İlk Derece Mahkemesi · Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/602 E. 2024/516 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/602
Karar No
2024/516
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/602 KARAR NO : 2024/516 BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... - ... ... VEKİLLERİ : Av. ... - ... Av. ... - ... DAVA : Tazminat/Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan DAVA TARİHİ : 27/09/2022 KARAR TARİHİ : 19/09/2024 KARAR Y.TARİHİ : 02/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... Şirketi'nin ... paya karşılık gelen hissesine sahip ortağı ve şirketin müdürler kurulu başkanı olduğunu, davalı tarafın ise şirketin ... paya karşılık gelen hissesine sahip ortağı ve diğer şirket müdürü olduğunu, davacı ile davalının ...E. Sayılı dosyası üzerinden boşanmasına karar verildiğini, davalının şirketin içini boşaltmaya yönelik işlemlere başladığını, bunun üzerine müvekkili tarafından, davalının müdürlükten azli için ... E. Sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, yine davalı tarafından, davalının ablası adına, şirketin yıllardır kullanmakta olduğu ve tescilli markasının ayırt edici unsuru olan " ...” kelimeleriyle aynı unvana sahip ... Şirketi unvanlı bir şirket kurulduğunu, bunun üzerine ... E, sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, davalı tarafından kendi hesaplarına para aktarımı yapıldığını, davalı ... ... tarafından 25.07.2020 tarihinde yapılmış şüpheli işlemler tespit edildiğini, 25.07.2020 tarih ve 02:08 saatinde ... adlı kişiye 3.500,00TL EFT yapıldığını, yapılan işlemin bankaların çalışma saatleri dışında yapıldığından işlem masrafi normal işlem masrafından yüksek çıktığını ve şirketin zarara uğratıldığını, bununla birlikte 25.07.2020 tarih ve 02:19 saatinde 9.000,00 GBP tutarında döviz satışı yapıldığını, işlemin yapıldığı saat itibariyle piyasalar kapalı olduğu ve gece saatlerinde döviz piyasalarında en düşük değerler alındığı için Şirketin kasten zarara uğratıldığını, 25.07.2020 tarih ve 02:28 saatinde ... adlı kişiye 75.000,00 TL tutarında EFT yapıldığını, yine işlem masrafının yüksek olduğunu, ... adli şahsın şirket ile herhangi bir alacak-borç yahut sözleşme ilişkisi olmadığının tespit edildiğini, yapılan ödemenin fatura karşılığı olmadığının mali müşavirden öğrenildiğini, bu para aktarımlarının, ... E, sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda sebepsiz para aktarımı olarak değerlendirildiğini, davalı şirket müdürünün, kendi adına kayıtlı olan gayrimenkulleri boşanma davasının açılmasından kısa bir süre sonra muvazaalı olarak üçüncü kişilere sattığını beyanla, davalı tarafça, şirketin içini boşaltmak gayesi ile danışıklı olarak düşük bedellerle satılan ... Nolu Bağımsız Bölüm'de kain taşınmaz ile ... Nolu Bağımsız bölümde kain taşınmazın karar tarihine en yakın tarihte hesaplanacak olan gerçek satış bedellerinin ve bu satışlar nedeniyle doğan diğer zararların, 49.000TL-belirsiz alacak olarak ve satış tarihinden hesaplanacak olan ticari faizi ve faiz ile karşılanamayan munzam zarar ile birlikte davalıdan tahsil edilerek ... Şirketi'ne ödenmesine; yine davalı tarafça, şirketin içini boşaltmak için 03.09.2022 tarihinde ... Şirketi'ne sebepsiz yere aktarılan 78.490TL'nin gönderilme tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte ve bu para gönderiminin şirkette meydana getirdiği diğer zararlarla tahsil edilerek, diğer zararlandırıcı davranışlarda hesaba katılarak ... Şirketi'ne ödenmesine; 03.09.2022 tarihinde ... Şirketi'ne sebepsiz yere aktarılan 78.490TL'nin gönderilmesi nedeniyle şirket nezdinde meydana gelen munzam zararın, 1.000TL- belirsiz alacak olarak ticari faizi ile davalıdan tahsil edilerek ... Şirketi'ne ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; 49.000,00 TL olarak belirlenen dava değerini 1.108.033,80 TL'ye yükselttiklerini beyan etmiştir. II-SAVUNMALAR 3. Davalı vekili cevap dilekçesinde; üm müşteriler ile bağlantı kuran ve sipariş alıp hazırlanmasını