payının tespiti yapılması ve tespit edilen kar payının müvekkillerine ödenmesine hükmedilmesine, Şirketin feshine talebin kabul edilmemesi halinde müvekkillerinin şirketten çıkarılmasına hükmedilmesine, müvekkillerini şimdiye kadar alamadığı kar payı ile ortaklık paylarının kendilerine ödenmesine, yargılama giderler ile avukatlık ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Büyükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesinde taraflar arasında devam eden 2018/303 sayılı davada şirket hesapları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmak istediklerini beyan ettiklerini kendilerine şirket hesap ve defterleri üzerinde inceleme yapabilecekleri ve bunun ne şekilde yani randevu almak suretiyle gelerek yapılabileceğinin ifade edildiğini, bu talepleri doğrultusunda işlem yaptırmadıklarının görüldüğünü, Davacı tarafın içeriyi doldurulamaz şekilde gayri idari bir şekilde ortak edildikleri anlatımının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu biri babasından diğeri kocasında kalan miras payını yasal ve iradi olarak uhdelerine aldıklarını, bunun neticesi olarak da haklarına düşen gelirleri ortaklık ve kar paylarını tahsil ettiklerinin açık olduğunu, Dava dilekçesine B-2 başlığı altındaki iddiaların mesnetsiz olduğunu, davalı müvekkillerinin karşı tarafın ısrar ile şirketi defterlerinin incelenmesi talebine karşı 21.08.2020 tarih 19356 sayılı ihtarname ile davette bulunduklarını, Davacı tarafın her ne kadar şirket hakkında miras bırakan ....’nun Balat ve Kuruçeşme semtlerinde istasyonları olduğundan bahsetse de rahmetlinin bu yerlerde kiralama usulü ile işletmecilik yaptığını, miras bırakanın ... ile şu an faaliyette olan şirketi 21.12.1998 tarihinde birlikte kurduklarının sarih olduğunu, dava dilekçesinde ... şirketine verilen 2010 ve 2013 tarihli ipoteklerden bahsedilmişse de o tarihte bayisi olan şirketten saha betonlanması tamir, tadil ve akaryakıt alımı için verilen teminatlar olduğunu, daha sonra akaryakıt alım şirketinin değişmesi sebebi ile ... bank’tan kredi çekilmek sureti ile bu şirkete ait ipoteğin kaldırıldığını, ayrıca ... A.Ş.Y Petrol alımı için teminat verilmiş olup şirketin bu şirkete borcunun olmadığını, ipotek anlaşmasının 2023 yılında sonra ereceğinden kaldırılacağını, davacı tarafın söz konusu akaryakıt istasyonun yıllık 20.000 TL bedel ile ... şirketine kiraya verildiğinden ve şirketin zarara uğratıldığından bahsedilmişse de kira bedeli aylık 20.000,00 TL olduğunu, hiçbir belgeye dayanmadan şirketin ... bank’tan 2.000.000 TL kredi aldığının iddiasının yalan olduğunu, bu bankadan sadece 450.000-TL şirket adına kredi kullanıldığını, ödenerek kapatıldığını, Babadan kalma Ataköy semtinde miras kalan dairenin icra yoluyla satılamadığını, .... çarşısındaki emlakçı .... tarafından 730.000 TL bedel ile satıldığını ve tüm mirasçıların haklarına düşen bedeli aldıklarını, müvekkillerinin hiçbir mal varlığının olmadığını, Şirket ortağı davacıların yıllarca para almadıklarının yalan olduğunu ekte sunulan vergi levhalarında ve ödeme makbuzlarından anlaşılacağı üzere ... ’nun 2017 yılı vergiye esas kazancının 421,54 TL, alması gereken 300 TL olmasına rağmen şirketten para 10.000 TL olduğunu, aynı şekilde 2016 vergi matrahının 1.167 TL dolayısı ile şirketten alması gereken 1.000 TL iken kendisine ödenen 20.000 TL olduğunu, karşı tarafın iddialarının kabul edilmez nitelikte olduğunu, ...’nun davalıların