Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2026/110 E. 2026/464 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2026/110
- Karar No
- 2026/464
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 4. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 654-104
I. HUKUKÎ SÜREÇ Cumhurbaşkanına hakaret suçundan sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299/1-2, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay 17 gün hapis; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında TCK'nın 299/1-2 ve 62. maddeleri uyarınca 11... gün hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve tüm sanıklar bakımından aynı Kanun'un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna ilişkin Bursa 21. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17.01.2020 tarihli ve 299-28 sayılı hükümlere yönelik sanıklar müdafileri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dosyanın gönderildiği Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 08.04.2022 tarih ve 1474-677 sayı ile; kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilip çevrilmeyeceğinin ve ayrıca aynı suçtan başka davaları bulunan bazı sanıklar hakkında zincirleme suç hükümlerinin tatbikinin gerekip gerekmediğinin ve cezalarından mahsup edilip edilmeyeceğinin tartışılmaması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesince 27.01.2023 tarih ve 455-87 sayı ile; mahsup işlemi uygulandıktan sonra sanık ...'in cezasının 2 ay 2 gün, sanıklar ..., ... ve ...'ın cezalarının 2 ay 27 gün hapis cezası şeklinde infazına; diğer sanıkların ise önceki hükümler gibi mahkûmiyetlerine karar verilmiştir. Bu hükümlerin sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 12.06.2023 tarih ve 646-1335 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine; bu kararın da sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 04.07.2024 tarih ve 15491-9690 sayı ile; "...Davaya konu kalıplaşmış slogan şeklindeki sözler; mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp rahatsız edici, nezaket dışı davranış niteliğindedir. Aksi düşünülecek olursa, suçla korunmak istenen değer ölçüsüz bir şekilde genişleyecek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebilecektir. Bu itibarla, hakaret suçunun unsurlarının somut olayda oluşmadığı gözetilmeden sanıkların beraati yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 23.01.2025 tarih ve 654-104 sayı ile bozmaya direnerek önceki kararı gibi istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin de sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.09.2025 tarihli ve 109497 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesince 12.01.2026 tarih ve 8557-1159 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara isnat edilen Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Özel Dairece bozma kararı verildikten sonra bozmanın niteliğine göre Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından TCK'nın 61. maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulmasının gerekip gerekmediği ve esastan ret kararı verilmesinin yeterli olup olmadığı hususlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. III. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 tarihli ve 248-359; 31.05.2023 tarihli ve 315-322; 05.07.2022 tarihli ve 359-5 28... .10.2024 tarihli ve 216-315 sayılı kararlarında da kabul edilip açıklandığı üzere; Suç teşkil ettiği iddia edilen fiil ile ilgili olarak sanık hakkında kural olarak bir kez yargılama yapılabilir ve tek hüküm kurulur. Bu hükmün de, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırılmadıkça yargılamayı icra eden ilk derece mahkemesince verilen ve CMK'nın 223. maddesinde tahdidi olarak sayılan nihai kararlardan biri olduğunda tereddüt yoktur. Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararının ise, bir hüküm değil ve fakat denetim fonksiyonunun gereği olarak tesis edilen bir denetleme/hukuka uygun bulma kararı olduğu açıktır. Bir hüküm bozulmuş olmakla tamamen ortadan kalkacağından, mahkemelerce direnme kararı verilirken CMK'nın 230, 2 31... . maddelerine uygun yeni bir hüküm kurulması zorunludur. CMK'nın 2 30... . maddeleri uyarınca, aynı Kanun'un 223. maddesine göre hükmün ne olduğu herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmeli, bozulmakla tamamen ortadan kalkan ve infaz yeteneğini yitiren önceki hükme atıf yapılmasıyla yetinilmemeli, onandığı takdirde başka bir kararın varlığını gerektirmeden infaza esas alınabilecek nitelikte yeni bir hüküm kurulmalıdır. Doktrin de aynı görüştedir; "Yargıtaydan verilen bozma kararına bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin direnme hakkı vardır. Bir karar bozulmakla tamamen ortadan kalkacağından direnme kararlarında da 5271 sayılı CMK'nın 230, 2 31... . maddeleri gereğince yeniden hüküm kurulmalı ve kurulan bu hüküm sorun, gerekçe ve sonuç bölümlerinden oluşmalıdır. Bu nedenle direnme kararlarında da olay özetlenmeli, neden bu sonuca ulaşıldığı gerekçelendirilmeli ve hukuki nitelemeye yer verilmelidir." (Nur Centel/Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta, 12. Baskı, 2015, İstanbul, s. 812) Bu gereklilik Bölge Adliye Mahkemeleri kurulduktan sonra da geçerliliğini sürdürmektedir. İlk derece mahkemesi için yeni bir hüküm kurulması zorunlu olduğu gibi Bölge Adliye Mahkemeleri için de durum aynıdır. Yargıtay, temyiz edilen hükmü başvuruda gösterilen hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar. Bozma kararı, hukuka aykırılık nedeniyle bölge adliye mahkemesinin son kararının kaldırılmasını (Fidan Balcı/Seyithan Öztürk, Ceza Yargılamasında İstinaf ve Temyiz, Adalet Yayınevi, Ankara, 2020, s. 462) ve hükmün bozulmasını kapsar. Bozma kararının istinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin olması hâlinde, Yargıtayın dosyayı, gereği için kararı veren ilk derece mahkemesine göndereceğine dair, 28.02.2019 tarihli ve 30700 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile eklenen CMK'nın 304. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi de bu kabulü zorunlu kılmaktadır. B. Ön Soruna İlişkin Hukuki Nitelendirme Yargıtay bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kalkması sonucunda bu hükme bağlı olan İlk Derece Mahkemesi kararının da tamamen ortadan kalktığı nazara alındığında, Bursa 21. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 27.01.2023 tarihli ve 455-87 sayılı hükümlerin istinaf edilmesi sonrasında Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 12.06.2023 tarih ve 646-1335 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi üzerine gerçekleştirilen temyiz incelemesi neticesinde Özel Dairece verilen bozma kararına direnen Bölge Adliye Mahkemesince TCK'nın 61. maddesinde belirtilen esaslara göre yeniden hüküm kurulması gerektiği ve istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesinin yeterli olmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına konu kararlarının diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir. Ulaşılan sonuç karşısında esas uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir.
IV. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 23.01.2025 tarihli ve 654-104 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin, Özel Dairece bozma kararı verildikten sonra bozmanın niteliğine göre Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince TCK'nın 61. maddesine uygun şekilde yeniden hüküm kurulması gerektiğinin ve istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesinin yeterli olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2- Dosyanın, gereği için kararı veren Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine, kararın bir örneğinin de bilgi için İlk Derece Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.09.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.