İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/274 E. 2025/344 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/274
- Karar No
- 2025/344
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/274 Esas KARAR NO : 2025/344 DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/08/2018 KARAR TARİHİ : 21/03/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/03/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ....' ın, diğer müvekkilleri ... ve ...'un kızları olduğunu, ...'ın 2 yıl kadar bir süre davalı şirkette çalıştığını, çalıştığı süre zarfında işyerinde kasadan bir miktar paranın çalındığından bahisle kendisinin şikayet edileceği ve bu yüzden cezaevine gireceği şeklinde korkutulmak suretiyle anne ve babasına davalı şirket ile aralarında herhangi bir ticari ilişki olmamasına rağmen boş bir senede imza attırıldığını, davacı müvekkillerinin alacaklı görünen davalı şirket ile aralarında hiçbir ticari ilişki olmamasına rağmen, korkmaları sebebi ile dava konusu olan senedin hiç doldurulmadan boşa imza atmak suretiyle imzalamak zorunda bırakıldıklarını, davalı şirketin, davacı müvekkillerini korkutarak imzalattığı bedelsiz olan boş senedi, daha sonra kötü niyetli bir şekilde 135.000,00-TL olarak doldurularak Silivri İcra Müdürlüğünün .... e. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, söz konusu icra takibine ilişkin olarak müvekkillerinin 03/08/2016 tarihinde İcra Hukuk Mahkemesine itiraz ettiklerini, Silivri .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. Ve ... Karar Sayılı dosyasında "Davacıların davasının (imzanın inkar edilmediği dikkate alınarak) yargılama gerektirdiği, kambiyo senetlerine mahsus takipte ödeme emrine itiraz niteliğindeki davada dar yetkili İcra Hukuk Mahkemesi'nde neticeye ulaşılamayacağı, genel Mahkemelerde yargılamanın gerektiği dikkate alınarak davanın reddi " kararı verildiğini, davaya ve icra takibine konu senet incelendiğinde, senedin üzerinde "malen ahzolunmuştur" ibaresinin bulunduğunun görüleceğini, alacaklı görünen davalının limited şirket olması ve yine senet üzerinde malen ibaresinin yazılı olması sebebiyle taraflar arasında ticari bir ilişkinin olduğu anlamını taşıdığını, takip ve dava konusu senedin davacılara boş olarak imzalatılıp evrakın tüm asli unsurlarının sonradan doldurulduğunu belirterek; davalı şirket aleyhine açtıkları Menfi Tespit davasının kabulü ile davacı müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitine, teminatsız olarak veya teminat mukabilinde icra takibinin durdurulması ve satış işlemlerinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, senedin iptaline, takibin ve ödeme emrinin iptaline, icra takibine konu olan senetle ilgili olarak icra dosyasının tahsili halinde davanın istirdat davası olarak kabulü ile ödeme yapılması durumunda ödeme yapıldığı tarih itibariyle işleyecek yasal faiziyle davalı taraftan alınarak müvekkillerine iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafların sunmuş olduğu dava dilekçesinde, iddia etmiş olduğu hususların, yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olduğunu, bu beyanlara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında olduğunu, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiç birinin, usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, davacıların kendilerinden şantaj yolu ile zorla senet alındığı iddiaları ile ilgili Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduklarını, savcılık soruşturması sonrası davalı şirket yetkililerinin tümü hakkında sanık sıfatı ile Silivri .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile yargılama yapıldığını, sonuç itibari ile tüm sanıklar hakkında atılı suçlamalardan ayrı ayrı BERAATLERİNE karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, bu yönüyle ceza davası sonucunda bahse konu senedin davacılar tarafından iradi olarak verildiğininin, hukuka aykırı yol ve yöntemlere başvurulmadığının ispatlandığını, Ceza Mahkemesinin verdiği beraat kararının hukuk hakimi açısından bağlayıcılığının bulunduğunu, davacıların Mahkemedeki ifadelerinde müvekkili şirkete kendi özgür iradeleri ile bahse konu senedi verdiklerini açıkça ikrar ettiklerini, davacıların kendi iradeleri ile vermiş olduğu