annesi olduğunu, Ataköy’ de miras kalan dairenin hissedarlara pay vermeden tüm kira gelirlerini almasına karşın vergi ve rüsumların müvekkillerince ödendiğini, davacının okuma yazma bilmemesi nedeni ile hakkında düşen miktarların ... tarafından evine zarf ile gönderildiğini, çocuklarının annelerinden bunu karşılığında makbuz isteyebilmelerinin düşünülemez olduğunu, davanın reddine karar verilerek yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafın uhdesinde bırakılmasına karar verilmesi isteminde bulunmuşlardır. DELİLLER : Büyükçekmece ... İcra Ceza Mahkemesi'nin .... esas sayılı dava dosyası, Büyükçekmece .... Asliye hukuk Mahkemesi'nin .... esas sayılı dava dosyası, Ticaret sicil kayıtları, Bakırköy .... Vergi Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası, Mahkememizden aldırılan 23/03/2022 tarihli bilirkişi kök raporu, 28/02/2023 tarihli bilirkişi ek raporu, 21/08/2023 tarihli bilirkişi raporu, 28/05/2024 tarihli bilirkişi ek raporu Mahkememizce görevlendirilen denetim kayyımı tarafından sunulan 16/06/2022 tarihli, 14/09/2022, 18/01/2023 tarihli, 11/10/2023 tarihli ve 19/02/2024 tarihli kayyım raporları, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava davacı tarafça haklı sebeple şirketin feshi, mahkemece kabul edilmediği takdirde ortaklıktan çıkma ve kar payı alacağı talebine ilişkin olduğu görüldü. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizce aldırılan 19/09/2022, 18/01/2023, 11/10/2023 ve 19/02/2024 tarihli kayyım raporları ve dava süreci içinde denetim kayyımını raporları sürecinin, bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle birlikte hükme esas alınmıştır. Davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre; 6102 sayılı T.T.K.'na göre Kollektif şirket olduğu, şirketin 08.02.1989 tarihinde tescil edildiği ünvanının ... Akaryakıt Turizm İnşaat Nakliyat Gıda Kollektif Şirketi ... Ve Ortakları , oda sicil numarasının 103 , sermayesinin 150.000,00-TL, meslek grubunun 27-Akaryakıt, nace kodunun 47.30.01-Belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda motorlu kara taşıtı ve motosiklet yakıtının (benzin, mazot, dizel, biodizel, LPG, CNG vb.) perakende ticareti işi ile iştigal konusunu kapsadığı, ... ve ...’nun müdür oldukları görülmüştür. Mahkememizin 29/04/2022 tarihli ara kararı ile davalı şirkete Mali Müşavir/Bağımsız Denetçi ... şirketine ait taşınmazlar, demirbaş listesinde bulunan makine ve teçhizatların satılması, ipotek verilmesi ve taşınmazların aynına ilişkin diğer tasarruf işlemlerde bulunmasının ve şirkete verilmiş olan zarar bulunup bulunmadığının dava tarihi ve talep tarihleri de dikkate alınarak tespiti bakımından da inceleme yapılması için denetim kayyımı olarak atandığı görülmüştür. 1-Davacıların iddia ve talebi, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine bu talebin kabul edilmemesi halinde ortaklıktan çıkarılmalarına karar verilmesi, yine haklı nedenle davalı şirket müdürlerinin temsil yetkilerinin kaldırılması ve şirkete kayyım atanması, davalı şirket yöneticilerinin şirkete vermiş oldukları zararların tespit ve tahsili istemlerine ilişkindir. 