İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/662 E. 2025/350 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/662
- Karar No
- 2025/350
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/662 KARAR NO : 2025/350 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 19/09/2022 KARAR TARİHİ : 24/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin ...’ndan çeşitli müşterilere tur operatörlüğü hizmetleri sunan ...’nda kurulmuş bir şirket olduğunu, ... ve ... ülkelerinden ... binlerce müşterisinin tatil ve seyahat amaçlı taleplerini, Türkiye ve özellikle ... ve civar illerdeki tatil bölgelerine ve buralarda faaliyet gösteren otel, motel, eğlence merkezi ve turistik her türlü faaliyeti yerine getiren yerel sağlayıcılara (tedarikçilere) yönlendirdiğini, davacı şirketin tüm bu iş ve işlemleri müşterilerinin nitelikli hizmet almasını sağlamak amacıyla Türkiye’de faaliyet gösteren davalı ... vasıtasıyla gerçekleştirdiğini, davalı şirketin davacı şirkete konaklama, ulaşım ve turistik hizmet tedarikçilerinin araştırılmasını ve kontrolünü, bu tedarikçilerle görüşmelerin yapılmasını ve sözleşmelerin akdedilmesini, ödemelerin aktarılması gibi hizmetleri sağladığını, bu amaçla davacı şirket ile davalı şirket arasında ... tarihinde bir acentelik sözleşmesi imzalandığını, anılan sözleşmenin ilgili maddeleri uyarınca davalı şirketin yerel tedarikçiler ile rezervasyon işlemlerinin yapılmasını, tüm sözleşmelerin araştırılmasını, müzakere edilmesini, koordinasyonunu, sonuçlandırılmasını ve ilgili ödeme işlemlerinin davacı şirketin ... adına ve hesabına gerçekleştirilmesi için Türkiye’de bir alıcı hizmetler acentesi olarak görevlendirildiğini, sözleşme kapsamında sürdürülen olağan ticari ilişkiler çerçevesinde, ... 2021- ... 2022 döneminde, davacı şirketin, Sözleşme ve davalı şirket ile tedarikçiler (oteller) arasındaki konaklama sözleşmelerinin koşulları kapsamındaki yükümlülüğünü yerine getirmek amacıyla, 2022 Yaz Sezonu başında davacı şirketin müşterilerinin konaklama hizmetlerinin ön ödemesini sağlamak için öncelikle ... EURO tutarında depozito şeklindeki ön ödemeyi davalının banka hesabına aktardığını, bu tür depozito ödemelerinin turizm piyasasında olağan bir uygulama olduğunu, davalı şirketin ... tarihinde kendi yönetim örgütüne gönderdiği mektupta ;“... olarak ...'ye yönelik Türkiye'deki tüm faaliyetlerin, ... ve ...'ın ...'ya yönelik yaptırımları kaldığı sürece ve yeni bir bildirime kadar askıya alındığını” belirterek bu kapsamda davacı şirket ile işlem yapılmamasını ve davacı şirketin müşterilerinin yerel sağlayıcılara yönlendirilmemesini, sözleşmelerin yapılmamasını, ödemelerin ve tahsilatların yapılmamasının iletildiğini, ayrıca bu konularda işlem yapılmayacağı hususunun davalı şirket yetkililerince davacı şirketin tüm yerel sağlayıcılarına sözlü ve yazılı olarak bildirildiğini, ardından davalı şirket tarafından ... tarihli e-posta yoluyla davacı şirket yetkilisi ...'ya hitaben gönderilen mektupta özetle; davacı şirkete yönelik olarak Türkiye'deki tüm faaliyetlerin, ... ve ...'ın ...'ya yönelik yaptırımları kaldığı sürece ve yeni bir bildirime kadar askıya alındığını, bu kapsamda ... tarihli mektupla duyurulan tedbirlerle birlikte ve bunlarla sınırlı olmamak üzere, ...'nin müşterileri ve faaliyetleri için ...'a hizmet veren sağlayıcılarla yapılan tüm sözleşmelerin askıya alındığını, tamamen ...'nin Türkiye'deki faaliyetlerine tahsis edilmiş ... bordrosu kapsamındaki tüm tam zamanlı çalışanların iş sözleşmelerinin feshedildiğini, bu çalışanlar için tüm ofis kiralama sözleşmelerinin feshedildiğini, tamamen ...'nin Türkiye'deki faaliyetlerine adanmış ... bordrosu kapsamındaki herhangi bir çalışanın görevlerini yerine getirirken kullandığı ... kartlar da dahil olmak üzere tüm sistemlere ve/veya teknik araçlara erişimin kesildiğini ve ... projelerinde çalışmak üzere görevlendirilen personeline ... tarafından verilen tüm vekaletnamelerin iptal edildiğinin bildirildiğini, davalı ...’un ... tarihinden itibaren davacının yerel sağlayıcılarına (oteller vd.) gönderdiği mektuplarda “... ..., ... kuruluşlarıyla olan tüm sözleşme ilişkisini ve faaliyetlerini bir sonraki duyuruya kadar askıya almış ve bu tür faaliyetlerle ilgili tüm nakit akışlarını dondurmuştur.” şeklinde ifadelere yer verdiğini, davacı tarafından ... tarihinde davalı ... yetkililerine gönderilen mektupta özetle, ...'un davacının yerel tedarikçilerine gönderdiği mektuplar ve buna bağlı olarak ...'in tüm sözleşmelerinin askıya alınması ve tüm rezervasyonlarının iptali konusunda ortakları tarafından bilgilendirildikleri, ...'un davacının mülkiyeti ile ilgili olarak Türkiye pazarına ve Türk ve ... medyasına yanlış bilgiler gönderdiğini ve bunun da davacının itibarını zedelediğinin belirtildiğini, davacı yetkilisi tarafından davalı ...'un bağlı olduğu ... yetkilisine gönderilen ... tarihli