Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/26048, 29.01.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2017/26048
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

RAMAZAN ATAY BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/26048)

Karar Tarihi: 29/1/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, uyuşmazlık değerine göre kararın kesin olduğu

gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/5/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık cevabında, başvuruya ilişkin olarak görüş

bildirilmesine gerek görülmediği belirtilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, A. İnşaat Tic. İth. Ltd. Şti.ne karşı işçi ücret

alacağına dayalı olarak Nazilli1. İcra Müdürlüğü nezdinde 11.965 TL için takip

başlatmıştır.

8. Takip kapsamında borçlunun Başbakanlık Toplu Konut İdaresi

Başkanlığındaki (TOKİ) kesinleşmiş alacaklarına haciz konulması için TOKİ'ye

yazı yazılmış, TOKİ 17/4/2017 tarihli yazısında 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı

Kamu İhale Kanunu'nun 34. maddesi gereği haciz talebinin yerine

getirilmeyeceğini belirtmiştir.

9. Başvurucu, TOKİ'nin haciz talebinin reddedilmesine ilişkin

yazının nitelik olarak 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun

97. maddesindeki istihkak iddiası niteliğinde olduğu kabul edilerek iddia ile

ilgili karar verilmek üzere dosyanın icra hâkimliğine gönderilmesini talep

etmiş; İcra Müdürlüğü bu talebi 19/4/2016 tarihli kararıyla reddetmiştir.

10. Başvurucu, İcra Müdürlüğünün anılan kararına karşı Nazilli

İcra Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) şikâyet talebinde bulunmuştur. Mahkeme

24/1/2017 tarihli kararıyla talebi reddetmiştir.

11. Başvurucu, karara karşı istinaf talebinde bulunmuştur. İzmir

Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi), karar tarihi

itibarıyla uyuşmazlık konusu miktarın (2.198,55 TL) istinaf başvuru sınırının

(7.260 TL) altında kaldığı gerekçesiyle kesin hükme yönelik istinaf talebinin

reddine karar vermiştir.

12. Nihai karar 27/4/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

başvurucu 26/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

13. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun ''İstinaf yoluna başvurulabilen

kararlar'' kenar başlıklı 341. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

''(1) İlk derece

mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz

taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek

kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.

(2) Miktar veya değeri binbeşyüz Türk

Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.

(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması

durumunda binbeşyüz Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre

belirlenir.

(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması

durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü binbeşyüz Türk

Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.

(5) İlk derece mahkemelerinin diğer

kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği

belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve

işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine

başvurulabilir.

..."

14. 6100 sayılı Kanun’un 354. maddesinin ''İnceleme'' kenar başlıklı 346.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince

dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda; incelemenin başka bir dairece

yapılması gerektiği, kararın kesin olduğu, başvurunun süresi içinde

yapılmadığı, başvuru şartlarının yerine getirilmediği, başvuru sebeplerinin

veya gerekçesinin hiç gösterilmediği tespit edilen dosyalar hakkında öncelikle

gerekli karar verilir. Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeye

alınır."

15. 11/11/2016 tarihli ve 29885 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 474) ile 2017 yılı için

yeniden değerleme oranı %3,83 olarak belirlenmiş olup buna göre 2017 yılı için

icra hukuk mahkemesinde istinaf sınırı 7.260 TL'dir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 29/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu, uyuşmazlığın bedelinin istinaf sınırının üzerinde

olmasına karşın icra mahkemesi tarafından verilen ve kanun yolu açık olan bir

karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun davanın değer itibarıyla kesin olduğu

gerekçesiyle reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

18. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

19. Başvurucunun şikâyetinin özü istinaf talebinin esasının

Bölge Adliye Mahkemesince incelenmemesine yönelik olduğundan iddia, adil

yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkı

kapsamında incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı

21. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim

hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım

Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No:

2014/13156, 20/4/2017, § 34).

22. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek

anlamına gelmektedir (Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

23. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığına yönelik

uyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanun yoluna başvurma olarak

nitelendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak

arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve

özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan

en etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanma hakkı bir mahkeme kararına

karşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altına almamakla birlikte

gerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hak ve yükümlülüklere

ilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı

tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adil yargılanma hakkı kapsamındaki

güvencelerin sağlanması gerekir (Hasan İşten,

B. No: 2015/1950, 22/2/2018, § 37).

24. Başvurucunun açtığı davada uyuşmazlık konusu miktar yönünden

istinaf talebinin reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil

ettiği açıktır.

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

25. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı

olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve

ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

26. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen

koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin ihlalini

teşkil edecektir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu nedenle öncelikle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığının

incelenmesi gerekir.

27. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin ve

sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî

müdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin

en önemli unsurlarından biridir (Tahsin

Erdoğan, B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § 60).

28. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî manada bir

kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük Millet

Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun adı

altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere müdahale

edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan düzenleyici

işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına bağlıdır. TBMM

tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün bulunmaması hakka yapılan

müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali

Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).

29. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da

bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirlilik

taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun

sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:

2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç hukukta

müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların

bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş

Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44). Kanunilik

unsuru yönünden değerlendirme yapılırken derece mahkemelerince müdahaleye imkân

tanıyan kanun hükümlerinin yorumu ve bu hükümlerin olaya uygulanması bariz

takdir hatası ya da açık keyfîlik içermediği sürece bu alanda bir inceleme

yapılması bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz. Ancak derece mahkemelerinin

müdahaleye imkân tanıyan kanun hükmünü açık bir biçimde hatalı yorumladıkları

ve uyguladıklarının tespiti hâlinde müdahalenin kanunilik temelinden yoksun

olduğu sonucuna ulaşılabilir.

30. Olay tarihinde de yürürlükte olan 6100 sayılı Kanun'un 341.

maddesinde, istinaf incelemesinin yapıldığı tarihe göre 7.260 TL'nin altında

kalan uyuşmazlıklara karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir.

Buna göre bu tutarı aşan uyuşmazlıklara karşı istinaf yolunun açık olduğu

anlaşılmaktadır.

31. Başvuru formuna ekli belgeler ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi'nden (UYAP) yapılan incelemede, başvurucunun üçüncü kişiye gönderilen

haciz ihbarnamesine ilişkin olarak İcra Müdürlüğü tarafından verilen karara

karşı şikâyet yoluna başvurduğu, Mahkemenin şikâyeti reddettiği, şikâyete konu

miktarın 11.965 TL olduğu anlaşılmaktadır.

32. Somut olayda şikâyete konu miktarın 11.965 TL olduğu

görülmektedir. Bu tutarın 2004 sayılı Kanun'un 363. maddesinde belirlenen yasal

sınırın altında olmadığı açıktır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf

başvurusunu incelemeksizin reddetmesinin kanuni dayanağının bulunmadığı

sonucuna ulaşılmaktadır.

33. Yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

34. Başvurucu, işçilik alacaklarına yönelik olarak açtığı

davanın reddedilmesi sonucu bu alacaklarına kavuşamaması nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. Başvurucunun şikâyetine konu işçilik alacaklarına yönelik

davanın reddi yönünden yukarıda açıklanan gerekçeyle adil yargılanma hakkı

bağlamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden bu

aşamada mülkiyet hakkı yönünden bir değerlendirme yapılmasına gerek olmadığına

karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

37.

Başvurucu, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinin tespiti ile 11.965 TL

maddi tazminat ve 5.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

38. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir. Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

39. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

40. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı

olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı

olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda

herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar

kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek

devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine

getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58,

59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),

§§ 57-59, 66, 67).

41. İncelenen başvuruda başvurucunun istinaf talebinin miktar

yönünden reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin Bölge Adliye Mahkemesi

kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

42. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Daire tarafından yapılması

gereken iş, istinaf isteminin miktar yönünden kesin olması nedeniyle reddi

yolundaki kararını kaldırarak temyiz istemini -usule ilişkin diğer meselelerde

de bir eksiklik söz konusu değilse- esastan incelemekten ibarettir. Bu sebeple

kararın bir örneğinin dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesine

gönderilmesini sağlamak üzere Nazilli İcra Hukuk Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

43. Yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlalinin giderimi

bakımından yeterli görüldüğünden başvurucunun tazminat taleplerinin reddine

karar verilmesi gerekir.

44. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

incelenmesine GEREK BULUNMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere Nazilli İcra

Hukuk Mahkemesine (E.2016/111, K.2017/37) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

29/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Fatma Burcu NACAR YÜCE

Başvurucu

:

Ramazan ATAY

Vekili

:

Av. Nedim KOÇ

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/26048, T. 29.01.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2017-26048-basvuru-29-01-2020-42442dea0dfc