Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/632 E. 2026/253 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/632
- Karar No
- 2026/253
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2925-2290
I. HUKUKÎ SÜREÇ Uyuşturucu madde ticareti suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188/3, 188/4-b, 52, 52/4, 53, 58... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis ve 30.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.11.2022 tarihli ve 167-344 sayılı hükmün, sanık müdafi tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 23.01.2023 tarih ve 3615-108 sayı ile; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/2. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve sanığın uyuşturucu madde ticareti suçundan TCK'nın 188/3, 188/4-b, 192/3, 62/1, 52, 52/4, 53, 58... . maddeleri uyarınca 9 yıl 4 ay 15 gün hapis ve 18.740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, bu hükmün de Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 12.09.2024 tarih ve 2579-6584 sayı ile; sanık müdafiinin temyiz isteminin CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca reddine, Cumhuriyet savcısının temyiz istemi bakımından yapılan incelemede sonucunda ise "Dosya içeriğinde mevcut 24.08.2021 tarihli gizli soruşturmacı atanmasına ilişkin karar içeriğinde görüntü ve ses kaydının alınması izninin de mevcut olduğu ve suçun sanığın ikrarı olmasa dahi mevcut delillerle sübuta erdiği gözetilmeden, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması sureti ile eksik ceza tayini" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise 23.12.2024 tarih ve 2925-2290 sayı ile; "...görevlice hatırlanmayan olaya mahsusen sanığın uyuşturucu madde verdiği minvalindeki beyanına içkin ikrar durumuna atfen CMK'nun 140. maddesine dayalı alınmış bir karar olmadığından ötürü görüntü kaydına dayalı değil beyan ve kabul ile suçun sübutuna varılabileceği için TCK'nun 188/3, 4-b maddesi tahtında uyuşturucu madde suçu işleyen sanık yararına TCK'nun 192/3 maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması" icap ettiği gerekçesiyle bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.05.2025 tarihli ve 7913 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 27.11.2025 tarih ve 5738-9363 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK'nın 192. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Bakırköy 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 24.08.2021 tarih ve 5599 sayı ile; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun 24.08.2021 tarihli ve 71843 sayılı talebi üzerine uyuşturucu madde ticareti suçunun işlendiğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu ve başka suretle delil elde etme imkânının da olmadığı değerlendirilerek İstanbul ili, ... ilçesinde uyuşturucu madde ticareti yaptığı değerlendirilen şahıslarla birebir irtibata geçilerek uyuşturucu madde satışı faaliyetlerinin ortaya çıkartılabilmesi amacıyla CMK'nın 139. maddesi uyarınca İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde görevli ... kod numaralı personelin gizli soruşturmacı, ... ve ... kod numaralı personellerin ise bu soruşturmacıdan sorumlu kolluk görevlisi olarak görevlendirilmelerine, ayrıca CMK'nın 139. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "Soruşturmacı, faaliyetlerini izlemekle görevlendirildiği örgüte ilişkin her türlü araştırmada bulunmak ve bu örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili delilleri toplamakla yükümlüdür." hükmü ile 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 27. maddesi ile CMK'nın 139. maddesinin yedinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan "Uyuşturucu" ibaresinin "Örgüt faaliyet çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın uyuşturucu" şeklinde değiştirilmesi hususu dikkate alınarak söz konusu gizli soruşturmacının münferit olarak uyuşturucu madde ticareti suçunu işleyen kişilerin faaliyetlerini delillendirebilmesi için görüntü ve ses kaydı almasına karar verildiği, Gizli soruşturmacı tarafından