Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/533 E. 2026/51 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/533
- Karar No
- 2026/51
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 10. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 58-209
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188/3, 62, 52, 53, 54... . maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.07.2015 tarihli ve 58-209 sayılı hükmün, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 25.02.2025 tarih ve 7775-1817 sayı ile; "Dosya kapsamına göre; tüm aşamalarda üzerinde ele geçen uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla satın aldığını söyleyen sanığın savunmalarının aksine; miktar itibarıyla kullanım sınırlarındaki uyuşturucu maddeyi satma veya başkalarına verme gibi kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna dair kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gibi sanığın bulunduğu yere 3-4 m. mesafedeki metruk binada bulunan uyuşturucu maddelerin sanığa aidiyetine dair de savunmasının aksine delil bulunmadığı sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 18.07.2025 tarih ve 346384 sayı ile; "…Sanık ...'nin ihbar üzerine ihbara konu adreste ve ihbarda belirtilen metruk binanın önünde satışa hazır halde 10 parça alüminyum folyoya sarılı uyuşturucu esrar maddesi yakalanması, bilahare sanığın önünde beklediği metruk binada yapılan aramada alüminyum folyoya sarılı 131 parça halinde esrar ve ağzı kilitli şeffaf poşetlerde bulunan 86... gram ağırlığında esrar ve 95 adet uyuşturucu niteliğinde tabletin ele geçirilmesi, sanığın emniyette susma hakkını kullanmış olması, savcılıkta üzerinde uyuşturucu madde bulunmadığına yönelik inkarı ve polisin suç uydurduğunu söylemesi, mahkeme aşamasında ise ‘Olay günü uyuşturucu madde almak için Beyoğlu'nda bir şahıstan uyuşturucu madde aldım, harebe ve yıkık bir evden, o arada operasyon oldu, beni yakaladılar, üzerimde, 10 fişek uyuşturucu madde yakalandı, ben bu 10 fişeği 110 TL ye almıştım. Üzerimde yakalanan skant isviçre otu diye geçmektedir. Ben uyuşturucu madde satmadım, metruk binada yakalanan uyuşturucu maddelerle bir ilgim yoktur, suçsuzum beraatimi istiyorum.’ şeklinde savunması birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan verilen mahkumiyet kararının onanması gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 21.10.2025 tarih ve 4941-10275 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONULARI Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; 1- Sanığın eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu mu yoksa kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu mu oluşturduğunun, 2- Eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğunun kabulü hâlinde; Özel Dairenin temyiz inceleme tarihinde dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin, Belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 10.12.2014 tarihli yakalama ve olay tutanağına göre; Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürülüğü Asayiş Büro Amirliğine bağlı olan ve 10.12.2014 tarihinde, saat 00.40 sıralarında Kocatepe Mahallesi, Yeni Kafa Sokakta devriye görevini yerine getiren kolluk görevlilerin yanına gelen ve açık kimlik bilgilerini vermek istemeyen şahsın; "Sizin polis olduğunuzu biliyorum. Bu mahallede ikamet ediyorum. Bir alt sokak olan ... Sokak üzerindeki üst katının yarısı yanmış, iki katlı metruk binanın önünde 25-30 yaşlarında ve 175-180 cm boylarında olan sarışın bir erkek şahıs sürekli bekliyor. Söz konusu şahıs geceleri burada uyuşturucu madde satıyor. Uyuşturucu maddeleri metruk binanın içinde saklıyor. Bu şahsı, yarım saat önce yine orada gördüm. Üzerinde fermuarlı kazak ile kırmızı renkli pantolon var." şeklinde ihbarda bulunduğu, görevlilerce emniyete gelmesi ve ihbara ilişkin olarak ifade vermesi talep edilen şahsın; kimlik bilgilerinin ortaya çıkması durumunda uyuşturucu madde satıcılarının kendisine ve ailesine zarar verebileceğini, bu nedenle yazılı beyanda bulunmak istemediğini ifade ettiği, edinilen bilginin doğruluğunun teyidi amacıyla görevlilerce Kocatepe Mahallesi, ... Sokağa gidildiğinde, ihbarda belirtilen eşkâlle uyumlu sanığın iki katlı metruk binanın önünde beklediğinin görüldüğü, söz konusu binaya yaklaşıldığı sırada sanığın görevlileri fark edip kaçmaya başladığı, kısa bir kovalamacadan sonra sanığın görevlilerce yakalandığı, üzerinde herhangi bir kimlik belgesi bulunmayan sanığın yapılan üst yoklamasında; her biri alüminyum folyoya sarılı olan ve toplam daralı ağırlığı 2,8 gram gelen 10 parça hâlindeki suç konusu esrarın ele geçirildiği, görevlilerce uyuşturucu maddeler muhafaza altına alındıktan sonra, refakate alınan sanık ile birlikte iki katlı metruk binanın önüne gelindiği, içinde kimsenin bulunmadığı binada görevlilerce yapılan kontrolde, giriş kapısına göre sağ tarafta bulunan masanın altındaki siyah renkli poşetin içerisinde; 131 tanesi alüminyum folyoya, 86 tanesi ise şeffaf kilitli poşete sarılı olan ve toplam daralı ağırlığı 202,2 gram gelen 217 parça suç konusu esrar ile her biri şeffaf kilitli poşete sarılı olan toplam 95 adet suç konusu tabletin ele geçirildiği, suç konusu uyuşturucu maddeler muhafaza altına alındıktan sonra sanığın emniyete getirildiği, burada görevlilerce yapılan Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sorgulamasında; sanık hakkında İstanbul 61. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/1004 esas numaralı dosyasında görülmekte olan dava nedeniyle, aynı Mahkemece yakalama emri düzenlendiğinin, İstanbul Asayiş Projesi (İSTAP) sorgulamasında ise sanığın, Haliç Polis Merkez Amirliğinin 2013/3270 sayılı dosyası kapsamında yağma suçundan şüpheli olarak arandığının anlaşıldığı, konu hakkında bilgilendirilen Cumhuriyet savcısının talimatlarına istinaden sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan işlem yapıldığı, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarının 30.12.2014 tarihli raporuna göre; sanığın üzerinde ele geçirilen 10 parça hâlindeki net 1 gram ve metruk binada ele geçirilen 217 parça hâlindeki toplam net 138 gram ağırlığındaki yeşil renkli bitki parçalarının, tetrahidrocannabinol etken maddesi içeren kenevir bitkileri olduğu, sanığın üzerinde ele geçirilen maddelerden net 0,5 gram; metruk binada ele geçirilen bitki parçalarından ise toplam net 69 gram esrar elde edilebileceği, metruk binada ele geçirilen 95 adet tabletin ise uyuşturucu ve uyarıcı maddelerden PVP, MDMA, 5-ME0-MIPT, MDDM ve amfetamin etken maddelerini içerdiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca gerçekleştirilen 2014/161826 sayılı soruşturma neticesinde 28.01.2015 tarih ve 3566-325 sayı ile; sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan TCK'nın 188/3, 53, 54, 55... . maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açıldığı, İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 03.07.2015 tarih ve 58-209 sayı ile; sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan TCK'nın 188/3, 62, 52, 53, 54... . maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Anlaşılmaktadır. Sanık soruşturma evresinde; olay tarihinde saat 01.00 sıralarında görevlilerce yakalandığını, her ne kadar olay tutanağında üzerinde uyuşturucu madde ele geçirilmediği belirtilmiş ise de bu hususu kabul etmediğini, üzerinde herhangi bir uyuşturucu maddenin ele geçirilmediğini, olay tutanağını ve isnat edilen suçlamayı kabul etmediğini, Mahkemede; uyuşturucu madde kullandığını, olay tarihinde üzerinde ele geçirilen on fişek hâlindeki suç konusu esrarı, metruk bir binada açık kimlik bilgilerini bilmediği bir şahıstan satın aldığını, söz konusu madde için 110 TL ödediğini, satın aldıktan kısa bir süre sonra görevlilere yakalandığını, uyuşturucu madde ticareti yapmadığını, metruk binada ele geçirilen uyuşturucu maddelerle herhangi bir ilgi ve irtibatının bulunmadığını, Savunmuştur. V. GEREKÇE A- Sanığın eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu mu yoksa kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu mu oluşturduğu; 1. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Uyuşturucu madde bulundurmak eyleminin, kullanmaya mı yoksa ticarete mi matuf olduğunun tespiti suç vasfını da belirleyecektir. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 15.06.2004 tarihli ve 107-1 36... .03.2012 tarihli ve 387-75 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere, eylemin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu mu yoksa kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu mu oluşturduğunun tayini için; a. Sanığın bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediği, b. Uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimi, c. Bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşidi ve miktarı, d. Sanığın uyuşturucu madde kullandığının tıbbi raporla tespit edilip edilmediği gibi kriterlerin her somut olay özelinde ayrıca tartışılması gerekir. 2. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Suç tarihinde devriye görevini ifa eden kolluk görevlilerinin yanına gelen ve açık kimlik bilgilerini vermek istemeyen bir şahsın, bir alt sokaktaki iki katlı metruk binanın önünde bekleyen ve üzerinde fermuarlı kazak ile kırmızı renkli pantolon bulunan, 25-30 yaşlarındaki şahsın uyuşturucu madde sattığını ve uyuşturucu maddeleri metruk binada sakladığını söylediği, söz konusu sokağa giden görevlilerin sanığı metruk binanın önünde beklerken gördükleri, binaya yaklaşıldığı sırada görevlileri fark edip kaçmaya başlayan sanığın kısa bir kovalamacadan sonra yakalandığı ve üzerinde 10 paket hâlindeki net 0,5 gram esrar, metruk binanın içinde yapılan kontrolde ise 217 paket esrar ile 95 adet tabletin ele geçirildiği olayda; Sanığın üzerinde ele geçirilen suç konusu uyuşturucu madde toplam net 0,5 gram olup bu hâliyle miktar itibarıyla kullanma sınırları içinde kalmaktadır. Sanık savunmalarında; uyuşturucu madde kullandığını, suç konusu esrarı kullanmak amacıyla tanımadığı bir kişiden satın aldığını, metruk binada ele geçirilen uyuşturucu maddelerle herhangi bir ilgisinin bulunmadığını beyan etmiştir. Olay tutanağı