Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025/30 E. 2026/41 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2025/30
Karar No
2026/41
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/63 E., 2024/165 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 08.01.2024 tarihli ve 2023/953 Esas, 2024/17 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalıya "... ve Reklam Danışmanlığı Hizmeti" verdiğini ve taraflar arasında cari hesaptan kaynaklanan alacak-borç ilişkisinin oluştuğunu, müvekkili şirketin ... ödemeleri yurt dışı bazlı olduğundan bu ödemelere ilişkin KDV'leri Türkiyede yatırdığını, muavin defterine bu bedellerin KDV eklenmiş hâlini işlediğini, cari hesap alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 2017 yılı Haziran-Aralık ayları için sözlü olarak yapılmış internet reklamcılık hizmeti ilişkisi olduğunu ve sözleşme ilişkisinin 31.12.2017 tarihinde sona erdiğini, bu ilişki çerçevesinde yapılan internet reklam hizmeti için davacı tarafından fatura düzenlendiğini ve müvekkili şirketin cari hesap çerçevesinde, belirlenen süre içerisinde faturaların tamamını ödediğini, iddia edilen KDV ödemelerinin ve muavin defter kayıtlarının müvekkili şirket aleyhine delil olma niteliğinin bulunmadığını, bahsedilen yabancı şirket ...'ün müvekkili şirket ile bir ilgisinin bulunmadığını ve onunla yapılan işlemin müvekkili şirketi bağlamayacağını, internet ortamında doldurulan formların gerçek ve hukuki faturalar olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.04.2019 tarihli ve 2018/195 Esas, 2019/200 Karar sayılı kararı ile; davacının davalıya verdiği hizmetin "internet reklamcılık hizmeti" değil "... ve Reklam Danışmanlığı Hizmeti" olduğu, davacının bilgisayarında yapılan ... incelemesinde davacının on iki adet hesap yönettiği, bunlardan iki tanesinin davalıya ait olduğu; bu iki hesaptan adword çalışmalarında 3.000 ilâ 5.000 arasında anahtar kelime adwords çalışması yapıldığı, anahtar kelimelerin ... internet kampanyalarına yönelik olduğu ve dolayısıyla hizmetin davalıya verildiği, anahtar kelimeler adwords çalışmasının 2045 adedinin davacıya ait ....com e-mail adresinden, 6730 adedinin ise davalıya ait ....com ve ....com mail adreslerinden girilerek yapıldığı, yapılan ... çalışmasına ait maliyetin KDV hariç 1.817.123,08 TL olduğu, davacının 311.644,88 TL tutarındaki KDV'yi sorumlu sıfatıyla (yurtdışından alınan hizmetlerde KDV beyan sistemi) KDV 2 ile beyan edip, KDV 1 ile indirim konusu yaptığı, davacının bu tutarları ödediği ve 2017 yılı içinde 1.709.499,54 TL bedelli, 2018 yılında ise 417.720,00 TL bedelli fatura düzenlediği, düzenlenen faturaların toplam tutarının 2.127.219,54 TL olduğu, davalının 20 17... yıllarında toplam 1.270.000,00 TL ödeme yaptığı, böylece icra takip tarihi itibariyle davacının davalı şirketten ticari ilişki çerçevesindeki bakiye hizmet bedeli alacağının 912.219,54 TL olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 27.10.2022 tarihli ve 2019/1597 Esas, 2022/1709 Karar sayılı kararı ile; "... ve Reklam Danışmanlığı" hizmetinin davalıya verildiği anlaşılmakla, bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 08.01.2024 tarihli ve 2023/953 Esas, 2024/17 Karar sayılı kararı ile, "....3.1. Taraflar arasında ... ve reklam danışmanlığı hizmetine ilişkin sözlü anlaşma olduğu, alınan bilirkişi raporunda davacının Haziran 2017-Şubat 2018 tarihleri arasında davalı tarafa hizmet verdiği, davacı tarafça düzenlenen 2.127.219,54 TL toplam bedelli (8) faturadan (2) tanesi hariç diğerlerinin davalı ticari defterinde kayıtlı olduğu, 872.020,00 TL toplam bedelli 30.11.20 17... .02.2018 tarihli (2) faturanın davalı defterinde kayıtlı olmadığı, davalı tarafça davacıya verilen hizmet karşılığında 12.06.2017-19.01.2018 tarihleri arasında toplam 1.270.000,00 TL ödeme yapıldığı, taraflar arasında hizmet bedeli konusunda uyuşmazlık bulunduğu dosya kapsamından sabittir. 3.2. Taraflar arasında her ne kadar sözleşme kapsamında somut bir hizmet bedeli kararlaştırılmamış ise de davacı taraf 6102 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi gereğince verdiği hizmet karşılığında uygun bir ücret isteyebilir. Davacı tarafça düzenlenen (6) adet fatura itiraz edilmeksizin davalı tarafça ticari defterine kaydedilerek kabul edildiğine göre hizmet bedeli konusundaki ihtilafın 30.11.20 17... .02.2018 tarihli diğer (2) fatura bedeline ilişkin olduğunun kabulü ile çözümlenmesi gerekirken mahkemece salt davacının ticari defterinde kayıtlı olan bedel hükme esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3.3. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak öncelikle her fatura dönemine ilişkin tıklama sayılarının ayrı ayrı tespit edilmesi, itiraz edilmeyen fatura bedelinin bu fatura dönemine ilişkin belirlenen tıklama sayısına bölünmesi suretiyle ortalama tıklama birim maliyetinin hesaplanması, sonrasında uyuşmazlık konusu nizalı fatura dönemlerindeki tıklama sayıları ile ortalama tıklama birim maliyetinin çarpılması ile nizalı faturalara ilişkin hizmet bedelinin belirlenmesi suretiyle sonuca gidilmesinden ibarettir,..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının sözleşmeden doğan hizmeti yerine getirdiği, sözleşme ilişkisi çerçevesinde internet ortamında toplam 6.213.487 gösterme işleminin gerçekleştiği, üçüncü kişilerin iradesine tâbi bulunan tıklama eyleminin hizmetin bedelinin tespitinde esas alınmasının mümkün olmadığı, bu nedenle davacının bozma kararına konu olan 30.11.20 17... .02.2018 tarihli iki adet fatura bedelini de hak ettiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, taraflar arasında 2017 yılı Haziran-Aralık arasındaki dönem için sözlü olarak yapılmış internet reklamcılık hizmeti ilişkisi olduğunu ve sözleşmenin 31.12.2017 tarihinde tamamlandığını, bu ilişki çerçevesinde verilen hizmetin davacı tarafından faturaya bağlandığını ve cari hesap ilişkisi kapsamında fatura bedellerinin ödendiğini, ödemelerin de her bir fatura için ayrı ayrı değil cari hesap üzerinden farklı zamanlarda ve miktarlarda yapıldığını, davacının dava dışı yabancı şirkete yaptığını iddia ettiği ödemelerin müvekkili şirket aleyhine delil niteliğinin bulunmadığını ve müvekkili şirketi bağlamayacağını, davacının gerçek bir ödeme yapmadan dava dışı yabancı şirket ismiyle internet ortamında bulunan formlar doldurularak yazılan miktarın KDV’si ödenerek geri kalan bedel için kendi müşteri olan müvekkili şirket gibi şirketlerden ödeme talep ettiğini, internet ortamında temin edilen ve doldurulan bu formların gerçek ve hukuki faturalar olmadığını, davacının istediği gibi anahtar kelimelerle ve fiyatlarıyla oynayarak hesaplara istediği kadar fatura çıkarabildiğini, alınan bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazların değerlendirilmediğini, sözleşme ilişkisi 31.12.2017 tarihinde sona erdiği hâlde faturalandırma işleminin 2018 yılında da devam ettiğini, bunun nedeninin bilirkişi raporunda açıklanmadığını belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; taraflar arasındaki “... ve Reklam Danışmanlığı” hizmetine ilişkin sözlü anlaşma kapsamında davalının ticari defterlerinde yer almayan 30.11.20 17... .02.2018 tarihli fatura bedellerine ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle her fatura dönemine ilişkin tıklama sayılarının ayrı ayrı tespit edilerek, itiraz edilmeyen fatura bedelinin bu fatura dönemine ilişkin belirlenen tıklama sayısına bölünmesi suretiyle ortalama tıklama birim maliyetinin hesaplanması, sonrasında uyuşmazlık konusu fatura dönemlerindeki tıklama sayılarıyla ortalama tıklama birim maliyetinin çarpılması ile uyuşmazlığa konu faturalara ilişkin hizmet bedelinin belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67 vd. maddeleri 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle itirazın iptali davalarıyla ilgili açıklamada bulunulmasında yarar vardır. 2. İtirazın iptali davası; İİK'nın 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 3. Buna göre; ilâmsız takip yapılmış olması, borçlunun bu takibe itiraz etmesi ve itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde alacaklının mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. 4. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. 5. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. 6. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2022 tarihli ve 2020/(13)3-341 Esas, 2022/845 Karar sayılı kararı). 7. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davacı tarafından davalı aleyhine Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğünün 2018/2666 sayılı dosyasında borcun sebebi "Taraflar arasındaki cari hesaptan kaynaklanan alacak" gösterilmek suretiyle 912.219,54 TL asıl alacak üzerinden ilâmsız icra takibi başlatıldığı ve davalının icra takibine itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmaktadır. 8. Az yukarıda açıklandığı üzere itirazın iptali davasında davanın takibe bağlılığı alacağın kaynağı bakımından geçerli olup, davacı tarafça icra takibinde borcun sebebi olarak cari hesaptan kaynaklanan alacak gösterilmiştir. Bu durumda taraflar arasında alacak borç ilişkisinin davacı tarafından düzenlenen faturalar yerine cari hesap ilişkisi çerçevesinde çözülmesi gerekmektedir. 9. Dosyanın incelenmesinde, taraflar arasında“... ve Reklam Danışmanlığı” hizmeti kapsamında sözlü anlaşma ilişkisi kurulduğu görülmektedir. 10. Davacı tarafından verilen hizmetin bedeli ve davalı tarafça yapılan ödemelerin tespiti için tarafların ticari defterleri bilirkişi vasıtasıyla incelenmiş olup, düzenlenen bilirkişi raporlarına göre, davacı tarafından verilen hizmetin "... ve Reklam Danışmanlığı" hizmeti olduğu, davacının bilgisayarında yapılan ... incelemesinde davacının on iki adet hesap yönettiği, bunlardan iki tanesinin davalıya ait olduğu, yapılan ... çalışması maliyetinin KDV hariç 1.817.123,08 TL, düzenlenen faturaların toplam tutarının ise 2.127.219,54 TL olduğu, davalının 20 17... yıllarında toplam 1.270.000,00 TL ödeme yaptığı, dava dilekçesi ekinde ibraz edilen muavin kayıtlarında yer alan 31.12.2017 tarihli mahsup fişinde "08/08/2017-Kozmo Dep. fazla ödeme iadesi" şeklinde açıklama ile davalı aleyhine 55.000,00 TL borç kaydı yapılarak toplam borca ilave edildiği, davacı defterlerinin incelendiği bilirkişi raporunda bu hususta bir açıklık bulunmadığı, davalıya ait defter kayıtlarında da bu bedelle ilgili herhangi bir kayda yer verilmediği, icra takip tarihi itibariyle davacının davalı şirketten bakiye hizmet bedeli alacağının 912.219,54 TL olduğu belirtilmiştir. 11. Her ne kadar Özel Dairenin bozma kararında, hizmet bedeli konusundaki ihtilafın 30.11.20 17... .02.2018 tarihli iki fatura bedeline ilişkin olduğu kabul edilerek çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş ise de dosya içerisinde yer alan ve tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporları dikkate alındığında, davacının davalıdan cari hesaptan kaynaklanan alacağının 2.127.219,54 TL olduğu anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemecesince taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacının belirlenen iş bedeli alacağına ilişkin kabulü yerindedir. 12. Hâl böyle olunca İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. 13. Ne var ki, Özel Dairece davalı tarafından yapılan ödemeler ve itirazın iptaline karar verilen miktar yönünden inceleme yapılmadığı anlaşılmakla dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Direnme kararı yerinde olup, davalı tarafından yapılan ödemeler ve itirazın iptaline karar verilen miktar yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 28.01.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/30, K. 2026/41, T. 28.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-hukuk-genel-kurulu-2025-30-e-2026-41-k-a8d7aa4e150c