düzenlenen rapora göre; ... kod nolu gizli soruşturmacının 07.12.2021 tarihinde saat 17.15 sıralarında İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1994. Sokak, No.1/A adresinde faaliyet gösteren ... Kıraathanesi isimli iş yeri önünde beklemeye başladığı, bu sırada 40-45 yaşlarında, esmer tenli, kısa siyah saçlı, bıyıklı, üzerinde koyu renkte mont, içerisinde lacivert kare desenli gömlek, sol kolunda altın sarısı renkte saat bulunan X erkek şahsı gördüğü, bu şahıs ile bir süre göz teması kurduğu, ardından X erkek şahsın yanına geldiği daha sonra aralarında yapılan görüşmenin; X erkek şahıs; "Hayırdır kardeş ne bekliyosun?", ...; "Arkadaşımı bekliyorum abi", X erkek şahıs; "Arkadaşın kim senin?", ...; "... lakabı tanır mısın abi?", X erkek şahıs; "Ne iş yapıyo bu ...?", ...; "Kaportacı abi.", X erkek şahıs; "Sen bu apoya eşyaya geldiysen eğer ben de hallederim.", ...; "Aynen abi.", X erkek şahıs; "Mari var bende güzel cigara.", ...; "Olur abi.", X erkek şahıs; "Kaçlık alacaksın?", ...; "İki yüzlük.", X erkek şahıs; "Tamam o zaman halledeyim işini, kahvenin içine geçelim halledelim dışarı sıkıntılı gel benimle.", ...; "Tamam olur abi." şeklinde gerçekleştiği, ardından birlikte söz konusu iş yerinin içine girip bir masaya oturdukları, uyuşturucu madde ticaretinin başladığını değerlendiren gizli soruşturmacının görüntü ve ses kaydı yapan cihazını açtığı, X erkek şahsın iki yüz TL karşılığında uyuşturucu olarak değerlendirdiği maddeyi kendisine verdiği, ardından bu şahıs ile vedalaşarak bahse konu iş yerinden ayrıldığı, akabinde X erkek şahıstan aldığı alüminyum folyo içerisine sarılı maddeyi kontrol ettiğinde yeşil renkte bitki parçaları olduğunu gördüğü, bu maddenin marihuana olduğunu değerlendirdiği, Sorumlu kolluk görevlileri tarafından düzenlenen fiziki takip kimlik tespit ve savcı görüşme tutanağına göre; 07.12.2021 tarihinde saat 17.15 sıralarında ... kod nolu gizli soruşturmacının İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1994. Sokak, No: 1/A adresinde bulunan kıraathane önünde beklemeye başladığının görüldüğü, bir süre sonra gizli soruşturmacının yanına X erkek şahsın yaklaştığı ve aralarında bir şeyler konuştukları, akabinde birlikte bahse konu iş yeri içerisine girdikleri, kısa bir süre sonra gizli soruşturmacının kıraathaneden dışarı çıktığı, bunun üzerine fiziki takibe son verildiği, aynı gün gizli soruşturmacı ile daha önceden planlanan güvenli bir noktada buluşulup genel bir değerlendirme yapıldığı, gizli soruşturmacının kendilerine söz konusu kıraathane içinde X erkek şahıstan iki yüz TL karşılığında bir adet alüminyum folyo içine sarılı, marihuana olduğunu değerlendirdiği yeşil renkte bitki parçalarını aldığını söylediği, ardından bahse konu maddenin sorumlu kolluk görevlilerince gizli soruşturmacıdan teslim alındığı, daha sonra telefonla görüşülen Cumhuriyet savcısından "Uyuşturucu maddeyi gizli soruşturmacı görevlinize satan X erkek şahsın açık kimlik bilgilerinin tespitinin yapılması, şahsın yakalanmaması, varsa örgütsel faaliyetlerinin tespit edilmesi, olayın fezlekeye eylem olarak eklenmesi, elde edilen uyuşturucu maddenin ekspertiz raporunun takip edilmesi" talimatlarının alınması üzerine eşkâl bilgileri tespit edilen bu şahsın açık kimlik bilgilerinin tespiti amacıyla aynı gün yapılan saha, istihbarı ve sistem çalışmaları sonucu X erkek şahsın sanık olduğunun tespit edildiği, Gizli soruşturmacı ile sorumlu kolluk görevlisi tarafından düzenlenen 07.12.2021 tarihli güven alımı ve teslim tesellüm tutunağında; olay yerinden ayrılan gizli soruşturmacının telefonla sorumlu kolluk görevlisine gerekli bilgileri aktardıktan sonra güvenli bir noktada bir araya gelerek sanıktan elde ettiği daralı ağırlığı 1,2 gram gelen ve marihuana olduğu düşünülen maddenin sorumlu kolluk görevlisine teslim edildiği, İstanbul Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından düzenlenen 04.02.2022 tarihli ve İST-KİM-22-01418 sayılı rapora göre; 0,9 gram olan yeşil renkli bitki parçalarının uyuşturucu maddelerden THC (Tetrahydrocannabinol) ihtiva eden, esrar elde edilmesine elverişli hint keneviri bitki parçaları olduğu ve %50 oranında olmak üzere 0,45 gram esrar elde edilebileceği, Kolluk tarafından düzenlenen yakalama tutanağına göre; İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce 29.03.2022 tarihinde yapılan eş zamanlı operasyon kapsamında sanığın yakalandığı, Bakırköy 4. Sulh Ceza Hâkimliğince 31.03.2022 tarih ve 273 sorgu numarası ile; sanığın uyuşturucu madde ticareti suçundan tutuklandığı, Anlaşılmıştır. Gizli soruşturmacı mahkemede; duruşma salonunda ekrandan gördüğü şahsı simaen hatırladığını, ancak benzer olaylara çokça baktıkları için olayı hatırlayamadığını, gizli soruşturmacı tarafından düzenlenen rapor ile güven alımı ve teslim tesellüm tutanağı ayrı ayrı okunarak hatırlatılması üzerine ise söz konusu belgeler üzerindeki imzaların kendisine ait olduğunu, yaptıkları işlemlerin tutanakta yazıldığı gibi gerçekleştiğini, olaydan sonra düzenlenen tutanak içeriklerinin de doğru olduğunu ifade etmiştir. Sanık kollukta; taksi şoförü olduğunu, yaklaşık yirmi yıldır esrar maddesi kullandığını, ancak bağımlısı olmadığını, 3-4 günde bir canı isterse yaklaşık bir gram tükettiğini, kendisine okunan ve gizli soruşturmacı tarafından düzenlenen raporda belirtildiği gibi bir olay yaşamadığını, mahkemede ise olay tarihinde yanına gelen bir erkek şahsın titrer şekilde "Ben ...'yu arıyorum." dediğini, tanımadığını belirtince ondan uyuşturucu alacağını söylediğini, şahsın uyuşturucu krizinde olduğunu anlayıp yoksunluk çektiğini görünce daha önceden kullanmak için aldığı uyuşturucuyu uzatıp "Para da istemiyorum al bunu." dediğini, tamamen iyi niyetle hareket ettiğini, pişman olduğunu savunmuştur. IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.05.2025 tarihli ve 53-207 sayılı kararında açıklandığı üzere; Uyuşturucu veya uyarıcı madde imâl ve ticareti suçu ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçlarında etkin pişmanlığı düzenleyen TCK'nın 192. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir; "Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.". Maddenin gerekçesinde de; "Üçüncü fıkrada, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti ya da kullanmak için satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması suçları ile ilgili olarak soruşturma başladıktan sonra, etkin pişmanlık göstererek suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek cezada indirim yapılması öngörülmüştür. Ancak, bu bilgi vermenin gönüllü olması gerekir. Etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için, bunun en geç hüküm verilmeden önce gerçekleşmesi gerekir..." açıklamalarına yer verilmiştir. Anılan fıkrada yer alan etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi aranmalıdır: 1- Fail TCK'nın 1 88... . maddelerinde düzenlenen suçlardan birini işlemiş olmalıdır. 2- Hizmet ve yardım bizzat fail tarafından yapılmalıdır. 3- Hizmet ve yardım soruşturma ya da kovuşturma makamlarına yapılmalıdır. 4- Hizmet ve yardım, gönüllü olarak, suçun resmi makamlar tarafından haber alınmasından/soruşturma başlamasından sonra ancak hüküm verilmeden önce gerçekleşmelidir. 5- Fail kendi suçunun ya da bir başkasının suçunun ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlamalı, bilgi aktarımı ile suçun meydana çıkmasına ya da diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmelidir. 6- Failin verdiği bilgiler doğru, yapılan hizmet ve yardım sonuca etkili ve yararlı olmalıdır. Etkin pişmanlıkta aslolan, haksızlık zemininde, illegal alanda bulunduğunun bilincinde olan kişinin, farklı saiklerle (yakalanma korkusu gibi) iktiran etmiş de olsa samimi bir pişmanlık duyarak meşruiyete/legaliteye dönme irade ve eylemselliği içinde olmaktır. Ezcümle, tartışma konusu bakımından bu eylemselliğin, suçla ilgili bilinen her şeyin paylaşılması olduğu açıktır. Bu nedenledir ki, failin, birinci fıkrasında düzenlenen cezasızlık durumundan faydalanabilmesi için hem diğer suç ortaklarını hem de uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yeri