İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/927 E. 2024/1344 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/927
- Karar No
- 2024/1344
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/927 Esas KARAR NO : 2024/1344 DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/12/2020 KARAR TARİHİ : 27/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların, müvekkili şirketin hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, bir kısım davlıların ...... Holding A.Ş ve iştiraklerinin müsaadesinin talep edildiğini, sanıkların Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçundan yargılandığını ve yargılamasının devam ettiğini, davalıların kayyım atanması öncesindeki davacı şirketi zarara uğratıcı işlemlerinin 05/08/2020 tarihli .... rapor numaralı denetim raporu ile tespit edildiğini, kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerinin ve tasfiye memurlarının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete, hem pay sahiplerine hem de alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olduklarını, davacının maliki bulunduğu İstanbul Maltepe Cumhuriyet Mahallesi, ... pafta, ... adada kayıtlı ... parsel sayılı taşınmazın muvazaalı bir şekilde şirketle ilgili kişilere devredildiğini, davacı şirket adına kayıtlı .... plakalı .... marka aracın 30/09/2014 tarihinde ..... isimli şahısa defter değerinin altında ve defter değerine göre 13.267.00 TL zararla satıldığını, aracın ikinci el satış araç değerinin altında satışıyla şirketin zarara uğradığını, davacı şirketin yönetiminin ilgili yasal düzenlemelerle kayyımlık yetkisini haiz TMSF'ye devredilmiş olmakla, ... Eğitim A.Ş'nin davalıların kusurlu işlemleri neticesinde uğratıldığı zararın davalılardan tazmini için davanın açılması zaruriyetinin doğduğunu, bildirerek, HMK md 406/2 İİK md 257, md 264 vd hükümleri uyarınca davalıların malvarlıklarının ihtiyaten haczine, davada davacı ...... Eğitim Öğretim İşletme ve Sağlık Hizmetleri A.Ş'nin zararının tam ve kesin olarak hesaplanmasıyla birlikte bedel arttırımında bulunmak kaydıyla, davacının 500.000,00 TL kayıp ve zararının davalılardan, TTK 557 maddesi uyarınca mahkemece tespit olunacak kusur oranlarına göre hesaplanacak tazminat tutarları üzerinden, zarar tarihinden itibaren en yüksek ticari temerrüt faizi oranı üzerinden işlemiş ve işleyecek gecikme faiziyle birlikte tahsiline ve davacı ...... Eğitim Öğretim İşletme ve Sağlık Hizmetleri A.Ş'ne ödenmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı şirkete 11.02.2016 tarihinde kayyım atanmış olup bu tarih itibari ile müvekkilin davacı şirkette hiç bir görevi ve sorumluluğu da bulunmadığını, davacı şirketin zarara uğratılmasında müvekkilin kusuru bulunmadığını, yapılan işlemlerde müvekkilinin menfaat elde etmediğini, davacı şirketin tazminat isteme hakkı zamanaşımına uğradığını belirterek öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise açılan haksız davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili yönünden zarar ve sorumluluğunu doğuracak bir kastı, bu kasıt sonucunda devam eden bir eylemi ve bu eylem sonucunda menfaati olmadığını, mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda da ortaya çıkacağı üzere müvekkili yönünden davanın reddi gerektiğini, eldeki olayda zarara konu işlemlerde müvekkilinin imzası, işlemi, zarar verme kastı ve işlemler sonucunca mefaati bulunmadığını belirterek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine; bu nedenlerle sorumluluğu ve yetkisi bulunmayan ve iddiaya konu işlemlerin içerisinde yer almayan ve bu işlemlerde zarar verme kastı da bulunmayan ve bunun sonucunda da bir menfaat elde etmeyen müvekkili hakkında açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize 21/06/2022 sunulan bilirkişi raporunda özetle: Bağlı ortaklık ..... Medikal'den yapılmayan tahsilatlar nedeniyle davacı şirketin malvarlığının azalması yönetim kurulu üyelerinin TTK m. 369 hükmündeki özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden sorumluluk şartlarının oluştuğu, söz konusu işlemden kaynaklı davacı şirketin zararının 9.946.329,00 TL hesaplandığı, Bağlı ortaklık ..... hisselerinin şüpheli devri nedeniyle davacı şirketin malvarlığının azalması yönetim kurulu üyelerinin TTK m. 369 hükmündeki özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden sorumluluk şartlarının oluştuğu, söz konusu işlemden kaynaklı davacı şirketin zararının 4.491,03 TL hesaplandığı, Davacı şirketin işletme konusu göz önüne alındığında, ... hisselerinin alımının davacı şirketin işletme konusu dışında olduğundan hareketle, şirketi temsile yetkili olanların TTK m. 369'daki özen borcunu ihlal ettikleri, mevcut durumda ..... 'nın tasfiyeye girdiği de dikkate alınırsa davacı şirketin 3.835.400,00 TL zarara uğradığını söylemenin mümkün olduğu, bir başka deyişle sorumluluk şartlarının oluştuğu, Gerek ... ve .......'a satılan gayrimenkulün nitelikleri ve özellikleri bilinmediğinden gerekse Heyetimizde Teknik Bilirkişi bulunmadığından, söz konusu gayrimenkulün rayiç değerinde satılıp satılmadığı ve buna göre davacı şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığının tespit edilemedi Gayrimenkul satışından kaynaklı vergi cezası ödenmesi nedeniyle davacı şirketin malvarlığının azalmasının yönetim kurulu üyelerinin TTK m. 369 hükmündeki özen işlemden kaynaklı davacı şirketin zararının 22.500,00 TL hesaplandığı, ine aykırılık teşkil ettiğinden sorumluluk şartlarının oluştuğu, söz konusu .......'dan gelen olarak muhasebe kaydı yapılmasına rağmen ....'ya yatmayan 2.000.000,00 TL nedeniyle davacı şirketi zarara uğratan bir işlem bulunmadığı, ortada zarar yoksa sorumluluk da olmayacağı, Davacı şirkete ait aracın satış tarihinde rayiç değerinin ne olduğu bilinmediğinden ve Heyetimiz tarafından aracın satış tarihinde rayiç değerinin ne olduğu tespit edilemediğinden, davacı şirketin zarara uğrayıp uğramadığı yönünden bir değerlendirme yapılamadığı, ...'ın 01.01.2013-11.02.2016 tarihleri arasında meydana gelen zararlardan TTK m. 553 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ...”in 01.01.2013-06.03.2015 tarihleri arasında meydana gelen zararlardan TTK m. 553 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ...'un 01.01.2013-11.02.2016 tarihleri arasında meydana gelen zararlardan TTK m. 553 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ...'un 06.03.2015 -11.02.2016 tarihleri arasında meydana gelen zararlardan TTK m. 553 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ...'in 06.03.2015-11.02.2016 tarihleri arasında meydana gelen zararlardan TTK m. 553 uyarınca sorumlu tutulabileceği, ....'ın 06.03.2015-11.02.2016 tarihleri arasında meydana gelen zararlardan TTK m. 553 uyarınca sorumlu tutulabileceği, Davalılardan sadece ... ve ...'in cevap dilekçesi sunarak zamanaşımı defini ileri sürdüğü, zamanaşımı defini ileri sürmeyen davalılar hakkında zamanaşımı nedeniyle davanın reddedilmesinin mümkün olmadığı, Huzurdaki davada davacı bizatihi şirketin kendisi (...... Eğitim) olduğundan, sorumluluğa konu fiilin sonradan öğrenildiği iddiasını ileri sürmesinin mümkün olmadığı, bu sebeple iki yıllık zamanaşımı süresinin, 11.02.2016 tarihli kayyım atanması kararı dikkate alınarak hesap edilmesi gerektiği, bu durumda 24.12.2020 tarihinde ikame olunan huzurdaki davanın iki yıllık süre içerisinde açılmadığı dikkate alındığında, iki yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği sonucuna varmak gerektiği, ancak sorumluluğa konu fiil aynı zamanda bir suç teşkil ediyorsa bu halde ayrıca değerlendirme yapmak gerektiği, davalı yönetim kurulu üyeleri hakkında açılmış bulunan ceza davalarının bekletici mesele yapılmasının faydalı olacağı," sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize 13/06/2023 tarihinde sunulan ek raporda: "Tarafların kök rapora vaki itirazları tek tek cevaplanmış olup, aşağıdaki madde haricinde kök raporda varılan kanaatimizi değiştirecek yönde yeni bir bilgi ve belge sunulmadığından, kök rapordaki görüşlerimizin aynen korunduğu, Bağlı ortaklık .... hisselerinin devir tarihinde (yani 16.02.2016 ve 17.02.2016 tarihlerinde) ise Davalılar'ın YK üyesi sıfatının sona erdiği, dolayısıyla söz konusu devirler ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, bu nedenle kök rapordaki “Bağlı ortaklık ..... hisselerinin şüpheli devri nedeniyle davacı şirketin malvarlığının azalması yönetim kurulu üyelerinin TTK m. 369 hükmündeki özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden sorumluluk şartlarının oluştuğu, söz konusu işlemden kaynaklı davacı şirketin zararının 4.491,03 TL hesaplandığı...” görüşümüzden dönüldüğü, Hukuki Yönden; -Kök rapora itiraz ve beyanlar karşısında, Davacı Şirket'e kayyım atandığı tarihin zararın öğrenildiği tarih olarak kabul edilemeyeceği, Zararın ancak inceleme raporları ile öğrenilebileceği kanaatine varılmış olup bu konuda kök raporumuzda vardığımız görüşümüzü değiştirmiş bulunduğumuzu, -Dosyada mevcut “Mali İnceleme Raporu”nun 7 ila 9. sayfalarında yer alan kararlardan özellikle 06.03.2015 tarihli YK kararında, 31.08.2015 tarihli YK kararında ve 31.10.2015 tarihli YK kararında ...'in imzasının bulunduğunun anlaşıldığı, -Bağlı ortaklık ....... Medikal hisselerinin devir tarihinde (yani 16.02.2016 ve 17.02.2016 tarihlerinde) ise Davalılar'ın YK üyesi sıfatının sona erdiği, dolayısıyla söz konusu devirler ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, “Kusur kavramının hafif ihmali de içine alacak şekilde yorumlanması gerektiği, “Davalılar hakkında derdest ceza davalarına konu edilen (cezayı gerektiren) fiiller ile huzurdaki davada meydana geldiği iddia edilen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı" sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. Bilirkişi heyeti tarafından 08/10/2024 tarihinde mahkememize sunulan ek raporda: "Davacı Şirket'e kayyım atandığı tarihin zararın öğrenildiği tarih olarak kabul edilemeyeceği, zararın ancak inceleme raporları ile öğrenilebileceği, “Dosyada mevcut “Mali İnceleme Raporu”nun 7 ila 9. sayfalarında yer alan kararlardan özellikle 06.03.2015 tarihli YK kararında, 31.08.2015 tarihli YK kararında ve 31.10.2015 tarihli YK kararında ...'in imzasının bulunduğunun anlaşıldığı, -Bağlı ortaklık ....... Medikal hisselerinin devir tarihinde (yani 16.02.2016 ve 17.02.2016 tarihlerinde) ise Davalılar'ın YK üyesi sıfatının sona erdiği, dolayısıyla söz konusu devirler ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, “Kusur kavramının hafif ihmali de içine alacak şekilde yorumlanması gerektiği, “Davalılar hakkında derdest ceza davalarına konu edilen (cezayı gerektiren) fiiller ile huzurdaki davada meydana geldiği iddia edilen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı hususu Heyetimizin uzmanlık alanı dışında olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava ; 6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesi uyarınca, davacı şirketin zararının TTK md.369, md.549, md.553, md.555 ve ilgili hükümler ile TBK hükümleri uyarınca davalılardan tazmini ve tahsili istemli belirsiz alacak davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalıların davacı şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların gerçek olup olmadığı, zarar var ise miktarının tespiti ile davalıların bu zarardan sorumlu olup olmadıkları, neticeten davacı şirketin tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığından kaynaklandığına, tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Müdürlerin hukuki sorumluluğu esas itibariyle TTK’nun 553 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde organa özgü sorumluluğu, müdürlerin, yöneticilerin, tasfiye memurlarının sorumluluğu yanında, kurucuların sorumluluğunu da içerecek şekilde hüküm altına almıştır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda çokça tartışılan doğrudan zarar ve dolaylı zarar kavramlarına 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer verilmemiştir. Ancak yeni Kanunda da şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara uğradıkları zararlar için dava açma hakkı tanınmıştır. Bu kişiler, uğradıkları doğrudan zararların tazmini için kusurlu yönetim kurulu üyelerine yönelebilirler. Ayrıca şirketin uğradığı zararlardan yansıma yoluyla zarar gören yani dolaylı zarara uğrayan pay sahibi ve alacaklılar da belli koşullarda sorumluluk davası açabilirler (TTK 553, 556). Doğrudan ve dolaylı zararlar, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davasında pay sahipleri ve alacaklılar bakımından önemli kavramlardır. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin, pay sahibinin veya alacaklının alanında doğrudan yol açtığı zararlara doğrudan zarar denir. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu davranışlarının şirketin malvarlığına zarar verdiği ve bu zararın pay sahiplerini veya alacaklıları etkilediği zararlara da dolaylı zarar denir. Somut olayda öncelikle, söz konusu talebin davacıların doğrudan mı yoksa dolaylı zararını mı oluşturduğu hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Doğrudan ve dolaylı zarar ayrımı anonim şirketler hukukunda sorumluluk çerçevesinde, ortağın veya alacaklının doğrudan kendi malvarlığında mı, yoksa şirketin zararı dolayısıyla “yansıma” (Reflexschaden) bir zarara mı maruz kaldığı sorusunu cevaplamaya yarar. Bu iki kavram yalnızca ortakların ve alacaklıların zararı halinde kullanılır, zira sorumluluk hükümleri çerçevesinde anonim şirket yalnızca doğrudan zarara uğrayabilir, ortaklar ve alacaklılar bakımından ise hem doğrudan hem de dolaylı zarar söz konusu olabilir. Doğrudan doğruya zarar, şirket ortaklarının ve alacaklıların yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucunda şirketin zararından bağımsız olarak uğradıkları zarardır. Şirketin ortakları ve alacaklıları, ortaklık zarar görmeden de bir zarara uğrayabilirler. İşte ortaklık malvarlığında herhangi bir azalma meydana gelmeden ortağın ve alacaklının malvarlığında meydana gelen azalmaya anonim şirketler hukukunda doğrudan zarar denilmekte ve bu durumda pay sahibine hükmedilecek tazminatın kendisine ödenmesi talebiyle dava açma imkanı tanınmaktadır. Alacaklıların ve ortakların doğrudan zarar görmeleri nedeniyle uğradıkları zararın tazminini talep etmeleri, genel hukuk prensibi olan sorumluluğun bir sonucudur. Doğrudan doğruya uğranılan zararlardan dolayı açılacak davalarda ortaklar ve alacaklılar tazminatın kendilerine verilmesini talep edebilirler. Birden fazla pay sahibi veya alacaklı aynı fiille zarara uğramış olsalar dahi talep edilebilecek tutar bizzat uğradıkları zarar ile sınırlıdır. Aslında ortakların ve alacaklıların doğrudan zararı anonim şirketler hukukuna özgü tipik bir sorumluluk davası olmayıp şirketin haksız fiilini teşkil eder. O nedenle bu davalarda anonim şirketlere özgü aktif ve pasif dava ehliyeti, doğrudan ve dolaylı zarar, farklılaştırılmış teselsül gibi özel düzenlemeler dışında esas itibarıyla haksız fiil sorumluluğuna ilişkin zarar, illiyet bağı, hukuka aykırılık ve kusura ilişkin kurallar uygulama bulur. Dolayısıyla zarar olarak nitelendirilen zarar ile kastedilen, ortakların veya alacaklıların, yönetim kurulu üyelerinin ortaklık malvarlığını kötüleştiren davranışlarından şirketin zarara uğraması neticesinde uğradıkları zarardır (yansıma zarar/Reflexschaden). Burada doğrudan zarar gören şirket olmakla birlikte, onun malvarlığında azalma meydana getiren bütün işlemler, ortaklar ve alacaklılar bakımından dolayısıyla zarar teşkil etmektedir, çünkü bu zarar nedeniyle şirketin ödeme gücünde meydana gelen azalma, alacaklıların ve ortakların taleplerinde bir kayba yol açmaktadır. Dolaylı zararın talebi halinde ise davanın şirkete yöneltilmesi mümkün değildir. Zira bu durumda asıl zarara uğrayan şirketin kendisidir. Ortak ile alacaklı, şirketin zararının giderilmesi talebiyle bu davayı açmaktadır. Sorumluluğun doğması bakımından ilk şart , zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamadır. Zararın varlığı sabit ise, TTK m. 553 hükmüne göre, kusurun varlığını aramak gerekecektir. Ancak bahsi geçen tüm koşulların sağlanması halinde, TTK m. 555 uyarınca, dolaylı zarar niteliğindeki tazminatın şirkete verilmesine hükmedilmesi söz konusu olacaktır. Gerek yöneticinin sorumluluğu gerekse haksız fiil sorumluluğunda zarar, kusur, hukuka aykırılık ve illiyet bağı koşullarının gerçekleşmesi gerekmekte olup olup söz konusu davada Limited şirket müdürlerinin sorumluluğuna ilişkin davalarda zararın varlığı ve miktarı hususundaki ispat yükü, zarar gördüğünü iddia eden davacıların üzerindedir (Akdağ Güney, Sorumluluk, s. 56). Hükme esas alınan son bilirkişi heyeti raporu tespitleri neticesinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Özen ve bağlılık yükümlülüğü” başlıklı 369/1.maddesinde; “Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Madde gerekçesinde ise; “…Tedbirli yönetici ölçüsü, yönetim kurulu üyesinin kurumsal yönetim ilkelerine uygun olarak “işadamı kararı” (business judgement rule) verilebileceğini kabul eder ve riskin bundan doğduğu hallerde üyenin sorumlu tutulmaması esasına dayanır. Bu kapsamda tedbirli yönetici ölçüsü, yönetim kurulu üyesinin “iş adamı kararı” (business judgement rule) verebileceğini kabul eder ve riskin bunlardan doğduğu hallerde üyenin sorumlu tutulmaması esasına dayanır. Dolayısıyla emredici kanun hükümlerine aykırı olmayan, anonim şirketin işletme konusu dışında bulunmayan şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralına göre gözeten, kişisel ve yabancı menfaatleri ön plana almayan fakat yanlış olan kararlar sorumluluk doğurmaz (Prof.Dr.İur. Fatih BİLGİLİ – Doç. Dr. Ertan DEMİRKAPI, Şirketler Hukuku Dersleri, Adana 2020, s.281-282 ; Prof.Dr. Rıza AYHAN – Prof.Dr. Hayrettin ÇAĞLAR – Prof.Dr. Mehmet ÖZDAMAR, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, s.481 vd) Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu hakkında zamanaşımı itirazları bakımından; TTK m. 560 hükmünde düzenlenmiştir. Buna göre “Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” Buna karşın sorumluluk doğuran fiil aynı zamanda bir suç teşkil ediyorsa, ceza kanunlarında fiile ilişkin olarak öngörülen zamanaşımı süresinin tazminat davasına da uygulanacağı ifade edilmiştir. Dava zamanaşımı süreleri TCK m. 66 hükmünde düzenlenmiş olup, kanun hükmünde bir suça ilişkin ilgili hükümde verilecek cezanın süresine bağlı olarak dava zamanaşımı süreleri benimsenmiştir. Örneğin huzurdaki davada davalı yönetim kurulu üyelerinin “bağış” adı altında bazı derneklere, vakıflara vs. para aktarmış olmaları “silahlı terör örgütü kurma veya yönetme”, ”anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu”nun unsurlarını taşıyorsa, bu suçlara ilişkin dava zamanaşımı süresi sorumluluk davasında da uygulanacaktır. TCK m. 66/1-a,b,c,d ve e bentlerinde öngörülen en düşük dava zamanaşımı süresi sekiz yıl olup, dava konusu fiillerin suç teşkil ettiği sonucuna varılması halinde, uygulanacak zamanaşımı süresi en az sekiz yıl olacak ve böylece dava konusu alacak bakımından zamanaşımı süresinin geçmediği anlaşıldığından davalıların zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir. Dosya içeriğindeki kayıtlardan, davalıların görev tarihleri tespit edilerek sorumlu olup olmadıkları tespit edilmiştir. Yukarıda anılan gerekçeler ile bilirkişi raporu, ceza dosyası ve tüm dosya kapsamı ele alındığında; Uyuşmazlık davalıların davacı şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların gerçek olup olmadığı, zarar var ise miktarının tespiti ile davalıların bu zarardan sorumlu olup olmadıkları, neticeten davacı şirketin tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığından kaynaklandığına, tespit edilmiştir. Davalıların şirketin hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olduğu, bir kısım davalıların, ...... Holding A.Ş. ve iştiraklerinin müsaadesinin talep edildiği, sanıkların silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesinde .... E. ile kayıtlı davada sanık olarak yargılanmalarının devam ettiği, Davalıların FETÖ/PDY ceza soruşturmasının devam ettiği dönemde ve özellikle kayyım atanmasına yakın tarihlerde şirket malvarlığının tasfiyesine başladıklarının yapılmış devir işlemleri ile sabit olduğu, görülmektedir. Somut uyuşmazlıkta Bağlı ortaklık ....... Medikal’den yapılmayan tahsilatlar nedeniyle davacı şirketin mal varlığının azalması yönetim kurulu üyelerinin TTK m. 369 hükmündeki özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden sorumluluk şartlarının oluştuğu, söz konusu işlemden kaynaklı davacı şirketin zararının 9.946.329,00 TL hesaplandığı, -Bağlı ortaklık ....... Medikal hisselerinin devir tarihinde (yani 16.02.2016 ve 17.02.2016 tarihlerinde) ise Davalılar'ın YK üyesi sıfatının sona erdiği, dolayısıyla söz konusu devirler ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, Dosya içeriğindeki kayıtlardan, davalıların görev tarihleri tespit edilerek sorumlu olup olmadıkları tespit edilmiştir. Mahkememizce İstanbul .... Ağır Ceza Mahkemesinin dosyası beklenilmiş ise de İlgili ceza dosyasında, bazı gerçek kişiler (ifadesi alınmış ve hüküm kurmaya CMK kapsamında uygun olan) ile müsaderesi talep edilen şirketler tarafından karar verilmiştir. ... E. dosyasında yakalama kararı olan, firari ve yurt dışında bulunan kişiler hakkında tefrik kararı alınmıştır. Gelinen aşamada toplanan deliller ve rapor içeriği dikkate alınarak makul yargılama süresi gözetilerek bekletici mesele yapılması yönündeki ara karardan rücu edilerek yargılamaya devam edilmiştir. Dava konusu somut olayda; Davacı tarafından, davacı şirketin yönetim kurulu üyesi olan davalıların 01.01.2013-11.02.2016 tarihleri arasında davacı ...... Eğitim Öğretim İşletme ve Sağlık Hizmetleri A.Ş.’ni zarara uğrattıkları iddiası ile şimdilik 500.000,00 TL’nin kusur oranlarına göre zarar tarihinden itibaren faizi ile tahsili talepli olarak huzurdaki tazminat davasının açıldığı anlaşılmıştır. Davacılar zarar iddialarına dayanak olarak; ...... Holding A.Ş. Denetim Koordinatörlüğü tarafından yaptırılan denetim sonucunda alınan 05.08.2020 tarihli raporu dayanak almıştır. Somut olayda .... ’den satın alındığı tespit edilmiştir. Alınan .... hisselerinin, davacı şirketin “110 Hisse Senetleri” hesabında aktifinde kayıtlı olduğu görülmüştür. Davacı şirketin .... hisseleri alımında mali açıdan bir uygunsuzluk tespit edilmemiş ise de, ... ’nın mevcut durumda tasfiyeye girmiş olması nedeni ile davacı şirketin 3.835.400,00 TL zarara uğradığını söylemek mümkündür. Öte yandan her ne kadar anonim şirketi temsile yetkili olanların, üçüncü kişilerle, işletme konusu dışında yaptığı işlemler de anonim şirketi bağlamakta ise de (TTK m. 371/2)2, TTK m. 371/1 uyarınca, temsile yetkili olanlar ancak şirketin amacına ve işletme konusuna giren işleri ve hukuki işlemleri şirket adına yapabilir. Huzurdaki davada davacı şirketin işletme konusu göz önüne alındığında, söz konusu hisse alımının davacı şirketin işletme konusu dışında olduğundan hareketle, şirketi temsile yetkili olanların TTK m. 369’daki özen borcunu ihlal ettikleri kanaatine varılmıştır. Bu sebeple sorumluluk şartlarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. Davacı şirkete ait gayrimenkul satışı neticesinde 100.000,00 TL tapu harcı ödendiği, 5.000.000,00 TL’ye satılan Gayrimenkulün satış bedelinden 3.336.449,00 TL’si (%75’lik kısmı) Taşınmaz Satış Kazancı İstisnası olarak kurumlar vergisi matrahından düşüldüğü, dolayısıyla tapu harcının ödenen kısmının %75’lik kısmının Kanunen Kabul Edilmeyen Giderlere alınması gerekirken, davacı şirketin 100.000,00 TL’nin tamamını gider olarak gösterdiği, bu nedenle Vergi Denetim Kurulu tarafından 22.500,00 TL vergi cezası kesildiği, dolayısıyla davacı şirketin 22.500,00 TL zarara uğratıldığını, tespit etmiştir. Kanaatimizce davacı şirketin malvarlığının bu şekilde azalması yönetim kurulu üyelerinin TTK m. 369 hükmündeki özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden sorumluluk şartlarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. Taşıtların rayiç değerinin altında satıldığına ilişkin ek rapordaki tespitler; Davacı şirkete ait ... marka araç “254 Taşıtlar” hesabında 40.000,00 TL kaydi değer ile yer almaktadır. Söz konusu araç 30.09.2014 tarihinde ... nolu yevmiye maddesi ile ....’a 27.000,00 TL bedelle satılmıştır. Makina mühendisi tarafından .... plakalı ... marka aracın 30.09.2014 tarihindeki rayiç değeri 42.500,00TL olarak tespit edilmiş olup, rayiç değer ve satış bedeli karşılaştırması sonucunda 42.500,00 TL – 27.000,00 TL = 15.500,00 TL satıştan doğan zarar olarak hesaplanmıştır. Gayrimenkullerin rayiç değerinin altında satıldığına ilişkin ek rapordaki tespitler; Davacı şirket aktifinde kayıtlı olan 19/1 pafta .... ada.... parselde kayıtlı gayrimenkulün ½ hissesi 2.500.000,00 TL bedelle 07.12.2015 tarihinde .......’a, ½ hissesi ise 2.500.000,00 TL bedelle 07.12.2015 tarihinde ...’a satılmıştır. tarafından söz konusu Taşınmazın 07.12.2015 devir tarihindeki rayiç değerinin tespiti 8.760.272,00 TL olarak tespit edilmiştir. Rayiç değer ve satış bedeli karşılaştırması sonucunda 8.760.272,00 TL – 5.000.000,00 TL = 3.760.272,00 TL satıştan doğan zarar olarak hesaplanmış ve usule uygun bulunmuştur. Bağlı ortaklık .... Medikal’den yapılmayan tahsilatlar nedeniyle davacı şirketin malvarlığının azalması yönetim kurulu üyelerinin TTK m. 369 hükmündeki özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden sorumluluk şartlarının oluştuğu, söz konusu işlemden kaynaklı davacı şirketin zararının 9.946.329,00 TL hesaplandığı, Bağlı ortaklık ..... Medikal hisselerinin şüpheli devri nedeniyle davacı şirketin malvarlığının azalması yönetim kurulu üyelerinin TTK m. 369 hükmündeki özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden sorumluluk şartlarının oluştuğu, söz konusu işlemden kaynaklı davacı şirketin zararının 4.491,03 TL hesaplandığı, Davacı şirketin işletme konusu göz önüne alındığında, ... hisselerinin alımının davacı şirketin işletme konusu dışında olduğundan hareketle, şirketi temsile yetkili olanların TTK m. 369’daki özen borcunu ihlal ettikleri, mevcut durumda ...’nın tasfiyeye girdiği de dikkate alınırsa davacı şirketin 3.835.400,00 TL zarara uğradığı anlaşılmış , bir başka deyişle sorumluluk şartlarının oluştuğu her yönetim kurulunun görev yaptığı tarih dikkate alınarak Bağlı ortaklık ....... Medikal hisselerinin devir tarihinde (yani 16.02.2016 ve 17.02.2016 tarihlerinde) ise Davalılar'ın YK üyesi sıfatının sona erdiği, dolayısıyla söz konusu devirler ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı nedeniyle yukarıdaki açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile; 9.946.329,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...... Eğitim Öğretim İşletmeleri ve Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ye verilmesine, 3.835.400,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...... Eğitim Öğretim İşletmeleri ve Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ye verilmesine, 3.782.772,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan ..., ..., ..., ... ve ....'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...... Eğitim Öğretim İşletmeleri ve Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ye verilmesine, 15.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan ..., ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...... Eğitim Öğretim İşletmeleri ve Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ye verilmesine, karar verilmiş olup aşağıda şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile; - 9.946.329,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...... Eğitim Öğretim İşletmeleri ve Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ye verilmesine, - 3.835.400,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...... Eğitim Öğretim İşletmeleri ve Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ye verilmesine, -3.782.772,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan ..., ..., ..., ... ve ....'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...... Eğitim Öğretim İşletmeleri ve Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ye verilmesine, -15.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan ..., ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...... Eğitim Öğretim İşletmeleri ve Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ye verilmesine, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 1.200.889,86-TL harcın (davalı ... ve ...'ın miktarın tamamından ... ve ...... Aslan 'ın yönünden 1.199.809,05-TL ile sınırlı olmak ... yönünden ise 942.458,36-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye İRAT KAYDINA, 3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin; (davalı ... ve ...'ın miktarın tamamından ... ve ...... Aslan 'ın yönünden 1.318,81-TL ile sınırlı olmak ... yönünden ise 1.035,93-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafça yapılan 61.802,59-TL yargılama giderinin (davalı ... ve ...'un miktarın tamamından ... ve ...., 'ın yönünden 61.746,96-TL ile sınırlı olmak ... yönünden ise 48.502,67-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 783.800,01-TL vekalet ücretinin (davalı ... ve ...'un miktarın tamamından ... ve .... 'ın yönünden 783.094,58-TL ile sınırlı olmak ... yönünden ise 615.126,24-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının (Bilirkişi olarak görevlendirilen ....'ün ücreti olan 5.000,00 TL ödendikten sonra) HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere huzurda bulunan taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/12/2024 Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip ... ¸e-imza