2. Kollektif şirketin haklı nedenle feshine ilişkin TTK. m. 245 hükmüne göre: “ (1) Haklı sebep, şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olmasıdır; özellikle; a) Bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, b) Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, c) Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, d) Bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi, gibi hâller haklı sebeplerdendir”. Yine, TTK. m. 255/1 hükmüne göre: “Bir ortağın kendisinden kaynaklanan sebeplerden dolayı şirketin feshinin istenebileceği durumlarda, diğer ortakların tümü o ortağın şirketten çıkarılmasına ve şirketin devamına karar verebilir.” Aynı şeklide kollektif şirketlerin yönetim ve temsiline ilişkin TTK. m. 235/1 hükmüne göre, “haklı sebeplerin varlığı hâlinde temsil yetkisi, bir ortağın başvurusu üzerine, mahkemece kaldırılabilir”. 3. Ortaklar arasındaki güven ilişkisi, şirketin devam etmesi ve amacına ulaşabilmesinde büyük önem taşımaktadır. Güven ilişkisinin herhangi bir nedenle zedelenmesi, ortakların aynı amaç için birlikte çalışma isteğini ortadan kaldırabilmektedir. Aynı amaç için birlikte çalışma isteğini kaybeden ortakların, şirketi devam ettirme ve kuruluş amacını gerçekleştirmesi mümkün olmamaktadır. Böyle bir durumda, ortakları şirket sözleşmesi ile bağlı tutmak kişilik haklarına aykırılık teşkil edecektir (Nuri Erdem, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, İstanbul 2012, s. 50 vd. ; Halil Arslanlı/ Hayri Domaniç, Ticaret Kanunu C. III, Limited Ve Hisseli Komandit Şirketler, İstanbul 1989, s. 753 vd.; Ersin Çamoğlu, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi”, Prof. Dr. Yavuz Alangoya İçin Armağan, İstanbul 2007, s. 667; Murat Yusuf Akın, Şirketler Hukukunda Ve Özellikle Anonim Şirketlerde Pay Sahibinin Sadakat Borcu, İstanbul 2002, s. 234 vd.; Hamdi Yasaman, “Anonim Ortaklıkların Haklı Nedenle Feshi”, İsviçre Borçlar Kanunu’nun İktibasının 80. Yılında İsviçre Borçlar Hukuku’nun Türk Ticaret Hukuku’na Etkileri, İstanbul 2009, s. 716). Doktrinde bir ortaklıkta, ortaklıktan çıkma veya şirketin feshine ilişkin haklı sebep olarak nitelendirilen bazı örneklere bakacak olursak; şirketin, -Çoğunluk pay sahibi tarafından kötü yönetilmesi, -Şirketin daimi olarak mali sıkıntıda bulunması, -Şirket kasasının sistematik bir şekilde boşaltılması, -Uzun süreler boyunca kâr payı dağıtılmaması, -Azınlık pay sahiplerinin haklarının sistematik bir şekilde ve sürekli olarak kısıtlanması; Bunlar dışında, -Genel kurulun sürekli olarak toplantıya davet edilmemesi, -Şirket amacı ile bağdaşmayan faaliyetlerde bulunması, Şirket organlarının çalışamayacak şekilde bloke edilmesi (toplanmasının ve/veya karar almasının engellenmesi) de diğer örnekler olarak sayılmaktadır. (Ü. Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku § 14 Nr.14-12; F. Nomer Ertan, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi Davası -TTK m. 531 Üzerine Düşünceler, İÜHFM C. LXXIII, S. 1, s. 421-440, 2015, A. Çelik, “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’na Göre Anonim Şirketlerin Haklı Sebeple Feshi”,, Batider, 2009/XXV, S.559-592, A. Şahin, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, İstanbul, 2013, s. 137). 