sağlayan ve bu konuda tecrübe ve bilgi birikimine sahip olan sadece müvekkili olduğunu, davacının sadece müvekkilinin eşi olması ve müvekkili tarafından şirket işlerinin ilerletilmesi ve şirketin para kazanmaya başlaması ile müvekkiline yapılan baskılar sonucu ortak olduğunu, şirkete hiç bir katkısı olmadığını, davacının şirketin kredi kartını şirket işleri dışında kendi şahsi harcamaları için kullandığını, müvekkilinin tüm yaptığı işlemlerin yapılan işler ile ilgili olduğunu, davacı tarafından gerçek olmayan alış ve hizmet faturaları alınarak gerçek olmayan ödemeler yapıldığını, kendi şahsi hesaplarına nakit para transferleri yapıldığını, kısıtlama kararı verilmesi gerekmesi halinde davacının tüm yetki ve haklarının kısıtlanması ve kaldırılması gerektiğini, ...'ya ürün geliştirme ve numune çalışması için kendisi ile yapılmış olan anlaşmaya binaen EFT yapıldığını, ...'nın yurtdışına pencere, kapı, cam eşya, ahşap ürünler ve benzeri alanlarda üretim faaliyetlerini yapan ve düzenli olarak yurt dışı ihracatları olan bir firma olduğunu, müvekkilinin sürekli yurt dışında müşteriler ile bağlantı sağladığını, bu nedenle müvekkilinin buralardaki masraflarını karşılaması, konaklama giderlerini karşılaması için bütçe gerektiğini ve bu bütçede doğal olarak şirket hesabından karşılandığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 4. Tarafların üzerinde anlaştıkları herhangi bir vakıa bulunmamaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 5. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı ... Nat. Ahşap Ürü. İml. İth. ve İhr. San. Tic. Ltd. Şti. şirket yöneticisi olan davalının, davacı yanca ileri sürülen vakıalar nedeni ile şirkete karşı kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal edip etmediği, ihlal ettiğinin belirlenmesi halinde kusurlu olup olmadığı ile buradan varılacak neticeye göre şirketin bir zarara uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 6. Ticaret Sicil kayıtlarının incelenmesinde; tarafların ortağı bulunduğu dava dışı ... ... Şirketi'nin 27.10.2016 tarihinde tescil edildiği, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 31.10.2016 tarih ve 9187 sayılı nüshasının 587. Sayfasında ilan edilmiş olduğu, şirket kurucularının davacı ... ile davalı ... ... olduğu, pay durumlarının; ... ...'ın hisse adedinin ..., hisse tutarının 5.100,00 TL; ...'ın hisse adedinin 196, hisse tutarının 4.900,00 TL olduğu, 11.11.2019 tarihli ve ... tarihli Ortaklar Kurulu Kararına şirketin temsilinin, ... ... tarafından, anılan karardan sonra ise ... ... ve ... tarafından münferid imzaları ile yapıldığı, ... tarihli Ortaklar Kurulu Kararı ile ...'ın aynı zamanda Müdürler Kurulu Başkanı olarak görevlendirildiği anlaşılmıştır. 7. ... ... Şirketi'nin ticari defterlerinin incelenmesinde; davaya konu şirketin incelenen 2020, 2021, 2022 yılına ait ticari defterlerinin HMK ve 6102 sayılı TTK”nın 64. maddesinin 3. fıkrası, 66. maddesinin 2. fikrası gereği usulüne uygun açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, dava konu şirketin ticari defterlerinde ortaklar cari hesabının iki ayrı hesapta takip edildiği, dava dışı ... ... Şirketinin banka hesaplarında, ... Şirketine 03.09.2020 tarihinde; bir sözleşme, mal ve hizmet alımına dayanmayan 78.490,00.-TL tutarında ödemenin yapıldığı, 03.09.2020 tarihinden beri 78.490,00.-TL'nin ... Şirketinin 78.490,00.- TL tasarrufunda kaldığı; dava dışı ... ... Şirketinin, ... A.Ş. İnternet Bankacılığı hesabından, Davalı ... ...'a 127.141,50.-TL “İş Avansı” açıklamasıyla ödemenin yapıldığı, yapılan bu ödemenin hangi iş ve işlemlerine ait oluğuna ilişkin bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında mevcut olmadığı, dava dışı şirketin ticari defterlerinde 02.09.2020 tarihinden beri Davalı ... ...'nın 127.141,50.-TL tutarında borç bakiyesinin kayıtlı olduğu, dava dışı şirketin ticari defter kayıtları ve ... tapu kayıtlarına göre; dava dışı şirkete ait ... no.lu Bağımsız bölümün Davalı ... ... tarafından; 17.09.2020 tarihinde KDV dahil 158.000,00.