Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/3513 E. 2026/3247 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3513
- Karar No
- 2026/3247
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1894 E., 2025/2035 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/19 E., 2021/183 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacılar vekili tarafından katılma yolu ile temyiz, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davacılar murisi ...'ın 16.02.2018 günü meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/580 sayılı dosyasında davalı şirket yetkililerinin yargılanmadığını, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/69268 Esasındaki soruşturmasında müvekkil şirket yetkilileri hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, çalışanlara iş sağlığı güvenliği eğitimi verildiği, davalı müvekkil şirketin kaza olayının
meydana gelmesinde kusuru olmadığını, müteveffanın asgari ücretle çalıştığını, hükmedilecek manevi tazminat miktarının kişileri zenginleştirmemesi gerektiğini beyanla davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.06.2021 tarihli ve 2019/19 E., 2021/183 K. sayılı kararında özetle; davanın kısmen kabulü ile davacı ... eşi ...'ın 537.426,19 TL, davacı mütevefa oğlu ...'ın 70.244,12 TL, davacı ... kızı...'ın 57.032,43 TL, davacı ... kızı ...'ın 39.153,65 TL maddi zarar tazminatların 16.02.2018 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlike davalıdan tahsili ile alınıp davacılara verilmesine, davacı ... eşi ...'ın 50.000,00 TL, davacı ... oğlu ...'ın 40.000,00 TL, davacı ... kızı...'ın 40.000,00 TL, davacı ... kızı ...'ın 40.000,00 TL, davacı ... annesi...'ın 20.000,00 TL, davacı ... kardeşi ...'ın 10.000,00 TL manevi tazminatların 16.02.2018 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlike davalıdan tahsili ile alınıp davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 14.06.2021 tarihli ve 2019/19 E., 2021/183 K. sayılı kararına karşı davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 27.12.2022 tarih ve 2021/1738 E., 2022/2202 K. sayılı kararında özetle; davacıların murisi ... 'ın 16.02.2018 günü kaba inşaatı bitmek üzere olan binanın teras katına demir direkleri çıkarıp indirmek üzere kurulmuş olan seyyar asansör düzeneğine demir direkleri yüklediği esnada, bulunduğu kattan yere düşerek vefat ettiği, davacıların ölen işçinin eşi, çocukları, kardeşi ve annesi olduğu, Mahkemece 17.06.2020 tarihli kusur bilirkişi raporu dikkate alınarak karar verildiği, ... işçi ...'ın çalışmaları esnasında dikkatli ve tedbirli davranmayarak gerekli dikkat ve özeni göstermediği, emniyet kemerini takmadığı, olayda %10 oranında kusurlu kabul edilmesinin yerinde olduğu, ölümlü kaza nedeniyle davalı ... ....' nin iş mevzuatından kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği, işçilerin iş güvenliği tedbirlerine riayet ettikleri konusunda gerekli denetim ve organizasyonu sağlamadığı, ölen işçinin yüksekte çalışması esnasında emniyet kemeri ve baret kullanması gerekmesine rağmen bu yönde denetim yapmadığı anlaşılmakla olayda %70 oranında kusurlu olduğu, dava dışı davalı şirketin İzmir sorumlusu ve işveren vekili olan ...'nın da 6331 sayılı ... Mevzuatına aykırı davranışları işçinin emniyet kemeri kullanmadan ekipman ve çalışma şartları oluşturmadan düşme tehlikesine karşı tedbir almadan çalışmasına müsaade etmesi, geçici çalışma platformlarının oluşturulmaması, emniyet kemerlerinin kancalarının takılabilmesi için çatının uygun yerlerine boydan boya çelik tel veya urgandan yapılmış, yatay yaşam çalışma halatı çekilmeden çatıda işçi çalıştırması sebebiyle olayda %20 oranında kusurlu kabul edilmesinin dosya kapsamına, mevcut delil durumuna ve ... hükümlerine uygun olduğu, davacıların murisinin yaptığı işin niteliği gözetildiğinde dava dilekçesindeki talebinin tanık beyanları ve emsal ücret araştırma cevapları ile desteklendiği görüldüğünden müteveffanın aylık net 3.000 TL ücretle çalıştığı kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu, hesap bilirkişisinin 21.02.2021 tarihli ek raporunda ikinci şık olarak belirttiği müteveffanın aylık gelirinin 3.000 TL olduğu kabulü ile yaptığı maddi tazminat hesabının dosya kapsamına, delil durumuna, tarafların kusur oranlarına, Kurum tarafından karşılanan kısmın mahsubuna göre yerinde olduğu anlaşılmakla, her iki tarafın da maddi tazminat hesabına ilişkin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı, Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarlarının hakkaniyete uygun olduğu, davanın ....'ye ihbarının talep edildiği, ancak Mahkemenin bu talebi yerine getirmediğine ilişkin istinaf talebinin de kararın ortadan kaldırılmasını gerektirir bir hukuki durum olmadığından yerinde olmadığı, yargılama gideri konusunda uyap kayıtları üzerinde yapılan incelemede adli yardım talebi ile açıldığı, yargılama esnasında adli yardım tarafından 1.400,00 TL yargılama masrafının karşılandığı, ayrıca davalı tarafın yargılama esnasında 349,90 TL yargılama masrafı yaptığı, kayıtlarda davacı tarafça yapılan yargılama giderine rastlanmadığı anlaşılmakla, davacıların bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davacıların birlikte aynı vekil tarafından temsil edildikleri hususu gözetildiğinde Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2015/209 13... /302 Karar sayılı içtihatı da dikkate alındığında, kendilerini ortak tek bir vekil ile temsil ettiren davacılar yararına kabul edilen maddi ve manevi tazminat miktarlar üzerinden ayrı ayrı tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, Mahkemece maddi ve manevi tazminat miktarlarının toplamı üzerinden vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğu, davacıların bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf talebinin reddine, davacıların istinaf talebinin kabulü ile, İzmir 4. İş Mahkemesinin 2019/ 19... /183 Karar sayılı 14.06.2021 tarihli kararının HMK'nın 354/1-b-2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmek üzere ortadan kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacı ... eşi ...'ın 537.426,19 TL, davacı ... oğlu ...'ın 70.244,12 TL, davacı mütevefa kızı...'ın 57.032,43 TL, davacı ... kızı ...'ın 39.153,65 TL maddi zarar tazminatların 16.02.2018 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlike davalıdan tahsili ile alınıp davacılara verilmesine, davacı ... eşi ...'ın 50.000,00 TL, davacı ... oğlu ...'ın 40.000,00 TL, davacı ... kızı...'ın 40.000,00 TL, davacı ... kızı ...'ın 40.000,00 TL, davacı ... annesi...'ın 20.000,00 TL, davacı ... kardeşi ...'ın 10.000,00 TL manevi tazminatların 16.02.2018 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlike davalıdan tahsili ile alınıp davacılara verilmesine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 27.12.2022 tarih ve 2021/1738 E., 2022/2202 K. sayılı kararının süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz, davacılar vekili tarafından katılma yolu ile temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 04.06.2024 tarih ve 2023/8047 E- 2024/6263 K. ile "... Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; ... sigortalının, davalı ... .... nezdinde sıvacı olarak çalıştığı, olay günü olan 16.02.2018 tarihinde davalıya ait inşaatta 5. katta bulunan ihtiyaç fazlası demir boruları ve diğer demir parçalarını aşağıya inşaat asansörü ile indirmek için asansörün çelik halatına bağladığı ve aşağıya göndermek istediği esnada, 5. kattan zemine düşerek hayatını kaybettiği, ... Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olduğunun, işvereninin %100 kusurlu olduğunun belirtildiği, işbu olay nedeniyle ceza davasının görüldüğü İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/580 Esas sayılı dosyasında kazalı müteveffanın tali kusurlu bulunduğuna itibar edilerek hüküm kurulduğu, aynı olaya ilişkin ... tarafından açılan rücuen tazminat davasının ise İzmir 14. İş Mahkemesinin 2021/330 E. sayılı dosyası ile görüldüğü, davalı şirketin % 80 oranında, sigortalı ...'ın % 20 oranında kusurlu olduğu kanaatiyle hüküm kurulduğu, eldeki dosyada Mahkemece aldırılan kusur bilirkişi raporunda olayın meydana gelmesinde ... işçi ...'ın %10 oranında kusurlu, davalı ... ....' nin % 70 oranında kusurlu, dava dışı davalı şirketin İzmir sorumlusu ve işveren vekili olan ...' nın %20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece işbu rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu, böylelikle eldeki dosya ile çelişir nitelikle raporlar bulunduğu ancak bu çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporunu düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; dosyada mevcut raporlar ile rücu ve ceza dosyasındaki kusur raporları arasındaki çelişkiyi gidertmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. ." gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece aşamasında alınan kusur raporunu düzenleyen heyetten farklı A sınıfı iş güvenliği uzmanı 3 kişilik bilirkişi heyetinden aynı kazaya ilişkin rücu ve ceza dosyalarındaki kusur raporları da getirtilerek kusur oranlarının her türlü şüpheden uzak şekilde tespiti açısından bilirkişi raporu alındığı, bu kapsamda yapılan değerlendirmede; İzmir 14. İş Mahkemesinin 2021/330 Esas sayılı dosyasından alınan 18.01.2023 tarihli raporda davalı ...'ın %80, kazalı işçinin ise %20 oranında kusurlu olduğu, ceza dosyasında ceza verilen ..., ..., ... ve ...'ın kusurlarının davalı işveren kusuru içerisinde kalacağının belirtildiği, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderildiği, ceza ve rücu dosyasında alınan kusur raporlarının irdelendiği, tespit edilen mevcut kusur oranlarının olayın oluşuna uygun olduğu, taraflar arasında ücret hususunun ihtilaflı olduğu, Mahkemece bu hususta tanık dinlenip emsal ücret araştırma cevapları alındığı, davacıların murisinin yaptığı işin niteliği, yaptığı işteki tecrübesi gözetildiğinde, davacıların iddiasını destekleyen tanık beyanları ve emsal ücret araştırma cevapları kapsamında kazalı işçinin kaza tarihi itibariyle ücretinin net 3.000,00 TL olduğu kabulünün dosya kapsamına uygun olacağının değerlendirildiği, belirlenen bu kusur oranı dikkate alınarak kaza tarihi ile hesap yılı sonuna kadar işlemiş aktif dönem kazancı, işleyecek bilinmeyen iskontolu aktif dönem ile pasif dönem dikkate alınarak davacıların ayrı ayrı maddi zararlarının tespiti açısından 03.09.2025 tarihli bilirkişi raporu ile aktüerya bilirkişisinden hesap raporu alındığı, davacılar vekilinin 04.09.2025 tarihli dilekçesi ile aktüerya raporu kapsamında dava değerini 5.502.529,21 TL olarak artırdığı, belirsiz alacak davası olarak açılan davada dava değerinin artırılmasına ilişkin 1. dilekçenin bedel artırım dilekçesi, 2. dilekçenin ise ıslah dilekçesi olarak değerlendirilmesi gerektiği, tazminat miktarının yükseltilmesine ilişkin 2 dilekçe verilmesinin "bir davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurulabilir" ilkesine aykırılık teşkil etmeyeceği, davacıların yargılama esnasında talepleri doğrultusunda Dairece 30/12/2024 tarihinde ara karar ile 200.000,00 TL geçici ödeme kararı verildiği, hükmedilecek maddi tazminatın tahsilinde mükerrer ödemeye yol açılmaması açısından bu miktarın da dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle; Davanın kısmen kabul, kısmen reddine, 1-Dairemizin 30.12.2024 tarihli ara kararı ile hükmedilen 200.000,00 TL geçici ödeme yönünden mükerrer ödemeye yol açmamak kaydıyla; a)Davacı ... eşi ...'ın 4.414.523,93 TL b)Davacı ... oğlu ...'ın 447.902,88 TL c) Davacı ... kızı ...'ın 391.085,37 TL d)Davacı ... kızı ...'ın 253.017,03 TL maddi zarar tazminatlarının 16.02.2018 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlike davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 2-a)Davacı ... eşi ...'ın 50.000,00 TL b)Davacı ... oğlu ...'ın 40.000,00 TL c)Davacı ... kızı ...'ın 40.000,00 TL
d)Davacı ... kızı ...'ın 40.000,00 TL e)Davacı ... annesi...'ın 20.000,00 TL f)Davacı ... kardeşi ...'ın 10.000,00 TL manevi tazminatların 16.02.2018 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlike davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde özetle; a.Hesaplamaya esas alınan asgari ücret tutarının 2025 yılına ait olduğunu, karar yazımı ve tebliği sürecinde 2026 yılına girilmiş olmasına karşın 2026 yılı verilerinin dikkate alınmadığını, b.Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını, ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların birlikte dava açması halinde dahi esasen birden fazla davanın söz konusu olduğu gözetilerek her bir davacı lehine hükmedilen tazminat miktarı üzerinden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken tüm davacılar yönünden tek vekalet ücretine hükmedilmesinin bozma nedeni oluşturduğunu, c.Anayasa Mahkemesinin 25.12.2024 tarih ve E:2024/29 sayılı kararının 14.03.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla manevi tazminata ilişkin hükmün iptal edilmiş olmasına karşın manevi tazminat talebinin reddedilen kısmı üzerinden davalı yararına 45.000,00-TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, d.Adli yardım kararı öncesinde müvekkiller tarafından dosyaya yatırılan bilirkişi avansı ve diğer yargılama giderlerinin davalıdan alınarak iade edilmesi yönünde hüküm kurulmadığı, istinaf merciinin kayıtlarda gidere rastlanmadığı gerekçesiyle bu talebi reddettiği, oysa bir önceki safhada sunulan dekontla söz konusu avansın yatırıldığının sabit olduğu ve bu eksikliğin tavzih yoluyla giderilemeyeceğinden temyiz yoluna başvurulduğunu, e.Hükmedilen manevi tazminat miktarının son derece düşük kaldığını, f.Müteveffanın toplam çalışma süresinin 21 gün olması karşısında dava dilekçesinde belirtilen 3.000,00-TL'nin aylık ücrete karşılık geldiğinin hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, davalı tarafın itirazları doğrultusunda bu ücret üzerinden hesaplama yapılarak talep artırımına zorlanılmasının hatalı olduğunu, g.Müteveffanın aktif dönem geliri hesabında ikinci şıkta dikkate alınan katsayının 1,89 olarak belirlenmesinin hatalı olduğu ve doğru katsayının 2,06 olması gerektiğini, h.Temerrüt faizi olarak ticari faiz niteliğindeki avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Kusur tespitine dayalı olarak düzenlenen destekten yoksun kalma ve manevi tazminat hesaplamalarına ilişkin aktüerya raporunun yöntem itibarıyla hatalı olduğunu; kusur oranları dikkate alınmaksızın hesaplama yapılmasının usul ve maddi hukuka aykırı olduğunu, müteveffanın gelirinin brüt asgari ücretin 1,478 katı olarak kabulüne dayalı katsayı uygulamasının Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarıyla bağdaşmadığını, zararın rapor tarihine kadar olan kısmının iskontosuz, rapor tarihinden sonraki kısmının ise bilinen son gelir esas alınarak uygun artış ve iskonto yöntemleriyle hesaplanması gerekirken bu esaslara uyulmadığını ve bu haliyle aktüerya raporunun hükme esas alınamayacağını, b.Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu ve davacıların en azından bir kısmı yönünden sebepsiz zenginleşmeye neden olacak düzeyde bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, vefat eden sigortalının yakınlarının tazminat istemine ilişkindir. 1.Davacılar anne, kardeş ve çocuklar için hükmedilen ve reddedilen manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ıncı maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar dava tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle bozmaya uyulmakla taraflar yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı dikkate alınarak, temyiz kapsam ve nedenleriyle kanun açık hükmüne aykırı görülen sebepler re'sen dikkate alınarak, davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.6100 sayılı HMK'nın “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323. maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış, bu madde içerisinde “Başvurma , karar ve ilam harçları yargılama gideri” kapsamında belirtilmiş, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326. maddede “kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerinin, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebileceği”, “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332. maddesinde ise; “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır. 3.Davacılar vekilinin adli yardım kararı öncesinde avans niteliğinde 1500,00 TL yatırdığı ancak Mahkemece işbu yargılama gideri hakkında hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır. 4. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 5. O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek hüküm bozulmalıdır. 6.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacılar ve davalı vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
3.Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının; Hüküm kısmının 9. fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere; " 9-Davacılar tarafından yatırılan 1500,00 TL yargılama giderinin kabul-ret oranına göre hesaplanan 1464,15-TL sinin davacılara iadesine, sarf edilmemiş kısmının talep halinde davacılara iadesine" rakam ve sözcüklerinin eklenmesi suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının ilgilisine iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.