4. Finansal tablolarının çıkarılmasına ilişkin TTK. m. 227/1 hükmüne göre: “Yönetici ortaklar, şirketin faaliyet dönemi sonunda, bu Kanunun ticari defterlere ilişkin 64 ilâ 88 inci maddeleri hükümlerine uygun finansal tablolarını hazırlayıp imzalar ve ortaklar kurulunun onayına sunarlar”. Görevlendirilen bilirkişi heyetince yapılan sektörel değerlendirmede; taraflar arasında ihtilafa konu olabilecek tapu üzerinde tesis edilen ipoteğe ilişkin, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren dağıtım şirketlerinin bayi adayları ile el sıkıştıktan sonra yaptıkları anlaşmaları, sözleşme süresi sonuna kadar, güvence altına almak için istasyonların tapu kayıtları üzerinde intifa, kira şerhi vb. bazı haklar tesis ettikleri, bu tip üst kullanım hakları sözleşmenin devamını garanti altına alırken gerek yatırım zamanında ödenen peşin bedellerin gerekse sözleşme süresi içerisince vadeli akaryakıt alımlarının teminatını teşkil etmek üzere bayilerinden istasyonun tapusu üzerinde ipotek tesis etmek istediklerini ya da banka teminat mektubu talep ettiklerini, dolayısıyla dava konusu taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteklerin taraflar arasındaki sözleşmeye bağlı olduğunun sektörel olarak söylenebileceğini, bu ipoteğin kendi kendine son bulmasının mümkün firmasının bayisi ile sözleşme sonunda ibralaşmasının ipoteğin fek edilmesinin ön koşulu olduğunu, dolayısıyla 2023 yılında ipoteğin otomatik olarak fek olmayacağını, bayinin hiç bir borcu olmaması durumunda ipotek sahibi tarafından tapuda fek edilmesini takiben tapu kaydından silinebileceği tespit edilmiştir. Mahkememizce aldırılan 19/02/2024 tarihli son kayyım raporuna göre; "şirketin satıcılara borcunun bulunmadığı, ortaklara 747.219,50 TL borcunun bulunduğunun tespit edildiği, " tespit edilmiştir. Kollektif şirketlerde ortakların hiçbirinin sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı sınırlanmamış bir şirket türüdür. Her ortak, işletme borçlarından doğan borçlardan kendi koyduğu sermaye ile sınırlı olmaksızın, TTK 236 ve 237. Maddeleri gereği şirketin borçlarından ve yükümlülüklerinden kişisel varlıklarıyla, sınırsız ve müteselsil sorumludur. Şirket borcunu ödeyemediği takdirde, alacaklılar her bir ortakdan alacağının tamamını talep edebilirler. Kollektif şirketlerde her ortağın şirketi tek başına yönetme yönetme hak ve sorumluluğu vardır. Kararlar ortaklar arasında oy birliğiyle alınmalıdır. Kollektif şirket, ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla gerçek kişiler arasında kurulan ve ortakların hiçbirinin sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı sınırlanmamış olan bir şirket türü olarak, Türk Ticaret Kanunu'na göre tanımlanmaktadır. Bir ortağın çekilmesi şirketin feshine yol açar. Ortaklar işletmenin yönetimi üzerinde doğrudan etkiye sahiptir. Ortaklar arasında yaşanacak bir anlaşmazlık şirketin yönetimini zorlaştırabilir. Bu hal şirketin devamlılığını da tehdit edebilir. Tüm ortakların yönetimde söz sahibi olması, karar alma süreçlerini yavaşlatabilir. Ancak ortakların yönetim hakkı konusundaki bu yapı sayesinde, şirket ortaklarının şirketi denetleme hakkına sahiptir. Ortakların her biri şirkete ait bütün belge, bilanço ve dökümanları gözden geçirebilir. Ortaklar şirket faaliyetlerini diğer ortaklardan izinsiz şekilde yapması mümkün değildir. Davalı kollektif şirketin tasfiye edilmesi durumunda, anılan payın öncelikle şirkete sonrasında da ortaklarına dağıtılması gerekmektedir. (Yargıtay 11. HD. 2015/11339 E, 2016/5813K, 26/05/2016 T. ) Belirsiz süreli kollektif şirketlerde, ortaklardan her biri 6 ay öncesinden bildirimde bulunmak şartı ile feshi ibra ettiği takdirde, diğer ortaklar feshi kabul etmeyerek yalnızca ortağın çıkarılmasına karar verebilirler. Şirket ortaklarının haklı sebeple fesih talep etmesi halinde, haklı sebeplerin varlığı halinde son bulur. Bir ortağın kişisel alacaklısının talebi doğrultusunda da şirketin