İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/261 E. 2019/532 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/261
- Karar No
- 2019/532
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/261 Esas KARAR NO : 2019/532 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 27/04/2018 KARAR TARİHİ : 13/09/2019 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının ..., ... ve alt işvereni ... nin verdiği işlerde vinç ve kepçesi ile uzunca bir süre çalıştığını, bu çalışmaları sürerken yaptığı bir kısım işlerin ücretlerini aldığını ancak son yaptığı ve teslim ettiği bir kısım işlerin ücreti olan ... TL alacağını alamadığını, oyalandığını, ücretinin ödenmediğini, telefonlarına cevap verilmediğini, bu nedenle davacının ... ve ... den olan hak edişlerinden alacağı karşılayacak miktarı üzerinde ihtiyati tedbir konulmasına ve ... TL alacağın dava dilekçesinde gösterdiği tarihlerden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı her hangi bir cevap dilekçesi vermemiş ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, alacak talebinden ibarettir. 6.Yargılama aşamalarında mahkememizce ticari defterlerin incelenmesi amacıyla ara karar kurmuştur. 7.Genel kurallar olarak, önemle söylemek gerekir ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4) (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi., 2016/4087 Esas, 2017/261 Karar) 8.Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; Yargılamada davacı taraf ticari defterlerini sunmuştur ve ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının ticaret siciline kayıtlı olmadığı, ...'ın vergi dairesinde faal mükellef olduğu, vinç ve benzeri inşaat ekipmanlarının operatörü ile birlikte kiralanması faaliyeti ile iştigal ettiği, işletme hesabına göre defter tuttuğu, yıllık alım toplamının ... TL, yıllık satış toplamının ... TL, gayri safi iş hasılatının ... TL olduğu, davacının 2017 yılı işletme defterinin açılış tasdikinin süresi içinde yaptırıldığı, işletme defterinin kapanış tasdiki zorunluluğunun olmadığı, davacının işletme defterinde davalı adına düzenlenen ve işletme defterinin gelir kısmında kayıtlı olan faturaların raporda dökümü yapıldığı üzere ... TL olduğu, davacının, davalıya ... ve ... tarihli iki adet faturayı konu etmiş olduğu, bu iki fatura içeriğinin teslim edildiğine dair irsaliyelerin dava dosyasında olmamasından ötürü vinç çalışma bedele açıklamalı bu işlemlerin yapılıp yapılmadığının tespitinin yapılamadığı, davacının işletme defteri tutmasından ötürü, işletme defterinden varsa davalının yapmış olduğu ödemelerin tespitinin mümkün olmadığı, davacının alacağından bahsedilebilmesi için davalının ticari defterlerinin incelenmesi gerektiği, davacının davaya konu iki adet hizmeti davalıya verdiğini faturalara ait irsaliyelerle kanıtlaması gerektiği, bu tespitlerden sonra davacının alacağının tespit edilebileceği belirtilmiştir. 9.Davalının ticari defterleri için talimat yazılmıştır ancak davalı ticari defterlerini sunmamıştır, bu yönüyle bilirkişi raporu mahkememize ulaşmıştır. 10.Mahkememizce davacının itirazları/beyanlarının değerlendirilmesi amacıyla bilirkişiden ek rapor aldırılmıştır. 11. ... tarihli ek raporda özetle; davacının dava tarihi itibariyle esnaf olduğu, davalı yanın ticari defter ve belgelerinin incelenmesi için talimat yazılmasına rağmen defter ve belgelerin ibraz edilmediği, bu nedenle tespit yapılamamış olsa da davalının davacıya ait icra takibine konu ettiği faturaları alımı olarak vergi dairesine bildirmiş olmasından ve ödeme yaptığına dair her hangi bir evrak da sunmamış olmasından ötürü davacının ... TL lik ... ve ... tarihli faturalar yönünden alacaklı olduğu belirtilmiştir. 12.Mahkemelerin görevi dava şartıdır. Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı ve yokluğu gerekli olan hallere ise dava şartları denir (KURU/Baki// ARSLAN/Ramazan// YILMAZ/Ejder., Medeni Usul Hukuku (Ders Kitabı), Ankara 2005, s. 303)Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 188. maddesinde, "Hakimin re'sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar" deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2005/9-546 E.N , 2005/611 K.N., 26/10/2005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 115'e göre; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. 13.Görev kuralları kamu düzenindendir ve re'sen dikkate alınır, dava şartıdır. Bu nedenle mahkememizin görevli olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. 14.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-1097 esas, 2019/458 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. 15.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. 16.Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. 17.Somut olaya dönüldüğünde; davacı yaptığı hizmetin karşılığı (iş görme edimi vardır) olduğunu iddia ettiği bedeli talep etmektedir. 18.Taraflar arasındaki ilişki mutlak ticari davayı göstermemektedir. Davacı makinesi ile birlikte yaptığı işin bedelini talep etmektedir. Bilirkişi raporunda ve dosya arasında mevcutz Gelir İdaresi Başkanlığının ... yazısında belirtildiği üzere; davacı vergi dairesinde vinç ve benzeri diğer inşaat ekipmanlarının operatörü ile birlikte kiralanması faaliyetinde mükelleftir. Buradaki kiralama hususu kabule göre hukuki anlamda değil, idari anlamdadır. Kira iddiası dava dilekçesinde olmamakla birlikte, Türk Borçlar Kanunu m. 299 gereği; Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Dava dilekçesinde ve dosya kapsamında davacının aracıyla birlikte kendisinin çalışma bedelinin karşılığını istemektedir. İş görme, kiranın konusu olamaz. Bir şey kiracıya kullanmak üzere bırakılmamıştır. Davacı bir anonim şirket olmadığından dosyada finansal kiralama olmadığı da sabittir. (6361 sayılı kanun m. 5/1-a) 19.Yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin bir dava da söz konusu değildir. 20.Davayı, nispi ticari dava yönünden incelemek gerekmektedir. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Davalı "Anonim Şirket" tir. Anonim şirket bir ticaret şirketidir (TTK m. 124) ve ticaret şirketleri "tacir" dir (TTK m. 16). 21.Davacının sıfatının incelenmesi gerekmektedir. Mahkememizce aldırılan ek raporda bu husus irdelenmiştir. 22.Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir (TTK m. 11) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.(TTK m. 12). TTK’nin Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 10 uncu maddesine göre, TTK’nin 11 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Cumhurbaşkanı kararı (Bakanlar Kurulu kararı) çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemeler uygulanır. 23.Resmi Gazetenin 21.7.2007 tarih ve 26589 sayısında yayınlanan Bakanlar Kurulu’nun 2007/12362 Karar sayılı Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin 18.6.2007tarihinde alınan kararının “Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımı” başlıklı 1 inci maddesi aynen; “ .. (1) 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğinikazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkârlar odalarına kaydedilmeleri, Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması, b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri,….”şeklindedir. Ayrıca, 5362 sayılı kanuna göre; Esnaf ve sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri ifade eder. 24.Ek bilirkişi raporunda belirtildiği üzere; davacının işi gereği işletme hesabına göre defter tutuğu, yıllık alım toplamının ... TL, yıllık satış toplamının ... TL, gayri safi iş hasılatının ... TL olduğu, davacının yaptığı işin niteliğinin ... web sitesindeki bilgilere göre iş hasılatının 5 katı ile yıllık satış tutarlarının toplamının dava tarihi itibariyle ... TL yi aşanların birinci sınıf tüccar sayılacağı ve bilanço esasına göre defter tutacağı belirtildiğinden, davacının hem de işletme defteri tutmuş olmasından ötürü dava tarihi itibariyle esnaf olduğu belirtilmiştir. 25.Mahkememiz bilirkişi raporunu hukuka uygun ve denetime elverişli bulmuştur. Davacı dava tarihi itibariyle tacir değildir ve dava her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili değildir. Taraflar arasındaki dava nispi ticari dava değildir. 26.Yukarıda uyuşmazlığın kira ilişkisi olmadığına yönelik açıklamalar yapılmıştır. Bu nedenle Sulh Hukuk mahkemesi uyuşmazlıkta görevli değildir.(Yuk. 18 no'lu paragraf) 27.Uyuşmazlık kabule göre, iş mahkemesi görevine de girmemektedir. İş mahkemesi, iş hukuku uyuşmazlıklarından kaynaklanan alacak, tazminat, tespit vb. iş davalarına bakmakla görevli hukuk mahkemesidir (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu). İş mahkemesi, özel mahkeme niteliğinde olan bir ilk derece mahkemesidir. İşçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına iş mahkemesi bakmakla görevlidir. Dava dilekçesi ve dosyadan, taraflar arasında iş ilişkisi olduğuna yönelik bir durum anlaşılmamaktadır. Dava dilekçesinde özetle, şirketlerin davacıya verdiği işlerin ücretlerinin ödenmediği belirtilse de işin bağımlı bir iş olmadığı dosyanın bütün olarak incelenmesinde anlaşılmaktadır. Zira, hizmet ilişkisi ile çalışan birinin işverene fatura kesmesi söz konusu olmaz ki dosyada fatura kesildiği belirtilmektedir. Davacı hizmet ilişkisi dışında bağımsız olarak yaptığı bir işin (iddia) bedelinin ödenmediğini talep ederek dava açmıştır. Davacının, davalının işçisi (bağımlılık unsuru iş/hizmet sözleşmesinin ayırt edici özelliğidir) olduğuna yönelik bir bilgi/belge ve iddia yoktur. Bu nedenle uyuşmazlıkta iş mahkemesi de görevli değildir. 28.Yukarıdaki tüm açıklamalar ışığında, uyuşmazlık konusu alacakla ilgili olarak, genel görevli mahkeme "Asliye Hukuk Mahkemesi" nin görevli olduğu anlaşılmakla, davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. 29.Son olarak, belirtmek gerekir ki; HMK m. 331/2 gereği, Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder. HMK m. 20 gereği; Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. HÜKÜM: Nedenleri gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın, mahkememiz görevsiz olması nedeniyle, USULDEN REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde dosyanın görevli ANTALYA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair; davacı vekili, ...'nin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/09/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır Başkan ... ¸e-imzalıdır