İlk Derece Mahkemesi · Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/362 E. 2022/562 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/362
- Karar No
- 2022/562
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/362 KARAR NO : 2022/562 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACILAR : 1- ... - ... 2- ... - ... VEKİLLERİ : Av. ... - ... Av. ... - ... DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/02/2021 KARAR TARİHİ : 27/05/2022 YAZIM TARİHİ : ... Mahkememizde görülen Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davası yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin ... ve ... işçi olarak, işveren ...'in yanında işçi olarak yaklaşık 4 yıl çalıştığını, müvekkillerine işe girdiğinde ülkemizde ki işçi işveren ilişkisinde mutad bir uygulama olarak kendisinden imzasını taşıyan boş 8 adet senet alındığını, yani senetlerin imzalandığı zaman üzerinde alacaklısı ve borçluları ve ayrıca senet üzerinde tanzim ve ödeme tarihleri bulunmayan senetlere sadece müvekkillerinden imza alındığını, İş bu müvekkillerince imzalanan senetler davalı ...'e işe girişte teminat senedi olarak imzalatıldığını, Müvekkilerine davalının iş yerinde çalışmaya başlaması için aralarında sözlü anlaşma yapılıp davalı tarafça müvekkilirine iş akitlerinin başlaması için imzalatılan boş senetler teminat niteliğinde olduğunu bununla ilgili akıllarına kötü bir niyet gelmemesi bunun bütün iş yerlerince işe girecek kişilerden alındığını bildirilerek ve bu konuda müvekkilerimide senet imzalatnma konusunda ikna etmiştir davalı daha sonra müvekkilerine işe başlaması halinde her ikisinin siğorta başlangıcının yapılacağı ve bu şekilde uzun yıllar birlikte çalışacağını şayet işten gönüllü yada davalı tarafça çıkarılması halinde ise içerde birikmiş tüm hak ve istikaklarını vereceğini ve ayrıca işe girişte imzalatmış olduğu boş senetleride müvekkilerine iade edeceğini söylediğini, hal böyle iken müvekkillerinin davalının iş yerinde 2015 yılının 11. Ayında çalışmaya başladığını, her iki müvekkilinin yaklaşık 4 yıldır bu iş yerinde çalışmaya devam ettiğini, davalı bu süre içerinde her iki müvekkilinin sgk girişini yapması gerekirken sadece müvekkillerden ...'ın sgk girişini yaptığını, anacak diğer müvekkil ...'nın ssk girişini yapmadığını, açmış oldukları menfi tespit davasında mevkilerinin uzun süre çalışacaklarını düşündükleri iş yeri sahibi davalı tarafından telafisi imkansız maddi ve manevi zararları oluştuğunu, davalının iş yerine ilk müracaatında kendilerinden alınan teminat nitelikli olan boş senetlerin üzerlerini meblağ ve tarih yazarak 4 yıldır kendi iş yeri gibi çalıştıkları davalı iş veren tarafından Adana 3 icra Müdürlüğünün 2020/... E sayılı dosyasından hukuksuz ve usule usule ve yasaya uygun olmayarak takibe konu edildiğini, açıklanan nedenlerle; Davamızın KABULÜ ile, müvekkillerinin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli takip yapılmış olması nedeni ile İcra takibine konu edilen bonolarda yazılı toplam miktar olan 200.000,00 TL’nin % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, müvekkillerinin çalışmakta oldukları iş yeri sahibi davalıdan alamadıkları birikmiş 17 - ... için 19 ayda ... için aylık birikmiş maaş alacağını,Fazla Çalışma, Bayram Tatili ve Genel tatil alacağı. Birikmiş maaş alacakları ve sair tüm yasal haklarını yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacak alacaklarını tespitine, Adana 3.İcra Müdürlüğünün 2020/... E. Sayılı dosyasından girişilen takibin durdurulmasına, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ;Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; öncelikle açılan davanın işçi işveren ilişkisine dayanan bir dava olmadığını, başlatılan icra takibinde borçlu olmadığının tespitine yönelik menfi tespit davası olduğunu, bu sebeple görev yönünden itiraz ettiklerini, müvekkili ...in 01/10/2015 tarihinde ... Kuruyemiş firmasına ortak olduğunu, söz konusu işyerinin zaten ortaklık öncesi davalı ... adına kayıtlı olduğunu, her iki davacının da maddi olarak zor durumda olduklarını kuruyemiş firmasına müvekkilinin ortak olmasını ama icra baskısı nedeni ile söz konusu iş yerinin kendi adlarına kalmasının mümkün olmadığını ve iş yerinin müvekkilinin adına yapılması gerektiğini belirttiklerini, müvekkilinin de tarafların sözlerine inanarak iş yerini kendi üzerine devraldığını, daha sonra müvekkilinin söz konusu iş yerindeki ortaklığını sonlandırmak istediğini, 3. Şahıslar ile hisse devri hususunda anlaştıklarını, fakat diğer ortak davacı ... ve eşi ...ın müvekkilinin iş yerindeki hissesini kendilerine devretmesi talebinde bulunduklarını, fakat davacıların devir ile ilgili devir tarihinde paralarının olmadığını fakat imzalayacakları 8 eşit taksitle ödeyebileceklerini beyan ettiklerini, müvekkilinin bu talebi kabul ettiğini, taraflardan 8 adet senet aldığını ve 2017 yılında kendi adına olan iş yeri ile ilgili kapama verdiğini, müvekkilinin söz konusu senetlerin ödenmesi için uzun süre beklediğini, tarafların tekrar tekrar ödeme hususunda söz vermelerine rağmen senetlerin ödenmediğini, müvekkilinin devir amacı ile verilen 200.000 TL bedelli 8 adet senedi Adana 3. İcra Dairesinin 2020/... E sayılı dosyasından 10/03/2020 tarihinde icra başlattığını, açıklanan nedenlerle; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava ilk olarak Adana 5. İş Mahkemesinde açılmış, mahkemenin 2021/... esas 2021/... karar sayılı görevsizlik kararı ile Adana Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. Adana 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/... esas 2022/... karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilmiş ve mahkememizin 2022/362 esas sırasına kaydedilmiştir. Adana 3. İcra Müdürlüğünün 2020/... esas sayılı dosyasında davalı tarafından davacılar aleyhine 10/03/2020 tarihinde kambiyo senetlerine özgü icra yolu ile 200.000,00 TL asıl alacak, 16.818,50 TL işlemiş faiz, 600 TL komisyon olmak üzere toplam 217.418,50 TL üzerinden icra takibi başlatılmıştır. Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünün 16/07/2021 tarihli cevabi yazısında; ... Kuruyemiş firmasının ... adına kayıtlı olduğu ve şahıs işletmesi olduğu bildirilmiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da Ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Aksine düzenleme bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. (TTK'nın 5/1.) TTK'nun 3. maddesi ise, ”Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir” hükmünü içermektedir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Dava, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla yapılan takibe karşı menfi tespit istemine ilişkindir. Taraflar arasında uyuşmazlık takibe konu senedin işçi işveren ilişkisinden kaynaklı olarak düzenlenen teminat senedi niteliğinde olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun 393'üncü maddesinde ise "Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde hizmet (iş) sözleşmesinin tanımı yapılmıştır. Bu tanımlardan yola çıkıldığında iş sözleşmesinin, "iş görme", "ücret" ve "bağımlılık" unsurlarından oluştuğu açıktır. İş sözleşmesinden bahsedilebilmesi için, gerekli unsurlardan olan "iş görme", bir gerçek kişinin ekonomik bakımdan iş olarak değerlendirilebilen her türlü çalışmasıdır. İş görme borcunun konusunu oluşturan iş, bedensel, düşünsel, teknik, sanatsal ve bilimsel vb. olabilir (Süzek, S.: İş Hukuku, 11. Baskı, İstanbul, 2015, s. 244). İş sözleşmesinin varlığı için gerekli ikinci unsur "ücret" olup, bu unsur iş sözleşmesinin esaslı öğelerindendir. Ücret, işçinin üstlendiği iş görme ediminin karşılığıdır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8'inci maddesi ile 6098 sayılı TBK'nın 393'üncü maddesindeki iş sözleşmesi tanımından açıkça anlaşılacağı üzere ücret, hem iş sözleşmesinin temel unsuru, hem de işverenin işçiye karşı yükümlülük altında girdiği en önemli borcudur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32'nci maddesinin birinci fıkrasında genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Bir işin görülmesi, karşı tarafın ücret ödemeyi vaat etmesi karşılığında olur. Bu nedenledir ki, ücret karşılığı olmadan yapılan çalışmalar iş sözleşmesi sayılmaz. Nihayet iş sözleşmesinin varlığı için gerekli olan üçüncü unsur, "bağımlılık" unsuru olup bu unsur, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8'inci maddesinin birinci fıkrasında "bağımlı olarak" şeklinde ifade edilmiştir. İş sözleşmesinde işçi, üstlendiği iş görme edimini az veya çok olmakla birlikte işverenine bağlı olarak yani onun gözetim ve denetimi altında yapmalıdır. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Buna göre iş mahkemelerinin görev hususu da 25.10.2017 tarih 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile düzenlenmiştir. 7036 sayılı Kanun'un görevi düzenleyen 5’nci maddesine göre iş mahkemeleri; “…5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına...” ilişkin dava ve işlere bakar. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 1’inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4’üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün iş yerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir. Somut olayda dava dilekçesinde davacıların davalının yanında 2015 tarihinde işe başladıkları, işe girişte davalı tarafından kendilerine 8 adet boş senetlerin teminat senedi olarak imzalatıldığı, işten ayrıldıklarında davacılara iade edileceğinin davalı tarafça söylendiği, senetlerin tanzim tarihlerinin ileri tarih olduğu o tarihte davalının cezaevinde olduğu, senetlerin içeriğinin sonradan doldurulduğu davacıların 2015 yılından itibaren 4 yıl davalı yanında çalışmalarının bulunduğu ancak davalı tarafça davacı ...'nın sgk kaydı yapılmış olmasına rağmen diğer davacı ...'ın sgk girişinin bulunmadığı, beyan edilerek işe girişte teminat senedi olarak verildiği ve sonradan doldurulduğu iddia edilen bu senetlerden dolayı davalıya borçlarının bulunmadığının tespiti için iş bu davanın açıldığı, davacı ...'ın hizmet dökümü incelendiğinde davalı yanında 01.06.2016 tarihinde işe giriş kaydının bulunduğu, diğer davacının davalı yanında çalıştığına dair sgk kaydının bulunmadığı, dava dilekçesinde sgk girişinin bu davacı yönünden yapılmadığının iddia edildiği, takibe konu senetlerin tanzim tarihlerinin 01/05/2017 tarihli 6 ayrı senet ile 05/01/2017 tarihli ve 25/05/2017 tarihli olmak üzere toplam 8 senet olduğunun görüldüğü, tüm bu anlatılanlar ile her ne kadar İş mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dosya asliye hukuk mahkemesine ordan da ticaret mahkemesinin görevli olduğundan bahisle mahkememize gönderilmiş ise de, uyuşmazlığın iş sözleşmesi kurulurken davacı işçiler tarafından teminat amacıyla davalı işverene teminat olarak verildiği iddia edilen senetlerden kaynaklandığı, senedin işe girişte verilen teminat senedi olduğu iddiasının işçi ile işveren arasında, iş ilişkisi nedeniyle doğan bir uyuşmazlık olduğu, diğer bir iddia olan davacıların imzasını taşıyan senetlerin sonradan doldurulduğu ve bu nedenle tanzim tarihlerinin iş ilişkisinin bittiği tarihten sonra olmasının senelerin düzenlenme sebebinin iş ilişkisinden kaynaklandığı gerçeğini değiştirmeyeceği, iş mahkemesince davacı ...'ın ... Kuruyemiş firmasında ortak kaydı bulunduğu, tanık beyanlarından da davacıların bu iş yerini iş veren olarak işlettikleri davalı ile işçi işveren ilişkisinin bulunmadığından görevsizlik kararı verilmiş ise de, davalının faaliyet gösterdiği iş yeri adresi ile davacıların faaliyet gösterdiği iş yeri adreslerinin farklı olduğu, söz konusu firmanın faaliyet gösterdiği diğer adreslerin araştırılmadığı, davacı ... yönünden davalı nezdinde sgk kaydı bulunmasına, davalının işçisi olarak görünmesine ve ticaret sicil kaydının olmamasına rağmen işçi-iş veren yönünden değerlendirmenin yapılmadığı, diğer davacının sgk giriş kaydının yapılmadığı bu nedenle davalı yanında çalışmasının görülmediğine ilişkin iddiasının irdelenmediği, uyuşmazlığın takibe konu senetlerin işçi işveren ilişkisinden kaynaklı olarak düzenlenen teminat senetleri olup olmadığı, bunlardan davacıların davalıya borcunun bulunup bulunmadığı noktalarında olduğu, uyuşmazlığın iş ilişkisinden kaynaklandığının ve söz konusu senetlerin ileri tarihli olmasının uyuşmazlığın niteliğine etkisinin bulunmadığının sabit olduğu anlaşılmakla, bu haliyle taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğu, yukarıda anılan kanun maddeleri gereğince iş mahkemesinin görevli olduğu kanaatine varılarak görev hususunun HMK 114/c maddesi gereğince dava şartı olduğu, her aşamada görevsizlik kararı verilmesinin de HMK 115/1. Maddesi gereğince mümkün olduğu gözetilerek dava dilekçesinin mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddi ile dosyanın görevli İş mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK.nın 115/2 maddesi gereğince davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, 2-6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ADANA NÖBETÇİ İŞ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmediği takdirde, mahkememizce DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına (tebliğ ile beraber), 4-6100 sayılı HMK.nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 5-6100 sayılı HMK.nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce verilecek ek kararla dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacıların yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmesine, Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343. Maddesi gereğince mahkememize ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek taraf vekillerinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/05/2022 Katip ... E-İMZA Hakim ... E-İMZA