feshi söz konusu olabilir. Zira bir ortağın kişisel alacaklısı, borcunu ortağın kişisel malından ve şirketteki kar payından alamaz ise, tasfiye sonunda borçlu ortağa düşecek paya haciz koydurmaya ve 6 ay önceden ihbarda bulunmak şartı ile şirketin feshini mahkeme yolu ile talep etme hakkında da sahiptirler. Somut olayda; Dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, celp edilen kayıtlar, alınan bilirkişi raporları, ile kayyım raporları ile tüm dosya kapsamına binaen; davalı .... Kollektif Şirketi ... ve Ortakları şirketini feshi ile davacıların tasfiye payı, şirket yöneticilerinin şirkete verdiği zararların tespitini, alamadıkları kar paylarının davacılara ödenmesini, şirketin feshi taleplerinin kabul edilmemesi halinde, davacıların şirketten çıkarılmasına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş olduğu, feshi talep edilen davalı şirketin bir kollektif şirket olduğu, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporlarında her ne kadar şirketin feshi için şartların oluştuğu şeklinde tespitlerde bulunulmuş ise de; TTK 225. maddesinde düzenlenen "Bir ortak yönetim hakkını ve görevini haiz olmasa da şirket işlerinin gidişi hakkında bizzat bilgi edinmek, şirketin belgelerini ve defterlerini incelemek, bunlara göre kendisi için şirketin finansal durumunu gösterecek bir hesap tablosu düzenlemek hakkını haizdir. Buna aykırı sözleşme geçersizdir." hükmü gereği davacıların davalı şirket ile ilgili olarak, olağanüstü genel kurul toplantısı talep edebilecekleri, genel kurul kararının iptali davası açabilecekleri, bilgi alma ve inceleme hakkı ihlali davası açabilecekleri, şirketin feshinden önceki hukuki yolların tüketmedikleri, davacı ortakların şirketin yönetiminde, şirketin türü ve tanınan haklar bakımından doğrudan söz haklarının bulunduğu ve şirketin borçlarından müşterek ve müteselsil olarak sorumlu oldukları, mahkememizce aldırılan kayyım raporlarına ve bilirkişi raporlarına göre, davalı şirketin borçlarını ödemekte olduğu, ödenmemiş borçları hususunda da yapılandırmaya gidildiği ve 31/05/2027 tarihine kadar vadelendirildiği, iş bu borcun davacının da sorumluluğunun bulunduğu, dosya kapsamında, alınan bilirkişi raporları ve kayyım raporları doğrultusunda, davalı şirketin yönetimi hususunda şirketin feshini gerektirecek şartların oluşmadığı, davalı şirketin kollektif şirket olmasından kaynaklı olarak davacının yönetimde doğrudan söz sahibi olması ve zarardan kendisinin de müştereken ve müteselsilen sorumlu olması nedeniyle diğer davalılardan da zararın istenemeyeceği, şirketin zararlarını ödemeye başladığı ve şirketin feshinden önceki hukuki yolların tüketilmemesi nedeniyle şirketin feshi yoluna gidilemeyeceği, kollektif şirket ortaklarından birinin ayrılması halinde, şirketin dağılması, feshi gerçekleşeceği ancak davalı şirketin vadelendirilen borçlarından kaynaklı olarak sorumluluğu olması nedeniyle borçlar ödenmeden, vadelendirilmiş borçların tarihleri dikkate alınarak, davacı .... 