mektupta ...'un Türkiye pazarına yanlış bilgi verdiği ve şirket sahipleri hakkındaki bu yanlış ve yanıltıcı bilgilerin Türk ve ... medyasına da iletildiğini, bu hususun sadece davacının itibarına zarar vermekle kalmayıp, ... için kar kaybı, iş kesintisi kayıpları dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere başka mali kayıplara da neden olduğunu ve olmaya devam ettiğinin belirtildiğini, bu mektuba ...’dan herhangi bir yanıtın gelmediğini, ardından davacı ... tarafından davalı ...'a Beyoğlu ... Noterliği vasıtasıyla gönderilen ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamede özetle; A) ...'un Sözleşmede belirtilen ve aksi halde Sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerine uygun hareket etmesi ve uyması gerektiğini, imzalanan Acentelik Sözleşmesi ile gerek yer ve zaman, gerek ilgili hukuki konular ve gerekse uygulanacak Türk Hukuku bakımından hiçbir ilgisi bulunmayan ... ve ... yaptırım (.../... Sayılı ... (...) Ek ...'deki ... numaralı liste girişi) rejimi gerekçe gösterilerek bu yaptırım rejimi perdesinin arkasına saklanılarak Sözleşmenin tek taraflı ve tamamen haksız bir şekilde askıya alınamayacağını, B) Muhatap ... tarafından yerel tedarikçilere, müvekkilimiz ... için ... tarafından gerçekleştirilen acentelik hizmetlerinin askıya alındığı, ön ödemeli hizmetlerin iptal edildiği ve müvekkilimiz ile ilgili nakit akışının dondurulduğunu - bildiren ihbarnameler gönderilmesinin davacının ağır zarara uğradığını ve ticari itibarının onarılamayacak şekilde zedelendiğinin bildirildiğini, davalı şirket vekili tarafından hazırlanan ve ... ... Noterliği aracılığıyla davacıya gönderilen ... tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesinde özetle ; “A) ... (...) ve ... (...) yaptırımlarına ilişkin durumun halen gelişmekte olduğunu ve birçok yasal belirsizlik içerdiğini, herhangi bir yaptırım yasasının ihlalinin ... üzerinde ciddi bir olumsuz etkiye sahip olabileceğini, B) Belirsizlik ortamında mevcut bir değerlendirme yaptıklarını, bunun değişebileceğini C) ... ve ...'nin ... ve ... ... yasaları uyarınca yaptırımlara tabi olma olasılığını dışlayamayacaklarını, ...'un Yönetim Kurulu'nun üç ... ve ... ... vatandaşından oluştuğunu ve ... ve ... yaptırım yasalarına tabi olduklarını belirttiklerini, daha sonra davacı şirket tarafından ... tarih ve ... yevmiye numarası ile Beyoğlu ... Noterliği aracılığıyla davalı şirkete gönderilen ikinci ihtarnamede özetle; “A) Davalı ...'un bir Türk şirketi olduğunu, B) ve Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre faaliyet gösterdiğini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ... uyruklu gerçek veya tüzel kişilere karşı herhangi bir yaptırım kararının bulunmadığını, bu nedenle bir Türk şirketinin Müvekkil ... şirketine ilgili ... ... Yönetmeliği'ne dayanarak Sözleşmeyi askıya almış gibi davranamayacağını, bunun ancak Türk Hükümeti'nin ilgili ... ...'nin Türkiye bakımından da uygulanabilir olduğuna dair bağlayıcı bir karar alması halinde mümkün olabileceğini, ancak Türk Hükümeti'nin böyle bir karar almadığını, C) Taraflar arasında akdedilen ve anılan Sözleşmenin 20.1 maddesinde de düzenlenen Acentelik Sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda Türk Hukukunun uygulanacağı, 20.2 maddesinde de yetkili mahkemenin Antalva Mahkemeleri oldufunun açıkça kararlaştırıldığı, Bu nedenle ve yukarıda sayılan nedenlerle, Müvekkil ile Davalı ... arasındaki Sözleşmenin fiili ve haksız feshi anlamına gelen askıya alma için haklı ve geçerli bir neden bulunmadığını, bu eylemlerin bir sonucu olarak müvekkil ...'in ağır zararlara uğradığını ve uğramaya devam ettiğini, sonuç olarak durumun Müvekkil için çekilmez hale geldiğini, E) Anılan nedenlerle Müvekkil ile muhatap ... arasında imzalanmış olan ... tarihli Acentelik Sözleşmesi'nin Türk Ticaret Kanunu'nun 121/ 1-c.2 maddesi ve Türk Borçlar Kanunu'nun 126. maddesi uyarınca haklı nedenlerle feshedildiği, ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren 15 gün içerisinde Müvekkilimiz tarafından ...'a daha önce ödenmiş olan ön ödeme/depozito bedelinin ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte iadesi, söz konusu Sözleşme'nin askıya alındığı tarihten ... tarihine kadar yürürlükte olacağı varsayımında müvekkilin elde etmesi mümkün olan kazançların avans faizi ile birlikte tazmin edilmesi” talebinde bulunduğunu, davalı şirket vekili tarafından hazırlanan ve ... Noterliği aracılığıyla davacı şirkete gönderilen ... tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamede özetle ; “A) ... tarihli ihtarnamemizde yer alan hususları kabul etmediklerini, ihtarnamemizde ileri sürdüğümüz taleplerin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı,B) ... ile ... arasında bir Acentelik Sözleşmesi olduğu konusunda haklı olduğumuzu, sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesini güvence