bildirmesine, yine üçüncü fıkrada indirim nedeni olarak kabul edilen etkin pişmanlıktan yararlanabilmesi için hem suçun meydana çıkmasına hem de fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmesine her halükarda gerek olmayabilir. Etkin pişmanlık bakımından bunlardan birinin yapılması yeterlidir. Söz konusu fıkralarda yer alan ve bağlacının veya olarak anlaşılması gerekir. Doktrin ve Yargıtayın yerleşik kabulü de bu şekildedir. Diğer taraftan "gönüllülük", Türk Dil Kurumu Sözlüğü'nde; "bir iş yapmayı hiçbir yükümlülüğü yokken üstlenen" olarak tanımlanmıştır. Pişmanlık ve gönüllülük failin psikolojik dünyasıyla alakalı ve son derece soyut kavramlar olması nedeniyle sanığın gerçek ve samimi bir pişmanlık duyup duymadığı veya gönüllü olup olmadığının tespiti fevkalade zordur. Suç sonrasındaki tutum ve davranışların belli ölçüde cezadan kurtulma düşüncesine dayanması son derece insani bir durumdur (Baba, Türk Ceza Hukukunda Etkin Pişmanlık 2013 baskı syf 98). Bu nedenle aslında saptanmaya çalışılacak olan, failin salt cezadan kurtulma saikiyle değil fiilin yarattığı haksızlığı gidererek legaliteye dönme düşüncesiyle hareket edip etmediği hususudur ki bu da ancak her somut olay özelinde kişinin dış dünyaya yansıyan davranışlarıyla belirlenebilir. Bu aşamada uyuşmazlık konusu ile ilgili olduğu ölçüde gizli soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme kavramlarına değinilmesi gerekmektedir. CMK'nın "Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi" başlıklı 139. maddesi; " (1) Soruşturma konusu suçun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilememesi hâlinde, kamu görevlileri gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebilir. Bu madde uyarınca yapılacak görevlendirmeye ağır ceza mahkemesince oy birliğiyle karar verilir. İtiraz üzerine bu tedbire karar verilebilmesi için de oy birliği aranır... (4) Soruşturmacı, faaliyetlerini izlemekle görevlendirildiği örgüte ilişkin her türlü araştırmada bulunmak ve bu örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili delilleri toplamakla yükümlüdür... (7) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir: a) Türk Ceza Kanununda yer alan; 1.Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188)..." şeklinde düzenlenmiş iken 02.12.2016 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 27. maddesiyle, anılan maddenin birinci fıkrasında yer alan "ağır ceza mahkemesince oy birliğiyle" ibaresi "hâkim tarafından" şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkranın son cümlesi yürürlükten kaldırılmış ve yedinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan "Uyuşturucu" ibaresi "Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın uyuşturucu" şeklinde değiştirilmiştir. Değişiklik gerekçesinde ise; "Yargıtay Ceza Genel Kurulu, vermiş olduğu bir kararında, gizli soruşturmacının sadece örgüt kapsamında işlenen suçlarda görevlendirilebileceğine, 5271 sayılı Kanunun 139 uncu maddesinin yedinci fıkrasında sayılan ve münferiden işlenen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı ile Yargıtayın uyuşturucu suçlarına bakmakla görevli diğer ceza dairelerinin kararları doğrultusunda, bireysel uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçlarında adlî kolluk görevlileri gizli soruşturmacı olarak görevlendirilememektedir. Madde ile, uyuşturucu madde ticareti suçları ve özellikle sokak satıcılarıyla daha etkin mücadele edilebilmesi için bireysel olarak işlenen uyuşturucu ticareti suçlarında da gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi amacıyla 5271 sayılı Kanunun 139 uncu maddesinin yedinci fıkrasında düzenleme yapılmaktadır. Düzenlemeyle ayrıca, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi tedbirine ağır ceza mahkemesi yerine sulh ceza hâkimi tarafından karar verilmesi öngörülmektedir." açıklamasına yer verilmiştir. Yine uygulama tarihinden sonra 05.04.2023 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe giren 7445 sayılı İcra Ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 