içeriğinde, sanığın üzerinde bulundurduğu ya da metruk binada ele geçirilen uyuşturucu maddeleri başkalarına satma veya verme gibi herhangi bir davranış içine girdiğine dair bir gözlemin ya da tespitin yer almaması da bu şekildeki savunmayı destekler niteliktedir. Dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alındığında; görevlilerce metruk binanın dışında sokak üzerinde yakalanan sanığın, söz konusu binanın içinde ele geçirilen uyuşturucu maddelerle ilgi ve irtibatı hiçbir tereddüte yer bırakmayacak, bu bağlamda kesin bir yargıya ulaşılacak şekilde ispatlanamamıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin ortadan kaldırılması ve suç konusu üzerinde ele geçen uyuşturucu maddeyi satma veya başkalarına verme gibi kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ilişkin tam bir vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı, metruk binada ele geçirilen uyuşturucu maddeler ile irtibatının kurulamadığı, in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince de bu yönde oluşan şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği, bu hâliyle sanığın sabit olan eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın sabit olan eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. B- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilen eylemin, Özel Dairenin temyiz inceleme tarihinde dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği; 1. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar TCK'nın "Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak" başlıklı 191. maddesinin suç tarihindeki hâli; "(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır..." şeklinde düzenlenmiştir. Öte yandan, TCK'nın 66. maddesinde, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle ortadan kalkacağı düzenlenmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda bu sürenin 8 yıl olacağı hüküm altına alınmıştır. Zamanaşımını kesen sebepler ise TCK'nın 67/2. maddesinde sayılmıştır. Buna göre, bir suçla ilgili olarak; a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararı verilmesi, c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi, d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi, Hâllerinde, dava zamanaşımı kesilecektir. TCK'nın 67. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, kesen bir nedenin bulunması hâlinde zamanaşımı, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak, dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması hâlinde ise son kesme nedeninin gerçekleştiği tarih esas alınacak, dördüncü fıkrası uyarınca da kesilme hâlinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır. Ceza Genel Kurulunun süreklilik arz eden birçok kararında açıkça vurgulandığı üzere, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hâllerden biri olan zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi hâlinde Mahkeme ya da Yargıtay, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir. 2. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Bir numaralı uyuşmazlık konusunda ulaşılan sonuçtan hareketle, sanığa isnat edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun yaptırımı, TCK'nın 191. maddesinin birinci fıkrasına göre, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmüştür. TCK'nın 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince bu suçun asli dava zamanaşımı süresi sekiz yıl, 67. maddenin dördüncü fıkrası dikkate alındığında kesintili dava zamanaşımı süresi ise on iki yıldır. Sanık hakkında dava zamanaşımını kesen en son işlem 03.07.2015 tarihli mahkûmiyet hükmü olup bu tarihten sonra dava zamanaşımını kesen veya durduran başkaca bir neden olmadığı gözetildiğinde, TCK'nın 66/1-e maddesindeki sekiz yıllık asli dava zamanaşımı süresinin Özel Dairece incelemenin yapıldığı 25.02.2025 tarihinden önce 03.07.2023'te dolduğu anlaşılmaktadır. Eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hâlin, başka bir deyişle, derhâl beraat kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmadığı ve daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali olmadığı da sabittir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının; A) Bir numaralı uyuşmazlık konusu bakımından REDDİNE, B) İki numaralı uyuşmazlık konusu bakımından DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE, 2- Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 25.02.2025 tarihli ve 7775-1817 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.07.2015 tarihli ve 58-209 sayılı mahkûmiyet hükmünün, sanığın eyleminin TCK'nın 191. maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden ve ulaşılan bu sonuç karşısında dava zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle BOZULMASINA, Ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün bulunduğundan, TCK'nın 66/1-e ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının dava zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.01.2026 tarihinde yapılan müzakerede bir numaralı uyuşmazlık konusu bakımından oy çokluğu, iki numaralı uyuşmazlık konusu bakımından ise oy birliğiyle karar verildi.