'nun şirketten çıkarılmasına da karar vermenin mümkün olmaması, ayrıca davalı şirketin kar payı dağıtıp dağıtmamasının ve gayrimenkul satışı yapılmasının genel kurulun yetkisinde olduğu, kar payı dağıtılması talebinin şirketin borçlu olduğunun anlaşılması, borçlar ödenmeden kar payı dağıtılamayacağı, çek yargılamasına ilişkin asliye ceza dosyasında da beraat kararı verildiği, TTK 225. Maddesine göre de davacı ortağın da denetleme yükümlülüğü bulunduğu, ayrıca TTK madde 255/1 maddesinin "Bir ortağın kendisinden kaynaklanan sebeplerden dolayı şirketin feshinin istenebileceği durumlarda, diğer ortakların tümü o ortağın şirketten çıkarılmasına ve şirketin devamına karar verebilir. Şirket sözleşmesinde bu kararın çoğunlukla alınması öngörülebilir." şeklinde, TTK 225/3. maddesinin "Birinci fıkra uyarınca çıkarma kararı alınamadığı takdirde, her ortak, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden söz konusu ortağın şirketten çıkarılmasını ve ayrılma payının belirlenmesini isteyebilir." şeklinde düzenlendiği, ayrıca TTK 262. Maddesinin çıkan ve çıkarılan ortağın 260. Maddesinde yazılı yazılı kurallara göre hesaplanacak payının, şirket sözleşmesinde gösterilen tarihte ve şirket sözleşmesinde hüküm bulunmayan hallerde, ayrılmadan sonra çıkarılacak ilk bilanço tarihinde ödeneceğinin düzenlendiği, TTK 264. Maddesinde şirketin borçları için şirket alacaklılarının ortaklara ileri sürebilecekleri istem haklarının, ortağın şirketten ayrılmasının şirketin sona erdiğinin veya iflasının ilan edildiğinin, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanmasından itibaren üç yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, TTK 266. Maddesinin ise varlığını sürdüren şirkete veya diğer bir ortağa karşı zamanaşımının kesilmesinin şirkettten ayrılan ortağa karşı da, zamanaşımının kesilmesi sonucunu doğurmayacağını, bu durumda şirketin borçlarını yapılandırmaya gitmesinin, şirketin devamlılığı yönünde irade beyanı olduğu ve ortaklıktan çıkarılmasının TTK 264. Ve 266. Maddeleri karşısında ortakların şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı müteselsilen ve bütün malvarlığı ile sorumlu olması karşısında, TTK 236. Maddesinde ortaklıktan çıkma sebebi olarak belirtilen kar payı dağıtılmamasının ve akrabalık ilişkisinin, mahkememizce görevlendirilen denetim kayyımı tarafından ibraz edilen raporlarla orantılı olarak şirketin borçlarını ödeyebilecek duruma gelmesi de dikkate alınarak, davanın şirketin feshi ve davacının ortaklıktan çıkarılması taleplerinin tümüyle reddi gerektiği anlaşılmakla; davacı ... tarafından açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nun 310.maddesi uyarınca, feragat ve kabul hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Aynı Kanun'un 311.maddesi uyarınca da feragat kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Davacı ...'nun 01/08/2022 tarihli feragat dilekçesiyle davadan feragat ettiği anlaşılmakla; davacı ... adına açılan davanın feragat nedeniyle reddine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ... adına açılan davanın feragat nedeniyle REDDİNE, 2-Davacı ... tarafından açılan davanın REDDİNE, 3-Mahkememizce atanan ... T.C. Kimlik numaralı ...'nun görevinin sonlandırılmasına, görevinin sonlandığına ilişkin bu kısa kararın davacı vekili tarafından talep halinde ticaret sicil gazetesinde ilanına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harcın, peşin alınan 54,40-TL harçtan mahsubu ile eksik 373,20 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen ilgili davacıya iadesine, 5-Davalı tarafından yapılan ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı, posta, bilirkişi ücreti vb. masraflardan oluşan 6000,00-TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya ödenmesine, 7-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/09/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır