Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2026/851 E. 2026/4866 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2026/851
Karar No
2026/4866
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/606 E., 2021/849 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, itiraz edilmeksizin 14.01.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 19.11.2025 tarihli ve 2025/26955 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.01.2026 tarihli ve KYB - 2026/569 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.01.2026 tarihli ve KYB - 2026/569 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 03/02/2014 tarihli ve 2013/23474 esas, 2014/2417 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı Kanun’un 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve zamanaşımının denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, Sanığın 24.01.2009 tarihinde kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan eylemine uyan suç için öngörülen cezanın türü ve yukarı sınırına göre, dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl, anılan Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca olağanüstü dava zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu, suç tarihinin 24.01.2009 olduğu, sanık hakkında ilk mahkumiyet kararının 09.03.2010 tarihinde verildiği, sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 04.03.2015 tarihinde kesinleştiği, 29.04.2017 tarihinde yeniden kasıtlı suç işlediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 04.03.2015 tarihi ile denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği 29.04.2017 tarihi arasını kapsayan sürenin 5271 sayılı Kanun'un 231/8-son cümlesi gereğince duracağı, sanık hakkında ilk mahkumiyet kararı verilen tarih ile hükmün açıklandığı tarih arasında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı ve sanık hakkında ilk mahkumiyet kararı verilen 09.03.2010 tarihinden itibaren, hükmün açıklandığı 14.12.2021 tarihine kadar geçen sürede olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, kamu davasının düşmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 24.01.2009 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturcu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının 04.03.2009 tarihli ve 2009/2791 Soruşturma, 2009/4156 Esas, 2009/1308 sayılı iddianamesi ile Kartal 2. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. Sanık savunması 11.08.2009 tarihinde alınarak Kartal 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 09.03.2010 tarihli ve 2009/144 Esas, 2010/347 sayılı kararı ile, sanığın, TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62, 50/1-a, 52/2 maddeleri gereğince 6.000,00 Tl adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın temyiz kanun yoluna başvurduğu,

C. Dairemizin 17.09.2014 tarihli ve 2012/4279 Esas, 2014/8169 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmesini takiben, İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.02.2015 tarihli ve 2014/929 Esas, 2015/50 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2 ve CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 04.03.2015 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,

D. Sanığın denetim süresi içerisinde 29.04.2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 14.12.2021 tarihli ve 2021/606 Esas, 2021/849 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına ve sanığın TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi, CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün itiraz edilmeksizin kesinleştiği,

Anlaşılmıştır.

E. Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi kapsamında işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun TCK’nın 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık asli, TCK’nın 67/4. maddesi gereğince de 12 yıl kesintili zamanaşımı süresine tabi olduğu dikkate alındığında; Sanığın atılı suçu 24.01.2009 tarihinde işlediği, zamanaşımı süresinin, sanık hakkında verilen 24.02.2015 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 04.02.2015 tarihi ile denetim süresi içerisinde işlediği suç tarihi olan 29.04.2017 tarihi arasında dava zamanaşımı süresinin durduğu, denetim süresinde işlenen suçun tarihi olan 29.04.2017 tarihinden itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başladığı, zamanaşımını kesen ve durduran sürelerin hesaplanması sonucunda, sanık hakkında ilk mahkûmiyet kararı verilen tarih ile hükmün açıklandığı tarih arasında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı ve sanık hakkında ilk mahkûmiyet kararı verilen 09.03.2010 tarihinden itibaren, hükmün açıklandığı 14.12.2021 tarihine kadar geçen sürede olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından, davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi;

"Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

III. KARAR

A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İstanbul Anadolu 42. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.12.2021 tarihli ve 2021/606 Esas, 2021/849 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2026/851, K. 2026/4866, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2026-851-e-2026-4866-k-7400179b341d