19. maddesi ile anılan maddenin dördüncü fıkrasına "Hâkim, soruşturmacının yedinci fıkranın (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan suç bakımından kamuya açık yerlerde ve işyerlerinde delil toplamak amacıyla ses veya görüntü kaydı yapmasına izin verebilir." cümlesi eklenmiş, değişiklik gerekçesi ise "Maddeyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 139 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına hüküm eklemek suretiyle, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu bakımından görevlendirilen gizli soruşturmacının delilleri kayıt altına alabilmesi amacıyla düzenleme yapılmaktadır." şeklinde açıklanmıştır. "Teknik araçlarla izleme" başlıklı 140. maddesi ise uygulama tarihi itibarıyla; "(1) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri bulunması ve başka suretle delil elde edilememesi hâlinde, şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyeri teknik araçlarla izlenebilir, ses veya görüntü kaydı alınabilir: a) Türk Ceza Kanununda yer alan;... 4. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), (4)... Suçları... (2) Teknik araçlarla izlemeye hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir. Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde kayıtlar derhâl imha edilir. (3) Teknik araçlarla izleme kararı en çok üç haftalık süre için verilebilir. Bu süre gerektiğinde bir hafta daha uzatılabilir. Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi hâlinde, hâkim yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir haftadan fazla olmamak ve toplam dört haftayı geçmemek üzere uzatılmasına karar verebilir. Teknik araçlarla izleme tedbiri ile birlikte gizli soruşturmacı görevlendirilmesi halinde bu fıkrada belirtilen süreler bir kat artırılarak uygulanır..." şeklinde hüküm altına alınmıştır. Bilindiği üzere, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi ve teknik araçlarla izleme tedbirleri ilgili kanun hükümlerinde sayılan katalog suçların işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesinin mümkün olmaması hâlinde uygulanabilen koruma tedbirleridir. Bu yönüyle söz konusu tedbirler, ceza muhakemesinde istisnai nitelikte olup temel hak ve özgürlüklere ağır müdahaleler içermektedir. Nitekim, Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklere yönelik müdahalelerin ancak kanunla ve kanunda öngörülen usul ve esaslara sıkı sıkıya bağlı kalınarak yapılabileceği açıktır. Bu nedenle vazııkanun, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi ve teknik araçlarla izleme tedbirlerini sıkı şekil şartlarına bağlamış ve uygulanmalarını belirli güvencelere tabi kılmıştır. Bununla birlikte, CMK'nın 139. maddesinin maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gizli soruşturmacıya, görevlendirildiği örgütün faaliyetlerini izlemek, bu kapsamda her türlü araştırmada bulunmak ve örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlara ilişkin delilleri toplamak yetkisi tanınmış ise de anılan düzenleme genel nitelikte olup gizli soruşturmacıya Kanun’da düzenlenen diğer koruma tedbirlerine kendiliğinden başvurma yetkisi verdiği şeklinde yorumlanamaz. Zira, bu yönde açık, belirli ve tereddüde mahal bırakmayacak bir düzenleme bulunmadığı gibi, temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirlerin genişletici yorumla uygulanması da hukuken mümkün değildir. Diğer taraftan, Anayasa'nın "Suç ve cezalara ilişkin esaslar" başlıklı 38. maddesinin altıncı fıkrası; "Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.", CMK'nın "Delilleri takdir yetkisi" başlıklı 217. maddesinin ikinci fıkrası ise; "Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir." şeklindeki düzenlenmiş olup anılan düzenlemelerle, ceza muhakemesinde kullanılacak delillerin hukuka uygun bir şekilde elde edilmesi gerektiği açıkça belirtilmiş ve delillerin serbestliği ilkesine de vurgu yapılmıştır. Buna göre bütün deliller hukuka uygun olarak elde edilmeli ve değerlendirilmelidir. Ceza muhakemesinde bir hususun hangi delille ispat olunacağı konusunda sınırlama