altına almak için ...'a depozito ödendiğinin de doğru olduğu, C)... ve ... tarihli cevaplarında açıkladıkları üzere, Acentelik Sözleşmesi'nin 15.Maddesi ve özellikle 15.3 ve 15.4 hükümleri uyarınca, taraflardan birine karşı herhangi bir yaptırım makamı tarafından herhangi bir yaptırım, kısıtlama uygulanması durumunda, diğer tarafın Sözleşmeyi feshetme veya diğer yasal yollara başvurma hakkının tanındığı yönündeki iddiaya atıfta bulunarak, Acentelik Sözleşmesi'nin askıya alınabilmesini haklı gördüklerini, Sözleşme'nin 3 ve 15.4 hükümleri uyarınca taraflara Sözleşmeyi feshetme veya diğer hukuki yollara başvurabilme haklarının tanındığı, Acentelik Sözleşmesi'nin Türk hukukuna tabi olmasının ve ...'un Türkiye'de kurulmuş bir şirket olmasının bu durumu değiştirmeyeceği, D) ...'un yaptırım kurallarına uymakla yükümlü olduğu, ...'un Türkiye'de kurulmuş bir şirket olmasının ... ve ... yaptırım kurallarına uyma yükümlülüğünü etkilemeyeceği, E) Müvekkil ... tarafından ...'a aktarılan ödemelerin, yine ... talimat ve kararları ile ... hizmetleri kapsamında otel oda tahsis sözleşmelerinin ön ödemesi olarak otellere dağıtılmış olduğu, otellere ön ödeme olarak ödenen fonların, yaptırım kuralları gereği şimdilik otel hesaplarında dondurulmuş olduğu, ...'un bu tutarların otellerden iadesini talep edebileceği, ancak yaptırım kuralları gereği Müvekkile herhangi bir tutarı iade etme şansı olmadığı, ayrıca otellere ön ödemelerin müvekkil şirketin karar ve talimatı ile yapıldığı, Acentelik Sözleşmesi'ne göre ...'un hiçbir otelden tahsil edilemeyen ön ödemelerden sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla yaptırımlardan kaynaklanan yükümlülükler sona erse bile Müvekkilin herhangi bir ön ödemeyi ...'dan talep etme hakkı olmadığı,” yönünde açıklamalarda bulunduğunu, somut uyuşmazlıkta acente konumundaki davalı şirketin, davacının bilgisi ve talimatı olmaksızın acentelik sözleşmesini askıya aldığı gibi, davacının ...'dan gönderdiği müşterilerinin - konaklayacağı otellere/sağlayıcılara mektuplar göndermek suretiyle sözleşmese faaliyetlerin askıya alındığını veya sonlandırıldığını bildirdiğini, bu durumdan öncelikle davacı şirketin bilgilendirme görevi olduğu halde herhangi bir bilgilendirme yapmamış, davacının hem kendi müşterileri hem de sağlayıcılar nezdinde olağanüstü bir şekilde zor duruma soktuğunu, ayrıca, davacı tarafından kendisine ön ödeme/depozito olarak gönderilen ... EURO tutarındaki parayı da iade etmediğini, davacının bu tutarın ne kadarının Davalı acentenin elinde olduğu ve ne kadarının yerel sağlayıcılara verildiği konusunda bilgilendirilmediğini, tüm bu hususların ve ...'un mektuplarında ve cevabi ihtarnamelerinde depozito tutarlarının davacıya ait olduğunu ve davacının talimatı doğrultusunda otellere ödendiğini ikrar etmesine rağmen söz konusu depozitoları iade etmeyi reddettiği gibi, sağlayıcı otellere yazı yazarak bunların kendisine ödenmesini aksi takdirde teminat çeklerini işleme koyacağını bildirdiğini, tüm bu hususların davacı ile davalı arasındaki Sözleşme ilişkisinin devamını davacı açısından çekilmez hale getirdiğini ve Acentelik Sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle (olağanüstüfesih yoluyla) feshedildiğini, anılan tüm gerekçelerle işbu dava ile; taraflar arasındaki Acentelik Sözleşmesi'nin davacı tarafından feshinin haklı nedenlere dayandığının tespiti, (ii) müvekkil tarafından acentesi olan davalı ...'a ödenen ... EURO tutarındaki depozito bedellerinin iadesi, söz konusu depozito bedellerinin önemli bir kısmı sağlayıcı otellerde bulunduğundan (EK-I18), Oteller listesi ve depozito miktarları) ve davalının davacıya ait bu paraları otellerden talep etmesinin davacının alacağının tahsilini güç veya imkansız hale getireceği aşikar olduğundan, söz konusu depozito alacakları davalının ikrarı ve sunulan ödeme belgeleri ile kesin olarak kanıtlandığından HMK m. 389 vd. maddeleri gereğince teminatsız olarak davalının otellerden depozito bedellerini talep etmesinin tedbiren durdurulmasına ve teminat çeklerinin işleme konulmasının yasaklanmasını ve (iii) Davalının davacı ile yapmış olduğu Acentelik Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini hukuka aykırı olarak askıya almasından kaynaklanan zararların tazmininin talep edilmesi zaruri hale geldiğini beyanla davacı ... ile Davalı ... arasında akdedilen ... tarihli Acentelik Sözleşmesi'nden kaynaklı sözleşmesel yükümlülüklerini Davalının kasıtlı şekilde ve ağır kusuru ile ihlal etmesi nedeniyle davacının TTK m. 121/1-c.2 ve TBK m. 126 gereğince anılan sözleşmeyi feshinin haklı nedenlere dayalı olduğunun tespitine, davacı tarafından Davalıya ödenen ve Davalının da cevabi ihtarnamelerinde davacıya ait olduğunu ikrar ettiği ... EURO (Harca esas alınacak tutar olarak dava tarihi olan ... tarihi itibariyle EURO/TL efektif satış kuru(...) karşılığı olan ... TL) depozitonun ... tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte iadesine, feshin öncesi ve sonrasında oluşan ve hesaplanacak her türlü maddi ve manevi zararlara ilişkin sonradan uygulamaya sokacağımız talep ve dava haklarımızın saklı tutulduğu kaydıyla, tüm yargılama ve vekalet ücretlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin Türk Ticaret Kanunu (TTK) 102 ve devamı hükümlerine kurulmuş bir Acentelik sözleşmesi olduğunu, sözleşmeye aynı zamanda Türk Borçlar Kanunu (TBK) 502 ve devamı hükümleri doğrultusunda Vekalet Sözleşmesi hükümlerinin de uygulandığını, davacı şirketin iş sahibi, davalı şirket acente- vekil sıfatına haiz olduğunu, davacı şirketin ..., ... ve ... ülkelerinde paket tatil turları satışı yaptığını, davalı şirketin davacı şirketin Türkiyedeki otel oda kontenjan sözleşmelerinin yapılmasını, otel ödemelerinin yapılmasını, ... otel transferlerinin yapılmasını, rehberlik hizmetlerini, davacının istihdam etmek istediği personelin istihdamı gibi acentelik hizmetlerini sunduğunu, taraflar arasında 2017 yılında başlayan ticari ilişkinin 2022 yılında ... ... nedeniyle davacı şirketin yaptırım soruşturmasına tabi olması nedeniyle davalı müvekkil tarafından askıya alınmış ve daha sonra davacı tarafından feshedildiğini, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi dava dilekçesinde eksik ve hatalı bir şekilde açıklandığını, sözleşmenin Türk Ticaret Kanunu 102 ve devamı kapsamında imzalanmış bir acentelik sözleşmesi olup, ancak taraflar arasındaki ilişki klasik bir acente-müvekkil ilişkisi olmayıp davacının talep ve ihtiyaçlarına göre bir farklı bir çalışma sistemi oluşturulduğunu, davacı taraf Türkiyedeki işlerinin davalı müvekkil bünyesinde acente sıfatıyla sevk ve idaresi için ayrı bir departman oluşturulmasını ve bu departmanda çalışacak en üst düzeydeki yöneticiler de dahil tüm personelin davacı tarafından belirlenmesi ve resmi olarak davalı tarafından istihdam edilmesini talep ettiğini, davalının bu talebi kabul ettiğini ve Türkiye turizm sektöründe ...- ... (...) pazarı olarak adlandırılan kaynak pazarın davacı şirket adına yürütülen tüm destinasyon hizmetleri bu departman tarafından yürütüldüğünü, departman çalışanları her ne kadar davalı şirketin bordrolu çalışanları olsalar da tamamen davacı şirketin kontrol, sevk ve idaresinde ve davacı şirketin talimatlarına uygun olarak çalıştıklarını, davalı şirket ilgili departman yöneticilerine sözleşme imzalanması ve benzeri işlemleri yapabilmeleri için vekaletname ve imza yetkisi de verdiğini, nitekim taraflar arasındaki sözleşmenin askıya alınması nedeniyle ilgili departman çalışanlarının da iş akdine son verilmiş, bu çalışanların neredeyse tamamının davacı tarafın Türkiyedeki iştiraki olan ... adlı şirkette çalışmaya başladıklarını, bu durumda davalı şirketin acente olarak davacı şirketi bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediğinin söylenmesinin mümkün olmadığını, bu durum ... Sosyal Güvenlik Kurumu işveren kayıtları incelendiğinde kolayca anlaşılacağını, taraflar arasında 2017 yılından itibaren süregelen ticari ilişki, 2022 yılında .../... aylarında başlayan ... ... neticesinde davacı şirketin nihai gerçek kişi hissedarı ..., ... (...) ve ... tarafından yaptırım listesine alınması ile sekteye uğradığını, davalı şirket Türkiye kanunlarına göre kurulmuş olsa da yaptırım kurallarını göz ardı edemeyeceğini, zira ... vatandaşları ... mevzuatı gereği dünyanın neresinde olursa olsun yaptırım kurallarını uygulamakla yükümlü olduklarını, aksi halde davalı şirketin ... vatandaşı yöneticileri ve şirket hissedarı olan ... ülkelerindeki hâkim ortak hissedar şirket ... yaptırımları ihlal nedeniyle ceza alma riski bulunduğunu, 2022 yılında başlayan ... ... neticesinde davacı şirketin bünyesinde bulunduğu ... hissedarlarının ... (...) (...) ve ... ... (...) tarafından yaptırım listesine alınması sonrasında, ..., kendisi ...'a bağlı ilgili kişi olan ... ile ilişkili bir kuruluş olarak yaptırım listesine alındığını, dava konusu uyuşmazlıkta, taraflar arasındaki ... tarihli sözleşmenin 13.4 ve 13.4.4 hükmüne göre, davalının, davacının sözleşmede belirlenen borç ve yükümlülüklerine uyamaması sonucu doğrudan veya dolaylı olarak neden olacağı tüm zararları tazmin etme yükümlülüğü bulunduğunu, söz konusu şirketlerin, sözde yaptırıma tabi olmayan kişilere ait olsalar bile, karşı karşıya kalınan durum ve/veya şüphelerle, müşteri şirket, yaptırım uygulanan bir kişinin işletmeleri güvenilir (...- -onaylanmış) vekil. Ancak ... yaptırımları, fonların belirlenmiş bir kişiye veya onun yararına "dolaylı olarak" kullanılabilir olmasını da yasaklamaktadır. Müvekkil şirketin yaptırım kuralları nedeniyle davacı şirkete herhangi bir şekilde ödeme yapması veya finansal fayda sağlaması da mümkün bulunmadığını, davalı yaptırım tehdidinin ortadan kalkması ve hukuki bir engel bulunmaması halinde sözleşmeyi ayakta tutmak için gerekli iyi niyet ve çabayı göstermiş ve sözleşmeyi sona erdirme hakkı olduğu halde askıya almayı tercih ettiğini, ancak davacı şirketin Beyoğlu ... Noterliği, ... tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeyi haksız ve hukuka aykırı şekilde feshettiğini, davalının en başından iyi niyet ve dürüstlük kurallarına uygun bir şekilde hareket ederek davacıya gerekli bilgilendirmeleri şeffaflık içerisinde yaptığını, davacı şirketin davalıdan dava tarihi itibarı ile talep edebileceği bir alacağı bulunmadığını, zira davacı tarafından davalı hesabına ödenen avans ödemelerinin tamamı davacı talimatıyla ve davacı hesabına, davacının operasyon maliyetlerine, borçlarına mahsuben veya otel odası tahsis kontenjan sözleşmeleri kapsamında yapılan ön ödemeler olarak otellere ödendiğini, açıklanan nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddini ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve kanuni vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Taraflara usulüne uygun meşruhatlı davetiyeler tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmıştır. Davacı vekilinin ... tarihli dilekçesi ile; davadan kısmi feragat ettiği, toplam feragat ettiği tutarın ... EURO olduğunu beyan ettiği, feragat ettiği tutarlar dikkate alınarak harçlar kanunu gereğince harç iadesi talebinde bulunduğu görülmüştür. Beyoğlu ...Noterliğine müzekkere yazılarak, ... tarih ... yevmiye, ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile tebliğ tarihlerini gösterir mazbata fotokopileri celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. ...Noterliği'ne müzekkere yazılarak, ... tarih ve ... yevmiye ve ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarname/cevabi ihtarnameler ile tebliğ tarihlerini gösterir mazbata fotokopileri celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Dışişleri Bakanlığına ve Adalet Bakanlığı Uluslararası Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünü müzekkere yazılarak, ... nedeniyle ... şirketlerine ortakları ..., ... vatandaşı olan Türk Şirketler tarafından ticari hayatta ambargo uygulanıp uygulanmadığı, ... ve ... tarafından ...’ya uygulanan yaptırımların yönetici ortakları ..., ... Vatandaşı olan ancak Türk Kanunlarına tabi şirketler yönünden Türkiye’de uygulanıp uygulanmadığı, uygulanmasının zorunluluk teşkil edip etmediği, Türk Makamları tarafından bu yönde alınmış bir kararın bulunup bulunmadığı, ..., ... tarafından davacı şirket yöneticisi olan ... ... tarafından yaptırım listesine alınıp alınmadığı, adı geçenin söz konusu yaptırım listesinde olmasının Türkiye’de ki ticari ilişkilerde sözleşmenin askıya alınmasını gerektirip gerektirmediği, Dışişleri Bakanlığı’na adı geçen şirket yöneticisine ilişkin ... ve ... tarafından bildirimde bulunup bulunulmadığına ilişkin cevabi yazılar dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce yargılama sırasında; ... tarihli oturum ... nolu ara karar gereği dava dosyasının re’sen seçilecek bir borçlar mevzuatında uzman nitelikli hesap bilirkişisi, bir devletler özel hukukunda uzman nitelikli hesap bilirkişisi, bir uluslararası ticarette uzman bilirkişi ile bir turizm bilirkişisine dosyanın tevdi edilerek taraflar arasındaki ... tarihli acentalık sözleşmesi, acentalık ilişkisi, ... sebebi ile ... ve ... tarafından ...’ya uygulanan yaptırımlar ve bu yaptırımların ülkemizde kurulmuş yabancı ortaklı şirketler yönünden hükümlerinin geçerli olup olmadığı hususları irdelenmek suretiyle davalının taraflar arasındaki acentalık sözleşmesi hükümlerini askıya almakta haklı olup olmadığı, haklı ise sözleşme gereği davacı tarafça ödenen bedelin iadesinin talep edilip edilmeyeceği, sözleşmenin haksız sebeple davalı tarafça askıya alındığı gerekçesi ile davacının sözleşmeyi haklı sebeple feshi talebi yönünden mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor tanzimi için İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış, bilirkişi heyeti tarafından sunulan ... tarihli raporda özetle; "...A -Sayın Mahkemece ...'ya uygulanan yaptırımların geçici imkansızlık teşkil etmediği sonucuna varılacak olursa sözleşmenin davalının kusurlu davranışı nedeniyle davacı tarafından haklı bir nedenle feshedildiğinin kabulünün gerekeceği, B - Sayın Mahkemece ...'ya uygulanan yaptırımların geçici imkansızlık teşkil ettiği ve fakat davacının bunun katlanmasının beklenmeyeceği sonucuna varılacak olursa yine sözleşmenin davacı tarafından taraflardan birinin kusuru olmaksızın haklı bir nedenle feshedildiğinin kabulünün gerekeceği, C - Sözleşmenin feshi sonrasında davacının, kendisini temsilen üçüncü kişilere ödenmek üzere davalıya göndermiş olduğu paranın iadesini davalıdan talep edemeyeceği, bu alacak hakkının davacının malvarlığının aktifinde olduğu ve davacı tarafından şartları mevcutsa üçüncü kişilere karşı ileri sürülebileceği, D - Davalı