senetle ilgili borçlu olmadıklarını iddia etmelerinin kötü niyetle hareket ettiklerini gösterdiğini, taraflar arasında var olan kambiyo senedi ilişkisinin, temel hukuki ilişkiden bağımsız, yani mücerret olduğunu, davaya konu somut olayda, davacıların müvekkili şirkete borçlu olmadıklarını senetle ispat etmek zorunda olduklarını, davacı ...'un müvekkili şirkette kasiyerlik yaptığını, davalı şirketin kasasından her gün para çalmak sureti ile zincirleme şekilde hırsızlık suçunu işlediğini, davacının bu yönlü haksız eylemlerinin şirketin mal varlığında eksilmelere neden olduğunu, borçlu davacılar hakkında başlatılan, Silivri İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibinde, ödeme emrine itiraz süresi içinde senedin sonradan doldurulduğu veya imzaların kendilerine ait olmadığı yönünde herhangi bir itirazda bulunulmadığını, takip hukukundan kaynaklı haklarını kullanmayan davacıların hak düşürücü süreler geçtikten sonra bu yönlü haklarını eldeki davada dile getirmelerinin mümkün olmadığını, davacıların açılan icra takibi ile ilgili tedbir talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, icra takibi sonrası açılan menfi tespit davalarında tedbir kararı verilebilmesi için dosya alacağı ve sair giderler dahil olmak üzere hesaplanacak tutarın yüzde yüz yirmisinden aşağı olmamak üzere mahkemeye teminat sunulmasının gerektiğini belirterek; öncelikle davacının şartları oluşmayan tedbir talebinin reddi ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava, icra takibine konu edilen senedin şantajla alındığından bahisle menfi tespit talebine ilişkindir. Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Silivri icra müdürlüğünden icra takibi yapılmış olan senetten davacıların borçlu olup olmadığı senedin bedelsiz olulp olmadığı, bedeli var ise ne olduğu konusunda toplandığı tespit edilmiştir. KALDIRMA KARARI ÖNCESİ YARGILAMA VE GEREKÇE: Mahkememizin ... Esas 23/03/2022 tarih ve ... Sayılı kararı ile; "...İddia, savunma, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, Silivri İcra Müdürlüğünün ... Sayılı takip dosyası, Silivri ...Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; Davanın kambiyo senetlerinden kaynaklı İİK 72 maddesi kapsamında açılmış menfi tespit davası olduğu, kambiyo senetleri illetten mücerret olduğundan senedin aksini iddia eden tarafın iddiasını ispatla yükümlü olduğu, davacı ...'in 09/05/2014 - 29/04/2016 tarihleri arası davalı iş yerinde kasiyer olarak çalıştığı, şirket adına yapılan satışlar nedeniyle değişik zamanlarda birden fazla müşteriden satılan ürünler karşılığında tahsil ettiği bedellerin bir kısmını şirkete intikal ettirmeden zimmetinde tuttuğu, bu durumun fark edilmesi üzerine davalının zararının karşılanması amacıyla davacıların icraya konu senedi imzalayarak davalı şirket yetkililerine verdikleri, her ne kadar davacılar davaya konu edilen senedin korkutma sonucu alındığı ileri sürülerek davalı şirket yetkililerinden şikayetçi olmuşlar ise de; Silivri ....Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin 10/11/2017 tarih ... Esas ve ... Sayılı Kararı ile sanıkların üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, kararın istinaf edilmeden 21/12/2017 tarihinde kesinleştiği, Silivri .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas Sayılı dosyasının 10/11/2017 tarihli ilk celsesinde davacı ...'in sanıkların kendisine yönelik her hangi bir eylemlerinin olmadığını ikrar ettiği ve bu sebeple müşteki sıfatının kaldırıldığı, davacılar ... ve ...'un sanıkların kendilerine karşı herhangi bir zor kullanmaları, tehdit ve hakaret içerikli sözleri olmadığına yönelik beyanları ve gerek Mahkememizce ve gerekse de talimat yolu ile dinlenen davalı tanıklarının beyanları dikkate alındığında görgüye dayalı bilgileri bulunmayan davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilmeyerek menfi tespit davasının ispatlanamadığı" gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. KALDIRMA KARARI SONRASI YARGILAMA VE GEREKÇE: Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı dosyasından verilen 23/03/2022 tarihli kararı, davacılar vekili tarafından İSTİNAF edilmiş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... Esas 17/01/2025 tarih ve ....Sayılı kararı ile: "...Dava, icra takibine konu edilen senedin korkutularak alındığından bahisle menfi tespit talebine ilişkindir. Davacı tarafça, davacı ... 'ın, diğer davacı ... ve ...'un kızı olduğunu, davacı ...'ın, yaklaşık 2 yıl kadar bir süre ile davalı şirkette çalıştığı ve davacının çalıştığı süre zarfında işyerinde kasadan bir miktar paranın çalındığından bahisle kendisinin şikayet edileceği ve bu yüzden cezaevine gireceği şeklinde korkutulmak suretiyle ile davacı ... ve anne ve babası olan Davacı ... ve ...'dan, davalı şirket ile aralarında herhangi bir ticari ilişki olmamasına rağmen boş bir senede imza attırıldığı iddiasıyla menfi tespit davası açıldığı, davalı tarafça da senedin kasadan para çalınmasına ilişkin zarar kapsamında uzlaşı nedeni ile düzenlendiği iddiasının bulunduğu, senedin düzenleniş nedenine ilişkin olarak davalı tarafça da, davacı tarafça da kasadan para çalması nedeniyle düzenlendiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın senedin kasadan para çalınması nedeniyle zorla mı, yoksa uzlaşı neticesinde mi alınıp alınmadığına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, Davacı tarafın, dava konusu bononun iş akdi sırasında verilen zarar nedeniyle verildiği, bedelsiz olduğunun ileri sürüldüğü, davalı tarafın ise zarar nedeniyle verildiğinin kabul edildiği, davacının kızı ile senet lehtarı şirket arasında iş akdi bulunduğunun anlaşıldığı, senedin iş akdi kapsamında verilen zarar nedeniyle alındığı, iş akdinin mevcut olduğu zamanda oluşan zarar hesabının İş Mahkemesi'nin görevine girdiği, bu iddia kapsamına göre uyuşmazlığa İş Hukukunun uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nun 114/c maddesinde mahkemenin görevli olması dava şartı olarak belirlenmiştir. Yine, 115. maddesinde dava şartlarının davanın her aşamasında ve resen inceleneceği, 137 ve 138. maddelerinde ise dava şartlarının (ve ilk itirazların) öncelikle inceleneceği belirtilmiştir. Somut olayda davacı iddialarının değerlendirmesinin iş hukuku kurallarına göre yapılması gerektiği (emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 08/09/2014 tarihli 2014/11745 Esas-2014/13018 Karar sayılı kararı) ..." gerekçesiyle HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde yer alan: “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmü, bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulmasını gerektirmektedir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesinde, a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemi adamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işlere bakar.” düzenlemesi getirilmiştir. İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olması, Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesinde yer alan “aksine hüküm bulunmadıkça” ibaresinin karşılığıdır. Başka bir anlatımla, İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, Türk Ticaret Kanununun 4.maddesinde belirtilen ticari davalara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu belirten 5.maddedeki 'aksine hükmü' öngören bir düzenlemedir. 4857 sayılı İş Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Kambiyo senedinden kaynaklanan davalarda göreve ilişkin değerlendirme yapılırken senedin düzenlenmesine esas temel hukuki ilişki ve tarafların sıfatına da bakılması gerektiği, davacı tarafın, dava konusu bononun iş akdi sırasında verilen zarar nedeniyle verildiği, bedelsiz olduğunun ileri sürüldüğü, davacı iddialarının değerlendirilmesinin iş hukuku kurallarına göre yapılması gerektiği, (emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 08/09/2014 tarihli 2014/11745 Esas - 2014/13018 sayılı kararı) kanaatiyle, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına bakma görevinin münhasır yetkili iş mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, davanın HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ İŞ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli Bakırköy İş Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine, 6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, 5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre, Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde karar verildi. 21/03/2025 Katip ... ¸¸ Hakim ... ¸¸