bulunmayıp yargılamayı yapan hâkim, hukuka uygun şekilde elde edilen delilleri kullanmak suretiyle, sanığın aleyhine olduğu kadar lehine delilleri de araştırıp değerlendirerek, her türlü şüpheden arınmış bir neticeye ulaşmalıdır. Dolayısıyla yargılamaya konu olayın açıklığa kavuşturulması ve maddi gerçeğin bulunabilmesi için ispat amacıyla kullanılan her araç delil olarak kabul edilmiştir. Ancak maddi gerçek, her ne pahasına olursa olsun değil, hukuk kuralları içerisinde, şüpheli ve sanığın hakları korunarak araştırılmalıdır. B. Hukuki Değerlendirme Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında, sanığa isnat edilen uyuşturucu madde ticareti suçunun sübutuna ilişkin herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığı anlaşılan dosyada; Bakırköy 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 24.08.2021 tarih ve 5599 sayı ile; CMK'nın 139. maddesi uyarınca gizli soruşturmacı görevlendirildiği, aynı kararda anılan maddenin dördüncü fıkrası ile yedinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendine dayanılarak, yorum yoluyla gizli soruşturmacının ses ve görüntü kaydı almasına da izin verildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, bahse konu maddenin dördüncü fıkrasına 7445 sayılı Kanun’un 19. maddesi ile eklenen ve hâkim tarafından gizli soruşturmacının, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu bakımından kamuya açık yerlerde ve iş yerlerinde delil toplamak amacıyla ses veya görüntü kaydı yapmasına izin verilebileceğine dair düzenleme, söz konusu karar tarihinden sonra 05.04.2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle de CMK’nın 139. maddesine dayanılarak verilen görüntü ve ses kaydı alınmasına dair karar uygulama tarihi itibarıyla kanuni dayanaktan yoksundur. Bununla birlikte, görüntü ve ses kaydı alınması, niteliği itibarıyla CMK’nın 140. maddesinde düzenlenen teknik araçlarla izleme tedbiri kapsamındadır. Gizli soruşturmacı olarak görevlendirilen kişinin de kendiliğinden bu tedbire başvurması mümkün değildir. Bu bağlamda hüküm tarihi itibarıyla bu tedbirin uygulanabilmesi için anılan madde uyarınca ayrıca verilmiş bir hâkim kararının bulunması zorunludur. Somut olayda ise bu yönde alınmış bir karar bulunmamaktadır. Sonuç olarak; hukuki temeli bulunmayan bir karara dayanılarak teknik araçlarla izleme tedbirine ilişkin usul ve güvenceler bertaraf edilmek suretiyle elde edilen görüntü ve ses kaydının hukuka aykırı olduğu, bu şekilde elde edilen delillerin de CMK’nın 217. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükme esas alınamayacağı değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, hukuka aykırı delil niteliğinde olan görüntü ve ses kaydının değerlendirme dışı bırakılması sonrasında uyuşmazlık ele alındığında; sanığın, gizli soruşturmacı ile birlikte bahse konu kıraathaneye girdiğini, kısa bir süre sonra da gizli soruşturmacının tek başına dışarı çıktığını gören sorumlu kolluk görevlilerinin güven alımı anına ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı ve her ne kadar gizli soruşturmacı kendisine okunan rapor ve tutanak içeriğini doğrulasa da inceleme konusu olayı hatırlayamadığına yönelik beyanı dikkate alındığında; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin sanığa isnat edilen uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu kanıtlamaya yeterli olmadığından, kovuşturma aşamasındaki ikrarı ile suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım eden sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının oluştuğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olduğuna karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanık hakkında TCK'nın 192. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunmadığı düşüncesi ile karşı oy kullanmıştır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Ceza Dairesinin 23.12.2024 tarihli ve 2925-2290 sayılı mahkûmiyet hükmüne ilişkin direnme kararının gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, 2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.