tarafından tabloda belirtilen avans ödemelerinin davacıya iadesine ilişkin dosya kapsamına herhangi bir bilgi veya belge ibrazında bulunulmadığından sayın mahkemece davacının haklı görülmesi halinde talep edebileceği tutar (... Euro - ...) ... Euro olarak hesaplandığı, dava tarihi itibariyle TL karşılığının ... TL olabileceği, E- ...'ya olan yaptırımların, genel anlamda maddi unsurlar yönünden “Ticaret Politikası Önlemleri" ne yönelik yaptırımlar olduğu, iş bu yaptırımların davacı ... şirketinin faaliyetlerinin durdurulmasına veya bu şirket tarafından Ülkemize yapılacak ihracat veya başkaca hizmet faaliyetlerinin askıya alınması, durdurulmasına veya Ülkemizce alınmış herhangi bir “Ticaret Politikası Önlemleri” alındığına ilişkin karar veya yayımlanmış somut bir veri/belgeye rastlanılmadığı, bu halde; dış ticaret işlemlerine yönelik olarak, kambiyo ve mali prosesler ile, rapor içeriğinde yapılan tespitler blok halde değerlendirildiğinde, mali incelemelerde tespit edilen (... Euro-... Euro-) ... Euro'yu davacının talep edebileceği kanaatine ulaşıldığı," sonuç ve kanaatine varılmıştır. Mahkememizin ... tarihli ... nolu ara karar gereği dosyaya bilirkişi heyetine dahil edilmek üzere re'sen seçilecek bir mali müşavir bilirkişi eklenerek, İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen ... tarihli raporda özetle; "...Sonuç ve istemle; Bilirkişi heyeti tarafından yapılmasını talep ettiğimiz ek inceleme ve tespitler şöyledir: ...Somut olayda davalı taraf davacının temsilcisidir ve davacı adına davacıyı temsilen işlemler yapmıştır. Dolayısıyla, söz konusu ödemeler ödeme yapılan üçüncü kişilerin malvarlığında sebepsiz zenginleşme teşkil ediyorsa bu iade talebi sadece üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir. Yoksa bu talebin temsilci konumundaki davalıya yöneltilmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmektedir. Yapılan bu değerlendirme aynen geçerli olup kök raporun yazımı sırasında bu değerlendirmeyi değiştirmeyi gerektirecek hususa rastlanmamıştır. V. SONUÇ Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; kök rapordaki değerlendirmelerin aynı şekilde geçerli olduğu," sonuç ve kanaatine varılmıştır. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE; Dava, acentalık sözleşmesine dayalı alacak davası olduğu görülmüştür. Davacı tarafça taraflar arasında düzenlenen ... tarihli acentalık sözleşmesi kapsamında davalı şirkete ödenen depozitonun davalı şirketin sözleşmeyi askıya alması sebebi ile iade edilmemesi üzerine sözleşmenin haklı sebeple fesh edildiği ve buna bağlı olarak verilen depozitonun iadesinin talep edildiği görülmüştür. Davalı tarafça ise sözleşmenin feshinin haklı olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin askıya alındığı hususunun davacı tarafa beyan edildiği, ödenen tutarın iadesi talebinin haklı olmadığının iddia edildiği görülmüştür. Mahkememizce incelenmesi gereken hususun davalının taraflar arasındaki ... tarihindeki acentalık kapsamındaki sözleşmenin ... tarihinde ...’nin ...’ya yönelik yaptırımları nedeniyle davacı şirketin faaliyetlerinin askıya alınmasının haklı olup olmadığı, buna bağlı olarak davacı tarafın ödenen depozito tutarının iadesini istemekte haklı olup olmadığı, davacının ise ... tarihinde sözleşmeyi fesih ihtarnamesinde haklı olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay HGK nun 25/06/2025 tarih 2024/ 11-113 Esas 2025/389 Karar sayılı Emsal içtihadında "...Dava şartları, HMK'nın 114. Maddesinin1 1. fıkrasında sıralanmış ve 2. fıkra özel kanunlarda dava şartı olarak öngörülmüş koşulların kararlaştırılmış olabileceğine işaret edilmiştir. Anılan 114/1. maddenin (d) bedinde "Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması" bir dava şartı olarak öngörülmüştür. Söz konusu maddede geçen taraf ehliyeti kavramı, bir davada, davacı veya davalı olarak bulunabilme yeteneğini ifade eder ve bu durum HMK'nın 50. maddesine göre “Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir.” şeklinde açıklanmıştır. Taraf ehliyeti, medeni hukuktaki hak ehliyeti ile özdeştir. Bu nedenle, hak ehliyetine sahip her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme ehliyetine sahiptir (Baki Kuru, Ramazan Arslan, Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2009, s. 238 vd.). Bu hâlde, bir davada taraf olarak yer alabilecek kimseler, medeni hukukun çizdiği prensipler dâhilinde ya gerçek kişi ya da tüzel kişi olmalıdır (Mustafa Reşit Belgesay, Dava Teorisi, İstanbul, 1943, s. 78). Taraf ehliyeti, tarafların taraf olabilme yeteneğinin tetkik ve tespiti ile davanın esası hakkında inceleme yapılıp yapılamayacağını belirler. Taraf ehliyeti eksikliği durumunda, davanın esasına girilmeyecek ve dava usulî bir kararla sonlanacaktır. Bu yönden taraf ehliyeti, yargılamanın başında dikkate alınması gereken bir dava şartıdır. Yine dava şartları arasında sayılan dava ehliyeti ise; tarafın bir davayı ister kendisi, isterse bir vekil ile yürütüp geçerli taraf usul işlemleri yapabilme ehliyetidir (İsmail Hakkı Karafakih, Hukuk Muhakemeleri Usulü Esasları, Ankara,1952, s. 117) ve bu kavram HMK'nın 51. maddesinde yer alan “Dava ehliyeti, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir.” hükmüyle açıklanmıştır. Bir kimsenin taraf ehliyetinin bulunması, tarafı bulunduğu davayı yürütebilmesi için tek başına yeterli değildir. Taraf ehliyetiyle beraber dava ehliyetine de sahip olması gerekmektedir. Davanın açılmasıyla başlayan usul hukuku ilişkisinin yürütülebilmesi için, dava ehliyetinin bulunması şarttır. Dava ehliyeti, medeni hukuktaki fiil ehliyetinin (medenî hakları kullanma ehliyeti) yargılama hukukundaki karşılığıdır. Buna göre, ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlanmamış gerçek kişiler ile tüzel kişiliğe sahip ve organları teşekkül etmiş mal veya kişi topluluklarının dava ehliyeti vardır. Ayırt etme gücü olan küçük ile kısıtlının kural olarak dava ehliyetleri yoktur. Ancak bu kişiler, kişilik haklarıyla ilgili davalarda dava ehliyetine sahiptirler. Tam ehliyetsizlerin ise dava ehliyetleri bulunmamaktadır. Dava ehliyeti de tıpkı taraf ehliyeti gibi bir dava şartı olmakla birlikte davacının veya davalının dava ehliyetinin olmadığı esasa girilmeden, dava şartları incelenirken anlaşılırsa dava hemen reddedilmez; davanın kanunî temsilciye bildirilmesi ve kanunî temsilcinin davaya icazet vermesi için süre verilir. Süre sonunda kanunî temsilci, dava ehliyeti olmayan taraf adına yargılamaya katılmazsa dava, dava ehliyeti eksikliğinden reddedilir (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, İstanbul,2000, s. 299; Kuru, s. 1098). 10. Uygulamada sıklıkla taraf ehliyeti ve dava ehliyeti kavramlarının taraf sıfatı ile karıştırıldığı, kavramların birbiri yerine kullanıldığı görülmekte ise de, husumet olarak da anılan sıfat tümüyle farklı bir kavramdır. Sıfat, davanın tarafı ile dava konusu arasında hak ilişkisine dayalı bağdır. Gerek davacı gerekse davalı sıfatı tamamen maddi hukuka göre belirlendiğinden sıfat konusu usul hukuku sorunu değildir ve bu sebepledir ki sıfat yokluğundan verilecek bir karar yine işin esasına yönelik bir karardır. Sıfat dava şartı olmayıp itirazdır. Dava şartlarının amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır (Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, İstanbul, 2016, s. 190). Mahkemece, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır; taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler (HMK md. 115/1). Dava şartı noksanlığının tespit edilmesi hâlinde davanın usulden reddine karar verilir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için ilgili tarafa kesin süre verilecek olup bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilecektir (md. 115/2). Yabancı yatırımcıların Türkiye'deki faaliyet ve işlemlerine uygulanacak muameleleri düzenleyen 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu'nun 3. maddesinin (h) bendine göre yabancı ülke kanunlarına göre kurulmuş şirketler Türkiye'de ticarî faaliyette bulunmamak kaydıyla ve Müsteşarlık izniyle ülkemizde irtibat bürosu açabilirler. Bu irtibat bürolarının kuruluşu ve işleyişi hakkındaki ayrıntılar ise Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Yönetmeliğinin 6 ilâ 8. maddelerinde hükme bağlanmıştır. Yabancı yatırımcının bir banka olması hâlinde, yabancı bankanın ülkemizde açılan temsilciliklerinin faaliyet esasları ise 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 6 ve 93. maddeleri ile 01.11.2006 tarihli, 2633 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bankaların İzne Tabi İşlemleri ile Dolaylı Pay Sahipliğine İlişkin Yönetmelik ve yine 01.04.2008 tarihli, 26834 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türkiye'de Açılan Temsilciliklerin Faaliyetlerine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ hükümleri ile düzenlenmiştir. Anılan Yönetmeliğin 3. maddesinin 1-(l) bendinde "Temsilcilik"; yurt dışında kurulu bankaların bir temsilci tarafından sevk ve idare olunan Türkiye'deki irtibat bürosu olarak tanımlanmıştır. Yönetmeliğin 10/1. maddesinde ise Türkiye'de temsilcilik açılmasının Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun iznine tâbi olduğu ve temsilciliklerin mevduat veya katılım fonu kabul edemeyeceği, kredi kullandıramayacağı, 5411 sayılı Kanun'un 4. maddesinde düzenlenen faaliyetlerde bulunamayacağı ve bunlara aracılık edemeyeceği düzenlenmiştir. Konuyla ilgili yukarıda bahsedilen Tebliğ'in 4. maddesinde ise temsilciliklerin faaliyetlerinin kapsamına ilişkin ayrıntılara yer verilmiştir. Tüm bu düzenlemeler günümüz ticari hayatında yabancı şirketlerin de ülkemizde faaliyet göstermesi gerçeğinin ve bu temasın zorunlu olarak belli bazı kurallara bağlanması ihtiyacının sonuçlarıdır. Aynı ihtiyacın