-TL tutarında ... adlı kişiye, ... no.lu Bağımsız bölümün ise 17.09.2020 tarihinde 152.000,00.-TL tutarında ... adlı kişiye satışının yapıldığı, dava dışı ... ... Şirketinin 31.12.2022 tarihli ticari defterlerinde ...'un 158.000,00.-TL, ... 'ün ise 152.000,00.-TL borç bakiyesinin kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. 8. Davacı yanın davalı şirket yöneticisinin sorumluluğuna yönelik olarak dayandığı vakıalarla ilgili olarak ... Nolu Bağımsız Bölüm ve ... Nolu bağımsız bölümün satışının (satım tarihindeki) rayiç değere uygun olup olmadığı, rayiç değerlere uygun değil ise aradaki farkın ne tutarda olduğuna ilişkin yapılan incelemede; ... Nolu Bağımsız Bölümün güncel piyasa değerinin 1.650.000 TL olduğu, taşınmazın ... adlı kişiye devir tarihi olan 17.09.2020 tarihindeki değerinin 294.917,66 TL olarak hesap edildiği, buna göre; resmi senet ve tapu kayıtlarında gözüken satış bedeli 158.000 TL olmasından hareketle, taşınmazın gerçekçi piyasa değeri ile tapudaki satış bedellerinin uyumsuz olduğu, buna göre aradaki farkın (294.917,66 TL - 158.000 TL) =136.917,66 TL şeklinde olduğu; ...Nolu Bağımsız Bölümün güncel piyasa değerinin 1.250.000 TL olduğu, taşınmazın ... adlı kişiye devir tarihi olan 17.09.2020 tarihindeki değerinin 223.422,47 TL olarak hesap edildiği, buna göre; resmi senet ve tapu kayıtlarında gözüken satış bedeli 152.000 TL olmasından hareketle, taşınmazın gerçekçi piyasa değeri ile tapudaki satış bedellerinin uyumsuz olduğu, buna göre aradaki farkın (223.422,47 TL - 152.000 TL)=- 71.422,47 TL şeklinde olduğu görülmüştür. 9. Davaya konu şirketin döviz hesaplarının incelenmesinde; 25.07.2020 tarih, Saat 02:19:25 de ... aracılığı ile 9.000 GBP satılarak(9000 x 8,5093686) 76.584,32 TL, TL mevduat hesabına aktarıldığı, bu işlemde banka tarafından 8,5093686 TL değişim kuru uygulandığı, bu işlemin 25.07.2020 tarihinde, yurt içi para piyasalarının kapalı olduğu saatte gerçekleştirildiği; 24.07.2020 Cuma günü .... Döviz Satış Kuru ... olarak ilan edildiği, bu kurun 25, 26 ve 27 Temmuz 2020 günlerini kapsadığı, bu İşlemin bekletilerek 27.07.2020 tarihinde gerçekleştirilmiş olması durumunda işlemin karşılığı ... kuruna göre (9000*8,7384-)78.645,60 TL olarak hesaplanacağı, ... kurları dikkate alınarak yapılan hesaplamada (76584,32-78645,60-) 2.061,28 TL daha düşük bedelle döviz çevriminin yapıldığı, şirketin 2.061,28 TL kambiyo zararına uğradığı, dava konusu olayda, Cuma'yı Cumartesi'ye bağlayan gece yarısından sonra saat 02:19:25 da döviz bozma işlemi gerçekleştirildiği ve döviz karşılığı TL hesaplarına geçen 76.584,32 TL'nin 75.000 TL'si, döviz bozma işleminden yaklaşık 9 dakika sonra, saat 02:28:11'de, dava dışı ...'ya avans olarak havale edildiği anlaşılmıştır. 10. Dava dosyasına sunulan 47.598 TL tutarındaki 24 adet faturanın incelenmesinde; 2020 yılına ait 6.532,96 TL tutarında 4 adet faturadan 6.182,51 TL tutarındaki 3 adetinin ... firmasına ait olup, Ticari Mallar hesabına kayıt edildiği, 350,46 TL tutarındaki ... faturasının kayıtlı olmadığı, kalan 41.065,04 TL tutarındaki 20 adet faturanın 2019 yılına ait olduğu, 2019 yılına ait faturaların 29.065,04 TL tutarındaki 18 adetinin, 10.10.2019 ve öncesine ait olduğu, 12.000 TL tutarındaki 2 adet faturanın ise 11.11.2019-31.12.2019 dönemine ait olduğu, ...Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanunu gereği ortakların şahsi harcamalarının gider olarak kabul edilmediği, yapılan harcamaların ortaklara borç olarak kaydedilmesi ya da şirket tarafından gider kaydı yapılan harcamaların ortaklar adına fatura düzenlenerek bedelinin tahsil edilmesi gerektiği, söz konusu harcamaların davacının annesi adına yapıldığına veya yapılacağına dair herhangi belge ya da ortaklar kurulu kararı, yapılan harcamalara ilişkin davacının annesi adına ya da bizzat davacı adına düzenlenmiş bir fatura, şirket tarafından bu bedellerin ödenmesine dair herhangi bir ihtarname/talep yazısı dava dosyasında görülmediği; dava konusu faturaların tamamının davanın açılış tarihinden önceki döneme ait olduğu, 29.065,04 TL tutarındaki 18 adetinin davalının tek müdür olarak yetkili olduğu döneme ait olduğu, usulsüz harcama olduğu iddia edilen faturaların, şirket ticari defterlerine gider olarak kayıt edildiği, bu harcamalara ilişkin olarak şirket tarafından bir fatura düzenlenmediği ve bedelinin davacıdan talep edilmediği, harcamaların yapıldığı amaç ile ilgili olarak somut bir delilin sunulmadığı anlaşılmıştır. 11. Mahkememizce, yatırım araçlarından oluşacak sepete taşınmaz tutarları ile davacının talep etmiş olduğu ... Şirketine transfer edilen tutara yönelik devir tarihinde yatırılması halinde dava tarihine kadar ulaşabileceği miktarın belirlenmesi ve taşınmazların devir tarihinden dava tarihine kadar işleyecek avans faizinin hesaplanması için yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde; ...Nolu Bağımsız Bölümün devir tarihi olan 17/09/2020 tarihindeki değerinin 294.917,66 TL olarak tespit edildiği, tespit edilen tutarın, dava tarihinde sepet metodu ile yapılan ortalama değerinin ise 630.987,21 TL olabileceği, devir tarihinden dava tarihine kadar işlemiş avans faizinin 104.162,49 TL olarak hesaplandığı; ... Nolu Bağımsız Bölümün devir tarihi olan 17/09/2020 tarihindeki değerinin 223.422,47 TL olarak tespit edildiği, tespit edilen tutarın, dava tarihinde sepet metodu ile yapılan ortalama değerinin ise 477.046,59 TL olabileceği, devir tarihinden dava tarihine kadar işlemiş avans faizinin 78.910,98 TL olarak hesaplandığı; ... Şirketi'ne transfer edilen 78.490,00 TL tutarın, dava tarihinde sepet metodu ile yapılan ortalama değerinin ise 169.123,02 TL olabileceği bildirilmiştir. 12. Mahkememizce nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiden alınan raporun sonuç kısmında özetle; ...Nolu Bağımsız Bölümde bulunan ve güncel değeri 1.650.000 TL şeklinde takdir edilen taşınmazın resmi senet ve tapu kayıtlarında gözüken satış bedeli: 158.000 TL olmasından hareketle, taşınmazın gerçekçi piyasa değeri ile tapudaki satış bedellerinin arasında 136.917,66 TL uyumsuzluk olduğu; ... Nolu Bağımsız Bölümde bulunan ve güncel piyasa değeri 1.250.000 TL şeklinde takdir edilen taşınmazın resmi senet ve tapu kayıtlarında gözüken satış bedeli 152.000,00 TL olmasından hareketle, taşınmazın gerçekçi piyasa değeri ile tapudaki satış bedellerinin arasında 71.422,47 TL uyumsuzluk olduğu; bu uyumsuzluğun ... ve ... gibi farklı fiyat endeksleri ile sağlama yapıldığında da görüldüğü; dava dışı... firmasına bir sözleşme, mal ve hizmet alımına dayanmayan 78.490,00.-TL tutarında ödemenin yapıldığı ve bu ödemenin 03.09.2020 tarihinden beri dava dışı firma tasarrufunda kaldığı, yine dava dışı ... firması tarafından Davalı ... ...'a 127.141,50.-TL “İş Avansı” açıklamasıyla ödemenin yapıldığı, yapılan bu ödemenin hangi iş ve işlemlerine ait oluğuna ilişkin bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında mevcut olmadığı ancak şirketin ticari defterlerinde 02.09.2020 tarihinden beri Davalı ... ...'ın 127.141,50.-TL tutarında borç bakiyesinin kayıtlı olduğu bildirilmiştir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 13. Dava, şirket yöneticisinin şirkete verdiği zararların tazmini istemine ilişkindir. 14. Öncelikle davacı ve davalının pay sahibi olduğu şirketin pay ve paydaş yapısının ele aldığımızda, dava dışı ... ... İma. İth. ve İhr. San. Tic. Ltd. Şti. merkezinin ... ilinde bulunduğu, 10.000,00.-TL tutarında sermayeye sahip olduğu, ortaklarının davacı ... ve davalı ... (...) olduğu ve beheri 25,00.-TL itibari değerde 400 paya ayrıldığı, 5.100,00.-TL karşılığı ... payın ...'e (...), 4.900,00.-TL karşılığı 196 payın ise ...'a ait olduğu ve 2016 yılında kuruluşta ilk 20 yıl için davalı ... (...) müdür olarak belirlendiği, 11.11.2019 tarihli Genel Kurul kararı ile şirketi ... ve ... (...) münferiden temsile yetkili olduğu anlaşılmaktadır. 15. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre davalı şirketin merkezinin ... İli olduğu ... kayıtlarından anlaşılmakla TTK m. 561 hükmü gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır. 16. Davalı yan ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı defiinde bulunmuş ise de; taşınmazların satış tarihi ve nedensiz olarak para aktarım tarihi nazara alındığında 5 yıllık zamanaşımı süresinde dava ve ıslah talebinde bulunulduğu görülmüştür. Öte yandan dava belirsiz dava olarak açılmış olup eldeki davanın da türünün tazminat olmasından ötürü belirsiz dava olarak açılabileceği ve bu durumda tüm alacak yönünden zamanaşımının kesildiğinin kabulü gerektiğinden zamanaşımı definin reddine karar vermek gerekmiştir. 17. Somut olayın değerlendirmesine geçmeden önce şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır. 18. 6102 sayılı TTK’nın 644/1-a maddesi uyarınca, limited şirket müdürlerinin sorumluluğu anonim şirketlere ilişkin kurallara tabidir. 19. 6102 sayılı TTK'nın Kurucuların, Yönetim Kurulu Üyelerinin, Yöneticilerin ve Tasfiye Memurlarının Sorumluluğu başlıklı 553. maddesi "(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…) (2) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. (2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. (3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz" hükmünü içermektedir. 20. Aynı Kanunun "Şirketin Zararı" başlıklı 555. maddesinde ise "(1) Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler. (2) Pay sahibinin açtığı davayı hukuki ve maddi sebepler haklı gösterdiği takdirde, mahkeme, dava giderleriyle avukatlık ücretini, bu giderler davalıya yükletilemediği hâllerde, davacı pay sahibiyle şirket arasında, hakkaniyete göre paylaştırır" şeklinde düzenleme yapılmıştır. 21. 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesi uyarınca, anonim şirketlerde Kanun ya da esas sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen kurucular, yöneticiler, yönetim kurulu üyeleri ve tasfiye memurları bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu tutulmuşlardır. Hükümde belirtilen sorumlulur sınırlı sayıda ifade edilmemiş olup fiili organların da düzenleme kapsamında yer aldığı kabul edilmektedir. Sorumluluğun müeyyidesi ise tazminattır ( ...). 22. Yöneticilerin sorumluluğu için yönetim kurulu üyelerinin yükümlülüklerini kanuna veya esas sözleşmeye aykırı şekilde ihlal etmesi, kusur, zarar ve illiyet bağı koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin ve tasfiye memurlarının sorumlu tutulmaları, kendilerine kanun ve ana sözleşme ile yüklenen yükümlülüklerin ihlal edilmesi halinde sözkonusu olabilecektir. Bu anlamda yükümlülüklerin sorumlu olan kişiye göre belirlenmesi gerekmektedir. Yükümlülük kavramı, yönetim kurulunun bir görevi ve yetkisi bağlamında, kanunda ve esas sözleşmede öngörülen konulardaki yapma ve yapmama zorunluluklarını ifade etmektedir ( ...). 23. TTK m. 553 hükmü uyarınca yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler, tasfiye memuru ve madde kapsamına giren diğer kişilerin sorumluluğunda kusur sorumluluğu esası kabul edilmiştir. Bu anlamda sorumluluğunun doğması açıkça kusur şartına bağlı kılınmış olup zarar veren işlem ve eylemlerin yöneticilerin kusurundan kaynaklandığının ispatı aranmaktadır. Kusurun derecesi bakımından her hangi bir sınırlandırma öngörülmemesi nedeni ile sorumlular hafif kusurlarından dahi sorumlu olacaklardır ( ...). 24. Kusurun objektif ölçüye göre belirlenmesi gerektiği ise TTK m. 369 hükmünde belirtilen yöneticinin görevini "tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmesi" gerektiği yönündeki düzenlemeden anlaşılmaktadır. Buna göre tedbirli yönetici, bir yandan kusurda ölçü rolüne sahipken; diğer yandan tedbirli yöneticinin karar ve eylemlerde göstereceği özen, nesnel davranışı ifade eder. Buradaki nesnellik ile görevi yerine getirebilmek için yetkin olma, ilgili bilgileri değerlendirebilme, uygulamayı ve gelişmeleri takip edebilme ve anonim şirket ile ilgili bilgiler çerçevesinde denetleyebilme yeteneği ve öğrenime sahip olma yeterlilikleri kastedilmiştir. Bu anlamda yönetim kurulu üyelerinin kontrolü dışındaki ve kendilerinden beklenenin ötesindeki tedbir, tedbirli yönetici kavramına dahil değildir. Nitekim TTK m.553/3 hükmüne göre, yönetim kurulu üyelerinden bir uzman bilgisine sahip olması zorunluluğu beklenmemektedir. Hükmün gerekçesinde ayrıca, bir yöneticinin kontrolü dışında kalan ve nesnel olarak beklentilerin uzağındaki davranışlardan tedbirli yöneticinin sorumlu olmayacağı belirtilerek bu açıdan TTK m. 553/3 hükmünün bu konudaki sınırı ortaya koyduğu görülmektedir ( ...). 25. Zarar doğurucu işlem ya da eylemin sorumluların kusurdan kaynaklandığının ispatı ise, TTK m. 553 hükmü uyarınca davacı yana yüklenmiştir. Davacı yanın, TTK 553 madde kapsamındaki sorumlulara kusur yüklenmesinin mümkün olduğunu ispatlaması halinde, yönetici ancak zarar doğuran işlemlerde kendisinden beklenen özen yükümünü yerine getirdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. 26. Öte yandan görev ve yetki devrinin sorumluluğa etkisi ise 553. maddenin 2. fıkrasında düzenlenmiş olup buna göre görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hali hariç, bu kişilerin işlem ve fiillerinden sorumlu tutulamazlar. 27. TTK m. 553 hükmü kapsamına giren kişilerin sorumluluklarının doğması için, yükümlülüklerini kusurlu hareketleri sonucunda ihlal etmelerinin neticesinde zararın da ortaya çıkması gerekecektir. Bu zarar olumlu olabileceği gibi olumsuz da olabilecektir Olumlu zarar, alacaklının borcun yerine getirilmesi sonucunda ortaya çıkma ihtimali olan menfaatlerinin gerçekleşmemesi sebebiyle uğranılan fiili zarardır. Olumsuz zarar ise, hüküm doğuracağına inanılan bir sözleşmenin hükümsüz olması ya da kurulamaması sebebiyle uğranılan kardan yoksunluk şeklindeki zarardır. Zararın var olduğunun ispatlanmasının yanında, zararın miktarına ilişkin hesaplamaların da yapılması gerekir. Zararı ispatlama yükümlülüğü zarar görene aittir. 28. Ortaya çıkan zarar, şirketin, pay sahiplerinin veya bir alacaklının doğrudan malvarlığında bir değer eksilmesine neden olan ya da malvarlığında meydana gelmesi beklenen değer artışının gerçekleşmemesi biçiminde ise "doğrudan zarar" olarak, anonim şirketin malvarlığında meydana gelen zararın pay sahipleri ve alacaklıları yansıma yoluyla etkilemesi şeklinde ise "dolaylı zarar" olarak ifade edilmektedir. Yani şirketin uğradığı doğrudan zarar, pay sahipleri ve anonim şirkete yansımaktadır. Doğrudan zararla pay sahibinin veya alacaklıların şirketten bağımsız olarak uğradıkları zararlar sözedilmektedir. 29. Zararın doğrudan ya da dolaylı olduğu hususunun tespit edilmesi dava açma yetkisi bakımından önem taşımaktadır. Sorumluluk davasında dava açma hakkı madde metninden de anlaşılacağı üzere, şirkete, ortaklara ve alacaklılara tanınmış olup asıl dava hakkı, ortaklığa aittir. 30. Şirketin dava açma yetkisi bakımından doğrudan ya da dolaylı zarar ayrımı yapılmasına lüzum bulunmamaktadır. Zira şirketin dava açma yetkisine sahip olduğu hallerde şirketin uğradığı zarar doğrudan zarar niteliğindedir. 31. Bununla birlikte, ortakların ve alacaklıların dava açma hakkı doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir. Yöneticinin yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışı sonucunda ortağın doğrudan zarara uğraması söz konusu ise, ortak uğradığı zararın tazmin edilerek kendisine verilmesi için yönetici aleyhine tazminat davası açabilecektir. Yöneticinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açacaktır. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Bir başka anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Bu halde açılacak davalarda, hükmolunacak tazminatın da şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir. Zira TTK'nın 555. maddesi uyarınca şirketin uğradığı zararlar zarara neden olanlardan, ortak tarafından açılacak davayla istenebilecek ise de, hükmolunacak tazminatın ancak şirkete ödenmesi istenebilir. ( ...). 32. Öte yandan şirket tarafından açılacak davalara ilişkin olarak 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TTK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1, 553/1 ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Böyle bir kararın varlığı HMK'nın 114/2. maddesi anlamında özel dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Ancak, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu gidilmemeli, bu yöndeki eksikliğin giderilmesi bakımından makul bir süre verilmelidir. 33. Buna karşın ortaklar ya da alacaklıların açacağı davada ise şirket genel kurulunda karar alınması gerekmemektedir. 34. Tarafların ortağı bulunduğu dava dışı ... ... Tic. Ltd. Şti.'nin 27.10.2016 tarihinde tescil edildiği, Ticaret Sicili Gazetesinin 31.10.2016 tarih ve 9187 sayılı nüshasının 587. sayfasında ilan edildiği, şirket kurucularının ... ve ... ... olduğu, 400 paydan oluşan pay durumlarının ... adet şeklinde olup yine 11.11.2019 tarihli ve ... tarihli Ortaklar Kurulu Kararına kadar şirketin temsilinin, ... ... tarafından, anılan karardan sonra ise ... ... ve ... tarafından münferid imzaları ile yapıldığı, ... tarihli Ortaklar Kurulu Kararı ile ...'ın aynı zamanda Müdürler Kurulu Başkanı olarak görevlendirildiği, bu anlamda hem davacı hem de davalının dava dışı şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu anlaşılmaktadır. 35. Yapılan açıklamalar neticesinde somut olay incelendiğinde, davacının davalının yönetici olduğu dönem içerisinde şirketin zarara uğramasına neden olduğunu ileri sürdüğü vakıların şirkete ait 2 adet taşınmazın satışının yapılmasında hem değerinin altına satış yapılmış olması hem de satış bedellerinin şirket hesabına aktarılmamış olması ile ortaktan mal kaçırmaya yönelik ve sebepsiz olarak ... İnş. Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne para aktarımı olduğu anlaşılmaktadır. Bunun yanında sözkonusu uğranılan zararların uygulanacak faiz ile karşılanamayacak munzam zararların da tazmininin talep edildiği anlaşılmaktadır. 36. Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde tespit edilen hususların özellikle davacı ve davalı şirket ortaklarının aynı zamanda evli olmaları ve boşanma sürecinde gerçekleşen işlemler olduğu, yine satışı yapılan taşınmazların satış bedellerinin şirket hesabına aktarılmaması ve sipariş avansı olarak kayıtlara geçirilen işlemlere ilgili olarak her hangi bir sipariş teslimi ya da bu işlemi doğrular kaydın şirket defterlerinde yer almaması ile davalının şirket hesabından almış olduğu ve iş avansı olarak kayıtlara geçen tutarların iadesinin de yapılmamış olduğu dikkate alındığında davalı şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiğinin kabulü gerektiği, şirketin zararına neden olduğu, bilirkişi tarafından tespit edilen bu zararların davalıdan tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. 37. Davalı tarafından şirkete ait 2 adet taşınmazın satışının gerçekleştirildiği ancak bu satışlardan elde edilen tutarların şirket hesabına aktarıldığına ilişkin her hangi bir kaydın bulunmadığı, şirket hesabındaki dövizlerin işlem saati dışında bozdurulması nedeni ile işlem saatindeki kura göre daha düşük bir TL tahsil edilmiş olduğu, ayrıca şirket hesabına gelen paralardan davalının para çekmiş olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. 38. Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde sunulan ve benimsenen bilirkişi kurulu raporu, getirtilip-sunulan belgeler ve toplanıp değerlendirilen tüm delillere göre; tarafların dava dışı şirketin ortağı oldukları ve davalının münferit yetkili şirket müdürü olduğu; benimsenen bilirkişi kurulu raporunda dayanak ve gerekçeleriyle ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davalı tarafından satılan iki adet taşınmazın gerçek piyasa değeri ile tapudaki satış bedellerinin uyumsuz olduğu, satışı yapılan taşınmazlara ilişkin bedellerin dava dışı ... ... Şirketi'ne aktarılmadığı; yine dava dışı ... ... Şirketinin banka hesaplarından, ... Şirketine 03.09.2020 tarihinde yapılan 78.490,00.-TL ödemenin herhangi bir sözleşmeye, mal ve hizmet alımına dayanmadığı, bu anlamda, davalı şirket yöneticisinin şirkete verdiği zararların tazmini gerektiği anlaşılmakla, ... Nolu Bağımsız Bölümün devir tarihi olan 17/09/2020 tarihindeki değeri olan 294.917,66 TL + ... Nolu Bağımsız Bölümün devir tarihi olan 17/09/2020 tarihindeki değeri 223.422,47 TL + ... Şirketi'ne transfer edilen 78.490,00 TL olmak üzere toplam 596.830,13 TL'nin 518.340,13 TL'sine devir tarihi olan 17/09/2020; 78.490,00 TL'sine transfer tarihi olan 03/09/2020 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline yönelik karar vermek gerekmiştir. 39. Davacının bir diğer talebi ise munzam zarara ilişkindir. 40. Aşkın (munzam) zarara ilişkin olarak TBK’nın 122. maddesi “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Bu hükümle uygulamada munzam zarar, kanunî tanımı ile aşkın zarar olarak adlandırılan hukukî kurum düzenleme altına alınmıştır. 41. Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir ( ...). Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. 42. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. 43. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki; TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır. 44. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur. 45. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür (...., 29.03.2022 tarih, ...). 46. Uyuşmazlık çerçevesinde üzerinde durulması önem arz eden bir diğer husus ise, aşkın (munzam) zararın ispatı olup esasen aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. 47. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır (...., 29.03.2022 tarih, ...). 48. Yapılan açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık ele alındığında, davacının munzam zarar talebinin dayanaklarının, az yukarıda munzam zarara ilişkin yapılan açıklamalar nazara alındığında zarar iddiasını somut delillerle ortaya koyamadığı gibi munzam zarar koşullarının da bulunmadığı değerlendirilmiştir. 49. Sonuç olarak açıklanan nedenlerle davacının davalılara yönelik munzam zarar talebinin reddi yönünde değerlendirme yapılmış ve aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 596.830,13.-TL tazminatın 518.340,13.-TL’lik kısmına 17.09.2020 tarihinden, 78.490,00.-TL’lik kısmına 03.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile dava dışı ... ... Tic. Ltd. Şti.’ne ödenmesine, Fazlaya dair istemlerin REDDİNE, Karar ve İlam Harcı 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 40.769,47.-TL harçtan peşin ve ıslah harcı ile alınan 20.956,78.-TL harcın düşümü ile bakiye 19.812,69.-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 3-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 216,50.-TL, bilirkişi ücreti olarak 10.000,00.-TL yapılan toplam 10.216,50.-TL yargılama giderinin red/kabul oranına göre 5.503,00.-TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, peşin harç, ıslah harcı ve vekalet harcı toplam 21.048,98.-TL yargılama harcının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 1.560,00.-TL arabuluculuk ücreti giderinin red/kabul oranına göre 719,72.-TL'sinin davacıdan,840,28.-TL’sinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca depo edilen varsa gider avansı ile delil avansından bakiye tutarların karar kesinleştiğinde HMK m. 333 ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 207 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE, Vekalet Ücreti 7-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 89.556,22.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, 8-Reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 77.568,51.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere 19/09/2024 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.19/09/2024 Başkan ... E-İmza Üye ... E-İmza Üye ... E-İmza Katip ... E-İmza NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"

Atıf: Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/602, K. 2024/516, T. 19.09.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-602-e-2024-516-k-9ebf45b25b6d