etkileri gerek mülga gerekse yürürlükte olan TTK'nın acenteliğe ilişkin hükümleri içerisinde de görülmektedir.. Kanun koyucu belli bazı hâllerde acenteliğe ilişkin hükümlerin, acentelik kavramına girmese dâhi benzer kabul ettiği bazı faaliyetlere de uygulanacağını öngörmüştür. Acentelik TTK'nın yedinci kısmında 102 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup bu hükümlerin uygulama alanını belirleyen ve yukarıda bahsi geçen 103. madde şu şekildedir: "(1) Özel kanunlardaki hükümler saklı olmak üzere, bu Kısım hükümleri şunlar hakkında da uygulanır: a) Sözleşmeleri yerli veya yabancı bir tacir hesabına ve kendi adına yapmaya sürekli olarak yetkili bulunanlar. b) Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı tacirler ad ve hesabına ülke içinde işlemlerde bulunanlar." Maddenin (b) bendine göre Türkiye'de merkez ya da şube açmamakla beraber hukuki muameleler içerisine giren yabancı tacirler adına ve hesabına ülkemizde işlemlerde bulunan kişiler de acentelik hükümlerine tâbi olacaktır. Bu hüküm mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda da aynen mevcut olup (m.117) yabancı işletmelerin yetkisiz kişiler marifetiyle muamele yapıp sorumluluktan kurtulma saiklerine karşı getirilmiştir. Buna göre yabancı tacir ile Türkiye'de faaliyet gösteren kişi arasındaki ilişki ne olursa olsun TTK bu kişiyi acente statüsünde kabul etmektedir (Reha Poroy, Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 1987, s. 165). Anılan hüküm nedeniyle acente statüsünde kabul edilenler 115. maddede düzenlenen yetkileri kullanabilirler. Buna göre; ''(1) Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. (2)Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. (3) Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz." Bu düzenlemenin mehaz kanunlarda bulunmayan 2. fıkrası; acentenin müvekkiline izafeten dava açması/acenteye müvekkiline izafeten dava açılmasına açıkça imkân sağlamakta olup milletlerarası usul hukuku açısından özellikle yerleşim yerleri Türkiye dışında bulunan yabancı asıla ulaşmadaki birtakım zorlukların aşılması, Türk vatandaşları olan müşterilerin usulî bazı haklarının korunması, tebligat gibi işlemlerin daha hızlı ve en az maliyetle yürütülmesi amacıyla getirilmiştir. Söz konusu düzenleme elbette yalnızca 102/1. maddede tanımlanan acenteler için değil, 103. maddede öngörülen koşulların varlığı hâlinde acente niteliği taşımayan bazı kişiler bakımından da uygulanacaktır..." şeklinde belirtilmiştir. 6098 sayılı TBK 40. Maddesi: "Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar. ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur. Diğer durumlarda alacağın devri veya borcun üstlenilmesine ilişkin hükümler uygulanır." hükmünü amirdir. Dava konusu somut olayda davacının yabancı tacir olduğu, Türkiye'deki faaliyetleri yönünden taraflar arasındaki ... tarihli acentelik sözleşmesi kapsamında davalı şirket aracılığıyla yürüttüğü, davalı şirket tarafından 2022 yılında ... ve ... ... nedeniyle davacı şirketin faaliyetlerinin ... ve ... ... tarafından ...'ya uygulanan ambargolar kapsamında askıya alındığının davacı şirket ile 3. Kişilere bildirildiği, davacı şirketin 2022 yılı yaz dönemine ilişkin yaptığı ödemelerin bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşmesinin fesih edildiği görülmüştür. Davacı tarafından dava dışı 3. Kişi otellere yapılan avans ödemelerinin davalı aracılığıyla yapıldığı gerekçesi ile bu ödemelerin sözleşmenin haklı sebeple feshi sebeple davalıdan iadesi talep edilmiştir. Yukarıda belirtilen emsal içtihat ve kanun maddesi kapsamında yapılan değerlendirmelerde, yetkili temsilci niteliğindeki davalı tarafından davacı adına yapılan hukuki işlemlerin sonuçlarının doğrudan doğruya temsil olanı bağlayacak bu kapsamda davacı tarafından avans niteliğinde gönderilen ödemelerin iadesi talebinin de davacının sorumluluğunda olduğu, yapılan ödemelerin ancak davacı tarafından 3. Kişilere karşı yöneltilebilecek davalar ile istenebileceği, bu kapsamda davalıya husumet yöneltilmesinin usule uygun olmadığı görülmekle, dava şartlarının yargılamanın her aşamasında re'sen mahkemece değerlendirileceğine ilişkin hüküm de dikkate alınarak açılan davanın pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harcın peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile fazla alınan ... TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya İADESİNE, 3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 4-Yapılan yargılama masraflarının davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ...- TL'nin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 6-Davacı tarafça yatırılan gider avansının harcanmayan kısmının karar kesinleştikten sonra davacı tarafa istek aranmaksızın İADESİNE, Dair; davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/06/2025 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır